Ortalama okuma süresi: 7 dakika

Ekleme (16 Nisan):

Basınından Sosyal Medya Kullanıcısına Ahlaksızlık! Yalan imiş

Marketing Türkiye’nin haberine göre; Şölen, bu kişiye ulaşmış ve işsiz olmadığını, aksine işyeri sahibi olduğunu anlatmışlar.

Ege Gazetesine bu demeci veren yaratığı ve bunu doğrulamadan paylaşan gazeteye ne denir bilemiyorum. Eleman da tweetleri silmiş.

Genelde büyük haber ajansları ve haber siteleri doğrulamadan böyle şeyleri paylaşmıyorum ancak bölgesel olduğu için Ege Haber’in doğrulamış olacağını düşündüm. Yani bu tweeti yazan yaratık ne gibi bir şey elde etti anlamış değilim. Bundan ne gibi bir kazanç elde edebilirler? Pisliksiniz, zihniyetiniz kirli. Attention bitch ne demek biliyor musunuz? Türkçesiyle ilgili orospusu demek.

Blog üzerinden bir çok gazeteciyle konuştum (bu konuyla ilgili değil). Minimalizm başta olmak üzere bir çok konuda haber yapmak istediklerini, röportaj yapmak istediklerini söylediler. Bir kaçıyla biraz konuşup, kabul ettikten sonra fark ettim ki; göt üstü oturdukları yerden Google’a girip, ilgili anahtar kelimeleri yazıp, üstlerde çıkan blog ve yazarlarına ulaşıp, yine oturdukları yerden haber yapmaya çalışıyorlar.

Zaten blogdaki yazıların özetini ekleyecekler. Bana soru sormadan bir şey olmadan, “biraz açıklayın” diyorlar. Oturup yazıyorum; üzerine fotoğraf istiyorlar, veriyorum, sonrasında ilgili materyalleri istiyorlar. Yani oturdukları yerden ben, onlar adına haber yapacağım. Böyle ahlaksızlık, böyle saçmalık olmaz. Hepsini iptal ettim.

Türk basınını sevmedim, sevmeyeceğim de… Bu işi düzgünce yapanlar; Al Jaazera gibi sitelerdi, onlar da kapattılar. Aldatan başlık, toplamda 3 cümleyi evirip çevirip 3 paragraf haline getirip haber olarak verme, ya iktidarı öven ya da gömen haber yazma (objektif olarak sadece olayları yok), haberler yanında bolca kadını seks objesi olarak kullanma… Örneğin İrem Sak ile ilgili bir haber veriyorlar, “öyle bir şey yaptı ki…” başlıkta böyle; görsel zaten şu meşhur pozu… Bakıyorsun, kadın pijamayla oturup bir şey söylemiş. Yani böyle salaklık olmaz diyeceğim ancak okuyucu kitlesine göre bunlar da kendini düzenliyor.

Durum böyle olunca; blog üzerinden büyük ajanslar ve tanınan, bilinen bir kaç haber sitesi hariç haber paylaşmıyordum. Çok nadir bölge basınından veriyordum. Bu da ders oldu. Bir daha bölge basınından falan haber yok. Sonra kıvranıyorlar, “basın zor durumda”; kusura bakmayın da, böyle gazetecilik anlayışınız varsa, oturduğunuz yerden haber yapıyorsanız, bir zahmet zor durumda olun hatta kapatın.

**

Blog üzerinden yazmadım fakat sosyal medya hesaplarımdan 2 günlük yasak için Luppo ve bir sürü kola alan dayıları eleştirdim. Fakat o işin ardında bir dram çıktı.

Eleştirmem hakaret boyutuna varmadı; bir çok insan sigara, abur cubur, çerez, alkol alanları eleştirdi ve hatta hakaret etti. Şahsen böyle bir konuda milletin değil, devletin hatalı olduğunu düşünüyorum. İnsanlar ihtiyaç gördüklerini alacaklar. Hele bu dönemde bir şeyler almanın ne kadar önemli olduğunu ekonomik anlamda anlıyorum. Fakat “Türkiye’de Muslow’un piramidi” gibi çeşitli şeyler paylaşmıştım.

Derken bugün bir haber [1] gördüm, Ege Gazetesinde… Tüm tweetlerin görselini eklemeyeceğim sadece bir tanesini ekleyip hepsini buraya yazacağım:

Tweetleri direkt aşağıya yapıştırıyorum:

Herkese selamlar saygılar.. şu sokağa çıkma yasağı haberi gelince markete gidip luppo alan ve herkesin kızdığı yada dalga geçtiği kişi benim kapı komşum.. Bu olay hakkında bir kaç şey söylemek istiyorum.

marketten luppo alan ve tüm Türkiye’nin dalga geçtiği kişi bu korona virüsü olayları daha başlamadan bir kaç ay önce işten çıkartıldı ve ne yazık ki maddi durumu pek iyi değil.. yani öyle evine günlerce yetecek kadar erzak alacak durumu yok.

10 nisan cuma gecesi sokağa çıkma yasağı ilan edilince kapımı çaldı “abi zor durumdayım varsa şu kadar borç verir misin markete gidip bir şeyler alacağım” dedi. İstediği parada gerçekten çok ufak bir para.

– bu luppo olayı ve fotoğraf sosyal medyada gündem olunca kendisi ile konuştum. Kendisinin bana söylediklerini aynen yazıyorum

“abi markete gittim market ana baba günü önce makarna yada pirinç almak istedim kalmamıştı sonra ekmek almak istedim oda yoktu. o izdiham içinde o marketten çıkıp başka markete gidemezdim ve aç kalırım korkusu ile direk önüme çıkan ilk yiyeceği aldım”

“herkes sanıyor ki sanki ben sadece luppo almak için evden çıkdım ve virüs kapma riskini alarak o kadar insanın arasında girdim.. zaten evden apar topar çıktığım için ne maske ne eldivenim vardı. sadece anlık dürtü ile aç kalmaktan korktum” dedi.

ve arkadaşlar bildiğiniz gibi fırınların açık olacağı filan en son açıklandı yani bu komşum markete giderken fırınların açık olacağını ekemk dağıtımı olacağını bilmiyordu. kendisini de uzun süredir tanırım çok saf ve çok naif bir insan kendisi

herkesi kendiniz gibi sanmayın.. herkesin maddi durumu günlerce haftalarca yetecek kadar erzak almaya yetmeyebilir. insanı tek bir fotoğraf karesi ile küçümsemek ona kızman ne kadar doğru?

adam sadec aç kalmaktan korkmuş ve parasının yeteceği makarna, ekmek pirinç filan bulamayınca önüne çıkan ilk şeyi aldı hepsi bu.. ama günlerdir sosyal medyadan herkes kızdı ve dalga geçti kendisi ile o yüzden bunları yazmak istedim. herkese saygılar sevgiler

**

İçişleri Bakanlığı rezil bir süreç yönetmiş gördüğünüz gibi! REZİL! İstifa olmasa dahi, görevden alma şart idi.

Belediyelerin hesapları dondurularak aşevlerinin kapanmasına da neden tepki gösterdim anlayabilirsiniz (devlet olmak bu mu? Garibanlardan ne istiyorsunuz?)

Düşünmeden istemek: sokağa çıkma yasağı başlıklı başta olmak üzere bir aç konuda, “büyük şehirlerde 1 milyon kadar insanın açlık sınırı altında olduğunu” dolayısıyla sokağa çıkma yasağının mevcut ekonomik paketle bu insanları ölüme terk edeceğini söylemiştim. Şimdi anlayabilirsiniz umarım.

Kendi Adıma Özür Dilerim

Pazarlardan, çöplerden yemek arayacak kadar yoksul 1 milyon insanın büyükşehirlerde yaşarken aşevleri hesaplarını dondurulması ve sokağa çıkma yasağının bu insanları ölüme mahkûm etmek olduğunu söylememe rağmen; Luppo alan kişiye kızmıştım tabi ki… Fakat işin ardını düşünememişim. Kendi adıma özür diliyorum.

Yıllarca blog üzerinden Türk ve Anadolu kültürünü kaybettiğimizi (yardımlaşma, saygı, iyi niyet vs) anlatırken; tek fotoğraf ile insanları yargılamışız… Aç mısın tok musun, ihtiyacın var mı diye sormak yerine belki bu apartmandaki diğer komşuları dahi bu insanla dalga geçti, biz de dalga geçtik…

Maalesef bu davranışları eleştirsek bile hepimiz bu hale gelmişiz. Görünen bu… Blogda yaptığım gibi bu işin de siyasi, kültürel boyutunu inceleyebilir ve ülkedeki yanlış sistemi ve yanlış insanların yönetemediğini açıklayabilirim ancak biz? Millet olarak kendi değerlerimizi, kendi kültürümüzü kaybetmişiz!

Hepsinden kötüsü şu; yıllarca “cahil insanlara kızmayın, bilmedikleri için böyle davranıyorlar; doğrusunu öğretin” dememe rağmen, bu siyasi blogu açarak insanlara bir şeyler öğretmeye çalşmama rağmen; ben de bu hatayı yapmışım.

İlgili kişiden ve herkesten özür dilerim.

 

Luppo Üreticisinin Yardım Etmesi Gerek

“Şölen işçisi kadınlar: Luppo kadar bizim çalışma koşullarımızı da gündem edin!” [2].

Bu konuda başka bir şey yazmak istemiyorum, bu bir. İkincisi de, bu adam sayesinde, Luppo kaç milyon liralık reklam yapmış oldu? Sosyal medyada herkes konuştu. HERKES!

Bu reklam bütçesi kadar bir parayı bu insanlara yardım olarak dağıtsın en azından. Doğrusu budur.

 

Son Olarak

Maalesef bu süreçten bildiğimiz bir şeyi tekrar öğrendik; kimseyi tek fotoğraf karesi, tek söz, tek davranış ile yargılamayacakmışız. Arkasındaki gerçeği öğrenecekmişiz.

Üzgünüm.

 

düzenleme (alt tarafı ekliyorum)

işin bahanesi diyen var, yalan haber diyen var. Yalanı doğrusunu bahanesini bilemem anlamam. İnsanlığımızı kaybettiğimizin göstergesi olduğu gibi hâlâ işin gerçeğini bilmeden bu şekilde konuşuyorsak; durum daha da kötüdür. O işin yalanı, buna ne diyeceksiniz:

Ne Zaman Değişeceğiz?

Bu son fotoğraf ise, hayvanın bir yıl önceki haliymiş. Başka bir twitter kullanıcısı paylaşmış. Köpek, kendini seven birini bulabilmiş. Peki toplum olarak biz, böyle çocuklara sahip çıkabilecek miyiz?

Maalesef milletimizin durumu kötüye gidiyordu; asansöre binince selam vermiyoruz, kimse doğru düzgün iletişim kuramıyor, şiddet, kutuplaşma, bencillik…. Anadolu insanında ve köylerde yok fakat şehirlerde böyle olmaya başlamıştı.

İnsanlık olarak sömüren-sömürülen bu düzeni destekledik. Her yıl milyonlarca insan yemek, temiz su, ilaç, hastahane, doktor bulamadığı için ölüyorken hiç umursamadık. Doğayı katlettik, doğadaki vahşi hayvanları yakalayıp, para verip izleyeceğimiz yerlere kapattık (evde 2 hafta oturunca canınız sıkıldı!)… Tüm canlılara ve doğaya kötü davrandık. Adaletsizliklere göz yumduk ve sonuç bu!

İyilik, hoşgörü, yardımseverlik TEK KURTULUŞ. İnsanlık olarak bazı şeylerin değişmesi gerekecek. Yoksulluğa, yardıma muhtaç insanları yaratan bu sistemin kesinlikle onarılması ve değişmesi gerek. Bunda “komünizm” gibi bir şey anlamayın. Artık paranın, arabanın, makamın, mevkinin değil; insanlığın, vicdanın, iyiliğin, becerinin, yeteneğin önplana çıktığı ve saygı gördüğü bir sistem gerek.

Bu yazıyı yazdım, birileri yalan haber diyor. Biraz sosyal medyada dolaştım; “komşusu da yardım etseymiş, çok konuşmuş” diyen var. Adam borç vermiş, olay patlayınca “komşu ne oldu hayırdır” diye gidip sormuş ve gerçeği kendince anlatmış. Daha ne yapsın?

Oturduğunuz yerden hâlâ konuşuyorsunuz, ayıp yahu ayıp! Hiçbir şey yapmayıp, üzerine fındık kadar beyninizle millete akıl veriyorsunuz. Bu olayın gerçeğini insanlara duyuranları eleştiriyorsunuz. Gerçekten ayıp. Sizin için insanların cahil, mantıksız, ilkel olması; “açlık ve yoksulluktan”, Cuma günü saçma kriz yönetimi (ya da yönetilmeyişi) nedeniyle pirinç, ekmek, bulgur vs’nin bitmesi ve kısıtlı süre nedeniyle yiyecek en ucuz şeyleri almalarından daha kabul edilebilir değil mi?

Evet, 2023’te uzaya gideceğiz, o kadar süper; her şey süper, her şey mükemmel! Don alacak durumunuz yok, önümüzdeki 4-5 yıl boyunca batacak on binlerce işyeri ve milyonlarca işsiz; büyükşehirlerdeki 1 milyon civarı açlık sınırı altında yaşayan insanlar ve Türkiye’nin %65’inin yoksulluk sınırı altında yaşaması ihtimali falan tamamen uzak.

Millet intihar ediyor, çaresizlikten (para yok, zaman yok, kriz yönetimi yok, marketler boşalmış) Luppo alıyor ama siz çıkıp neredeyse “dış mihraklar” diyeceksiniz, terörist diyeceksiniz. AYIP YA!

Sizler insanlıktan çıkmışsınız, insanlığınızı kaybetmişsiniz. Sizin Türk kültürüyle ve Müslümanlıkla da ilginiz olmadığı gibi; insanlık ile bağınız da kopmuş. Şunun farkında değilsiniz, 5 yıl içinde siz de bu duruma düşebilirsiniz. Sosyal devlet olmanın, Anadolu kültürünün ve Türk olmanın gereği; insanları yardıma muhtaç hale getirmemektir. Bu hale düştüyse yardım etmektir. Müslümanlıkta bu var, Türk kültüründe bu var, insanlığın temelinde bu var. Nasıl bu kadar vicdansız oldunuz anlamıyorum.

Bir tarafta adamı neredeyse terörist ilan edecek kadar cahil, vicdansız ve işe yaramaz kitle,
Diğer tarafta belediyenin “aşevi” hesaplarını dahi bloke ettiren bir devlet.

PES! Gerçekten PES!

Ben Yüce Türk Milletine Güveniyorum

Neyse ki sizin sayınızın az olduğunu biliyorum. Yüce Türk milletinin vicdanı vardır, yüreği geniştir. İnternet ile birlikte bu “keskin” düşünceler önplana çıksa ve basın bunları körüklese de; iyilik, kötülükten daha hızlı ve daha fazla yayılır. Ben buna inanıyorum. Alta koyacağım video sadece bir örnek. Ben, milletimizin yardımsever olduğunu biliyorum. Defalarca gördük. Kendi kültürümüze, kendi tarihimize; kısacası özümüze döneceğiz. Er ya da geç!

Avrupa ve Amerika’da benzer uygulamalar yapılıyor, sosyal deneyler ve sonuçlarını görüyoruz. Ben Türk kültürünü, Türk tarihini ve Türkçeyi aşağılık, bayağı görmüyorum; tam tersine, dünya üzerindeki en zengin kültürdür, en vicdanlı toplum olduğumuzu düşünüyorum. Er ya da geç bu kirli zihniyette törpülenecek.

Şimdi yönetenler yüzünden çeşitli sıkıntılar oluyor ancak er ya da geç Türkiye’de bozuk sistem düzelecek. Ahlaklı, çalışkan, dürüst insanlar başa gelecek ve yolsuzluk, sistemsizlik, kural tanımamazlık bitecek. Er ya da geç, yaşananlardan dolayı güç bulan bu zihniyet, temizlenecek. Buna inancım tam.

Fakat bu kirli zihniyetin sayısının da fazla olduğunu düşünmüyorum. Bir tanesi göze batıyor ve binlerce kişinin önüne geçiyor, daha fazla dikkat çekiyor. Sorun bu. Milletimize güvenin.

 

 

 

[1] Ülkenin gündemine oturan ‘luppo’ olayının iç burkan perde arkası (13 Nisan 2020) https://egeyebakis.com/ulkenin-gundemine-oturan-luppo-olayinin-ic-burkan-perde-arkasi/

[2] Şölen işçisi kadınlar: Luppo kadar bizim çalışma koşullarımızı da gündem edin! (14 Nisan 2020) https://www.evrensel.net/haber/402118/solen-iscisi-kadinlar-luppo-kadar-bizim-calisma-kosullarimizi-da-gundem-edin

Son Değişiklik: 16/04/2020 - 23:05
Kategori: Ekonomi - Genel - Hayat - Politika
Etiketler: , , , ,
%d blogcu bunu beğendi: