Ortalama okuma süresi: 17 dakika

Biraz önce Enes Batur ile ilgili bir video izledim. Enes Batur, kendisinden nefret eden birisini karşısına alıp sorular sormuş, cevaplar vermiş ve nefret eden kızın sorularını yanıtlamış. Öncelikle hem bu içeriğinden hem de kıza karşı doğru yaklaşımından dolayı tebrik etmek gerek. Nedenlerine geleceğim.

Enes Batur’u ilk gördüğümde ben de sevmemiştim. Nefret etmek çok güçlü bir sözcük, bunu diyemem ancak “sevmedim”. Fakat başka kanallarda bir kaç konuşmasını izlemiştim. Çocuk şöyle demişti, “ufak yaşta çok ağır ithamlarla yüzleşmek zorunda kalıyorsunuz ve böyle olmamalı” gibi bir söz etti. Hak verdim. O an Enes Batur’un aslında göründüğü gibi olmadığını düşündüm.

Zaman içerisinde Enes Batur’un kendisine karşı fikirlerim değişti. Daha doğrusu bazı söylemleri nedeniyle insan olan Enes Batur’a karşı düşüncelerim nört hale geldi diyebilirim. Ancak Enes Batur kanalı hâlâ kendisine sıkıntı çıkartıyor.

Sadece Enes Batur değil, bir çok yuğtubıra karşı bir önyargı var. Peki neden? Haklılık payı var mı? Bunları anlatmak istedim. Muhtemelen Enes Batur, o düzeydeki bir kaç youtuber bu yazıyı görmeyecek ve bir değişim olmayacak fakat 2-3 insanı kurtarabilirsek kâr, kârdır. Blogu açma nedenim de buydu, bu yazıyı yazma nedenim de bu…

1985-1995 Geçiş Nesli

Tabii ki Enes Batur’u burada ele almak şart. Kendisinden neden nefret ediliyor, içerikleri ve durum hakkında biraz konuşmam gerek. Fakat bunu anlayabilmek için biraz nesil değişimini anlatmak gerek. 2000’li yıllardan sonra doğan stajyerler şirkete gelmişti ve konuşurken 1999 depremini anlattık (o sırada İstanbul’da deprem olmuştu), sonra fark ettik ki, stajyerler bu dönemi görmemişti. Nesil farkı böyle bir şey. Eski nesiller değil, gelecek nesillerin yani gençlerin nasıl yaşadığı ve eğitim aldığı, nasıl bir ülkede yaşadığı önemli.

Blogu bilenler bilecek ancak bilmeyenler için kısaca anlatmam gerek; 1989 doğumluyum, 11 yaşımda programlamaya başladım, bilgisayar mühendisliğine girdim, 3. yılımda terk ederek (istediğimin bu olmadığını anladım) siyaset bilimi ve uluslararası ilişkilere geçtim. 2030’da birleştirici ve farklı siyasi bir hareket başlatmak amacım (bknz: 2030 amacı nedir?).

Neden 2030?
Çünkü 1985-1995 arasında doğan nesiller, geçiş dönemi nesli. 1985 öncesindekiler eski düzen, kara düzen gidiyor. Teknolojiyi anlamakta güçlük çekiyorlar, gelecek yüzyılı anlamakta ve nereye gideceğini bilmekte zorlanıyorlar. Fakat yönetim, hayat vb gibi konularda inanılmaz deneyimliler, araştırmacılar, kendilerini geliştirmişler. 1995 sonrası doğanlar ise maalesef eğitim konusunda fazlasıyla kötü derecede. 2000’den sonra doğanların yarısından fazlası Türkiye’nin komşularını, başkentlerini sayamaz. Sadece coğrafya değil, en temel değerler, dil vb gibi konularda da sorun var.

İşte 1985-1995 arasında doğan nesil bu nedenle geçiş dönemi ve ne eskiler kadar kara düzen, ne de yeniler kadar yozlaşmış. Tabi ben “yozlaşma” ve “kara düzen” diyorum, ktöü anlamda. Nedenlerini altta sıralayacağım fakat birileri yeni nesil için “çağdaş ve küreselleşme yolunda” diyebilir veya eskiler için farklı söylemler kullanabilir.

Bizler sokakta misket, saklambaç, top vs oynayan son fakat bilgisayarla oynayan ilk nesilleriz. Böyle bir değişim ve dönüşüme tanıklık ettik. 2001, 2002 yıllarında Mysite’den başlayarak HTML, CSS falan öğrenip websitesi tasarlamaya ve 2006’dan sonra linux üzerinde çalışmaya ve Tarcanbot gibi projeler geliştirmeye başlamıştım.

Özet şeklinde vermek gerekirse, ne yenil nesil gibiyiz ne de eski nesil gibi. Genel olarak 35-40 yaşında köşe başlarını kapıyor insanlar. Yani yönetim kadrolarına giriyor. Dolayısıyla 2026-2027’den sonra değişim başlayacak ancak özellikle 2030’dan sonra köklü değişim olacaktır. Yani 2030 bu nedenle önemli.

Enes Batur Youtuberlar ve Yeni Nesil

Atatürk, bu ülkeyi gençlere emanet etti. Bu blog üzerinden defalarca yazdım; dil, bir milleti bir arada tutan en önemli yapıtaşıdır! Dolayısıyla dil bozulursa, millet olma bilinci bozulur. Bu nedenle Atatürk’ün ilk kurduğu kurumlardan birisi Türk Dil Kurumu ve diğeri Türk Tarih Kurumu idi. Türkiye kültürel olarak sömürgedir ve beyin gözü, Suriyeliler ve sömürgeleşme gibi çeşitli yazılarımda da bunun önemini anlatmaya çalıştım.

İşin kolay kısmı şu; “gençler batıya özenip gitmek istiyor, bazı değerleri bilmiyorlar” vb sözcükleri söylemek. Gerçekten kolay kısmı budur… Zor kısmı ise, bu gençlere yeterince eğitim, disiplin, düzen verebildik mi diye sormaktır. Şu anda Türkiye Cumhuriyeti bir Almanya olmamış olabilir fakat bir Libya, Suriye, Irak değil. Dolayısıyla bu ülke için uğraşan, canını veren insanların kıymetini bileceğiz. Fakat gençler için daha fazlasını yapmamız gerek. Ölmek değil, yaşamak gerek. Yaşayıp; gençlere milli bilinç verebilmek gerek.

Dolayısıyla iğneyi kendimize batıracağız. Fakat gelelim neden nefret edildiklerine..

Enes Batur Neden Sevilmiyor?

Öncelikle Youtube konusunda Enes Batur öncüdür. Ben İnci Sözlük, Zaytung, Bobiler gibi oluşumlarla büyüyen birisiyim. Batemotelpro gibi eski ekipler vardı. Fakat Enes Batur birden gelip, çok hızlı şekilde büyüdü. Demek ki bir şeyleri doğru yaptı. Yaptığı şeyler doğru mu tartışılabilir ancak bir yerlerde bir şeyleri doğru yapmış ki büyüyebildi. Bu nedenle Enes Batur yeni neslin, youtuberların, bambaşka bir geleceğin öncüsüdür. Dolayısıyla Enes Batur, sadece kendisini temsil etmiyor. Kendisine yöneltilen eleştirilerin nedenlerinden birisi de budur.

Ne demek bu?

Türkçe konusunda mükün olduğu kadar hassas olmaya çalışıyorum. Kon sözcüğünden türeme sözcüklerimiz var; kon-um, kon-ak, kon-uşlanmak, kon-uk vb gibi… Bunlar varken “lokasyon” demenin anlamı var mı? Konum yerine lokasyon demek? Aynı şekilde yapılageliş dururken “teamül” demek? İşte bu tür Arapça, İngilizce, Fransızca, Farsça vb gibi yabancı sözcükleri her yerde kullanmamak gerek.

Bir video izliyordum, diyor ki “never ending loop” deniyor buna. Neden? Türkçesiyle “sonu gelmez döngü”. Peki ama neden İngilizcesini söylüyorsun? Terim değil, deyim. İşte bu tür sıkıntılar youtuberlar içerisinde fazlasıyla mevcut. Mesela Enes Batur’un video başlığı “hater ile yüzleştim” idi. HEYTIR? Hate nefret etmek, hater nefret eden. Çelınç, heytır, yuğtubır… Maalesef böyle şeyler var.

Büyüklerin Gözünden Enes Batur Videoları

30 yaşındayım, büyük diyebilir miyim kendime bilmiyorum fakat kendimi bildim bileli farklı içeriklerle uğraştım. Örneğin uçuş simülasyonlarından okçuluğa, bateriden yüzme, dans, programlama gibi değişik değişik bir sürü şey; mühendislik eğitimi ve sonrasında siyaset bilimi bölümleri… Dolayısıyla farklı videoları izlemeyi seviyorum, fakat bunlar bilgilendirici ve açıklayıcı olmalı. Bakın bu hafta neler izledim bazılarını alta ekleyeyim:

  1. Prof. Dr. Özgür Demirtaş – Bir evin fiyatı ve gerçek değeri / Nakit Kraldır. Bu videoda para konusuna bakış açınızı değiştireceksiniz. Mevcut faiz oranıyla (%8,25) şu anda 923₺ verilmesi ile, 12 ay sonra 1.000₺ verilmesi neden aynı şey? Çok kabaca, kazıklanmamak için, para konusunda doğru tespit için bunları yapmak gerek. Eğer bunları bilemezseniz, bırakın zengin olmayı, evin bütçesini yönetemezsiniz
  2. Wights of Salem kanalından bir kaç video, Yunan medyasını çevirip veriyor.
  3. Emre Yücelen’e konuk olan Akdeniz Erbaş ile Gırtlak müziğine ile ilgili her şey (ki Türk tarihi ve çok sevdiğim Tuva müziğini güzelce anlatmışlar)
  4. eski donanmacının açtığı Küresel Savaşçı Türkiye kanalından gündem (donanma açısından yorum) ve bir kaç video
  5. Enerji profesöründen Nükleer reaktör ekonomisi
  6. Amerika, Lübnan ve Libya ile ilgili bir kaç yabancı basın videoları, gelişmeler falan filan.

Eee hep bunlar mı? Tabii ki değil. Eğlence ve saçma sapan videolar da bolca izledim. Örneğin; DCS simulatörü itdalaşı, Huskilerine şaka yapan adam, Tarcanlar ekspertiz videosu, köpeklere köpek pastası kesilme şakası, Erdal abi ile asabi kedisi Haydar vs…

Bunları verdim çünkü saçma sapan şeyler, zeybek ve cura videoları, bol bol tank ve İkinci Dünya Savaşı videoları da izlemişim ve neler izlediğimi az çok gösterebilmek. Zaten youtube hesabımda (Emre Çetin İzleti) takip ettiklerim açık olması gerek.

Görüldüğü üzere Tarcanlar ekspertizden Haydar’a, uçuş simülasyonlarından zeybek videolarına bir çok şeyi izliyorum. Fakat Youtube hesabımda takip ettiğim şeyler haberler, harita ve tarih anlatan sayfalar, Tolga Özbek ve Küresel Savaşçı Türkiye gibi donanma ve havacılık haberlerinden enerji ve ekonomi gibi alanlarda bilgi veren uzmanlar, sevdiğim Formula 1’e kadar fakrlı alanlarda BİLGİ videoları izlemektir.

Enes Batur’un son videolarına göz attım yorumlamak için (ki Enes Batur acayip kilo vermiş) 24 saat tiktok videosu var mesela. Belki 10-15 yaşındaki gençler için önemli olabilir fakat benim için fazlasıyla gereksiz video. Tiktok hayat hileleri vardı, yani yapılmış şeyleri yapıp izletmeye çalışmak?

Enes Batur’un kendisine bir şey diyemem fakat ortaya çıkarttığı içerikler gerçekten sadece zaman çalıcı.

Zaman Çalmak

11 yaşımda programlamaya başladım dedim. Bateri ve yüzme ile uğraşıyordum aynı zamanda. Gençlere bakıyorum, yuğtıbır olcam, geymır olcam diyerek dolanıyor. Twitch’te yayın yapanlar bol bol sigara içiyor ki; televizyon ve gazetelerde reklam veremeyen sigara firmaları sanıyorum buralarda reklam veriyor çünkü sigar afirması için yıllık 50-100 bin buralara vermek sorun değil. Karşılığında ise tam en önemli çağdaki çocuklar sigaraya özenecek. Maalesef bunlardan bir tanesi de yiğenim. Sigara içmeyi havalı bir şey zannediyor. Kim sayesinde? Twitch yayıncıları. Oradan oturup anlattıkları saçma sapan hikayelerle çocukların zamanını çalıyorlar.

Bu çocuklar zaman ayırıp, bu videoları izliyor. Spor yapmak, kendilerini geliştirmek varken; oturup saçma sapan videoları izliyor, oyun oynayanları izliyor, sigaraya özeniyor, zaman kaybediyorlar. Bu kaybedilen zaman, para olarak bu içeriği üretenlere aktarılıyor.

Sorum şu; bu gençler karşılığında ne aldı? Youtuber, Twitch yayıncısı falan para kazandı, videoları izlendi. Peki çocuklar? yiğenim bir kaç yıl önce youtuber olacağım diyordu. Youtuber dalgası geçti dedim, bu tür şeyler de ekonomik değerler gibidir. Dalga gelmeden önce başlayacaksın (ki Orkun Işıtmak, Enes Batur bu dalga gelmeden oyun videoarı çekiyordu). Dalga geldiğinde sörf tahtası üzerinde olacaksın ki, dalgayla hızlan. Sonrasında yakalamak zor. Anladı yakalayamayacağını. Bir ara gamer olacağım dedi. Yine aynı şekilde. Bundan da vazgeçti, gerçeği gördü.

Peki ne olmuş oldu? 10, 13, 15 yaşındaki çocuklar tam en önemli dönemlerinde 3 yıl geymır, 3 yıl yuğtubır olmak istiyor; Twitch yayıncılarını görüp sigaraya merak salıyor, saçma sapan şekilde dolaşıyor. Ardından? En önemli dönemleri çöp oluyor.

Gençlere Karşı Sorumluluğunuz VAR

Peki Enes Batur dahil, bir çok youtuber bu çocuklara ne veriyor? Eskiden TRT spikerleri vardı. Şimdi özel kanallar ile birlikte Türkçe konuşmaktan aciz spikerler ortaya çıktı. İnsanlar televziyondan etkileniyor. Şimdi Youtuberlar çıktı ki Türkçeleri rezil. Çocuklar da bu insanlardan görüp çelınç, heytır diye ortalarda dolanıyor.

Bakın bu işler nasıl dönüyor kısaca anlatayım. Amerika gibi bazı ülkelerde bu işler çok önemlidir. Uzmanlarla çalışıyorlar, para kazanıyorlar. İmaj uzmanları, menajerler falan. İçerik üretiyorlar, özel ekipler var. Bu içeriklerde bir tarz veriliyor. Daha sonra Türk youtuberlar gibi bir çok youtuber bunları takip edip, içerikleri aşırıyor. Çalma diyemeyeceğim, fakat beğeniliyorsa yapıyor. Tabii ki aynı şekilde. Dolayısıyla Amerikan kültürü ve orada istenilen mesaj, buraya da aynı şekilde geliyor.

Tiktok ve Youtuberlara bakın; yabancı youtuberlar ve tiktok ünlüler pardon fenomenleri gibi! Dolayısıyla Amerikan kültürünü Türkiye’ye taşıyorlar. Türk kültürü, Türk tarihi ve Türkçe konusunda oldukça eksikler. Tamamlamaya ve daha dikkatli içerik yapmaya çalışmıyorlar.

Bu iş neye benziyor? Norm Ender’i dinlemek gerek. Norm Ender’in “Okan Bayülgen ile” ve daha sonra “Cengiz Semercioğlu ile” yaptığı söyleşilere dikkat edin. Mekanın Sahibi’ndeki olayı anlatıyor. Haklı olarak diyor ki; Amerika’da olan bir şeyi alıp, Türk kültürüyle harmanlayıp yorumlardık. Şimdikiler ise aynen alıp getiriyor. Çok haklı olarak böyle bir serzenişi var ki Enes Batur ve yeni youtuberlarda da böyle bir durum söz konusu.

**

Açıkçası sansürlemeye gerek yok, attention bitch diye kavram var (ben de eleştirdiğim tipler gibi yapayım), Türkçesiyle “ilgi orospusu”. İlgili olmadan yapamıyorlar. İlgi çekmek için saçma sapan şeyler yapıyorlar. Yeni tip mizah çıktı işte Mevlana, Atatürk ile falan dalga geçmek. Adını da bulmuşlar “ofansif mizah”. Ofansif dedikleri şey tıpkı lokasyon gibi; saldırgan mizah diyor. Böyle bir mizah olamaz. Bir Türk kültürü ve İslam kültürü ile yoğrulmuş bir coğrafyada yaşıyoruz. İnsani değerlere dikkat etmek en başta kişinin vicdanı ve insanlık namına önemlidir. Bakıyorsunuz kendi takipçilerini kandırıyorlar. Onun da adı “trollemek” olmuş. Sahte evlilik resimleri, saçma sapan ve gurur kırıcı şakalar, hakaretler, değerleri çiğnemek.

Daha kötüsü şu, bu değerleri çiğnediklerinin farkında değiller çünkü bazı temel değerlerden yoksunlar. Sosyal medya ve internet bu hale getirdi. İlgi çekici başlık, ilgili çekici görsel. Aldatan başlık. Çok masum gibi olanı şu; “köpek bana saldırdı”. İçine giriyorsun yavru köpek. Buradan bir başlıyor, bunun sonu yok! RTÜK gibi bir kurum olmayınca, gençlerde de milli bilinç olmayınca yalan söylemek ve aldatma sonsuza kadar gidiyor. Artık aile değerleri üzerinden saçma sapan şeyler dönüyor.

İzleyicilere Değer Katan Videolar Yapmalısınız

Takipçi kitlelerine ve Türk milletine karşı sorumlulukları var. Dillerine dikkat etmek zorundalar. Üzerlerinden para kazandıkları bu kitlenin kültürünü, bilgisini açmak için kendilerini değiştirmek zorundalar. Canlı Tinder yapıp, orada şaklabanlık ile kendilerini ve kızları rezil etmeye çalışmak komik gelebilir. Fakat sen bu şekilde kendini, arkadaşlarını ve kızları rezil eder ve onur kırıcı işler içerisine girersen, sonra gelen hakaret dolu mesajların sebebini de sorgulamayacaksın. Enes Batur yaptı diye söylemiyorum, hatırlamıyorum ancak çok ağır söylemlerde bulunan bu tür bir kaç videoya denk gelmiştim.

Dolayısıyla dikkat edilmesi gerek. Orkun Işıtmak, Enes Batur ve tek tek saymanın uzun olacağı bir sürü youtuber akıllı ve bir şeyleri doğru yapan insanlar. Bu değerlerin ve izleyicilerini geliştirme, bilinçlendirme yükümlülüklerinin farkına varmaları gerek. Buna göre adım atmaları gerek. Akıllı insanlar, ekipleri var. Oturup eğlence ile izleyicilere değer katan videolar çekmeleri ŞART.

Yani Youtube öyle bir yer ki; Barış Özcan’dan SpaceX vb içerikleri, Özgür Demirtaş’tan temel ekonomik kavramları öğrenebilirsiniz. Tolga Özbek’ten havacılığı, Sarı Mikrofon’dan halkın nabzını görebilirsiniz. Fakat aynı 10 dakikada, size hiçbir şey katmayacak “gerçek hayatta tinder” veya gerçekten hiçbir şey katmayacak “tiktok videolarını denedim” içeriklerini de izleyebilirsiniz. Evet ikincisi daha fazla tutulacak. Şu bir gerçek ki, saçma sapan şeyler, saçma sapan içerikler daha fazla tutuluyor. Tiktok mesela, sessiz izleyin bakalım ne saçma. Peki gerçekten dans adına düzgün bir şey var mı? Yok. Tutuluyor. Peki tutuluyor diye saçmalığın dibine vurmak gerekiyor mu? Eğer gerekiyorsa, küfür ve hakaret fazlasıyla gelecek.

Şu da bir gerçek, ne yaparsanız yapın küfür ve hakaret gelecek çünkü özellikle hitap ettiğiniz kitle de, sizin yaptığınız gibi bir takım insani değerleri ya öğrenemedi ya da televizyondaki diziler ve youtuberların falan yaptığı saçma sapan şeylerde gördüğü için bunların normal olduğunu düşünerek millete küfür etmeye, şiddet uygulamaya başladı. dolayısıyla buradaki en temel sorun sensin. Yani bireyin kendisi. Sen değişmek için uğraşacaksın.

Yani Enes Batur, bu nefreti anlamaya çalışmış. Nefretin bir bölümü bu. İçeriklerin. Türkçe sözcükler varken ecnebi sözcükleri kullanman. Seyircilerine düzgün ve yararlı içerikler sunamaman. Tamam eğlence videosu yine çek fakat 2-3 eğlence videosu çekiyorsan; bir kez Gürcistan’a, Afrika’ya falan git. Paran vardır diye tahmin ediyorum, buralardaki yaşamları gör, millete göster. Sabahtan akşama kadar saçma içerik izlemek varken, 10-15 yaşındaki takipçilerinin hayatlarına değer katıp, okuyup; dünyadaki sorunları çözmeleri için şimdiden yardımcı olabilirsin.

Madalyonun Diğer Yüzü

Televizyon dizileri, filmler… Açıyorsunuz diziyi, ilk bölümde akbil basıyor başrol oyuncusu. İkinci bölümde boğazdaki yalıda, lüks cipte ve şirket sahibi. E nasıl oldu bu? Nasıl olduğu önemli değil, “sen de uğraş senin de olsun”. Dolayısıyla insanlar hep zengin olacağını düşünüyor.

Erkeklr 40 yaşında, 50 yaşında böyle bir bunalıma girer. Gençken gerekeni yapamaz veya istemez. Sonra 40 yaşına gelir, bakar ki; zengin olacağını zannediyorken olamıyor, ev almak için yırtınıyor. Arabası ona göre… Sonra bunalıma girip ya gidip motor alır, ya saçını değiştirir ya üstü açık araba falan alır ve 20’li yaşlarda kızlarla falan çıkmaya çalışır.

Enes Batur’a bakıyorsunuz, genç yaşında başarılı olmuş, 10 milyon kişiye hitap ediyor ve bir şekilde daha büyük kitleyi etkiliyor, iyi de para kazanması muhtemel. Şimdi bir bu çocuğa bakıyorsunuz, videolarını açıyorsunuz kafa atıp “hipinişe mirıbılır” diye fırt diye giriş yapıp, saçma sapan içerikler çekiyor. Mezardan son çıkan kazanır, tuzaktan kurtulan kazanır, hamburger yedim (videoları izlemedim, eğer bir şeyler anlatılıyorsa kusura bakmasın ama durum bu)… Hiçbir şey yok. Fakat adama bakıyorsun, bütün gün çalışıyor, alınteri döküyor, tarladan sebze topluyor, satmaya götürüyor. Fabrikada en ağır işleri yapıyor, koca buzdolabını ev taşırken kaldırıyor falan filan ve sonucunda Enes Batur ile kıyaslanamayacak kadar az kazanıyor. Ya da üniversite mezunu olsun. 4-5 bin lira maaş alsın ki çoğunuz Türkiye şartlarında iyi diyecektir. Yine de bütün gün çalışıp Enes Batur kadar kazanamıyor.

Üstelik Enes Batur eğleniyor, gülüyor, saçmalıyor, sabah 8’de kalkmak zorunda değil.. Haliyle adam (veya kadın) içerliyor. Enes Batur’un nasıl böyle kazandığını, nasıl 10 milyon takipçiye ulaştığını da anlayamıyor. Anlayamadığın şeye bin yıl önce olsa taparlardı. Şimdi ise sinir oluyorlar. Durum bundan ibaret.

Yani nefretin bir bölümü de, aslında kendi içlerinde olan şey. Sadece orta yaşlılar değil, ergenler de böyle. Youtuber olmak, birden milyonlara ulaşmak kolay zannediyor. Açıyor youtube hesabını ve bakıyor yıllar geçmiş 5 bin olmamış. Enes Batur nasıl yaptı bunu? Kesin bot hesaptır, kesin saçmalıktır. Dolayısıyla nefret ediyor. Anlayamadığı için, bilmediği için nefret ediyor.

 

Enes Batur Gibilerin Harcadığı Potansiyel

Orkun Işıtmak’ın instagram hesabı 2,7 milyon ve twitter’da 350 bin takipçi var. Enes Batur’un instagram’da 4,3 milyon ve twitter’da 816 bin takipçisi var. Youtube’dan yapılan son 10 videonun görüntülenme ortalaması yaklaşık şöyle;

Orkun Işıtmak ortalama: 1,9 milyon
Enes Batur ortalama : 3,5 milyon

Üstelik eleştirdiğim tiktok videosu da 5,9 milyon izlenmiş.

Bakın Facebook kurucusu Mark Zückerberg’in ABD Başkanlığı için adaylığı konuşuluyor. Aranızdan kaç kişi izledi bilmiyorum ancak hem beden dili ve psikoloji ile ilgilenen hem de markalaşma ve psikolojik savaş konularını seven, yıllardır ilgilenen birisi olarak zückerberg’in ifadesi benim için çok önemli bir araştırma materyali idi.

**

Şurada oturduğunuzu düşünün. Karşısında kimler var? Senatörler falan ancak bazıları hakimlik falan yapmış. Öyle basit insanlar değil. Bugün mahkemeye gitsek, hakim 2 soru sorsa, niyetimi şak diye anlıyor. Zaten 10-15 dakikada bir davaya bakıyor, günde kaç kişiyi görüyor. Dolayısıyla buradaki insanlar da öyle boş insanlar değil.

Peki ne oldu? Siyasi bir olay nedeniyle (Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırıyı kınadığım için dava açıldı) soruşturulma başlatılmış ve jet hızıyla mahkemeye gitmiştim. Mahkemede tavrım ne olacaktı? Gerçekten zor, herkes dayılanmayı falan düşünür. Yani çıkayım, böyle bir laf söyleyeyim ki devlete, soruşturanlara falan özgürlük anlamında ders vereyim vs… Düşündüm. Fakat bunun oldukça yanlış olduğunu biliyordum. Yine de aklınıza geliyor. Tam tersine sakin ancak kendimden emin idim. Konuşmamı hazırladım. Zaten avukatım da vardı. Çıkıp sakin ancak kendimden emin ve savunmamızı destekleyecek şekilde konuştum, iş beraat ile sonuçlandı.

Zückerberg ise beden dilinden tavrına kadar o kadar sağlam hazırlanmış ki… Koltuğuna minder koyup boyunu yükseltmiş, soğukkanlı, sakin ancak kendinden emin ve hatta “anlamadım, nasıl yani” diyerek yukarıda bahsettiğim 1985 öncesi doğan ve internetin, bilgisayarın anlayışını bilmeyenlerin saçmalıklarıyla öyle güzel oynadı ki, puan topladı. Amerikalıların gözünde puan topladı. Açıp izleyebilirsiniz, bazı bölümleri gerçekten incelenmesi gereken bir şey.

Kişisel Markanızı İnşa Edin

Hepiniz bir markasınız. 2016’da yazmıştım; “kişisel markanızı inşa edin: sen bir markasın“. Bu yazıyı okan kişi olarak adın ve soyadın bir marka. Enes Batur bir marka. Trump bir marka… Yaptıkların, söylediklerin, verdiğin mesajlar… Her şey bir marka. Dolayısıyla buna dikkat edeceksiniz.

Zückerberg, elindeki markayla ABD Başkanlığına oynayabilir. Fakat başkan olmadan da bir sürü şeyi değiştirebilir. Algıları yönetebilir. Ki bunun olduğunu Cambridge Analytica skandalıyla da gördük. Dolayısıyla Enes Batur gibi bir marka bu ülkede siyaseten olmasa bile; istihdam sağlayacak ve üretim yapacak işlere girişebilir, sosyal işler konusunda yenilikler başlatabilir (bknz: Haluk Levent) ve aklıma gelen ve gelmeyen çok önemli işler yapabilir.

Sadece şirketler ve sağlam avukatlar, muhasebeciler ile vergilerini doğru yönlendirmesini bahsetmiyorum; izleyicisi olan kitlesine yatırım yapmak, durumu olmayanları okutmak, işsizlere üretim sağlamak… Bunları yaparsa Enes Batur markası bambaşka bir yöne gidebilir.

Videodaki kız, insanlara yardım etmiyorsun diyordu. Kaynak? Yok. Yani kaynak: götüm ya da herkes ööle diyo. Bu iş böyle olmaz. Adım gibi biliyorum ki bir çok youtuber geldiği yeri, ailesini biliyordur. Bu topraklardan çıkan insanlar, yardımseverdir, yardımı yapar. Fakat yapılan yardımları gösterince “işte hava atıyor” diyebilecekleri gibi, göstermezsen de “yardım yapmıyosğunn” diyenler çıkabiliyor.

Fakat youtuberlık, 5-10 dakikalık saçma videolar ile para kazanmak tamam ancak bu gelirleri, kitlesine iade etmesi gerek. Twitch yayınlarına girip binlerce lira bağışlayarak değil! İstihdam sağlayacak çeşitli markalar yaratabilir. Enes Batur’un  kendisi başlı başına marka (ya da Orkun Işıtmak, Reynmen, Kafalar şu bu)… Bunları değerlendirmeleri gerek. Bugün 10-20 kişinin çalışıp tekstil vb konularda üretim yaptığı yerler kurmak veya girişimcilere yatırım yapmak vs çok zor işler değil. Tek tek ve özel bir örnek vermek istemiyorum ancak ne demek istediğimi anlamışsınızdır. Katma değere dönüşebilecek ve SÜRDÜRÜLEBİLİR olacak işler yapmak gerek.

Çocuklara Yüklenme ve Siber Zorbalık

Enes Batur’un “hakaret konusunda” nelerle uğraştığını söylemesinden sonra, Başakşehir’de çok ünlü bir youtuber ile nüfus işlemlerinde karşılaştım. İçeri girerken benim de gideceğim yeri arıyormuş, “abi nüfus işleri nerede” dedi, şurada diye gösterdim. Tanıdım fakat ünlülerle sarılıp, fotoğraf çekinme adetim yoktur. Acelesi vardı, halini hatrını da sormadım. İçeri girdi, sonra ben de girdim. Panik içerisinde. Arkadaşları da gelmemişti. Sonra arkadaşları geldi, ne yapacağını bilmiyor. Şaşkın şekilde.

O gün bir şeyi anladım, Youtube dahil her türlü ekranda, farklı şekilde görünebiliriz. Yaptığımız işler, güvenli ortamımız vs. Ancak özünde bambaşka insanlar olabilir. Daha önemlisi bu insanlar çocuk, bu insanlar genç. Dolayısıyla bu kadar ağır hakaret, küfür yerine; doğru şekilde yönlendirmek gerekiyor.

İnternetteki bu hakaret, siber zorbalık ve saçmalıklar konusunda devletin para ve hapis cezasından çokk, yaratıcı cezalar vermesi taraftarıyım. Örneğin kendi sosyal medya hesaplarından “özür videosu” yayınlamasını istemesi vs gibi.

Türk Youtube’unun Kısırlığı

Bu tür popüler kültür yayınlar yapanlar arasında maalesef yeterince düzgün içerikler yok. Popüler kültürün yapısı gereği çok geniş kitlelere hitap ediyor (aslında burada siyasi anlamda kitlesel partilere falan girip youtuber potansiyellerini açıklayabilirdim ancak konu daha da uzayacak, başka bir gönderide belki). Fakat düzgün yayın yapanlar yok mu? Var.

Hatta çok yartıcı olanlar da var. Sevdiklerim:

  • Cüneyt Özdemir
  • 140 journous
  • AkademikLink
  • Anlatan Adamlar
  • Barış Özcan
  • Batesmotelpro
  • Bünyamin Sürmeli (hava durumu)
  • Cansın Tibet Seven (bir denizcinin hayatı)
  • Cem Bölükbaşı (Ferrari pilotu Leclerc ile salgın dönemi kapışmaları çok iyidi, umarım günün birinde F1’de görürüz, 8 yaşında gokart süren ve zamanında F1 pilotu olmak isteyen biri olarak dileğim bu)
  • Cem Kıran (Rusya’da yaşam ve gündemi güzelce yorumluyor)
  • Dr. Selim Erdoğan (İstiklâl Harbini karış karış gezerek, hem belgelerden hem sahadan verilerle anlatan, yorumlayan, kitap yazan çok değerli bir insan)
  • Efe Aydal (pek açıklama yapmayacağım, bilen biliyor)
  • Emin Çapa (ekonomiyi herkese göre anlatan başka birisi, Ted konuşmaları ayrıca iyidir)
  • Emre Yücelen (ses analizi ve çok ilginç şeyler öğreniyorsunuz)
  • Emre Dayıoğlu (maalesef 67 bin abonesi var ancak başlı başına TRT Müzik kadar sağlam işler yapıyor)
  • Erol Mütercimler (yine gündem ve siyasi gelişmeleri hem harp okullarında da hocalık yapmış biri hem de akademisyen olarak güzelce anlatıyor, kitaplarını da seviyorum)
  • Sunay Akın
  • Harp Tarihi. Animasyonla harp tarihi
  • DFT Tarih

bunlar dışında müzik, eğlence takip ettiğim bir kaç kanal harici bitti. Gözden kaçırmadıysam önerebileceklerim bu kadar. Tamamen genel geçer yani bir kez tüketip bir daha izlemeyeceğiniz içerik üretmek üzerine kurulu bir Youtube dünyamız var Türkiye’de. Tamamen saçma içerikler.

Bakın örnek olması için ecnebilerden bir kaç kanal göstereceğim:

  • Vice kanalı… Bu kanalı sevip sevmediğim konusunda bir şey diyemem ancak garip. Yani bazen öyle bir şeyler yapıyorlar ki gerçekten şaşırıyorum. Suç ağırlıklı çok ilginç bir kanal.
  • US Auto Industry. Süspansiyonlardan vitese kadar araçları ve üretimi falan anlatan bir kanal. Çoğu şeyi o kadar güzel anlatmışlar ki (üstelik yıllaaar önce), dersler işte böyle olmalı diyorum. Mühendislikten bir çok konuya kadar bu şekilde basit, hızlı ve temelini anlatan videolar ile pekiştirilmeli. Hayatın içinden örneklerle.
  • WW2 Colored İkinci Dünya Savaşı’na ve teknolojilerine özel ilgim var, bunun gibi bir sürü kanal takip ediyorum, renklendirme yapıyorlar.
  • The Tank Museum. Tank müzesinin kanalı ve tankların içini vs inceliyorlar
  • The Sea Lad. Denizcilik (özellikle gemilerle ilgili) çok ilginç videolar var
  • The School of Life yani hayatın okulu diyor. Ne vermişler? Aptal gibi dans etmenin önemi gibi ilginç konular var.
  • The Great War. Sadece Birinci Dünya Savaşı üzerine videolar var ancak yaşam şartlarından salgınlarına farklı farklı alanlar inceleniyor
  • The Cold War. Bunda da Soğuk Savaş dönemi ayrı konularla inceleniyor
  • Teknikens Värld. Geyik testi olarak (aracın birden sağ sol yaptığı) geçen testleri yapıyorlar. Türkiye’de de yapanlar başladı.
  • TDi Media. Gokart yarışları falan veriliyor ve oturup bazılarını izliyorum. Ahh Michael Schumacher ah 😐
  • SmarterEveryDay. Obama ile röportajdan yavaşlatılmış videolara (iki vorteks halkasının çarpışması gibi), mühendisliğin de olduğu çok ilginç işler yapıyor
  • Simple History. Tarihi basitleştiren güzel animasyonlar var.
  • SDAB (Stop a Douche Bag). Trafikte kural tanımayanlara sinir oluyorum. Benim gibi sinir olanlar bir araya gelip, Rusya’da hadlerini bildiyor. Şiddet yok (genelde) sadece pasif direniş. Sonra dünyaya yayıldı
  • Restore It. Restorasyon videoları var. Bunun gibi bir kaç kanal var, “bunu nasıl yapacak” diyorum, izliyorum. Güzel vakit geçiriyorsun, farklı şeyler öğreniyorsun.
  • Real Engineering. Rusların, Nazilerin yaptığı Yıldırım Savaşı’nı nasıl durdurduğundan 5G’ye, elektrikli araç vb gibi bir çok uçak, araç, geminin mühendislik açısından incelenmesinden yapay sinir ağlarına kadar çok farklı konular işleniyor. Animasyonla desteklenip, mühendislik gözüyle anlatılıyor. Çok sevdiğim kanallardan birisi.
  • Primative Survivol Tool. Çok sevdiğim kanallardan bir diğeri. İlkel yaşamda, modern ihtiyaçların benzerleri yapılıyor. Konuşma falan yok, sadece izleyin. Çok ilginç videolar var.
  • Novritsch.Airsoft konusunda gerçekten iyi bir kanal.
  • minutephysics. Dakika fizik gibi bir çeviri yani şip şak fizik. Yine mühendislik ile ilgili ilginç konular var
  • Millienium 7 * History Tech. Modern savaş cihazlarının incelenmesi (F-16, tanklar gibi)
  • Military History Visualized. Savaş dönemini taktik, mühendislik gibi alanlarda animasyonlarla inceliyor
  • Military Aviation History. Askeri havacılık tarihi. Yine savaş uçaklarını falan inceliyor.
  • Kurzgesagt. Covid’den süte çok farklı alanlarda animasyonlarla açıklamalar var. Gayet güzel açıklanıyor, herkesin anlayacağı şekilde.

vs… Devam edersem uzun sürece. Fakat görebildiğiniz üzere ilgi alanlarıma ilişkin bir sürü farklı ve güzel kanal bulabiliyorum. Türkiye’de havacılıktan, tarihten, gündem, düzgün gazetecilik vb alanlardan taş çatlasın 2 çok çok nadiren 3 kanal varsa şanslı sayıyorum.

**

Peki neden? Youtuberlara laf atmak kolay. Böyle videolar çekiliyor, izleniyor diye sallayabilirim. Fakat kitle bu. Maalesef izleyici kitlesi bu. Türkiye’de insanların %70-80’i, eğlence ve tüketim videoları izliyor. Bir kere izle, hiçbir şey katmasın, çöpe at. Zaman öldür.

Güdne 24 saat var. 8 saat uyuyoruz, 8 saat çalışıyoruz, 8 saat bize kalıyor. 1,5-2 saat yol desek; geriye duş almak, tuvalet, yemek vb ihtiyaçlar için 6 saat kalıyor. Türk milleti günde ortalama 4 saat civarında televizyon izliyor ve 2,5-3 saat internete giriyor. Ne yapıyor buralarda?

Bakıyorum, Survivor izliyor anneanemler deli gibi. Onlarla heycanlanıyor, bana dönüp “sen katılır mıydın” diyor, ne işim var diyorum; gençliğimde olsa ben katılırdım diyor. Sabah o bitiyor, sanki önemli gündem yorumu yorumlar gibi Survivor’ı yorumlayanan değişik tipleri internette izliyorlar. Aynı şekilde internette de Youtube ve instagram’da ilginç ilginç şeyleri takip ediyoruz.

Dolayısıyla kitlenin istediği şekilde kötü yayınlar yaparak, kısır döngüye giriyorlar. Yani popüler kültürün esiri oldukları için yenilik üretmede zorlanıyorlar. Bakış açıları sınırlanmış. Bu ülkedeki en büyük sorun ezber ve kopya derdim. Ne oldu:

**

bknz: okulu neden sevmiyorum? Eğitim sürüm 2.

Okul, öğrenmek isteyenler için olmalı. Herkes üniversiteye gidecek diye bir kural yok. Üniversiteye gitmeden emek verenlerin de hakkını kazanabileceği sistem kuracaksın. Önemli olan bu. Türkiye’de gizli bir kast sistemi var. Bizde zeka, karakter, bilgi, tecrübe değil; giysi, araba, makam, mevki, güç önemli, görünüş ve yüzelsellik önemli. Eğitim yüzünden!

Daha iyi iş bulabilmek için üniversite bitirmek gerek diyorlar. Üniversite için, lise, lise için ortaokul. Bunları bitirmek için iyi not almak gerek. Türk eğitim sisteminin 3 sorunu var:

  1. Milli değerlere sahip değil (şimdiki gibi yerli milli yerli milli bıdı bıdısı değil, gerçekten bilinç)
  2. Eğitim verilmiyor
  3. Sistem yok

Dolayısıyla çocuklara mantığın da anlatıldığı eğitim verilmediği ve çalışma disiplini kazandırılmadığı için; kopya ve ezber olağan hale geliyor. Çünkü bir şekilde dersi geçmeleri gerek, yoksa ailelerden fırça yiyecekler. Ortaokul, lise, üniversiteyi kopya ve ezber ile bitiren; öğrenmeyen, anlamayan çocuklar iş hayatına girince siz bunlardan ARGE, Elon Musk, SpaceX, Facebook falan gibi şeyler bekliyorsunuz. Yahu geçin.

Öğrenim hayatını kopya ve ezberle geçen insan, işe girdiğinde de kopya ve ezbere devam eder; yetmediğini görünce ofis politikalarına devam eder. Türkiye’de dönen yolsuzluğu, rüşveti falan bir bakın. Herkes kısa yoldan zengin olma peşinde, herkes başkalarının fikirlerini aşırma peşinde.

Ne görüyorsunuz yukarıda? HEYTIRLAR İLE SOHBET! Aman ne güzel. Bunu neden yapmışlar? Söyledikleri gibi “neden sevilmediklerini anlamak için” mi? Tabii ki hayır, bunu da popüler kültür diye yapıyorlar. Daha fazla kişinin izlenmesi için.

Ellerinde imkân var, ülkede değişim dahi başlatabilirler. Fakat değişimi yapıyorlar ancak kötü tarafa. Türkiye Cumhuriyeti’nin kültürel anlamda çöküşü ve gençlerin gençliklerini heba etmesi üzerine… Eğlence de gerek diyebilirler. Gezi videoları çekenler var, yine eğlence olan ancak bilimle, tarihle yedirenler var. Dolayısıyla bunu geçin. Sizin yaptığınız şebeklik.

Diyebilirler ki, “zorla izlemiyoruz”. Çok sert örnek vermek istemiyorum, blogu gençler de takip ediyormuş ancak Türkiye’de cezası olan ancak başka yerde cezası olmayan çok ağır şeyler çekilebilir. Ya da yasa dışı içerikli siteler serbest bırakılabilir o zaman? Herkes kumar oynasın internet üzerinden? Zorla oynatılmıyor?

Fenomenler Kendine Çeki-Düzen Vermeli!

Kitlesi olan herkes, kendine dikkat edecek. Sorumluklarını bilecek. Kitlesinden aldıklarını gençlere ve bu ülkeye geri verecek. Ben yardım yapıyorum diye reklam yapmak anlamına gelmez ancak hayvanlar için video çekeceksin. Bu ülkede hastalar, imkânı olmayan insanlar var. Bu insanlarla konuşacaksın, gezeceksin, göreceksin. Mesela bütün içeriklerini sevmesem de bazılarını sevdiğm Ruhi Çenet var mesela. Ermenistan’a gitti, Hakkari yüksekova’ya gitti, Ovacık Belediye Başkanı ile görüştü.

Bakın bunlar değerli işler. Herkes mühendislik videoları yapsın, Barış Özcan olsun demiyorum. Fakat Orkun Işıtmak’ın otobüsler ne kadar pis, Japonya’da kapsül hotel gibi bir kaç videosunu da beğenmiştim.

Hem günlük yaşamdan bir şeyler hem de Yüksekova, Japonya’da kapsül hotel gibi farklı şeyleri gençlere öğretiyorlar. Belki ben denk gelmedim, hepsini izleyemiyorum ancak Enes Batur’un bu tür içerikleri olduğunu görmedim. Dahası bugün videosunu izlediğimde “neden nefret edildiğimi merak ettim” diye kızı aldığını görünce iyi yapmış dedim. Sonra hater yazınca, zaten bir sürü yuğtıbırın böyle yaptığını gördüm.

Sonuç Olarak

Sadece Enes Batur için söylemiyorum ancak youtuberların ve yeni nesilin Amerikan özentiliğine mi kızayım, Anadolu coğrafyasında, bir kasabada yaşasa insanların “yapma oğlum, millete öyle yapılmaz” dedikleri şeyleri yapıp milyonlarca kişinin izlediğine mi? Yani en temel değerlerin çiğnenmesine mi?

10 video çekiyorsan 2-3 tanesinde izleyicilere değer kat, başka bir dünyayı göster, ufuklarını aç. Bunların yapılmamasına mı kızayım, yoksa elinin altında milyonlarca insan varken önemli bir potansiyel varken bunu şebeklikle, şaklabanlıkla harcamasına mı?

Daha da önemlisi, “neden sevdilmediğini” gerçekten merak ediyorsa, milletin gözünün içine baka baka “neden sevilmiyorum, öğrenmek istedim” derken aslında diğer youtuberların yaptığı gibi tamamen popüler kültür videosu çekmesine mi? Yalan atmasına mı yani? E sen bunu yaparsan, hakaret videoları tabii ki gelir be kardeşim.

Muhtemelen bu yazım Enes Batur ve bu türdeki youtuberlara ulaşmayacak. Ulaşsa da zaten değişeceklerini düşünmüyorum. Fakat farklı bir şeyler yapmayı deneyen gençlere ulaşıp, bazı şeyleri anlatabildiysem biraz da olsa katkım olduysa amacıma ulaşmışım demektir.

Ne diyeyim… Sabır!

Son Değişiklik: 13/06/2020 - 21:36