Ortalama okuma süresi: 14 dakika

23 Nisan 2020

Bu güzel günde, güzel bir haber; test/yeni vaka oranladığımızda durum kontrol altına alınmış görünüyor. FAkat Cuma günü yaşanna rezillik, ertesi hafta milletin akını… Bunların sonuçları ancak 30’undan sonra ortaya çıkacak:

16 Nisan 2020

Artık ekleme yapmıyorum. Cuma günü rezilliğimiz var, iğrenç bir süreç yönetimi. Üzerine maskeleri parayla sattırmayan ancak maskelerin dağıtım ağını da kuramayan bir iktidar… Bunların da üzerine Cuma günü maskesiz ve dibdibe geçiren bir halk ve 48 saat evde kalınca bu işin bittiği düşüncesiyle sokağa çıktıkları için Pazartesi günü 22 Mart’tan bu yana görülmemiş bir kalabalık… Maske yok! Bez maskelerin koruduğunu düşünüyorlar.

Sokağa çıkma kısıtlamaları mecburi hale geldi düşüncem bu yönde.

Ayrıca “maske işi komünizme döndü: herkes eşit kimseye yok“, burada yazdığım üzere insanlar da maske bulamıyor ve bez maskelere kaldılar ancak bez maskeler, 0,12 mikronluk virüsü tutmuyor! 3 mikronu bile tutmuyor. Ancak kum, toz, toprağı tutar. Ne yazık ki iktidar eliyle insanlarımızı tehlikeye attılar.

Son olarak bu konuda şu alttaki bölümü ekliyorum:

Bir süredir Korona Virüsü istatistiklerini paylaşmadım ama not tutuyorum. Günlük yeni vaka/test oranı gösterildiği gibi. Tahmin ettiğim üzere 10 Nisan’dan sonra artışta azalma var. Yani “normal şartlarda” her şey düzgün olacaktı. Taa ki Cuma günü yapılan saçmalık ve maske dağıtım rezilliğine kadar. Cuma günü bu iş koptu, maske dağıtım ağı kurulmadan önce maskelerin parayla dağıtımı yasaklandı ve 48 saat sonra insanlar “tamam bitti” diyerek rehavete kapıldı. Dolayısıyla ay sonunda, Türkiye’nin esas korona salgın mücadelesi başlayacaktır. Bu hafta ve önümüzdeki hafta devlet yardım ederek, kısıtlı yasak ilan edilmeli, toplu taşıma yasaklanmalı ve ağır tedbirler alınmalıydı. Bunların hepsini Mart ortasından beri blogda belirttim. Sokağa çıkma yasağına başından beri karşı olsam da, Pazartesi günü durumu görünce acil kısıtlama gelmesi gerektiğini söyledim. Ne yazık ki yapılmadı. 2-3 hafta sonra, bugün yaşadıklarımız “fragman” haline gelecek. Yazık…
Umarım ben yanılırım. Yoksa, hepimizi zor bir kaç ay bekliyor ki zaten 2 yıldan önce eski hayatımıza dönemeyeceğiz ve 5 yıldan önce 2018 Türk ekonomik krizi + salgının sıkıntısını atlatamayız. Hele hele bu zihniyette bir iktidarla zaten imkansız.

**

2 Nisan 2020

Andıç: Türkiye’deki vaka sayısını Covid19.saglik.gov.tr ve Dünya Sağlık Örgütü’nün websitesindeki Covid-19 Raporları bölümünden takip edebilirsiniz.

Ekleme. Elde veri olmadan, hiçbir şey olmadan hatta bazen bilgiden ve mantıktan uzak şekilde “sokağa çıkma yasağı ilan edilsin” diyebiliyor veya tamamen lakayit davranabiliyorsunuz. Şurası bir gerçek ki, 1930 buhranının modern halini küresel çapta yaşayacağız. Vaka ve ölüm sayısı artacağı gibi, ekonomik sıkıntılar da baş gösterecek. Peki hangisi? Vakaların artması mı yoksa ekonomik kriz, işsizlik artışı mı tercihiniz?

Hangisinin artmasını tercih edersiniz?

Sonuçları Gör

Yükleniyor ... Yükleniyor ...

Türkiye harici ülkeler, Dünya Sağlık Örgütü raporlarından alındığı için bir gün öncesinin verileridir. (düzenleme: artık DSÖ verileri gece yayınlıyor, Türkiye’de vakalar yayınlandıktan sonra, DSÖ’de o günün verisini yayınlayana kadar bekliyorum)

Ekleme (28 Mart): İtalyanın “nuovocoronavirus“, Amerika’nın “coronovirus.gov” sitesi gibi Türkiye’de de “covid19.saglik.gov.tr” adresi açıldı. Daha önce bu bilgileri websitesinden paylaşmadıkları için eleştirmiştim ancak güzel bir adım. DSÖ, verileri 12’den sonra paylaşıyor. Uyumaz isem, 12’de, uyursam ertesi gün paylacağım. Başlıkta veriler en son hangine güne ait değiştirerek yazıyorum.

Ayrıca bu işin nereye gidebileceğini ölçebilmek için (bu haftasonu sokağa çıkma yasağı gerekecek mi?), başka ülkelerle karşılaştırdım. Vaka-ölüm tablosu ve “100. vakaları eşitlediğim” vaka karşılaştırma grafiği:

(sadece grafik güncellendi : 8 Nisan 2020):

Bu işte bir çok değişken var. Fakat sadece “vaka oranına” baktığımızda, test sayısının artmasıyla birlikte grafik patlayacak ve bizi yanıltacaktır.
Yeni vaka/test oranına baktığımızda ise şöyle bir grafik bizi karşılıyor
Bu işte bir çok değişken var. Fakat sadece “vaka oranına” baktığımızda, test sayısının artmasıyla birlikte grafik patlayacak ve bizi yanıltacaktır. Yeni vaka/test oranına baktığımızda ise şöyle bir grafik bizi karşılıyor:
8 Nisan 2020 – Yeni vaka / test oranı

Grafikte 100’ü orta nokta seçtim. Geriye doğru 5 ve ileriye doğru 7 gün aldım. Türkiye’nin nerede olabileceğini anlayabilmek için diğer ülkelerden 10 gün daha aldım (26 Mart’ta Türkiye’ye iki yeni ekleme geldi).

Bana göre İtalya, Fransa, İngiltere ve Hollanda ile benzer “oranda” gidişat var. Bu ne demek?

Türkiye’deki son 5 vakanın oranına bakarsak (parantez içindeki bölümler, bir önceki güne göre olan vaka oranı)

Türkiye: 359, 670 (0,535), 947 (0,707), 1236 (0,766), 1529 (0,808), 1872 (0,816)
Türkiye’deki son 5 günün vaka oranı ortalaması: 0,726

Ne yapabileceğimizi düşündüm. Burada şöyle bir yol izledim, aynı günlerde diğer ülkelerin de vaka oranlarını ölçelim. Sonra ortalamasına bakalım. Daha sonra bize en yakın 2-3 orana sahip ülkenin bizim son günden sonraki oranlarına da bakalım. Buradan Türkiye’de neler olabileceğini düşünelim. Böylece sokağa çıkma yasağı gerekecek mi bulmaya çalışalım. İlgili Konu: sokağa çıkma yasağı gerekir mi?

Diğer ülkelerin durumu:

İtalya: 229, 322 (0,711), 400 (0,805), 650 (0,615), 888 (0,731), 1128 (0,787)
İtalya vaka oranı ortalaması: 0,729

Almanya: 157, 196 (0,801), 262 (0,748), 534 (0,490), 639 (0,835), 795 (0,803)
Almanya vaka oranı ortalaması: 0,735

İngiltere: 210, 277 (0,758), 323 (0,857), 373 (0,865), 460 (0,810), 594 (0,774)
İngiltere vaka oranı ortalaması: 0,722

Fransa: 212, 282 (0,758), 420 (0,671), 613 (0,685), 706 (0,868), 1116 (0,632)
Fransa vaka oranı ortalaması: 0,722

İran: 245, 388 (0,631), 593 (0,654), 978 (0,606), 1501 (0,651), 2336 (0,642)
İran vaka oranı ortalaması: 0,636

İsviçre: 264, 332 (0,795), 332 (1), 491 (0,676), 645 (0,612), 858 (0,751)
İsviçre vaka oranı ortalaması: 0,766

Hollanda: 188, 265 (0,709), 321 (0,825), 382 (0,84), 503 (0,759), 614 (0,819)
Hollanda vaka oranı ortalaması: 0,79

İspanya: 151, 198 (0,762), 257 (0,770), 374 (0,687), 430 (0,869), 589 (0,730)
İspanya vaka oranı ortalaması: 0,763

Buradaki veriler tabi ki hem kısıtlı hem nüfus ve gün olarak bir biriyle eş değil. Sadece günlük 100 yeni vaka sayısını orta nokta olarak aldım ve bu günden önceki 5 gün ve sonraki 7 günü aldım (Türkiye’deki veri bu kadar) ve sonra Türkiye’nin önünü görebilmek için diğer ülkelerin 10 günlük verilerini daha ekledim. Orta noktadan sonrası için sayılar bunlar.

Türkiye’nin ortalaması 0,726 ve en yakın ortalama İngiltere, Fransa ve İtalya. Biliyorum belki karışık geldi, şu şekilde vereyim:

Tabi ki çok yüzeysel ve kısıtlı bir veriyi inceliyoruz.

Türkiye ortalamasının senaryosu ile (yaklaşık)

2300, 2800, 3600, 4500, 5620 gibi olacaktır.

Biraz daha kötü ve “tam” senaryo ile tahminde bulunmam gerekirse;

2409, 3100, 3990, 5135, 6610

/*26 Mart düzenlemesi: dün 2433 ve bugün 3659 covid 19 pozitif test sonucu açıklandı. 6 gün önce, ay sonuna kadar 8 bini bulacağını düşünmüştüm ve bunu da “insanlığın ihtilali korona virüsü ile başlayacak” yazısında ekledim. Fakat bu bile çok fazla geldi ve kısıtlı veriyle ve ilkel şekilde hesapladım. Bir kaç senaryo çıktı ve “olabilecekler arasında” en kötü senaryo üstteki idi. Tabi ki fazla test yapıldı, arttı. Fakat 30’una kadar 8 bine dayanacağı aşikâr. Tekrar tekrar diyorum; toplu etkinlikler 15 Mart’ta yasaklandı, ülkeden gelenlerde ateş yoksa karantinaya alınmadı ve millet bırakın 15 Mart’ı, 22-23’üne kadar olayın ciddiyetini fark etmedi. Bu nedenle Nisan’ın 2. haftasına kadar vakalar çok artacak ve İtalya’yı mumla arayacağız. Umarım 20’sinden sonra millet ve devletin aldığı tedbirler sonuç verir. Diğer türlü, çok sert önlemleri çok uzun süre alacağız ve sonunda on binlerce iflas etmiş firma ve milyonlarca işsiz elimizde kalacak. Bknz: düşünmeden istemek: sokağa çıkma yasağı.”/*

şeklinde derdim. Eğer rakamlar bu olursa; İngiltere, Fransa ve İtalya ortalamalarında ilerliyoruz demektir. Eğer bu doğrultuda giderse, Nisan’ın ortasında günde 60-70’e yakın ölüm haberi alabiliriz. Fakat ortalama 5,6 gün kuluçka süreci ve 8-9. günlerde semptomların artması ile 14 güne varan kuluçka sürecinin de olduğunu hesaplarsak; bugün alınan bir önlemin ancak 2-3 hafta içerisinde etki göstermesi mümkün. Yani bugün yaşananlar, Mart ayı başındaki tedbirsizlik ve milletin rehavetinin sonucudur! Cuma namazlarının, 8 Mart yürüyüşlerinin, disko, kahve vs gibi toplu etkinliklere devam etmemizin sonucudur.

Geçtiğimiz haftanın ortasından itibaren ciddiyeti anladık ancak Nisan’ın 1. ve 2. haftasına kadar durumda iyileşme beklemiyorum. Eğer bugünlerde yeterince dikkatli olmuş isek, Nisan ayında bu iş iyi bir seyir izler. Fakat dışarı çıkan yaşlılar, markette dib dibe kasa sırası bekleyenler hâlâ ciddiyetin farkında değil.

Eğer üstte yazdığım şekilde devam ederse, önümüzdeki hafta sokağa çıkma yasağı şart olur. Benden söylemesi. Umarım benim “kötü senaryom” sadece bilimsel kabul edilemeyecek sayıdaki az verinin işlenmesindeki yanlışlık olarak burada kalır.

Fakat hiç yalan söylemeyeceğim, bana göre önümüzde çok kritik 3-4 hafta var ve uzmanların alması gereken çok kritik kararlar var. Zaten 1930 buhranının modern halini küresel şekilde yaşıyoruz. Türkiye’nin de ekonomisi ortadaydı. Dolayısıyla bütün bunların üzerine kısıtlı sokağa çıkma kararı alınacak mı? Sanıyorum en kritik ve en zor 3 hafta bizi bekliyor. Bu süreçten ancak milli birlik ve beraberlikle, uzmanların ve devlet yetkililerin önerilerini dinleyerek çıkabiliriz. Fakat bizi çok zor bir kaç yıl bekliyor, bunu da aklımızdan çıkartmayalım.

LÜTFEN UYARILARI DİKKATE ALINIZ!

Veri Hesaplama

29 Mart 2020

Üstteki verileri “çok ilkel” biçimde hesapladım. Fakat bu işin de bir bilimi var. Mühendislik okurken, dersleri çok sıkıcı bulur ve nerede kullanacağım yahu derdim… Sonra politik yazıda bile devlet verilerini hesaplamak ve sosyal davranışları anlayabilmek için bu tür hesaplamalar, alan hesaplamaları vs gibi tonla “nerede kullanacağım yeaa” dediğim şeyi kullanmakla kalmadım; aslında calculus, fizik gibi çeşitli derslerin beynimi nasıl disipline ettiğini ve düşünme tarzını etkilediğini (sayısal çıkışlı biri olarak), mühendisliği 3. yılımda terk ederek uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi bölümüne geçince anladım ve şimdi diyorum ki herkese temel mühendislik eğitimi verilmeli.

Salgın konusuna geri dönecek olursak, benimkiler çok ilkel ve bilimsel açıdan kabul edilebilir değil. Bazı veriler henüz yokken bir şeyleri görebilmek için kabaca hesaplamıştım (ki bu hesabıma göre Nisan 10 gibi 25 bine yakın bir vaka sayısına ulaşacağız). Fakat salgın hesaplama ile ilgili beğendiğim dört güzel videoyu paylaşacağım:

**

andıç: 23 Mart’ta açıklanan bilgiye göre [1]:

Yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) çıkış noktası olan Çin’in Vuhan kentinde virüsten ölüm oranının yüzde 1,4 olduğu bildirildi.

Eklemelerde bulunacağım.

Bu konuda fazla bir şey yazmayacağım. Sadece şunu söyleyeceğim; İran, koronadan kaynaklı 2 ölüm olana kadar vakaları belirtmedi bile! O kadar demokratik ve gelişmiş bir ülke. Bizde durum ise, İran’dan kötü. Umreden ve yurt dışından gelenleri o kadar karantinaya almışlar, devlet olarak o kadar önlem almışlar. Görünen bu!

Eğer İran gibi gidersek, Pazar ya da en geç Pazartesi günü 1.000 vakaya ulaşacağız. İtalya’da aynı oranda artmış.

Buradan sonra durdurulabilecek mi göreceğiz. Millet olarak bu işi çok ciddiye alıp dışarı çıkmamamız gerek, yayılmaması için yapılması gereken bu.

Ölüm oranına gelirsek; İtalya ve İran kadar kötü görünmüyoruz (şimdilik). Fakat yanlış hatırlamıyorsam, 1-2-4 olarak gittik. Eğer bu şekilde çoğalacaksa yani yarın 6-7, sonraki gün 10-11 ve ertesi gün 20 civarında olacaksa durum vahim hale gelir. Kimse kusura bakmasın ama devletin yeteri kadar önlem almadığı ortada. Artık elimizde veri var. Sağlık Bakanı o kadar da başarılı iş yapmamış. Fakat sağlık çalışanlarımız bu açığı kapatmak için canla başla kapatıyor. Lütfen bu insanlara yardımcı olalım, semptomlar ağır değilse, işiniz acil değilse HASTAHANEYE GİTMEYİN!

Kanalizasyondan Korona Virüsü Haritası

27 Mart 2020

Şöyle bir haber okudum [3]:

Türkiye’de birçok ilin atık suyundan uyuşturucu kullanım haritasının çıkartılmasına öncü olan Adli Toksikolog Doç. Dr. Nebile Dağlıoğlu, Sağlık Bakanlığının izin verdiği takdirde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) haritasının da atık sudan çıkartılabileceğini söyledi. Dağlıoğlu, “Birçok insanda koronavirüsün semptomları ortaya çıkmıyor ancak atık sudan çalışma sonrası haritalama ile bölgede virüs erkenden teşhis edilebilir” dedi.

Gerçekten çok önemli ve hemen yapılması gereken bir çalışma. Umarım başlanır.

Yanlış Muhalefet ve Devletin Tedbirsizliği

21.03.2020 tarihinde başlık konuya eklendi.

20 Mart 2020 itibari ile, 670 vaka ve 9 ölü var. Kuluçka süresinin 2 ila 14 gün ancak ortalama 5-6 gün olduğunu söylüyorlar. Dolayısıyla semptomların ağırlaşma süreci falan derken sanıyorum 3-4 hafta gerekiyor. Bu ne demek? 20 Mart’ta durumun bu halde olması, en az 3 haftalık mesele. Aslında Şubat ayından itibaren salgın başlamış demektir. Şu an yaşadıklarımız, Şubat ortasından itibaren olanların sonucu.

Peki 8 Mart’ta durum nasıldı?

**

Konserler, AVM’ler, Cuma namazları, toplu yürüyüşler… Dolayısıyla 9 Mart’a kadar olanların acısını, ay sonunda göreceğiz. Kaldı ki nedenini açıkladığım üzere Pazar, en geç Pazartesi günü 1.000 vaka ve ay sonuna kadar 4 bin civarı vaka olması kuvvetle muhtemel.

Bugün aldığımız önlemlerin sonucu ancak 1 ay sonra göreceğiz. 1 ay sonra, “salgının yayılma hızında yavaşlama” olarak göreceğiz. Bu da demek oluyor ki; en az 2-3 ay bu salgını durdurmak için uğraşacağız. Bu ne demek? Orasını size bırakıyorum.

Bu işin başında tüm söylentilere rağmen, devlet açıklamalarına güvenerek; gerekli önlemlerin alındığı için panik yapmamak gerektiğini söylemiştim. Hâlâ panik yapılmamalı diyorum. Fakat o “gerekli önlemler” ne imiş, hastalığın başında hangi önlemleri almışlar bunları da Sağlık Bakanlığı cevaplamalı. Görünen o ki, hiçbir önlem alınmadığı gibi, millet olarak bu işi ciddiye almamışız. Hâlâ yaşlılar “kapalı kahvehane” önlerinde oturuyor, otobüslerle sağa sola gidiyor, pastahanelerde takılıyorsa; 21 Mart gününde dahi bu işin ciddiyetini anlamadık demek oluyor.

Çok ağır bedellere hazır olun.

Düzenleme, bu da bugün, ne diyeyim? Önümüzdeki 2-3 ay kötü geçecek. İran ve İtalya’dan daha hızla ve büyük yayılacak. Görünen bu.

 

İstanbul’un Güncel Durumu

27 Mart 2020

Yaşanan gelişmelerle birlikte, burayı eklemem gerekiyor. Şuradan başlayayım, İstanbul ve İstanbul halkı, özellikle 22 ve 23 Mart’tan itibaren işin ciddiyetini anladı. Şimdi önerilere uymaya başladı. Tabi ki cahil ve boş vermiş bir kitle var ancak az sayıda. Kahvehaneler kaçak açılıyor, millet eşine dostuna hâlâ gidiyor. Tabi burada doğal seleksiyonun parçası olarak bunu yapanlar, etkilenecek. Kötü olan şu, başkalarına da bulaştırma ihtimalleri yüksek. Yine de İstanbul’da mevcut durum şöyle:

Tabi “imkan varsa” insanlar kurallara uyarak, “ara bırakıyor”. Ulaşım araçları her gün dezenfekte edilse de, elde olmayan imkanlar nedeniyle otobüsler ve ulaşım araçları yoğun olabiliyor. Keşke sürekli üstteki gibi görüntüler gelse. Ne yazık ki şöyle görüntülere ulaşıyoruz:

Kısıtlı sokağa çıkma yasağı yerine, buna bir çözüm bulunmalı. Yani insanlar böyle binmemeli. Biniyorsa, otobüs yeni yolcu almayacak, seferler arttırılacak veya başka bir çare şart.

Panik Yapılacak Bir Şey Yok

Öte yandan hâlâ panik yapılacak bir şey olmadığını söylüyorum. Bunu niye söylüyorum? Tamamen istatistik!

1,5 milyon insan ishalden ölürken,
1,7 milyon bebek “yeni doğan” hastalığından ölürken,
3,3-3,5 milyon civarında çocuk yetersiz beslenmeden ölürken,
1,3 milyon insan trafik kazalarında ölürken kimse umursamıyordu?

Çünkü hastahane ve ilaç bulamadığı için ishalden ölenler sizler ve çevrenizdekiler değil!
Yetersiz beslendiği için ölen çocuklar sizin çocuklarınız değil!
İmkansızlıktan ölen bebek ve insanlar sizinkiler değil!

Türkiye’de her yıl 6-7 bin kişi trafik kazalarında ölüyor, 300 bin kişi yaralanıyor (ki Korona’dan toplam ölüm 7 bin küsür civarında); hiçbiriniz umursamıyorsunuz. Nice okumuş, eğitilmiş, deneyimi olan insanlar trafik kazalarında telef oldu. Nice hayatlar karartıldı. Bunları blogda sık sık vurguladım ama kimsenin kılı kıpırdamadı! Arabaya biniyor, kurallara hâlâ uymuyorsunuz.

Hiç kusura bakmayın ancak Korona’dan dolayı ölmesi muhtemlen (bana göre 200 bin civarı olacak), 300-500 bin insanın pek lafı olmayacak. Kaldı ki yukarıdaki verilere bakarsanız, en kötü senaryo olan 1,7 milyon insanın ölümü bile bu açıdan pek önemli görünmüyor. Bknz: bağışıklık ve doğal seleksiyon kavramları.

**

Tabi ki ateş düştüğü yeri yakacak. Ölen insanlar (benim etrafımda da olması muhtemel), çevreleri tarafından anılacak. Fakat her yıl 3 ila 5 milyon insan grip gibi salgınlara yakalanıyor ve 290 ila 650 bin kişi salgına bağlı nedenlerle ölüyor ki bunların başlıca nedeni kalp&damar hastalıkları, diyabet, solunum yolu, kanser gibi hastalıklara sahip olmaları.

Hâlâ sigara içiyorsunuz, bolca şeker ve abur cubur tüketiyorsunuz. Spor yapmıyorsunuz, günde 2 litre su içmiyorsunuz, yeşillik tüketmiyorsunuz, kişisel hijyene dikkat etmiyorsunuz. Tüm hastalıklara kapılarınızı açıp, sonra doktorun bir ilaç vermesiyle, hiç rahatınızı ve düzeninizi bozmadan iyileşin istiyorsunuz. O iş öyle olmuyor!

Doğanın katledilmesi, kirletilmesi, ağaçların kesilmesi, siyanürlü arama, HES, kömürle çalışan santraller vs gibi bir sürü doğa düşmanı hareketi protesto edenlere anarşik gözüyle bakıyorsunuz. Hayvanları korumaya çalışanları anlayamadığınız gibi vegan olanları da yağlı göbeğinizi kaşıyarak, “et yenmez mi yeaaa o ne öyle yeşillik, inek miyiz biz nihaha” şeklinde gülüyorsunuz. Gülün kardeşim gülün… Böyle giderse değil korona, normal bir gripten ölmeniz olası.

Kendinize dikkat etmediğiniz, doğayı kollamadığınız sürece bu tür sorunlarla uğraşacağız. Ve kimse kusura bakmasın; düne kadar yetersiz beslenmeden, ishalden, imkansızlıktan ölen çocuk ve insanları düşünmüyordunuz. Ne zaman iş size dokunmaya başladı; korkudan Çernobil kaçkını gibi dolaşmaya başladınız.

Size ufak bir bilgi: o maskeler ve eldivenler sizi korumadığı gibi nemlendiği için daha da kötü yapacaktır. Hasta iseniz eldiven ve maske takın. Ayrıca o maskeleri sokaklara atan ayılar da ayrı konu!

Buradan bakınca doğal seleksiyon işliyor gibi. Korona geçtikten sonra, dünyada açlık, sefalet, imkansızlık yüzünden ölen milyonlarca insanı hatırlayarak bir şeyler yapmanızı temenni ederim! Umarım aklınıza gelirler.

**

Atatürk döneminde nice salgın hastalık ile mücadele edildi ve başarılı oldu; neler yapıldı, bunlarla mücadele için tarımdan sanayiye neler yapıldı araştırmanızı öneririm. Gerçekten de 100 yıl geriye gitsek, bugünden 200 yıl ileriye gitmiş olacağız. 1938’den beri adım adım bizi bu hale getirenler utansın, başka bir şey diyemiyorum.

Vakalar İncelendiğinde Ortaya Çıkan Sonuç

Çin’deki 72 bin vaka sonucu:
– Ölenlerin %63,8’i erkek, %36’sı kadın ki İtalya’daki %30’un kadın olmasıyla eş değer. Erkekler daha büyük risk taşıyor
– %80’i hafif atlatıyor, ağır olanların oranı %13,8 ve kritik aşama ise %4,7
– İyileşme oranı %87, tedavisi süren %9, haliyle %4 ölüm oranı.
– Ölenlerin yaklaşık yüzde 10’u kalp, yüzde 7,3’ü diyabet hastası. Yüzde 6,3’ünde kronik solunum yolu rahatsızlığı bulunuyor. Yüzde 6’sında yüksek tansiyon, yüzde 5,6’sında kanser var.

İtalya’daki vakaların sonucu ise;
– 29,4’üne denk gelen 942’si kadın, 2258’i ise erkek.
– bu kişilerin ortalama 3’e yakın farklı kronik hastalığı bulunuyor
– Ölümle sonuçlanan vakaların sahip oldukları diğer kronik hastalıkların sayısı ortalama 2,7 olarak hesaplandı.
– Ölenlerin yüzde 1,2’sinin bilinen herhangi başka bir tanısı yoktu.
Kronik hastalıklar:
– Hipertansiyon (yüzde 73,8)
– Diyabet (yüzde 33,9)
– İskemik kalp hastalığı (yüzde 30,1)
– Atriyal fibrilasyon (yüzde 22)
– Kronik böbrek yetmezliği (yüzde 20,2)

Sağlıklı Kalın!

İtalya’daki vakalar incelenmiş. BBC Türkçe’nin haberine göre:

İtalya’da korona nedeniyle ölen 3200 kişinin verileri:
– 29,4’üne denk gelen 942’si kadın, 2258’i ise erkek.
– bu kişilerin ortalama 3’e yakın farklı kronik hastalığı bulunuyor
– Ölümle sonuçlanan vakaların sahip oldukları diğer kronik hastalıkların sayısı ortalama 2,7 olarak hesaplandı.
– Ölenlerin yüzde 1,2’sinin bilinen herhangi başka bir tanısı yoktu.
Kronik hastalıklar:
– Hipertansiyon (yüzde 73,8)
– Diyabet (yüzde 33,9)
– İskemik kalp hastalığı (yüzde 30,1)
– Atriyal fibrilasyon (yüzde 22)
– Kronik böbrek yetmezliği (yüzde 20,2)

Gördüğünüz üzere korona ötesinde, sağlıksız olmanız sizin için büyük sorun. Korona olmasa bile bildiğimiz grip salgınında dahi riske giriyorsunuz. Peki ne yapacaksınız?

Korona salgınında:

  1. El temizliğine dikkat edilmelidir. Eller en az 20 saniye boyunca sabun ve suyla yıkanmalı, sabun ve suyun olmadığı durumlarda alkol bazlı el antiseptiği kullanılmalıdır. Antiseptik veya antibakteriyel içeren sabun kullanmaya gerek yoktur, normal sabun yeterlidir.
  2. Eller yıkanmadan ağız, burun ve gözlerle temas edilmemelidir.
  3. Hasta insanlarla temastan kaçınmalıdır (mümkün ise en az 1 m uzakta bulunulmalı).
  4. Özellikle hasta insanlarla veya çevreleriyle doğrudan temas ettikten sonra eller sık sık yıkanmalıdır.
  5. Bugün için ülkemizde sağlıklı kişilerin maske kullanmasına gerek yoktur. Herhangi bir viral solunum yolu enfeksiyonu geçirmekte olan kişinin öksürme veya hapşırma sırasında burun ve ağzını tek kullanımlık kağıt mendil ile örtmesi, kağıt mendilin bulunmadığı durumlarda ise dirsek içini kullanması, mümkünse kalabalık yerlere girmemesi, eğer girmek zorunda kalınıyorsa ağız ve burnunu kapatması, mümkünse tıbbi maske kullanması önerilmektedir.

Bunların dışında:

  • İnsanlarla yakın temastan kaçının (3-4 adım mesafe olsun). Biliyorum İstanbul gibi yerde zor ancak ağzınıza burnunuza öksürenler varsa, dirsek içine öksürmeleri için uyarın. Dinelemez devam ederlerse, kafayı gömün. Yapacak bir şey yok. İşin şakası tabi kafa olayı ancak, insanları uyarınız!
  • Ellerinizi normal sabunla yıkayabilirsiniz. Başka şeylere gerek yok ancak en az 20 saniye ve tırnaklar, parmak araları dahil yıkayın. Eve geldiğinizde, kalabalık ortamlarda bulunduktan sonra (sağa sola temas ettiğiniz için) mutlaka yıkayınız. Bol bol el yıkayacaksınız.
  • Dikkat! Ellerinizi yıkadıktan sonra musluğu, ellerinizi kuruladığınız kağıt ile kapatın. Halka açık yerlerde girilen tuvaletlerde ben başka bir peçete alıp, kapıyı öyle açıyorum, sonra atıyorum.

 

Daha Fazlası Var: Sağlığına Dikkat Et!

Sadece korona değil, hayatınız boyunca uzun ve sağlıklı yaşamak için gereken önlemleri alacaksınız.

  • Akraba evliliği yapmayacaksın
  • Sigara kullanmayacaksın
  • Şekeri bırakacaksın
  • Abur cubur çok nadir tüketeceksin
  • Günde 2 litre su içeceksin
  • Haftada 3 gün, en az 40 dakika hareket edeceksin (yürüme, yüzme vs)
  • Yemekte yeşillik tüketeceksin
  • Meyve, sebze ve kuru yemiş yiyeceksin (günde 15 lira sigaraya para veren adam, ben alamam demesin)
  • Olumlu (pozitif) olacaksın, mutlu olacaksın, iyimser olacaksın

Kendine iyi bakacaksın! Sadece kendin için değil, gerektiğinde sevdiklerine de yardım edebilmek için güçlü olacaksın, sağlıklı olacaksın. Çözüm bu!

Korona aşısı çıktı çıkacak diyorlar ancak ben çıkacağını düşünmüyorum. Açıkçası bu işin çözüleceğini de düşünmüyorum. Doğal seleksiyon işini yapacak ve kalanlar hayatına devam edecek. Maalesef durum bu. Kaldı ki korona nedenli 400-500 bin hastanın ölmesi de zaten pek abartı değil. Influenza nedeniyle yaklaşık 290 bin ila 650 bin hastanın her yıl öldüğü ve 1,5 milyon insanın ishalden öldüğü, 3 milyon çocuğun yetersiz beslenmeden öldüğü ve toplumun bunları umursamadığı, sömürge düzeninin yaşadığı bir toplumda açıçası koronadan 300-400 bin kişinin ölmesi bile abartı değildir.

Doğal seleksiyon işini yapacak, bağışıklık kazanacağız. Aşı bulunduğunda ise, zaten sadece risk grubundakilere gerekecek ve hayatımıza devam edeceğiz.

Avrupa’da Başka Bir Hastalık?

26 Mart 2020

Ocak sonu, Şubat başı bir hastalık yaşadım. Normalde bağışıklığım güçlüdür. Hasta olursam bir kaç günde atlatırım ancak kötü olursa, antibiyotik ile (3 gün kullanılan azitromisin) daha 2. gün ayağa kalkarım. Bu yıl almak istemedim. Çokta kötü değildi. Tylolhot ile terleyerek hem ateşi hem de kötü olduğum süreci atlattım. Bir kaç günde grip benzeri halsizlik ve sorun gitti. Fakat akciğerimdeki ve boğazımdaki sorun gitmedi. Bunu atlatmam 1,5 ayımı aldı. Sürekli iltihap attım. okuduğum bir haberde [2] ise şöyle diyor:

Milano Üniversitesi’nde epidemiyoloji ve tıbbı istatistik profesörü olan Adriano Decarli, geçen yılın Ekim ile Aralık ayları arasında Milano ve Lodi arasındaki bölgede zatürre ve grip teşhisiyle hastaneye kaldırılanların sayısında ciddi artış olduğunu belirlediklerini söyledi.

Tam sayı veremeyeceğini belirten Decarli, ancak bölgede normalden “yüzlerce” daha fazla kişinin bu üç aylık dönemde hastanelerde tedavi altına alındığını, bazılarının hayatını kaybettiğini belirtti. Milano ve Lodi, İtalya’da koronavirüsün en fazla can aldığı şehirler arasında bulunuyor.

Hastane kayıtları ve hastaneden çıktıktan sonra evinde hayatını kaybedenler de dahil, söz konusu vakalarla ilgili tıbbı verileri inceleyen Decarli, yeni koronavirüsün İtalya’ya o dönemde yayılıp yayılmadığını tespit etmeye çalışıyor.

Daha sonra internette ve twitter’da, başka insanların da böyle sorunlar yaşadığını gördüm. Bu korona mıdır ya da korona Çin’e Avrupa’dan mı gitti (ki bu iddiayı ilk duyduğumda her ne kadar gülsem de), bilemem. Fakat bildiğim şey şu; korona öncesinde, koronaya benzer bir salgın hastalık Türkiye’de de vardı. Aralık, Ocak, Şubat gibi (belki daha öncesinde de)…. Bunu Sağlık Bakanlığı açıklamalı. Fakat her yıl kaç kişinin gribe bağlı nedenlerle öldüğünü dahi bilmiyoruz. Ne diyelim…

 

Kaynak:

[1] Vuhan’da koronavirüsten ölüm oranı belli oldu!. Mynet. https://www.mynet.com/vuhan-da-koronavirusten-olum-orani-belli-oldu-110106479749

[2] Koronavirüs Avrupa’ya 2019’da ulaşmış olabilir mi? (26 Mart 2020). Deutsche Welle Türkçe. https://www.dw.com/tr/koronavir%C3%BCs-avrupaya-2019da-ula%C5%9Fm%C4%B1%C5%9F-olabilir-mi/a-52932629

Son Değişiklik: 24/04/2020 - 00:25