Bu yazıda iki konuya değineceğim, bir henüz gündemde olan CHP ile ilgili polemik, ikincisi de “Erdoğan’dan kaçarken doluya tutulmak”. Ben orada dolu dedim ama siz okuyunca bir soyisim yerleştireceksiniz, eminim.

**

Günlerdir saçma bir gazetecinin ortaya attığı iddiayı izliyorum. Yazılarındaki çarpıklıklar, muhattaplarının saçma sözleri ve milletin saçma eleştirileri… Anlamakta güçlük çekiyorum.

Şahsen CHP’nin politikalarından, gidişatından rahatsızım ve Atatürkçülükten de git gide koptuğunu düşünüyorum. Bunu yıllardır yazıyorum. Fakat mevcut CHP yönetiminin böyle bir komployla uğraşma ihtimali de bana göre sıfır!

Neden?
Kemal Kılıçdaroğlu şu anda en güçlü dönemindedir. İstanbul, Ankara, Antalya, Adana gibi Büyükşehirleri de aldı ki İstanbul ve Ankara bir çok şeyi hem gösterir hem etkiler. Fakat bu değişimin daha referandumda başladığını da söylemiştim. Hatta öncesinde.

Bunların üzerine, CHP zaten HDP ile yakın ilişkiler kuruyor (ulusalcıların yerini alan milletvekilleri sağolsun). Ekstra çabaya girmeye gerek yok, Yılmaz Özdil’in “şu yazısında” bahsettiği üzere:

  • Ulusalcılar CHP’den giderse CHP güçlenir,
  • Özerklik modeli söylemini dile getiren
  • Türk demeyelim, Türkiyeli diyelim şeklinde konuşan milletvekilleri?
  • Anayasal vatandaşlık tanımı değiştirilmeli (Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür).
  • 1915 olaylarına soykırım diyen
  • Atatürk’ün askerleri “militarist” bir söylemdir diyen,
  • Tekke ve zaviyeler yeniden açıklanmalı diyen,
  • Said-i Nursi’yi destekleyen,

insanları partide tutan, millet vekili yapan kim diye sormuş. Erdoğan mı? Devletin kilit noktaları mı? Saray mı?

 

CHP Delegeleri ve CHP’de Seçim

Kılıçdaroğlu, CHP’deki en başarısız olduğu dönemde dahi yeniden seçildi. Peki nasıl? CHP’nin adil olmayan delege sistemi sayesinde. Şuna benzer bir sistem var.

CHP İzmir’de 1 milyon 264 bin oy alıyor, 47 delegesi var.
CHP Manisa’da Kocaeli’de Isparta’da Mersin’de Muğla’da toplam 1 milyon 173 bin oy alıyor, 84 delegesi var

CHP Yalova’da 44 bin oy alıyor, 4 delegesi var.
CHP Rize’de 30 bin oy alıyor, 6 delegesi var.

CHP Ankara’da 1 milyon oy alıyor, 57 delegesi var.
CHP Kocaeli’de Konya’da Malatya’ya Kayseri’de Samsun’da toplam 690 bin oy alıyor, 96 delegesi var.

CHP İzmir’de 1 milyon 264 bin oy alıyor, 47 delegesi var,
CHP Manisa’da Kocaeli’de Isparta’da Mersin’de Muğla’da toplam 1 milyon 173 bin oy alıyor, 84 delegesi var.

CHP Tunceli’de 14 bin oy alıyor, 4 delegesi var.
CHP Van’da 6 bin oy alıyor, 15 delegesi var.

Üstelik çalışan insanların partiden nasıl seçilemediğini de çok iyi biliyorum. Haliyle “hemşehricilik” de diyorum fakat adam kayırma, kayrılan adamların da Kılıçdaroğlu’nu seçmesi gibi bir sistem var gibi görünüyor! Atatürkçü ve milliyetçi yani ulusalcı denilen insanların partide tutulmamasının nedeni de; partinin içinin boşaltıldığını ve bu tür rezillikleri görmelerindendir!

 

Bu Polemiğin Arkasında Kılıçdaroğlu Var Mı?

Kılıçdaroğlu yönetimine karşı bakış açım budur, düşüncelerim budur. FAKAT, efendim İnce’ye iftira atılmış, İnce Saray’a gitmiş miş, bu işin arkasında HDP çizgisindeki bir takım milletvekilleri varmış… HİKAYE!

Kusura bakmayın ama hepsi hikâye. Bırakın Kılıçdaroğlu veya Kılıçdaroğlu’nu destekleyen bir takım grupların bunu yapmasını; böyle bir şey işlerine gelmeyeceği için, engellemeleri bile olasıdır. Kılıçdaroğlu’nun en güçlü olduğu (seçim başarısı) ve HDP çizgisindeki kürt kökenli vatandaşlardan dahi oy aldığı bir dönemde mi yıkacaksınız Kılıçdaroğlu’nu?

En zayıf olduğu dönemlerde mevcut delege sistemi nedeniyle yıkamamışken? Adam yine kazanır!

Bu iş ya Muharrem İnce’nin istediği şekilde olmuştur ya da daha muhtemel şekilde CHP’yi karıştırmak isteyenlerin işidir. Bu süreçten Kılıçdaroğlu mağdur olarak çıkarsa buna bile şaşırmayacağım. Fakat bizim ülkedeki siyaset bu çünkü siyasetçilerin yapısı bu! REZİLLİK DOLU!

düzenleme: Muharrem İnce yaptığı açıklamada diyor ki (burada); gazeteci bozuntusuyla (bunu ben yazdım) 3-4 kez konuştuk, telefonu var. Arayıp sormak yerine, Kılıçdaroğlu’nu aramış… Türk basının geldiği mide bulandırıcı noktaya örnek. Gazetecilik etiğinden nasibini almamış satılık kalemler bunlar!

CHP’yi karıştırmak için birileri bir planı yürürlüğe koymuş. Fakat kim, ne yapmak istiyor anlamadım. O kadar da uyduruk, basiretsizce hazırlanmış bir şey ki… Veya böyle bir görüntü çizmek esas gaye idi.

 

Erdoğan’dan Kaçarken Doluya Tutulmak

Erdoğan karşıtları kitlede çok ilginç fikirler ortaya çıkıyor. Türk dış politikasını bu hale getiren Davutoğlu’na, gerekirse oy veririm diyen CHP’liler var örneğin! Ben size işin başka tarafını anlatayım. İzlemenizi istediğim video öncelikle şudur:

**

AKP’nin iktidara geliş süreci, siyasi mesajlarını ve süreci gerçekten uzman reklamcılara emanet edişi (ki 15 Temmuz’da vurulana kadar bu kadronun başında kim olduğundan emin olamamıştım, çocuğu ile birlikte öldürdüler), yaptıklarına bakarsanız yeni tip sömürgeciliği göreceksiniz.

Yeni Nesil Sömürgecilik

Eski dönemlerde sömürgeci güç askerlerini yollar, bir yerle savaşır (ki bu da silah, cephane, yiyecek içecek ve can kaybı demek, çok maliyetli), orayı ele geçirir; yönetimini değiştirerek (yeniden kurarak) hammaddelerini, varsa üretim tesislerini, insan gücünü sömürürdü. İsyanlarla uğraşırdı. Bu iş maliyetliydi.

Sonraki süreçte potansiyel taşıyan siyasi figürlerle önceden anlaşarak, ülke içindeki basında ve yurt dışındaki basında bu insanları cilaladılar. Başa getirmek için ellerinde tuttukları her türlü topluluğu, örgütü ve cemaati kullandılar. Propagandayı güçlendirerek iktidara taşıdılar. Ardından ülkedeki limanları, devlet kuruluşlarını, madenleri özelleştirdiler ki burada sömürgeci ülkelerin firmaları aldı (bknz: 2017-2018 Türk ekonomik krizi).

Madenlere dikkat, taa Kanada’daki firma almış. Tam hatırlamıyorum ama 25 büyük limanımız varsa 23 tanesi özelleştirilmiş. Palet fabrikasından ağaç fabrikasına, basma fabrikasından elektrik dağıtım şirketlerine ne varsa özelleştirmişler (ilgili konuda tek tek verdim).

İşte bu yeni nesil sömürgeciliktir.

 

Erdoğan’ın Şimdiki Durumu ve Gelecekteki Tehlike

Tabi ki bir güç birini bir yere getiriyorsa, onu oradan indirebilir. Erdoğan bunu fark edebilecek durumda ve fark etti. Çıkarlar da çatışmaya başlayınca işler değişti. İşler değişince 2013’ten itibaren Türk lirasının değeri düşmeye başladı, Türkiye’ye ekonomik yaptırımlar uygulanmaya başladı.

Banu Avar’ın Küresel Çeteler dediği, bir bölümünüzün derin devlet, illüminati vs dediği fakat aslında (politik anlamda) “çıkar lobileri” olan bu gruplar Türkiye’yi Erdoğan ile daha fazla sömüremeyeceklerini anlamış durumdalar.

Çıkar lobileri bir ülkede “tez ve antitez” oluşturur. Yani iki grup oluşturur ve birisi ak derken diğeri kara der. İkisi de birbirini hainlik ve dış güçlere çalışmakla suçlar. Birisi basın ve anlattığım yöntemlerle iktidara getirilir ve ülke sömürgeleştirilir. Ardından öyle bir nokta gelir ki, ülke daha fazla sömürülemez. Sonra tam ters görüş iktidara getirilir ve burada kalınan yerden sömürgeleştirilme devam edilir.

Sadece maddi sömürgeden bahsetmiyorum! Türkiye kültürel olarak bir sömürgedir yazımda bahsetmiştim, biz sadece ekonomik değil; eğitim ve kültür alanında da “gönüllü şekilde” sömürge olmayı istedik ve olduk.

Diyeceğim o ki, Erdoğan’ın karşısında şimdi Davutoğlu veya eski arkadaşları yok! CHP içindeki isim var. En güçlü isim o ve çıkar lobileri tarafından da desteklenen isim o!

 

Çıkar Lobilerinin Taktikleri

Armstrong’un Bozkurt kitabını okursanız, Atatürk ile ilgili doğru bilgilerin arasına yalan bilgilerin serpiştirildiğini görürsünüz. İngiliz askeri, o dönemde savaştıktan sonra; Lawrence, Gertrude Bell vs gibi insanlardan tecrübe ettiği propaganda faaliyetlerini bilen İngiliz devleti tarafından desteklenerek kitap yazmıştım.

İngilizleri de propaganda konusunda yabana atmayın! Arap isyanlarının kaynağı bunlar ve Çanakkale’de Müslümanları Osmanlıya karşı nasıl savaştırdılar? İmparator Almanların esiri, karşınızda görecekleriniz Osmanlı gibi giyinmiş Almanlar dediler. Böyle de çirkefler. Tabi okuduğumuz duaları vs duymaya başladıklarında, İngilziler için savaşan Müslümanlarda çözünme de başladı. Bu da geniş bir konu… Atatürk’ün yaptığı psikolojik savaşı da bir ara anlatırım.

**

Konuya dönecek olursak; İngilziler hâlâ Türkiye’deki bir takım cemaatleri kontrol etmekte. Sadece cemaatler de değil, çeşitli topluluklar ve localar yine İngiliz kurumlarıyla yakın işbirliği içindedir. Bugün cemaatlerde Atatürk için iddia edilen saçmalıklar (saçmalık çünkü hiçbir bilgi, belge yok) Bozkurt kitabındaki bilgilerle hazırlanmış iftiralardır.

Geçtiğimiz yıllarda AKP ve FETÖ’nün arası iyi iken, ben bu adamların devleti ele geçirdiklerini, zararlı olduklarını söylediğimde; bana karşı çıkanlar vardı. Birden bu insanları demokrasi nöbetinde gördüm! FETÖ şöyle böyle demeye başladılar. Fakat işin garip bölümü burası değil!

