Ortalama okuma süresi: 6 dakika

Taş virüsü (korona virüsü / covid19) salgınında, Türkiye’de durum kontrol altına alınmaya başladı gibi duruyor. Bir kaç yerde paniklesem de (15 Mart’a kadar yasakların gelmemesi ve Cuma günü “kısıtlama krizi”); korktuğum olmadı. Bu da iki şeyi gösterdi;

  1. taç virüsünün yayılım hızı ve yöntemleri biraz farklı. Daha fazla bir şey açıklamak istemiyorum çünkü insanlar gevşemeye meyilli ancak ileriki yıllarda yapılacak çalışmalar bunu gösterecektir.
  2. Halkımız bu süreçte gerekli korunma önlemlerini elinden geldiğince almıştır

Cuma günü rezilliği ve sonraki hafta milletin marketlere koşmasına rağmen beklediğim patlamayı yapmaması gerçekten umut verici oldu.

Normalleşmede Acele Mi Ettik?

Açıkçası Ramazan Bayramını bekleyeceklerini düşünüyordum. Bazı AVM’lerin kira almadan Haziran’a kadar kapalı kalma kararları ise çok yerinde. Maalesef iftar ve sahur nedeniyle komşularıyla, akrabalarıyla biraraya gelenleri görüyorum. Üstelik maske falan hak getire. Ramazan Bayramı süresince eski alışkanlıklar tekrarlanırsa salgın artışı görülebilir.

Berberlerin açıklması ve önlemler gerekliydi. Fakat AVM ve özellikle yaşlı kitlenin sıkça gittiği camiler için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Ramazan Bayramının bitişinin beklenmesinin daha doğru olduğunu düşünüyordum.

Milletimizi Kutluyorum!

Canla başla çalışan sağlık çalışanlarımızı, Sağlık Bakanlığı kadrosunu gerçekten kutlamak gerek. Bu süreçle çok güzel başa çıkıldı ve G20 dahil bir çok ülkeden çok daha büyük başarılar gösterdik. Fakat Türk milleti beni gerçekten şaşırttı. Kurallara ve denilenlere büyük ölçüde uyuldu. Bence Sağlık Bakanlığı ve uzmanların söyledikleri dikkatle takip edildi ve uygulanmaya çalışıldı. Bu nedenle sağlık çalışanları kadar Türk milletinin bu çabasını da takdir etmek gerekiyor. Gerçekten bu kadar beklemiyordum. Trafikte kurallara uymayan, bir çok konuda düzeni takip etmeyen bir millet olarak bu kadar dikkat edeceğimizi ummuyordum.

Türkiye’de, Almanya ve Japonya’daki sistemin bir benzeri uygulansa; herkesin ve her şeyin rahat edeceğini ısrarla savunuyordum. Tabii Türklerin pratik yanlarını köreltmeden bunları yapmak gerek. Yani “olmaz bunun doğrusu böyle” demek yerine “bakalım senin ki olur mu?” şeklinde bir yaklaşım ancak yine kurallar, sistem iyi bilinecek. Salgın süreci gösterdi ki, düşüncem uygulanırsa Türk milleti her alanda rahat edecek ve gelişecek..

Acımasız Eleştiriler

Olay ilk patladığında insanları 2 hafta karantinaya almamak elbette bir hata idi. Cuma günü yanlış şekilde kısıtlama ilanı da hata idi. Fakat bazı acımasız eleştiriler mevcut.

Maske olayı: Bugün TSE’nin maske standartı yayınlandı. Kişsiel olarak kahve fincanından kitap boyutuna kadar her alanda çeşitli standartların olması gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle maske standartından oldukça memnunum. Bu iş başladığında “kötü maske tehlikesi” diye bir yazı yazmıştım. Devletin bu işe el atması, standart belirlemesi gayet doğru karardı. İnsanlara ücretsiz maske dağıtması da doğru karardı. Fakat “maske işi komünizme döndü herkes eşit kimseye yok” başlığında yazdığım üzere “parayla satışın kısıtlanması” yanlış karardı. Bu nedenle her basamakta devletin acımasızca eleştirilmesine karşıyım. Maskelere standart getirilmesi, ücretsiz dağıtım ve tavan ücret gayet doğru hamlelerdi.

Başka ülkelere yardım: Eğer 1 milyon maske yurt dışına satıyorsanız, 1 milyon devlete bağışlamanız gerekiyor. Öte yandan herkes maske işine girdi, bir bolluk var. Bunların da dışında Türkiye Cumhuriyetinin diğer devletlere maske ve sağlık malzemesi dağıtmasını doğru buluyorum. Tek sorun, maske satışının iptali ile birlikte, kimse maskelere ulaşamdı. Geçen hafta 5 maskeyi aldım, bu hafta kod yok. Bir kez alabildim zaten. Buralarda da sorun çıktı. Dolayısıyla “herkesin maskeye ulaşamaması” eleştirilebilecek bir şey, aynı şekilde maskenin satılmaması ve bu nedenle insanların maske bulamaması… Fakat başka ülkelere yardım etmek kötü bir şey değil, aksine hepsi olmasa da çoğu değerini bilecektir eminim.

Testler ve ölü sayısı: Benim kesin olarak bildiğim şu, diyelim ki kovid-19 bende var ancak test yaptırmadım, hastahaneye başvurmadım. Kovid 19’um ama! Aynı semptomları gösterdim fakat hemen öldüm. Ölüm nedenime zatürre yazılıyor. Yani “vaka sayısı” yazılan, sadece ağır semptomlar gösteren hastalar. Bu nedenle evde kal kampanyası başlatıldı. Fakat bu konuda herkese test yapmamak ve ölü sayısını saklamaya varan çeşitli acımasız eleştiriler yapıldı. Bugün test olup negatif çıkabilirsiniz. Yarın test olunca pozitif çıkmayacağınız anlamına gelmez. Dolayısıyla herkese test yapılması ne mantıklı ne de uygulanabilir. Hele hele 83 milyonluk ülkede. Diğer ülkelerde herkese her gün test yapılıyor gibi bir izlenime kapıldınız sanıyorum?

Kimse hazırlıklı değildi biz iyi mücadele ettik: Yukarıda saydığım ve sayamadığım nice acımasız eleştiriler geldi. Doğru eleştirilerin yanında çok sert ve diğer ülkelerin durumunu bilmeden yapılan eleştiriler vardı. Bazı konularda mücadele sırasında değil, tamamlandıktan sonra bu eleştirilerin yapılması gerektiğini düşünüyorum. Baız eleştiriler ise hiç yapılmamalıydı. Bakın Rusya, Amerika, İngiltere, Fransa, İtalya gibi ülkelerde durum çok ciddi. Almanya’ya bakarsak ölü sayımızın durumu gayet iyi.

görsel kaynağı: Mynet

**

Bizden ekonomik, bilim, teknoloji vb gibi bir çok anlamda gelişmiş devletler bile bizim gibi mücadele edememiş. Ben en başından beri (henüz ülkede vaka bildirilmediği günlerden beri) söylüyorum; küresel salgın durumu verken Sağlık Bakanlığının ölüm, vaka vb gibi sonuçları saklaması bir anlam ifade etmez. Dolayısıyla verilere inanıyorum. Ayrıca Dünya Sağlık Örgütü standartları başta olmak üzere bir sürü konuda denk gidildiği için, bu konuda diğer ülkelerden geride kaldığımız bir nokta göremiyorum. Bu nedenle acımasız eleştirileri kabul etmiyorum. Yanlış yapılıyor.

Zafer Yakın Fakat Savaş Devam Ediyor

Maalesef insanlarda her şey bitmiş gibi bir hava var. Normalleşme sözü duyulduğu andan itibaren herkes sokaklara yine döküldü. Bu süreçte ısrarla sokağa çıkma yasağı istememiştim, ısrarla sert söylemlerden ve kesinlikten (48 saat çıkmayın bu iş tamam gibi) kaçınmıştım. En ufak bir sözün, yanlış ve yetersiz bir açıklamanın kitleleri ne kadar etkilediğini gördük.

İktidardan Muhalefete Herkes Sözlerine Dikkat Etmeli

Salgın sırasında gördük ki, en ufak bir söz yüz binlerce kişiyi sokağa dökebiliyor ve “kurallar esnetilebilir, normalleşmeye geçilebilir” dedikodusu bile insanları akın akın dışarıya sürükleyebiliyor. Bu nedenle söylenilecek şeylerin özenle seçilmesi gerektiğini düşünüyordum.

Öte yandan seçim döneminde “zillet ittifakı” ve hatta terörist imâsına gidecek bazı sözler söylendi. İktidar da muhalefette çok sert sözler söyleyebildi. Görüldüğü üzere salgın konusundaki yanlış bir açıklama bile yüz binlerce kişiyi dışarıya itiyorken siyasetteki bu tür sert söylemler kim bilir halkı ne derece kutuplaştırıyor!

Bununla ilgili de bir yazı yazacağım (darbe söylemi vs ile ilgili) fakat gördüğümüz üzere siyaset  çok dikkatle yürütülmesi gereken ve söylemlere dikkat edilmesi gereken bir bilim. Lütfen kahvehane ve mahalle kabadayısı söylemlerini siyasetten uzak tutalım. Halkı kutuplaştırmayalım.

Her Şey Bitmiş Değil

Konuya geri dönecek olursak, vaka sayıları azalıyor fakat bu iş bitmedi. Bugün KKTC’de son hasta taburcu olddu ve KKTC kovid 19’dan temizlendi [1]. Darısı başımıza. KKTC Hükumeti ise bu zor süreçte gerçekten insan üstü çaba sarf etti. Gerek oteli karantinaya aldı, gerek sokağa çıkma yasağı ilan edildi fakat başardılar. Onlar da çok ağır eleştirilere maruz kaldı. Üstelik abuk subuk bir sürü bölge dahi Dünya Sağlık Örgütü raporlarına girmişken Türk düşmanlığı burada da kendini gösterdi ve KKTC kendine yer bulamadı. Bu da dünyanın salgın ve sağlık konusunda dahi, dünyaya ders verecek önlemler alan Kıbrıs Türklerini sırf siyaseten görmezden geldiğine güzel bir kanıt.

**

Bizde ise durum bu. Genel anlamda günlük testlerde yeni vaka azalıyor. Oranladığımızda sonuç bu. Fakat Ramazan Bayramı bittikten sonra, kuluçka süresi de göz önüne alınırsa; Haziran’ın ilk haftası bitmeden ben rahat bir nefes alamayacağım. Zaten normal hayatımıza geri dönme 2 yılı bulacaktır (hoş öpüşme konusunda memnunum, toklaşmak tamam da tanımadığım adamlar öpüyor, sevmiyordum).

 

Türkiye Bir Fırsat Yakalayabilir

Yaşananlar, Türkiye’nin bu işin altından başarıyla kalktığını gösterdi. Dünya bunu er ya da geç görecektir. Öte yandan 4-5 yıl içinde büyük sıkıntılar yaşanacak. Modern 1930’ların buhranı yaşanacaktır. Fakat Türkiye, diplomatik gücünü kullanarak araba firmaları başta olmak üzere bir sürü üretim tesisini buraya çekmeli. Öte yandan basın özgürlüğü ve demokratik adımlar atmalı. Türkiye’nin karnesi bu konuda zayıflıyor. Yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı ve üstünlüğü en büyük sorun. Bu konuda da adaletin yeniden tesisi sağlanmalı. Böylece daha büyük yatırımlar gelecektir. Üretim üretüm üretim… Üretim şart. Yerli üretim; sağlık, tarım ve gıda, savunma, iletişim ve enerji alanlarında (stratejik beşli diyorum bunlara) BAĞIMSIZLIK yani istiklâl şart. TL’nin değeri çok düşüyor, bu konuda çalışmalar şart ancak yukarıda saydıklarım yapılmazsa TL’nin düşüşü devam edecektir.

Türkiye, çok önemli bir ülke. Siyasette de hiçbir şey göründüğü kadar iyi ancak söylendiği kadar da kötü değildir. Dolayısıyla yeniden toparlanabiliriz. Fakat adalet gerek, liyakat gerek; milli birlik ve bütünlüğün sağlanması için kutuplaştırıcı bir takım şeylerden arınmak gerek. Bu aralar yine Ergenekon sürecine benzer süreç yaşıyoruz. Atatürkçülere karşı “silahlı mücadele” imâları var ve öte yandan iktidarı birileri “Atatürkçüler darbe yapacak” diyerek kışkırtıyor. Ergenekon’da da böyle olmuştu ve birileri 15 Temmuz’da, kışkırtılan Atatürkçülerin de destekleyeceğini düşünmüştü. Bence Erdoğan ve AKP bu durumu anladı ve dediklerimizi gördü. Bu nedenle tekrar bu hatalara düşerek yargının Atatürkçüleri “avlamasına” müsade etmez. Fakat aynı süreç, aynı şekilde işleniyor. Bu konuyla ilgili detaylı yazı yazacağım.

Bu tür konulara dikkat edilirse, Türkiye çok önemli bir merkez haline gelebilir. Fakat yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı olmadan, demokratik adımlar (basın özgürlüğü, insan hakları, yasama-yürütme-yargı dengesi vb); Türkiye’de yatırımların gelmesi sekteye uğrayacaktır.

Yine de büyük fırsat kapımızda. İktidar kullanabilecek mi? Yoksa kutuplaştırmaya, belirli zümrenin zenginleştirilmesine, yargının siyasi araç olarak kullanılmasına, demokratik kavramların çiğnenmesine devam mı edilecek?

Göreceğiz…

 

[1] KKTC koronavirüsten temizlendi (12 Mayıs 2020). https://www.cnnturk.com/video/dunya/kktc-koronavirusten-temizlendi

Son Değişiklik: 13/05/2020 - 00:26
Kategori: Genel - Hayat
Etiketler: , ,