Ortalama okuma süresi: 12 dakika

Korona ile ilgili bir çok konu oldu ancak her gün güncellediğim konu “korona vaka ve ölüm karşılaştırması“. Ayrıca bknz: koronadan korunma yolları.

ÇOK ÖNEMLİ

2 Nisan 2019 – ÖS 05.31

2019 yılında Pandemik İnfluenza Ulusal Hazırlık Planı yayınlanmış. 220 sayfa! 170’in biraz üzerinde uzman tarafından hazırlanmış! Ne olmuş? Hiçbir fikrim yok! Maalesef Türkiye’de doğru işler bile yanlış kişilerin elinde heba oluyor anlaşılan. “Salgında bundan sonra yapılması gerekenler” ve “düşünmeden istemek: sokağa çıkma yasağı” konularında, devletin her türlü durumu simülasyonlarda değerlendirmesi gerek diyordum. Yani böyle raporlar kullanılmalı, simülasyondan geçirilmeli. Anlaşılan yapılmamış. Eğer bu rapor değerlendirildiyse ve bir şeyler yapıldıysa ve buna rağmen bu hâle düştüysek daha büyük sorun var demektir.

**

Yazıma başlamadan önce; önümüzdeki günlerde hem vakalar, hem ölümler hem de ekonominin gidişatı kötüleşecektir. Ancak bir seçim şansınız olsa, vakaların mı artmasını tercih ederdiniz yoksa ekonomik krizin kötüleşmesini mi? Yazının sonunda açıklayacağım.

Hangisinin artmasını tercih edersiniz?

Sonuçları Gör

Yükleniyor ... Yükleniyor ...

**

Günlerdir haberleri, DSÖ raporlarını okumaktan; verileri excel’e eklemek, grafik ve analiz için uğraşmak, bununla zaten uğraşan kurumları taramak ve onların raporlarını okumaktan gözlerim artık ekrana bakarken sulanıp ağrıyacak duruma geldi. Bu yüzden mümkün olduğu kadar kısa ve öz yazmaya çalışacağım. Corona etiketine tıklayarak, korona ile ilgili tüm yazılarımı görebilirsiniz. Öte yandan sokağa çıkma yasağı gerekiyor mu ile ilgili yazıyı da şurada bulabilirsiniz: “sokağa çıkma yasağı gerekir mi yoksa durum olumlu mu?“.

**

Öncelikle şunu söyleyeceğim; devlet, kurumlar ve uzmanlar halka bir şeyler anlatmakta YETERSİZ! Konuştuğum insanlar “bu işi ya Allah yaptırıyor ya da dünyayı yöneten aileler” dediğinde şaşırıyorum. Bir kaç soru sorduğumda, “hiç yokken nereden çıktı bu?” diyor. Sonra anladım ki; virüs ve bakterilerin her yerde olduğu, zaten normalde de bunların bizi etkilediği, fakat covid-19’un mutasyona uğradığını (dolayısıyla mutasyonu) bilmiyorlar. Bilmedikleri için ya hurafeler ya komplo teorilerine yöneliyor. Bunu yok etmek gerek.

Bu insanlara kızmayacaksınız! Nasıl el yıkanacağının devamlı talimatı (SOP) hiçbir yerde yok! Okullarda öğretilmiyor, hastahane tuvaletlerinde yok. Oysa yurt dışındaki ilaç firmalarına gidiyorum, tuvaletlerinde bunları gösteriyorlar, ben de buradan öğrenmiştim. Basit şekilde video ve pankartlar yok. İstanbul Başakşehir’deyim, doğru düzgün pano yok. “Kurtulacağız” falan diyor. Yahu bana ne! Gaz vermeyi bırakacaksınız. Bakanlık 14 kural basmış ancak küçültüp bakmamışlar bile. Tüm asansörlerde, her yerde 14 kural var ama yazılar görülmeyecek kadar ufak. Ne yapacağız belli değil. Bunlara çözüm bulacaklar. Örnek video, Kanada’da bir hastahane paylaşmış:

Bu tarz “kısa, hızlı, sosyal medyada paylaşılabilecek, etkili” videolar ve pankartlar gerek. Hiç kimse kusura bakmasın ama Nazi propaganda tekniklerine “virüs ve salgından korunma” amacıyla başvuracağız gerekirse.

İnsanlar virüsü, salgını, el yıkamasını, mutasyonu, dezenfekte olmayı bilmezse; çocuklara çizgi filmler, filmler ve okulda belgeseller vs ile bunlar anlatılmazsa, tabi ki insanlar korkacak ve korktuğu için aklına en yatkın olan şeyi yapacak. Arap sabunu yutmaktan tutun, market yağmalamaya kadar her şeyi yapacak.

İnsanlara cahil oldukları için kızmayın! Salgını yavaşlatmak ve gelecekte sıkıntı yaşamamak için; el yıkamayı, virüsleri, bakterileri, nasıl hapşırılıp öksürüleceğini anlatacaksınız.

Sokağa Çıkma Yasağını Düşünmeden İstemek

Twitter 280 karakter… Yukarıda saydığım nedenler; korku, panik, tembellik veya sırf muhalefet olmak için “sokağa çıkma yasağı ilan edin” diyenler var. Çok basit. Twitter’ı açtım, “sokağa çıkma yasağı istiyoruz” yazdım, TT etiketine destek verdim ve geri çıktım. Bitti…

Peki ne olacak? Ekonomik durum nedir? Vakalar azalacak mı? Büyükşehirlerde yaşayan 1 milyon açlık sınırı altındaki insan ne olacak? Kimse bunları düşünmüyor, yeterince analiz etmiyor.

Öte yandan sağlıkçılar… Eğer korona salgını sadece sağlık yönünden bakılırsa, Mart ayında 3 haftalık sokağa çıkma yasağı uygulanmalıydı. Virüsün yayılması, karantina vs açısından tek taraflı, yani sadece sağlık yönünde konuşmak bu kadar kolay. Dışişleri yönünden konuşalım mı? Yurt dışında okuyan çocuklar ne olacak? Karantinaya alırız denirdi. Bu da kolay.

Fakat devlette bu kararları vermesi gerekenler sadece eğitim, ekonomi, sağlık vb konulardan değil; güvenlik dahil her konudan yorumlayarak cevap vermesi gerekir.

**

Grafikteki griler, “gerçek vakalar” sarılar ise “tespit edilen vakalar”. Nasıl yani? Şöyle yani, Çin’de test sonucu çıkan insanlara diyorlar ki “semptomlar ne zaman ortaya çıktı?”. Bu tür soruların cevaplarından yola çıkarak geçmişe dönük bir grafik oluşturmuşlar. Jan 23 ve Jan24’e bakın. Ocak 23 ve Ocak 24’te… Burada ŞEHİRLERİ KAPATTILAR!

Bakın Çin’in aldığı önlemleri biliyorsunuz, kapıları kaynakladılar. Bu kadar sert önlemlerden sonra Çin’de durum tersine dönebildi. Türkiye dahil yarı demokrasi ve demokrasi içerisindeki hiçbir ülkedeki anayasa ve halkın iradesi bu önlemleri desteklemez! Türkiye dahil, Avrupa’nın hiçbir ülkesinde bu şekilde sert önlem alamazsın!

Olayın özü budur. Dolayısıyla Avrupa’daki bir çok ülkede durum, Çin’den beter olacaktır. Nüfus/vaka oranı Çin ile kıyaslanamayacak bile. Hele hele test yapan, verileri gün gün yayınlayan ülkelerde durum vahim olacak. İran bazı Arap ve Kuzey Afrika ülkelerinde “ona göre” çıkacak vaka sayıları. Dolayısıyla bu alana girmeyeceğim.

Doğal Seçilim

Bağışıklık ve doğal seleksiyon kavramlarını duydunuz mu?“, belirtmiştim. Evet salgın ve ölüm açısından önemli bir durum var ama kimse kusura bakmasın; ölenler arasında ortalama 2,7 kronik hastalık var. Su içmiyorsunuz, yeşillik yemiyor ve burun kıvırıyorsunuz, spor yapmıyorsunuz, şeker ve abur cubura abanıyorsunuz; sonra diyabet, kalp damar hastalıkları, solunum hastalığı, obezite, kilo ve bağlı sıkıntılar… Bakın benim babam sigara içti, akciğer kanseri oldu, sağ akciğeri alındı. 1962 doğumlu ve koronadan önce dikkatle yaşıyordu. Grip dediğimiz salgınları biz 3-4 günde atlatıyorsak, babam 1-1,5 ayda atlatıyordu.

Bu yüzden, koronadan korkuyorsanız; sigarayı, aşırı abur cubur ve şeker kullanımını, doğal olamyan şeyleri bırakacaksınız. Günde en az 2 litre su içeceksiniz, haftada 3-4 gün spor yapacaksınız. Doğal beslenmeye özen gösterip, tabağınızın yarısını yeşilliğe ayıracaksınız. Yoksa kronik hastalıklara yakalanma şansınız yüksek olacak ve bu nedenle normal grip bile sizi risk grubuna sokacaktır.

Bunları yapıp kronik hastalıklara yakalanma şansı yok mu? Var. Akraba evlilikleri, genetik vs gibi bir sürü elde olan ve olmayan değişken var. Ancak bile bile ladese gerek yok. Kendinize bakacaksınız, sağlığınızı koruyacaksınız. İtalya, Çin ve Avrupa’da ölen insanların büyük bir bölümü, normal grip salgınında dahi risk altında.

Umursamazlık

DSÖ araştırmalarına göre, influenza salgınına yılda 3 ila 5 milyon insan yakalanıyor. Bu salgına bağlı nedenlerle 290 bin ila 650 bin kişi ölüyor. yukarıda bağlantısını verdiğim gönderilerde hepsini kaynaklarla gösterdim, buraya yazmayacağım. Dolayısıyla yaşlılar, bağışıklığı düşük olanlar, kronik hastalığı oanlar; normal salgında da risk altındaydı. Hanginiz umursadınız? Hasta olunca kaçınız maske takıp başkalarına bulaştırmamaya çalıştınız? Ulaşım araçlarında çoğunuz milletin yüzüne öksürdü; öksürüp, hapşırdığı eli ile sağa sola dokundu. Şimdi neden bu iş ciddiye bindi?

Her yıl 1,5 milyon insan ishal nedeniyle ölüyor,
1,7 milyon bebek yenidoğan hastalığı nedeniyle ölüyor,
1,3 milyon insan büyük ölçüde “insan hatası” kaynaklı trafik kazalarında ölüyor,
3-3,5 milyon çocuk ise yetersiz beslenmeden ölüyor.

Hanginiz umursadı? Çünkü ölen sizin çocuklarınız değildi, yakınlarınız değildi. 2 liralık ishal ilacı bulamamaları, hastahane bulamamaları, doktor bulamamaları hiçbirinizin umurunda değildi. Netflix’te Bill Gates belgeselini izlemeden önce belki bir çoğunuz Bill Gates için “yahu orada bak neler yapıyorlar, işte bunlar derin devlet, illumünati, büyük ailelere hizmet ediyor” falan dediğiniz…

Fakat adam 2015’teki Tedx konuşmasında diyor ki, ne nükleer savaş ne de başka bir şey; en büyük tehlikemiz virüsler ve salgın hastalıklar. Gates vakfı destekli Institute for Disease Modeling yani “hastalık modelleme enstitüsü”, 2018’de şöyle bir salgın hastalık modellemesi yapmış ve demiş ki “öldürücü, bulaşıcı olan ve havadan yayılan bir salgın hastalık günümüzde kaç milyon kişiyi öldürür?” (1918 gribine benzetmeye çalışmışlar

**

Gates vakfı, böyle enstitüler ve uzmanlar yıllardır yazılımlar, veriler ve belki onlarca yıllarını verdikleri araştırmalar sonucunda bu simülasyonları yapabiliyorlar, Windows ve Bill Gates gibi insanlar ve şirketler sayesinde özel yazılımları geliştiriyorlar. Eğer siz bunları bilmiyorsanız, bu adamların yayınlarını gününde takip edip, “evet doğru söylüyor, ne yapmak gerekir” diye düşünmüyorsanız; yukarıdaki videoyu görüp, “bak aileler zaten bunu saldı” diye saçmalayabilirsiniz. Simpson’ların içinden ve üçgenlerden bir şeyler çıkartmaya çalışabilirsiniz.

2015 Ted konuşmasında Bill Gates diyor ki; SALGIN HASTALIKLARA KARŞI BİR ÖNLEMİMİZ YOK! SİSTEMİMİZ YOK! Askerlerin hazır olmasından bahsediyor. Çok fena etkiler diyor. Neden? Okuduğu kitaplar, raporlar; konuştuğu uzmanlar, programlarla yapılan simülasyonlar, harcadığı milyonlarca ve belki milyarlarca dolar… Sonra? İşte bu sonuçlara ulaşıyorlar. Falcı gibi kahve falından “böyle olur” demiyor, araştırmalar ve verilerle konuşuyor.

Ayrıca bizim AKP’nin sırf orduya gıcıklığına kapattığı askeri hastahaneler ve ordunun askeri kanadının böyle bir salgında ne kadar önemli olduğunu anlarsınız umarım. Şu an bu salgınla ancak ve ancak askeri disiplin ve düzenle başa çıkılabilir. Başka bir durum yok!

 

Gelelim Sokağa Çıkma Yasağı İsteğine

Açıklanan ekonomik paket… KOCA BİR BALON! Maaşları ödüyoruz, ee? Şimdi ödeyeceğiz, sonra müfettişler inceleyecek, bir yıla kadar %60’ı ödenebilir. Peki kaç firma bir yıl ayakta kalacak?

Bu ekonomik paketle sokağa çıkma yasağı şu demek; ya Türkiye Cumhuriyeti bir gecede sosyalizme geçer, ya da Türkiye hayatında görebileceği en ağır ekonomik krizlerden birisini yaşar.

**

Büyükşehirlerde 1 milyon, açlık sınırının altında yaşıyor. Pazarlardan sebze toplayan, kağıt toplayan nicesi var. Nüfusun %65’i zaten yoksulluk sınırının altında yaşıyor. TT olan “yasak ilan edilsin” tweetini atarken; zaten pazarlardan arta kalan, kağıt toplayan ve bu tür bin bir zorluklarla yaşayan insanlara ne olacak hiç düşündünüz mü? Türkiye’de nüfusun %65’i yoksulluk sınırı altında. Zaten ekonomik durum kötü ve 2015’te bu blogda bunları yazarken, 2018’de ekonomik kriz gelecek ve en ağır dönemi 2020’de olacak derken bana vatan haini diyenler şimdi ne halde? O zaman bunları düzeltmek varken, şimdi çıkmaz sokağa girdik.

Ekonomik paket değişmeden sokağa çıkma yasağı intihar olur. Bu kadar net söylüyorum. Faturalar hâlâ ödeniyor, kiralar ve maaşlar hâlâ ödeniyor. Bakalım bu işin üzerinden 2 maaş geçsin neler olacak… Maşlarınızı alamadığınızda hâlâ “yasak devam etsin” diyebilecek misiniz?

Eğer korona salgınının 3 hafta sokağa çıkma yasağı ile geçecek bir şey olduğunu düşünüyorsanız, gerçekten bir hayalin peşindesiniz. Bu iş Haziran’da ancak yavaşlar. Çok net söylüyorum, 2-3 yıldan önce de insanlığa rahat nefes vermez ki ekonomisinden bahsetmiyorum bile! aşının da 2 yıldan önce bulunabileceğini düşünmüyorum. Umarım bu konularda ben yanılırım.

Sokağa çıkma yasağı ne kadar olacak peki? 2 yıl devam ederse 2 yıl olacağını mı istiyorsunuz? Ne kadar süreceği, ne olacağı belli mi? Türkiye’deki kurumlar ve uzmanlar yukarıdaki grafik gibi bir şey hazırladı mı? Hastalarla tek tek görüşecek, tüm sürecin haritası çıkartıldı mı? Yazılım ve simülasyonlarda nelerin olacağı tahmin edildi mi? Eğer bu veriler varsa, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki uzmanlarla görüşülüp, ne olabileceği konusunda tartışıldı mı? Siz bu bilgilere ulaşıp mı söylüyorsunuz? Muhtemelen hayır.

Mart ayının başında sokağa çıkma yasağı ilan edilse, “8 Mart geliyor ondan ilan edildi” diyeceksiniz, “ne gerek vardı” diyecektiniz belki de.. Bilgisiz ve yararsız muhaliflik, ülkeye zarar verir.

İşin Güvenlik Boyutunu Düşündünüz Mü?

Her şey tıkır tıkır işliyorken bir sürü yoksulumuz vardı, suça bulaşan Suriyeli var, suç işe almış başını gitmiş. Eğer 2 ay ve daha fazla sokağa çıkma yasağı olursa, buğdayı kim toplayacak, unu kim öğütecek, fırınları kim açacak? Eğer bu iş kısıtlı yapılacak derseniz emin olsun sadece bu kimseyi kurtarmayacak.

Peki sebze, meyve, baklagil bulamadığında ve insanlar açlıktan ölmemek için çalmaya ve yağmaya başladığında ne olacak? Bu ihtimal çok mu uzak geldi? Eminim “salgın filmleri” ve Bill Gates ile çeşitli uzmanların bu tür “salgın uyarı” konuşmalarını izlerken çok uzak ihtimal geliyordu size de…

Zaten gerginliği en üst düzeyde olan, korkudan marketleri yağmalayan bir toplum haline dönüştüğümüz ve kutuplaştığımız şu günlerde gerçekten sokağa çıkma yasağının her şeyi güllük gülistanlık yapacağını mı düşünüyorsunuz? Sokağa çıkma yasağından 3 haftada kurtulamazsınız. Bu “balon ekonomik paket” ile de ilk maaş gününden sonra her şey tepetaklak olmaya başlar; on binlerce işletme iflas eder, milyonlarca işsiz olur. Sonra ne olacak?

Peki bunlara ne kadar uzağız? Ben devletteki verileri, simülasyonları görmeden, uzmanları dinlemeden bilemem. Sadece sağlık, sadece ekonomi veya sadece güvenlik gibi tek alandan salgını da analiz edemem kimse kusura bakmasın. Bütün ihtimaller sonuna kadar düşünülmeli, veriler ve simülasyonlarla desteklenmeli sonra farklı alanlardaki uzmanlar bir araya gelip bu süreci ve kısıtlı sokağa çıkma yasağını; güvenlik, ekonomi, sağlık ve ilgilendiren her alanda (eğitim dahil) irdelemelidir.

Uyarı: Kendiniz Karantina Uygulayın

27 Mart 2020

Yasalar olmasına, ehliyet sınavında ve her yerde anlatılmasına rağmen; kırmızı ışıkta geçen, sinyal vermeyen, makas atan, güvenlik şeridini ihlal edenler şimdi diyor ki “devlet bize ne yapacağımızı söylesin”. Aile yapısı ve özgürlüğün/demokrasinin ne olduğunu bilmeyen bir tayfanın bu ülkede on milyonlarca olması zaten rahatsızlık duyduğumuz bir şey idi.

Şimdi kişisel tedbirlerin uygulanmasında kimse kimseye güvenmiyor. Düne kadar sen de yasalara uymuyordun? Şimdi mi devletin önlem almasını istiyorsun?

Taaa Fransa’larda, medeniyetin(yersen) ortasında yaşamış hanımefendi Türkiye’ye geliyor. Havalimanında bir şekilde karantinadan kurtuluyor. Otobüsle Samsun’a, oradan Minibüs ile Ordu’ya, oradan taksi ile Of’a gidiyor.
Cenazeye katılıyor, herkesle görüşüp, hal hatır soruyorlar. Bu madam(!), Trabzon’da hastahaneye kaldırılıyor. Korona pozitif. Ardından yoğun bakım ve şimdi de hayatını kaybetmiş. Bu süreçte 70 kişiye bulaştırdığı tahmin ediliyor (veya gerçekten öyle). Abisi de kamuda, memur (Tapu). Abisi ve eşi de karantinaya alınmış çünkü pozitif.

Durum bu. Hepimiz hastaymışız gibi davranmalıyız. Devlet 15 Mart’a kadar tedbir almadı. Hatta 22’sinde, Pazar günü Antalya’ya Tayvan’dan gelen uçaktakileri dahi karantinaya almadılar. Köyler artık karantinaya alınıyor. Geç kalındı çünkü. Millet ise 22-23’üne kadar bu işin farkında değildiler.

Şubat’ın son haftası, Mart’ın ilk 2 haftası olmak üzere; 3 haftalık süreçte ülke tüm giriş çıkışlara kapatılmalı ve gelen herkes, “ateşi olup olmadığına bakılmaksızın” karantinaya alınmalıydı. Emin olun bu iş başlamadan biterdi. Bu noktada sokağa çıkma yasağının çözüm olabileceğini düşünüyorsanız geçmiş olsun. Evet bu herkes her yere çıksın demek değil, herkes dikkat edecek. Fakat sokağa çıkma yasağı olduğunda alttaki marketten alacağınız “paketli sebzelerde” virüs olmayacak mı? Ya da ekmekte? Veya ayakkabınızda olan virüs yayılmayacak mı? Bizim stajyerler kurkumin ve metilan mavisini “dikkat etmelerine rağmen” her yere nasıl bulaştığı konusunda oldukça tecrübeliler (özellikle giysileri ve önlükleri). Ayakkabınızda varsa ve dışarıda çıkartıp ayakkabı dolabına koyduysanız bu iş bitmiş olmuyor ki, paçanızdan gelir. Kontaminasyon dediğimiz şey eldeki çamur gibi bir şey değil.

Hastalık yayılmadan önlediniz önlediniz (Çin gibi). Hastalık yayıldıktan sonra, en sert tedbirler sadece yayılımın hızını yavaşlatacaktır. Tabi bu işin hastahane süreci var. Sağlık merkezleri kapasitelerinin çok çok üstünde çalışıyor, sağlık çalışanları hem risk altında hem de çok yoğun mesai harcıyor. Gerekirse camiler, okullar; karantina merkezlerine acilen çevrilmeli.

Çin ne yaptı? 10 günde, 7 bin kişiyle hastahane inşa etti. 1,500 yatak kapasiteli hastahane. İnsanüstü çaba. Ancak Çin’de olurdu. Oldu. Bu noktadan sonra sağlık merkezlerini rahatlatacak her türlü tedbir alınmalı.

Hangi Uzak İhtimal Gerçekleşir?

28 Mart 2020

Tekrar tekrar söylüyorum, şu anki ekonomik paket “balondur”. Bununla sokağa çıkma yasağı uygulanırsa sadece işletmeler değil, vatandaşa bile bakılamaz.
Şu an Türkiye’nin 35-40 milyar dolar gibi bir pakete ihtiyacı var bu yasak için. Tabi bu para Suriyelilere ve milletin kişisel zevkleri uğurunda lüks arabalara, saraylara; yandaş kurtarma ve politik manevralara harcandığı için salgına harcanabilecek böyle bir bütçe YOK.
Bugün dezenfektan üretmeye kalksanız devlet zaten hammaddeden vergi alıyor, satarken vergi alıyor; şimdi bir de 18 bin yeni başvuru için geçici ruhsata başvuru parası alıyor. Siz hâlâ devletin maaş vereceğinden, evlere yardım yapacağından bahsediyorsunuz.

Bir gecede Türkiye Cumhuriyeti rejimi sosyalizme dönerse ve tüm işletmelere devlet el koyar, işçi diktatörlüğü yayılırsa olur o dediğiniz. Evlerin kapılarının mühürlenmesi sadece salgının artışını yavaşlatmak açısından iyi (ki hastahane yoğunluğunu yavaşlatır). Ekonomi ve güvenlik açısından neler olabileceğini hâlâ anlayamadınız. Henüz Türkiye’de yok fakat hırsızlıklar, yağmalamalar, silahlar toplum tarafından harekete geçtiğinde?
Eminim uzak ihtimal geliyordur. Nisan’ın 10’una kadar 80 binin üzerinde vaka gelmesi de uzak ihtimal geliyordur, böyle bir salgının olması da, 5 milyon mültecinin ülkeye dolması da…

Andımız’ın kalkması da uzak ihtimal geliyordur, başkanlık sisteminin gelmesi de…
Uzak ihtimaller başımıza gelir. Önemli olan “Türkler yapamaz” gözüyle bakılan şeylerin yapılarak yepyeni bir Türkiye Cumhuriyetini kuran, devrimlerini yapan Atatürk gibi mi bu ihtimaller başımıza gelecek; yoksa aptallıktan, liyakat ve adaletsizlikten, uzmanları dinlememekten, her şeyin güllük gülistanlık olacağını düşünerek kötü günlere hazırlanmamak ve yanlış politikalar üretmekten mi başımıza gelecek? Önemli olan bu.

Sonuç Olarak

Yukarıdaki ankete ne kadar çabuk cevap verdiniz bilmiyorum ancak bunun bir “doğru cevabı” yok. Sadece iki seçenek arasında düşünürken, altı üstü bir butona basacakken ne kadar tereddüt edeceğinizi görmek istedim. Bir de milyonlarca can ve zaten çok büyük krize girmiş küresel ekonominin parçası olan ülke ekonomisini yönetenleri düşünün…

Sosyal medya ve hatta “emrecetinblog.com” üzerinden çeşitli yorumlar ve çıkarımlar yapmak kolay. Fakat bilinenlerin dışında bilinmeyen şeyler, hayatını bunlara adamış uzmanların araştırmaları, simülasyonlar ve diğer şeyleri düşündüğümüzde; gerçekten karar almak zordur.

Evden Çıkanların Hepsi Can Sıkıntısından Çıkmıyor

Yılmaz Büyükerşen, Eskişehir’de otobüs ve tramvay kullananların sayısını paylaştı. 4 hafta önce 260 bin civarındayken şimdi 22 bin civarında. Düşüş çok önemli. Canı sıkılanlar otobüslere binip çarşıda dolaşmıyor. Şu an dışarıya çıkanlar, ellerinden gelen her önlemi alan ancak MECBURİYETTEN dışarı çıkan insanlar. Bu insanları eve kapatmak yerine, korunma yollarını öğretin. Bu insanlar üretmek için dışarıda.

Ek (kaynak: Yılmaz hocanın instagram gönderisi):

Dışarı çıkılmasın… Tamam çıkmayalım kardeşim, kullandığın sabunu kim üretecek? Sadece ekmek yiyerek hayatta mı kalacaksın? E tamam sağlık sektöründe çalışanlar da dışarı çıksın.. O zaman ambalaj ne olacak? Zaten Çin’den gelmiyor, şimdi ambalaj üretenler ve dağıtanlara ne diyeceğiz? E onlar da çıksın… Üstünde etiket basanlar? Onlar da onlar da…

Heh işte, zaten şu anda işe giden insanlar, “canı pahasına” işe gittiğine göre durum nedir? DIŞARI ÇIKMASI GEREKTİĞİ İÇİN dışarıya çıkıyor. İlaç üreten cihazları üreten insanlarla görüştüm, sabah akşam çalışıyoruz diyor. Sen fabrikada yayılabilir, çıkmayın diyorsun da; evde kokuşursun. Sana bu kadar söyleyeyim. Sular kesilir, elektrikler kesilir, bir tek aşağıda marketten ekmek alırsın, ekmek yersin, evde kokuşursun.

Öyle oturduğunuz yerden, bikinili kızın yanına, aldatıcı başlıkla “işte İstanbul’da dışarı çıkan semtler” yazısının altındaki “işte AKP ve CHP’li belediyeler” yorumunu okuyup cevap yazmaya benzemez bu işler.

Hele hele sadece sağlık ve salgın açısından bakıp; güvenlik ve ekonomiyi gözardı etmek (ya da ekonomi açısından bakıp bunları gözardı etmek) olmaz… Üstelik elde düzgün veri yokken, ne olacağı konusunda hiçbir şey belli değilken bu işler iyice zorlaşır.

Lütfen oturduğunuz yerden korku ve panikle sokağa çıkma yasağı ilan edilsin ya da edilmesin yazmayın. Bakanların ve liderlerin sosyal medya gönderilerin altına “sokağa çıkma yasağı istiyoruz” yazmayın. Zaten şu anda tüm sağlık çalışanları ve ilgili devlet yetkilileri, uzmanlar, özel ve kamu kuruluşları canla başla çalışıyor. Canlarını ortaya koyup çalışan ve küresel kaosu atlatmaya çalışanlar var. Üstelik Çin’den İtalya’ya İran’dan İngiltere ve Amerika’ya her türlü adım elimizde ve liderler, gerekli kuruluşlar da küresel anlamda birbiriyleriyle iletişim halinde…

Çok net söylüyorum, bu ekonomik paketle binlerce işletme bu yasaklara 2 ay dayanamaz.

LÜTFEN OTURDUĞUNUZ YERDEN, DUYGUSAL TEPKİLERLE DEVLET KARARLARINI 280 KARAKTERDE VERMEYİN.

**

Öte yandan:
1- Allah virüs yağdırmaz,
2- Zenginler “çıkar grupları” kurarak siyasi kararlara müdahale edebilir ancak covid 19 gibi bir şeyin (ki sonuçları tahmin edilemeden) laboratuvardan kaçırılması hiçbirinin işine yaramaz.

Koronadan korunma yolları‘nı öğrenin!

Şunu da asla unutmayın: bu zor günlerden bencillik, yağmalama, sürekli muhalefet, yaşlıları rencide etmek uğuruna sosyal medyada 3 beğeni daha fazla alma çabasıyla değil; milli birlik ve beraberlik, işi uzmanlara bırakma, devlet yetkililerinin ve uzmanların önerilerini dinleyerek kurtuluruz. Hepimiz aynı gemideyiz, ya batarız ya çıkarız ancak birlikte olur…

Son olarak diyeceğim şey şu, bu olay doğal seleksiyonun parçası. Vidan ve insanlığa ters gelse de, bazı şeyler çok “Hitler-vari” geldiği için reddetsekte; bu süreçte yüz binlerce kişi hayatını kaybedecek. Hayatını kaybedenlerin çoğu da zaten genetik, akraba evliliği ya da yukarıda saydığım dengesiz beslenme, su içmeme; bol bol şeker, işlenmiş yiyecek, hazır yemek (fast food) tüketme, spor yapmama gibi bir sürü nedenlerin getirdiği kronik hastalıklar yüzünden olacak ki normal salgınlarda da risk altındalar.

Kendinize dikkat etmek zorundasınız! Yani spor yapma, sigarayı bırakma ve diyet yapma düşünceniz varsa; eve kapandığımız şu günlerde abur cubura abanıp, bol sigara içmek yerine, sağlıklı yaşama geçiş için tam sırası.

Korona salgını bize dokunduğu için herkes panik halinde.. Korona salgınından sonra doktor, hastahane, ilaç olmadığı için; yemek bulamadığı, ishal olduğu için HER YIL ölen milyonlarca insanı, Afrika’yı ve gelişmemiş ülkeleri hatırlamanızı temenni ederim. Ayrıca korona salgınından sonra grip olduğunuzda, maske takmanızı; hapşırıp öksürdüğünüz ellerinizle asansörlerde tuşlara basmamanızı, otobüsleri tutmamanızı, yürüyen merdivenlere dokunmamanızı ve elinizi bundan sonra “öğrendiğiniz” gibi yıkamanızı dilerim.

Adaletin, liyakatin, sistemin önemini umarım er ya da geç anlarız… Birlik ve beraberliğin sadece Türkiye’de değil, dünyada neden gerekli olduğunu; askerden çok bilim insanı, doktor, mühendis (kısaca uzman) yetiştirmemizin gerektiğini umarım anlarız. Eğitimi neden akıl ve mantık temelli yapmamız gerektiğini de anlarsınız umarım… Şu an aktif olan çalışan ve uğraşan yerler buraları ve bu insanlar…

Korona; sosyal devlet anlayışından ekonomik modele, toplum davranışlarından eğitime her şeyi değiştirecek… Umarım bu değişim Türkiye’de çok olumlu olur..

Olmazsa da sorun değil, 2030 için ben hâlâ buradayım.

 

Son Değişiklik: 02/04/2020 - 17:37
Kategori: Ekonomi - Genel - Politika - Tarih