Ortalama okuma süresi: 18 dakika

Şimdi…. Okul adı ve hoca vermeden, bir şeyler yazmaya çalışayım. Geçen yeğenimle konuşuyorduk, Türkiye’nin en iyi mühendislik eğitimi veren üniversitelerin birinde (daha özel olsun: Türkiye’nin en iyi 15 üniversitesi içerisinde ve İstanbul’da) mühendislik okuyor. Aynı zamanda elektrikli araba ile ilgili bir kulüpte. Konuşurken bir hocasının içten yanmalı motoru savunduğunu bahsetti. Hatta sınıfta yarış aracı yapanlar da varmış, bizim yeğene arada takılıyormuş elektrikli araba kulübünde diye.

Nasıl yani dedim? Bir insan hangi akla hizmet içten yanmalı aracı savunabilir ki? Sonra düşündüm, mühendislik hocası, üniversitede ders veriyor ve bu tür durumlarda bilimsel düşünmemiz gerek. Maalesef biz duygusal davranıyoruz, taraftar gibi fikirleri destekliyoruz ya da eleştiriyoruz. Aslını astarını araştırmıyoruz.

Gerçi 3. yılda bilgisayar mühendisliği hocalarımdan tiksinerek bölüm değiştirdiğimi göz önüne alsam da, dedim ki sadece araştırmayayım, aynı zamanda bloga da yazayım ki başkaları da okusun. Belki birilerinin işine yarar.

Açıkçası hayatımda bir şeye körü körüne bağlanarak, taraftarmış gibi bağlanmadım. Bu nedenle hocanın argümanını dinlemek gerekir. Nedenini yeğenime sorduğumda hocasının; elektrikli araçlar dünyayı kirletmiyor diyorlar fakat o elektrik nasıl üretiliyor? Termik santraller çevreyi kirletiyor gibi söylemlerde bulunuyormuş.

Bu süreçte yanlış olan veya üzerinden geçmediğim bir yer varsa: iletisim@emrecetinblog.com adresine mail atabilirsiniz.

 

Elektrikli Araca Karşı Olanların Fikirleri

Sesi süper, duyunca orgazm oluyorum falan diyen olabilir. Bu konuda zevkler ve renkler tartışılmaz. Fakat pahallı, çevreyi daha fazla kirletiyor vs gibi şeyler söyleyenler varsa, bu fikirlerle ilgilenmek gerekecek.

İşte karşı olmalarının altındaki argümanlar:

  1. Elektrik üretirken çevre kirleniyor (hocanın argümanıyla başlayalım)
  2. Elektrikli araçlar pahallı
  3. Elektrikli araçlar çirkin (Tesla’ya kadar bu söyleniyordu)
  4. Bataryaları sınırlı (menzil anlamında)
  5. Şarj etmek çok zaman alıyor
  6. Pil ve diğer maddeler için kullanılan madenler çevreye zarar veriyor

Üç aşağı 5 yukarı bu tür şeyler var. Atladığım nokta varsa lütfen mail atın.

 

İçten Yanmalı Motor

Cevaplara ve analize geçmeden önce, içten yanmalı motora göz atmak gerekir. Minimalist ve verimlilik destekçisi biri olarak içten yanmalı motorlardaki düşük verimlilik beni sürekli rahatsız ediyor.

Öncelikle Fordizm olarak bilinen seri üretim ve Ford’un yaptıkları (seri üretim ve kendi çalışanlarının alabileceği kadar uygun fiyatlı arabaları üretmek vs), Almanların tankları (2. Dünya Savaşı) ve sonrasında burada öğrendiklerini arabalarda kullanması gerçekten hayranlık verici. 2001 model Opel Astra classic kullanıyorum, yani Opel’in Opel olduğu dönem ve General Motorun Ecotec motoru idi. Mekanik. Taş gibi, Alman mühendisliğinin de bir yansıması.

Öte yandan araba firmalarının arge yatırımları ise bambaşka bir şeyi ortaya koyuyor. Bugün araba motorlarının geldiği nokta mükemmel! 250cc olan R25’in (çift silindir) Yamaha’nın sitesinde yazdığı üzere 100 kilometrede 3,7 litre yakıt harcıyor! 75 beygir 1500 cc’lik Renault Clio’nun yakıt tüketimi 100 kilometrede 3,6 litre! Tamam dizel ama motosikletlerin genelinde böyle. Honda 650F’in yani 650cc’lik Honda motosikletin yakıt tüketimi 100 km’de 17 litre iken 2 litrelik (yani 2000cc) Mondeo’nun ki dizel değil benzinli, yakıtı 100km’de 10 litre (fabrika verisi 7,3).

Diyeceğim o ki, arabaların geldiği noktayı gözden kaçırmamak gerek! İnanılmaz bir arge mevcut. Üstelik Ncap vs gibi çarpışma testlerinde araçların 10-20 yıl önceki modelleriyle karşılaştırıldığında, güvenlik konusunda da geldikleri nokta da inanılmaz! Mühendisliğin ulaştığı bu nokta, mühendislik eğitimi almış ve F1 gibi çeşitli motorsporlarını seven biri olarak beni tatmin ediyor.

Fakat her insan, her şirket, her ürün gibi içten yanmalı motorlarda doğdu, büyüdü ve bir gün ölecek. Biz görebilir miyiz bilmiyorum ancak bir gün yok olacaklar. Ya da daha doğru söylemle: günümüzdeki kadar popüler olmayacaklar veya işleyiş mantığı değişecek (hibrit gibi).

***

İçten Yanmalı Araçların Verimlilikleri

Hayatta en önemli 10 şey sırala deseler, benim için verimlilik ilk 10 içinde olacaktır. Tabi ki Türkiye’de “verimlilik” nedir anlatmak biraz zor. Çünkü biz şekilci milletiz. Motosiklet alırız, “böyle şegil şugul olsun” deriz; telefon, giysi, araba… Her şey şekil görünsün. Nasıl çalıştığı, ne kadar kaliteli olduğu, verimliliği önemsizdir. Nasıl göründüğü, nasıl çalıştığının bir parçası olmalı, satılmak için eklenmiş bir şey olmamalı…

Avrupa’da yaşayan akraba, eş, dostun araba alırken emisyon vb ölçüm değerlerine, çamaşır makinesi alırken su ve deterjan tüketimine, elektrik tüketimine baktığını biliyorum. Biz ise “parasına” bakıyoruz. Bu bilince ulaşmak şöyle dursun, tam tersi yönde ilerliyoruz.

**

Konuya geri dönecek olursak…

İçten yanmalı motorlarda sıkıştırma oranı, motorun malzeme kalitesi, benzin vs gibi bir sürü değişken var fakat ısı ve sürtünme vs gibi şeyleri saymasak bile; 20-30 sıkıştırma oranlarına baktığında, yaptığı çalışmadan en fazla %62-%67 verim alındığından bahsedilmiş (Caton, 2017). Fakat buraya dikkat, “teorik olarak ideal” olması durumunda!

Peki ya normal şartlarda? Eğer yanlış bir hesaplama yapmadıysam MIT’deki (Otto Cycle efficiency) sayfasındaki formüle göre %47 civarında bir verimlilik ortaya çıkıyor. Burada da mümkün olan en iyi şartlar oluşturulursa.

Washington üniversitesindeki dersin notlarında “Improving IC Engine Efficiency” başlığı altında motorlarda %20’lerde takılıp kaldığımızdan bahsetmiş.

Tabi Google’a girip araştırmaya başladığınızda çıkan siteler, çeşitli araştırmalar(!), çeşitli raporlarda göreceksiniz ki; bu işlerin de ardında şirketler var, lobiler var, deli gibi para işi dönüyor. Yani kendi istekleri doğrultusunda bir şeyler yaptırılmış. Fakat Mercedes gibi güvenilir firma şöyle bir açıklama yapmış [1]; diyorlar ki yollardaki araçların verimliliği %30’lara ulaştı. 2018’de yaptığımız hibrit motor geliştirmeleriyle %50’leri yakaladık diyor (tam olarak “thermal” diyor yani ısıl verim diyor).

**

Dolayısıyla; ideal şartlar, sürtünmesiz vs vs’nin olmadığı şartlarda gibi şeylere bir kenara bırakırsak içten yanmalı araçların verimliliğinin %30’lara daha yeni ulaştığını söyleyebiliriz. Eski araçlarda durum daha vahim (özellikle 2016-2017 öncesindekiler). %20’lede.

Bu ne demek? Alacağınız “en verimli” araçlardan biri bile olsa, tüm o enerjinin %70’inin büyük ölçüde ısıya, sürtünmeye ve başka şeylere gidiyor. Sonra bu ısının fazlasını soğutmak için yine fan açıyorsunuz ki o da motordan yiyor (: Bildiğiniz üzere, klima, elektrik vs gibi şeyler de motorun ürettiği güçten çevriliyor.

İstanbul trafiği gibi bir çevrede arabaların verimlilikleri çok daha düşüyor çünkü bir aracı hareket ettirmek (ve hızlandırmak) daha fazla enerji gerekiyor. Eğer otomatik değilse, bu süreçte fazla gaz vermek ayrı dert… Dolayısıyla aldığınız %30 verimlilikte bir aracı İstanbul trafiğinde kullanmak, dur-kalk yapmak; tabi ki verimliliği daha da düşürecektir.

 

İçten Yanmalı Motorun Zararları

Euro standartları sağolsun, hem şirketleri argeye itti (az cc ile yüksek güç) hem de çevreyi korudu. Fakat yeterli değil, gittikçe değişecek. Hatta bu nedenle araba firmaları artık ortaklıklara girişiyor. Çünkü arge gerek, bütçe gerek.

Mühendislikle açıklama gibi çevirebileceğimiz “engineering explained” kanalında bir video yayınlanmıştı [2]. Çevirisi, “araçlar ne kadar hava kullanır?” gibi bir şey. Egzoz ile balon şişiriyorlar. Honda S2000 (2.0cc, 9 LPM) kullanılmış. 2 araçlık, yani 108 metreküplük bir garaj varsa, egzoz gazıyla dolması yaklaşık 12 dakika alıyormuş! Tek araçlık bir garaj için 6 dakika diyebiliriz.

Bunlara baktıktan sonra inanmamıştım. Çünkü motor gücü, devir vs gibi bir sürü şey etkiliyor (ya da araçların kaç yılında imal edildiği). Iowa State University (Iowa Devlet Üniversitesinde), “garajlardaki karbonmonoksit zehirlenmesi” üzerine bir makale hazırlanmış [3]. Çeşitli teknik detaylar var (dediğim gibi bir sürü değişken mevcut) fakat çalışan aracın olduğu garaj 7 dakikadan sonra tehlikeli olmaya başlıyor diyor. 22 dakikadan sonra oluşan şartlarda, garajdan dışarı çıkamadan ölecek koşullar oluşuyor!

Egzoz emisyon skandalları çıktı, Euro 3 ve şimdi Euro 4 gibi standartlar geldi. Neden? Karbonmonoksit, karbondioksit, nitrojen oksit ve diğer gazlar bize zararlı, çevreye zararlı ve küresel ısınmaya etki ediyor. Şu kadarını anlatayım, otoyolun sağ ve sol tarafındaki 15 kilometre genişliğindeki arazilerdeki ekinler bile bunlardan etkileniyor. Biz bu ekinleri, meyve ve sebzeleri (buğday, domates, elma vs… aklınıza ne gelirse) yiyoruz. Zaten tohum, tarım ilacı gibi nice sıkıntının üzerine bunları da düşünün.

**

Garaj ve bu olayları neden anlattım? İstanbul’da günde kaç araç yolda? Bununla ilgili bir  haber ve veriyi bulamadım, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, İstanbul Boğazı’ndaki 3 köprüden günlük ortalama 468 bin 636 aracın geçiş yaptığını bildirdi [4]. Günde kaç milyon araç İstanbul’da oradan oraya gidiyor siz düşünün. İstanbul’da gün içinde bir yere gitmem demek en az 40 dakika sürmesi anlamına geliyor. Anadolu yakasına geçersem, dönersem bir de trafiğe yakalanırsam 4-5 saatim trafikte geçebiliyor. Haliyle yukarıdaki verileri düşünürseniz; yolların kenarındaki evlerde oturanlar, İstanbul’da yaşayanlar ve trafikte takılanlar doğayı ne kadar yıpratıyor tahmin edin.

 

Elektrikli Araçlar Ne Durumda?

Elektrikli araçlar oksijene ihtiyaç duymaz, dolayısıyla havayı kirletmez. Uzayda dahi kullanılabilir. Egzoz gazları konusunda, araçların neler yaptığı ile ilgili bir sürü habere ulaşabilirsiniz. Göğüs hastalıkları uzmanlarının açıklamaları da var, hangi zararlı gazların egzozdan çıktığı da açıklanıyor.

 

Termik Santral ile Elektrik Üretimi

Şahsen elektrik üretiminde termik santrallerine, HES’lere karşıyım. Keşke güneş panelleri, deniz vs gibi şeylere biran önce geçebilsek ama verimlilik açısından hesaplama ve yatırım gerek. Yani bu iş bir günde olmayacak. Bir süreç gerekiyor. Bunun da bilincindeyim.

Bir kaç gündür Rusya’ya alım garantisi verilmiş ve 12,35 sent/kilovatsaat olarak yaptığımız konuşuluyordu (bknz: nükeerin faturası çarpacak). Güneş enerjisi ile ilgili bir websitesinde (burada), 1 kilovatsaati 15,4 sent/kwh (dolar) olarak vermişler.

 

Elektrik Üretiminin Maliyeti Nedir?

Bunun için Türkiye ve dünyada elektrik nereden üretiliyor açıklamak gerek.

Türkiye’de günlük enerji üretimi [6]:

**

TC Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre [7]:

2018 yılında elektrik üretimimizin;
%37,3’ü kömürden,
%29,8’i doğal gazdan,
%19,8’i hidrolik enerjiden,
%6,6’sı rüzgârdan,
%2,6’sı güneşten,
%2,5’i jeotermal enerjiden,
%1,4’ü diğer kaynaklardan elde edilmiştir.

 

Kısacası şöyle bir durum ortaya çıkıyor, ürettiğimiz enerjinin %50’sini ithal kaynaklarla üretiyoruz. Burada sera vs gibi yerlerde Türkiye kömürünün yasaklandığını biliyordum. Kömür Rusya’dan geliyordu en son, şimdi durum nedir bilmiyorum.

İşin garibi, Almanya gibi gelişmiş ülkeler yavaş yavaş yenilenebilir enerjiye geçiyor. Peki neden? Tabi ki gelecek, çevre, ekonomi gibi etmenler var ancak baktığınızda gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan ülkelere eski teknolojilerini satıyor. Buradan gelen parayla, yeni teknolojiler üretip kullanıyorlar. İşte Almanya’da durum:

Turuncu: yenilenebilir enerji
Bordo: linyit kömür
Yeşil: doğal gaz
Siyah: sert kömür diyor da sanırım “kok kömürü” dediğimiz.
Mavi: nükleer
Koyu gri: diğer

***

Uluslararası yenilenebilir enerji ajansına göre [8];

Konsantre güneş enerjisi %26,
Biyoenerji %14,
Güneş fotovoltaik %13,
Rüzgar enerjisi %13,
Hidroelektrik %12,
Jeotermal ve açık deniz rüzgar enerjileri %1’er ucuzladı (maliyetleri).

Konsantre güneş enerjisi (CSP) ile fotovoltaik (PV) nedir gardaş hele anlat derseniz; bu evinizin tepesindeki güneş paneli fotovoltaik oluyor. Fazla araştırmadığım için yanlış bir şey söylemek istemiyorum çalışma mantığı üzerine ancak ortada aynanın bulunduğu, bilgisayar, açılar vs ile koordineli çalışan sistemler ise konsantre güneş enerjisi olarak geçiyor.

Yani şu:

***

Basit üretim mantığı, bir şeyden fazlaca üretirsen fiyatı düşecektir (maliyet açısından). Güneş panelleri de aynı şekilde düşmekte [9]:

**

Resmi sayfaları, üniversiteleri, Google akademik bölümünü vs gezdiğimde (ki şirketlerin para basıp SEO ile yukarı çıkarttığı sayfalar, saçma sapan şeyleri aşmakta gerekiyor); yenilenebilir enerji maliyetlerinin yüksek olduğunu anlıyorsunuz çünkü savunanlar sürekli “maliyetler düşüyor” diyor.

IRENA’nın 2017 yılı raporunda ise [10], çok yokında yenilenebilir enerji maliyetlerinin ise fosil yakıtlardan daha ucuz olabileceğiniz söylüyor. Hatta tam olarak “Electricity from renewables will soon be consistently cheaper than from fossil fuels” diyor, tercümesi ise: “çok yakın zamanda, yenilenebilir enerjiden üretilen elektrik, fosil yakıtlardan üretilenlerden çok daha ucuz olacak” diyor. Hatta bazı yöntemlerin çoktan fosil yakıtlarından daha ucuza geldiğini söylüyor. İşte grafik:

Soldan sağa sırasıyla: kara rüzgarı, güneş paneli (fotovoltaik), deniz rüzgarı, konsantre güneş enerjisi (aslında buna güneş santrali desek daha uygun sanırım). Grafiğin altındaki yeşil alanlar ise, fosil yakıtların maliyetleri.

 

**

Bu da üretim maliyetleri. Yine yeşil alan fosil yakıtlar. Grafiklerde ise bordo güneş santrali (konsantre güneş paneli), sarı fotovoltaik güneş paneli, açık gri kara rüzgarı ve koyu gri ise deniz rüzgarını simgeliyor.

 

Türkiye’nin Yenilenebilir Enerji Potansiyeli

Bu tür şeyler başlı başına bir araştırma. Yabancı bazı kaynaklara baktım fakat işler karıştı. Türkiye’ye odaklanmak gerek çünkü ülkeler ve hatta ülkedeki bölgeler ve şehirler için değişiyor. Çünkü ışıma (güneş), rüzgar vb gibi şeyler önemli hale geliyor. Türkiye’de yapılan çalışmalara, araştırmalara bakmak gerekiyor ve bununla ilgili 2017 yılında Seda Cebeci’nin uzmanlık tezine ulaştım ki sıfırdan hepsini okuyacağım, çok güzel olmuş. Bu tezde geçen bilgilere göre [12];

GEPA’ya göre, yıllık toplam güneşlenme süresinin 2.737 saat (7,5 saat-gün), yıllık toplam güneş ışınımın 1.527 kWh/m²-yıl (4,2 kWh/m²-gün) olduğu tespit edilmiştir.

Ayrıca evinizdeki güneş paneli olan fotovoltaik (PV) paneli için şu bilgileri sunmuş:

Spot piyasada haftalık belirlenen polisilikon PV modül fiyatı ortalama 0,48-0,78 Dolar/W aralığında değişmekte olup dünya
ortalaması 0,548 Dolar/W seviyesindedir. 1 MW’lık PV santral toplam modül maliyetinin ortalama 548.000 Dolar değerinde olduğu tahmin edilmektedir.

**

Öte yandan mevcut durum için Türkiye Makina Mühendisleri Odasının 2018 yılı elektrik raporuna baktım [13];

Sürekli değişen dolar kuru için 1 USD = 5,50 TL baz alındığında, yukarıdaki kabullerle, BOTAŞ’ın maliyeti 1,87 ila 2,09 TL/m 3 olan gazı;
elektrik üretim tesislerine 1,55 TL/m 3 fiyatla maliyetinin yaklaşık % 17-26 altına,
büyük sanayi kuruluşlarına 1,35 TL/m 3 fiyatla maliyetinin % 28-35 altına,
küçük sanayi kuruluşları ve konutlar için ise maliyetinin yarısının da altına
satıyor olduğu ve doğalgaz fiyatlarında sübvansiyonların halen sürdüğü görülmektedir.

Deniyor. Enerji ithalatı, 223 milyar dolar ile 2018’in toplam ithalatın %19,28’ini oluşturuyor ve enerji girdileri ithalat tutarı ise 37,2 milyar dolar. Elektrik üretiminde kullanılan doğalgazın %99’ndan fazlası ithal ediliyormuş.

200,96 milyar kWh içinde dağıtım sistemi içinde gerçekleşen % 14,51 oranındaki 29,16 milyar kWh’lık kayıp var! Raporda ise, enerji naklinden oluşan teknik kayıplara vurgu yapılıyor. Buradaki “teknik kayıplar”, elektrik çalanlar mı?

Raporda, mevcut iktidarın yenilenebilir enerji kaynaklarına yeterli yatırımı yapmadıklarından bahsetmişler.

 

Kısaca Durum Nedir?

Bir çok konuda olduğu gibi enerjide de stratejiden ve “milli” anlayıştan yoksun bir durumdayız. Dışa bağımlılık burada da önplana çıkmış. Atatürk, İlk 5 Yıllık Kalkınma Planı’nda benzine olan bağımlılığı azaltmak için biyoyakıta yatırımı başlatmış ve Atatürk Orman Çiftliği’ndeki fotoğraf çekindiği traktör dahil bir çok askeri araçta biyoyakıt kullanılmıştı (ayrıntı için bknz: Atatürk’ün biyoyakıt çalışmaları).

Dolayısıyla elektrikli araç konusunu değerlendirirken; YATIRIM YAPMANIN GEREKLİLİĞİNİ mutlaka göz önüne alın. Türkiye, kendi kendine yetmeli! Bunun için üretilecek elektrik nasıl üretilecek? Eski tip kömürlerden mi, doğayı ve ırmakları yok eden HES’lerden mi yoksa geleceğe uygun yenilenebilir enerjilerden mi?

Sadece bu da değil. Elektrikli araçları şarj edeceğiz. Haliyle elektrik altyapısının durumu ne halde? Çeşitli uzmanların görüşü bu konuda sıkıntımız olduğu yönünde. Türkiye’de büyükşehirlerde zırt pırt elektrikler kesiliyor. Haliyle altyapımızın çok iyi olduğunu düşünmüyorum. Altyapıyı yenilemek, fakat yenilerken mevcut şartlar için değil, 50 yıl sonrası hesap edilerek yenilemek gerekiyor. Her evde bir elektrikli aracın olduğu da hesap edilerek; ihtiyaçlar belirlenmeli ve buna göre altyapı oluşturulmalı.

 

Geleceği Gerçekleştirmek

Bir gelecek var. Elon Musk’ın hayali idi. Sadece Tesla yapayım, seksi bir tasarım olsun demedi; Mars’ta kullanılacak elektrikli araçlar ve bütün bunlar için sağlanacak elektriğin doğadan gelmesi… Hayali bu idi. Bunun için “düşünmenin temel ilkesini” çalıştırdı (ilgili konu: bilimsel düşünce ve düşünmenin temel ilkesi).

Petrol için savaşların olduğu, petro-kimya ile dünyanın zehirlendiği, verimsiz araçlara ve petrole büyük paralar ödeyip, zehirlendiğimiz bir dünyadan; bedava şekilde bize ulaşan rüzgar ve güneş gibi enerji kaynaklarının kullanıldığı, zararı olmayan ve yenilenebilir enerjiden üretilen, elektrikli araçların olduğu bir dünyaya…

Tabi ki bu dünyayı kabul etmeyenler olacaktır. Ford ilk arabalarını ürettiğinde, “her yerde benzin istasyonu yok, bu ne olacak?” diyenler olmuştur. Ford’un dediği gibi, müşterileri daha hızlı at istiyordu, araba değil. Diretenler, beğenmeyenler olmuştur. Bahane üretenler olmuştur.  Sonuç ne oldu?

Aynı şekilde elektrikli araçlara, elektriğe, yenilenebilir enerjiye söz söyleyenler olacak. Fakat karşısında duramayacaklar. Çünkü bahsettikleri maliyetler ucuzlayacak. Elektrikli araç tek başına bir proje değildir. Bunu böyle gören birisi akademisyen ise, öğrencilerine acıyorum. Düşünmeyi, sorgulamayı öğretmesi gerekirdi (bu da bilgisayar mühendisliğini 3. yılımda terk edip, uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimine geçtiğimde hocalarımda gördüğüm başka bir mükemmel özellik idi).

Elektrikli araçlar; yenilenebilir enerji, güneş, rüzgar, doğaya verdiğimiz zararın azaltılması gibi bir çok kavramın öncüsüdür! Elektrikli araçlar, arabalar henüz piyasaya çıktığında vardı. Yıllar önce de denendi ve “birileri”, bir şekilde bunları piyasadan sildi. Fakat bu sefer olmayacak.

2004’lere kadar olan F1 araçlarının sesini beğeniyorum. Formula E yerine Formula 1’e bayılıyorum. Fakat bunlar verimsiz arabaların, doğayı zehirleyen atıkların kabul edilmesine bir bahane değil. İçten yanmalı motorların devri bitti. Kabul etseniz de bitti, etmeseniz de… Bu geleceği ve gerçeği göremeyen mühendislik hocalarının eğittiği öğrenciler yarın şirketlere gittiğinde hangi argeyi nasıl yapacak? Bu da başka bir konu.

Türkiye gibi ülkeler için 10-15 yıllık süreçte en iyi alternatif hibrit. Çünkü arabanın ilk hareket ettirilmesinde elektrik kullanılıyor. Şarj yok, sıkıntı yok. Bu nedenle hibrit araçlar ilk aşamada öncelik olmalı. Üstelik yakıt tüketimi de inanılmaz şekilde düşüyor.

 

Strateji Strateji Strateji

Fakat ne olursa olsun dediğim gibi; Türkiye’nin milli ve kendi kendine yeten bir ülke olabilmesi için adımlar atması gerek. Nükleer yakın gelecek için çözüm olabilir ancak 40 yıl sonrası için asla çözüm olmayacak. 100 yıllık plan yapıp, bu plana ulaşmak için 5, 10, 25, 50. yıllarda neler yapılmalı, bunları objektif ve akademik değerlendirme ile belirlememiz gerekiyor.

Savunma,
İletişim,
İlaç,
Gıda ve tarım,
Enerji

Bunlar önemli alanlar ve bahsettiğim gibi milli bir plan belirlenmeli, bu stratejiye uygun belirli dönemli taktikler geliştirilmeli. Bu işin çözümü budur!

**

 

Elektrikli araç ile ilgili diğer şikayetlere gelecek olursak;

Elektrikli araçlar pahallı

Elektrikli araçlarda belirli bir seviye var, altına henüz düşemiyorsun. Yani bir mont alacaksınız, deri olacak. Bu derinin maliyeti var, işlenme maliyeti var. Asla bu ikisinin toplamından daha aşağıda satılamaz. Piller büyük problem, belirli bir maliyetin altına düşmek çok zor (henüz). Fakat bu maliyetin yukarısında araç aldığında, bambaşka bir durum ortaya çıkıyor:

**

Bugün Tesla Model X aldığınızda, 2 milyona Türkiye’de satılıyor. Land Rover’dan daha hızlı, daha güvenli üstelik daha az arıza çıkartıyor ve Range Rover’ın yanına yaklaşamadığı akıllı sistemleri var.

Elbette Türkiye’de herkes Range Rover alamıyor, 1 milyon, 2 milyon TL gibi paralar veremez. Fakat 163 bin liraya Corolla Hibrit varken (en dolusu 203 bin iken) ve 100 km’de yaklaşık 3,7-3,9 litre yakarken; kalkıp 243 bin liraya “ben Passat alacağım” deme tuttukusu da bana gereksiz geliyor ama burada zevkler ve renkler.

ABD, Kaliforniya’da asgari ücret saatlik 12 dolar. 12*8*22 dersek: 2112 dolar aylık alıyorlar. Peki iPhone ne kadar? En pahallısı 999 dolar, Tesla ne kadar?

Model 3 – 31 bin dolar
Model Y – 43 bin dolar
Model S – 72 bin dolar
Model X – 77 bin dolar
Cybertruck – 39 bin dolar

Şimdi kendinize şu soruyu sorun: TL’nin değeri neden bu kadar düşük? (ki cevap üretmeden tüketen toplum olduğumuz ve yanlış devlet politikaları), ayrıca neden bu kadar vergi veriyoruz?

 

Elektrikli Araçlar Çirkin

Tesla’ya kadar bu söylenebilir fakat Tesla, Porsche Taycan, BMW’nin araçları vs gibilere bakınca; elektrikli araçlar çirkin değil, elektrikli araçları tasarlayan mühendisler sadece verimliliğe takıldığı ve tasarım bilmediği için çirkin araçlar tasarlıyormuş! Haliyle bunu kabul etmiyorum.

Cybertruck çirkin denebilir mi? Bence denemez. Hayatımda kamyonet falan sevmem ama param olsa alacağım bir kaç araç var; Smart Fortwo (şehir içi) yanında ya Volvo Xc60 ya Toyota’nın bir hibrit aracı ya da Cybertruck… Bu kadar.

Kurşuna dayanıklı, camları dayanıklı, tasarımı ve malzemesi uzay mekiklerinde kullanılan teknik ve materyallerden!

 

Bataryaları sınırlı

Tesla Model S, 590 kilometreye kadar menzile sahip. Dediğim gibi Ford’a “yahu bu araba ürettin ama her yerde petrol istayonu yok” demek gibi bir şey. Ki şarj cihazlarında da böyle durum var.

Önümüzdeki yıllarda her yerde şarj cihazı olacak, daha hızlı şarj edecek, menzil daha uzun gidecek… Haliyle yatırım ve arge…

 

Sonuç Olarak

Türkiye şartlarında Clio vs araçlarla kısıtlayıp “yahu çok pahallı” demek doğru değil. Bizim millet müşteri değil, tüketicidir. Yani bir şey alırken fiyatına bakar. Haliyle elektrikli araçların sadece fiyatına bakacaksanız, zaten size göre değil.

Fakat elektrikli araçların çevreci oluşu, elektrikli araçlarla birlikte yeni nesil enerji üretimine geçiş; elektrikli araçların verimliliği (Tesla Türk kanalında 80 bin bakımında ki daha önce gitmemiş, ne kadar para harcadığı söylenmiş ve 450 bin mil giden Tesla’nın 15 bin dolar ödediği söylenmiş ki 720 bin km ediyor), en güzel yanları.

Ben elektrikli araçlara 10-15 yıl içinde binebileceğimizi düşünmüyorum (Türkiye’de). Hibrit araçlara yönelmek doğru tercih olacaktır. Elektriikli araçlar daha hızlı, daha güçlü (Cyberturck vs Ford kamyonet , ayrıca Cybertruck vs Porsche 911), daha çevreci, daha verimli…

Ne yazık ki yenilenebilir enerji kaynaklarında olan sıkıntı burada da var; ilk yatırım maliyeti. Burada da kendinize şunu sorun: ilk alım mı pahallı olsun, yoksa işletme maliyeti mi? Benzini, yağ filtresi, benzin filtresi, yağı, sileceği, koltuğu, kılıfı, arızası, parça değişimi, vergisi, algısı…

Seçimlerinizi buna göre yapmak gerek. Bu Galatasaray-Fenerbahçe işi değil.

Elle tutulur tek argüman; elektrik üretimi, bataryalarda kullanılan materyaller için maden kazmak, bataryaların neden olduğu doğa kirliliği. bununla ilgili Evrim Ağacında bir yazı var: “elektrikle çalışan arabalar çevre kirliliğine daha çok neden oluyor“.

Tabi ki petrol şirketleri ve çeşitli kuruluşlar; gerçek bilgilerin yanında bol bol yalan bilgi ve parayla yaptırılan araştırmaları da ekleyerek algı yönetimi için uğraşacaklar. İlaç sektöründe çalışan biri olarak; büyük firmaların çeşitli şeylere yatırım yaptığı ve bu yatırımın karşılığını almadan, daha yeni ürünleri piyasaya çıkartmayacaklarını size rahatlıkla söyleyebilirim.

İşin özü, elektrikli araçlar çevreci, bataryaları çevreci değil ve elektrik üretiminde sıkıntılar mevcut. Sorunları belirleyip, çözümü üretmemiz gerek. Fakat mevcut içten yanmalı araçlarla sorunlar çözülemeyecek.

Emisyona da bakarsak:

14 of CO2 / yolcu /km – tren
42 CO2 / yolcu /km – küçük araba
55 of CO2 / yolcu /km – ortalama araba
68 CO2 / yolcu /km – otobüs
72 CO2 / yolcu /km – iki tekerli motosiklet
285 CO2 / yolcu /km – uçak

Geçen yıl 4 milyar yolcu uçak ile uçmuş. Veya motosiklet, küçük arabanın neredeyse 2 kat emisyon değerine sahip. Dünyaya zarar veriyoruz. Mümkün olan en az şekilde zarar vermek, mümkün olan en hızlı şekilde çevreci teknolojilere, enerji üretimine vs geçmek asıl olandır.

Elektrikli araçların bataryası da çevreyi kirletiyor bu yüzden %20 verimliliği olan içten yanmalı motorlarla devam edelim demek nasıl bir mantığın eseri ben de bunu anlamakta zorlanıyorum ancak karar sizin…. İlgili dökümanları, kaynakları, araştırmaları okuyup kararınızı verin.

Emisyon ve çevrecilik diyorsak, şunları da göz önüne alacağız:

**

Böyle tartışmalar dönüyor dolaşıyor bambaşka anlayışa geliyor. Hayvan hakları, hayvanlar vs diyerek vegan olan birisinin karşısında göbeğini kaşıyarak “mangalsız yapamam, etsiz olmaz yeaa” demesi; kadın hakları, özgürlük diyen birinin karşısında kadını erkeğin kölesi ve seks objesi olarak gören birinin olması gibi oluyor. Veya bir şeyleri dinen açıklamaya çalışanlar gibi. Uyum noktasının olabileceğini düşünmüyorum.

Tabi ki “çevre çevre” diye gezen birisi, elektrikli aracın o kadar masum olmadığını (piller yüzünden) bilmeli. Tabi ki bunun çözümünü üretmek için uğraşmakta gerek. Fakat içten yanmalı motoru elektrikli araca tercih eden biriyle “yenilenebilir enerji, egzoz gazı” diyen birisinin anlaşabileceğini düşünmüyorum. Yani aracı bastığında daha hızlı gitsin diyen birisi ile araba alırken yakıt tüketimini, emisyonu, verimliliği hesaplayarak alan birisi arasında dağlar kadar fark var. İkisine de bir şey diyemezsiniz (aslında denir de, tercihleri) fakat dünyalar ve beklentiler bambaşka.

 

Dikkat Edilmesi Gereken Esas Nokta

Size burada asıl anlatmak istediğim; Türkiye’nin enerji üretiminde dışa bağımlılığı, stratejisi olmaması, elektrik altyapısının düşük olması (dolayısıyla burada da plan proje yok) gibi sorunlardır. Ben Tesla’nın başarısıyla övünecek, koyu Teslacı olacak değilim. Ancak Elon Musk’ın vizyonunu ve hayal ettiği teknolojileri görüyorum ve anlıyorum. Doğru olan yolun bu olduğunu ve Türkiye’nin bu yolda ilerlemekten çok uzak olduğunu görüyorum. Sıkıntı burada… Her konuda olduğu gibi enerjide de dışa bağımlılığı azaltmamız ŞART!

Evlere güneş paneli koyacağız, teşvikler gelecek, vergi indirilecek, herkes çaba gösterecek. Bir şeyleri de sadece devletten beklemeyeceğiz. Fakat devlette bunun önünü açmalıdır.

 

Termik Santral Pil ve Çevre

(bu başlık 7.12.2019 tarihinde eklendi)

Termik santral ve pil ile ilgili bir çok yazı var. Yazılara baktığımızda: “kaynak:ögtüm” şeklinde eklenmiş. Ne kaynak var, ne araştırma, ne başka bir şey! Sadece ya haberi yalan yanlış çeviren Türk kaynakları var ya şirketlerin para basıp yaptığı belli olan, doğruların arasına sıkıştırılmış yanlış bilgiler ve manipülatif haberler ya da tamamen saçma şeyler var.

Burada bir iki konu var:

1- Elektrikli araçlar çevreci mi?

Egzoz gazları vs gibi şeylere bakarak çevreci ama “%100 doğa dostu” demek imkânsız. Zaten olay da mümkün olan en iyisini yapmak. Zaman içinde değişecektir. Piller ile ilgili konu için başlı başına konu açmak gerek. Fakat bazılarrının düşündüğü gibi tamamen çevreci değil. Ancak doğruları alıp, şirketlerin para basıp yalan haberle eklendiği kadar da vahim bir durumda değil (daha doğrusu içten yanmalı araçlar kadar kötü bir durumda değil).

2- Elektrikli araçlar verimli mi?

Bir kaç şey açıklayıp buna cevap vereceğim

3- Termik santraller ile elektrik üretiliyor ve daha fazla çevreye zarar verilyor

**

Öncelikle böyle karşılaştırmayı yapabilmek için, “kaynak:götüm” şeklinden daha fazlasına ihtiyacımız var.

  • bir litre benzin kaç kwh (yaklaşık 13kwh). Tesla 100 km’de 19 kwh yakarken, hibrit corolla bile 4 litre yakıyor: 4*13=52kwh, haliyle elektrikli araçlar verimli. Daha az enerjiyle aynı yolu alabiliyorlar. Buradaki bilgiler ortalam tabi, az akan, çok yakan, kaliteli, kalitesiz gibi değişkenler var.
  • Elektrikli araçlarda, içten yanmalı motorlu araçlara göre yaklaşık yarı yarıya daha az parça var. Daha az üretim, üretilirken daha az maliyet ve enerji anlamına geliyor. Bunu da bilelim.

Termik santral şöyle böyle demeden önce şunu bilmek gerek; bir petrol kuyusunun bulunması, kazılması, ham maddenin benzin haline gelirken işlenme süreci, atıkları; bu sırada kullanılan elektrik ve enerji gereksinimi, atıklar, atıkların çevreye etkisi ne olacak? Termik santral ve elektrikli araç bağlantısını kuruyorsan, petrol kuyuları ve oradan çıkan ürünlerin çevre kirliliğini (bknz bir petro-kimya ürünü olan plastikler) düşüneceksiniz. Çevre düşmanıdır plastikler.

Çevre konusunu da geçersek petrolün işlenmesi, çıkartılması ve nakliyesinde gereken enerji miktarı? yenilenebilir ve nükleer enerji gibi kaynaklarda nakliye yoktur! Zaten doğada bulunan şeyler kullanılır. güneşin, rüzgarın nakliyesi yok, sürekli mevcut. Dolayısıyla “yenilenebilir” enerji yatırımı ŞART! Petrolden falan daha verimli.

Buradan sonra daha “bilimsel” olması açısından bir sürü veriye ve araştırmaya ihtiyaç var. Öyle içten yanmalı motor ile santral kıyaslanamaz.

  1. Aynı miktarda yolu gidecek benzini üretmek için gereken maliyet nedir? (petrol kuyusundan başlayarak, nakliye dahil)
  2. Bu benzini üretmek ve nakliye ile getirmek için doğa ne kadar kirletiliyor? (kuyular, fabrika, tankerlerle gelişi)
  3. Pillerin doğaya zararı ne kadar? Egzoz gazlarının zararı ne kadar?
  4. İçten yanmalı araç için yapılacak olan parçaların (döküm motor mesela) üretim süresince çevreye olan zararı (fabrika ve kullandığı enerji) ile maliyeti ne kadar? Buna motor için kullandığımız yağ, dışındaki plastik kap, getiren nakliye kamyonu gibi şeyleri de dahil edeceğiz! bu kadar kapsamlı. İçten yanmalı araç için üretilen parçalardaki ekstra maden ihtiyacı ve bunları çıkartırken ortaya çıkan kirliliğin boyutu nedir? (madem elektrikli araçlar ve termik-santraller diyoruz, buralara kadar gidecek iş)

Şöyle bir bakınca verimlilik, zarar ve maliyet açısından “dolaylı” kirlilik ve maliyeti düşünürsek; elektrikli araçlar ve elektriğe yönelmek (fakat yenilenebilir enerji ile birlikte) fazlasıyla mantıklı. Daha verimli, daha temiz (sıfır kirlilik diye bir şey demenin imkânı yok).

Fakat bu ve bir sürü veri olmadan, “elektrikli araçlar da termik santrallerde üretilen elektrikten besleniyor, çevreyi kirletiyor” demek bilimsel düşünceden uzaklaşmaktır. Madem öyle, derin derin her şeyi araştırmak gerek. Fakat bu araştırmaları ben tek başıma yapamam, internette oturduğumuz yerden yapmakta çok zor. Haliyle bütçesi olan bir topluluk/kuruluş tarafından “uzmanların da olduğu” bir ekip ile, objektif şekilde yapılmalı. Çok karışık ve değişkenler çok fazla. Bir “sanayi kolu” olduğu için çokta karmaşık. Yine de bir araçtaki benzini, yağı, buralardaki nakliyesi, üretimi, paketlemesi… Bunlar ile zaten hali hazırda olan ve zaman içinde altyapıyı güçlendireceğimiz elektrik hatlarından gelen ve doğada bulunan enerjiyle üretilen, fişe takınca da doldurabileceğimiz araçları ve enerji üretim sistemini karşılaştırmak gerçek anlamda “dünya düzdür” demek gibi geliyor. Fakat “geliyor” sözcüğü de tamamen bilim dışı. Bu nedenle araştırılmalı.

İlaç sektöründen enerji sektörüne her konuda arge yapılır fakat firmalar yeni ürünlerini çıkartmadan önce arge maliyetlerini karşılamak, epeyce kâr yapmak ister. Sonra yeni ürünler çıkartır. Bu elektrik işi de bununla ilgili. Bol bol saçmalığı duyacağız çünkü devletlerin petrol vergisi kesilecek (geliri yani), petrol sanayinin kepenkleri kapatması gerekecek (kuyudaki çalışanlardan üretime, nakliyecilerden devletin gelirine kadar neler var düşünün). Haliyle fazlasıyla direnç gösterecekler. Yalan yanlış haberleri duyacağız, saçmalıklarla mücadele edeceğiz.

Siyasette çocukları kullanan “doğa dostu” görünen bazı çıkarcı gruplardan, petrol sanayine kadar her yerde durum aynı.

Yoksa 1884’te Thomas Parker’ın yaptığı ilk elektrikli araç (görsel altta) ve belgeselini mutlaka izlemeniz gereken, 1996’da General motors’un yaptığı ve ünlülerin bile kullandığı EV-1 elektrikli araç neden tutulmadı? Şirketler, sıkıntlar, siyaset…

Aynı şekilde konusunda gönderim olan EVT S-1 elektrikli aracı vardı, %100 yerliydi ve seri üretime hazırdı. Neden üniversite bünyesindeki bu proje bitirildi? (son görseldeki araç).

21. yüzyılda içten yanmalı aracı savunmak, zevkler konusuyla anlaşılabilir. Fakat elektrikli araçların karşısında durmak ve okumuş insanların bunu yapması, tamamen “dünya düzdür” fikrine inanan tiplerin bir yansımasıdır.

 

 

 

 

Kaynaklar:

[1] INSIGHT: Five Examples Why F1 Is Accelerating the Future (2018). Mercedesamgf1.com. Erişim tarihi: 12 Aralık 2019, https://www.mercedesamgf1.com/en/news/2018/10/insight-five-examples-why-f1-is-accelerating-the-future/

[2] [Engineering Explained] (1 Mart 2017) “Inflating Balloons With An Exhaust – How Much Air Do Cars Use?” (video dosyası). Erişim tarihi: 12 Aralık 2019, https://www.youtube.com/watch?v=8EeUGcKiG_w

[3] Greiner, T. H. Carbon Monoxide Poisoning: Garages (AEN-207). iastate.edu. Erişim tarihi: 12 Aralık 2019, https://www.abe.iastate.edu/extension-and-outreach/carbon-monoxide-poisoning-garages-aen-207/

[4] İstanbul Boğazı köprülerinden günde 468 bin 636 araç geçiyor (18 Aralık 2019). Evrensel.net. Erişim tarihi: 5 Aralık 2019, https://www.evrensel.net/haber/340982/istanbul-bogazi-koprulerinden-gunde-468-bin-636-arac-geciyor

[5] How much does it cost to generate electricity with different types of power plants?. US Energy Information Administration. Erişim tarihi: 5 Aralık 2019, https://www.eia.gov/tools/faqs/faq.php?id=19&t=3

[6] Türkiye Elektrik Üretimi. Enerji Atlası. Erişim tarihi: 5 Aralık 2019, https://www.enerjiatlasi.com/elektrik-uretimi/

[7] Elektrik. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. Erişim tarihi: 5 Aralık 2019, https://www.enerji.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Elektrik

[8] Renewable Power Generation Costs in 2018. IRENA. Erişim tarihi: 5 Aralık 2018, https://www.irena.org/publications/2019/May/Renewable-power-generation-costs-in-2018

[9] Cost of renewable technologies. Erişim tarihi: 12 Aralık 2019, https://ourworldindata.org/renewable-energy#cost-of-renewable-technologies

[10] Renewable PowerGeneration Costs in 2017. Erişim tarihi: 12 Aralık 2019, https://www.irena.org/-/media/Files/IRENA/Agency/Publication/2018/Jan/IRENA_2017_Power_Costs_2018_summary.pdf?la=en&hash=6A74B8D3F7931DEF00AB88BD3B339CAE180D11C3

[11] [Tesloop] (21 Mayıs 2019). A 450,000 mile TESLA Model S?! Detailed review & cost analysis. Video dosyası. https://www.youtube.com/watch?v=rhbD44jXffY

[12] Cebeci, Seda. Türkiye’de Güneş Enerjisinden Elektrik Üretim Potansiyelinin Değerlendirilmesi(2017). Kalkınma Bakanlığı Yayın No:2977. Erişim tarihi: 6 Aralık 2019, http://www.sbb.gov.tr/wp-content/uploads/2018/11/Seda-Cebeci.pdf

[13] 2018 Yılı Elektrik ve Doğalgaz Fiyatları Tarife Uyglamaları Maliyetleri Arttıran Etkenler ve Yapılması Gerekenler Üzerine Oda Raporu (25 Şubat 2019). Türkiye Makina Mühendisleri Odası. Erişim tarihi: 6 Aralık 2019, https://www.mmo.org.tr/sites/default/files/elektrik_dgaz_rapor.25022019.pdf

Dunning, B. Elektrikle Çalışan Arabalar Çevre Kirliliğine Daha Çok Neden Oluyor mu?(21 Ağustos 2019). Erişim tarihi: 6 Aralık 2019, https://evrimagaci.org/elektrikle-calisan-arabalar-cevre-kirliligine-daha-cok-neden-oluyor-mu-7922

Büyükşahin, Taylan. Nükleerin faturası çarpacak (6 Mart 2019). Sözcü. Erişim tarihi: 5 Aralık 2019, https://www.sozcu.com.tr/2019/ekonomi/nukleerin-faturasi-carpacak-3797520/

Caton, J. A. (2018). Maximum efficiencies for internal combustion engines: Thermodynamic limitations. International Journal of Engine Research, 19(10), 1005-1023.

3.5.1 Efficiency of an ideal Otto Cycle. MIT. Erişim tarihi: 5 Aralık 2019, http://web.mit.edu/16.unified/www/SPRING/propulsion/notes/node25.html

Planes, Alex. The 4 Biggest Arguments Against Electric Cars — and Why They’re Completely Wrong(8 Şubat 2015). Erişim tarihi: 5 Aralık 2019, https://www.fool.com/investing/general/2015/02/08/4-biggest-arguments-against-electric-cars-wrong.aspx

Schwanen, Tim. The five major challenges facing electric vehicles (19 Eylül 2019). BBC. Erişim Tarihi: 5 Aralık 2019, https://www.bbc.com/news/uk-49578790

Bade, Gavin. The oil industry vs. the electric car (16 Haziran 2019). Politico. Erişim tarihi: 5 Aralık 2019, https://www.politico.com/story/2019/09/16/oil-industry-electric-car-1729429

Improving IC Engine Efficiency. Washington.edu. Erişim tarihi: 5 Aralık 2019, https://courses.washington.edu/me341/oct22v2.htm

Güneş Enerjisi Santrali Fiyatları ve Kurulumu (1 MW – 1000 KW). Erişim tarihi: 6 Aralık 2019, https://www.enerjimgunesten.com/1000-kw-gunes-enerjisi-elektrik-uretimi.html

Son Değişiklik: 07/12/2019 - 11:21