Yine uyuyamadığım bir gecede, yazı yazayım dedim. Aslında 4-5 konu birikti ve böyle bir konuyu açmak, aklımın ucundan geçmiyordu. Fakat Netflix’te “inside bill’s brain” belgeselinin 3. bölümünü de izlemeye karar verdim ve Bill Gates’in bilmediğim bir projesi olan (daha doğrusu desteklediği ve daha farklı tanımlanabilir ancak Bill Gates’in emekleri ile ortaya çıkan) TerraPower projesini izledim.

Akkuyu’dan beri, nükleer enerji konusunda bir sürü şeyi araştırmaya çalıştım. Üzerine Japonya, üzerine Çernobil belgeseli… Derken elektrikli araç ortaya çıktı ve buradaki konumda yeğenimin hocasının elektrikli araca karşı duruşu ile ilgili yazı yazmıştım. Muharrem İnce’nin en son katıldığı programda “elektrikli araçlar da çevreyi kirletiyor” düşüncelerini duyduktan sonra tabi ki Türkiye’ye ve Türk insanına özgü bazı rahatsız edici gerçekleri de tekrar hatırladım.

Bütün bunların sonunda, nükleer enerji ile ilgili bir yazı yazmam gerekiyor. Neden nükleer enerji, nükleer enerji nasıl çalışır ve Bill Gates’in formülü nedir başlıkları olacak.

 

Türk Milletinin Kutuplaşmaya Aç Olması

Bu başlıklardan hemen önce, ufak başlık olarak bunu açmam gerekiyor. Herhangi bir konu, dünya üzerindeki en saçma herhangi bir konuyu alın; Türk milletinin önüne koyun, ardından kutuplaşma hızına hayran olun… Bazen Facebook, Twitter, Instagram ve Youtube yorumlarının Türklere kapatılmasının doğru karar olacağını düşünüyorum.

Herhangi bir konuda, her şeyi bildiğimizi sanma gibi bir hastalığımız var. Başkalarıyla siyaset nasıl konuşulmalı? başlıklı yazımda ve ara ara bir çok konuda belirttiğim üzere bir “bilim” olan siyasetten başlayın, nükleer enerjiye kadar herkes her şeyi konuşuyor.

Desteklediği lider ve parti ile okuduğu/izlediği medya kuruluşları X konusuna karşı ise kendisi de karşı; destekliyorsa, kendisi de destekliyor. Kim bu? Türkiye’deki ortalama birisi.

Nükleere karşıyım diyor ya da destekliyorum diyor; neden diyorum, cevap yok. Elle tutulur hiçbir cevap yok. Sadece temel şeyler. Karşılarına istatistik ve verilerle gidince, umursamıyorlar yine kabullenmiyorlar.

Youtube kanalımda en çok tartışma alan konulardan birisi “aslan ve kaplan kıyaslaması” ile ilgili bir video. Başlığı “Kaplan ormana gelene kadar kral, aslandır”. Video burada. Tartışmalar felaket… En sevdiğim hayvan kaplan idi. Kaplana karşı özel bir hayranlığım var ve bazı bilimsel özelliklerini de biliyorum bu ilgiden dolayı. Aslandan daha çevik, aslandan daha güçlü olduğunu fark ettiğimde; bununla ilgili bir video yaptım. Youtube kanalına bir şeyler eklemek ve video düzenleyiciyi öğrenmek için yaptığım videolardan birisiydi. Fakat kaplanın, aslandan daha çevik ve güçlü (ve dayanıklı) olduğuna dair bilimsel kıyaslamayı tabi ki videolar ile ekledim. Altında birbirine girenleri bir görseniz… Birbirlerine ana bacı sövüyorlar (bu yorumları genelde siliyorum). Yahu nedir bu kadar küfür ederek birbirinize girdiğiniz durum? Varsa elinde bilimsel veri yaz, araştırma varsa paylaş. Sen kaplan ya da aslanı seviyorsun diye; bilimsel gerçekleri mi gözardı edelim?

Bunların yanında “ama bak burada görsel var, aslan kaplanı dövüyor” diyenler de var. Yahu arkadaşım, bilimsel gerçekler böyle işlemez. Madeni parayı havaya attığında %50 yazı, %50 tura gelme şansı vardır. 2 kez attın, ikisinde de yazı geldi diye bu olasılık değişmez. Fakat bir milyon, beş milyon hatta bir milyar kez atarsan; sonuçlara baktığında yaklaşık olarak yarı yarıya olduğunu göreceksiniz. Bu basit bilimsel düşünceden bile aciz nesilleri ortaya çıkarttı mükemmel eğitim sistemimiz! Bilimsel düşünceden yoksun, sorgulayamayan insanları. Tebrikler!

**

Bir partiyi, hayvanı, futbol takımını veya herhangi bir şeyi seviyorsunuz diye “taraftar gibi” her koşulda destekleyip, diğerlerini karalamanın alemi yok. Nükleer konuda da bu böyle!

 

Neden Nükleer Enerji?

Bunu söylemek için önce bazı şeyleri bilmemiz gerekiyor: temiz enerji…

Temiz Enerji Nedir?

Google’a bu soruyu yazdığında, bir sürü tanım göreceksiniz. Kabaca:

  • Yenilenebilir
  • Atmosferi kirletmeyen (sera gazı, karbonmonoksit vs)
  • Çevreye zarar vermeyen

şeklinde tanımlanabilir.

Yenilenebilir: Doğadaki kaynaklardan temin edilen ve ikame yani yerine konulabilen anlamındadır. Fosil yakıtlar (kömür, petrol gibi), yenilenebilir değildir. Fosil yakıtlar, milyonlarca yılda oluşur. Canlılar öldükten sonra, oksijensiz ortamda oluşan ve (buraya dikkat) milyonlarca yıl gereken bir süreç.

Atmosferi kirletmeyen: Şunu kabul etmek gerekir ki “doğaya zararsız” bir şeye henüz ulaşamayacağız. İnsanlar çoğaldıkça, yiyecek ihtiyacı artıyor. Hepimiz vegan olsak, tarlalar yetmeyecek (ki şimdi bile toprağa fazlasıyla yükleniyoruz). Verimlilik açısından et yemek uygun çözüm gibi (insani boyutu felaket) fakat hayvanlar bitkilere ihtiyaç duyuyor. Ne kadar fazla insan, o kadar fazla hayvan. İnekler yellendiklerinde ve geğirdiklerinde metan gazı çıkartıyor. Bir ineğin 100-200 litre kadar metan gazı çıkarttığını ve karbondiyoksitten 23 kat fazla olduğunu düşünürsek ciddi bir sonuç. Dünyada yaklaşık 1,5 milyar inek var imiş. Bu bilgileri Bill&Melinda Gates veriyor [1]. Vakıfları, bu konu ve insanlık için yaptıklarına bakınca bilgilerine güvenmek gerek ve tarım faaliyetlerinin (ve hayvancılık), sera gazlarına etkisinin %24 olduğunu söylüyorlar.

Öte yandan Amerikan Çevre Koruma Ajansına göre [2] sera gazlarının nedenleri şöyle: %29 ulaşım, %28 elektrik, %22 sanayi %12 konut, %9 tarım. Gördüğünüz üzere küresel ısınmanın en önemli nedenlerinden biri (ve belki en önemli nedeni) olan sera gazları, araçlardan olduğu kadar elektrikten ve tarımdan geliyor.

Çevreye zarar vermeyen: çevreye zarar vermemesi ne demek? Sadece atmosfer vb değil, atıklarıyla toprağı, suyu, havayı kirletmemesi de önemlidir. İlerleyen satırlarda (kömür santralleri ile ilgili bölümde) nedenini anlayacaksınız.

**

 

Neden Nükleer Enerji?

Enerjiye ihtiyacımız var. Enerji üretirken yaşadığımız gezegeni bitirecek, biz dahil canlıları ve dünyayı zehirleyecek bir yol seçmemek önemlidir. Türkiye’deki enerji üretimine baktığımızda:

Yukarıda görebileceğiniz üzere doğalgaz ve kömür yaklaşık %63’ünü oluşturmakta. Yenilenebilir denilen hidrolik HES’lerden geliyor. Karşı olduğumuz HES’ler… Neden?

 

 

Hem yapımı sırasında bölgeye zarar veriyorlar, hem de HES sonrasında ırmaktan geçen su miktarı azaldığı için uzun süreçte çevreye zarar veriliyor. Tabi siyanür ile altın aramaya izin verilen ve buna göz yumulan bir ülkede ırmaktan daha az suyun geçmesi sanıyorum pek bir şey ifade etmeyecek.

 

Nükleer Temiz Enerjidir

 

Temiz olması ne demek? Atmosfere bıraktığı gazlara, doğaya verdiği zarara bakarsınız. Petrol, kömür, doğal gaz vb gibi durumla karşılaştırıldığında; nükleer enerji kesinlikle tercih sebebi olur. Hatta yukarıdaki görselde, güneş panelleri ve aynalı güneş santralinden bile iyi konumda olduğu görülüyor.

Bunun gibi bir sürü araştırma, bir sürü kaynak var. Gerçekten objektif bir şekilde baktığınızda nükleer enerjinin çok çok çok daha temiz olduğunu göreceksiniz.

 

Kömür Santralleri Yılda 800 Bin Kişiyi Öldürüyor

Bill Gates ile ilgili belgeselde geçen sayı bu idi. Dedim ki yok canım değildir. Forbes’ta bir yazı okudum [3] ve yazının başlığını vermem yeterli olabilir: kirlilik, diğer her şeyden fazla insan öldürüyor diyor.

Türkiye’de yılda yaklaşık 6-7 bin kişi trafik kazalarında ölüyor, 300 bin kişi yaralanıyor. Kazaların %90’ı insan kaynaklı. Bununla ilgili hiçbir önlem alınmıyor. Herkes normalleştirmiş. Ayrıca, dünyada (hatta tekrarlayayım) dünyada olan uçak kazalarında ölen sayısı 2019’da 257 idi [4]. Çoğu insanın uçak korkusu vardır, fakat araba korkusu yok. Neden? Çünkü gereklilik.

İşte enerji ve kirlilik nedeniyle bu kadar ölüm olurken insanların sessiz kalmasının ve tepki göstermesinin nedeni bu sanırım, “gereklilik” diyorlar.

**

Buraya kadar okurken aklınıza, “nükleer kaza” riski gelmiş olabilir. Bill Gates bölümüne sakladım.

 

 

Nükleer Enerji Nasıl Elde Edilir?

Bu konuların uzmanı değilim. Sadece basit araştırmalar yapıyorum. Bu nedenle oldukça basit vereceğim.

Nükleer enerjinin kaynağı, zenginleştirilmiş uranyumdur. Kontrollü hücrelerde, uranyum atomlarına nötron fırlatılır ve çekirdekler parçalanır. Parçalanan nötronlar, diğer atomlara da şarapnel gibi fırlar, zincirleme bir süreç başlar. Eğer bu süreç kontrolsüz ve hızlı olursa, atom bombası olur. Nükleer santrallerde ise bordan yapılma kontrol çubukları olur.

Peki bu süreçte enerji nasıl üretiliyor?

Enerjinin en iğrenç yanı (termodinamik!!!), ısıdır. İçten yanmalı motorların verimsiz olmasının nedeni budur, sürtünme ve dolayısıyla ısı. Fakat nükleer santrallerde de bunu olumlu tarafa çekmişler. Bu parçalanma sürecinde ısı açığa çıkıyor (atomlar sağa sola çarptıkça ve parçalanma ile birlikte ısı açığa çıkar). Su eklediğinizde buhar olacak ve buhar, tribünleri döndürecek ve böylece elektrik üretilecektir.

Bu atom parçalama, bor çubuklarının hücreye sokulması ile yavaşlatılıyor ve kontrol altına alınıyor. Peki burada sorun olursa? Su ile soğutuluyor. Su pompalanıyor. Elektrik kesilirse diye jenaratör var, yedek pompalar var… Çernobil’i izleyenlerin bileceği durumlar…

Peki ya jenaratör devreye girmezse? İşte Japonya’da bu oldu, tusunami, jenaratörleri vurdu. Sonrası malûmunuz.

 

Nükleer Kazalar Nedeniyle Ölenlerin Sayısı

Çernobil Nükleer Santralı kazasında Birleşmiş Milletler Atom Radyasyonu Etkileri Bilimsel Komitesine (United Nations Scientific Committee on the Effects of Atomic Radiation) göre 4000–5000 kişi ölmüş [5].

Aynı haberde 7,5 milyon kişi “etkilendi” yazıyor (yer değiştirme dahil). Fakat yapılan çalışma ve araştırmalarda yüksek sonuç olarak 60 bin civarında insanın öldüğü söyleniyor (Çernobil) [6]. Fairlie & Sumner şeklinde bakarsanız araştırmaya ulaşacaksınız, Dünya Sağlık Örgütü bağlantısı var. Bulamazsanız Google Schoolar, ulaşamazsanız sci-hub..

**

Kömür santrallerinden kaynaklı ölümlerin yanında (yılda 800 bin olan!), bence oldukça makûl. Fakat nükleer bombadan kaynaklı bir önyargı var. Akşam kafasının yanında telefon ile uyuyan insan, “ama radyasyon var” diyor… Uçak tehlikeli diyen insan, günde 3-4 saat trafikte… Bu işler böyle.

 

Bill Gates ve TerraPower (AKKUYU?)

Tabi ki nükleer santrallerin diğer enerji kaynaklarına göre uygun olması, bu kazaları ve ölümleri, riskleri kabulleneceğimiz anlamına gelmiyor. Fakat bununla ilgili bir şeyler yapan BİRİLERİ var.

Zenginleştirilmiş uranyum, santralde kullanılıyor. Sıkıntı şu, verimliliğin %10 olması. %90’ı depolanıyor. Ne yapılıyor? Hiç.. 700 tonu, Paducah Kentucky’de imiş:

**

TerraPower’ın bulduğu çözümle, bu “atık” konumdaki uranyum tekrar kullanılabilecek ve buradaki depolanmış atıklar, ABD’ye 125 yıl yetecek elektriği sağlayabilirmiş. Yani Bill Gates ve TerraPower’ın ilk güzelliği burada.

İkinci bölüm nedir?

İkinci nokta şu, soğutmak için su değil metal kullanılıyor. Metalin erimesi için yüksek miktarda ısı gerekiyor diyor Nathan Myhrvold. Dolayısıyla elektriklerin kesilmesi, deprem, tsunami, uçak kazaları vb gibi her duruma karşı dayanabilecek bir nükleer santral geliştirdiklerini ve bunu süperbilgisayarlar ile test ettiklerini söylüyorlar.

Çernobil’deki nükleer tesis 1940’lı yılların teknolojilerine göre kurulmuş. Şimdi ise bilgisayar çağındayız, her şeyin hesaplanabildiği, simülasyona sokulabildiği bir çağdayız. Böyle bir çağda yenilikçi yaklaşımlar başarılı olacaktır.

Bill Gates, nükleer tesisleri yapmak için Çin ile anlaşıyor ama ABD-Çin arasında ticaret savaşı başladığından, iş sıkıntıya girmiş. Fakat bu kriz çözüldü. Önümüzdeki bir kaç yılda santral yapılacaktır.

TerraPower hakkındaki bulabildiğim tek Türkçe haber: Nükleer atıktan 800 yıl boyunca elektrik üretimi (sabah).

 

Akkuyu Ne Durumda?

Akkuyu’nun teknoloji nedir? Hâlâ 1970-1980’li yıllardan kalma teknolojiler mi var yoksa bırakın 2000’lerin başını, 100-150 yıl dayanacak teknoloji mevcut mu?

Amerika’da 60 kadar nükleer tesis var. Çernobil’i yapan (ki Çernobil’de mühendislik ve inşa ile ilgili sıkıntı var, çalışanların hatalarını kapatamıyor) firmaya yaptırmamış olsaydık Akkuyu konusunda içim biraz daha rahat olabilirdi.

Akkuyu açıldıktan sonra askerlerin yönetmesi gerektiğini düşünüyorum. Askeri sistem ve disiplin ŞART!

 

 

Sonuç Olarak

İlk yatırım maliyeti, işletme maliyeti, yük (alan vs) ve tabi ki ÇEVRE konusunda nükleer enerji gayet makul bir seçenek. Fakat TerraPower’ın geliştirdiği gibi düzgün bir mühendislik ŞART, askeri disiplin ŞART.

Gece yarısını biraz geçe başladım ve saat 2.30 oldu, sabah erken kalkacağım. Hatalar, dikkatsizlikler olmuş olabilir. Fakat bunca süredir hâlâ aklımda olan bir şey var; sadece kömüre bağlı ölümler her yıl neredeyse bir milyon kadar iken, diğer kaynaklar ve şartlar göz önüne alındığında çevresel kirlilik (ırmaklara şirketlerin atıkları gibi daha ne sorunlar) nedeniyle milyonlarca insanın ölmesi…

Gerçekten bir şeyler yapılmalı ancak TerraPower’ı konu edinmeyen bir basın var, her yıl  7 bin kişinin ölümünü göz ardı eden bir zihniyet var… Üstelik her şeyi bildiğini düşünen ancak gazete manşetleri ve sevdiği politikacıya ve partiye taraftarlık yapan bir toplum var..

Bazı şeylerin gerçekten değişmesi gerek..

 

Kaynaklar

Tüm kaynaklara 20 Ocak 2020 tarihinde erişilmiştir

[1] Bill Gates: İneklerin çıkardığı gazlar, dünyanın en büyük sorunlarından biri
(18 Şubat 2019). BBC. https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-47280483

[2] Sources of Greenhouse Gas Emissions. EPA. https://www.epa.gov/ghgemissions/sources-greenhouse-gas-emissions

[3] Conca, James. Pollution Kills More People Than Anything Else (7 Kasım 2017). Forbes. https://www.forbes.com/sites/jamesconca/2017/11/07/pollution-kills-more-people-than-anything-else/

[4] 2019’da büyük uçak kazalarında ölenlerin sayısı yüzde 50 azaldı
(2 Ocak 2020). BBC. https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-50969250

[5] ÇERNOBİL’DE KAÇ KİŞİ ÖLDÜ
(26 Nisan 2012). Oda TV. https://odatv.com/cernobilde-kac-kisi-oldu-2604121200.html

[6] Estimated number of deaths from the Chernobyl nuclear disaster. https://ourworldindata.org/what-was-the-death-toll-from-chernobyl-and-fukushima

 

%d blogcu bunu beğendi: