ABD’nin Atina (websitesinde geçtiği üzere [1], Helenik) Büyükelçisi Geoffrey R. Pyatt’ın açıklaması olmuş. Buna geleceğim. ABD şu anda Dedeağaç’a (Yunanistan’da Türklerin yaşadığı bölge), bin adet askeri araç ve 120 helikopter YIĞIYOR [2]. Sadece bununla da kalınmıyor ve 3 bin ABD askeri bölgeye gelecek ve bir bölümü Yunansitan’da kalırken diğerleri Romanya, Bulgaristan’a dağılacak. Habere göre 1 ay önce de 600 ton yük taşıma kapasiteli USNS Yuma katamaran nakliye deniz aracı, onlarca helikopter, tank ve zırhlı araç indirmişti. Bunlar ise Bulgaristan, Romanya, Kosova, Macaristan’a kaydırılmış.

15 Ağustos 2020 tarihinde, “ABD hiçbir zaman dost ve müttefikimiz olmadı” başlıklı yazıyı kaleme almıştım. Bu yazı bir anlamda bunun devamı olabilir ve mevcut ilişkilere değineceğim. Fakat kısaca diğer yazıyı hatırlatayım ve neden ABD’yi dost ve müttefikimiz olarak görmediğimiz anlatayım.

Dost ve Müttefik Nedir?

TDK’ya göre:
Müttefik: Arapçası müttefik olan sözcüğün Türkçesi “bağlaşık”. Bağlaşık ise, ilk anlamında “aralarında anlaşma ve sözleşme sağlanmış olan kimse” fakat ikinci anlamı önemli, “sonuç, sebep gibi birbiriyle sıkı sıkıya bağlı ve karşılıklı bağımlı olan”.
Dost ise: sevilen, güvenilen, yakın arkadaş, gönüldaş, iyi anlaşılan kimse, düşman karşıtı. İyi geçinen, aralarında iyi ilişki bulunan gibi anlamlara gelen kavramlardır.

Yukarıdakilere göre ABD kesinlikle dostumu değil, müttefik mi? Anlaşma var ama net olmadığını düşünerek, “uluslararası ilişkiler” biliminden yola çıkarak açıklama yapayım. Müttefikten çok ittifak konusuna yoğunlaşmamız gerekecek (siyaset bilimi açısından). Normal şartlarda “dış politikada karar alma mekanizmalarını” anlatmak, bilmek gerek ancak yazı gereksiz uzayacak. Kısaca değinmeye çalışacağım.

Merak edenler, dış politika analizi (foreign policy analysis) derslerini Açık Öğretimin “dış politika analizi konu anlatımı” dersleirni izleyebilir ve çok sevdiğim Barış hocanın (Barış Gülmez), youtube’daki 2,5 saatlik videosu olan “[Dış Politika ve Diplomasi Dersleri 1] Dış Politika Karar verme modelleri” derslerini (kanalda başka güzel videolar da mevcut) izleyebilir.

Uluslararası ilişkilerde “ittifak” söylemlerini genelde neo-realistlerde görürüz. Realistler, uluslararası ilişkilerde devletler üstü hiçbir güç olmadığı için bir kaos olduğunu düşünür (siyaset bilimi diliyle, anarşi). Anarşik düzende her devlet, kendi varlığını korumak amacıyla adım atar. Bunlar içerisinde silahlanma, anlaşmalar (müttefik/ittifak), birlikler gibi çeşitli davranışlar vardır.

İttifak ise: bir ya da birden fazla devletin, güvenlik işbirliği için resmi ya da resmi olmayan anlaşmalarıdır [3].

Liberaller ise, “ittifaklar” yerine ekonomik karşılıklı bağımlılığı (interdependence) ve işbirliğini savunuyor. Ekonomik ilişkileri olan, işbirlikleri olan (kültür, üretim vb) ülkelerin birbirleriyle savaşmayacağını düşünüyor.

Amerika ile Yakın Zamanda Yaşananlar

Sanıyorum Türkiye ile Trump döneminde yaşananları detaylıca yazmaya gerek yok fakat bir hatırlatma olsun:

  • Füze savunma sistemleri istendi, verilmedi. Bunun üzerine ihale açıldı, Çin kazandı, iptal edildi. S-400’lere yöneldik ve S-400’ler bahane edilerek F-35 programından çıkartıldık.
  • ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, “Türkiye’nin bölgedeki eylemleri bizi derinden endişelendiriyor” dedi [4].
  • Rahip Brunson krizi ile karşılıklı yaptırımlar oldu ve ekonomik sıkıntılar başgösterdi. İlgilenenler için: “adım adım Brunson krizi: Nereden çıktı, nasıl çözüldü? [5]“.
  • Trump, çelik ve aleminyumda gümrük vergilerini arttırdı ve TL değer kaybetti. Bunu da tweetlemişti.
  • Trump’tan, en az Johnson mektubu kadar nezaketsiz ve diplomasiden uzak başka mektup [6]: Suriye’ye yapılan operasyon ile ilgiliydi ve “Eğer bu işi doğru ve insani bir şekilde yaparsanız tarih de sizi iyi yazar. Eğer iyi şeyler olmazsa, sizi sonsuza dek hep bir şeytan olarak görürler. Sert adamı oynama. Aptallık etme! Seni sonra arayacağım” sözlerini içeriyordu.

Bunların dışında Halkbankası olayı, Reza gibi ufak ve büyük nice olay vardı.

Bunların dışında günümüzde yaşanan bazı gelişmeler var.

ABD’nin Terör Örgütlerine Yardımı

Afganistan’da komünistlere karşı radikal İslamcıları destekledi, büyüttü. Sonuçlarını hesap etmeden ve BM kararı olmaksızın Irak’a girdi, Saddam’ı devirdi. Arap Baharı adı altında, hazır olmayan halka demokrasi getirmeye çalıştı. Bütün bunların sonuçları oldu.

  1. Radikal İslamcılar; silah aldı, eğitildi.
  2. Saddam’ın özel kuvvetler birliği dağılmadı, saklandı. Irak’tın parçalanma süreci başlatıldı (bknz: cetvelle çizilen ülkeler: Suriye ve Irak ayrıca, “Orta Doğu’da ülkeler neden üçe bölünüyor?“).
  3. Arap Baharı ile mevcut hükumetleri ve devlet güçlerini parçaladılar. Devlet gücü çekildiğinde ortaya çıkan boşlukları çeşitli gruplar doldurdu.

Bu üçü bir yerde birleşti: IŞİD. Savaşmayı bilen, silahlı, gücü olan ve radikal İslamcıların desteklediği IŞİD büyüdü. Daha sonra Afganistan’da komünizme karşı radikal İslamcıları kullanan Amerika, radikal İslamcılara karşı sosyalist yapıda olduğunu iddia eden(!) PKK’nın Suriye ve Irak kollarını kullanmaya, desteklemeye başladı.

ABD’li yetkililerin açıklamalarına göre YPG’ye verilecek silahlar içinde makineli tüfekler, zırhlı araçlar, mühendislik ekipmanları, havan topları, omuzdan ateşlemeli silahlar ve bunlara ait mühimmatlar var [7]. YPG’yi, Fransa ve Rusya’da desteklemektedir.

Güney tarafımızda böyle bir girişime bulunan Amerika, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin yaptıklarından rahatsız. Yunanistan ile Savunma İşbirliği Antlaşması hem yenilendi hem kapsamı genişletildi.

Eski başbakan ve ana muhalefet partisi SYRIZA’nın Genel Başkanı Aleksis Çipras, ‘Bugün imzasıyla birlikte Bay Miçotakis, sömürge sonrası hükümetin Yunan topraklarında süresiz yabancı askeri tesislere izin veren ilk başbakan oldu.’ dedi. Çipras anlaşmanın Türkiye’ye karşı destek gibi bir taahhüt anlamına da gelmediğini belirtti. [8]

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, imza töreninde yaptığı konuşmada Yunanistan’ı, “güçlü ve güvenilir bir müttefik” olarak nitelendirdi ve Savunma İşbirliği Anlaşması’nın yenilenmesinin “Doğu Akdeniz ve ötesinde güvenliğe ve istikrara katkıda bulunacağını” söyledi [9]. Yunanistan, Türkiye’nin çıkartıldı F-35 programına dahil olmak istediğini de iletti.

Savunma İşbirliği Antlaşmasının İçeriği

Blinken, “Bu yenileme, anlaşmanın süresiz olarak yürürlükte kalmasını sağlayacak ve ABD güçlerinin Yunanistan’daki mevcut üslerin dışında ek olarak başka üslerde de eğitim ve faaliyet göstermesine olanak tanıyacak. Bugün savunma iş birliğimizi daha da güçlendiriyoruz.” ifadesini kullandı [9].

Geçerlilik süresi 5 yıl olacak. Daha önce, protokol her yıl yenileniyordu. Yunanistan, ABD silahlı kuvvetlerine kolaylıklar sağlamak amacıyla, 4 bölgedeki (Dedeağaç, Girit, Stefanoviko ve Litohoro) bazı askeri altyapı ve tesislerini tahsis edecek.

Taraflar, karşılıklı anlaştıkları takdirde, Yunan Silahlı Kuvvetlerini’nin başka tesislerini de ABD’ye askeri kolaylık sağlamak için tahsis edilebilecek. Bu madde Atina’da, gelecekte ABD silahlı kuvvetlerine kolaylıklar sağlanacak bölgelere Ege adalarının da dahil edilebilmesi ihtimali olduğu şeklinde yorumlandı.

Taraflar, silahlı saldırı veya silahlı saldırı tehdidi gibi barışı tehdit eden eylem veya teşebbüslere karşı, güvenliklerini, egemenliklerini, bağımsızlıklarını ve toprak bütünlüklerini karşılıklı korumaktaki kararlıklarını tekrarlıyorlar. Yunan dışişleri kaynakları, bu madde sayesinde, ABD’nin, Türkiye’den saldırıya uğraması halinde Yunanistan’a yardım edeceğini ileri sürdüler. [10] [11]

Girit ve Dedeağaç’ta varlığı çok tehlikeli şekilde güçlendiriliyor. Dedeağaç, İpsala sınırına 45km. uzaklıkta.

Fransızlar ile Güvenlik ve Savunma Anlaşması

Yunanistan, kısa bir süre önce “Savunma ve Güvenlik Alanlarında İş Birliğine Yönelik Stratejik Ortaklık Anlaşması” imzalanmıştı. Bu antlaşma neyi ifade ediyor bakalım: [11]:

  • Miçotakis, anlaşma çerçevesinde Yunanistan’ın Fransa’dan 3 adet Balherra sınıfı fırkateyn alma kararına da dikkati çekerek Yunan Silahlı Kuvvetlerinin bu kararla güçleneceğini iddia etti.
  • Miçotakis “Bir saldırı halinde Avrupa’nın tek nükleer gücü ve BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi olan tek Avrupa Birliği ülkesi (Fransa) ülkemizin yanında olacak.” dedi. (Cihat Yaycı bu söylemi uluslararası mahkemelere taşımak gerektiğini söyledi ki haklıydı, yine Türk hükumeti uyudu).
  • Anlaşma savunma, dış politika ve silahlanmada iş birliği öngörüyor
  • 28 Eylül’de Yunanistan, Doğu Akdeniz’deki en büyük destekçilerinden Fransa’yla 3 milyar euro değerinde bir savunma işbirliği anlaşması imzalamıştı
  • Eylül ayında Yunanistan, Fransa’dan altı Rafale savaş uçağı alacağını açıklamıştı. Bu altı uçak, Ocak ayında anlaşması imzalanan 2,5 milyar euro değerindeki anlaşmayla alınacak olan 18 uçağa ek olarak alınacak. (40’a tamamlanacak)

Buna karşı eski Başbakan ve muhalefetteki Çipraz’ın itirazı şu yönde:

Anlaşmayı sert sözlerle eleştiren Çipras, “Fransa, Rafale (savaş uçağı) ve fırkateynler için, Yunanistan gibi borç yükü yüksek olan, borcu gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 210’una ulaşmış bir ülkeden, Yunan savunma sanayinin katılımına dair hiçbir garanti olmaksızın 7 milyar euro alıyor.” dedi [13].

Yunanistan’ın NATO’ya Dönmesini Veto Etmeyen Darbe Yönetimi

1974 Kıbrıs Barış Harekâtından sonra Yunanistan, NATO’ya karşı (tabirin kusuruna bakmayın artık) ergence davranarak, NATO’dan ayrılmıştı.

Türkiye Temmuz 1974’de yani müdahaleden kısa bir süre sonra 714 sayılı NOTAM’ı ilan ederek Ege üzerinde 50 millik alanda uçuşları kendi iznine tabi kıldı. Zor durumda kalan, Ege’deki komuta-kontrol yetkisini kaybeden Yunanistan 1976 yılında yani iki yıl sonra NATO’nun asker kanadına dönmek istediğini bildirdi ancak Türkiye bunun için Ege’deki komuta-kontrol alanlarının yeniden belirlenmesini şart koştu. NATO Avrupa Kuvvetler Başkomutanı Alexander Haig ve ardından bu göreve gelen Gen. Rogers hem Bülent Ecevit hem de Süleyman Demirel nezdinde girişimde bulundular ama sonuç alamadılar.

Taraflar arasındaki anlaşmazlık sürdü. 70’lerin ikinci yarısında Sovyetler Birliği’nin Akdeniz’deki etkinliği artınca, özellikle Sovyetlerin Afganistan’a müdahalesinin ve İran’daki ABD yanlısı Şah rejiminin yıkılışının ardından Batılı güçler Yunanistan’ın NATO’nun askeri kanadına dönmesi için baskılarını artırdılar [14].

Daha önce blog üzerinde bahsetmiştim. 1973 OPEC krizinden sonra, neo-liberal politikalar da değişti. Bu politikaları yaymak gerekiyordu ve dünyanın bir çok yerinde sivil hükumetin bunları yapabilecek kadar gücü yoktu. Örneğin ülkemizde 24 Ocak Kararları alınmıştı. Bunu uygulayamayacaklardı. Veya FETÖ’ye uzanacak süreçte Türkiye Cumhuriyeti’ni siyasal İslam ile harmanlaştırmak; Atatürk ve Milli Mücadele kavramları ile Türklükten kopartmak gerekiyordu. Böylede bölünme hızlanacaktı. Bunlar, mevcut durumda yapılamazdı.

1980 darbesi yapıldı. Böylece neo-liberal politikalarda kimse direnç gösteremeyecekti. Bunun için 1980 öncesi bilerek karıştırıldı. Herkes kardeş, kardeşi vuruyordu. Halk bıkmıştı. Dolayısıyla darbe zemini hazırlandı ve “bizim çocuklar başardı” mesajı da gitti. 24 Ocak kararları alındı, 1980 döneminde politika yazamayan gazeteler pornografik hale döndü ve hâlâ magazin ve diğer saçmalıklarla bunu yaşıyoruz.

1980’de sol ve sağdan insanlar içeri atıldı, memurluktan atıldı, idam edildi. Fakat Gülen ve adamlarına dokunulmadı, aksine memuriiyet ve boşalan yerlere yerleştirildiler. Kenan Evren ile birlikte zorunlu din dersi geldi. Daha sonra Turgut Özal başa geldi, liberal politikalar ve özelleşmeye tam gaz devam etti.

**

Konumuza geri dönecek olursak; Yunanistan’ın NATO’ya dönemesi gerektiği dönemde darbecilerin hükumeti vardı. Yunanistan’ın NATO’ya girişini veto etmediler.

27 Eylül 1980’de Dışişleri Bakanı İlter Türkmen ile ABD Dışişleri bakan yardımcısı Nimetz arasında New York’ta gerçekleşen toplantıda Türkiye “ekonomik ve askeri yardım” istiyordu. ABD ise Kıbrıs sorununa değinirken, “açık konuşacağım, Yunanistan’ın NATO’ya dönüşü biran önce çözülmeli” sözleriyle baskı yaptı [15].

Sonuç olarak, Yunanistan NATO’ya döndü, Türkiye (Kenan Evren) veto etmedi. Bu baskıyı ne kadar kaldırabilirdik o da ayrı konu. Fakat “bizim çocuklar” veto etmez herhalde?

Suriye Operasyonu Öncesinde ABD’nin 50 Tırlık Yardımı

Bir süredir Türkiye’nin, Suriye operasyonları dile getiriliyor. Kısa bir süre önce Rus uçakları Suriye’ye gövde gösterisi yapmıştı. Fırat’ın doğusundaki Kamışlı’da, Su-27 uçağı dakikalarca gövde gösterisi ypatı [16]. Askeri uzmanlar ise şöyle yorum yapmıştı:

“Rusların hem renkli hem de karmaşık denilebilecek bir siyaseti var. Aslında Rus savaş uçağının Kamışlı kentinin semalarında uçması Türkiye’ye yönelik bir mesajdı. ‘Biz buradayız’ mesajı vermek istediler. Aynı zamanda Kamışlı’nın ikinci bir Hmeymim olduğunun mesajı veriliyor. Bilindiği gibi Fırat’ın doğusunun hava sahasının denetimi ABD’nin kontrolünde. Rusya’nın hava sahasını kullanmasını Moskova-Washington arasındaki sağlanan bir işbirliğiyle gerçekleştiğini düşünüyorum.”

Rusya böyle tutum takınırken (YPG ile Esad’ın işbirliği er ya da geç olacaktır ve gözler Türkiye destekli gruplara dönecek, burada Esad ile ne kadar işbirliği yapılacak bilemiyorum), ABD zaten destek verdiği ve eğittiği teröristlere hazırlık yaptırıyor. 50 tır dolusu yardım gönderdi [17].

Türkiye ve NATO İlişkisi

Putin, her konuşmasında Varşova Pakının dağılmasına karşı NATO’nun neden hâlâ kaldığını sorgulamakta; AB ve NATO’nun hem nüfusu hem de oradaki insanlarının yapabilecekleri düşünüldüğünde Rusya’nın buraya saldırmasının saçmalık olduğunu ancak bu tehdidi birilerinin yan gelir etmek için kullandığını söylüyor. NATO’yu, Amerika’nın maşa olarak kullandığını vurguluyor.

NATO; hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için fikrini sürdürüyor. Fakat bunu yaparken Amerika’nın çıkarları doğrultusunda Türkiye Cumhuriyeti’ne doğrudan zararlı olan terör örgütlerini eğitiyor, donatıyor, destekliyor. Kıbrıs’ta “Sovyetlerle savaşırsanız yanınızda değiliz” derken, nükleer füzeleri Türkiye’de tutarak, olası bir savaşta Türkiye’yi ilk hedef haline getiriyor.

S-400 geçerli bir neden değil, tutumları ve zaten sıkıntıya düşen NATO-Türkiye, daha doğrusu ABD-Türkiye ve Fransa-Türkiye ilişkilerine bir bahane oldu. F-35 ile başlayan süreçte ambargolar uygulandı. 1974 sonrası uygulanan ambargolar sayesinde ASELSAN gibi adımlar atıldı. İHA verilmeyince, ANKA ve Bayraktar gibi adımlar atıldı. Hava savunma sistemleri verilmeyince S-400 çözümü bulundu ancak uzun süreçte Türk yapımı ve çok yönlü, gelişmiş bir sistem kurulacak. Bütün bunlar ve dahası rahatsız etti. Bu sözlerimi bir yandaş gibi “bizi çekemiyorlar, dış mihrak” olarak algılamayın. Elbette Türkiye’deki hukukun üstünlüğü, özgürlükler, demokratik hakların ve kurumların durumu ile yolsuzluk, adaletsizlik gibi kavramlar da var. Fakat bunlar çok iyi durumda olsa dahi, Türkiye’nin askeri olarak büyümesi, gelişmesini Avrupa ve Amerika asla istemeyecektir. NATO ve AB, Türk ordusuna ihtiyacı var ancak ihtiyaçlarını karşılayacak kadar. Kendi kendine yetebilecek kadar değil. Bu iki durumu belirlemek gerek.

Yabancı makale ve yorumlara baktığımda (örnek: How Far Can Turkey Challenge NATO and the EU in 2020?), genelde Türkiye’deki büyüyen milliyetçilikten rahatsızlar. Türkiye’nin savunma sanayinde atılımı ve Suriye, Libya, Doğu Akdeniz, Karabağ, Ukrayna gibi çeşitli bölgelerdeki varlıkları ve askeri techizatlarının kullanılmasından rahatsızlar. Yine de terörle mücadele, güvenlik gibi konulada Türkiye’den vazgeçemiyorlar.

NATO içerisindeki kişiler “Türkiye ile dengeli ilişki” için uğraşsa da, NATO’yu arka bahçesi haline çevirmiş ABD ve Fransa gibi ülkeler burada Türkiye’ye karşı tavır aldı ve alacak. Türkiye’nin karşıtlarını; terör örgütleri, Yunanistan, İran vs destekleyeceklerdir.

 

Sonuç Olarak: Sertleştirecek Miyiz Yoksa Yumuşatacak Mıyız?

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan’ın yanı sıra ABD, Fransa, İngiltere, İtalya, İsrail ve Mısır’a ait gemi ve savaş uçaklarının katıldığı ve bu yıl sekizincisi düzenlenen “Nemesis” tatbikatında gemi ve petrol platformlarının güvenliğinin sağlanması öne çıktı [18].

Nemesis ismi ilginç, “cezalandıran ve öc alan” anlamlarına geliyormuş. Bu tatbikatte, Türk ve KKTC MEB’ine girildiği bilgileri geldi. Bununla ilgili bir şey yapılmadığı gibi, haberlere de yansıtılmadı.

Peki ne yapılacak? Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmesi, Irak ve Suriye’de terör devletleri ile yaşama pahasına; Meis adı verilen ufak bir adanın, Türkiye’yi hapsetmesi ve Ege’nin bir Yunan gölü haline gelmesi adına ABD ile iyi mi anlaşacağız?

Ya da sırf bunlar yüzünden ABD’yi İncirlik Üssünden çıkartacak, ilişkileri gerecek, NATO’dan ayrılacak ve hatta MEB’e girenlere kilitlenip ilişkileri bambaşka yöne mi taşıyacağız?

Sun Tzu – Savaş Sanatı

Bu kitabı (ve Machiavelli’nin Prens kitabını) mutlaka okuyunuz. Ne diyordu Sun Tzu? Zafer, savaş başlamadan kazanılır. Bu fikre daha çok katılıyorum. Uluslararası hukuk hocam, eski KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı, Türk tarafının müzakerecisi Kudret Özersay’ın Kıbrıs’ta Kapalı Maraş ile ilgili sözleri var; BM hazırlanmalı, uluslararası kamuoyu hazırlanmalı idi. Apar topar açıldı diyor ki doğru.

Batı, Türk korkusunun temeli üzerine oturan Türk nefretine sahip ve bunu kıramadığımız sürece; yerden göğe kadar haklı olduğumuz Kıbrıs davasını bile kabul ettiremeyiz. Anna Planı’na Türkler evet, Rumlar hayır dedi. Ceza olarak(!) Rumları AB’ye aldılar ki uluslararası hukuka göre burada hukuksuzluk var.

**

Amerika, NATO ve Yunanistan’a dönersek; Cihat Yaycı’yı belki birazcık daha takip etmek gerek. Bu işlerde diplomatik ve akademik çalışmalar üzerine oturtulmuş stratejiler izlememiz gerekiyor.

ABD’nin Atina Büyükelçisi, “Yunanistan ile çıkarlarımız örtüşüyor, oradaki askeri varlığımız Türkiye için bir tehdit değil” diyor (Türkiye’yi çepevre sarmalarken). O halde Türkiye Cumhuriyeti’nin; ABD’nin Libya, Doğu Akdeniz, Suriye, Yunanistan ve F-35 gibi tutumları göz önüne alınarak eğer F-16’ları da vermezlerse; İncirlik Üssü kararını gözden geçirmesi şarttır.

Biraz Putin-vari davranmak gerek. Dilde “müttefikimiz, stratejik ortaklık” derken; Ermeni ve Rum lobisinden etkilenen, Türklere karşı hareketlere geçen ABD’yi, buralarda sıkıştırmak gerek.

Tekrar etmemde fayda var; Türkiye’nin NATO üyeliği ve AB üyeliği çalışmaları devam etmeli. Buradan başka bir yol yok. AB’ye üye olmak benim işime gelmez. Fakat farklı bir modelle üyelik işletilebilir. NATO’dan çıkmak da ne bizim ne de Batılı devletlerin işine gelmez. Fakat bunlar olmayacak diye Türk çıkarlarının aksine hareket edenlere de göz yummamak gerek.

İncirlik Üssü ile ilgili gerekli mesaj ABD’ye gönderilmelidir. Kapatılmasa bile, “ABD’nin terör örgütlerine yardımı, Türkiye ile stratejik işbirliğini azaltması” gibi sıralanacak nedenlerle ciddi olduğumuzu anlamaları gerekir.

Diplomasi ciddi iş. Duygusal kararlara yer yok. İyi müzakere etmek, konuşurken olumlu konuşmak fakat yaptıkları hatalara da göz yummamak gerek.

25 Kasım’da, binlerce yıllık Türk kenti Kerkük’e, merkezi hükumet ordusu ile Peşmerge girecek ve Kerkük’te emniyet, Peşmerge’ye bırakılacak. Herkes sessiz… Tıpkı Türk politikası gibi. Medya da, sözde milliyetçi olduğunu söyleyen ancak özünde siyasal İslamcılarla birlikte Türkleri Araplaştıran koltuk değnekleri de sessiz. Zatne çıkıp biraz bağırır, ey, be heyy, heyt hüyt derler ve milletin gazını alırlar. Bu sırada Kerkük, artık peşmergelerin elinde olur.

Yazık… Türkiye, tarihinin en önemli döneminde ve Atatürkçü dış politika izlenmediği için her yerde sorunlarla karşılaşan, Türklüğü ayaklar altına almış ve bilim, diplomasiye, eğitime saygısı olmadığı için bunların acısını diplomasi dahil her alanda gören insanların elinde..

Yazık…

 

Kaynakça

[1] Ambassador Geoffrey R. Pyatt. U.S. Embassy & Consulate in Greece. https://gr.usembassy.gov/our-relationship/our-ambassador/

[2] https://www.sozcu.com.tr/2021/dunya/abd-bati-trakyaya-bin-askeri-arac-ve-120-helikopter-getirecek-6756399/

[3] WALT, S. M. (1987) The Origins of Alliances. Ithaca, NY: Cornell University Press.

[4] ABD Dışişleri Bakanı Pompeo: Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki eylemlerinden derin endişe duyuyoruz, 12 Eylül 2020. BBC. https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-54134914

[5] Sertaç AKTAN. Adım adım Brunson krizi: Nereden çıktı, nasıl çözüldü?, 12 Ekim 2018. https://tr.euronews.com/2018/10/12/adim-adim-brunson-krizi-abd-turkiye-iliskilerinde-yaptirimlar-noktasina-nasil-gelindi-

[6] Trump’tan Erdoğan’a mektup: Aptallık etme, gel anlaşalım, seni sonra arayacağım, 17 Ekim 2019. https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-50077573

[7] Onu ERDEM. 5 soruda YPG’nin ABD ve Rusya ile ilişkisi, 16 Mayıs 2017. BBC. https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-39937178

[8] Çipras ABD ile anlaşmaya ateş püskürdü: Türkiye’ye karşı garantisi yok, 15 Ekim 2021. Star. https://www.star.com.tr/savunma/cipras-abd-ile-anlasmaya-ates-puskurdu-turkiyeye-karsi-garantisi-yok-haber-1659872/

[9] ABD-Yunanistan Savunma İşbirliği Anlaşması yenilendi ve genişletildi, 15 Ekim 2021. BBC. https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-58921152

[10] Dün imzalar atıldı: ABD-Yunanistan anlaşmasında neler var? 15 Ekim 2021. CNNTürk. https://www.cnnturk.com/dunya/dun-imzalar-atildi-abd-yunanistan-anlasmasinda-neler-var

[11] Derya Gülnaz Özcan. Atina, Fransa ile imzalanan anlaşmayı onayladı, 7 Ekim 2020. Anadolu Ajansı. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/atina-fransa-ile-imzalanan-anlasmayi-onayladi/2386060

[12] Hulusi Akar’dan Yunanistan ve Fransa anlaşmasına tepki: Gereken ne tedbir varsa alıyoruz, 8 Ekim 2021. https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-58843484

[13] Yunanistan, Fransa ile savunma anlaşmasını onayladı, Türkiye tepki gösterdi, 8 Ekim 2021. https://tr.euronews.com/2021/10/08/yunanistan-fransa-ile-savunma-anlasmas-n-onaylad-turkiye-tepki-gosterdi

[14] Yunanistan NATO’ya dönüşünü Evren’e mi borçlu? , 13 Eylül 2020. Aydınlık. https://aydinlik.com.tr/yunanistan-nato-ya-donusunu-evren-e-mi-borclu-218146#1

[15] 14’üncü kaynak içerisinden: FRUS, 1977-80, Vol, XXI, s. 476,

[16] Abdulhakim Günaydın.
Rus savaş uçağı, Kamışlı semalarında tur attı… “Moskova, Ukrayna’ya verilen SİHA’lar ve olası operasyona karşı mesaj verdi”
, 30 Ekim 2021. https://www.indyturk.com/node/430301/haber/rus-sava%C5%9F-u%C3%A7a%C4%9F%C4%B1-kam%C4%B1%C5%9Fl%C4%B1-semalar%C4%B1nda-tur-att%C4%B1%E2%80%A6-moskova-ukraynaya-verilen-si%CC%87halar

[17] Türkiye’nin olası Suriye operasyonu öncesi ABD’den YPG/PKK’ya 50 TIR’lık silah desteği!, 4 Kasım 2021. Sabah. https://www.sabah.com.tr/dunya/turkiyenin-olasi-suriye-operasyonu-oncesi-abdden-ypgpkkya-50-tirlik-silah-destegi-5731667

[18] Doğu Akdeniz’de gövde gösterisi, 13 Kasım 2021. https://www.dw.com/tr/do%C4%9Fu-akdenizde-g%C3%B6vde-g%C3%B6sterisi/a-59708693

Kemal İNAT. Trump’ın ardından Türk-Amerikan ilişkileri, 19 Aralık 2020. SETA. https://www.setav.org/trumpin-ardindan-turk-amerikan-iliskileri/

Emerson. MS. Niou & Peter C. Ordeshook. Alliances in Anarchic International Systems. International Studies Quarterly (1994) 38, s. 167-191. https://www.jstor.org/stable/pdf/2600974.pdf?casa_token=8AI6hZhYVBoAAAAA:SYyGQCr7ctzMAao-W1bVT-Ji_hBaoJln5e2n3YqcCz5V5YcLKkIcBGtNjYZRCWZM9yiCiieTWZ5RoueMd4avYYsma9nS6npFMQ5o15dN2OMVOhgCtgQ7

 

Son Değişiklik: 09/11/2021 - 15:04