Ortalama okuma süresi: 5 dakika

Yazacaklarım, günümüz Türkiye’sinde ütopik gelebilir. Türkiye’nin kendisi başlı başına gerçekleşen kötü bir ütopya oldu. 2025’e kadar daha da kötüleşecek.

Televizyonda sabahtan akşama kadar psikopatça yayınlar var. Kavga, gürüldü, dövüş, kadına şiddet… Hepsi alenen yanında. Yarışma programını açıyorsun, orada bile tartışma var. Hiçbirine engel ve düzenleme gelmiyor. Fakat her gün görebileceğiniz kan, sigara, alkol yasaklı. Dahası milletimiz bunları sevdi, psikopatlar fazlasıyla tutuluyor. Psikopat televizyon yarışmacısının papağınını öldürmesi (bknz: şiddete uğrayan papağan), hayvanlara yapılan eziyetler (paranızla maaş alan ve yetki verdiğiniz insanların sizi korumaması) say say bitmez.

Ufacık köpeğin ağzına taş koyup, sopayla boğazına ittirip öldüren psikopatlar, eşeği gölete atan minik psikopatlar… Say say bitmiyor. Twitter olmasa, tutuklanmayacak. O da gaz almak için, sonra salınıyor. Daha kötüsü artık Twitter üzerinden bir adaleti sağlama geleneği gelişti. Evet Twitter’a yazılıyor çünkü mevcut sistemde kimsenin vicdanını rahatlatan cezalar verilmiyor. 2024’e doğru halifelik ve İslami hukuk nedeniyle bir temel atılıyor. “Mevcut sistem yetersiz” denilecek. AYM’ye ayar, sonra halifelik söylemleri ve 2024’te bunun çabası (ki muhtemelen getirecekler).

Bunları ve dahasını anlattım fakat 2030’da işler değişecek. 2030’a doğru değişmeye başlayacak. Dolayısıyla 2030’dan sonra ben yapılacakları anlatayım.

Petshop ve Hayvanat Bahçelerine Yasak Gelecek

Devletin işi denetlemektir. Bir numaralı işi bana göre budur. Yasa yapar, sistemi oturtur ancak denetleyecek. DENETLEME! Denetim yoksa olmaz. Makas atan manyağı, kırmızıda geçerek herkesi riske atan şerefsizi, nehre pislik atan şirketleri, raflardaki ilaçları ve ürünleri… HER ŞEYİ DENETLEYECEK!

Türkiye’de ise en büyük sorun denetimde. Çünkü denetleyenleri denetleyen yok. Başkanlık sistemi ile birlikte TBMM’nin bakanları ve yürütmeyi denetleme yetkisi ellerinden alındı. Milletin zaten canına minnet. Haliyle işler sarpa sardı.

Petshop denilen hayvan dükkanları (Cem Yılmaz’ın joystick olayı gibi, Türkçesini koyamıyorlar) ve hayvanat bahçeleri neden açılıyor? KÂR YAPMAK İÇİN! Gezen tavuk ve yeni nesil hayvancılık konusunda bir kaç yazım vardı fakat kısaca anlatayım.

Gezen Tavuk Olayı

Tavuklar artık “modifiye ediliyor”. Bildiğiniz tüketime uygun hale getiriliyor. Çabuk büyümesi ve şişmesi gerek. Nasıl olacak? Önceden tavuklar domates kasası gibi bir kasanın içine konuluyordu. 5-6 tanesi aynı yerde idi ve hareket etmiyorlardı. Yemler önünde, yumurtalar ise özel mekanizma ile toplanıyordu. Örnek:

Hareketsiz kaldıkları için şişiyorlar. Fakat zararlı. Köydeki tavukçuluk ile ilgisi yok. Tamamen yeme, içme ve yumurta yapma üzerine kurulu. Bildiğiniz hapishane hayatı yaşıyorlar. Zamanı gelince kesiliyorlar. Bitti.

Hayvan hakları ile ilgili çeşitli adımlar atıldı ve tepki görmeye başladı. Ya sonra? Sonrasında bu yasaklandı fakat “yiyecek sanayisi” yeni bir çözüm buldu, ismi de çok güzel: “GEZEN TAVUK”. Ne kadar güzel değil mi geziyor? İşte gezen tavuk şudur:

Artık ne kadar gezebilirse…

Burada doğal yaşamdan kopartılmış hayvanlar hareketsizlikten dolayı hastalanıyor. Bunu engellemek için antibiyotik basılıyor.

Sadece tavuk değil, ette de durum aynı. Şirketlerin amacı kâr yapmak olduğu için; yeni doğan buzağı, annesinden alınıyor. Çünkü içtiğiniz ayran, yediğiniz peynir ve süt ürünleri, buradaki sütle yapılıyor. Yavrunun yediği süt, kârdan götürüdür. Bu nedenle yavru farklı mamalarla besleniyor, antibiyotik basılıyor, hormon ve bir sürü yapay şey basılıyor.

Köylüler vicdanlıydı. Önce yavruya süt içirip, kalanını satarlardı. Oysa şirketler acımasız. Türkiye’de büyükbaş hayvancılığın bu kadar kötü olmadığını düşünmek istiyorum. En azından büyük firmaların nezdinde. Fakat dünyada üretilen antibiyotiklerin yarısından fazlasının hayvanlara verildiğini de unutmayın.

“Ben var ya hiç antibiyotik içmem, taş gibiyim…” diyorsunuz ya, yediğiniz ve içtiğiniz ürünler? Tarım desen daha beter bir durum söz konusu. Parafinle kaplanan elmaları mı söyleyeyim yoksa vahşi tarım nedeniyle kaybettiğimiz toprakları mı anlatayım?

DENETLEME olmazsa, ne geleceğimiz güvende olur ne biz güvende oluruz.

Petshop ve Hayvanat Bahçeleri

Konumuza geri dönecek olursak, petshop denilen hayvan dükkanları ve hayvanat bahçeleri neden açılıyor? Çocuklarınızla güzel vakit geçirin diye mi? Tabii ki KAR YAPMAK İÇİN! KÂR KÂR KÂR… Bitti. Büyük yerlerde ve vicdanlı insanlarda belki bazı şeyler denetlenebilir ancak… İşte ancak olan bölümü ürkütücü.

**

Ben sürekli anlatıyorum da buyrun veteriner anlatsın. Petshoplardaki tehlikeye bakar mısınız? Hayvanlar tamamen mal. Bildiğiniz bardak, çanak, çömlek gibi. Çocuklar “aa ne güzel” desin diye vitrinlerde. Sevgi yok, ilgi yok, sağlıklı koşullar yok; denetleme desen hiç yok! Trafikte ne kadar denetleniyorsanız, işte ne kadar denetleniyorsanız, burada da o kadar denetleme var.

Bu nedenle petshop ve hayvanat bahçeleri kademeli olarak yasaklanacak. Çok sıkı denetleme ile annesinin yanında olan hayvanlar, ancak veteriner kontrolü ve çeşitli aşamalarla sahiplendirilecek. Satış olabilir, fakat çeşitli aşamalar ve denetlemeler olacak. İStersen van kedisi çiftliği kurabilirsin ancak bunların çok sıkı denetlemeleri olacak. AVM’lerde falan hayvan satmak yasak olacak. Eğer acımasızlık yapılırsa, kurallara uyulmazsa bırakın hayvan satmayı, kaldırımda köpek boku temizleme işini bile yapamaması gerek.

Hayvanat Bahçelerine Alternatif Nedir?

Çok basit, evcil ve yabani hayvanlar tedavi ediliyor mu? Ediliyor. Barınaklar var mı, çiftlikler var mı? Var. Buralara gidip, para vererek hem hayvanların tedavisi ve bakımına katkıda bulunacaksınız hem de çocuklarınıza hayvanları alıştırabilirsiniz. Kaldı ki hayvanat bahçesine gidip maymun, kaplan görmek nedir? Nasıl bir aptallığın sonucu bu anlamak zor. Sırf senin gibi bir salağın yarım saatlik zevki için, hayvan ömrünü parmaklıklar arasında geçiriyor. Hiçbir hayvana bunu yapma hakkınız yok.

Herkes vegan olsun, köşe başına su kabı bırakın falan da demiyorum; bunları yapan vicdanlı insanlar var. Siz o mama ve su kaplarını devirmeyin, içine çöp atmayın yeter. Hayvanların vahşice kesilmesine direnin yeter. Hayvanat bahçelerine gitmeyin, AVM’deki petshoplardan satın almayın yeter. Sokaktaki hayvanın katledilmesini desteklemeyin yeter. Sakin hayvanın yanından geçerken bile ejderha görmüş gibi davranıyorsunuz. Sevginin insana, köpeğe, ağaca olanı yoktur; sevgi içinizde ya vardır ya yoktur. İnsanları, hayvanları, doğayı, ya seversiniz ya sevmezsiniz. Buradaki sevmek illa gidip okşamak anlamına gelmez. Sevgisiz büyüyen, kendini prens/prenses zanneden, bencil bir toplumuz. Hepsi bu.

2030 Projesi: Hayvanların Takibi Yaptırımlar,

Hayvanlar, “veteriner eşliğinde” sahiplendirilecek. Üstelik bu sisteme geçilecek. Kimlikleri olacak, polis ve zabıtalar falan sizi durdurup sorabilecek. O sistemden aşıları, ameliyatları vs kontrol edilecek. 4 ayda bir (ya da ne kadarsa belirlenir), veterinere götüreceksiniz. Hem bakım hem de kontrol için. Ölünce, veterinere götüreceksiniz. BİLDİRECEKSİNİZ YANİ. Kaçması, öldürmeniz, sokağa atmanız durumunda da ağır yaptırımlar gelecek. Gerçekten ağır yaptırımlar.

Hayvan bakamayan birisinin, çocuk bakması konusunda şüphelerim var. Hayvana eziyet eden birileri zaten çok ağır cezalarla yüzleşmeli. Bunların kontrolü olacak, takibi olacak, yaptırımları ve DENETLENMESİ olacak evet denetlenme. Ne milletimizin ne de devletin bilemediği DENETİM. Her bulduğuna ceza yazmak anlamına gelmiyor, uyaracaksın ve “bak yanlış yaptın” diyeceksin. Amaç öğretmen ve düzen sağlamak. Anlamıyor, dinlemiyor, diretiyorsa; o zaman ağır cezalar gelecek. Vergiler gelecek.

İstanbul köylerinde lüks cipler ile, cins köpekleri (ki dalmaçyalı bile var) getirip, bırakıp kaçıyorlar. 2 milyonluk araçla, bilmem kaç bin liralık köpekleri atıp gidiyorlar. Ciğeri beş para etmez insan müsveddeleri!

**

Bunlar ve nicesi yapılacak. Burası resmen Teksas’a döndü. Hayvana eziyet, çocuğa taciz, kadına tecavüz… Hiçbir şeye yaptırım yok. İyi olan insanın başına hiçbir şey gelmeyecek. Buna garanti edilecek bir sistem gerek. Vergisini veren, ahlaklı, dürüst insanların evine kimse dayanmayacak. İsterse Cumhurbaşkanına sövsün. Fakat sokağa çöp atarsan, vergi kaçırırsan; geçmiş olsun. Devlet ensende boza pişirecek. Kırmızı ışıkta geçmek haa? Ehliyetine el konulup, 2 hafta boyunca bir SALAĞA ANLATIR GİBİ bütün kuralları dinleyeceğin zorunlu kurslar… Yere çöp mü attın? 2 gün boyunca o mıntıkayı sen temzileyeceksin.

Sepette çürük elmalar var. Bunlar denetlenip temizlenmezse, git gide diğer elmaları da çürütüyor. Türkiye’de olan bu. Değişecek.

2030’da görüşmek üzere.

 

Son Değişiklik: 27/10/2020 - 12:22