Ortalama okuma süresi: 9 dakika

Korona ile ilgili bir çok konu oldu ancak her gün güncellediğim konu “korona vaka ve ölüm karşılaştırması“. Ayrıca bknz: koronadan korunma yolları.

**

Vaka sayımız 5 idi, millet panik yaptı. Bugün 47 olmuş, insanlar “ne yapacağız” diyor. Panik haline girdiler yine. Ben ay sonuna kadar 50-60 olur diyordum, şimdi oldu. Konsere, Cuma namazına giderseniz bu olacak zaten. Sadece corona değil, herhangi bir hastalık böyle yayılacaktır. NORMAL.

Daha önce corona ile ilgili 3 yazı yazdım, bu ardı ardına 4. yazım ve bıktım artık. Yazılara “corona” etiketinden ulaşabilirsiniz. Neden bıktım? Bu işi abartıp dünya sonu gelmiş gibi davranan panikçiler ile hiçbir şey olmamış gibi davranarak büyüklerimizin ve bağışıklığı zayıf insanların hayatını riske atanlar yüzünden bıktım. Zaten iki tip insanı da hayatım boyunca sevemedim. Her türlü olağanüstü hâl olabilir, önemli olan panik yapmadan bunu atlatmaktır. Bu tür durumlarda ya beyni kitlenerek olağanüstü bir paniğe giren ya da hiçbir şey olmamış gibi dünyayı umursamayan insanları sevemedim.

Sakinliği koruyacaksınız! Fakat gerçekleri araştırarak, arkasındaki durum nedir, sayılar nedir, önlemler ne olabilir bunun uzlaşısını yapacaksınız.

Doğal Seleksiyon ve İyileşme

Doğal seçilim/seleksiyon nedir? Hiç duydunuz mu? “Güçlü olan hayatta kalır”. Bu kadar basit. Doğanın kanunu budur. Sürü aslandan kaçarken, en arkada hasta ve sağlıksız olan kalır ve av olur. Temeli buna dayanıyor. Maalesef benim gibi belgesel izlemeye çalıştığında avın durumuna üzülen biri olarak güç algılanabilir. Ancak bu bilimdir. Kabul edeceğiz.

**

Herkes ölümlere ve vaka sayılarına takılmış durumda. Peki ya iyileşme?

Çin’de 81.005 corona vakası var. 3.203 kişi ölmüş, 67.017 kişi iyileşmiş. Basit bir matematikle %3,9 ölüm oranı var (sadece Çin’de). 3203+67017 = 70.220 ediyor, peki aradakiler? Hâlâ hasta 10.785 kişi var. Bunların 10 bini iyileşecek (yukarıdaki istatistiğe göre).

 

Panik Yapacak Ne Var?

Eğer doğal seçilimi bilmiyorsanız ve dünyadaki hastalıkları durumunu bilmiyorsanız panik yapmanız normal. Bakın DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ ne diyor[1]:

**

Türkçesi: her yıl 290 bin ila 650 bin insan, mevsimsel grip ile bağlantılı solunum yolu hastalıklarından ölüyor!

Bu elde var bir.

Yılda 3 ila 5 milyon insan bu tür salgınlara yakalanıyor [2].

Bu da elde var iki.

Corona’da durum nedir? 167.511 vaka mevcut, 6606 ölüm var. 1 milyon 600 bin kişiye bulaşırsa, 66 bin ölüm olacak. 16 milyon insana bulaşırsa, 660 bin ölüm olacak. Çok kaba ve bilimsel açıdan doğru olmayan bir hesapla durum bu. Peki 3-5 milyon insanın yakalandığı ve sonucunda 290-650 bin insanın öldüğü salgınlara oranlarsak?

5 milyonda 650 bin nerede,
16 milyonda 660 bin nerede?

(bir bölümü silmişim ondan kopuk gibi duruyor ama Macron ve ABD’deki bazı raporları eklemiştim buraya, sonra sildim; biraz dedikodu vari idi. Netleşirse veya önemli kuruluş tarafından yayınlanırsa tekrar koyarım)

Hoş birisi küresel, diğeri sadece İngiltere için geçerli. Yani durum o kadar da hafife alınacak bir şey değil. Ancak paniğe kapılmak gerekiyor mu? Ölüm oranının artacağını düşünüyorum. İspanya, İtalya, İran’da durum ciddi ve muhtemelen Türkiye’de de işler vaka anlamında ciddileşecek.

Öte yandan sadece İngiltere’de 500 bin civarında ölüm ve Macron’un (Fransa) önüne konan rapora göre de 300 bini bulabilecek ölüm gerçekleşebilir. Sadece 2-3 ülkede 1 milyon olabilir mi? İşte buraları korkutucu boyutlar. Fakat bireysel olarak “devletin ve sağlık kuruluşlarının” önerileri dışında yapabileceğimiz bir şey yok. Panikle her şeyi stoklamayın. Paniğe kapılmayın. Sakinliği korumak önemlidir.

En kötü senaryolara göre, dünyada 1,7 milyon insanın Corona salgınından dolayı hayatını kaybedeceği düşünülüyor (ABD’deki bir araştırma sonucu). Bu açıdan bakılırsa tabi ki normal bir influzenza (H1N1 vs gibi) ve salgınlardan daha ciddi orandayız. Bu açıdan “normal olmadığı” fikrini kabul etmemiz gerekiyor. Fakat 1,7 milyon insan hayatını kaybeder mi? En kötü senaryo dedik ancak biranda işler değişebilir. Yine de 7,3 milyar insan içerisinde 1,7 milyon fazla görünmüyor.

Neden mi? Kaynaklarını vermeyeceğim, her yerde bulabilirsiniz;

  • Dünya Sağlık Örgütü raporuna göre, 2018’de 9,9 milyon kişi kanserden hayatını kaybetti [5]
  • 155 milyon çocuk açlık nedeniyle gelişemiyor [6], 3 milyonu çocuk olmak üzere 9 milyon civarında insan AÇLIKTAN (bildiğiniz açlıktan) ölüyor [7]

Sadece bunlar bile yeter ama yetmez diyenler için [8]:

  • 17,7 milyon – kalp ve damar hastalıkları
    9,5 milyon – kanser
    3,9 milyon – solunum yolu hastalıkları
    2,5 milyon – altsolunum yolu enfeksiyonları
    2,5 milyon – akıl hastalığı
    1,7 milyon – yeni doğan hastalığı
    1,5 milyon – ishal (bildiğiniz ishal, bknz: İnside Bill belgeseli)
    1,3 milyon – diyabet
    1,3 milyon – karaciğer hastalığı
    1,2 milyon – böbrek hastalığı
    1,1 milyon – tüberkiloz
    954 bin – HIV/AIDS
    619 bin – sıtma
    340 bin – parkinson
    295 bin – boğulma
    (…)
  • Dünya genelinde 1,35 milyon insan TRAFİK KAZALARINDA ölüyor.

Görüleceği üzere, o kadar ölüm arasında, korona virüsü açısından 1,7 milyon insanın (ki en kötü senaryo) ölmesi aslında o ölüm açısından o kadar da büyük değil. Tabi ki söylediklerim insanı ve vicdani olarak ve politik doğruluk açısından yanlış gibi görülebilir. Fakat özellikle sigortacılar, istatistiklerle çalışanlar çok iyi anlayacaktır. Öte yandan tabi ki yakınlarını kaybeden insanlar bu açıklamalara tepki gösterecektir. Belki ben de yakınlarımı kaybedeceğim ve belki ben de öleceğim. Bu kesin garantisi olan bir şey değil. Fakat insanlık ve doğa yaşamaya devam edecek.

Yine de ben 1,7 milyon gibi bir senaryonun olabileceğini düşünmüyorum. Fakat siz bana bakmayın, uzman değilim; istatistiklere ve verilere bakarak çıkarım yapıyorum hepsi bu. Ölümlerin 150-200 bini geçmeyeceğini ancak küresel bir salgın olursa ve gelişmemiş ülkelerdeki önlemler yeterli olmazsa, 400-500 bini geçmeyeceğini düşünüyorum ki normal bir salgın gibi… Fakat yine de hafife almayın. Bunca engelleme ve karantinaya rağmen bu sayıları bulabilir ki coronayı neden önemsememiz gerektiğinin bir göstergesi olacaktır. Türkiye dahil bir çok gelişmekte olan ülkede ve hatta gelişmiş ülkede dahi (İtalya, İspanya, Fransa vs), yeterince önlem alınamıyor (hangi anlamda anlarsanız). Haliyle gelişmemiş ülkelerde, daha 1,5 milyon insanın ishalden öldüğü gelişmemiş ülkelerde durum daha da ciddileşebilir. Buna rağmen 500 bini geçer mi? Umarım geçmez. Umarım 100 bini bulmaz.

Kalabalık, küresel ısınmayı hızlandıran Çin, İtalya vb gibi yerlerde üretim durunca; etkiler de azaldı. Dolayısıyla doğa bir şekilde yoluna devam ediyor.

1- doğayı korumak ve kollamak,
2- yaban ortamlarını korumak ve müdahale etmemek
3- nüfus patlamasının önüne geçmek şart.

İnsanlık Bağışıklık Kazanıyor

Nerede duydum hatırlamıyorum ancak bir uzman şöyle demişti, “insanlar olarak vahşi doğaya ve hayvanların dünyasına giriyoruz, sonucunda da hiç karşılaşmadığımız hastalıklarla karşılaşıyoruz”. İşin vicdanı ve insanı boyutu bir yana; insanlar olarak bu nüfus dünya için çok. Kabul etmemiz gerekiyor. Nüfus arttıkça, ormanlar ve doğal ortamı katlediyoruz ve vahşi hayvanların doğal ortamlarına girmeye başlıyoruz. Dolayısıyla yeni virüsler ile karşılaşıyoruz. Bağışıklık sistemlerimiz ise bunlarla mücadele ediyor. Başaranlar hayatta kalacak. Doğal seleksiyonunun durumu budur.

Bu konuda gördüğüm en akıllıca ve anlamlı açıklama, İngiltere’den geldi [3]:

**

(…)halkın yüzde 80’ine virüsün bulaşması bekleniyor. Bu durumda 7,9 milyon kişinin hastanelik olması ve 320 bin ila 530 bin hayatını kaybetmesi bekleniyor.

Resmi tahminlere göre önümüzdeki 12 ay içinde ülkenin yüzde 80’ine virüs bulaşacak. Bu da her 5 kişiden 4’üne koronavirüsün bulaşması anlamına geliyor. İngiliz Kamu Sağlığı Kurumu’nun beklentisine göre virüs bulaşan kişilerin yüzde 15’inin hastaneye yatırılması gerekecek. Bu da 7,9 milyon kişi demek.

O kadar mantıklı ki. Belki insanı ve vicdani açıdan ve hatta politik açıdan çok yanlış görülüyor. Fakat bilimsel açıdan çok mantıklı. Aynı doğal seleksiyon gibi. Ne yazık ki durum bu.

Virüsün 160 bin vakalarda kalmasını ve 6 bin kişinin ölmesini beklemek gerçekten de çok iyimser bir tablo. Artacaktır. Fakat panik yapacak kadar da değil.

Bakın şöyle açıklamak doğru olur: Türkiye’de her gün ortalama 3 bin 368 trafik kazası yaşanıyor: 18 kişi ölüyor, 841 kişi yaralanıyor [4]. Günde 18 kişi, yılda 6570 yapar. Kaldı ki sayılar da bu yönde. 6-7 bin civarı (3 bin görürseniz, olay anında ölenlerin sayısıdır; ambulans veya hastahanede hayatını kaybedenleri saymıyorlar, çünkü politik olarak “yarı yarıya azalttık” demek için).

Peki her yıl 6-7 bin kişinin öldüğü, 300 binden fazla kişinin yaralandığı trafikten ve kazalardan bu kadar korkuyor musunuz? Türkiye’de sadece 6-7 bin kişi trafik kazalarından ölüyor! 2019’da tespit edilen 474 kadın cinayeti işlendi. Bunlara karşı sağır, dilsiz, kör maymunları oynarken; korona nedeniyle neden gerekenden fazla panik yapıyorsunuz?

Kime diyorum bunu? “Sokağa çıkma yasağı ilan edilsin” diyecek kadar olaylardan bihaber insanlara.

Şimdi bu tipleri ve panik yapanları haşlama sırası…

Bilinçsiz Panikler!

Hayatı boyunca Maslov’un piramitinin ilk basamağında sıkışmış kalan ve ilkel dürtülerle yaşayan insanlar günümüzde medya yönlendirmesi ve basit söylemler ile hayatına yön vermektedir. Alışveriş alışkanlıkları reklamcılar tarafından yönlendiriliyor, yatak hayatları Cumhurbaşkanı tarafından belirleniyor ve toplumdaki herkes gergin; yarışmalardan siyasi programlara ve dizilere kadar her yerde olduğu gibi bol bol” bağırışma, çığırma, ağlama, zırlama, şiddet, silah….

Akraba evliliği yapıyorsunuz, çocuklarınızın hayatını karartıyorsunuz. Bağışıklık sistemi ve gen dizilimi konusunda farklılıklar önemlidir! Fakat ülkemizde bol bol akraba evlilikleri mevcut. Üstelik çocuğun engelli doğacağını bilenler, imkanı varken aldırmıyor. Neden? Politik ve toplumsal baskı. Neden? Dini hurafeler. Günahmış! Neyse dini yöne bu yazımda girmeyeceğim.

Sigara içiyor, abur cubur yiyor, spor yapmıyorsunuz. Dişlerinizi fırçalamıyorsunuz. Giydiğiniz giysileri çıkarıp, sonraki gün yine giyiyor ve bakteri üretip leş gibi kokuyorsunuz. Duş almıyorsunuz! Her günü geçtim, hiç değilse iki günde bir duş alın. Erkekler tuvaletinde pisuara işedikten sonra elini yıkamadan çıkan hödükler mevcut. Siz bakmayın Türkiye’de %94’ü tuvaletten sonra el yıkanıyor diye çıkan araştırmalara; ya büyük tuvaleti anlıyorlardır ya da sorulduğu için “yıkıyoruz” diyorlardır. Sonuçta Türkiye’ye girecek olan prezervatif firması böyle bir araştırma yaptığında, Türkiye’ye en büyük boyları yığmış ve satamamıştı. Sorarsan herkesin penisi kocaman, herkes ellerini yıkıyor. Gerçekleri erkekler tuvaletinde görüyorum.

Sigara içerek, abur cubur tüketerek, spor yapmayarak, su içmeyerek; sadece kendi hayatınızı zehir etmiyor, aynı zamanda gelecek nesilleri de etkiliyorsunuz.

Normal zamanlarda öksürürken, hapşırırken ağzını kapatmadan milletin üzerine tükürük saçan ilkel yaratıklar; şimdi korkudan maske ile geziyor. Alkol var diye kolonya kullanmayan, portakal yemeyen yobazlar şimdi neredeyse rakı içecek kıvama geldi.

Corona salgını geçtikten sonra ne olacak? Mesela önümüzdeki yıl bu dönemlerde ortaya çıkacak olan grip salgınında ne olacak? Yaşlılar ve bağışıklığı zayıf olanlar, kronik hastalığı olanlar yine tehlike altında olacak? Peki şu an (hiç sansürlemeyeceğim, kimse kusura bakmasın), göt korkusundan maskeyle dolaşan ve hapşururken dirseğine hapşıranlar bu iş bittikten sonra yine eline hapşırıp, sonra metro tutamaçlarını tutacak? Yine yemekden önce el yıkmayacak?

Bencilsiniz, bilinçsizsiniz, ilkel dürtülerle ve medya yönlendirmeleriyle yaşıyorsunuz.

Ben devlete ve devletten önemlisi yorgunlukta hastahane köşelerinde uyuyan doktorlara güveniyorum. Daha da önemlisi bağışıklık sistemine, evrime ve bilime güveniyorum.

Eğitim Disiplin ve Alışkanlık

İlkokuldan ve hatta televizyon dizileri, filmlerinden itibaren bu alışkanlık verilmeli. Hapşırıp elini AVM’deki yürüme bandına koyan tipler, tuvaletten sonra el yıkamayanlar, yemek yaparken tezgaha öksürenler… Neler neler var. Bunları düzeltmek için eğitim sistemi değişmeli ve çocuklar bilinçlendirilmeli. Diğer türlü bu işin altından kalkamayız. Bu kadar da net söylüyorum.

Coronayı geçtim, normal salgın nedeniyle bir kaç bin insan ölüyor. Ee? Salgın nedeniyle, dikkatsizlik nedeniyle. Bunları engelleyebiliriz demek ki?

Hoş bu işin doğal seçilim (seleksiyon) süreci var… Oraya girmiyorum.

Yapılması Gerekenler

Bu işi corona virüsüyle sınırlı tutmaya çalışanlar, “kilo vermek için diyet yapanlar” ile aynı durumda benim için. Bakın kilo vermek için diyet yapılmaz. Verirsin, sonra yine alırsın. Alışkanlıklarınızı değiştireceksiniz. Sağlıklı yaşamak için, yaşam tarzınızı değiştireceksiniz.

Günde en az 1,5-2 litre su için.
Abur cubur ve şeker yemeyin (ya da haftada, 2 haftada bir kez kaçamak yapın).
Spor yapın (ağır spor değil, haftada 2-3 yürüyüş, yüzme vs)
Yemeklerde mutlaka sebze yeyin!
Kuruyemiş ve meyveleri ihmal etmeyin.
Ellerinizi yıkayın, dişlerinizi fırçalayın, duş alın, giysilerinizi bir kez giyin.
Sigaradan uzak durun!

Bunları yaptınız, süpersiniz… Hastalıktan ölme ihtimaliniz yok mu? Var. Hasta olmasanız ve 70 yaş ve üzeri olmasanız bile var. 7 göbek sülalenizin bağışıklığı ve sağlığına ne kadar dikkat ettiği bizleri etkiliyor. Dolayısıyla kasmayın be arkadaş… Trafikte ölme ihtimalimizden çok yüksek değil corona salgınından ölme ihtimalimiz (şimdilik). Dolayısıyla gerçekten panik yapmayın. Sokağa çıkma yasağıymış… Senin bu hayatta düşünme ve bunları sosyal medyada yazma yasağın olmalı. Ne diyeyim, Allah akıl fikir versin!

Bağışıklık sistemini güçlendirmek için çeşitli öneriler yazılabilir ama yazmıyorum. Doktorunuzla görüşün. Çeşitli bitkisel yollar var. Bahar geçişlerinde bunları alacaksınız.

Yani bunları yapıp, sonra doktora gidip bir hap verince tüm etkilerin kaybolmasını bekliyorsanız veya bağışıklığınızın güçlü olmasını bekliyorsanız daha çok beklersiniz. Korona salgını için bakanlığın yayınladığı önlemler ise şunlar:

***

Tekrar tekrar tekrar diyorum: dünyanın sonu değil, tüm gün aklınıza getirip strese girecek bir şey de değil. Öte yandan “konsere, kafeye, AVM’ye, kafelere, Cuma namazlarına” gidecek kadar da boşlanacak bir şey değil! Salgını atlatacağız, dünyanın büyük bölümü etkilenecek ve ölenlerin sayısı 100 bini bile bulabilir. İran, İtalya, İspanya gibi ülkelere bakarak kabaca, Türkiye’de de vaka sayıları fazlasıyla artacak ve ölümler görülecek denilebilir. Sadece tahmin. Milletlerin yapısı ve davranış benzerliğine göre yaptığım bir tahmin, o kadar. Umarım yanılırım. Fakat abartacak bir şey de değil. Her yıl 6-7 bin kişinin trafik kazasında öldüğü fakat hâlâ insanların kurallara uymadığı bir ülkede, coronadan 10 bin kişinin ölmesi bile benim için bir anlam ifade etmiyor.

Fakat aile büyükleri ve kronik hastalıkları olan insanlara bulaştırmamak için, sevdiklerimiz ve başkalarının sevdiği insanlar için mutlaka dikkat etmemiz gerek. Yani bencillik değil, toplumu düşünmek burada önemli.

 

 

Kaynaklar:

[1] Up to 650 000 people die of respiratory diseases linked to seasonal flu each year (14 Aralık 2017) Dünya Sağlık Örgütü. https://www.who.int/news-room/detail/14-12-2017-up-to-650-000-people-die-of-respiratory-diseases-linked-to-seasonal-flu-each-year

[2] Influenza (Seasonal) (6 Kasım 2018). Dünya Sağlık Örgütü.
https://www.who.int/en/news-room/fact-sheets/detail/influenza-(seasonal)

[3] İngiltere’de resmi koronavirüs tahmini: 7,9 milyon kişi hastanelik olabilir, 530 bin kişi ölebilir (16 Mart 2020). Euronews. https://tr.euronews.com/2020/03/16/ingiltere-de-resmi-koronavirus-tahmini-7-9-milyon-kisi-hastanelik-olabilir-530-bin-kisi-ol

[4] Servet YANATMA. Türkiye’de her gün ortalama 3 bin 368 trafik kazası yaşanıyor: 18 kişi ölüyor, 841 kişi yaralanıyor (3 Mayıs 2019). Euronews. https://tr.euronews.com/2019/05/30/turkiye-de-her-gun-3-bin-368-trafik-kazasi-yasaniyor-18-kisi-oluyor-841-kisi-yarali

Son Değişiklik: 27/03/2020 - 13:00
Kategori: Genel - Hayat