Dini sohbetlere giden bu insanların birden “AKP ülkede hukuku bitirdi, yolsuzluk her yerde, ülkeyi rezil ettiler” gibi sözler söylediklerini gördüm. Çok ilginç! FETÖ’yü savunmaktan, yıllarca AKP’nin ülkeyi rezil ettiğini söylerken bana karşı gelmekten; en son geldikleri nokta bu. Ben bu kadar iyi iknâ kabiliyetine sahip değilim. Türkiye’deki muhalefette bu kadar iyi iknâ kabiliyetine sahip değil.

Olayın özü, sohbetlerde, ve sadece dini değil, diğer toplulukların bir araya geldiklerinde beyin yıkama faaliyetlerinde neler konuştukları! Çıkar gruplarıyla kimler ne çeşit anlaşmalar yaptı? Çıkar gruplarının desteklediği ve el attığı, istihbarat servislerinin (ki başta İngiliz) yakinen ilişkide bulunduğu bu topluluklar ne oldu da birden AKP karşıtı propaganda yapmaya başladı?

Düşünmeniz gereken soru budur! Bu insanlar birden, “İmamoğlu’da iş yapacak galiba” demeye başladı.

 

Yapılması Gereken

Bir Atatürkçü olarak ülkedeki siyasilere güvenmiyorum! Ülkedeki toplulukların, gençlik örgütlerinin, bir şekilde çeşitli odaklarca kullanıldığını defalarca gördüm. Yetişkinlerin katıldığı toplulukların da yine çıkar lobileri ve çeşitli devlet kurumları ile ilişkide olduğu da gün gibi ortadadır!

Erdoğan’dan kaçarken, bir başka çıkar lobisi destekli kişiye tutulma riski vardır! Üstelik seçimi kazandıklarında bayram edecek bir sürü milliyetçi ve Atatürkçü olacak! Sömürüldüğünüzü anlamanız kaç yıl sürecek? 5 yıl? 10 yıl?

Yapılması gereken tek bir şey var: politikaya girmeniz! Delege olarak gireceksiniz, uğraşacaksınız! Atatürkçü, vatan sever insanlar politikaya girmezse, dürüst insanlar ve çalışkanlar politikaya girmezse; orada ruhunu satanlar, yolsuzluk yapanlar, ahlaksızlar, yalancılar, dolandırıcılar olacaktır. Sen politikaya girmezsen, bir başkası kesinlikle girecek!

Maalesef bu dediklerimi daha da açık anlatamıyorum. Fakat Atatürkçü olduğu için CHP’ye oy verenlere sesleniyorum, ne CHP sizin bildiğiniz CHP ne de CHP’nin CB adayı sizin düşündüğünüz gibi biri olacak. Öte yandan Erdoğan var…. Üçüncü seçenek yok gibi olacak (olsa da medyada şişirilmeyecek, haliyle ihtimali olmayacak).

**

2025’e kadar ağır bir süreç yaşayacak Türkiye… 2025-2026 ve hatta 2027’ye kadar buhran çağımız olacak. Eğer bu süreç öngördüğüm şekilde giderse, istediklerimi de yaparsam; 2030’da yeni parti ve birleştirici hareketle bütün bu iğrenç sistemi temizlemek için gelebilirim. Fakat burada hepimize iş düşüyor! Elimizi taşın altına sokacağız, okuyacağız, öğreneceğiz, kendimizi geliştireceğiz. Maalesef Türkiye yıllardır sömürüldü. Ekonomik olarak sömürdüler, kültürel olarak küçük Amerika’ya dönüştürdüler; İslam’ı, Atatürk’ü, Türklüğü kullandılar, içlerini boşalttılar. Çünkü dürüst insanlar 1980 olaylarından korktu, politikaya girmedi!

Eğer dürüst insanlar da ahlaksızlar kadar cesur olmayı öğrenemezse, bizi önümüzdeki 50-60 yıl iyi günler beklemiyor. 2030’da başardık başardık…

%d blogcu bunu beğendi: