Ortalama okuma süresi: 9 dakika

Murat Sonkaya’nın Tweet zincirini görmüştüm. Bunları internette bulup birilerine göndermek ve okumaları biraz zor oluyor bu nedenle kendisinden izin alarak buraya aktaracağım. En sonda. Fakat bir şeyler söylemem gerek…

**

KKTC’de okudum ve yaşadım. Bulgaristan göçmeni bir ailede olduğum ve yapısı benzediği için mi bilmem ancak Kıbrıs Türklerini çok severim. Bağımsızlığına düşkün (özellikle KKTC’nin iç işlerine karışmayı düşünenler ve sevenler bilmeli), çok farklı düşünseler bile bir araya gelip konuşabilen ve haftasonu mangal yaparken birbirlerine takılan insanlar. Yani bizdeki gibi bir kutuplaşma ve düşmanlık yok (ya da yok idi, nedenine geleceğim).

Daha önce Kıbrıs Türkleri ve KKTC üzerine bir çok yazı yazdım, hepsine “KKTC” ve “Kıbrıs” etiketlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz. Okuduğum okul (DAÜ), 6 bin yabancı öğrenciye ev sahipliği yapıyordu ve Libya’dan Kazakistan’a, Nijerya’dan Irak’a ve hatta İtalya’ya kadar bir çok ülkeden ancak özellikle dünyanın en sorunlu bölgeleri olan; Afrika, Orta Doğu ve Türkistan (Orta Asya) bölgelerinden öğrenciler vardı. 40 kişilik sınıfın 35’i yabancı olurdu. Eşsiz bir ortam, ancak bu ortamı ve Kıbrıs Türklerinin düşüncelerini, Türkiye’den anlayamak zor. Bu nedenle yazılara bakabilirsiniz ancak özellikle şu yazıları okumanız gerek:

Devamına etiketlerden ulaşabilirsiniz. Tabii bunlar, benim bakış açımı yansıtan yazılardır.. Doğrudur, yanlıştır; araştırıp kendiniz göreceksiniz.

Özellikle Kıbrıs Türklerini, Azerbaycan Türklerini, Türkmenleri, Özbekleri falan bilmeden; düşüncelerini anlamadan Turan ve Türk Birliği isteyen, ancak bununla ilgili en ufak projelendirme başlatamayanların okuması gereken bir yazı var: Türk Birliği hayal mi? Kıbrıs seçimleri ve Türk devletlerinin yapısı. Avrupa Birliği’nin, birliğe giden süreçlerini bilmeyen adamlar; ülkeler nasıl birlik kurar, en ufak fikri olmayan insanlar kalkıp “Turan” diyor. Böyle olmaz. Projelendireceksin, adım adım… Her şeyi hesaba kataccaksın. Neyse bu da başka konu.

**

ABD Başkanlık seçimleri gibi, KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimleri de bu yıl. Dolayısıyla sadece ABD’den değil, tekrar seçilmek için Türkiye’ye bol bol sataşacak olan Mustafa Akıncı’dan da Türkiye ile ilgili  bol bol garip sözler duyacağız ve radikal solun Kıbrıs Türklerine oynadığı oyun yazısında bahsettiğim üzere Avrupa’daki radikal sol ve devlet kurumları ile yakın işbirliği içinde olan ve buralardan fonlananların da planları üzerine Türkiye ve KKTC arasında gerilim yaratılmaya çalışılıyor. İ’sni maymun yaptığı için Afrika kökenli arkadaşlarca eleştirilen ve sonra Avrupa olan Rum sevici provakatör Afrika gazetesi, haftalar öncesinden planlanmıştı. Türklerin ve Erdoğan’ın davranışı bilindiğinden körüklendi ve Cumhuriyet Meclisinin, sanki işgal edilmiş gibi üstüne çıkıp bayrak açmasıyla biten ve en koyu Türkiye hayranlarında bile tepki yaratan bir olay ile sonuçlanmıştı. Dolayısıyla Mustafa Akıncı, tekrar seçilmek için ilhak fikrini de kullanmaktan çekinmeyecek.

