Ortalama okuma süresi: 5 dakika

AtlasGlobal’in iflası ile birlikte, Youtube’daki havacılık kanalları ve yorumlarını, twitter’ı takip ettim. Genel olarak insanlar üzüldü. Üzülmekte de haklılar, “eşit şartlarda ve adil şekilde” rekabetin önemine inanan biriyim, AtlasGlobal’in kapanması üzücü. Hem havayolu firması olduğu hem de Türk firması olduğu için….

Şimdi size bu işin biraz arka planını yazayım. Dedikodular, temenniler göre değil de, gerçekler…

Fakat işin başında, adetimdir yazdığım bazı şeyleri de tekrar tekrar hatırlatacağım!

2015 yılında blog yazısı yazmıştım:, Mart ayında dedim ki “ekonomik kriz yaklaşıyor“. Çok kısa bir yazıydı. Haliyle böyle olmayacağını anlayarak, Nisan ayında uzun şekilde ekonominin o kadar iyi olmadığını ve işlerin tersine döneceğini söylemiştim: 2002’den 2015’e Türkiye’nin ekonomisi. Bunlarda, esas ağır zamanın 2020 olacağını vurguladım.

Baktım düzelme yok, 2017-2018 civarı, Türkiye temelli bir ekonomik kriz geleceğini yazdım. Yıl 2016 Aralık: “2017-2018 Türk ekonomik krizi“. Gereken adımlar alınmadığı gibi Mart’ın Şubattan, Nisan’ın da Mart’tan daha iyi olacağı söylense de 2019, 2018’den, 2020’de 2019’dan daha kötü olacaktır.

2019 Aralık yazım: “büyük Türk firmaları ve sektörler bir bir devriliyor“. Ayakkabıcılar gitmişti. Fakat sadece onlar mı? 2020 ve 2021’de, markalar, büyük şirketler değil; sektörler çok büyük sıkıntılar ile boğuşacak. Hem de 2025’e kadar sürmesi muhtemel bir sürece girdik…

 

Türkiye… Türkiye!

Bunları tekrar neden anlattım? O dönemde bana twitter ile, mail ile “vatan hayını” diyebilecek kadar ileri giden şeyleri söyleyen bazı densiz insanlar olmuştu. Ülkenin iyiye gitmesi hepimizin işine yarar. Kötüye gitmesi ise hepimizin işini bozacaktır.

Şu an Türkiye’de ilaç firması açsanız ve en basit cihazın dahi 100 bin civarında olduğunu düşünürseniz; desteklerin bir bilgisayar, masa ve internet gereken firmalarla, böyle bir ilaç arge firmasına da aynı olması saçma mı? Saçma. Aynı şekilde adaletsizlik daha büyük sorun…

Hepsini açık açık anlatamayacağım (şimdilik) fakat şöyle söyleyeyim:

1- Ya size verilecek paranın %25-%30’una razı olup çeşitli yerlerden destek alacaksınız,
2- Ya çeşitli “gruplarla” çalışarak; nereden ne alacağınızı, kimi işe alacağınızı dinleyip (yani bağımsızlığınızı verip) destek bulacaksınız,
3- Ya da adaletsizlik (hukuken değil, destek ve ekonomik refahın dağılımındaki eşitsizlik ve adaletsizlik) içindeki Türkiye’de ısrarla devam edeceksiniz!

Nereden biliyorum? Kurup, 5 yıldır bunlarla uğraştığımız için biliyorum. Bulgaristan’a açma şansımız vardı, ısrarla memleket dedik, Türkiye dedik, milletimiz dedik; fakat devletin destek olmasını bırakın, “engel olmasın yeter” diyecek konuma geldik.

Daha fazlasını 2 yıl içinde anlatacağım. Bir bir yazacağım. Fakat her zaman diyorum, bloga yazdığımdan çok yazmadığım şeyler var. Zamanı gelince yazacağım.

**

Şimdi “AtlasGlobal” hakkında, aslında internetten bulabileceğiniz bilgilerle yola çıkalım.

 

AtlasGlobal Neden Battı?

İstanbul Havalimanı? Zorlaşan şartlar? Eminim bunların da etkisi büyüktür. Fakat Çiğdem Toker’in Ekim 2019’daki köşe yazısına [1] dikkat ediniz… Kuzey Irak’tan gelen icra başlıklı köşe yazısında işin iç yüzünü anlatıyor. Zagrosjet.. Duyan var mı? Barzani? İlk Kürt havayolu? Devamına bakalım:

Altı yıl önce “İlk Kürt havayolu şirketi” diye de tanımlanarak Atlasjet ile Kuzey Irak’taki Zagros grubu ortaklığıyla kurulmuştu.

O dönem şirketin yönetim kurulu başkanı (ve halihazırdaki Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’un ikiz kardeşi) Murat Ersoy basına şu açıklamayı yapmıştı:

“Havacılıkta globalleşmenin iki yolu var. Birincisi THY örneğinde olduğu gibi İstanbul’dan çok sayıda merkeze uçmak. Bu hem pahalı, hem de zor. İkincisi ise çevre ülkelerde yabancı ortaklarla havayolu şirketleri kurmak. Biz ikinci yolu seçtik. Kuzey Irak’ta Zagros Jet’i kurduk. Barzani ailesinden bir ortağımız var. Hisselerimiz eşit. Yabancı ülkelerde havayolu şirketi kurmak için mutlaka o ülkenin vatandaşı bir ortağınız olmalı.”

Gelgelelim, ortaklık uzun sürmedi. Uçakların bakımı, şirketin temsili, yetki gibi konularda anlaşmazlıklar çıktı. Irak Sivil Havacılık Otoritesi Atlasjet’in Irak’a yaptığı uçuşları durdurdu. Atlasjet de alacaklarını tahsil edemediği gerekçesiyle Zagrosjet’e ait bir uçağa İstanbul Atatürk Havalimanı’nda el koydu.

Zagros Grubu’nun konuyu mahkemeye taşıdığı da o günlerde medyaya yansımıştı.

(…)

Merkezi Erbil’de bulunan Zagros Air Co. Ltd.’nin alacaklı sıfatıyla yaptığı takipte Bakırköy 11. İcra Müdürlüğü, Ersoy hakkında ihtiyati haciz kararı kararı almış. Tektur Turizm adlı şirkete gönderilen karardaki borç miktarı 59 milyon 494 bin 502 TL 30 kuruş.

**

Barzani ailesi falan dediklerine bakmayın, bizde de aileler işin içine giriyor. Fakat esasında işin ne olduğunu biliyoruz. Tabi o zaman da kandırılmaya müsait bir yönetimimiz olduğu için Barzani yine kandırmış anlaşılan. Tabi aramızda iyi idi. Açılım maçılım arkası, tek başına iktidarlık sorun olmamış… İlk Kürt havayolu şirketi diye reklam yapılsa da, işin uçak bölümü AtlasJet’ten…

Uçağın uçamaması, burada bakanlık tarafından kurtarılmaması gibi bir çok adımda bin bir çeşit dedikodu var. Fakat dedikoduları yazmayacağım. Ya da borcun ödenmemesi durumunda Barzani’nin nasıl bir mesaj gönderdiğini de.. Dediğimiz üzere dedikodu. Fakat bu anlamda dedikodular, olayın içyüzüne ilişkin fikir verebilir…

 

Neden Kurtarılmadı?

AtlasGlobal yavaş yavaş küçüldü, fakat olmadı ve iflas kararını açıkladı. Benim duyduğum üzere Barzani’ye para ödenmiş. Kontrol etmek gerekir. Fakat Türkiye’de defalarca şahit olduğum, “iflas gösterip, ardından borçları ödemeden yeni şirket kurma” gibi bir durum var mı, gerçek bir iflas mı bilemiyorum.

Neden kurtarılmadı diyor insanlar… Doğru ya “bazı firmalar” kurtarılmıştı… Üstelik Bakan’ın kardeşi!

İşte Türkiye’deki en büyük sıkıntı da buradan kaynaklanıyor. “Devletin firma kurtarması”… Devlet bize yardım etsin, dövlet bize bakmiy… Olmaz kardeşim. Devlet doğru düzgün sistem kursun, yozlaşmayı ve adaletsizliği önlesin yeter! Fakat bu politikaları uygulamakta başarısız olduğu için böyle sıkıntılarla yüzleşiyoruz. Sonra devlet kurtarsın. Sistem o kadar kötü ki, devlet hangi birini kurtaracak? Artık şirketlerin batma noktasını geçtim, SEKTÖRLER bir bir gidecek.

Neden mi? Birazını yine açıklayayım…

Büyük bir firma, etrafta bolca söylenen popüler bir sözcükle ilgili yatırım yapılacağını söyler (örneğin biyoteknoloji veya yerli milli bilmem ne). Bu firmalar 100-150 milyon alır. Maaşlar, cihazlar, yeni bina açılır. Sonra 3 yıl 5 yıl çalışma yapılır ve bu sürede yönetmeliğe göre kaç yıl satılamayacaksa cihazlar elde tutulur. Kağıt üstünde çok çalışma vardır ama netice alınamaz. Cihazlar başkasına satılır, o bina depo vs olarak kullanılır. Veya yurt dışından getirilen ürünler, burada paketlenir, olur size yerli milli bilmem ne…

Tabi bir kaç kez duyduğum olaylar şöyle (yukarıda da belirttiğim gibi), dövlet baba 150 milyon destek veriyor ama %30’unu alırsanız dua edin. Peki geri kalan ne oluyor? Sen ben bizim oğlan…. Bizim vergilerimiz bu şekilde, belirli bir zümreyi zenginleştiriyor. Millet yoksullaşırken!

**

AtlasGlobal’e geri dönersek, kurtarılsa kurtarılırdı sanıyorum. İktidar ve iktidara yakın firmalarca bu paraları bulmak zor değil. Ancak işin arkası daha ayrıntılı demek ki… Ya da başka bir şeyler var.

 

Amaç Türk Havayolları Tekeli Mi?

Sektörler çatırdıyor… Havacılık bunların içerisinde. Pegasus’un yaptığı şey de üzerine tuz biber oldu ve olaylar Pegasus aleyhine çok güzel kullanılıyor. Medyada ve sosyal medyada Pegasus’a karşı linç girişimi var. Fakat milletin anlayamadığı şey şu: Pegasus’ta biterse ne olacak?

THY’de stateji değişti… Check-in dahi yapamayacağınız garip bir sisteme geçildi. İnsan ve konfor temelinden, para temelli bir anlayışa geçildi. Korkum o ki, THY Türkiye’de tekel haline dönüştürülmek isteniyor olabilir. Ehh görünüşte çeşitli Türk firmaları kalabilir…

Sadece THY kalır, diğerleri sembolik 3-5 uçuş yaparsa; sonra bazı şeylerden şikayet etmeyin! Pegasus’u bile mumla arayacak hâle gelirsiniz. Tekel her anlamda kötüdür. Bu bölüme özellikle dikkat etmek gerek.

 

Türkiye’de Farklı Amaçlar

Benim gördüğüm, Anayasa halk oylaması ile birlikte, işler tek elde toplanıyor. Fakat bununla da sınırlı kalınmayacak ve sektörler konusunda da çeşitli planlar var. Bir yandan, kısıtlı zümreyi zengin eden özelleştirmeler, diğer yandan güç ve para kontrolü konusunda tekelleşme…

Her şey bitti, şimdi İş Bankası’ndaki CHP’nin temsil ettiği ancak hisselerin “Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu”na gittiği Atatürk vasiyetini kafaya taktılar… Gözlerini bankacılığa çevirdiler. Önce devlet bankalarına dikkat etsinler. Ziraat Bankası bile ne güzel işlerken git gide kötüleşiyor. Siz özel sektörü bırakın!

Madem siz özel sektör ile uğraşıyorsunuz, bankacılık ve paranın tek elden planlanması gibi bir arzu duyuyorsunuz bende şu soruyu soruyorum;

Türkiye neden altın depoluyor? [2]

Erkan Öz’ün analiz videosu burada. Bahsettiği üzere “golden standart” arayışı mı? Yoksa yakın süreçte bir savaş planı mı var? (Bknz: Nazilerin de savaş öncesinde 1937-1939 arası 71 milyon dolarlık altın depolaması).

**

Bir süredir ekonomi ve gündem ile ilgili pek yazı yazmadım. Fakat size her zaman söyledim, 2025’e kadar Türkiye’yi gerçekten kötü yıllar bekliyor. Yıllardır Türkiye’nin temel taşları olan, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu öğelerine saldırı var. Türkiye yavaş yavaş ekonomik, kültürel, eğitimsel sömürge haline geliyor. Atatürk’e ve Türklüğe saldırı var. Körfez Savaşı’nda 1,5 milyon peşmerge Türkiye’ye alındı (Özal), şimdi de 6-7 milyon civarında Suriyeli Türkiye’ye alındı (Erdoğan). “Mülteci” olarak giren 4 milyon var diyorlar… Mülteci olmayan? Oradaki oyunu da biliyoruz, 4 milyon mülteci diyorlarsa 4 milyonda görünürde turistik, işçi vs olarak ekleyin; size 6-7 milyona varan Suriyeli eder. Sözleri kullanmalarını bir kenara bırakınız. Türkiye’nin demografik yapısı değiştiriliyor. Bilinçli şekilde ve iktidar eliyle! Neden? Bunu sorun kendinize.

Türkiye yavaş yavaş sömürge haline geliyor. Gönüllü halde! Şimdi son aşamada, Türkiye’nin önde olduğu sektörler de bitirilmeye başlandı. Tam anlamıyla dışa bağımlı hale getirilmek isteniyoruz. Osmanlı’nın çöküş dönemi tekerrür ediyor!

Bu süreçte özellikle genç kardeşlerimden isteğim; dilinizi, tarihinizi, kültürünüzü öğrenin ve sahip çıkın! İslam adı altında Araplaşmayın, çağdaşlık adı altında yozlaşmayın. Siz; tarihinizi, dilinizi, kültürünüzü öğrenin , okuyun, araştırın, kendinizi geliştirin. 2030’da sizler için güzel bir Türkiye’yi kuracağız. Bu milletten hiçbir zaman umudumu kesmedim. Evet Türklerin bazı şeylere sözel tepki göstermesi olağan fakat adım atması zordur. Ancak milletimiz bir kez ayağa kalktığında, bir daha kimse tutamayacaktır! Bu yüzden yıllarca Atatürkçülüğe, Türklüğe karşı yapılanlar; yetim hakkı yenmesi, yolsuzluklar, skandallar sineye çekiliyor sanıyorlar. Bunlar bir birikme noktası olacaktır. İnsanlar bu kutuplaşmaya da yeter diyecektir.

 

Kaynaklar

[1] Toker, Çiğdem. Kuzey Irak’tan Gelen İcra (28 Ekim 2019). Sözcü. https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/cigdem-toker/kuzey-iraktan-gelen-icra-5414597/

[2] Türkiye Altın Depoluyor (1 Ağustos 2019). Sözcü. https://www.sozcu.com.tr/2019/ekonomi/turkiye-altin-depoluyor-5261101/

 

Son Değişiklik: 16/02/2020 - 14:20
Kategori: Ekonomi - Genel - Politika
%d blogcu bunu beğendi: