Korona ile ilgili bir çok konu oldu ancak her gün güncellediğim konu “korona vaka ve ölüm karşılaştırması“. Ayrıca bknz: koronadan korunma yolları.

**

Dün son yazı olmasını istedim ama olmuyor. Öyle bir ülkedeyiz ki…

Korona salgını başladığında, bir çok söylenti geldi. Başlar başlamaz, Çin’in aldığı önlemleri de hayranlıkla izledim ve eminim bir çoğumuz izledik. Şöyle demiştim; “aynı şey demokratik bir ülkede olsa, bu kadar sert ve hızlı önlemler alamazlar”. Söylediğim şey maalesef gerçekleşti ve Avrupa, sadece izlemekle kaldı.

Türkiye’de ise resmi açıklamalar vardı. Tabi ki yine söylentiler başladı ve halk market yağmalamaya başladı. Israrla sakin olmak gerektiğini söyledim. Devletin açıklamalarından başka bir şeye güvenemeyiz. Devletin bu tür durumlarda yanlış bilgi verdiğini, interneti kapattığını gördük. Fakat küresel çapta olan bir salgın için yalan söylemesini gerektirecek hiçbir durum yoktu. Anlaşılan varmış…

Gerekenleri yapıyor gibi göründüler. Eğitime ara verme kararları, disko vs kapatma kararları… Fakat bu işin öncesi önemli. O bölüme de geleceğim ve orada çuvallamışlar. Görseldeki F, Fahrettin’in F’si değil. Sınıfta kalmanın F sembolü. Bu konuda sadece hükümet/devlet olarak değil, millet olarak yine sınıfta kaldık.

Şimdi size, çok büyük sıkıtılar yaşayan ülkelerin hastalığın ilk gününden yaklaşık 100. vakasına ulaşana kadar kaç gün geçtiğini aktaracağım. İnternette böyle saçmalıklar var, bizzat Dünya Sağlık Örgütü’nün vaka raporu sayfasından aldım.

**

Yukarıdaki tabloda görünen şu, İran’dan farkımız yok! Eğer buradaki gibi giderse 6-7 güne kadar 1.000 civarı bir vakamız olacak ve ay sonuna kadar 5 binin üzerinde vakamız olacak.

Buradan ne anlıyoruz? Devlet, salgının önlenmesinde ne yapacağını bilememiş, yetersiz kalmış. Zaten birilerinin eşi dostu olunca, karantinaya götürülen otobüsden indirilebildiğinizi de gördük [1]. Fransa’dan gelen ve otobüsle karantinaya giden yolcu Güzide S., aile ve tanıdıklar sayesinde (KKTC’deki göreviyle ilgili dedikodular var), karantinaya giden otobüsten alınıyor. Tepki gelince yakalanıyor.

İşte bu kadar! Tepki gelmesine geldi de, ne oldu şimdi? Ya görünmeyenler, bilinmeyenler? Ya bu kızın bulaştırdığı potansiyel hastalık? Döndük mü kardeşim kabile devletine? Döndük.

Yukarıdaki veriler gelene kadar ağzımı açmadım. Hatta milleti paniğe sevk etmemek için gerekenler yapılıyor, açıklamalar bu yönde ve sakin kalın, devlete güvenmeliyiz dedim. Fakat durum ortadadır. Hükumet bu süreçte görevini yapamamış, önlemleri alamamıştır. Aldığını söylemiş, almış gibi göstermiş ancak bağıra bağıra “geliyorum” diyen virüse karşı ne yapacağını dahi bilemez halde olduğu ortadadır.

Yukarıdaki görselde Güney Kore’ye dikkat ettiniz mi? Bir tane 31. vaka var ki her şeyi batırdı [2]. Bu arkadaş bizdeki tarikatler benzeri bir cemaat üyesi. Test sonucu pozitif çıkıyor yani corona, sonra kaçıyor ve ayine gidiyor. Sonra bin kişiye bulaştırıyor.

Bknz başka bir durum:

Bunun gibi neler duydum. Çok açık şekilde gösteriyor ki, vaka sayıları gününde ve doğru şekilde açıklansa bile, karantina ve tedbirler alınmamış. Bu Pazartesi her yer doluydu. Millet olarak da ciddiye almadık. Sadece devlete ve hükumete de yüklemek yanlış.

Sağlık çalışanları, Bakanlık çalışanları sürekli koşturma halinde ve çalışıyor. Canla başla çalışıyor. Buna adım gibi eminim. Ellerinden geleni de yapıyorlar. Fakat ne olmuş olabilir diye düşündüğümde, olayların başında durumu anlayamadık ve bize gelmez diye dolaştık. İtalya ve İran gibi rehavete kapıldık. Belki Avrupa’dan gelmeyeceğini düşündük. Sonuç olarak karantina olmadı veya bir şekilde delindi.

Benim kızdığım nokta, bunlar neden açıklanmıyor? Kaç kişi bu nedenle başvurdu, kaç test yapıldı, kaçı pozitif çıktı, karantinaya alınanların sayısı kaç? Bu tür ve daha fazla bilgi sürekli bir noktadan verilmelidir. Yine de sorumlu Bakandır diyemiyorum. Halk olarak biz de çok basit düşündük. Ya ipin ucunu kaçırıp dünyanın sonu gelmiş gibi davrandık ya da bize bir şey olmaz gardaş dedik. Sonuçta İran gibi işler çığırından çıktı.

ekleme:

İnternette video mevcut, eklemeyeceğim buraya. Sağlık çalışanı, diğer çalışanlara şöyle diyor: “kontrollü gidiyorduk ancak umre işi mahvetti, vakalar öyle yüzlerle gitmiyor, binleri buldu”. Yukarıda yazmıştım, durumumuz İran gibi ve olacağı budur diye. Ay sonuna kadar 3-4 bini bulacak dedim, doğruysa zaten bulmuş.

Böyle bir salgın varken umreye insan göndermek, gelenleri de karantinaya almamak nasıl bir aklın ürünüdür? Buna cevap veriniz!

Süreç Devlet Tarafından İyi Yönetilemedi

İşte Türkiye Cumhuriyeti Devletini yönetenler; her ne kadar bütün önlemleri almış ve her şeyi iyi yaptığını düşünse de, yapamadığının göstergesi yukarıdaki tablodur.

Dünya Sağlık Örgütü raporları ortada. Bunun yanında İtalya’da Sağlık Bakanlığı’nı ben size göstereyim;

Sağlık Bakanlığı websitesine girdiğinizde çeşitli materyaller var. Örneğin vakaların durumu [3]:

**

Burada Türkçeye çevirdim. Fakat her şey anlaşılır. Kaç kişide görüldü, kaç kişi iyileşti kaç kişi izolasyonda, kaç kişi evinde, kaç kişi yoğun bakımda… Her şey belli değil mi?

Bir de harita bölümüne bakın:

**

Bizim Sağlık Bakanlığı’na bakıyoruz, gece mutfakta çikolata yiyen diyabet hastası gibi açıklamalar yetmiyor, websitesinde korona ile ilgili hiçbir şey yok, sadece sağ üste çok basit bir şekilde “HSGM” afişi var. Tıklıyoruz ve hgsm.saglik.gov.tr adresine gidiyoruz. Ne var? Belirtiler, korunma yolları.

ÇOK SÜPER!

Hastalar kimler, neredeler, kaç kişi hastahanede, hangi şehirlerde görüldü ne oldu hiçbir bilgi yok. Tebrik ettim. İran’ın websitesine bile ulaşamadım. Kaldı ki Fransa, Almanya, İngiltere’de de durum farklı değil. Fakat İtalya bu konuda çok iyi durumda.

Fransızlar da vakaları falan vermiş. Peki bizimkiler? Websitesini bile doğru düzgün düzenleyemeyip, en ön ve sağ üste olacak şekilde afiş iliştirmiş. Tebrik ediyorum! Corona virüsü GELİYORUMMM diye bağırdı, aldığınız daha doğrusu alamadığınız tedbirler de ortada, vakaları veriş biçiminiz de…

Daha kötüsü, iki seçenek var, eğer vaka sayılarını Sağlık Bakanı doğru ve zamanında açıkladıysa; önlem alamamışlar demektir. Bunu gösterir. Yok eğer vaka sayıları daha farklı seyir etti ve panik yaratmamak için açıklanmadıysa, orada daha büyük sorun var; neden Cuma namazlarını, kafeleri, diskoları falan kapatmadınız? Biliyordunuz da neden kapatmadınız? Cuma namazlarını iptal edemediniz tepki çeker diye. Şimdi 5-6 gün geçtikten sonra camilere, konserlere, diskolara, kafelere gidenlerde salgın patlayınca neler olacak göreceğiz. Yazık.

Güney Kore’de 28. gün salgın 100 basamağına erişti ve neden olduğunu biliyoruz. Peki bizde neden birden patladı? Nereden kaçtı? Gelenler karantinaya alınmadı mı? İtalya’da 76, Fransa’da 34. günlerde 100 basamağına gelinmişken Türkiye’de de, İran’daki gibi 7. günde gelindi. Demek ki nedir? “İran olacağız” değil, zaten İran olmuşuz. Sadece önlemsizlik ve tedbirsizlikte değil; açıklamalarda da İran olmuşuz. Daha ne kadar demokratik bir ülke diyeceğiz kendimize, bir zahmet düşünün.

Direkt F!

 

Rusya Şimdilik İyi Götürüyor

Başlık, konuya 21.03.2020 tarihinde eklendi.

Birkaç gündür vaka ve ölüm sayılarını sıkıca takip ederken, Rusya dikkatimi çekti. Rusya Sağlık Bakanlığının websitesine bakıyoruz: (rosminzdrav.ru/ministry/covid19)

İtalya gibi Ruslar da çok iyi bir iş çıkartmışlar. Peki ne yaptılar?

The Moscow Times’ta (ki Rusya gündemini takip etmek isteyenler için güzel olan haber sitelerinden birisidir) korona virüsü için özel bir ölüm var. Corona in Russia bölümünden ulaşabilirsiniz.

Bizde bakanlıkta veya herhangi bir yerde görmediğim şekilde kronolojik verilmiş. Bu işi becerebilen bir Al Jaazera bir de Rus medyası gördüm zaten. Kısaca çevireyim:

  • 31 Ocak’ta hemen halk içinde öpüşme, sarılma gibi şeylerin yapılmaması gerektiğini söylemişler.
  • Demiryolları, Çin yolcularını durdurabileceklerini açıklamış.
  • İkinci büyük market Rusya’dan gelen sebze ve meyve ithalatını durdurmuş.
  • 3 Şubat’ta tüm yolcu ve sınırlar kapatıldı (ki Rusya’nın Çin ile uzun bir sınırı var)
  • 6 Şubat’ta yolcuların vücut ısısına bakılmaya başlandı
  • Çelyabinsk vilayeti, karantina bölgesi ilan edilmiş (bakın her şey belli, tıkır tıkır kararlar alınıyor)
  • Şubat 21: Çin’den gelen 2,500 insan yüksek teknolojili karantina tesisine alınıyor (bizim umreciler?)

Bunun gibi bir çok önlem var ama hemen özel çalışma grubu alınıp, karara bağlanmış. Bugün yarın yazacağım (buraya ekleyecektim ancak yeni konuyu hak ediyor); biyolojik savaş ve Rusya’nın durumu nedir? Rusya neden bu kadar hazır? Anlatacağım.

 

 

Milletimiz de Sınıfta Kaldı

Olaylar oldu, internette “ben gencim, yaşlılar ve hastalar düşünsün” diye sözümona “geyik yapan” gerizekalılardan tutun, çevremde “Kuzey Kore’de coronalılar idam edilmiş” diye neredeyse burada da idam edilsin diyecek kadar aptallaşan insanlara kadar bir sürü saçma sapan tip türedi. Oysa corona virüsü idam ile durmaz. böyle mahlukatlar bizim gibi kültürün olduğu bu ülkede nasıl türedi? Biz ki, sobaya odun atmadan önce odunu yere vurup, üstünde böcek varken yanmasın diye silken, tanrı misafirine kapımızı açan, yardıma ihtiyacı olana yardım eden güzel bir millettik. Fakat İslam adı altında Araplaşmak, çağdaşlık adı altında yozlaşmak bizi bu noktalara getirdi… Nereye el atsam bir rezillik. Daha kötüsü bu iğrenç zihniyet eskiden susardı, şimdi cesaret buldu. Açık açık yazıyor, konuşuyor. Eh, balık baştan kokar!

Corona başladığında “dünyanın sonu gelmiş gibi” marketleri yağmalayıp ancak temel ürünler dururken cips, çikolata, sakız alan ve evine kapanıp “eyvah ne yapacağız” diyenlerden mi başlayayım?

Yoksa hiçbir şey olmamış gibi ilk vakalar gelmeye başladıktan sonra bile eğitime ara verilen gençlerin konserlere gitmesine mi söz söyleyeyim? Yaşlı, hamile, çocuklu insanların IKEA, METRO gibi yerlerde alışveriş çılgınlığına mı laf atayım?

Bunları da geçtim,

  • her yıl 3-3,5 milyon çocuğun açlık ve yetersiz beslenme yüzünden ölüyor
  • her yıl 1,5 milyon insanın ishalden ölüyor
  • her yıl 1,35 milyon insan trafik kazalarında ölüyor
  • 1,7 milyon bebek yenidoğan hastalığından ölüyor
  • 9,5 milyon insan kanserden
  • 17,7 milyon insan kalp ve damar hastalıklarından ölüyor

Neden? Sigara içtiğiniz için.
Neden? Doğayı katlettiğimiz için.
Neden? Zengin zenginleşiyor, fakir fakirleşiyor ve bunu eleştirenlere “vatan hayını” diyorsunuz.

Yurtlar olayında da gördük, öğrenciler biraz protestoya başlasa, “anarşik oldu bunlarda” diye öğrencileri kötülüyorsunuz ancak devlet yurtlarına kapatıldığınızda nasıl ortalığı velveleye verdiniz? O zaman öğrencine sahip çıkacaksın!

Hatta karantinadan kaçmaya çalışırken yakalandığında polisin yüzüne türüküp, ben hastaysam sen de hastalan diyen iğrenç tipleri de gördük.

**

En kötü senaryoya göre Corona’dan ölen insan sayısı 1,7 milyon olacak [4]. EN KÖTÜ SENARYO. Fakat 200 bin ila 1,7 milyon arasında tahmin ediliyor.

Hiç kusura bakmayın da gündemi takip etmeyen, magazin ve saçma dizileri izleyen cahil bir kitleler haline geldiğiniz için; Dünya Sağlık Örgütünün yayınladığı raporları da takip etmiyorsunuz haliyle. Fakat yılda 3 ila 5 milyon insan grip dediğiniz türevleri salgın hastalıklara yakalanıyor ve bunlardan kaynaklı nedenlerle 290 ila 650 bin kişi hayatını kaybediyor. Bunu bilmezseniz, coronadan 300-400 bin insanın ölecek olması sizi paniğe sevk edebilir.

Türkiye’de her yıl 6 bin insan trafik kazasında hayatını kaybediyor ve 300 binin üzerinde insan yaralanıyor. Trafiğe çıkmaktan korkmadığınız gibi, trafik kurallarına da uymuyorsunuz. Böyle olmaz! Dünyada 6 bin insan coronadan öldü. Sayı benim tahminmle en fazla 200-300 binleri bulacak. Kötü senaryo olsa dahi 1,7 milyon diyor. Dünyada kazalardan ölen sayısı 1,3 milyon. Bildiğiniz ishalden 1,5 milyon insan ölüyor. Yani abartmayı çok seven bir kitle de var.

Bu konuda İngiltere’nin açıklamasını destekliyorum. Kimse kusura bakmasın:

düzenleme: Amerika ve İngiltere geri adım attı. İngiltere’de veterinerlerden dahi solunum cihazı istendi. Peki ne olacak? Hiçbir şey. İnanların eve kapanması tek çözüm. Peki ekonomi? Süpriz…

**

Çin’de 81.033 vaka var, 67.910 kişi iyileşmiş, 3.217 kişi ölmüş.
İtalya’da 27.980 vaka var, 2.749 kişi iyileşmiş, 2.158 kişi ölmüş.
İran’da 14.991 vaka var, 4.590 kişi iyileşmiş, 853 kişi ölmüş.
İspanya’da 9.942 vaka var, 530 kişi iyileşmiş, 342 kişi ölmüş.
Güney Kore’de 8.236 vaka var, 1.137 kişi iyileşmiş, 75 kişi ölmüş.

Hastalık yeni, iyileşmeyen ve ölmeyen kişilerden de bir sürü insan iyileşecektir. Bağışıklık kazanacaktır.

 

Millet Olarak Neden Sınıfta Kaldık?

Eş, dost, okurlar mail atıyor (gönderilerden sonra); “test edilmeyen vakalar vardır”.

Bildiğim kadarıyla biz test kiti üreten bir kaç ülkeden birisiyiz (4-5 ülke vardı sanıyorum). Haftada 2 bin test kiti üretiyoruz. Her geleni teste alma şansımız yok. Millet doktorlara “ben korona virüsü oldum” diye gidiyormuş. Teşhis etmiş kendi kendine ama “korona virüsü” olmuş. Şimdi böyle tipleri yakalayıp teste alamazsınız.

Devlete karşı anlaşılabilir bir güvensizlik var. Şehit haberlerinde, burada ve yaşadığımız benzer tecrübelerde gördük; devlet çıkıp düzgünce haber veremiyor. Geç veriyor, bölüyor, yeterince bilgilendirmiyor. Bakınız vaka sayısı ve durum bakanlık tarafından açıklanmıyor bile. Haliyle anlayabiliyorum, ki ben de çoğu konuda güvenmiyorum. Fakat “delil bulana kadar”, yeterli veri elde edene kadar milleti paniğe sürüklemek, dedikodu kampanyası üretmek yersizdir.

Yukarıda vakaları ve süreci gördük; eğer vakalar zamanında ve tam açıklandıysa, devletimiz önlemler konusunda başarısız olmuş. Eğer vakalar tam ve zamanında açıklanmadıysa daha büyük sorun, niye yayılmasına göz yumdular? Fakat bu, sürekli olarak bilinçsizce eleştireceğimiz anlamına gelmiyor.

Şu an, bakanlığa yapılması gereken baskı, vakaların bakanlık sitesinde canlı olarak yayınlanmasıdır. İnsanlar kaç kişinin evde karantinada olduğunu, kaç kişinin hastahanelerde olduğunu, hangi bölgede kaç merkez olduğunu ve diğer ayrıntıları görebilmeli. Böyle olmaz!

**

Öte yandan sakız yağmalamak nedir? Birisi bana bunu açıklasın. Kolonya yağmalamak nedir? Bakın sadece bizim Sağlık Bakanlığı değil, uluslararası kuruluşlar diyor ki ELLERİNİZİ SABUNLA YIKAYIN! Bitti. Ama diyorlar ki, “eğer sabun bulamazsanız” (bu kısım önemli; pis bir yere girdin, arabaya bindin ama su sabun yok), o zaman alkol bazlı dezenfektanlar ile temizleyebilirsiniz. Yani kolonya, alkollü mendil vs tamam.  Biz ne yaptık? Görmemiş gibi kolonyaya abandık. Olacak iş değil.

 

Ekleme (21.03.2020):

Nedeni tam anlaşılmamış. Bakın, her zaman “doğru muhalefet etmek” gerektiğini söylüyorum. Eğer doğru muhalefet edilmezse sıkıntıya düşülür. 8 Mart tarihinde kadınlar sokaklardaydı. Bu gösteriler dahil her türlü Cuma namazı, konser vs gibi toplu aktivite engellense ne olurdu? Henüz korona vakası yokken; millet muhalif olurdu. En sert muhaliflik yapılırdı.

20 Mart 2020 tarihiyle 670 vaka ve 9 ölümüz var. Bu ne demek biliyor musunuz? En az ay başından itibaren etkilenenler olmuş. Kuluçka süresi zaten ortalama 5-6 gün diyorlar, 2 haftaya kadar da uzayabiliyormuş. Yani Şubat’tan itibaren aslında başlamış yayılma.

Peki ne oldu? 8 Mart’ta durum şuydu:

Umre’den gelen 30 bin üzerinde insan var deniyor. 10 bini karantinaya almış. SÜPRİZZZ!

Yani bugün yaptığımız şeyler, ancak 1 ay sonrasında etkisini gösterecek. Dolayısıyla önümüzdeki 2-3 hafta çok ağır geçecek. Öyle ağır geçecek ki, İtalya ve İran’dan kötü durumda olacağız.

 

Yapılması Gerekenler

Gripten kimse ölmüyor, gribe bağlı olarak kalp/damar hastalıkları, solunum yolları enfeksiyonları vb gibi “zaten olan” kronik hastalıkları, grip vb gibi nedenlerle tetikleniyor. Dolayısıyla coronadan korkuyorsunuz ama bu iş 3-5 gün atlatalım, sonra eski yaşantımıza dönelim yok!

Yapmanız gerekenler belli:

  • Akraba evliliği yapmayacaksın
  • Sigara kullanmayacaksın
  • Şekeri bırakacaksın
  • Abur cubur çok nadir tüketeceksin
  • Günde 2 litre su içeceksin
  • Haftada 3 gün, en az 40 dakika hareket edeceksin (yürüme, yüzme vs)
  • Yemekte yeşillik tüketeceksin

Hayatın boyunca hareket etme, sigara iç, su içme, asitli içecekler ve abur cubur tüket, sürekli çikolata ye; bir kaç yıl içerisinde kalp damar hastalığı, diyabet vb gibi sorunlara kapılınca panikle. Oldu… Kaç tane doktor var tanıdığımız hepsi şöyle diyor; “sigarayı bırak diyorum yok, abur cubur yeme diyorum yok, hareket et, su iç, yeşillik ye diyorum dinlemiyor. Sonra rahatsızlıklarından kurtulmak için ilaç bekliyor. Yazacağım ilacı, tamam. Sanıyor ki düzelecek”.

Kendinize dikkat edeceksiniz. Hastahanelere gidin, normal bir günde gelenlerin 3’te 1’i ancak gelmelidir. Kadının diyabeti var, karpuz gömmüş, komaya girdi girecek. Hastahaneye yatıyor. Dayanamıyorum diyor. Yapma be ablacığım. Yapma! Milli serveti sokağa atıyorsunuz.

**

Koronadan Korunmak

Önceki 4 konuda belirttim ama burada kısaca vereyim:

  1. El temizliğine dikkat edilmelidir. Eller en az 20 saniye boyunca sabun ve suyla yıkanmalı, sabun ve suyun olmadığı durumlarda alkol bazlı el antiseptiği kullanılmalıdır. Antiseptik veya antibakteriyel içeren sabun kullanmaya gerek yoktur, normal sabun yeterlidir.
  2. Eller yıkanmadan ağız, burun ve gözlerle temas edilmemelidir.
  3. Hasta insanlarla temastan kaçınmalıdır (mümkün ise en az 1 m uzakta bulunulmalı).
  4. Özellikle hasta insanlarla veya çevreleriyle doğrudan temas ettikten sonra eller sık sık yıkanmalıdır.
  5. Bugün için ülkemizde sağlıklı kişilerin maske kullanmasına gerek yoktur. Herhangi bir viral solunum yolu enfeksiyonu geçirmekte olan kişinin öksürme veya hapşırma sırasında burun ve ağzını tek kullanımlık kağıt mendil ile örtmesi, kağıt mendilin bulunmadığı durumlarda ise dirsek içini kullanması, mümkünse kalabalık yerlere girmemesi, eğer girmek zorunda kalınıyorsa ağız ve burnunu kapatması, mümkünse tıbbi maske kullanması önerilmektedir.

Bunların dışında:

  • İnsanlarla yakın temastan kaçının (3-4 adım mesafe olsun). Biliyorum İstanbul gibi yerde zor ancak ağzınıza burnunuza öksürenler varsa, dirsek içine öksürmeleri için uyarın. Dinelemez devam ederlerse, kafayı gömün. Yapacak bir şey yok. İşin şakası tabi kafa olayı ancak, insanları uyarınız!
  • Ellerinizi normal sabunla yıkayabilirsiniz. Başka şeylere gerek yok ancak en az 20 saniye ve tırnaklar, parmak araları dahil yıkayın. Eve geldiğinizde, kalabalık ortamlarda bulunduktan sonra (sağa sola temas ettiğiniz için) mutlaka yıkayınız. Bol bol el yıkayacaksınız.
  • Dikkat! Ellerinizi yıkadıktan sonra musluğu, ellerinizi kuruladığınız kağıt ile kapatın. Halka açık yerlerde girilen tuvaletlerde ben başka bir peçete alıp, kapıyı öyle açıyorum, sonra atıyorum.

Ellerimizi Ne Zaman Yıkamalıyız?

  • Yemek hazırlamadan önce ve hazırladıktan sonra
  • Yemek yemeden önce ve yedikten sonra
  • Tuvalete girmeden önce ve tuvaletten çıktıktan sonra
  • Diş, ağız, göz, yüz temizliğinden önce
  • Burun temizliğinden sonra (yazmamışlar ancak burnunuzu peçeteyle silip, peçeteyi direkt çöpe atınız. Yere sümkürmeyin!)
  • Öksürdükten ve hapşırdıktan sonra (ki bunları yaparken dirseğinizin içiyle ağız ve burnunuzu kapatın, çünkü halka açık yerlerde virüs bulaştırma riskiniz var; hastalanmasanız bile taşıyıcı olabilirsiniz). Eğer peçeteye hapşırıp, öküsürüyorsanız; hemen sonra peçeteyi çöpe atın ve ellerinizi yıkayın
  • Pişmemiş gıdalara temas ettikten sonra (ve tabi ki yemek yapılacaksa, ve özellikle çiğ et ise öncesinde de yıkayınız)
  • Toplu taşıma araçlarını kullandıktan sonra
  • Hayvanlara temas ettikten sonra
  • Dışarıdan eve girdiğimizde

bknz: Coronadan korunma yolları

 

Sonuç Olarak

Salgının yayılmaması için hem devlet (hükumet) hem de millet olarak sınıfta kaldık. Görünen budur. Devletin bazı konularda yalan söylediği (ya vakaları açıklama ya da yeterli önlem alma), gün gibi ortadadır. Daha kötüsü şu, “biz her şeyi yaptık nasıl oldu anlamadık?” diyebilirler. Eğer Sağlık Bakanlığı veya hükümet içerisinden birileri böyle diyorsa, şunu biliniz; ne yapılacağına dair kimsenin en ufak bilgisi yokmuş demektir. Bilgisi olanlar da, karar alma mercilerinde değil demektir. Yani liyakat yerine sadakat burada da işlemiş anlaşılan ki hastahanelerin cemaatlere tesliminden, özelleştirilmesinden anlamıştır.

Millet olarak panik yapıp, dünyanın sonu gibi görmekle; hiçbir şey olmamış arasında bir yerlerde olmak zorundayız. Mantığı kullanmak zorundayız.

DSÖ’nün Durum Raporu 57 içinde şöyle yazıyor: 179.112 doğrulanan vaka, 7.426 ölüm. Kısaca ölüm oranı %4’lerin üzerinde. Kaldı ki artabilir. Konuşmak içine erken (salgından sonra konuşmak daha doğru olacak) fakat ölüm oranı %5’leri bulabilir. Bakın bunlar, önlemler alınmasına rağmen.

Dolayısıyla corona o kadar hafife alınacak bir şey değil. Bırakırsak, durum çok ağırlaşabilir. Bu nedenle devlet önlem alacak, millet olarak biz de yasaklara ve önerilere uyacağız. Yaşım genç, spor yapıyorum, sağlığıma dikkat ediyorum. Benim ölüm korkum da yok. Ölme ihtimalim var ama yüksek değil. Fakat ben evdeyim. Niye? Çünkü bulaştırma ihtimalim var. Yakalanıp atlatamasam bile taşıyıcı olma ihtimalim var. Benim yüzümden birilerinin sevdiği büyüklerimiz, kronik hastalığı olan insanlar ölürse mutlu mu olacağım? Rahatlayacak mıyım? Peki siz?

Nine ve dedeleriniz, birilerinin (ve hatta devletin) dikkatsizliği nedeniyle hayatını kaybetse? Kronik hastalığı olan bir yakınınız bu yüzden hayatını kaybetse? Mutlu mu olacaksınız? Peki siz neden başkaları için risk oluşturacaksınız?

İşte bu nedenle evde duracağız. Bu süreç geçecek, atlatacağız. İnsanlar ölecek. Açıkçası 100 ila 200 bin arasında olabilir. Fakat mutasayon vb durumlarla, işler ciddileşebilir de. Fakat ihtimallere ve fal bakmaya lüzum yok. Evde kalacağız, önerilere uyacağız. Bu süreci de atlatacağız.

Amaç yaymamak. Fakat devlet ve millet eliyle yaymayı becerdik. Diyeceğim budur.

Ekleme:

Bu arada “her şey bitti öldük bittik” gibi algılanmasın yazdıklarım. Sadece bu işi ciddiye almadığımızı anlattım. Panik yapmaya gerek yok ancak ciddiye alacağız. Devlet ve millet el ele çalışacak! Devlet bize tüm bilgileri olduğu gibi açıklayacak, yapılması gerekenleri söyleyecek; biz de ne gerekirse yapacağız. Yıllardır “aynı gemideyiz, batarsak birlikte batarız; çıkarsak birlikte çıkarız, eleştirilerimin nedeni budur” diyordum. Gördüğünüz üzere tepetaklak gidersek, millet ve devlet olarak birlikte gideriz. Bu nedenle herkes dürüst olacak, yardımsever olacak, dirayetli olacak. Bir olduğumuzda, aşılamayacak sorun yok!

 

Kaynaklar

[1] Son dakika: Karantina otobüsünden böyle yolcu kaçırdılar! Soruşturma başlatıldı(18 Mart 2020). Milliyet. https://www.milliyet.com.tr/gundem/karantina-otobusunden-yolcu-kacirdilar-tepki-yagan-goruntulerle-ilgili-flas-aciklama-6168061

[2] Güney Kore’de Koronavirüs vakaları bir anda tırmandı; virüs 31’inci vakanın iki kere ayine katıldığı kilisede yüzlerce kişiye bulaştı(15 Mart 2020). T24. https://t24.com.tr/haber/guney-kore-de-koronavirus-vakalari-bir-anda-tirmandi-virus-31-inci-vakanin-iki-kere-ayine-katildigi-kilisede-yuzlerce-kisiye-bulasti,866521

[3] İtalya Sağlık Bakanlığı Websitesi / Covid-19 İtalya’daki Durum Raporu. http://www.salute.gov.it/portale/nuovocoronavirus/dettaglioContenutiNuovoCoronavirus.jsp?lingua=italiano&id=5351&area=nuovoCoronavirus&menu=vuoto

[4] ABD’de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle en kötü 4 senaryo üzerinde çalışan uzmanlar, ülkede 160 ila 214 milyon kişinin virüsü kapabileceği ve 200 bin ila 1,7 milyon kişinin ölebileceğini bildirdi.(13 Mart 2020). CNN Türk. https://www.cnnturk.com/dunya/en-kotu-senaryo-1-7-milyon-kisi-olecek

%d blogcu bunu beğendi: