Konuya geleceğim, fakat bugün 3 Mayıs Türkçülük Günü. Bir şeyler söylemem gerek.

Kasım 2014’ten beri bu blog üzerinde bir kaç şey üzerinde özellikle duruyorum. Bir tanesi ise dilimizi, tarihimizi, kültürümüzü bilmediğimiz ve sahip çıkmadığımız için; insanlara Türkçe sözcüklerin kullanımı ve tarihimiz ile ilgili bilgileri “mümkün olduğunda sade” şekilde vermek idi.

Göktürk – Orhun Abecesi (Alfabesi) Nedir? – 𐱅𐰇𐰼𐰜 yazısı ise 250 bine yaklaşan görüntülenmesi ile lider. Orhun abecesini 2016’da yazmıştım. Bugün bir çok yerde Türk yazını görüyoruz ve Google’a “göktürkçe Türk” yazdığımızda, bu konudaki görsellere ulaşıyorsunuz.

Aynı şekilde Göktürk Bayrağı güzel değildi. Kurdun png hali, arkaplansız görseli ve yüksek çözünürlükte olanı yoktu. İnsanlar rahatla kullansın diye grafiker olmama rağmen bunu yaptım ve yayınladım: Göktürk Bayrağı vektör silüet. Bir çok yerde bunlar kullanılıyor.

**

Bütün bunların yanında, özellikle Türk tarihi, kültürü ve diline ilgi duyan, ayrıca siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler bölümü öğrencisi olarak Türkiye’de milliyetçiliğin bilinmediğini de özellikle söylemeliyim. Irkçılık ve milliyetçilik ayrı şeydir bu bir. Bunun yanında “milliyetçilik” kavramı bambaşka bir şey.

Ne yazık ki CHP’yi sol zanneden ve hatta basın özgürlüğü, konuşma özgürlüğü, yargı bağımsızlığı gibi bir çok kavramı da “sol zanneden” (bknz: Türkiye’deki solcular aslında liberaldir) bir topluluk var ülkede. Aynı şekilde muhafazakarlık ve milliyetçiliği de bilmiyoruz. Normal. Yılda sadece 6 saat kitaba ayırırken, günde 5 saat televizyon, 2 (veya 3 idi tam hatırlamıyorum) saatimizi internete ayıran bir toplumuz.

Kendi kültürümüzü, tarihimizi, dilimizi bilmediğimiz için GÖNÜLLÜ SÖMÜRGE yolunda ilerliyoruz. Bakınız:

 

İslam adı altında Araplaşan ve çağdaşlık adı altında yozlaşan bir toplumumuz var. Bir başka en çok okunan konum ise “Arap sevicisi Osmanlıcılara anlatamadığımız Türk tarihi“.

Bu yüzden “milliyetçilik nedir?” sorusunun cevabını öğrenmek için özellikle şu iki konuyu okuyunuz:

 

Şimdi gelelim konumuza.

 

Rum’u Vuran Türk Askerinin Sonu

KKTC’de okuduğumdan, gerek siyasi ve uluslararası hukuk boyutu (bölümde gördüklerimiz) gerekse halkın kültürü ve tarih konusunda özel bir hassasiyetim var. Ayrıca kültürüme ve tarihime yakın ilgim olduğu için, KKTC dışında Türkistan (Orta Asya) ve Türk-i devletleri de benim için önemli. KKTC’de 40 kişilik sınıfın 35’i yabancı olunca ve Türkmenistan, Azerbaycan, Özbekistan, Kazakistan gibi bir çok ülkeden öğrenciler gelince; “Turan hebele hübe” diye Anadolu’da duygularla hareket etmek yerine; bu öğrencilerle konuşarak Rusya, Türkiye, Turan gibi konularda düşüncelerini aldım ve ayrıca kendi tarihlerini ne kadar bildiklerini (ki diğer bir deyişle Stalin’in ne kadar kültür soykırımı yaptığını) kendi gözlerimle gördüm, kulaklarımla duydum.

Öte yandan “bir devlet iki millet” diyoruz, Turan diyoruz… Ne çalışma yaptık kardeşim? Hangi bilimsel, kültür ve sanat projelerinde ortak bir şeyler yapıldı? Azerbaycan’dan ucuz doğalgaz almak yerine, hangi ikili çalışmalarımız var? Yok.

Orhun yazıtları bile, ecnebiler tarafından bulundu ve keşfedildi. Şimdi tarihimiz diye biz sahipleniyoruz. Kendi tarihimizi araştırmıyoruz! Bu nedenle Turan fikrinin aslında bu kadar yakınken neden çok uzak olduğunu da net bir şekilde gördüm. Bknz: Türk Birliği Hayal Mi? Kıbrıs Seçimleri ve Türk Devletlerinin Yapısı

**

KKTC’de, arada izlediğimiz görüntü vardı. Rumlar (sanırım motosiklet çetesi idi) toplanıyor ve kendi sınırlarını geçiyor, Birleşmiş Milletler bölgesini geçiyor (ki askerler müdahale etmiyor bile) ve Türk bölgesine giriyor. Direğe tırmanıyor, bayrağı indirecek. Bayrağa uzanamadan boynundan bir kurşun yeyip yere yapışıyor.

Oradaki Türklerin ne halde olduğunu daha önce yazdım. Kıbrıs Sorunu #1 : Operasyon Öncesi Durum ve Kıbrıs Sorunu #2 : Diplomasi Savaşları – 15 Temmuz. Ayrıca Türkiye’den gündeme göre Kıbrıs Türkleri hakkında bol keseden atıp tutanlar var. Bu tarz cahiller için: Kıbrıs Türklerinin yaşamı ve dokusu.

Kıbrıs Türkleri ezelden beri zor dönemlerden geçerken, Türk askerinin yardımıyla özgürlüklerine kavuşmuştur. Kıbrıs Türklerini soykırım ile yok etmeye çalışan zihniyetin devamı olan başka bir zihniyet, adada Türk bayrağını indirmek isteyince; Türk askeri gereken cevabı vermiştir.

 

Sonra Ne Oldu?

Hani çok milliyetçiyiz ya, bu asker ve çocukları hayatının sonuna kadar rahat yaşadı. Çocuklarına burs verildi… Böyle diyeceğimi sandıysanız yanılıyorsunuz. Türkiye’de milliyetçilik, mevcut MHP tarafından “Türkleri Araplaştırma” projesi, bazı tipler için “duygu sömürüsü” kıvamındadır. Devlet için ne anlama geldiğini söylemek gerçekten zor.

Fakat o askerin başına gelenleri Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği konuşmasından dinleyelim. Önce görüntüler geliyor. Sonra açıklama var. Diyarbakır’da Muharip Hava Kuvveti ve Hava Füze Savunma Komutanlığı bahçesindeki direkte asılı Türk bayrağını indiren bir terörist vardı. Hatırlar mısınız? 2015 idi sanıyorum. Neden vurulmadı diyordu. İşte bu “neden vurulmadı” olayını anlatıyor.

Hatırlar mısınız Kıbrıs’ta bir bayrak indirme hadisesi vardı. O bayrağı indireni vuran kişi nerede biliyor musun? Portekiz’de yaşıyor. Portekiz’de iki çocuğunuz ismi Portekiz ismi. Milliyeti Portekiz görülüyor, dini Hristiyan görünüyor. KENDİ BAYRAĞINI VURAN ADAMIN, BUGÜN KENDİ ÜLKESİNDE TUTUKLANMA KARARI OLDUĞU İÇİN,  bugün bu topraklara adıyla giremiyor ve o bir astsubayın damadı. Çocuklarının adı Hristiyan ismi. Kendi adı da bir Portekiz’in ismi. Düşünün, Müslümansınız; adınız da size ait değil kağıt üstünde, dininiz de size ait değil. O Türk bayrağını koruyup, indireni vurduğunuz için…

 

**

 

Bu ülkede her şeye özenildi, her şey değerli görüldü. Ne yazık ki Türk tarihi, Türk kültürü, Türk dili ve Atatürk hariç.

 

 

**

 

 

Kategori: Genel - Hayat - Politika - Tarih
Etiketler: , ,
%d blogcu bunu beğendi: