Ortalama okuma süresi: 9 dakika

“5 büyük ayile, Alamanya bizi gısganıyor, egunumi söper”…

Bütün bunları söyleyenler, Bill Gates’in milyarlarca dolar harcayıp, süperbilgisayarlar hediye edip; yaptırdığı çalışmalar ve uyarıları için “bak önceden nasıl biliyordu” diyor. Bu virüs vb hakkında. İş politikaya geldiğinde düşünce kuruluşları eliyle çeşitli araştırmalar yapılıyor.

Örnek vermem gerekirse,
National Intelligence Council yani ABD’nin Ulusal İstihbarat Konseyi adıyla kurduğu bir şemsiye ve düşünce kuruluşudur.Birleşmiş Milletler, iç ve dış bir çok istihbarat birimi ile ilişkilidir. “Mapping the Global Future [1]” belgesinde şöyle bir ifadesi var “danışmanlar ve dünyadaki hükumet çalışanı olmayan uzmanlara dayandırıldı”. 2004 yılında rapor yayınlanıyor ve aynen şunları söylüyor, “2020’de hilafet yeniden canlandırılmalı”.

Anlaşılan Ayasofya ibadete değil ihanete açıldı” başlıklı yazımda, Ayasofyanın ibadete açılmasını fırsat bilerek; PKK ile aynı odaklarla işbirliği içinde olanların Türklük, Türkiye Cumhuriyeti ve Atatürkçülüğe saldırısını anlatmıştım. Mayıs ayında yazdığım yazıda ise “çeşitli gruplar işbaşında: Atatürkçülere karşı çirkin imâ” yazısını kaleme aldım. Burada Atatürkçülük, laiklik ve Türkiye Cumhuriyetinin temellerine karşı adımlar atılmaya başlandığını ve gayet örgütlü, bilinçli ve tehditkâr hareketlere karşı uyarmıştım.

 

Düşünce Kuruluşları Nedir? Ne İş Yapar?

Gösterişli cümleler; liberallerin, realistlerin, sosyalistlerin, muhafazakarların kendilerine göre tanımları, çeşitli komplo teorileri… Hepsini bir kenara bırakırsak;

Düşünce kuruluşları; alanlarında deneyimli uzmanların, akademisyenlerin elinden çıkan ve gerek iç gerek küresel politika ve olayları analiz eden, raporlar sunan araştırma merkezleridir.

Ne olduğunu anlayabilmeniz açısından gündeme ilişkin bir örnek vereyim; Türkiye-Libya antlaşmasının mimarlarından Dr. Cihat Yaycı, istifası sonraısnda BAUDEGS yani Bahçeşehir Üniversitesi Denizclilik ve Global Stratejiler Merkezi’nde yayına devam ediyor. Websitesi ise baudegs.com. Araştırmalar ve günlük raporlar gibi bölümler mevcut. Dış basından haberler çevriliyor, öneriler ve yorumlar yapılıyor, propagandalar da başka dillere çevriliyor. Takip etmenizi ÖNERİYORUM.

Düşünce Kuruluşu adı altında geçiyor mu bilmiyorum fakat yaptığı şey budur ve çok değerlidir. Türkiye’de yer imlerine ekleyiniz ve twitter hesabını takip ediniz.

Düşünce Kuruluşlarının Önemi

Ben tek kişiyim, haberleri ve resmi raporları takip edip yorumlayamam. Bir alanda uzman değilim, olsaydımb ile sadece belirli alanda uzman olabilirdim (devam etsem uluslararası hukuk alanında akademik kariyere devam ederdim örneğin). Fakat başka alanları bilmek çok zor. Bu nedenle sadece uluslararası ilişkiler ve uluslararası hukuk değil; enerji politikaları, sağlık vb gibi bir çok konuda alanlarında uzman akademisyen ve deneyimli kişilerin, kendi alanlarını ve yenilikleri takip ederek hem gelecek için öneride bulunması (nükleer enerji şart veya gereksiz çünkü kaya gazı daha doğru vb gibisinden), mevcut durumları değerlendirmesi hayati önem taşımaktadır.

Bir ülke için benim belirlediğim 5 stratejik alan var:

  1. Savunma
  2. Gıda (tarım ve hayvancılık dahil)
  3. İletişim
  4. Sağlık (cihaz üretiminden ilaç sektörüne kadar)
  5. Enerji

Bu alanlarda üretim, arge, gelişme yoksa; ülkenin bağımsızlığından söz etmek güçtür. Koskoca Avrupa Birliği bile, Rusya’ya bağlı ve bu nedenle sorunlar yaşıyor. Amerika ise kaya gazı teknolojisine yatırım yaptı ve dünyada lider. Petrol ve doğalgaza bağımlılığını düşürüyor. Peki neden Orta Doğu’da? Çünkü Orta Doğu’daki petrol ve doğalgaz müttefiki olan ve ihtiyacı olan Avrupa’ya gitmeli, Çin ve diktatör ülkelere değil.

İşte bu tür olayların yorumlanması, analiz edilmesi, gelecek için önerilerde bulunulması konularında raporları hazırlayacak ve araştırmaları yapacak olan kuruluşlar DÜŞÜNCE MERKEZLERİDİR.

Avrupa Birliği’nin Resmi Sitesinden

Politika şekillendirmede düşünce kuruluşlarının önemi [4], adı altında Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi yayınlarında bir bölüm var. Buraya baktığımızda şöyle diyor (kabaca çevirdim):

Antonio Missiroli and Isabelle araştırmasında şunları söylemişler:

Eski ve yeni medyanın (ana akım medya ve sosyal medyanın); ulusal, kıtasal (Avrupa kıtası) ve uluslararası seviyedeki ulaşımı ile birlikte Avrupa Birliği politikalarına ilişkin algı ve beklentileri şekillendiriyor (düşünce kuruluşları).

 

Düşünce Merkezlerinin Devlet İçin Önemi

Sadece gelişmiş bir ülke olmak için değil, bulunduğunuz organizasyonun güçlenmesi ve ilerlemesi için bazı temel adımlar atılmalı.

  1. Gücün dağıtılması (büyük holdinglere bakın, bir kişi karar vermek, yönetim kurulları vb bir sürü yapı vardır)
  2. Farklı fikirlerin dinlenmesi ve sahadan raporların gelmesi (çok basit giyim zincirleri bile gölge müşteriler ve çalışanlara fikir danışarak ilerliyor çünkü müşteriyle bire bir dialogda olan satış danışmanlarıdır CEO’lar değil, dolayısıyla alttan üsre rapor ve öneriler şart)
  3. Gücün denetlenmesi (bir şey yapıldı ancak iyi mi oldu kötü mü oldu, eksikleri nedir? Denetlenmesi ve yanlışların düzeltilmesi gerek)

İşte bütün bunlar, düşünce kuruluşları için geçerlidir. Ne demek bu?

Devlet, dış politikada karar alırken sadece iktidarın kararlarıyla almamalı. Yapılmaz mı? Yapılır. Fakat yanlıştır. Düşünce kuruluşlarına destek olunmalı, BAĞIMSIZ ve TARAFSIZ şekilde raporlar hazırlanmalı. Bakanlık, danışmanlar ve hatta Cumhurbaşkanı bunları okuyarak politika üretme ve karar verme süreçlerinde bilgi almalı. Bu, gücün dağıtılması. Tek merkezden, tek kişiden politika çıkmaması, uzmanların kullanılmasıdır. Yani liyakattir.

Gücün denetlenmesi de aynı şekilde mevcut politikaların analizi ile birlikte çok önemlidir. Yaptık ama doğru mu yaptık? Mesela Mısır2ın içişlerine karışmak o kadar da doğru politika değilmiş. Değil mi? Bunu düşünce kuruluşları yazacak! Hatta yazanlar var idi.

**

Dolayısıyla devletin mevcut durumu analiz etmesi ve yeni politikalar üretmesi konusunda düşünce kuruluşları hayati öneme sahiptir. Fakat söylenen şeyler, iktidarı rahatsız edebilir. Müdahale edilmemeli veya liderin önüne sadece “süperiz, mükemmeliz reyizim” diyen objektiflikten uzak raporlar gitmemeli.

