Ortalama okuma süresi: 16 dakika

Yazıya şöyle başlamak istiyorum; Türkiye’de salgını götürebilecek, bu işin üstesinden gelecek ve her zaman her şeye hazır olan tek kurum Türk Silahlı Kuvvetleridir! İlgili bölüm, “salgında bundan sonra yapılması gerekenler” bölümündeki “TSK, düzen ve sistem” başlığı altındadır.

Bunun yanında korona ile ilgili çok güzel önlemleri alan “kurum”, Ankara Belediyesi. Mansur Yavaş’ın yaptıkları gerçekten ayakta alkışlanacak boyutta:

– Salgın süreci nedeniyle işsiz kalan vatandaşlara gıda ve nakit yardımı yapılacak,
– Öğrenci evi ve iş yerlerine geçici olarak faturalandırma yapılmayacak.
– Sağlık çalışanlarına destek için, öğrenci yurdu kiralanıp; çalışanlara tahsis ediliyor (sürekli dezenfeksiyon var),
– İbni Sina Hastahanesi çalışanları için 60 tekli odadan oluşan 3 adet konteynır yapım çalışmasına başladılar,
– 12 yaşından küçük çocuğu olan personele izin verildi,
– Otobüs yolcu sayısı yarıya indirildiği için, AŞTİ’de çıkış ücretleri yarıya indirildi,
– Sağlık çalışanlarına, EGO otobüsleri, metro ve Ankaray ücretsiz
– 65 yaş üstü vatandaşlar için eve servis hizmetleri başladı, kurye bedellerini ise Büyükşehir karşılıyor,
– 65 yaş üstü vatandaşlar için su yükleme işlemi, kapılarında gerçekleştiriliyor,
– AŞTİ’de termal kontrollü kameralar ile kontorl var,
– Sokaklardaki hayvanlara mama dağıtımı arttırıldı
– Görevlerini yapmaya çalışan basın mensuplarına “sağlık kiti ve paketi” yolladı

Bunlar ve dahası nasıl yapılıyor?
Aylardır belediye sömürülmedi, sağa sola saçılan; yandaşı zengin eden işlemler engellendi ve henüz 200. gününde bütçe 387 milyon fazla verdi. Şimdi bunlar salgınla mücadeleye ve vatandaşa harcanacak. Demek ki neymiş? Yapmak isteyince oluyormuş.

İstanbul’a gelirsek… İmamoğlu’nu çok zor ve vakit kaybetmemesi gereken süreç bekliyor demiştim. Özellikle Cumhurbaşkanlığı planlanıyorsa. Fakat İstanbul’daki en büyük sorun ile ilgili henüz bir adım göremedim maalesef. Trafik sıkışıklığının nedenlerinin bir bölümünü “trafik sıkışıklığı ve nedenleri” konumda bahsetmiştim. Şu X yollar, ve bağlantılardaki 3+3+3=3 dengesizliği giderilse büyük ölçüde rahatlayacak. Neyse biz konumuza dönelim…

Ekrem İmamoğlu ile ilgili gördüğüm en büyük sıkıntı ise “belediye başkanlığını Cumhurbaşkanlığı için bir basamak olarak gördüğü” algısıdır. Algı diyorum çünkü böyle olmasa bile, böyle bir görünüş var. Cumhurbaşkanı ile görüşmek istiyor, sürekli iktidara “böyle yapılması gerek” diyor. Hoş bir algı değil, desteğini kaybedebilir. Hepimiz bir şeyler yapacağız, bir sorumluluk alacağız. Bir şirkette çalışan olsak, müdür olsak veya belediye başkanı ya da Cumhurbaşkanı olsak fark etmez; bütçemiz sınırlı ve yapılması gerekenlere yetmeyen bir bütçe olacak. Dolayısıyla “verimlilik” esasını kullanacağız. Elimizdeki bütçe ve imkânlar ile yapılabilecek en iyi şeyi yapacağız.

Buna kesin olarak örnek vermem gerekirse; çok sevdiğim Formula 1’den örnek vereceğim. Tasarımda, yola tutunması için uçaklardakinin tam tersine basma kuvveti gerekiyor. Kanatlar ve hava akımı dinamiği buna göre ayarlanıyor. Fazla basma kuvveti, düzlüklerde yavaşlatıyor. Fakat düzlüklerde hızlanmak istersen, virajlarda yavaşlıyorsun. Eğer muhalefet etmek istesek, sürekli virajlarda ya da düzlüklerde zaman kaybetmek istediğimizi söyleyebiliriz. Fakat olması gereken; “tüm olasılıkları hesaplayarak, verilecek açıyla elde edecek basma kuvvetini; elde edilebilecek en hızlı tura ulaşana kadar denemektir”. Buna rağmen virajlarda ya da düzlüklerde avantaj ve dezavantajımız olacak. Yandaş iseniz avantajları göstereceksiniz ve muhalif iseniz dezavantajları göstereceksiniz. Bu yüzden yanlış muhalefet ya da destek aslında iktidara da muhalefete de ülke ve millete de zarar verir.

Ekrem İmamoğlu ise son bir kaç güne kadar böyle bir yönetim sürdürüyordu. Fakat son bir kaç günde “”yaptıklarını” beğendim. Bu benim açım. Maalesef yine sürekli olarak hükumete yükleniyor. Bakın elimizde Yılmaz Büyükerşen örneği var. Yılmaz Hocam bir tanedir, engellemelerin basına yansımayan bölümlerini de biliyorum ve neler yaptığını da. Dolayısıyla iktidarın tutumlarından sızlanmayı bir kenara bırakarak, iktidarı kendinize muhtaç hale getirmek önemlidir. Bugün Eskişehir’i ziyaret eden AKP’liler dahi hayranlıklarını gizleyemiyorsa bu iş bitmiştir.

Son günlerde Ankara’da yapılanlar sadece CHP ve milliyetçi kesimin değil; bir çok kesimin ilgisini çekti ve bence Mansur Yavaş bu kriz sürecinden bir kahraman gibi çıkacaktır. Ekibini gerçekten tebrik etmek gerek. Ekrem İmamoğlu’nun da düzgün bir ekibi var. Fakat birazcık “her şeyi bir kenara bırakarak”, adımlar atmak gerek. Son bir kaç gündür yapılanlar güzel, umarım devam edilir. Şu an gerçekten İstanbul’da başta sağlık çalışanları ve hastahaneler olmak üzere bir çok yerde sorun var. 2 hafta içerisinde hastahaneler bitecek.

Bugün market ve hastahaneler gibi yerler bence sıkışık otobüsler kadar büyük tehlike yaratmaktadırlar. Dolayısıyla bunlar için çözüm üretilmeli. Yani getir gibi hizmetler, marketlerin ve belediye ekiplerinin kapıya teslimatları öne çıkmalı. İnsanları marketlerden uzaklaştıramazsak, gerçekten sorun yaşayacağız.

CHP’li Belediyeler ve Korona

30.03.2020

Bu bölümü de eklemek istedim. CHP’nin Korona virüs raporu var. Diğer partilere şöyle göz ucuzla baktım, anasayfalarında böyle bir rapor, çalışma zaten yok. Üzücü. Neden üzücü? Eğer iktidar olmak gibi bir hedefiniz varsa, milleti rahatlatmak ancak “rahatlatırken rehavete kapılmalarına izin vermeden”; gerekli önlemleri nasıl alacaklarını açıklamak gerek. Dünyada kimler ne yapmış bununla ilgili çalışmayı “korona salgınının getireceği muhtemel değişimler” konusunda bahsettim. Fakat CHP’ye dönmek istiyorum… Bu rapor çok önemlidir. CHP’nin kurumsal kimliği ve yapısı gereği doğru hamleleri yapmalarını sağlasa da, politik anlamda olmuyor.. Bir türlü başaramıyorlardı. AKP zayıflarken CHP’nin aynı oranda güçlenememesi, gücün diğer partilere gitmesine neden oldu. Bunun en başında da CHP’nin kuruluş temellerinden; Atatürk’ün izinden ayrılarak, çizgisini değiştirmesidir. Fakat buna, bu konuda detaylıca girmeyeceğim.

Fakat bu rapordaki içeriklerin benzerini, blogda yazıyordum. CHP ile ayrıştığımız nokta, sokağa çıkma yasağıdır. Tabi ki bunda tamamen sağlık açısından baktığımızda doğrudur. Hastahaneler kilitlenecek, sağlık çalışanlarının durumu ağırlaşacak. Sadece bu açıdan bakarsak, sokağa çıkma yasağı idealdir. Veya ısrarla tekrarladığım üzere; Türkyie yaklaşık 35-40 milyar dolarlık bir paket açıklayıp; üreticilere, çalışanlara, öğrencilere, sağlık çalışanlarına vs yardım eder ve kimseyi mağdur etmez ise hemen sokağa çıkma yasağı ilan edilebilir. ANCAK…. Mevcut ekonomik paketle sokağa çıkma yasağı bir intihardır. Sadece ekonomik değil güvenlik ve sosyal açıdan bir intihar olacaktır. Benim görüşüm bu yöndedir. CHP ile ayrıştığımız nokta budur.

CHP’li belediyelerin yaptıklarını yazmak istedim. Öncelikle CHP’li belediyelerin bir süredir uğraştığı “köylüyü kalkındırma, kooperatif ve üreticiden direkt satış” girişimleri ve özellikle Yılmaz Hocamın (Büyükerşen), ipek böcekçiliğinden dut ağacına kadar canlandırma projeleri de fazlasıyla olumlu iken, korona salgınıyla birlikte hemen destek ağı kurmaları gerçekten önemli idi.

Fakat ne var? CHP’li belediyelerin ve CHP’nin sitesindeki eksiklik. Mesela Yılmaz Büyükerşen, hem rektörlük yaptığı dönemden hem de deneyimlerinden kaynaklı, parti sitesine “şehir tanıtım ve broşürlerini” eklemiştir. Bir çok belediyede bu eksiktir. Ben yurt dışında kalıyorsam, bunu millete gösterebilmem gerek (İngilizce haliyle). Yılmaz Hoca bunları düşünüyor. Veya CHP’li bir başka belediye, kurumsal yapısı gereği çok önemli bilgileri kolayca erişebileceğimiz yerde tutuyorken diğerler tutamayabiliyor. Ya da CHP’nin etkinliklerine bakmak istedim fakat hem partiden hem belediyelerden gelip ortaklaşa kurulacak bir sayfa yok. Bunlar eksik. Yani eldekileri yansıtmada zorluk çekiyorlar. Parti sayfasında bile “tarihçe” falan var ancak millete gösterilecek 5-10 dakikalık bir animasyon filmi ya da başka bir şey yok. Bunlar eksik, umarım giderilir.

Buradaki bilgileri, twitter adreslerinden alacağım:

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (bazılarını direkt kopyala/yapıştır yapacağım, ondan “yaptık” gibi ifadeler olabilir)

  • Toplamda borcu nedeniyle suyu kesilmiş 50 bin hane ve işyerinin suyu açılacak’, kimsenin kesilmeyecek!
  • Sadece gıda satılan semt pazarları kurulacak. Bu pazarlarda çalışacak esnaf mutlaka maske ve eldiven kullanacak. Belediyeler bu pazarları mutlaka denetleyecek. Pazarların giriş ve çıkışlarında dezenfektanlar olacak,
  • Sağlık çalışanlarına toplu taşıma ve İSPARK ücretsiz.
  • Bu süreci ancak milli birlik ve beraberlik, gönüllülük, yardımseverlik ile atlatabiliriz. Bu neden “Birlikte Başaracağız” kampanyası başlattılar ki çok önemli bence. Çin bu şekilde üstesinden geldi.
  • Psikolojik danışma hattı kuruldu ki çok önemli idi
  • İl Sağlık Müdürlüğüne 80 araç tahsis edilmiş
  • Sokakta yaşayan vatandaşlar için tesisler var ancak yemekte aralar biraz daha açılmalı diye düşünüyorum.
  • Dünyanın en büyük 40 belediye başkanı, toplantı yapmış (ki çok önemli), çünkü kalabalıklar en büyük riskleri taşıyor
  • Yenikapı’da 5 bin kişiye 3 öğün yemek hizmeti verebilecek mutfağımızı ve yüzlerce personelimizi hazır hale getirdik
  • Gürpınar’da 440 yatak kapasiteli geçici hastaneye dönüştürülecek alan hazırlığı yapıldı
  • Maltepe’de 1.300 yatak kapasiteli alan da ihtiyaç halinde hazır halde
  • Yenikapı Miting Alanı, Beylikdüzü Gürpınar Su Ürünleri Hali ve Maltepe Miting Alanı’nı geçici karantina ve sahra hastane alanları olarak belirledik
  • İstanbul Bilim Kurulu’nu oluşturduk
  • 19 kapalı spor salonumuz da 1.983 yatak kapasiteli geçici hastane alanı için hazır
  • 16 Milyonun temel gıda ve hijyen malzemesi için online dağıtım ağı kurduk
  • Otellerle işbirliği yaparak sağlık çalışanlarına 2 bin kişilik konaklama imkanı sağlıyoruz
  • İstanbul Yardımlaşma ve Koordinasyon Merkezi’ni kurduk
  • 65 yaş üstü vatandaşlara destek hattı
  • Özel Halk Otobüslerinin masrafları da İBB’den
  • Taksi, dolmuş, minibüs için 100 dezenfekte istasyonu
  • Araçlar her sefer öncesi dezenfekte ediliyor, sürücülerin ateşleri kontrol altında ve maske/eldiven takıyorlar, 3.000 araca şeffaf koruma kabini yerleştirilmiş

 

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi:

  • Alo 153, hem psikolojik destek hattı hem de dezavantajlı vatandaşlara yardım götüren kriz masası kuruldu.
  • Alo 185 ile, sokağa çıkma yasağı olan vatandaşların kapısına kadar gidilip, su yüklemesi yapılıyor
  • Bilim Deney Merkezi’nde, sağlık çalışanları için malzeme üretimi yapılıyor
  • Sokak hayvanlarına mama ve su desteği arttırıldı
  • Mülkiyeti ve tasarrufu belediyemize ait iş yerlerinde kiracı olan ve yayınlanan genelge ile faaliyetlerini durdurmak zorunda kalan kiracılardan bu süreçte kira ödemesi alınmayacak.

  • Bazı yerlerde gördüm, tek taraflı oturma yazısı konuyor ancak burada, olması gerektiği gibi “çapraz” şekilde yazı konulmuş. Tramvaylarda dezenfektanlar mevcut.
  • Banklar geçici süreyle kaldırılmış
  • Anormal fiyat artışları, zabıtalar tarafından kontrol ediliyor

 

İzmir Büyükşehir Belediyesi:

  • Semt pazarlarında gerekli önlem alınıyor ve bit pazarları kapatılıyor
  • Minibüslerin ödediği terminal ücretleri 3 ay alınmayacak
  • Zabıtalar fiyatları denetliyor
  • 0-12 yaş arasındaki çocuklara 40 bin kitap dağıtılacak
  • İzmir’de dayanışma başlatılmış ve yardımlar geliyor, 65 yaş ve üzerine bu yardımlar ulaştırılıyor
  • “Meslek Fabrikası”nda tıbbi maskeler üretip, aile sağlığı merkezlerine dağıtılıyor
  • İzmir’de “buraya oturmayın” yerine “oturun” koymuşlar. Psikolojik açıdan çok iyi yahu 😀 Tuttum ben
  • Sağlık çalışanları için atıştırmalıklar, hastahanelere dağıtılmış
  • Kapatılan kahvehane vs gibi yerlere denetimler zabıta aracılığı ile sürdürülmüş (keşke devlet bunlara göz açtırmamalı)

 

 

Gelelim CHP’ye

Etrafımızda insanlar vardır, iyi niyetlilerdir. Gerçekten bir şeyler yapmak isterler ancak başlarına gelmeyen kalmamıştır. Dolandırılmışlardır, defalarca trafik kazası geçirmişlerdir, şimşek çarpmıştır… Yahu bir insan bu kadar şanssız nasıl olabilir dersiniz ya, CHP’nin de durumunu böyle görüyorum. Özellikle Gezi Parkı’ndan başlayan süreçte, CHP bir çok kez iktidar ortağı olabilecek fırsatları bulmuşken; muhalefette kalmayı tercih eden hareketlerde bulundu. Yine de Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu gibi başarılarına bakarsak, son dönemde yapılmayanı yapıyor. Potansiyel görüyorum. Açıkçası son yerel seçime kadar Kılıçdaroğlu’nun ayrılması gerektiğini düşünürken, şimdi kalması ve ne yapıyorsa yapması gerektiğini düşünüyorum.

Fakat bu sıralar sokağa çıkma “yasağı” isteniyor. Açıkçası bunu en başta İmamoğlu’na sorabilirler. Bugün kolonya, sabun vs gibi ürünleri üreten, ambalaj üreten, bunları sağa sola taşıyan insanları eve mi hapsetmek istiyorsunuz? Gerçekten niyetiniz bu mu? Gerçekten bizi eve kapatmak mı istiyorsunuz? Olur. Sonuçta insanların yaşamından önemli değil. Muhtemelen diyecekler ki “sizler için ayrıcalık çıkacak”.

CHP’nin kendi sitesindeki haberde:

  • 4- (…) Bugün geldiğimiz noktada; geniş, yaygın ve etkin bir sokağa çıkma yasağı ve karantina ihtiyacı olduğu açıktır.
  • 6- Bu nedenle 65 yaş üzerinde olanlar ile kronik hastalığı bulunanlar için getirilen sokağa çıkma yasağının, İl İdare Kanunu ve Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun iktidara verdiği yetki çerçevesinde, bir an önce herkes için genelleştirilerek, genel bir karantinaya dönüştürülmesi zorunludur.

Türkçeden uzak, Arapça ağırlıklı sözcüklerle yazılmış Hıfzıssıha Kanununa baktım ama vazgeçtim. Bir Türk olarak tıp, hukuk gibi bir çok alandaki Latince, İngilizce, Arapça, Fransızca sözcükleri okumak ve anlama zorunluluğum yok. Devlet kanunları biz zahmet Türkçe sözcüklerle yazılsın.

Fakat kanunu okumama gerek yok. Kemal Kılıçdaroğlu’nun “biran önce herkes için genelleştirerek, genel bir karantinaya dönüştürülmesi zorunludur” açıklamasından anladığımız üzere genel yasak istiyor. Tamam bizim gibiler özel izin aldı ama yetecek mi?

Salgın Bu Noktadan Sonra Toplumsal Bağışıklığa Kaldı

Şubat sonu Mart başında alınacak 3-4 haftalık bir olağanüstü önlem durumu ile bu iş yayılmadan temizlenirdi. Devlet yetkilileri Çin’deki ve Avrupa’daki durumu gördüler. Dediler ki biz gereken önlemleri aldık. Haliyle burada devlete güvenerek “önlemleri aldılar” diye düşünmek gerekiyordu.

Meğer o önlemler, yurt dışından gelen herkesi 3 hafta karantinada tutmak değilmiş, sadece ateşlerine bakmışlar ve bizim “ateş düşürücü şurup içerek uçağa binen” insanlarımıza böyle müdahale etmişler. Bu insanlar varken şeytana kimin ihtiyacı var bu da ayrı soru. 15’ine kadar Cuma namazları, konserler, diskolar, kafeler açık idi. Şaşırarak izledim ve halkın duyarsız olduğunu, önlemlerin bir kademe arttırarak bunların yapılması gerektiğini yazmıştım. 2 saat sonra dediğim karar çıktı. Bu karar Mart başında alınsaydı ve biz şu an nasıl davranıyorsak, böyle davransaydık; işi durdurmadan ve bu kadar yayılmadan, Mart ortası ve sonu gibi bu işi büyük ölçüde çözebilirdik (Japonya gibi).

Bu tren kaçtı. Şu an virüs her yerde. Sokağa çıkma yasağı ilan edilirse, markete gitmeyecek miyiz?  Mecbur gideceğiz. Markete gidersek, o marketçi günde kaç kişiyle görüşecek. Dolayısıyla korona virüsü taşıyacak. Eldiven ve maske kâr etmez haberiniz olsun. Bu markete ürün verenler kaç marketçiyi dolaşacak… Yayılma hızı azalacak sadece. Evet yayılma hızını azaltmak hastahanelerdeki yükü alır belki ancak bu sırada ortaya çıkabilecek ekonomik ve güvenlik tehditleri ise büyük sorun olacaktır.

Şu an, Türkiye’nin bu süreçten kurtulabilmesi için 35-40 milyar dolar gibi bir paraya ihtiyacı var. O da kısa süreçte. Fakat bu parayı Suriyelilere harcadığımız için ve 2015’ten itibaren bu blogda ekonomik kriz geliyor diye nedenleriyle belirtmeme rağmen devlet tarafından umursanmadığı için (ki beni geçin, sonra bir sürü insan ve uzman söyledi); şu an devletin mevcut durumda sokağa çıkma yasağını karşılayacak bütçesi yok ve yeni paket çıkartabilecek durumda değil. Zaten ağır vergilerle döndürüyorlardı. İş patladı. Geçmiş olsun.

Amerika’nın 2 trilyon dolarlık paketi ise şunları kapsıyor (merak edenlere; bin, milyon, milyar, trilyon geliyor ve 13 trilyon Türk lirasına eşit; sen milyon milyar sen trilyon diye karıştıran eski paracılara tam olarak 6 sıfır atılmadan önce şuydu: 2.000.000.000.000.000.000).

Hatta daha açık anlatabilmem için, Türkiye Cumhuriyeti’nin 2019 yılı geliri 740 milyar dolar. ABD’nin 2019 yılında yaptığı askeri harcama 686 milyar dolar. Bunu “Amerika bu kadar paket açıkladı, Almanya bu kadar açıkladı” diyenler için verdim. Alamanya’nın GSYİH’ı ise 3,6 trilyon dolar.

1- Alamanya, İsrayıl, Ameriga bizi kıskanıyorculara,
2- “Yahu onlar bu kadar paket açıkladı, hani biz?” diyenlere gelsin.

Fakat maddi bölümü değil de, oranı anlamanız için Amerika’dan geçen 2 trilyon dolarlık Korona virüs paketi nerelere ayrılmış onları vereyim:

Hızlıca çevirdim, eğer yanlışım yoksa;

Amerika’daki 2 trilyon dolarlık paketin;
– 153,5 milyar doları kamu sağlığına,
– 43,7 milyar doları öğrenci kredilerine (student loans diye geçiyor, bizde KYK bursları gibi),

Bireyler için:
– 300 milyar doları nakit ödeme (insanlara destek),
– 260 milyar doları “ekstra işsizlik ödemesine”

İş ve diğer alanlarda ise;
– Büyük şirketlere 425 milyar dolar,
– Hava yollarına 58 milyar dolar,
– Ulusal güvenliğe 17 milyar dolar
– KOBİ’lere 377 milyar dolar
– 17 milyar dolar mevcut kredileri rahatlatmaya
– 10 milyar doları ise bağışa

Devlet alanında:
– Covid-19 için 274 milyar dolar,
– hibe için 5 milyar dolar,
– yüksek öğrenim için 14 milyar dolar,
– k12 denilen kreşvari okullara 13 milyar dolar,
– aile programlarına 5,3 milyar dolar
– devle tile ilgili diğer şeylere 28,5 milyar dolar

Güvenlik alanında:
– Çocuk besinlerine 8,8 milyar dolar,
– SNAP denilen destekleyici besin programına 15,5 milyar dolar,
– Yemek bankasına 450 milyon dolar
– Güvenlikle ilgili diğer şeylere 1,25 milyar dolar ayırmışlar.

**

Üzgünüm ancak, Türkiye’de sokağa çıkma yasağını kaldıracak bir ekonomik durum yok. İnsanları ölüme mi mahkum edecekler? Eee ben 2015 yılında “ekonomik kriz yaklaşıyor” ve “2002’den 2015’e Türkiye’nin ekonomisi” konularını yazıp işin ciddiyetini anlatmaya çalışırken, 2016’da yazdığım “2017-2018 Türk ekonomik krizi” yazısında durumun ciddiyetini, nedenlerini ve önlemlerini anlatmaya çalışırken bana vatan haini diye yazan destekçiler şimdi ne durumda? Ben öğrenciydim ve bir şeyleri fark edip yazdım. Uzmanlar? Bu insanlara neler dediniz? Ameriga bizi kıskanıyor dediniz, oy vermeye devam ettiniz? Belki biraz acı çekmeniz gerekiyor ancak korona salgınından en çok ve en ağır şekilde AKP seçmenleri etkilendi.

Kapattığınız GATA, askeri hastahane ve yok etmeye çalıştığınız askeri okul ve askeri doktorların bir sonucunda bu salgınla mücadele edemeyeceksiniz. Bu tür durumlar için yetiştirilmişti bu insanlar fakat askere düşmanlığınız, gözünüzü kör etti.

Salgın yayıldıktan sonra bu önlemler ancak salgını yavaşlatır. Şu an zaten canı sıkılan değil, gereklilik nedeniyle işe gidenler sokaklarda. Şu an zaten çalışmazsa sizin önünüze salgın için gelecek mendiller, dezenfektanlar, maskeler, sabunlar ve hayati ihtiyaçlar gelmeyecek olan ve bunu engellemek için işe giden insanlar sokakta. Şu an sokağa çıkma yasağının salgını engelleyeceğini düşünmüyorum. O tren Şubat’ın son haftası ve Mart’ın ilk 2 haftasını kapsayan 3 haftada yapmadığımız için kaçtı…

Hadi Türkiye bilinçsiz, ya Avrupa? Avrupa’da hazır değildi? Dolayısıyla var gücümle iktidara yüklenmekte yersiz. Fakat CHP’nin çizdiği profil bu işi çok iyi bildikleri ve başından beri uyardıkları yönünde… Öyle mi? E birlikte bakalım…

Korona ve CHP Etkinlikleri

Şimdi size karantina ve sokağa çıkma yasağının başlaması gereken (şu anda yaşadığımız halde, kısıtlı sokağa çıkma yasağı), 24 Şubat 2020’deki korona salgını görüntüsünü Dünya Sağlık Örgütü(bundan böyle DSÖ) raporundan [1] veriyorum:

  • 77.262’si Çin’de olmak üzere 79.331 küresel vaka
  • 23’ü Çin dışı ve Çin’de olmak üzere 2.595 ölüm.
  • Çin harici 29 ülkede görülüyor
  • İtalya’da 124 vaka,
    Almanya’da 16,
    Fransa’da 12,
    İngiltere’de 9
    İran’da 43 vaka

DSÖ’nün 15 Mart raporunu veriyorum [2] ki bu halktaki umursamazlık ve devletin yeterli önlemlerini almadığını gördüğümde yazdığım yazı ve gecenin sonunda nihayet alınan kararlardı:

  • 81.048’i Çin’de olmak üzere küresel 153.517 salgın.
  • 3.204’ü Çin’de olmak üzere 5.735 ölüm.
  • İtalya’da 21.157 vaka,
    İspanya’da 5.753,
    Fransa’da 4.469,
    Almanya’da 3.795,
    İsviçre’de 1.359,
    İngiltere’de 1.144,
    İran’da 12.729 vaka.

 

CHP’nin Etkinlikleri

Çok fazla araştırmadım, zaten “etkinlikler” bölümü gibi bir şey bulamadım ancak bulduğum bazı şeyler:

  • 12 Mart’ta kurultay öncesi parti meclis toplantısı yapıldı [3]:

  • 11 Mart, Görme Engelliler Spor Kulüpleri Birliğini kabul etti [4]:

 

  • 9 Mart, Şampiyon sporcuları kabul etti (ki sporcular ve ziyaretlerini düşünün) [5]:

**

Bakın bu görüşmelerin dahası var. 8 Mart’ta etkinliklere katılan CHP’li kadın milletvekillerinden tutun CHP’li belediyelerde Mart’ın 15’ine kadar düzenlenen bazı etkinlikler. Bunları vermedim, hepsinin tek tek peşine de düşmedim. Yukarıdaki buluşmalarda eminim gereklilik nedeniyle yapıldı. Yani burada arkasını bilmediğim için blogdan atıp tutacak durumda değilim.

Bunları vermemin nedeni, sadece Avrupa, Türkiye, iktidar değil; CHP ya da başka bir kurum da hazır değildi. Bill Gates2in 2015’teki TED konuşmasını paylaşmıştım ancak yine paylaşacağım, 8 dakika ve Türkçe altyazı var. Bu adam vakıflar ve uzmanlar ile yıllardır milyarlarca dolar dökerek çeşitli çalışmalar yapıyor, simülasyonlar yapıyor ve 2015’te demişti ki; ne nükleer ne ekonomi, asıl korktuğum şey virüsler. Dediği oldu. Kahin değil, komplo teorisi üreterek “işte büyük aileler” falan diyerek bir şey yok; verilerle, yazılımlarla, hayatını bu çalışmalara adamış uzmanlarla birlikte yaptıkları bir öngörü bu. Ve oldu, fazla ilerlemeden oldu.

Dolayısıyla CHP de hazır değildi. Dolayısıyla Şubat 24’ten Mart 15’e kadar tam karantina uygulansa iş çözülürdü. Böyle yapacaklarını düşündüm, yapmamışlar. Çünkü devlette hazır değildi. Kemal Kılıçdaroğlu’na kızamadığım gibi iktidara da kızamıyorum (geç karantina konusunda), çünkü Avrupa bile hazır değil. Kim hazırdı? Çin… Çünkü Sars’ta hazır değildiler ve çok büyük bedeller ödediler. Hazırlandılar. Bu süreçten sonra dünya biyoteknoloji konusunda birleşecek, bir sonraki salgında daha hazır olacak. Türkiye’de (umarım) daha hazır olacaktır. Fakat buna kimse hazır değildi.

Bu gibi nedenlerden dolayı eleştirmenin anlamı yok.

Dünyanın Sonu Gelmedi

En başından itibaren yazdım, hâlâ aynı fikirdeyim; dünyanın sonu gelmiş gibi yapmayın. Gelmedi. Corona etiketinden yazdığım yazıları görebilirsiniz; özellikle ilk yazdığım “panik yapılmamalı: corona virüsü balonu ve gerçekler“, “Bağışıklık ve Doğal Seleksiyon Kavramlarını Duydunuz Mu?” gibi yazılarda defalarca belirttim:

Her yıl (bakın burası çokomelli), HER YIL:

  • 3 milyon çocuk yetersiz beslenmeden
  • 1,5 milyon insan ishalden
  • 1,7 milyon bebek yenidoğan hastalığından
  • 1,3 milyon insan diyabetten
  • 954 bin kişi HIV/AIDS’ten
  • 1,3 milyon kişi trafik kazalarından (ki büyük oranı insan hatası kaynaklı)
  • 2,5 milyon alt solunum yolu enfeksiyonlarından
  • 3,9 milyon solunum yolu hastalıklarından
  • 9,5 milyon kanserden
  • 17,7 milyon insan kalp ve damar hastalıklarından dolayı ölüyor.

HER YIL! 155 milyon çocuk, açlık nedeniyle gelişemiyor! Bakın gelişim, açlıktan ölme, ishal, yenidoğan gibi bir çok şey hastahane, doktor, ilaç olmadığı için yani imkânsızlıktan olduğu gibi; diyabet, kalp ve damar hastalıkları, solunum yolu hastalıkları, obezite gibi sigara, şeker, abur cubur, sporsuzluk, yeşillik yememe, su içmeme gibi sıkıntılara bağlı nedenlerle de ölenler var.

Öğünlerin yarısı yeşillik olacak,
En az 2 litre su içeceksin,
Haftanın 3-4 günü 40-50 dakika hareket edeceksin,
Abur cubur, şeker, asitli içecekleri falan mümkün olduğunca yemeyeceksin,
Hayvansal ürünlere gömülmeyeceksin,
Dengeli besleneceksin

Aslında sağlıklı beslenmiyoruz. Bu nedenle de ölümler var. Sigara içenlerin sonu ya kanser ya kalp&damar hastalıkları ya da solunum yolu hastalıkları. Emin olun başka bir yol yok.

Fakat en acısı, yetersiz besin yüzünden gelişemeyen, ölen çocuklar; imkansızlıklar yüzünden 2 liralık ishal ilacını bulamayıp ölen 1,5 milyon insan, doktor/ilaç/hastahane bulamadığı için ölen 1,7 milyon bebek ve nicesi…

Bunların yanında grip oldum dediğiniz influenzaya her yıl 3-5 milyon insan yakalanıyor ve bunların sonucunda 290 ila 650 bin insan yine her yıl ölüyor.

Korona ve Ölüm

Bütün bunları düşündüğümüzde, koronadan dolayı ölecek 400-500 bin insan belki söylemesi politik olarak yanlış ancak yukarıdaki durumu değerlendirdiğimiz “istatistik” olarak gayet normal. Tabi ki korona normal bir salgın değil, herkes (devletten millete her kişi ve kurum) gereken önlemleri almak zorunda.

Hastalığın kuluçka dönemi 2 ila 14 gün ancak ortalama 5-6 gün deniyor ve semptomlar grip gibi başladığından, nefes alamama ve ağırlaşması 8-9 günü buluyor. Dolayısıyla 2-3 haftalık bir süreçten bahsediyoruz. Bugün aldığımız vaka sonuçları, 2-3 hafta öncesinin yani Mart’ın 7’si ila 14’ünde yapılanların yansıması. Bu nedenle Nisan’ın 2. haftasına kadar vakalar ağırlaşacak. Ben insanların 22’sinden sonra ciddiye aldığını gördüm ve bu nedenle Nisan’ın 2’sinden sonra “artışta azalma” olacağını tahmin ediyorum. Ancak 100 bini görmemiz olası.

Üstteki grafik, Çin’in Hubei bölgesinden. Sarılar, “testlerdeki pozitif” vakalar. Griler ise, bu insanlara “semptomlar ne zaman görüldü?” diye sorulduğunda verilen yanıtlar. Yani hastalığın gerçek dönemi. Görebileceğiniz gibi, 12-14 gün gibi bir durum söz konusu.

**

İtalya Sağlık Bakanlığı ise vakalarda şu bilgileri paylaştı [6] (alta inip vendi tutti bölümüne tıklayın):

26 Mart 2020’ye kadar olan vakalarda ölenlerin bilgileri şöyle:

  • %70,4’ü erkek, %29,6’sı kadın
  • Önceden hastalığı olmayanlar %2,1
  • Önceden 1 hastalığı olanlar %21,3
  • Önceden 2 hastalığı olanlar %25,9
  • Önceden 3 veya fazla hastalığı olanlar %50,7
  • Ölenlerde, hastahaneye yatmadan önce en sık görülen semptomlar: ateş %75, solunum güçlüğü %71, öksürük %40, ishal %6

Çin’deki 72 bin vaka sonucu:

  • Ölenlerin %63,8’i erkek, %36’sı kadın
  • %80’i hafif atlatıyor, ağır olanların oranı %13,8 ve kritik aşama ise %4,7
  • İyileşme oranı %87, tedavisi süren %9, haliyle %4 ölüm oranı.
  • Ölenlerin yaklaşık yüzde 10’u kalp, yüzde 7,3’ü diyabet hastası. Yüzde 6,3’ünde kronik solunum yolu rahatsızlığı bulunuyor. Yüzde 6’sında yüksek tansiyon, yüzde 5,6’sında kanser var.

Maalesef eş dost, tiroit vb nedenlerle paniğe kapılmış durumda. Çok net söylemem gerekirse; kalp, diyabet, tansiyon, kanser, kronik solunum yolu vb gibi hastalıklar varsa risk grubundasınız. 78 yaşındaysanız, risk grubundasınız. Eğer hem bunlar varsa hem de erkek iseniz; sizin yerinizde olsam bırakın dışarı çıkmayı, evdeki odama kimseyi almam.

Gençler olarak, yaşlılara yapılan bazı saygısızlıkları gördüm. Hayatını bizlere adamış insanlara bunları yapmak nasıl bir şımarıklığın eseridir? Sosyal medyada bir kaç takipçi ve beğeni kazanmak uğuruna bu tür bir hareketlere girmenin gereği YOK. Kültürünü, tarihini bilmeyen insanların savrulduğu nokta budur. Yazık. Benim bağışıklığım güçlüdür, gencim, spor yapıyor ve yediklerime dikkat ediyorum ancak sadece gereken yerlere, kimseyle temas etmeden ve arabaya binince hemen dezenfekte olarak; eve geldiğimde giysilerimi çamaşır makinasına atıp, her yerimi yıkayarak hayatımı idare ediyorum. Neden? Kronik rahatsızlığı olanları, bağışıklığı zayıf olanları ve yaşlılarımızı korumak için. Sevdiklerimizi koruyacağız. Bu kadar basit.

**

Öte yandan söyleyeceklerim politik açıdan yanlış olacak belki ancak; yukarıda gördüğünüz gibi, kendinize dikkat edeceksiniz, spor yapacaksınız, su içeceksiniz, zararlı besinlerden uzak duracaksınız, hareket edeceksiniz, yeşillik yiyeceksiniz! Bunları yapmayarak kendine zarar veren, akraba evliliği ile çocuklarının hayatını zehir eden, “abdest aldım bana bir şey olmaz” diyen ve/veya Mart’ın 15’ine kadar diskolarda, kafelerde hayatına devam edenler bu işi kötü bir noktaya sürükledi. Devlette önlemi sadece ateşle aldı. Daha geçen Pazar Antalya’ya Tayvan’dan uçak gelmiş ve kimse karantinaya alınmamış. Bu kadar dikkat var anlaşılan.

Sokağa çıkma, “sadece sağlık açısından” incelendiğinde yayılmayı yavaşlatmak için doğru olacaktır. Fakat bu işin ekonomi, güvenlik, insanlık boyutu vardır. Zaten büyükşehirlerde yaşayan 1 milyon kişi açlık sınırının altında yaşıyor ve Türkiye nüfusunun %65’i yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Yoksullar ayakkabı bulamıyor, yakacak bulamıyor, yiyecek bulamadığı için pazarlardan arta kalanları ve çöplerdekileri topluyordu. Onlar ne olacak? Ölüme terk edilecek. Kaldı ki dalga geçer gibi “3 ay elektriğe zam yok” deniyor, “internetten faturalar ödenebilir” deniyor. Yarın internet kesilecek, doğal gaz kesilecek, insanlar parasızlıktan intihara, hırsızlığa, yağmaya itilecek. Ne olacak? Bize de burada çok iş düşüyor. Çin’de gençler hemen gönüllü oluşumlar kurmuş, insanlara koli götürmüşler. Biz hâlâ belediye ve devletten yardım bekliyoruz. Bu noktada milli birlik ve beraberlik, dayanışma ve sivil seferberlik gerekiyor. Devlet hiç yardım etmeyecekmiş gibi düşünebiliriz. Fakat üstte saydığım gönüllü çalışmalar da “sokağa çıkmadan” yapılamaz.

Hiçbirimiz buna hazır değildik. Muhalefet, iktidar, Türkiye, Avrupa… Hiç kimse hazır değildi! Çin hazır imiş, Güney Kore hazır imiş, Japonya hazır imiş. Bu kadar. Amerika ise gücünü kullanarak bu işe savaş açtı. Fakat Türkiye’de iktidarı, muhalefeti ya da birilerini suçlayacak değilim.

Fakat şunu da söylemeden geçemem, sokağa çıkma yasağını da savunmuyorum. Şu an sağlık çalışanlarına yardım etmek, sağlıklarını garanti etmek devletin NAMUS BORCUDUR. Bunun yanında camiler, ilkokullar, eski fabrikalar, İmamoğlu’nun dün dediği gibi Atatürk Havalimanı, Mansur Yavaş’ın yaptığı gibi oda oda konteynırlar veya yeni kurulacak prefabrik yapılar ile yeni karantina merkezleri, yeni hastahaneler açmak zorundayız. İki hafta içerisinde hastahaneler kilitlenecek! Bu konu en güzel adımı Ankara Belediyesi ve Mansur Yavaş atıyor. Koç grubu yine Divan otelleri açtı. Fakat yetmez, daha fazla önlem alınmalı; sivil, belediye, bakanlık… 2 haftamız var! Vaka sayısı 13 gün içerisinde 80 bini geçtiğinde, millet delirecek. Bunu dindirecek adımlar atmamız gerek. Belki Nisan 10’dan sonra “artış azalır” ancak Haziran’a kadar hiçbir şekilde rahatlama olmayacak.

Bu noktadan sonra sağlık çalışanları ve sağlık merkezlerini ciddiye almalı ve yenilerini açmalıyız. Askeri hastahaneler, GATA ve askeri doktorların önemini de anlamamız gerekir. Türkiye’de her an her şeye hazır olan tek kurum olan Türk Silahlı Kuvvetlerinin deneyimlerinden sivil alanda da yararlanmak zorundayız.

Fakat ne yaparsak yapalım, bu iş doğal seçilim ve toplumsal bağışıklığa kalacak; Haziran’a kadar rahatlama olmayacak, 3 yıldan önce de eski hayatımıza geri dönemeyeceğiz.

Bencillik, yağma, panik (veya tam tersi boşvermişlik) değil; milli birlik ve beraberlik, yardımseverlik, sivil seferberlik bu işi çözecek tek anahtardır.

Başta sağlık çalışanları olmak üzere tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına tanrıdan direnç diliyorum.

 

Kaynaklar:

[1] Coronavirus disease 2019 (COVID-19) Situation Report –35 (24 Şubat 2020). Dünya Sağlık Örgütü. https://www.who.int/docs/default-source/coronaviruse/situation-reports/20200224-sitrep-35-covid-19.pdf?sfvrsn=1ac4218d_2

[2]Coronavirus disease 2019 (COVID-19) Situation Report –55 (15 Mart 2020). Dünya Sağlık Örgütü. https://www.who.int/docs/default-source/coronaviruse/situation-reports/20200315-sitrep-55-covid-19.pdf?sfvrsn=33daa5cb_8

[3] CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Parti Meclisi Toplantısına Başkanlık Etti (12 Mart 2020). CHP. https://www.chp.org.tr/haberler/chp-genel-baskani-kemal-kilicdaroglu-parti-meclisi-toplantisina-baskanlik-etti

[4] CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Görme Engelliler Spor Kulüpleri Birliği’ni Kabul etti (11 Mart 2020). CHP. https://www.chp.org.tr/haberler/chp-genel-baskani-kemal-kilicdaroglu-gorme-engelliler-spor-kulupleri-birligini-kabul-etti

[5] CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Şampiyon Sporcuları Kabul Etti (9 Mart 2020). CHP. https://www.chp.org.tr/haberler/chp-genel-baskani-kemal-kilicdaroglu-sampiyon-sporculari-kabul-etti

[6] La situazione in Italia: 27 marzo 2020, ore 18.00. İtalya Sağlık Bakanlığı http://www.salute.gov.it/nuovocoronavirus

Son Değişiklik: 30/03/2020 - 13:05
%d blogcu bunu beğendi: