Ortalama okuma süresi: 7 dakika

Yazıyı yarısına kadar yazdım ancak dedikodudan uzak ve kısa olması için silip, tekrar yazmaya karar verdim.

Libya’daki olayların gelişimi ve son durum başlıklı yazımda, Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nin sitesinde “artık Türkiye’nin Libya’sı” başlıklı makale yayımlandığını söylemiştim. Tabii ki işler bu kadar kolay olmayacak..

Fransa, darbeci Hafter’i destekliyor ve Yunanistan ise Libya’da hava üssü açarak onları kuşatacağımız fikri nedeniyle korku içerisinde yaşıyor. Öte yandan Birleşmiş Milletler’in “meşru” saydığı Ulusal Mutabakat Hükumeti’ne destek veren AB ülkeleri bile, Mavi Vatan ve Kıbrıs’ta enerji konusundaki sorunlar nedeniyle diken üzerinde ve Türkiye’ye karşı bir tutum sergiliyordu.

Mart ayında, “Operasyon İrini” adı altında bir şey başlattılar. Operation Irini websitesine baktığımızda böyle süslü süslü laflar, Libya’ya karşı alınan askeri techizat ambargosunun kontrolü falan gibi bir sürü şey söylüyorlar. İrini, Yunanca “barış” demek imiş. Biz de yedik. Aya İrini’yi bilen var mı? Ya da Kraliçeyi? Ben tanımam derseniz de önemli değil, kapağa Tomris Hatun’u koydum. Pers kralının kellesi var. Belki Tomris Hatun ve Pers kralı konumuzla ilgili değil gibi ancak başlığa neden olan bugünkü olayı anlattığımda çağrışım yaptığını anlayacaksınız.

İrini operasyonunun başında “İtalyan ve Fransız” amiraller var:

Türk donanması, olağanüstü ve hatta “insan üstü” bir çaba ile harekatına devam ediyor. 43 gündür limana uğramayan gemimizin Libya açıklarında olduğunu öğrendim. KIRK ÜÇ GÜN! Belki ne demek olduğunu anlamayabilirsiniz, şöyle izah edeyim; Yunanistan, Libya’ya bir gemi gönderdi. Bunu da beceremediler, apartopar geri çektiler ve şu an Yunan mürettebat yanlış hatırlamıyorsam Malta’daki NATO üssünde eğitim alıyor.

Türk donanması ise bir çok gemi ile Libya açıkları başta olmak üzere Akdeniz, Ege ve Karadeniz’de bir çok harekat icra ettik ve hatta Türk Hava Kuvvetleri, gövde gösterisi yaparak 250km menzilde 7 saatlik kesintisiz uçuş ile tanker ve bir çok F-16 uçaklarını Libya’ya gönderip, geri getirdi.

Türk Silahlı Kuvvetleri, her an ve her şeye hazır. Bunu anlıyoruz. Ordumuzun icra ettiği bu harekatları Avrupa Birliği ülkelerinden bile yapabilecek kaç tane ülke var şüpheliyim.

Türk Kargo Gemisini Durdurmaya Çalıştılar

Sabah bazı olaylar duydum, fakat haberlere yansımamıştı. Şimdi yansıdı, bu nedenle yazabilirim. Türk kargo gemisi, Libya’ya gidiyor. Durdurulmaya çalışıyor ve Türk donanması müdahale ediyor [1].

Türk çıkarları; Fransız, İtalyan ve Yunan çıkarlarına aykırı tabii ki. Neden? İtalyan, Fransız şirketleri başta olmak üzere; İngiliz, Amerikan, İsrail, Rus firmaları da Kıbrıs’ta faaliyetler yürütmekte. Yunanistan ise, Türkiye’nin güçlü olduğu her adıma karşı.

Dedikodulu hali:

Türk kargo gemisi içerisinde gerçekten silah olabilir ya da olmayabilir fakat bir şekilde durdurulmaya çalıştılar. Önce Yunan Donanmasından Spetsai fırkateyninin geldiği söyleniyor. Tabii ki Türk donanması koruması altında, dolayısıyla kargo gemisine yanaşamamış. Bu emri, İrina kapsamında İtalyan amiralin verdiği söyleniyor. Yukarıdaki kadroya bakarsanız olası. Fakat Yunanistan bu işi beceremedi. Ardından helikopter kaldırıp, gemiye yanaşmayı ve gemiyi alıkoyarak mürettebatı sorgulamayı denediler fakat helikopter gemiye yaklaşırken Türk Donanmasının “bu gemi Türkiye Cumhuriyeti’nin koruması altındadır” mesajı verdiği ve dolayısıyla helikopterin geri çekildiği söyleniyor.

Andıç: bu bilgi kesin değil, yani böyle bir söylem olmayabilir, henzü kesinliği yok. Kesin olan şey, daha doğrusu ajanslara geçen hali, Yunanistan müdahale etmeye çalıştığı ve Türk donanmasının engellediği yönündedir.

NATO üyesi ülkeler, NATO üyesi Türkiye’nin gemisine el koymaya çalışıyor. Avrupa Birliği ülkeleri, AB üyeliği için uğraşan Türkiye Cumhuriyeti’nin kargo gemisini durdurmaya çalışıyor. Amaç? Ambargo imiş… Rusların, Birleşik ARap Emirliği’nin, Arapların, Mısır’ın yolladığı silahlar ve verdikleri destek? Onlar görünmüyor. Çünkü Türk değiller.

Operasyon İrini, tamamen AB şişirmecesi, AB’nin kendini kanıtlama ve oyuna dahil olma çabası ancak bitti. Operasyon İrini çöktü. Bundan sonra da Türk gemilerine müdahale edebilecek durumda olamazlar. Türk donanması, Ege ve Akdeniz’de bu tür olaylara müsade etmeyecektir. Dolayısıyla Libya’ya giden gemileri durdurabilecek konumda olmayacaklar. Dolayısıyla İrini Operasyonu, amacını gerçekleştiremeyecek. Ya da Akdeniz, herkes için cehennem haline gelecektir.

Türkiye Sürekli Sınanıyor

Türkiye’nin Libya, Suriye ve Doğu Akdeniz politikalarını ve operasyonlarını doğru bulsam da; sivil iktidarın uluslararası ilişkiler ve küresel politikada büyük yanlışlar yaptığını, Türkiye’yi içine kapadığını, güvenin sarsıldığını düşünüyorum. Yanlış politikalar izlendi. Eyy, üyy, heyttt, hüytt olmaz. Yatırımcıyı ürkütmeyeceksin, Türkiye’nin zaten sıkıntılı olan imajına zarar vermeyeceksin neyse..

Fakat Körfez Savaşı’nda 1,5 milyon peşmerge Türkiye’ye Özal tarafından alındı. Suriye’deki olaylar nedeniyle 5 milyon Suriyeli Türkiye’ye alındı. Özal dönemindeki 1,5 milyon peşmerge bir çok zarar verdiği gibi bir bölümü PKK’nın kadrolarına çekildi. Suriyeliler de aynı şekilde çeteler, mafyalar kuracaktır. Bugün 3 tane Suriyeli, 11 yaşındaki Yusuf Aktaş’ın gözünü oymuş [2]. Neden? Ayaklarına su sıçradığı için. Hiç kusura bakmayın ama Anadolu çocuğunun bir gözü, 5 milyon Suriye’den önemli değil benim için! Bu vahşi, eğitilemez, ilkel yaratıklar yarın başımıza bela olacak.

Suriye, Irak, İran’dan gelen Türkmenler zaman içerisinde “Kürt’üz” demeye başladı, Kürtçe öğrendi. Peşmergeler geldi, Suriyeliler geldi… Türkiye’nin yapısı bozuluyor ve yarın öbürgün Türklük üzerine farklı söylemler olacağı gibi, Suriyelilerin suçu arttırması ve Türkiye’de yaratacağı sorunlar da cabası olacak!

**

CIA’in desteklediği Gülen, İngiltere bağlantılı çeşitli STK görünümlü topluluklar; yurtdışı bağlantılı cemaatler, kulüpler… Sosyal medyada kadın hakları, hayvan hakları, LGBT vb paylaşımları yapan ancak her fırsatta Türklüğe, Atatürk’e saldıran bir takım garip yapılanmalar… Türkiye sürekli bu tür şeylerle sınanmakta. Amaç Türkiye’yi mümkün olduğunca zayıflatmak. Atatürk, İstiklâl Mücadesi süresince bunlara karşı da savaştı ve karşıpropaganda da başarılı oldu. Türkiye şu anda bu alanlarda başarılı değil.

Yurtdışı destekli topluluklar, mülteciler, ekonomik olarak çökertme girişimi; milli bilincin yok edilmesi, askeri olarak sınanma… her koldan saldırı var ki iktidarından muhalefetine kadar politikacılar da adeta bunlara destek veriyor. Akıllıca, diplomatik ve soğukkanlılıkla yaklaşmaktan acizler.

Sonuç Olarak

İrini Operasyonu patladı. Avrupa Birliği bunun üzerine düştükçe, komik duruma düşecektir. Türkiye’ye destek vermekten başka çareleri kalmayacak. Bugün Sisi (Mısır) Trump ile görüştü. Erdoğan, Putin ile görüştü. Hafter’in ordusunun komutanı, Libya’daki Almanya büyükelçisi ile görüştü ve yayınladıkları haberin fotoğraflarında Mavi Vatan haritasına benzer bir resim arka taraftaydı [3].

**

Tabii ki Libya ve Yunanistan’ın haritası ancak Türkiye’nin etrafındaki koyu mavi yerlere dikkat ediniz!

Politika, kansız savaştır. Savaş ise kanlı politika. Dolayısıyla Türkiye’nin diplomatik alanda çözemediği sorunlar, askeri şekilde çözülüyor. Ancak Türk Ordusu 1980’den beri ve hatta eskiden bu yana zayıflatılmaya çalışılıyordu ancak özellikle AKP iktidarı döneminde hiç olmadığı kadar yıpratıldı. Buna rağmen her an her şeye hazır.

Yine de Yunanistan dahil, Balkan ülkelerinin birbiri ile işbirliği (Tabii ki Türkiye de dahil), hem bölge ve dünya barışı hem de taraflara çıkar sağlaması açısından; birbirleriyle çatışmasından daha yararlı. Bu kolay olmayacak. Hele taraflarda bu kadar düşmanlık varken. Ancak zoru başarmak önemli olan.

Şu an AB, tıpkı 1919’da olduğu gibi Yunanistan üzerinden Türkiye’yi dizginlemeye çalışıyor. Destek veriyor, maşa olarak kullanıyor. Yunanistan’da yine aynı hataya düşmek üzere. Öte yanda  doğru; bölge ve komşularımıza bakarsanız, Türkiye Cumhuriyeti’nin gücüne erişebilecek bir güç ortada yok (İran dahil). Yunanistan’ın da bizimle aynı güçte olduğunu düşünmüyorum ancak Yunanistan ile Türkiye arasındaki gerginlik, Avrupa’nın işine yarıyor. Hem silah satımı, hem bölgenin dengesi hem de Türkiye’yi akıllarınca kontrol altında tutmaya çalışıyorlar.

Bunlara rağmen, uluslararası ilişkiler mezunu olarak Yunanistan ile çatışmadan çok, sorunların çözülerek işbirliği için pakt ve hatta bazı üretim ve kültür&sanat projelerinin yapılması taraftarıyım. Bölgedeki tansiyonu epey düşürecektir. kolay değil, ancak Yunanistan’ı yeneceğimiz ve hatta toprak alacağımız savaşta dahi sorun yaşayacağız.

Silahlar Değil Silahlanma Yarışı Önemli

Gördüğünüz üzere Amerika uçak vermeyince işler sıkıntıya giriyor. Kendimiz yaparız, ancak biraz vakit var. İnsanların yanıldığı nokta bu sanıyorum. Yunanistan’da şu kadar uçak var, Mısır şu kadar gemi almış… Yahu almış ancak sadece bunlar mı önemli? Mürettebatın eğitimi, uçak ve gemilerdeki füzeler, yine uçak ve gemilerdeki techizatın yenilenmesi ve çağa ayak uydurması… Bunlar ve daha nicesi önemlidir. ASELSAN başta olmak üzere bir çok kurum ve kuruluşta önemli işler başarıyor.

Bu ne gibi biliyor musunuz? SoloTürk veya bir uçağın gösterisini izlersiniz, bayılırsınız ve marifeti pilotta ararsınız. Doğru, pilot zaten marifetlidir ancak bu kadar mı? Örneğin bir uçak havada 2 saat kalsın diye, uçağı bakıma hazırlayan bilmem kaç kişilik teknik ekip ne olacak? O teknik ekibi yetiştirenler? O pilotu yetiştiren okul ve hocalar? O uçağı üreten firma ve firmada çalışan o mühendisler? Örnekler uzatılabilir… Yani bir pilot, bir uçakla olağanüstü bir gösteri yaptığında; o uçağı üreten firmadan, bakımlarını yapan yer ekibine kadar onlarca, yüzlerce, binlerce kişi ve okulu, disiplini derken; yüzlerce yıllık ülke geçmişi ve kültürü devreye giriyor.

İşte bu nedenle uçağın, geminin sayıları, kimin ne aldığından çok; ordusunun bunları nasıl kullanabildiği önemli. Türkiye, dünyanın en güçlü ordularından derken; elimizde bazı üst düzey araçlar olmadığı için “ordularından birisi” diyorum. Fakat tartışmasız, Türk askeri, dünyanın en iyi askeridir. F 35’i herkesden sonra alalım, kısa sürede tatbikatlere katıldığımızda yine TANGO 1 ASLA ÖLMEYECEK! Yine üst üste biz kazanacağız. Çünkü Türk ordusunun binlerce yıllık geleneği var. Kültür, disiplin, deneyim…

**

Bu işin öte yanı da var. TUSAŞ ve Bayraktar SİHA’ları ortaya çıktı (ki Berat Albayrak çok önemli iş başardı, gerçekten politika üstü tutulması gerek ve damat işi gözardı edilmeli ancak bu iş sadece onun başarısı değil; ANKA’da çok önemlidir, kimse kusura bakmasın Türk SİHA başarısını tek şirket ve tek insana da mâl etme gibi bir yanlışa göz yumamam), neyse, SİHA’larımızdan sonra Yunanistan tutuştu. Önümüzdeki yıllarda donanmamıza bir çok önemli gemi gelecek. Yunanistan ise bu nedenle gemilerini revize etmeye çalışıyor ancak para yok, bütçe yok.

İşte olay tam olarak burada başlıyor. Eskiden 2 çapulcu terörist için koskoca uçak kaldırılırdı. F-16’nın saatlik uçuş maliyeti kimi yerlerde 25 bin dolar, kimi yerlede 8 bin dolar geçiyor. Fakat kabaca 10-15 bin dolar. İki terörist için böyle bir maliyet ortaya çıkıyordu. Şimdi SİHA’lar çıktı. Türkiye’yi böyle yıpratmaya çalıştılar, başaramadılar.

İş öyle bir noktaya geldi ki, F-35’ten çıkartılsak bile yaptığımız parçalar kadara dayanıklı ve ucuz maliyetli parça yapan Amerikalı ve Avrupalı şirketler bulamadıkları için, Türk şirketlerini üretimden çekemiyorlar. Bu da neyi gösteriyor? Türk Savunma Sanayi olarak  sadece Yunanistan değil, AB ülkeleriyle girilecek bir silahlanma yarışında da başarı gösterebiliriz. Ancak hem gençlerin yurt dışına kaçma isteğine (ki %60’ı gitmek istiyor) engel olmak, hem de Türk eğitim sistemini düzeltmek gerekiyor.

Yunanistan’ın “Türklerle çatışmaya hazırız” sözü başlık olarak atıldı da tamamen magazinsel bir başlık. Türk medyası da sanki Yunanistan ile gerilim istiyor gibi. Erdoğan’ın cevabından sonra haber sitelerinde “Yunanistan’dan hadsiz cevap” falan diye başlıklarla verilen mesaj şuydu:

**

Ben anlamıyorum ki bu haber sitelerinin editörleri mal mı yoksa bir amaç için mi böyle başlıklar atıyorlar? Adam resmen geri vites yapmış. “İstediklerini gerçekleştirmeleri için ellerinde imkân var” diyorlar, sakince gözlemleyeceğiz diyorlar.

Fakat Yunanistan’ın bu tür açıklamlar yapmasının nedeni; Libya ile yaptığımız anlaşmalar, Libya’daki başarımız ve Doğu Akdeniz’de mevcudiyetimiz nedeniyle kendilerini bizden üstün gören Yunanlılar ilk kez bizim üstünlüğümüzü içten içe kabul etti. Yaptığımız donanma harekatı ve uçak tatbikatlerini yapabilecek konumda değiller. Ancak böyle milliyetçi söylemler ve Ege’de gerginliğin azaltılması ve Yunan pilotlarını eğitmemek için “it dalaşına sınırlama” getirilmesi nedeniyle, pilotlarının radar kitleme görüntülerini medyaya servis ediyorlar. Hepsi bu. Kendilerini tatmin.

Yunanistan köşeye sıkışmış durumda. Ayasofya veya herhangi bir şey üzerinden duygusal tepki vermemek gerek. Akılcı ve sakin olup, adımlarımızla Yunanistan’ı köşeye sıkıştırmamız gerek. Neden? Çünkü çok yakında hata yapacaklar. Uluslararası hukuka ve temel kavramlara göre Türkiye’nin haklı olduğu ve Yunanistan’ın haksız konumda, hata yaptığı bir an’da üstlerine çökebiliriz. Sakin olmak zorundayız.

**

Libya’ya bir gemi gönderemeyen adamlar, sözümona barış anlamında irini kodukları operasyonu da çökerttiler. Gelelim neden Tomris Hatun’u koyduğuma… Millattan Önce 6. Yüzyıl’da yaşayan Tomris Hatun, eşini kaybetti ve çocuğu savaşta Pers kralınca öldürüldü. Tek başına ve sayısı az iken, Persleri yendi ve bu kralın kafasını keserek “yaşarken kana doymadın, şimdi doy” diyerek kan dolu varil içine attı kafasını.

Bakın Avrupa ve Amerika’da 1800-1900’lere kadar kadının adı yoktu. 1900’lerde bazı hakları kazansalar bile sorunlar yaşadılar. Arapları saymıyorum bile… Türk tarihinde ise Millattan Önce 6. yüzyılda kadın boy yönetiyordu.

Sizin İrini’niniz olabilir, bizim Tomris Hatun’umuz var!
Aynı savaşçı ruhumuz var.
Eğer Türkiye’yi sıkıştırmak isterseniz unutmayın,
Türk milletinin ordusu yok, Türk ordusunun milleti var ve gözünü kan bürümüşlerin kafasını keserek, kan dolu varile atmaya her an hazırdır.

Kaynaklar

[1] Yunanistan’dan tehlikeli tahrik… Türk donanması müdahale etti (10 Haziran 2020). https://www.hurriyet.com.tr/dunya/son-dakika-haberler-yunanistandan-tehlikeli-tahrik-turk-donanmasi-mudahale-etti-41538428

[2] Kars’ta 3 Suriyeli Minik Yusuf’un Gözünü Oydu Kaynak: Kars’ta 3 Suriyeli Minik Yusuf’un Gözünü Oydu (9 Haziran 20209. https://www.lha.com.tr/karsta-3-suriyeli-minik-yusufun-gozunu-oydu-19886h.htm

[3] AlamAlGhaid. Tweet https://twitter.com/AlamAlGhaid/status/1270699566099304449?s=20

Son Değişiklik: 10/06/2020 - 23:30