Dünya ve Türkiye’deki Durum

Penisilvanya Üniversitesinin 2019 raporuna [2] bakarsak;

Ülke – Sayıları
ABD – 1.871
Hindistan – 509
Çin – 507
Birleşik Krallık (İngiltere+) – 321
Arjantin – 227
Almanya – 218
Rusya – 215
Fransa – 203
Japonya – 128
İtalya – 114
Brezilya – 103
Kanada – 100
Güney Afrika – 92
İsveç – 90
Meksika – 86
***
Sonra gelenler: İsviçre, Avusturya, İsrail, Bolivya, İspanya, Şili, Kolombiya, İran, Tayvan (ki buraya kadar hâlâ 61’e düştük).

Türkiye mi?
48 düşünce kuruluşu mevcut.
MENA denilen yani Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgelerine alınmış. MENA’nın toplam sayısı 507. Avrupa’nın 2.219 sayısı ile kıyaslayabilirsiniz.

Bölgemize biraz bakarsak:

  • Bulgarisan 44
  • Yunanistan46
  • Polonya 60
  • Romanya 54
  • İran 64
  • Irak 32
  • Mısır 39
  • İsrail 69
  • Lübnan 28
  • Filistin 36
  • Katar 15
  • Suudi Arabistan 10
  • Suriye 10
  • Tunus 21
  • BAE 15
  • Yemek 27

Öte yandan Türkiye’ye göre daha güçsüz duran ülkelere bakarsak(!)

  • Ermenistan 30
  • Afganistan 22
  • Azerbaycan 16
  • Bangladeş 36
  • Gürcistan 35
  • Kazakistan 31
  • Kırgızistan 28
  • Kuzey Kore 2
  • Pakistan 25
  • Tacikistan 7
  • Özbekistan 12

**

Görüldüğü üzere geri kalmışlık, güç vb konularla değil; demokrasi ile ilgili. Suriye, Tacikistan, Kuzey Kore, S. Arabistan…

Bunları nüfusa oranlarsan, bence Türkiye’de fazlasıyla eksik konumdayız.

Düşünce Kuruluşları Gücü ve Atıflar

Bu düşünce kuruluşlarının yayınları, atıfları vb gibi “akademik alanda” nasıl akademisyenlerin değerlendirmesi varsa; düşünce kuruluşlarının da kalite ve atıf değerlendirmesi olur. Bunlara göre [3]: en iyilerden bir kaç tanesini vereyim:

  1. ABD – National Bureau of Economic Research (NBER)
  2. Almanya – Institute of Labor Economics (IZA)
  3. İngiltere – Centre for Economic Policy Research (CEPR)
  4. ABD – Peter G. Peterson Institute for International Economics (IIE)
  5. Almanya – DIW Berlin (Deutsches Institut für Wirtschaftsforschung)
  6. ABD – Brookings Institution
  7. Almanya – ifo Institut – Leibniz-Institut für Wirtschaftsforschung an der Universität München e.V.
  8. İsveç – Institutet för Näringslivsforskning (IFN)
  9. ABD – Resources for the Future (RFF)
  10. Yeni Zelanda – Motu: Economic & Public Policy Research
  11. İrlanda – Economic and Social Research Institute (ESRI)
  12. Fransa – Centre d’études prospectives et d’informations internationales (CEPII)
  13. Almanya – RWI – Leibniz-Institut für Wirtschaftsforschung
  14. Almanya- Institut für Arbeitsmarkt- und Berufsforschung (IAB)
  15. ABD – American Enterprise Institute

ABD ve Almanya çok güçlü duruyor. Türkiye’den hiçbir kurum yok tabii ki.

Türkiye’deki Kuruluşların Sıkıntıları

Etki alanları tabii ki tartışılabilir, yani Danimarka’daki 51 düşünce kuruluşu ile Meksika’daki 86 düşünce kuruluşu veya İran’daki 64 düşünce kuruluşunun politikalara etkisi nedir fazlasıyla tartışılabilir. Ancak düşünce kuruluşunun olması, araştırmalar yapması ve yayınlaması ÇOK ÖNEMLİDİR. Türkiye bu konuda geride kalmış duruyor.

Dr. Yunus Çınar’ın yazdığı kitaba göre [5],Türkiye’deki düşünce kuruluşlarının çoğu, devlet desteği ile ayaktadır. Düşünce kuruluşları, birer sivil toplum örgütüdür. Ülker grubunun desteklediği ASAM’ın, hükumet değişikliği sonrasında Ülker Grubunun desteği çekmesi sonucunda ortadan kalkmıştır. Çınar’a göre, devlete ya da bir sermaye grubuna bağımlı olan düşünce kuruluşları, olumsuz etkilenmektedir ve dış politikadan çok iç politikaya yönelmelerine sebep olmaktadır.

Propaganda Eksiklikleri

BAUDEGS ile İngilizce, Yunanca, Arapça şeklinde haberler yayılıyor fakat Türk kuruluşların en büyük eksiklikleri yabancı dilde yayın yapamamalarıdır. Güncel olaylar olduğunda, yabancılara Türk bakış açısını aktaramıyorlar. Nedenlerden birisi, ülkedeki politik anlayışın bu kuruluşları iç politikaya itmesi. Diğer bir sorun, Türk akademisyenlerinin bilimsellikten uzak olması ve yabancı dillerinin iyi olmamasıdır. Maalesef kopya ve ezber ile sınıf geçilen bir sistemden; yabancı tezleri çürütecek kadar bilimsel makale yazacak tecrübede çok az insan çıkıyor. Ayrıca, bu insanların değerini bilemiyoruz. Yurt dışına gidiyorlar.

Kamu diplomasisi vardır; sosyal medya ve demokrasi ile birlikte, “doğru olmadığını bilseler bile”, vekillet kamuoyunun aksine bir karar alırken zorlanırlar. Dolayısıyla işten çıkıp arkadaşlarıyla bira içmeye giden bir insana siz kendinizi anlatamazsanız; Türk tezini destekleyecek Avrupalı ve Amerikalı politikacılar ekrana çıktığında bir daha seçilemez. Olayın özü budur.

Yani düşünce kuruluşlarımız araştıracak, raporlayacak. Bunları yabancı dillerde yayımlayacak. Daha sonra devlet bunları kullanacak, medya kullanacak. Ecnebi kamuoyunu etkileyeceğiniz. Sadece istihbarat ile olmaz, STK’ların da önemli görevleri var.

Türkiye, propaganda ve tezlerini anlatma konusunda bırakın Yunanistan’ı, Güney Kıbrıs Rum Kesimi kadar OLAMIYOR. Sorunumuz bu.

Farklı Alanlardaki Düşünce Kuruluşları Sorunu

23 Eylül’de ekliyorum, dün yazmayı unutmuşum.

Siyaset bilimi, hukuk, ekonomi mezunları; bölümleri nedeniyle ülke hakkında bir şeyler söyleyebilirler. Fakat diğer bölümlerde düşünce kuruluşları konusunda sıkıntımız mevcut. Örneğin sağlık çalışanları ile ilgili sorunlar için Hacettepe Üniversitesi, “sağlık politikaları” konusunda da araştırmalar yapacak ve belki Mülkiye ortak çalışarak; sorunların söylenmesi, araştırılması, mevcut yasa ve yürütmelikleri vs kontrol ederek sorunların giderilmesi için gereken önerilerin rapor olarak hazırlanacağı bir enstitü/merkez kurabilir. Kısacası disiplinler arası çalışma konusunda da sıkıntımız var.

5 stratejik alan var dedim. Bu alanlarda araştırma merkezleri ve enstitüler, yine siyaset bilimi bölümleriyle de işbirliği yaparak; ortak çalışma yürütmek zorundadır. Enerji, gıda (tarım&hayvancılık), iletişim, savunma, sağlık alanlarında enstitüler ve politikaların belirlenmesi için düşünce kuruluşları kurulması zorunludur. Bu alanlarda bağımsız olmadan, üretmeden; ülkenin bağımsızlığından söz etmek mümkün olamaz.

Sadece yeni politikaların üretilmesi ve adımların atılması değil; mevcut sorunların çözümlenmesi, mevcut durumun ve etkilerinin ortaya çıkması için rapor hazırlamak, durumu analiz etmek ve bunların akademisyenler ile sahadaki deneyimli kişilerce hazırlanması çok önemli.

Sonuç Olarak

Salih Yılmaz’ın “Putin dönemi Rusya dış politikası ve güvenlik doktrinleri” kitabında yazdığı üzere; Putin, ülkeyi danışmanları üzerinden yönetmektedir. Rusya’da, gerek propaganda ve istihbarat için gerek politika için düşünce kuruluşlarına değer veriliyor ve 215 ile dünyada 7. sıradadır.

Buradan anladığımız şu, bir ülkede düşünce kuruluşlarının doğal gelişimi (nedenini anlatacağım), ülkenin politikası ve gücü açısından hayati önem taşımaktadır. Ülkenin çeşili alanlardaki politikaları (enerji, istihbarat, savunma, dış politika vb), istihbarat ve karşı istihbarat (kontr-espiyonaj yani propaganda ve istihbarata karşı koyma) gibi nedenlerle düşünce kuruluşları kurulmalı, desteklenmeli ve rapor ile analizleri devlet tarafından yakından takip edilmelidir.

Düşünce Kuruluşlarını Neden Takip Etmelisiniz?

Maalesef politika ile gelen mailler veya toplumdaki tartışmalar büyük oranda gazete manşetleri üzerinden yürüyor. Yani bir gazete manşetinde “Almanya bizi kıskanıyor” diye başlık atıldığında, insanlar Almanyanın bizi kıskandığını düşünüyor. Haberin başlığını okuyor ve tamam. Haberi okuyorsunuz “gereksiz Türk basını” konusunda anlattığım saçma sapan “aldatan başlık” ve bol bol bikinili kızlar.

**

Türkiye’de en sevdiğim basın, Al Jaazera Türkiye idi, o da kapattı. Propagandadan kendimi kurtarırım derseniz; “DW Türkçe, Euronews Türkçe, BBC TürkçeSputnik Türkçe gibi basın üzerinden haberleri takip edebilirsiniz. DW Alman, Sputnik Rus, Euronews AB’nin ama Fransız kaynaklı, BBC İngiliz kaynaklı.

Bütün bu haber sitelerine rağmen, haberin içeriğini yeterince veremiyorlar. Daha doğrusu, “uluslararası ilişkiler” bir bilimdir ve bilimsel açıdan, bazı analizlerde sorunlar olabilir. Bu iş tıpkı haber sitelerinin “frene bastığımızda araba durur” demesi gibi. Oysa düşünce kuruluşları; “şu hava sıcaklığında, şu kadar kaliperli, şu kadar cm ve şu malzemelerden yapılmış fren sistemi; şu kadar metrede durur” gibi analize dayalı verir. Okulda da benim en büyük sorunum buydu, “frene bastığınızda araba durur”. Tamam da nasıl durur? Benim için önemli olan bu.

Siyaset bir bilimdir, dolayısıyla karşınızdaki kişinin neden böyle düşündüğünü anlamak için uğraşın. Karşınızdaki ülkenin neden böyle yaptığını anlamak için uğraşın.

Kısa bir örnek: Fransa neden Türkiye ile uğraşıyor?(!)

İşin kolayı: bizi kıskanıyorlar, Türkleri sevmiyorlar, 5 büyük ayilenin planlarınız galaksi liderimzi bozdu.

Zor bölümü:

  • Fransa’nın çıkarlarını bulmak. Nedir bunlar?
    • Fransa’da Sarı Yelekliler Macron’u devirecekti. Covid, protestoları durdurdu. Şimdi kendini güçlü göstermeye çalışıyor.
    • Avrupa Birliği’nde gücünü etkinleştirmek ve arttırmak istiyor, benim tezim, AB’nin 2,5 kutba ayrılacağıdır (Almanya-Fransa iki kutup)
    • Yunanistan’a gemi ve uçak satacak ki bunların parası da Avrupa Birliği desteklerinden Yunanistan’a gidecek. Kendi şirketleri kazanacak.
    • Çoğaltılabilir…
  • Fransa’nın çıkarlarını bulmak

Bütün bunları ve liderleri, partileri iyi analiz ettikten sonra; Türkiye, kendi politikalarını “bizi kıskanıyorlar, Türkleri sevmiyorlar” temelinden daha gerçekçi temellere oturtabilir. Nedir bunlar?

  • Yunanistan’ın bu silahları alması, silahlanma yarışı başlatır. Bölgeyi gerer diye gereken gözdağını vermek ve Yunanistan’a “bunca yıldır silah harcamaları yaptık, sorunları dialog ile çözüp bu paraları eğitime, teknolojiye yatırabiliriz ve bölgeyi stabil hale getirebiliriz” diyebilirdik. Alttna alta kendini geliştir, önemli değil. Önemli olan söylemler!
  • Avrupa Birliği’ne karşı, “Avrupa Birliği’nin bölünme tehlikesi var ve bu tehlikeyi Macron’un kişisel çıkarları oluşturuyor” diyerek Avrupa Birliği’nde kutuplaştırma arttırılabilir ve Almanya ile ilişkiler düzeltilebilir.

Verdiğim çok basit örnek. Erdoğan’ın “eyyy Macron” sözleri falan tamamen iç politika için. Merkel istedi, Oruç Reis bölgeye gitmedi. Müzakere dönemi geldi, Oruç Reis geri döndü. Dolayısıyla Türkiye’deki söylemler ve düşünce kuruluşları, tamamen iç politkaya yönelik. Yanlış.

İddia ediyorum, şu an Türkiye’nin Avrupa Birliği’ni 2 kutup + yolunda gidenler şeklinde bölebilecek gücü vardır. Fakat akıllı adım atılması gerek. Söylemlerde dost, partner, dialog denmeli ancak alttan alta Putin gibi gereken yapılmalı.

 

Takip Ettiklerim

Ülkelerin politikaları, araştırmaları, raporları için düşünce kuruluşlarını takip edeceksiniz. Haber okumak benim için fazla bir anlam ifade etmiyor. Takip ettiğim bazı düşünce kuruluşlarını verebilirim. Bir bölümünü unutabilirim, diğer bilgisayarda var ama bu bilgisayarda ve Pocket’ta kaydettiklerimden bazıları  (hepsi düşünce kuruluşu değil ancak yararlı bilgi, belge ve analizler olabiliyor) :

  • Bahçeşehir Üniversitesi Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi – baudegs.com (twitter hesabını da takip ediniz)
  • Bruegel – bruegel.org : Brüksel yani AB’nin kalbi
  • Fransız Uluslararası İlişkiler Enstitüsü – ifri.org
  • Chatham House – chathamhouse.org : İngiliz
  • Washington Institute – washingtoninstitute.org
  • European Council on Foreign Relation – ecfr.eu
  • German Institute for International and Security Affairs – swp-berlin.org
  • European Union Unstitute for Security Studies – iss.europe.eu
  • Rand Cooperation – rand.org
  • Council on Foreign Relations – cfr.org
  • Russian International Affairs Council – russiancouncil.ru
  • International Politics and Society – ips-journal.eu
  • Institute of International & European Affairs – iiea.com
  • The Diplomat – thediplomat.com (özellikle Asya haberlerini takip ediyorum)
  • Foreign Affaris – foreignaffaris.com
  • LeMonde Diplomatique – mondediplo.com (teknoloji vs katana kadar Diplomatique Turqia iyidi ama bozdular)
  • European Parliament Think Tank – europarl.europa.eu
  • Netherlands Institute of International Relations – Clingendael.org
  • Konrad Adenauer Stiftung – kas.de
  • Danish Intitute for International Relations – diis.dk
  • Stockholm International Peace Research Institute – sipri.org
  • Italian Institute for International Political Studies – ispionline.it
  • Barcaleno Center for International Affaris – cidob.org
  • German Council on Foreign Relations –  GDAP.org
  • Nowegian Institute for International Affairs – nupi.no
  • Center for Strategic & International Studies – csis.org
  • Center for Liberal Strategies – cls-sofia.org
  • Al-Ahram Center for Political and Strategic Studies – euromesco.net (Mısır)
  • European Policy Center – epc.eu
  • Center for China and Globalization – en.ccg.org.cn
  • Jerusalem Center for Public Affaris – jcpa.org

Bunları Nasıl Takip Edeceksiniz?

Düşünce kuruluşlarında, haber siteleri gibi saat başı yayınlar yok. Dolayısıyla her gün bakmanıza gerek yok. Buraya yazdığım kadar yazamadığım var. Dolayısıyla hepsini sürekli takip etme imkânınız olamaz. Fakat Bulgaristan’dan Mısır’a, İtalya’dan Belçika’ya, İngiltere’den Danimarka ve Amerika’ya kadar bir çok ülkenin “uluslararası ilişkiler” alanına bakışını görebilirsiniz. Ara ara bakarak, kimlerin hangi konuda nasıl düşündüğünü anlamaya çalışın. Yani benim yaptığım budur. Söylenen her şeye inanmıyorum ancak “bakış açıları ve tezleri bu” diye kontrol ediyorum.

Açıkçası benim yazdığım 1500-2000 sözcüklük blog gönderisi için çok diyenler, haberlerdeki 3 paragraflık yazıya çok diyenler tabii ki bunları okuyamayacak. Fakat ben neden ve nasıl takip etmeniz gerektiğini yazıyorum.

Genelde uluslararası ilişkiler ve dış politika ile ilgili olanları verdim. Ekonomi, güvelik, anlaşmazlıklar, enerji gibi bir sürü alanda çalışan kuruluşlar var ki bunların içinde sağlık için olanlar da var. Örneğin 2019’da Cumhurbaşkanlığına “Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdrlüğü” tarafından verilen “Pandemik İnfluenza Ulusal Hazırlık Planı” raporu yayınlanmış. İnsanlar bilgisayarlarla, bilmem kaç kurumun ortak çalışmasıyla böyle raporlar hazırlıyor. Birileri de çıkıp “bak önceden bilmiş, kesin bunlar virüsü saldı, 5 büyük ayile yaptı” falan diyor.

İşte bu tür kahvehane ağzından uzak durabilmek için araştırmaları, uzmanları, makaleleri takip etmelisiniz.

**

Türkiye’de olanlar için wikipedia‘ya bakabilirsiniz.

 

Kaynaklar

[1] Mapping the Global Future. Report of National Intelligence Council’s 2020 Project. Aralık 2004. https://www.dni.gov/files/documents/Global%20Trends_Mapping%20the%20Global%20Future%202020%20Project.pdf

[2] James G. MCGANN. 2019 Global Go To Think Tank Index Report (18 Haziran 2020). https://repository.upenn.edu/cgi/viewcontent.cgi?article=1018&context=think_tanks

[3] Top 25% Think Tanks, as of August 2020. Erişim tarihi: 22 Eylül 2020, https://ideas.repec.org/top/top.ttanks.html

[4] The Role of Think Tanks in Shaping Policy Making (18 Temmuz 2014). https://www.consilium.europa.eu/en/documents-publications/library/library-blog/posts/the-role-of-think-tanks-in-shaping-policy-making/

[5] Dr. Yusuf Çınar. Örneklerle Dış politika Analizi. s.39, 2018, Bursa. Dora Yayıncılık.

Perez, M. Does EU Policymaking Allow for Skilful Networkers But Limited Knowledge Managers? The Think Tanks’ Tale. Int J Polit Cult Soc 27, 323–342 (2014). https://doi.org/10.1007/s10767-013-9172-5

Son Değişiklik: 23/09/2020 - 10:20