Ortalama okuma süresi: 3 dakika

Uzun bir süredir blogun açık kalıp kalmamasını tartmaya çalışıyorum. Bir kaç ay öncesine kadar “açık kalması” fikri öndeyken artık git gide kapatmamak için direniyorum. Dolayısıyla bir fikir aklınıza girdiği andan itibaren, aslında kararı vemiş oluyorsunuz fakat diretiyorsunuz. Yani kararı kabullenmek konusunda diretiyorsunuz. Dolayısıyla şimdi olmasa bile, er ya da geç blogu kapatacağım. Blogun “son” yazısı, gördüğünüz (ve bir bölümünü bulanıklaştırdığım) üzere hazır ve FTP’ye yükledim. Kısa bir değişiklik ile yönlendirme yaptığımda son yazısı karşınızda olacaktır.

Peki Neden?

2014 Kasım ayında açtım, sildiklerim hariç 400’den yazı şu an var ve 300’e yakını yayınlanmış durumda. Bir yazıya harcadığım ortalmaa süre 2-2,5 saat civarında. Blog üzerinden hiçbir para kazanmıyorum. Para kazanmadığım gibi yazdığım hibçir şeyin bana getirisi olmadı. Ne çevre ne de başka bir konuda. Dolayısıyla ekonomik ve amaçlarım için getirisi olmadığı gibi; server masrafları, harcadığım emek ve hayatımdan çalan süre de cabası.

Blogu açtığımda zaten getiri olması amacıyla açmadım. Siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler bölümünde okurken, öğrendiklerimi ve düşüncelerimi buraya aktarmak istedim. Bununla başladım. Sonra gençlere ve farklı insanlara ulaşabileceğimi düşündüm ve bir çok insanın da düşüncelerini değiştirdiğim, farklı düşünmelerini sağladığımı gördüm (attıkları maillere göre). Devam ettim. Bu konuya geri döneceğim.

Türkiye’de gençlerin %60’ı yurtdışında yaşamak istiyor [1]. Peki neden? Özgürlük, mali refah gibi bir sürü neden var. YÜZDE ALTMIŞ! Her 10 gençten 6’sı! Yarısından fazlası! Bu, çok büyük bir orandır. Zaten İslam adı altında Araplaşan ve batı özentiliği ile yozlaşan gençler yetiştirmemizden ve bu gençlerin; Türkiye’nin komşularını saymaktan aciz oluşu, yakın tarih ve milli bilince hakim olamamalarından gördüğüm şey de tamamen özentilik ve yanlış politikalarla gençler telef olduğunu gösteriyor.

Özgürlük Konusu

Diyeceksiniz ki nasıl özgür değiller? Özgürlük anlayışı farklıdır. Tekrar tekrar anlatmayacağım ancak negatif özgürlük ve pozitif özgürlükler vardır. Negatif özgürlük; yaşam tarzınıza, fikirlerinize, düşüncelerinize, inancınıza vs “müdahale olmaması” (ayrıntılı bilgi için: özgürlükler, inanç ve yakın tarih).

Örneğin Türkiye’de bir kadın tacize uğradığında, “ne giyiyordun, o saatte sokakta ne işin var” denmesi veya “etek giydikleri için taciz, tecavüz artıyor; İslami kurallara uygun yaşasalar ne taciz/tecavüz ne de kaıdn cinayetleri olur” denmesi, direkt olarak özgürlüğe müdahaledir.

Bir kadın sokağa çıkacağı zaman “ay bunu giymeyeyim” diyorsa, saate bakıp “ya bu saatte çıkmayayım” diyorsa; burada özgürlüklere müdahale vardır. Taciz, tecavüz, mahalle baskısı gibi şeyler sadece “cinsel” bir olay değildir. Aynı zamanda kişisel hak ve özgürlüklere de müdahaledir.

Bir kadını evde zincirlemekle, sokakta yürürken tedirgin etmek arasında bir fark YOKTUR! Alkole aşırı vergi koyarak, insanların yaşam tarzına müdahale etmek, yasaklamanın bir adım öncesidir.

“Bu ülkede inanç özgürlüğü var” dedikten sonra, başörtülü insanların yaşam tarzlarına kısıtlama konması da aynı özgürlük sorunudur!

Türkiye’deki Durumun Kötüleşmesi

Her gün kadın cinayeti haberi geliyor, her gün kedi ve köpeğin vurulduğu ya da tecavüze uğradığı haberleri geliyor. Millet artık çok büyük tepki gösterecek kadar doldu. İktidaırn 18 yıldır bunlarla ilgili hiçbir adımı yok! Artık ben, isteyerek adım atmadıkları ve 2025’e doğru “bu sistemle olmuyor” diyerek bazı planlar güttüklerini düşünüyorum.

Bu ülke için uğraşmak ve özgürlüklerden ekonomik fikirlere kadar bir sürü şeyi anlatmaya çalışmaktan ben yoruldum. Bir musibet, bin nasihattan iyidir. Blogu açtığımda, uzmanlar ve akademisyenler internette değildi. Bu nedenle açmıştım. Şimdi bir çok uzman ve akademisyen internetten yayın yapıyor, blog yazısı yazıyor. Dolayısıyla bana gerek kaldığını düşünmüyorum. Evet liberteryen düşünceler ve ülkeyi birleştirecek fikirleri anlatabilirim. Bunlar kişisel düşüncelerim ancak artık yoruldum.

Ülke her geçen gün kötüye gidiyor. İnsanlar sokaklarda güvenle yaşayamıyor. Özellikle çocuk, kadın, sokak hayvanı iseniz başınıza gelmeyen kalmıyor. Sürekli tedirginlik, sürekli sorun. Polis, trafikte giderken suç işleyenleri görüp bir şey yapmıyor. Yasalar var uygulanmıyor. Ekonomik refah ise vergilerle rezil bir hale geldi. Almanya’da asgari ücretle çalışan birinin 7-8 ayda aldığı arabayı biz 40-50 ayda alamıyoruz. Alsak bile vergisi, benzini belimizi büküyor.

2015’ten beni ekonomik krizin geleceğini nedenleriyle yazdım ve normalde karşımda söylese karşımdani belki öldürebileceğim kadar ağır sözcük olan “vatan haini” sözcüğünü herkes her şeyde ve herkese kullanır olmuş. Yasa yok, yaptırım yok.

Türkiye Cumhuriyeti kurucularına, İstiklâl Mücadelesi kahramanlarına hakaret edenlere karşı savcılar kör, sağır, dilsiz. Ayasofya sonrası açık açık hilafet isteniyor. Üstelik PKK’nın kullandığı “şimdi değilse ne zaman, sen değilsen kim?” sloganıyla hilafet isteniyor.

Bütün bunlar artık beni bezdirdi. İşe dönüyorum; bakıyorsunuz adamınız olmadan destek almanın imkânı yok. Projelere başvuruyorsunuz, diğer şirketlerde 17 proje alınmış, aynı akademisyen ve daha tecrübeli iken kendi şirketine proje alamıyor. Alamadığı gibi iki tanesine reddedilip aynı cihazlar, aynı proforma, aynı referanslar ile ürün ismini değiştirip başka şirket başvuruyor ve ona çıkıyor.

Politik durum bu derece rezil, iş durumu bu derece rezil. Fakat 2030’a giden yolda ekonomik olarak güç toplamak ve çevre yapmak hayati önem taşıyor. Bu nedenle önümüzdeki 5 yıl boyunca blog ve sosyal medya üzerinden paylaşımları yapmama kararı aldım. Artık biraz soluklanacağım.

Hiçbir katkısı olmadığı halde zamanımdan çalan bloga ara vereceğim. Blog şimdilik açık fakat 2021’e açık olarak girmeyebilir. Henüz karar vermedim.

Siyasal gündemi takip etmekten ve 5 yıl önce söylediğim her şeyin bir bir gerçekleştiğini görmekten; bunlara karşı bir şey yapmamaktan yoruldum. Dolayısıyla yeterli ekonomik ve politik gücü kazanmak, çevre oluşturmak esas amaç olmalı. Bu süreçte youtube üzerinden projelerim var, muhtemelen bunları hayata geçireceğim (politika değil, iş ile ilgili olacak ve muhtemelen vlog, yaşam tarzı ve özgürlükler, politika üzerine de kısa konuşmaların olduğu bir şeyler yapabilirim belki söyleşiler de olabilir).

Merak edenler için projeleri yayınlayacağım youtube hesabı: Emre Çetin

Twitter’da ise : @tremrecetin

Herhangi bir konuda iletişim kurmak için : iletisim@emrecetinblog.com

Son Değişiklik: 28/07/2020 - 12:48