Ortalama okuma süresi: 9 dakika

Çok net söylüyorum, müjde ile ilgili yandaş basın gibi coşku hissetmedim. Daha başıdnan işler koptu.

Cumhurbaşkanı diyor ki, “Cuma günü müjde vereceğim”. Reuters haber patlatıyor, “doğalgaz imiş”, Perinçek çıkıp diyor “doğalgaz”, bilmem hangi haber sitesi diyor, “yakın kaynaktan öğrendik doğalgaz”. Daha bir saat geçmeden, Cuma günü açıklanacak müjde açıklandı. Eğer “müjdeyi verin de Cuma gününe hazırlık olsun” denmiyorsa bu nasıl bir disiplinsizliktir?

Devlet sırları da mı böyle saklanıyor?

Davulla Zurnayla Bildiri

Çocuk sünnet edilmiyor, devlet işi var ancak daha ortada fol yok yumurta yok; davulla zurnayla iş bildiriyoruz.

Türk Akımı projesinde konuşmaları izledim. Ya orada, ya Putin’in yıl sonu yaptığı medya görüşmelerinin birinde, çok iyi hatırlıyorum, Putin’in şöyle bir sözü vardı; açıklamayı sonra yapacaktık ancak Erdoğan açıklamak istedi.

Türkler olarak böyle bir yanlışımız var. Putin, daha adım atmadan “ADIM ATACAĞIZ” diye açıklamaz. Adım atar, gerekmiyorsa onu da açıklamaz. Gerekirse, “adım attık” diyor. Hiçbir zaman ABD ve AB için “dış mihrak, bizi bölmek istiyorlar, yok etmek istiyorlar” demedi. Kaldı ki Avrupa’nın Rusya’ya yaptıkları bize yaptıklarından kat kat fazla. Ambargolar, engellemeler…

Putin’in ekibi karşı politika üretiyor. Sert güç, yumuşak güç ne ararsan var. Biz sadece sert güçten anlıyoruz. Sağlam  diplomatlarımız var, uluslararası hukukçu konusunda emin değilim ancak Erdoğan’ın dış politika üretecek; Avrupa ve Amerika’ya, Rusya’ya, Araplara karşı “askeri güç yokmuş gibi” politika üretip alt edebilecek ekibi var mı şüpheliyim.

Eyy, heyy, hüyttt, Amariga, İsrayıll, bana bakkk şşşttt demek yerine; Putin gibi “dost ve müttefiklerimiz, partnerlerimiz”, “dialog, barış, sevgi pıtırcığı” dedikten sonra adımlarda yine yaptıklarımız uygulanabilir. Bizim en büyük hatamız burada.

İş Sonuca Bağlanmadan Açıklanırsa

Her yıl, özellikle her seçimden önce müjde haberleri geliyor. MÜJDE MÜJDE MÜJDE… Bizim ahilinin “bug”ını buldular. En temel politik teorileri bile bilmiyorken, gazete manşetlerini okuyup; içeriğini bile okumadan manşetlerdeki sloganları papağan gibi tekrarladığında politika konuştuğunu düşünen bir kitle var Türkiye’de.

AKP’li demiyorum sadece, maalesef CHP’lisi de böyle, MHP’lisi de böyle, HDP’lisi de böyle… Seçmenin çoğunluğu böyle.

**

2009, 2011, 2014 seçimlerinde de bol bol “yerli uçağımız göklerde, yerli otomobil yapıyoruz, yerli yerli yerli” diye boy boy fotoğraf verdiler.

Bir sürü haber sitesinde görebilirsinzi (burada verdikten sonra bazıları birer birer siliniyor ama neyse), “yerli araba 2019’da yollarda olacak” dendi [1]. Sonuç olarak 2016’da İsveçli batık Saab grubundan alınan model ve patentler yani 40 milyon Euro ki günümüz parasıyla 3,5 milyar TL çöp oldu [2].

Tabii bunları söyleyince AKP’lilerin en iyi yaptığı şey gibi bunalrı da kıvırıyorlar, “ama çöp değil, orada edinilen deneyim, TOGG üzerinde kullanılacak” diye sıyrılacaklar eminim. Oysa 21. yüzyılın Devrim arabası EVT S1 konusunda yazdım; bir tanesi bitmiş, bir tanesi yarım olan iki prototipli, yerli ve spor arabaydı ki, resimlerini ve videolarını görünce; “bu haliyle bile çıksa, param olsa alırım” demiştim.

**

Her şey çok güzel değli mi? Peki ne oldu? Detayını konuda anlattım ancak projede çalışan birisinin mail ile açıklaması ve internet sitesinde yazdığı yazıdan bir bölümünü ekleyeyim, ne olduğunu görün:

Projeye başladıktan 3buçuk sene sonra tüm maddi zorluklara, tüm yönetimsel ve teknik sıkıntılara rağmen ekip 1.prototipi tamamlamış ve halkın beğenisine sunmuştur. Ayrıca 2.prototip yürür hale getirilmiş, sadece montajı ve boyanması kalmıştır. Ancak 2015-2016 yılbaşı arifesinde Hacettepe üniversitesinde rektörlük seçimi yapılmış ve rektör değişmiştir. Gerek yeni rektörün projeye sıcak bakmaması, gerekse eski yönetimde haklarında terör örgütü üyesi olmak kadar ağır suçları içeren çalışanların olduğu iddiaları (sadece duyumlar ve ve medya bilgisidir) sebebiyle 2016 Ocak itibariyle EVT firmasının tüm faaliyetleri durdurulmuştur. Ayrıca bu gibi kapsamlı sanayi hamlelerinde gerekli olan devlet desteği bir türlü sağlanamamıştır.

**

tıpkı Devrim arbaları gibi bu da çöp. Yani deneyim istiyorsanız 40 milyonu SAAB’a harcamak yerine, atadığınız rektörün iptal ettiği EVT S1 projesinde çalışan çocuklarla veya bir çok üniversitede elektrikli araç üreten bir çok öğrenciye kadar müracaat edilebilir ve yararlanılabilirdi. Türkiye’de bitmeye ve seri üretime en çok yaklaşan araç EVT S1 olabilir.

Ya Diğer Projeler?

Altay tank projesi vardı mesele ne oldu o iş? Komplo teorisine girmesin diye projenin kimlerden alındığı, projeyi üstlenenlerden kimin “kalp krizi” geçirdiğini falan anlatmayacağım. Ancak 2015’te şöyle bir haber vardı:

Ne oldu bizim Altay’a? Seri üretime geçilecekti?

“5 büyük ayile, Amariga, Almaanya, İsrayıl” izin vermiyor mu? İngiltere firmaları var. Uçak motoru üreten, tank motoru üreten firmaları var. Ortak çalışma yapmak istiyor. İlla her şeyi biz yapacağız diye kural yok, birlikte projeler geliştirilebilir. DAVUL ZURNA İLE BİLDİRMEDEN motor projesini yine geliştirin fakat hızlı hareket etmek ve hızlı üretim için İngiltere, Almanya gibi ülkelerle tank motoru için işbirliğine gidilebilir. Anlaşmalar önemli burada…

Müjdeden Çok Tepkiler İlginç

Projeler uzatılabilir, ancak müjde verildikten sonra gelen tepkiler ilginç.

Meseja Hazine ve Maliye Bakanı’mız diyor ki [3]:

Bugünkü keşif ve potansiyellerle birlikte, ülkemizin gündeminden “cari açık” konusunu kaldırıyoruz.

Döviz ve cari fazlasını konuşacağımız yeni bir sürece giriyoruz.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez [8]:

Bugün ülkemiz için tarihi bir dönüm noktasındayız, yeni dönemde odaklanacağımız esas konu petrol ve doğalgaz olacak

(bu arada TGRT editörleri,  tekli kesme işaretinin (‘alıntı’) alıntıda kullanılmayacağını, çift (“alıntı”) kullanılacağını bilmiyormuş, Dönmez”den önemli bilgiler diye çifti de böyle kullanırlar)

Bir diğer muhrem AKP destekçisi diyor ki (hem de gaza gelmiş, elini sallaya sallaya):

2023’te doğalgaza para vermeyeceğiz

**

Türkiye Cumhuriyeti’nin rejimi sosyalizm değil. Dolayısıyla hiçbir şeyi bedavadan alamazsın. Burası Kaddafi Libya’sı da değil. Türkiye Cumhuriyeti’nde 5 milyona yakın devlet memuru ve 8,5 milyon emekli maaşı alan insan bulunuyor. Dolayısıyla 13 milyon kadar insan her ay para bekliyor. Bakanlık ve devlet kurumları giderlerini falan saymadım.

Bilmem ne özel kalemi bile AUDI’ye, Mercedes’e biniyor çünkü Toyota Hibrit halt etmiş, Türkiye’de üretilip satılan araçlar halt etmiş; biz AUDI’ye bineriz, bizi kıskanırlar, itibardan tasarruf olmaz… Böyle diye diye devlet küçülmek yerine büyüdü.

Dolayısıyla 2023’te doğalgazı bedava alma hayallerini unutun. Şanlıurfa’daki kaçak elektriğin parasını İstanbul’daki ödüyor. Limonata ve meyve suyundan özel tüketim vergisi alınyıor [4], Mercedes2in en düşük serisi A Class alayım dersen vergi tablosu alttaki gibi:

Bir devlete bir kendine… Dolayısıyla bu kadar memur, emekli varken; devlet bu kadar hantallanmış ve sosyalizmdeki devlet yapısına bürünmüşken vergiler düşmediği gibi artar, doğalgazı falan da öyle bedavadan bulamazsın.

 

Sonuç: Doğalgaza Sevinmeyelim Mi?

E tabii ki doğalgaz bulabilmek, Türkiye için iyi bir haber. Fakat 2 gün bekletecek MÜJDE diye açıklanacak bir şey miydi bilemiyorum. Cari açık bitecek diyebileceğimiz bir şey mi? Sanmıyorum. Şunları da unutmamak gerek [5]:

  • Hürriyet: Akçakoca’da doğalgaz bulundu (9 Eylül 2004)
  • DHA: Akçakoca’da doğalgazdan sonra petrol umudu (26 Kasım 2006)
  • AA: Karadeniz doğal gazı devreye girdi (20 Mayıs 2007)
  • Sabah: Karadeniz’de petrol ağa takıldı (26 Ağustos 2007)
  • Sabah: Sakarya’da doğalgaz bulundu (15 Mayıs 2009)
  • AA: Yeni doğalgaz rezervi bulundu (17 Haziran 2010) (Batı Karadeniz)
  • AA: TPAO’dan sevindiren Akçakoca açıklaması (29 Mart 2011)
  • Bakan Yıldız: Petrol bulduk ama çıkaramıyoruz (25 Ağustos 2012) (terör nedeniyle)
  • Milliyet: Karadeniz, petrol ve doğalgazda yeni merkez (10 Mart 2013)
  • Bakan Dönmez: Akçakoca’da bir doğalgaz keşfi oldu (29 Haziran 2020)

Geçen yıl başlık olarak atılan “Türkiye enerji bağımlılığından kurtuluyor! Büyük doğal gaz rezervi bulundu” başlıklı haberde “20 trilyon metreküp olduğu tahmin ediliyor [6]” deniliyordu. Sonradan “20 milyon metreküp gazın sırrı çözldü [7]” dediler. Neymiş sır?

Bölgede sondaj yapan Kanadalı Valeura kaynakları, 20 trilyon “tcf” doğalgaz olabileceği tahminini dile getirdi. ABD sisteminde kullanılan bu birim, “kübik feet” anlamına geliyor. Metreküpe çevrildiğinde 500-550 milyar metreküp anlamına geliyor.

Açıklama böyle.

Kişisel Düşüncem

AKP, ekonomik anlamda bitti. Özelleştirebileceği fazla bir şey kalmadı; bir sürü dolar bazlı güvenceler var (köprüler vs), 4,6 milyon memur, 8,5 milyon emekliye bakacak her ay… Dolayısıyla yeni ekonomik gelir gerekiyordu. Dış politika anlamında her ne kadar yumuşak güç ve karşı politika üretemese de, sert gücü kullanacak önemli adımlar attı (bu konudaki danışmanlarının gayet iyi olduğu anlaşılıyor); Libya ve şimdi Akdeniz’de enerji için uğraşılıyor. Türkiye, enerji merkezi olma yolunda projeler yaptı.

TANAP, Türk Akımı gibi bir çok önemli proje bunlara örnek. Bunlarla birlikte 10 yıl kadar önce, Düzce Akçakoca’ya gittiğimde orada platformlar görmüştüm, ne olduklarını sorunca doğalgaz demişlerdi. Türkiye’nin enerji hamleleri daha önemli.

Ne demek istiyorum?
Yani bulunan bilmem kaç metreküpten çok, şu an gemilerimizin olması ve Karadeniz’de, Akdeniz’de ve gelecekte Ege’de enerji arayışımız; muhtemelen Türkiye’nin Doğusu ve bir çok bölgede enerji arayacak olmamızı düşününce beni heyecanlandıran bu. Yani evden tatil yoluna çıktığımız için seviniyorum, geçtiğimiz her km bildiren tabelaya sevinmiyorum.

2 gün bekletilip, müjde olarak açıklayacak ne vardı bunu da anlamakta güçlük çektim. Gerçi çoğunuz Erdoğan fazlasıyla garantici bir insandır. Muhalefetin ve muhaliflerin bile bu konuda Erdoğan’a hakkını vermesi gerekir. Diğer her şeyi bir kenara bırakırsak; kazanacağını bildiğinde seçime girer, anketlere bakar, iyi pazarlık yapar vs. Dolayısıyla bir şeyi kesinleştirmek mi istedi bilmiyorum ancak bana göre tamamen gündem ile ilgili. Şimdi 1-2 hafta konuşacağız ve hatta “e tamam ne var bunda” denilenler hain bile ilan edilebilir.

 

Sadece Doğalgaz ile Olmuyor

Bu aralar muhalefete de biraz yüklendim ancak düşündüğümüzde; basın özgürlüğü, güçler ayrılığı, kişisel hak ve özgürlükler, demokrasi indeksi gibi bir çok konuda Türkiye basamak basamak düşerken muhalefetin etkinliği olan mecliste, “kabineyi denetleme” yetkisi referandum ile elinden alınmışken tabii ki etkin olmasını beklemek biraz hayal.

Özgür Demirtaş dedi ki, petrol bile çıksa ne olacak, Venezüela’da bilmem ne kadar petrol bir Damak Çikolata etmiyor. Millet linç etti. Çünkü dünyadan bihaberler, gerçeklerden bihaberler. Oysa Demirtaş’ın sözleri bir gerçeğe dayanıyor:

**

Demek istenilen şu; demorkasi yoksa demokratik kavramlar yoksa, istediğin kadar petrol ve doğalgaz bul yine ülke düzelmez.

Kaldı ki haklı. Barış, özgürlükler, hukukun üstünlüğü, denge ve denetleme, güçler ayrılığı, kişisel hak ve özgürlükler yoksa; sadece meclis hükumeti değil, devlet halkı denetleyip cezai işlem uygulamıyorsa, o ülkede hiçbir şey yolunda gitmez.

Bakan çıkıp, “ülkede bir profesör de Beypazarı sodası etmiyor” gibi saçma sapan bir laf söyledi. Yani AKP’lilerin temel problemi bu; bilimsel düşünmekten aciz, sorgulamaktan aciz, dünyadaki gelişmelerden bihaber insanlar. Özgür Demirtaş’ın söylediğini yukarıdaki video ile kanıtlayabiliriz ancak bakan sadece boş konuşmuş.

Bu ülkede ifade özgürlüğü ve bağımsız hukuk olsa, bir bakanın ne etmediğini de söylerdim ancak bu nedenle başka bir dava ile uğraşmak istemiyorum.

 

Gerçek Müjde Nasıl Olurdu?

Zaten 2015’te “ekonomik kriz yaklaşıyor” diye uyardığım ve 2016’da “2017-2018 Türk ekonomik krizi” başlığında nedenlerini anlattığım durum sonucunda ekonomimiz büyük bir bunalıma girmeye başlamıştı. Covid 19 salgını tuzu biberi oldu.

Küçük esnaf zorda, bir ton vergi alınıyor. Üretim yapmaya çalışıyoruz, İSTOÇ’ta normalde ithal ürün getiren ancak üretmeye çalışan adamın dediği gibi: “üretim yapalım dedik ancak başlayamadık, aylardır boğuşuyoruz“.

Vatanseverlik yaptık, istihdam üretelim dedik, bu ülkede ilaç arge firması açtık ve üretim için uğraşıyoruz ancak 2015’te açıldıktan sonra 2016’da kalkışma, sonra 1,5 yıl OHAL nedeniyle TÜBİTAK projelerinin çıkmaması, sonra reddi ve aynı projenin, aynı proforma ve kaynaklarla sadece ilaç ismi değişerek başkası tarafından alınması, teknoloji geliştirme bölgesinde OSB’ye göre 3 kat giderimiz olması (elektrik, su, işletme, kira) ve bu nedenle taşınmamız ve taşındıktan sonra salgın patlaması gibi bir sürü şeyle uğraştık. Bu sırada 100-150 milyonun bakanlık tarafından kimlere ne saçma şekilde verildiğini de gördük. Şimdi o projelerin çoğu patladı ve şirketlerin kapanacağı konuşuluyor.

Yani vatanseverlik yapıp burada açmak yerine Bulgaristan’a bile gitsek, durum bambaşka olurdu. Hele ABD’de, işi gücü bırakıp yatırımın için yardımcı oluyorlar. Yeter ki gel, arge projesi başlat. Türkiye’de ise “ya bizi uğraştırma” mantığı var. Devlette böyle bir kafa var. Bu yüzden bizi uğraştırıyorlar. Üretime başlarsak, en az 3 kişi istihdam edeceğiz. Büyüyeceğiz, büyüdükçe dahası gelecek. Bunun yanında pazarlaması, satışı için başka insanlar daha… Peki durum ne? Bürokrasi ve para vermekten üretime başlayamıyorsun.

Trump, iş dünyasının ayağına dolanan bir sürü saçma yönetmeliği (243 bin sayfa) böyle bitirdi.

Peki gerçek müjde?

Erdoğan çıkıp deseydi ki:

  • Bakkal, lokanta, fırın vb gibi yerlerden 6 ay vergi alınmayacak
  • Faturalar 3 ay ertelenecek
  • Üretim ve yatırım için en az 5 kişi istihdam edecek KOBİ’lerden 1 (ya da 2) yıl vergi alınmayacak

vb gibi bir çok şeyi sıralayıp; küçük ve orta boy işletmeciyi, yatırımcıyı, girişimciyi teşvik etseydi, bu gerçek bir müjde olurdu. İşsizlik azalır, çarklar dönerdi. Fakat dediğim gibi, “13 milyon civarında memur+emekliyi kim, nasıl bakacak?”…

Bunları söylemek yerine 2023’te çıkaracağız denilen ancak 2025’e kadar bile sarkabilecek ve daha önce defalarca müjdesi verilmiş doğalgaz kaynağını 2 gün bekletip müjde olarak verdi.

**

Küçük esnafı ve girişimciyi, üretici neden desteklemek gerek, asgari ücret üzerinden Cem Toker çok iyi anlatmış, ben daha iyisini anlatamam:

*

 

Kaynaklar

[1] Yerli otomobil 2019 yılının Mart ayında yollarda olacak (2 Şubat 2017). https://www.sabah.com.tr/ekonomi/2017/02/02/yerli-otomobil-2019-yilinin-mart-ayinda-yollarda-olacak

[2] 40 milyon Euro yerli otomobil ile çöp oldu (3 Kasım 2017). https://www.yenicaggazetesi.com.tr/40-milyon-euro-yerli-otomobil-ile-cop-oldu-176345h.htm

[3] Berat Albayrak (BeratAlbayrak). Tweet, ÖS 4:38, 21 Ağu 2020, https://twitter.com/BeratAlbayrak/status/1296803778562347008?s=20

[4] Limonata ve meyve suyuna ÖTV geldi. https://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/limonata-ve-meyve-suyuna-otv-geldi-40648173

[5] Bulunan ama daha sonra haber alınamayan doğalgaz ve petrol rezervleri… https://www.birgun.net/haber/bulunan-ama-daha-sonra-haber-alinamayan-dogalgaz-ve-petrol-rezervleri-312804

[6] Türkiye enerji bağımlılığından kurtuluyor! Büyük doğal gaz rezervi bulundu (3 Mayıs 2020). https://www.yeniakit.com.tr/haber/turkiye-enerji-bagimliligindan-kurtuluyor-buyuk-dogal-gaz-rezervi-bulundu-737195.html

[7] Trakya’daki 20 trilyon metreküp doğalgazın sırrı çözüldü (8 Mayıs 2020). https://www.haberturk.com/son-dakika-trakya-daki-20-trilyon-metrekup-dogalgazin-sirri-cozuldu-2455642-ekonomi

[8] Bakan Dönmez, ‘Bugün ülkemiz için tarihi bir dönüm noktasındayız’ (21 Ağustos 2020). https://www.tgrthaber.com.tr/politika/bakan-donmez-bugun-ulkemiz-icin-tarihi-bir-donum-noktasindayiz-2734240

Son Değişiklik: 22/08/2020 - 08:46
Kategori: Ekonomi - Genel - Hayat - Politika