Kıbrıs Türkleri karar vermeli: EOKA mı takip edilecek? başlığında yazdığım üzere 2 Nisan 2020’de, Rum Yönetimi lideri Anastasyadis, EOKA gününde aynen şunları demiştir [1]:

Bir Nisan EOKA günü nedeniyle çarşamba günü yazılı bir açıklama yapan Cumhurbaşkanı Anastasiades, EOKA savaşçılarına ilham veren vizyon, ilke ve değerlerin bugün de kendilerine ilham vermesi, ulusal hedeflere ulaşılabilmesinde birlik için rehber olması gerektiğini vurguladı.

EOKA nedir? Amacı nedir? Konuda gereken bilgileri verdim. Kısaca: ENOSIS yani Kıbrıs adasının Yunanistan’a bağlanması amacıyla kurulan örgüttür. Bu örgüt, Kıbrıs Türklerine soykırım başlatmıştır.

Anastasyadis bunları söyledi ancak Akıncı ne söylemiş bakalım  [2]:

KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı ile Rum lider Anastasiadis, Kıbrıs’ta devam eden müzakere süreci kapsamında ara bölgede bir araya geldi. Akıncı, toplumları çözüme hazırlamanın liderlerin görevi olduğuna işaret ederek, “Müzakere masasında karşımızda oturanlar düşman değil, ortak gelecek üreteceğimiz ortağımızdır” dedi.

 

Murat Sonkaya’nın yazısına kadar bazı şeyleri oturtamıyordum. Fakat KKTC’de FETÖ ve PKK’nın propagandasını yapan çok farklı yapılar var. Bir araya gelip, Öcalan, PKK veya Türk düşmanı her türlü kitap, materyal, video izleyip beyin fırtınası yapıyorlar. Fakat beni şaşırtan şey, “radikal sol” dediğim yapılanma olmuştu.

Kısaca Radikal Sol

Tıpkı PKK ve FETÖ’cüler gibi, Türk ve Atatürk düşmanı olan radikal bir sol var. Bunlar, İspanya’da Katalanların bağımsızlığını destekliyor, Suriye, Irak ve Türkiye’de Kürtlerin bağımsız bir devlet kuramsını destekliyor; baktığınız zaman çok insancık, demokrasi pıtırcığı tipler. Fakat bir bakıyorsun iş Kıbrıs Türklerine geldiğinde bağımsızlık ve konfederasyon falan değil, direkt Batı Almanya’nın Doğu Aalmanya’ya yaptığı modelde bir ilhakı bile destekleyecek konumdalar. Türk olan ve Türklük ile bağlantılı olan her şeye düşmanlar.

Üstelik sosyal medyada ağır bir propaganda yapılıyor. Türkiye karşıtı propaganda ve bunlar paylaşılıyor. Tamamen kara propaganda. Sadece burada da kalmıyor. Bazı öğretmenler, öğrenciler, iş insanları, politikacılar toplanıp KAMP YAPIYOR. Tabii görünürde. Fakat işin içine giriyorsunuz, ütopik fikirler, Türkiye düşmanlığı ve yine terör örgütlerinin yaptığı gibi bir  beyin yıkama. Kitaplar, videolar… 1970’lerin hippi modeli gibi uçan(!) mı ararsın, komün bir köy kurmak için çalışmaları mı… Fakat hepsi Afrika gazetesi ve Akıncı hayranı…

Adını ve görevini vermeyeceğim ancak bu Afrika gazetesinin çirkin saldırılarından 2-3 hafta önce Kıbrıslı birisi bana “çok büyük, ses getiren bir şey yapacağız” demişti. Ben de yine sendikalar, grev falan zannettim. Afrika olayı patladı ancak olay sadece manşet değilmiş. Devamı da varmış. Sorna anladım durumu.

Ne olduğunu TC ile KKTC arasındaki kara gün ve Kıbrıs’taki radikal solun Kıbrıs Türklerine yaptığı oyun gönderilerinden okuyabilirsiniz.

Türkiye’deki Eksiklik

Türkler olarak şunu bilmeliyiz; Rumun, Ermeninin, Rusun din insanı milliyetçi. Türklerinkiler Arap hayranı. Yine Avrupadaki radikal solcular, Türk düşmanı. Fakat bizimkiler Avrupadakilerin hayranı ve kuklası. Türkiye Cumhuriyeti bu konularla ilgili yeterince mücadele edemiyor!

2016’da konusunu açtım ancak 2014’ten itibaren söylüyordum; YÖNETKE (siyaset) OKULU açılmalı. Türkiye Cumhuriyetine uluslararası hukukçu, diplomat, bürokrat, istihbaratçı yetiştirecek enstitü, düşünce kuruluşları açılmalı. Karşı propaganda yapamıyoruz, uluslararası dava ve sözleşmelerde İngiltere’den profesör getiriyoruz!

Bakın Efe Aydal’ın “LGBT’li grupların birbirine girmesi” başlıklı podcastini dinleyin. LGBT’lilerin de milliyetçileri, solcuları falan varmış (bilmiyordum benim hatam). Türk düşmanı LGBT’li gruplara para akıyor, siyasi destek veriliyor. Türk düşmanlığı yapanlara karşı açılan gruplara bırakın politik ve maddi desteği; engelliyorlarmış. Şaşırmadım. Kıbrıs’ta böyle, Türkiye’de böyle; akademisyenler arasında böyle… Bizimkiler bayılıyor Avrupa, Amerika veya birilerinin güdümünde olmayı.

Özellikle akademisyen, basın ve toplumca tanınmış kişilere karşı şiddet, tehdit ile değil; tez, akademik çalışmalar, propaganda ile karşıt bir hareket başlatılmalı. Bu konuda Türkiye çok eksik. KKTC’ye, AB tarafından verilen yardımlar vardı. Belediyelere veriliyordu ve sonradan Rumlar “bu yardımlar altyapıya gidiyor, turizm geliri demek” diye itiraz etti ve STK’lara falan dağıtmaya başladılar. Hangileri olduğunu tahmin edersiniz.

Murat Sonkaya – KKTC’deki Türk Düşmanlığı Oluşumları

Noktasına virgülüne dokunmadan paylaşacağım. Tweet zinciri ve Murat Sonkaya’nın hesabı :@murat_sonkaya2

*

Bugün K.K.T.C’yi yazacağım, 10 yıl yaşadığım o güzel topraklarda, Türkiye ve Türk düşmanı oluşumları ve arkasında olanları arşivimdeki belgelerle sunacağım. Uzun bir gönderi dizisi olacak. Okumanız dileğiyle.

  • (1)#KKTC’nin güncel durumunu, içindeki ihaneti yazmadan önce Kıbrıs tarihiyle ilgili kısa bilgiler vermek gerekli.
    #Kıbrıs,1571de Osmanlı tarafından Venedik’lerin mağlup edilmesi ile fethedildi. Fetih öncesi ada nüfusu 190bin kişi, 70bin rum, Diğer 120 bini latin,ermeni,venedik.
  • 2) Fetih öncesi 70bin Rum adada Pariçi olarak yaşayordu.
    Pariciler haftanın belli günlerinde büyük toprak sahiplerinin tarlalarında çalışmak zorundaydılar.Ayrıca elde edilen tarımsal ürünün 1/3’nü yanında çalıştığı Venedikli
    Feodal Beye vermekle yükümlüdürler. Köleydiler yani
  • (3)Fetih sonrası 1572’de yapılan sayımda Kıbrıs nüfusu 150bin olarak belirlendi. Yaklaşık 60 bin rum ortodoks vardı, II.Selim rumların köle statülerini kaldırdı, eşit haklar verdi. Anadoludan yaklaşık 40 bin Türk #Kıbrıs’a geldi. Adanın nüfusu 1777-1960 aşağıdaki grafikte verildi

 

  • 4) İLK 3 MADDE’DE ŞUNU ANLATTIM, KIBRIS TÜRK HAKİMİYETİ ALTINDAYKEN 1571-1878 HİÇBİR ZAMAN BİR ASİMİLASYON UYGULANMADI VE GAYRİ MÜSLİM NUFÜS ASIL VATANDAŞ OLARAK SAYILDI.
    1878’de Kıbrıs İngiliz hakimiyetine girdiğinde ne mi oldu? Sadece 4 sene içinde Türk nüfusunun %25’i sürüldü
  • (5) 1877’de ingilizlerin yaptığı sayımda #Kıbrıs nüfusu 67.000 Türk ve Müslüman, 133.000 Rum ve Hıristiyan
    olmak üzere toplam 200.000 kişidir .
    4 nisan 1881’de yapılan resmî nüfus sayımında ise Türk nüfusu 45.458’e düşmüştür.
  • (6) Şimdi bu doğruyu lütfen aklınızda tutun, Ada 1878 ‘de ingiliz hakimiyeti altına girmeden önce Kıbrıs topraklarının %75 Kıbrıs’lı Türklerin tapulu malıydı.
    Bu gerçeğide yazdıkdan sonra gelelim, günümüze, K.K.T.C’de yaşananlara.

 

  • (7) Günümüzün #KKTC’sini anlamak için #Kıbrıs’da faaliyet gösteren yabancı vakıfları , dernekleri ve onların icra ettikleri 5. kol faaliyetlerini anlamak gerekli.
    Bunlardan onlarcası arasında en aktif olanı #Rum bir işadamı (easyjet sahibi) olan #Stelios’un faaliyetidir.

 

  • (8)#Stelios’un kurduğu #unitecyprusnow hareketi #Kıbrıs Türkler’in Rumların tezlerine göre asimile olup AB çatısı altında erimesi için bir ajendayı elinde tutar.
    Bir Türk rum ile evlenirse para ödülü verir. Türkiye’ye söven internet sitelerine ödül verir, gazetelere, derneklere.

 

 

  • (9)#Stelios denen bu zengin züppe, #Kıbrıs Türklerinin bir kısmını parasıyla öyle bir yönetir ki, Cumhurbaşkanı Akıncı Avrupa’da Crans Montana’da Rum liderle görüşürken, uçak içine Türkleri doldurup, görüşme yapılan yere indirip,ellerine #unitecyprusnow pankartlarıyla bağırtır
  • (10)Stelios KKTC’de 5.kol faaliyeti gösteren yüzlerce avrupalı isimden biridir.
    KKTC’de heryerde AB fonlarıyla beslenen dernekler tabelalarıyla rahatça faaliyet göstermekte.
    Alman DW gazetesi bile,#KKTC’de çok okunan yenidüzen gazetesini besler; birlikte ortak yıkıcı haber yapar

 

  • 12)Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası…nede bizden bir yapı değil mi?
    Fakat bu sendikanın,başında Şener Erçil ve ekibi, Türk askerinin adadan atılması,Türklerin rum tezleri altında erimesi için çabalayan bir etki ajanıdır.
    Ve devletden öğretmen maaşı alır

 

 

 

 

  • (13)Ve tarihi yeniden yazmak…
    Yani Rum işgaline&soykırıma direnen #Kıbrıs Türk Mukavemet Teşkilatını(#TMT) ve 1974’de barış operasyonunu yapan Türk askerini katil olarak, işgalci olarak göstermek…
    #KKTC’deki algı ajanları en çok bunu yapmaktadır.
    Başta “#afrikagazetesi”
  • (14)Bu etki ajanlığı öyle bir iğrenç noktadır ki, hepinizin bildiği kanlı noelde küvet içinde katledilen anne ve çocuklarını Rumlar katletmedi, onları babaları Türk albay cinnet geçirip vurdu diyecek kadar iğrenç bir ihanet noktasına varmıştır, Afrika gazetesi ve Şener Levent

 

 

  • (15)Rumlar’la birleşmek için geçmişi yeniden yazan Kıbrıs Türkleri o kadar başarılı oldu ki,Kıbrıs Türk’ünün tarihinde en önemli isim,Cumhuriyetin kurucu babası Rauf Denktaş ölümünden tam 8 sene sonra hala bir anıt mezara sahip olamadı.
    ANIT MEZAR YAPMADILAR DENKTAŞA.YOK SAYDILAR

 

 

  • (16)Rauf Denktaş’ın itibarına saldırılması ve Kıbrıs Türk tarihinin yeniden Rumlar için yazılmasında,
    2004 yılında akpnin,
    2009 sonrası ise fetullahçıların da payı büyüktür
    2004de annan planı öncesi #Denktaş pasivize edildi
    2009 sonrası ergenekon kumpasıyla hapise atılmak istendi

 

 

 

  • (17)Ama tarih tüm gerçekliğiyle ortadadır.1878-1974 arası Türk’ler zulüm görmüştür,soykırıma uğramıştır.
    Bizzat Mehmet Ali Talat (Eski #KKTC cumhurbaşkanı;Rum yanlısı) ağzından dinleyin; Talat çocukluğu 1960’ları anlatıyor, yüzlerce yıllık rum komşuları nasıl evlerini yağmalamış.

 

 

  • (19)İşte bu zihniyet, yaklaşık #Kıbrıs Türk’ünün yarısı, hepsinin cebinde rum kimliği,çocuklarını AB bursuyla ingiltere’de, hollandada okutma derdindeler şimdi. Koca bir nesi Avrupa hayranı Türk düşmanı olarak asimile oldu,kendi aralarında ingilizce konuşurlar sosyal ortamlarda..
  • (20)Sorduğunda”babanı canlı gömmüş bu herifler,ne işi var cebinde rum kimliği”dediğinde,yanıtları: o kimlik bizimde ortak olduğumuz 1961’in Kıbrıs Cumhuriyetine ait diye bir yalan.
    seni katledip attıkları cumhuriyet mi?ABye girip,ambargo ile seni boğdukları?rusa kimlik sattıkları

 

Son Olarak

Murat Beyin yazdıklarının dışında, DAÜ’deki Deniz Kırtasiyeye giderseniz, Kıbrıs Türklerinin yazdığı bir çok kitabı göreceksiniz. Yaşadıkları olayları bizzat anlatmışlar. Benzer yayınlara Türkiye İş Bankası yayınlarında da rastladım. Gazimağusa polis karakolu müdür ismini şu an hatırlayamadım ancak bu olayları görüp geçirmiş, kaldırımdan geçerken laf attığımız için çağırıp bize baklava ikram etmiş, oturup konuştuğumuzda olayları tek tek anlatınca kanım dondu.

Radikal Kıbrıs solu utanmadan, tam ters propaganda yaparak, neredeyse Kıbrıs Türkleri hak etmişti, Türkler bizi kurtarmadı gelip esir ettiler diyecek konuma geldi!

Çılgın Türkler Kıbrıs gibi kitapları okuyup, arşivlere baktığınızda; Avrupa solu ile ilişkide olan, oradan fonlanan ve politik destek gören bu zihniyetin çok ötesinde durumları göreceksiniz. Birleşmek, dik durmak; şiddetle değil, delillerle ve politik güçle, propaganda ile mücadele etmek ŞART. Yapabiliriz.

FAkat söylediğim Yönetke Okulu AÇILMALI!

Size tek video bırakıyorum, belki olayları daha net anlatabilirsiniz. Biz sadece düşmanlarla uğrşamıyoruz. 1919 Türkiye’sinde olduğu gibi günümüz Türkiye’si ve KKTC’de de zararlı örgütler ve yapılanmalar var. Bunlarla mücadele etmemiz gerek. Yani iş dönüyor dolaşıyor Atatürk’e geliyor. Mücadelesini, yaptıklarını ve neden yaptığını çok iyi analiz edip, anlamalıyız. Çünkü 100 yıl geçse de çözüm aynı.

https://www.youtube.com/watch?v=rZ0xcPbCx5A

Kaynaklar:

[1] Cumhurbaşkanı Anastasiades: Gün bir derin düşünme ve özeleştiri günüdür (2 Nisan 2020). http://www.cna.org.cy/WebNews-tr.aspx?a=732916c904054b499edad4a407659a3f

[2] ‘Müzakere masasında oturanlar düşmanımız değil, gelecekteki ortağımız'(9 Temmuz 2015). https://tr.sputniknews.com/avrupa/201507091016455032/

Son Değişiklik: 18/08/2020 - 13:30