Ortalama okuma süresi: 6 dakika

**

Sabah bu haberi izledim. Karısının, çocuğunun yanında ev basanlar… Adam iyi dayanmış ama bu psikopat aile üyelerinin yakında birilerini sakat bırakması, öldürmesi oldukça mümkün… Düzgünce mesaj atmış, çok olmalarına güvenip artistlik yapmışlar.

Bu ülkede devlet var, kanun var değil mi? Değil. Sonuç? Hiçbir şey olmamış. Serbest kalmışlar. Karşı komşusu geliyor, elemanlar onların da üzerine yürüyor. Böyle psikopatlar.

Eğer mahkemeye vereceğiz deseniz, 6-8 ay… Mahkemeler zaten kutu gibi odalarda günde bilmem kaç dava görmekten kafası şişmiş yargı üyelerince yapılıyor…

Adam devlete, sisteme, düzene değil; sopaya güveniyor. Çünkü Türkiye’de durum bu! Adalet bu, yargı bu, polis bu!

 

Polis Demişken

İstanbul’da bazı yollarda önlemler alınmış, aramalar yapıyorlar ve bağlantı yolları tutulmuştu. Makas atan, sinyal vermeyen, trafiği tehlikeye atan ve güvenlik şeridinden kaynak yapan  (bazı ülkelerde yoğun saatlerde böyle noktalara polis koyuyorlar ve kaynak yapmaya çalışanları sokturmuyor polis, 1-2-3 derken öğreniyorlar sırada beklemeyi) ve hatta yol alan manyaklara alıştık ama; bugün plakasız BMW makas atarak gidiyordu. Sonra arkasında motosikletli polis gördüm. Tamam dedim, şimdi çiğ çiğ yiyecek..

Yanımdan geçti, önde plaka olmadığı gibi arkada da plaka yok. Polis durdu, 30 saniye konuştular konuşmadılar, polis çekti gitti.

Avrupa’da, Amerika’da çık bakalım neler olacak? Sinyalsiz şerit değiştir sürekli, kaç günde bir ceza yiyeceksin? Ya bizde? Belki ömür boyu ceza yemezsin.

Bir kaç kere gördüm, adam telefonla konuşuyor, koluyla görüşünü kapatmış. Zaten sinyal falan hak getire ama yandan gelen aracı da görmüyor. Işıklarda durdu, yanına polis geldi. Dedim bakalım ne olacak… Kalkarken, polisin üzerine çıkacaktı; dedim oh ceza geliyor… Ne cezası? Polis sadece korna bastı ve yoluna devam etti.

Böyle olmaz! Polis, kural ihlali görünce ceza kesecek! Gerekirse araçların ön ve arkasına kameralar takılacak, gerekirse polislerin üzerine takılacak ama bu cezalar kesilecek! Makas atan, başkalarının canına kast eden bu manyakları yola getirmek ŞART!

**

 

Devlet Görevini Yapmazsa Millet Yapar

Anayasamızın 5. Maddesinde devletin görevleri açıkça belirtilmiştir:

Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.

Mutluluğunu geçtim, şu anda devlet huzur ve refahımızı sağlayabiliyor mu?
Temel hak ve hürriyetlerimi (yani özgürlüğümü) sağlayabiliyor mu? Hadi bakalım bir kadın gece 3’te yolda gezsin… Daha devletin polisi, savcısı soruyor ne giydin, ne işin vardı o saatte diye! Bu zihniyetle sağlanamaz!

Bak yukarıda adamın evini basıyorlar. Silah olsa karısının ve çocuğunun gözü önünde vurabilirler bile. Devlet bunda da caydırıcı olamıyor! Kadınların haklarını koruyamıyor, çocukların hakların koruyamıyor, hayvanların koruyamıyor…

Daha buraya nice örnek verebilirim ancak her gün haberlerde görüyoruz. Bence bunu anlatmamın gereği yok.

**

Devletin temel görevleri, insanların özgür, eşit, insanca ve adil yaşaması demektir. Eğer devlet bunu sağlayamıyorsa;  eğer gelir adaletli değilse, adalet hiçbir alanda yoksa, özgürlük ve yaşama hakkı tehlikedeyse, o ülkelerde insanlarda birikme olur. Gezi Parkı gibi protestolarla ortaya çıkar… Bastırırsın, devletsin, problem değil… Bastırırsın, sıkı önlemler alırsın (bak Gezi Parkı’na, sürekli polisler var ve hatta kesilecek ağaçların gölgesinde oturuyorlar yaz günü), fakat gün gelir; işler çığırından çıkar. Kaos olur.

Devletin güçsüz olması hiç kimsenin işine yaramaz. Halktan tutun iş insanlarına, çalışanlardan devleti yönetenlere kadar kimsenin işine yaramaz… Kimin işine yarar? Ülkeyi zayıflatmak isteyenlerin ve ülke zayıflayınca ortaya çıkması ihtimal olan grupların. Ülke zayıflarsa ya IŞİD gibi terör örgütleri ortaya çıkar ve kontrolü alır ya da ülke bölünür.

Her gün trafikteyim… Ben kurallara uyuyorum fakat uymayanlar ceza almıyor, haliyle diğerlerini de zehirliyor çünkü bu tür kural tanımaz kişiler sepetteki çürük elma gibidir. Diğer elmaları da çürütür!

 

Ne yapılmalı?

Kadınlar,
Çocuklar,
Ağaçlar,
İnsanlar ÖZGÜRCE YAŞAYACAK!

Özgürlükten kastım yaşama hakkı! Yaşayacak! Devlet olarak yaşatacaksın! Kimse bir başkasının hakkına dokunamayacak kardeşim!

Hapishaneler ıslah evi olmalı, onları düzelteceksin.
Yargı reformunda insanların hayatına kast edenlere ağır cezalar getireceksin ve temel kavramları geliştireceksin.
Polis yetmiyorsa, çözüm bulacaksın. Fakat trafikte başkalarının canına ve malına kast eden mahlûklar özgürce dolaşamayacak! Bulgaristan’a gidiyorum, millet kurallara saygılı; Belçika, Hollanda, Sırbistan falan tamam. Kırgızistan’a gidiyorum herkes kurallara uyuyor, korkuyor, devlet korkusu var. Onu da geçtim, yavru vatan yahu! Aracın yaya geçidinde olsun (hatta tamponunun parçası üzerine gelsin) ne oluyor görelim! Polisler motorla trafik arasında ilerliyor, telefonla uğraşana şak ceza kesiyor!

Kanun dediğin (KKTC Kanunları) başlıklı yazımda müşterisini döven taksici ve sonunda başına neler geldiği, nasıl tövbe ettiğini yazdım. KKTC’de yapılıyor, Türkiye’de neden yapılmasın? Anlamakta zorluk çekiyorum!

KURALLARA UYACAKSIN KARDEŞİM! Bu işin başka yolu yok! Kurallar, kanunlar düzeni sağlamak için var. Uymayan olursa anında polis cezayı yapıştıracak.

 

Şip-Şak Mahkemeler

Sadece fikir aşamasında fakat uzmanlarla çalışılması gerek. Mahkemedeki yükü azaltacağı gibi, işleri de hemen çözecek… Detaylıca anlatmıştım (şipşak mahkemeler – kadı usulü) fakat yine aktarayım… Eski evde üst komşu halı yıkayıp, balkona asıyor ve bizim yeni temizlediğimiz camları, balkonu rezil ediyordu. Altta çiğköfteci var, millet masalarda otururken suları üstlerine akıyordu. Eniklerinin çerini çöpünü saymıyorum bile…

Bir, iki, üç… Sürekli uyarıyoruz, ev sahibi aracılığı ile uyarıyoruz, alttakini uyarıyoruz yok! Normalde hemen “huzur ekibini” (başka projem) çağırıp ki bunlar bekçi/zabıta gibi bir şey olacak; hemen üst komşuyla bizi yıldırım/şip-şak/kadı/hızır adına ne derseniz deyin o mahkemelere götürecek. Elimizdeki fotoğraf ve kanıtlar yanımızda olacak. Arabuluculuk tarzında bir şey olabilir ama ceza olacak işin içinde. Diyeceğiz ki durum böyle böyle… Zaten balkona halı asılmaz, haliyle mahkeme cezayı kesecek. Ama şöyle:

  1. Halı astığı için (zabıtalarda ceza kesebiliyor normalde)
  2. Mahkeme ve görevlileri uğraştırdığı için (suç işleyerek, fakat bu aynı suçu tekrarladığında da olabilir)
  3. Tazminat davası (bizim temizliğimizden, alttaki müşterilerin yıkamasına kadar)

Garip gelebilir fikir ama bizim milletin anladığı budur!

-Gece 20’de alttaki markette matkap kullanıyorlar, 2 kez güvenlikçiye söyledik durmadılar; ben gittim, kavga edecektim az kaldı. Zabıtaları aradık ama onlar gelene kadar…
– Üstte komşular var (Suriyeli), sabah 5’te uyanıp topuklu ayakkabıyla tak tak tak tak geziyorlar ve gece 2’ye kadar ses bitmiyor. Sabah 5’te mobilya çekmeye başlıyorlar ama kahvaltı sandalyesi falan değil; bayağı sabah 5’ten gece yarılarına kadar. Hatta gidip 2 gün birlikte yaşasam mı dedim, yani bir insan haftanın 7 günü, sabahtan akşama kadar hangi mobilyayı çekebilir yahu? Bunları uyardık… Ben 2 kez uyardım, annem uyardı, güvenliğe söyledik yok.. 2 ay boyunca huzur bozuldu çünkü sabahın 5’inde uyandırıyorlar. Videoları falan çekip yönetime attım. Sonra sabah 5’te yine yaptılar, 5.30’da kapılarına dayandım. Açmıyorlar. Dedim apartman kalkarsa kalksın, zile basıyorum, kapıyı çalışıyorum arkadan kadın “hamidi hamidi” bir şeyler diyor. Açmadılar. Sonra yönetime söylemişler, o gelmesin diye. Ulan madem korkacaksınız, kaç kez uyarmışız insan gibi; duvarlar ince, gece 11’den, sabah 7’ye kadar ses çıkartmayın, arasında ne yaparsanız yapın diye yok!
– Milletin huzurunu bozuran kavgacı tipler (her yerde bağırıp çağırıyorlar)

İşte bunun gibi insanların anladığı dil, ancak cezalardır. Acımayacaksın! Gerekirse dünyada bulunmayan sistemi geliştireceğiz. Uzmanlarla konuşacaksın, yargı reformu yapacaksın. Başka çözümü yok!

Gittiğimiz yol, yol değil!
Adam geçilmez yerde geçecek, kaza yapacak… Oldu da sevdiğim birini öldürdü? Ee? Sonra idam gelse ne olacak? Sevdiğim insan gitti… Zaten bu eleman da 3 yıl yatar çıkar… Haliyle onu da biz mi vuralım? O da ayrı konu.. Fakat Türkiye’de böyle saçma sapan işler var.

 

İnsanlarımız Mutsuz

Bakın Bulgaristan, Yunanistan, Kırgızistan  gibi ülkelere gittiğimde insanlar birbirine selam veriyor, konuşuyor, iletişim var. Bizde ise ortama gelenler ayı gibi bakıyor. Asansöre biniyor selamlamıyor, bir yere giriyor selamlamıyor. Görgü kurallarından aciz insanlar yetişti bu ülkede. İnsanlar birbiriyle konuşamıyor, dialog kuramıyor! İletişim kurmayı unuttuk (bknz: görgü kuralları).

Çocuklara coğrafya vermişsin, matematik vermişsin, Türkçe vermişsin… Hoş Türkçe verdiğin ülkeyi görüyoruz: “bee loqma, lavash, bilmem ne house”…. Verdiğini de iyi verememişsin, o ayrı konu da; görgü kurallarını bilmeyen insanlar yetişti ve üniversitede kendi yemeğini, ütüsünü yapamayan, düğmesini dikemeyen, çamaşırını yıkayamayan erkek ve kızlar yetişiyor.

Bu çocuklar bu kadar büyüyor, yetişiyor; trafikte her yıl 7 bin kadar insan ölüyor 300 bin insan yaralanıyor ve %90’ı insan kaynaklı. Bilmem kaç milyon (hatta belki milyar) hasar… Günde bir kadın öldürüyor, gerçi eskiden bir idi artık onu da geçtik….

Yetişmiş iş gücünü, beyin gücünü böyle harcıyorsun. Neden? Devlet temel görevini yapamıyor. Devlet kurumları temek görevlerini yapamıyor.

Konu vergi toplamaya gelince, devlet görevlilerin lüks harcamalarına gelince ohh maaşallah! Herkesin her şeye gücü yetiyor! Neden valiler, vekiller şunlar bunlar Türkiye’de üretilen ve hibrit araçları seçmiyor? Neden Corollo Hibrit’e binmiyor da Mercedes’e biniyor? Neyse bu da başka konu…

Her yerde israf var… Her yerde sıkıntı var.
Milletin mutsuzluğu, geçim derdi yüzünden okunuyor.
İnsanlar gergin, pimi çekilmiş bomba gibi.
En büyük nedeni düzensizlik ve ekonomi.

Eğer bir yerde düzen yoksa, sistem yoksa; orada işler karışır. O yapı içerisinde sıkıntılar ve mutsuzluklar baş gösterir. Bu olaylar şirkette çıkarsa çalışanlar başka yere geçer. Ülkede ise, başka ülkeye gider, beyin göçü olur. Niye?  Neden burada kalsın? Her an evi basılıp karısının ve çocuğunun gözü önünde dövülebilir, trafikte vurulabilir, gece tecavüz edilip öldürülebilir. Bunlar başına gelmez de yaşar ise; ne hobilerini yapar, ne hayatın düzgünce yaşayabilir…

Bir gencin imkânı varken, neden Türkiye’de kalsın? Türkiye’de ilaç arge firması açtık… Resmi kurumların red verdiği projeler bire bir aynı (madde değiştirilmiş) başka firmalara nasıl verildi, bazı kurumlardan çıkan paranın 4’te 3’ü nasıl şirketlere gidene kadar buhar oluyor yazmak gerek ama henüz bunu kaldıracak ekonomik durumum yok… Avukatlar, şu bu derken para gidecek…

Fakat her anlamda düzensizlik var, israf var… Hal böyle olunca insanlar da mutlu olamaz.
Tekrar ediyorum: devletin zayıflaması kimsenin işine gelmez! En başta yönetenlerin…

Devlet kendini toparlamalı, çeşitli alanlarda reformlar yapılmalı ve DÜZEN ve DİSİPLİN ŞART!

 

(Türkiye’de suçun artması)

Son Değişiklik: 16/12/2019 - 19:11
Kategori: Genel - Hayat