Mükemmelsin Türkiye! Böyle başlamak istiyorum. Kime, hangi partiye verirseniz verin, ne düşünürseniz, kimi desteklerseniz destekleyin; bu seçimde olabilecek en güzel sonuçlar ortaya çıktı. Yazı başladığımda saat 1.45’i biraz geçiyor ve İstanbul’da durum ortada. Buraya geleceğim.

Türkiye’deki seçmenler şunu dedi:

  • Seçtiğim belediye başkanlarını tepeden inme şekilde görevden alma!
  • İstediğim belediye başkanı yerine başka bir belediye başkanını seçme, beni dinle
  • Partiye küsüp, başka partiye geçme
  • Partiden aldığın güç ile kendini fazla şişirme
  • ÇALIŞ! Çalışan bir şekilde işi götürüyor

Bunların dışında, başından beri Başkanlık sisteminin işe yaramayacağını, zarar vereceğini söylüyorduk. Ekonomi başta olmak üzere bir sürü konuda bize zarar verdi. Yetmedi ittifak yasası çıkartıldı. Türkiye, Amerika’daki gibi 2 partinin çekiştiği bir sisteme geçirilmeye çalışılıyordu. Bakıyorsunuz, AKP iktidarının işine yarayacağını düşündükleri her şey; başkanlık, yeni Anayasa, ittifak yasası… Hepsi iktidara bıçak gibi saplanmaya başladı.

Damattan bakan olmaz, bunu gördük. Milletin %50’sine iş birliği yaptığınız Fethullah Gülen’ci demek (ki taa eskiden beri Gülen’i sevmeyiz, eleştiririz), bununla da yetinmeyip; aklınıza gelen her şeyi yani terörist, vatan haini, FETÖ’cü, PKK’lı, şucu bucu demek, “beka sorunu var” demek İŞE YARAMAMIŞ.

Sanıyorum iktidar bunun farkına varacaktır.

 

İlginç Şekilde Herkes Kazandı

Ekonomik büyüme ile AKP’nin oy oranı arasında bir orantı var. Büyürsek, gelişirsek oylar artıyor ve küçülürsek kaybediyorlar. Halk ne demokrasi, ne özgürlüğü umursamıyor. Ekonomik güç önemli! Bu nedenle, önümüzdeki günlerde vergilerde, ÖTV’de falan sıkı indirimler gelecektir. Teşvikler gelecektir. Damat koltuğu bırakacak muhtemelen, daha tecrübeli ve iş dünyasının güveneceği bir bakan gelebilir.

Diğer partiler, adaylar falan kazandı. Herkes olması gerektiği gibi oldu neredeyse. Adana’da Zeydan Karalar’ın rkelam kampanyası çok hoştu, bana Kıbrıs’taki “Mustafa Akıncı’nın” reklam kampanyasını anımsattı hala (bknz o dönemde yaptığım video: Cumhurbaşkanı adaylarının reklam filmleri). Haliyle aldı.

Mansur Yavaş’a öncesinde, iftira attıklarında ve zafer konuşmasında dinledim; gerçekten çok düzgün bir insan. Bir kez daha takdir ettim.

Ekrem İmamoğlu…
İstanbul sonucu ne olursa olsun, Ekrem İmamoğlu bu süreci MÜKEMMELE şekilde yönetti. 2014’te, Ankara’da aynı şeyleri yaşadık fakat hâlâ AA’nın alternatifi çıkartılamadı. Yani ders çıkartılmamış. Fakat İmamoğlu’nun ekibi ve örgütlenmesi, interneti kullanması gerçekten iyi. İmamoğlu, bu süreçten çok iyi şekilde çıktı. Görünen, İstanbul’u kazandığı fakat 2014 Ankara’da olduğu gibi sabaha karşı ilginç işler yaşanbilir. Bu nedenle sahip çıkılmalı. Fakat kaybedilse dahi; İmamoğlu, en üst seviyeden giriş yaptı. Adı farklı noktalarda geçecektir.

Bu süreçte anladım ki, Ekrem İmamoğlu gibi birleştirici, sakin, örgütlenmeyi bilen, kritik anlarda da krizi yönetebilecek birini özlemişiz. Hepimiz özlemiş. O kadar çok kutuplaştık, o kadar çok bölündük ki… Ekrem İmamoğlu, çöldeki bir bardak buzlu su gibi geldi.

 

İstanbul’da Durum

Şu an itibarı ile (2.10), İstanbul’daki sandıkların %98,78’i açılmış durumda. Fakat 4 bin oy fark var. Üstelik YSK’da ve çeşitli yerlerde başabaş, hatta 100-150 oy kadar fark görüyoruz (buna AKP’nin içinden aldığım bilgiler dahil). İstanbul’da kullanılan oy sayısını tam bilmiyorum fakat 10 milyon 565 bin kişi oy kullanacaktı. 2 milyona yakın seçmen sandığa gitmemiş sanıyorum. 9 milyon desek; henüz girilmemiş 108 bin oy var. Üstelik CHP’li belediyelerden girişler az! Diğer bir durum 100 bin küsür oy “geçersiz” sayılmış ki ben AKP’li sandık görevlilerin “geçersiz” olması gereken bir çok oyu kendileri adına geçerli saydırdığını ve geçerli olabilecek oyların da muhalefet diye saydırmadıklarını biliyorum. Bu konuda ikna edebiliyorlar, iyi iş çıkartıyorlar. O yüzden İstanbul’da her şey bıçak sırtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ankara’daki konuşmasını dinlediğimde (yaklaşık); “İstanbul’da mevcut ilçe sayısından daha fazlası Cumhur İttifakı’nda veya başa baş. Bu ne demek? Halkımız belediye başkanı verse dahi ilçeleri Ak Parti’ye vermiş” gibi bir sözü oldu ve 16 büyükşehiri aldık dedi. 16 büyükşehir sayıldığında, İstanbul arada yok. Haliyle üzerinde büyük baskı olan AA’nın Ekrem İmamoğlu’nun kazandığı verileri gireceğini düşünüyorum. Tabi 2014’te olduğu gibi sabaha karşı “bir şekilde” İstanbul’da öne geçmeye çalışabilirler mi?

Her ne olursa olsun Anadolu Ajansı için bugün kara bir gündür. Vatandaşlık, vergiler, maaşlar, devlet kurumu… Bunlara girmeyeceğim. Fakat Türkiye’de değişim başladı. Hile, hurda, manipülasyon gibi kirli oyunlar sergileyen kurum başkanları ve çalışanları çok büyük bedeller ödeyecektir, emin olabilirsiniz. Anadolu Ajansı’ndan istifa gelmeli! Doğru sayılar girmeli ve istifa gelmeli. Yoksa çok büyük bedel ödeyeceklerdir. Şimdi değilse bile, ilerideki yıllarda gereken yapılacaktır.

Ekrem İmamoğlu birazdan açıklama yapacak, yazıyı yazarken açıklama yaparsa ekleyeceğim.
Düzenleme: 29 bin oyla öndeyiz, kalan tamamı Binali Yıldırım’a gitse bile, biz kazanıyoruz dedi.

Erdoğan, çok garantici davranıp İstanbul hakkında bir şey söylemedi. Doğru ve devlet adamına yakışır bir şey idi. Fakat Binali Yıldırım çok acele etti. İstanbul’da olay oldu bittiye getirilmek istendi, fakat Fenerbahçe’nin yanlış şampiyonluk kutlaması olayına döndü bu durum.

 

Hizmet Haritası

AKP, köyleri mahalle yaptı ve köylerin siyasi kimliğini ellerinden aldı. Çünkü kırsalda güçlüydüler ve kan kaybediyorlardı. Köyler mahalle olunca, il meclislerinde daha fazla güç topladılar. Bunlardan bir tanesi de Eskişehir idi. Geçtiğimiz dönemde Eskişehir İl Meclisi AKP’nin çoğunluğundaydı ve Yılmaz Hocaya iş yaptırmadılar, engellediler. Eskişehir’de bu seçimlerde de Yılmaz Büyükerşen sandıktan önde çıktı. Sanıyorum en yüksek oy oranıyla aldı (daha önce aldığı oylara kıyasla). Fakat daha önemli bir durum şu; eğer büyük bir değişiklik olmazsa, Eskişehir İl Meclisi’de CHP’de. Parti belediye başkanı ve il meclisi eş olmalı. Bu önemli, çünkü belediye başkanı ve il meclisi birbirini engellemez.

Türkiye’nin son durum şu (Anadolu Ajansı saatlerdir yeni veri girişi yapmıyor):

 

3 aşağı, 5 yukarı böyle olacak harita. Bursa, İstanbul gibi bazı başa baş yerler değişebilir. Fakat bundan daha önemlisi var ki, Erdoğan’da konuşmasında “Cumhurbaşkanı olarak 4 yıl birlikteyiz, mecliste çoğunluğumuz var. […] bazı yerlerde kazanmış olabilirler, bakalım nasıl yönetecekler” dedi.

Kayyum mu atacak? Sanmıyorum, ekonomi bu haldeyken sert şeyler yapamayacaktır.
Peki zorluk mu çıkartacak? Evet, kesinlikle.

Bunları neden anlattım, nedeni şu haritadır:

 

Bakın iki görseli karşılaştırdığınızda, Ankara ve İstanbul kazanılmış olsa bile il meclislerinde sıkıntılar yaşatılacak. Yılmaz Hoca kanunları ve yönetmelikleri iyi bildiği, Eskişehir’deki kameramanlara “yiğenim beni çek, evde hanım izliyor” diyen il meclis üyelerini parmağında oynattığı için bazı şeyleri yapabilse de; çok büyük zorluklar yaşamıştır. İstanbul ve Ankara’da çok daha büyük zorluklar yaşayacaklardır.

Maalesef “il meclisi” ile “belediye başkanı” haritalarındaki farklılık, hizmet konusunda bazı sorunları çıkartabilir. Fakat Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu, bu sorunların üstesinden gelebilecek gibi görünüyor. göreceğiz.

 

Sonuç Olarak

Ben bu seçimden dolayı gerçekten memnunum. Türk halkı beni umutlandırdı. Hatırladığım ilk seçimden bu yana, takip ettiğim ve izlediğim seçimler arasında en demokratik olanı, halkın kararının herkese ulaştığı bir seçimdi. Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına teşekkür ediyorum. Oyunuz ve siyasi görüşünüz ne olursa olsun çok güzel bir seçim oldu. Herkesin kulağını çektiniz. Fakat Türkiye’de bir değişim başlamıştır.

Erdoğan’ın konuşmalarından da bir şeyler çıkartabiliriz. Eğer dediklerini yaparsa; ekonomik olarak damadın “niymiş bu yıpısal rifurmlar” sözüne karşılık, “reformlar yapacağız” dedi. Teşvik, ARGE, savunma, ilaç, iletişim, gıda (hayvancılık ve tarım), bilim ve teknoloji, spor ve sanat gibi alanlarda ciddi yapısal reformlar ve açılımlar bekliyorum. Erdoğan’ın da bazı şeyleri anladığını düşünüyorum. Fakat herkesin alım gücü düştü. En basitinden “arabada,, dünyanın en fazla vergi veren” ülkesiyiz. Bunlar falan değişecektir.

**

Ekrem İmamoğlu’nu tanıdık ve politikaya kazandırdık. Mansur Yavaş, güzel işler yapabilir. Gerçekten memnun oldum çünkü örgütlenme, birleştiricilik, kriz yönetimi, devlet insanı gibi bir çok özelliği öğrenebileceğim insanlar gözümüzün önünde olacaktır.

Anadolu Ajansı artık bitmiştir. Daha da kötüsü Anadolu Ajansı’nın her seçimde böyle davrandığını bilmemize rağmen karşılığında bir alternatif üretilemedi. Muhalefet ders almamış, Ekrem İmamoğlu kendi çabasıyla bir şeyler yapmış gibi görülüyor. Anadolu Ajansı’nın bu duruma düşmesi kötü. Fakat istifa bekliyorum. Anadolu Ajansı’nın yapısı ile ilgili çalışmalar yapılmalı. Daha özerk (Merkez Bankası tarzında) bir yapıya kavuşmalıdır.

**

Ben hâlâ seçimleri takip edeceğim fakat saat 2.40 olmuş. Gördüğünüz gibi bu az ve kaynak gerektirmeyen yazı bile 1 saatimi aldı. Sonuçlar çıksın, sakin kafayla daha geniş bir yorum yazabilirim (gerekirse). Fakat kişisel olarak bu sonuçlardan çok memnunum. Tek olay, İstanbul. İstanbul, İmamoğlu’nun hakkı. Terbiyesizliğinin gereği yok.

Umarım bundan sonra kutuplaştırıcı, “seçmeni olmayanları” dışlayıcı tutumu değişir. Çünkü bu işin mayalanmadığı, tutmadığı gün gibi ortadadır.

 

Kılıçdaroğlu

Son olarak bunu eklemem gerek; bugüne kadar muhalefetin yaptığı her şey doğrudan veya dolaylı şekilde iktidara yaradı ve iktidarın yaptığı çoğu radikal işler (Başkanlık, ittifak yasası vs), kendisine zarar verdi. Bu seçimde CHP kazançlı çıkmış gibi görülebilir. Üzüldüğüm nokta şu olacaktır, bu başarı Kılıçdaroğlu’nu 5 yıl daha o koltukta tutabilir. Ne yazık ki CHP kendi içinden yeni yüzler ve kişiler çıkartamıyor. Bu eskiden kalma bir sıkıntı. Delegelerin sıkıntılarından, köşe başlarının dinazorlar tarafından tutulmasına kadar bir sürü neden var. Fakat sonuç parti gittikçe köken ve mezhep partisi olma yolunda ilerliyor.

Bu seçim kimsenin başarısı değil ama birilerinin başarısızlığıdır. Kutuplaştırmaya çalışanların, iftiracıların, iki yüzlülerin, hile ve ayak oyunları oynayanların başarısız olduğu bir seçimdir. Halk, bunlara başvuranların kulağını hafifçe çekti.

 

Yeni Parti Tehlikesi

Önümüzdeki bir kaç ay içinde yeni bir parti kurulabilir. AKP zayıflamaya başlamışken, Abdullah Gül ve Ali Babacan isimlerinin geçtiği bir parti kurulabilir. İnsanlar ise “Erdoğan’dan kurtulacağız” diye bu partiye oy verebilir. Fakat yağmurdan kaçarken doluya tutulmak olacaktır. Çünkü daha tehlikeli bir iktidar gelebilir.

Bu nedenle biraz tedirginim. Fakat bildiğim bir şey var; artık Türkiye’de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Kim iyi örgütlenirse, süreci iyi şekilde kontrol edecek. Her değişimde olduğu gibi, Türkiye’de de önümüzdeki yıllarda belirsizlikler olacaktır. İran’ı hatırlatırım. Şahtan kurtuluyoruz derken, solcular falan gaza gelmişti ancak süreci yönetenler solcular değildi. Şahtan kurtuluyoruz derken Humeyni gelmişti. Şimdi boğuşuyorlar. Aynı süreci yaşayacağımızı düşünmüyorum ama benzer şekilde “Erdoğan’dan kaçarken” bizi yanlış bir yöne sürükleyecek ama bunu Erdoğan’dan daha sinsi ve profesyonel şekilde, yani ruhumuzun duymayacağı şekilde yapabilecek birilerine tutulmamak gerek.

%d blogcu bunu beğendi: