Neden bilmiyorum fakat blogu yazmaya başladığımdam ve insanlarla konuşmaya başladığımdan beri sürekli olarak muhalefete de iktidara da muhalif bir pozisyonda kalıyorum. Taraf olmak kolaydır, fakat doğruları söylemek ve tarafsız olmak zordur. Hele bu ülkede.

Her seçimde, “oyları çalıyorlar” diyen CHP’li seçmenlere; eğer sandık görevlilerinde sorun yoksa yani sandığın güvenliği sağlanmışsa, oyları çalamayacaklarını söylüyorum. Yani bahsedildiği ve televizyon filmlerinde izlenileceği gibi bir torba değiştirme, %10-15 puan çalma gibi bir şey OLAMAZ!

Gel gelelim Ekrem İmamoğlu İstanbul’u kazandıktan sonra “CHP oy çalıyor” diye söylendi çıktı. İki üç belge çıktı, yalan olduğu da ortaya çıktı. Şimdi bu insanlara oy çalmanın sandıkları gibi bir şey olmadığını anlatacağım. Fakat neden böyle düşündüklerini açıklamak gerek.

 

AKP’liler Neden CHP’nin Oy Çaldığını Düşünüyor?

Seçim gecesi İstanbul’da neler yaşandığına bakarsanız [1], şöyle bir durum göreceksiniz:

  • 19.15 – yayın yasağı kalktı: Yıldırım %55, İmamoğlu %49,97 görünüyordu
  • 20.00 – Veri girişi durdu, Ekrem İmamoğlu 20.30’da basın karşısına çıktı ve sadece Halk TV, KRT, TELE1 ve Fox yayınladı
  • 20.15 – Binali Yıldırım Twitter’dan teşekkür konuşmasını paylaştı [2]
  • 22.20 – İmamoğlu tekrar ekranlara çıktı ve ellerindeki veriye göre sandıkların %60’ının açıldığını, aradaki farkın kendisi lehine %5,25 olduğunu (İmamoğlu önde) açıkladı.
  • 23.23 – AA veri girişi durdu. Sandıkların %98’inin açıldığını ve Yıldırım’ın önde olduğunu gösteriyorlardı. Fakat Kadıköy, Bakırköy, Beşiktaş gibi yerlerde sandıkların henüz %60-70’i açıktı. Anlaşıldığı üzere, İmamoğlu’nun öne geçmesi muhtemeldi.
  • 23.30 – Binali Yıldırım kazandık açıklamasını yaptı. Bu sırada İmamoğlu’da önde olduğunu açıklıyordu
  • 01.00 – Erdoğan balkon konuşması yaptı (daha öncesinde İstanbul’da konuşma yapmıştı) ve devlet insanına yakışır şekilde “garanti olmadan” İstanbul’u kazandık demedi; hatta balkon konuşmasında “halkımız Büyükşehir’i verse bile, ilçeleri AK Parti’ye vermiş” dedi.
  • 05.00 – İstanbul’un her yerinde “teşekkürler İstanbul” yazılı afişler asıldı, bir yanda Yıldırım diğer yanda Erdoğan vardı.
  • 11.00 – YSK açıklama yaptı ve İmamoğlu’nun 28 bin oy ile önde olduğunu yazdı.
  • 13.00 – Anadolu Ajansı, gece 23.23’ten sonra veri girişini kesmişti, veriler girildi ve İmamoğlu önde çıktı.
  • 1 Nisan’da çıkan yandaş gazetelerin çoğunda, İstanbul’un AKP tarafından kazandığı yazılıyordu

Burada bir iki şey söylemek istiyorum:
1- Binali Yıldırım ki milletvekilliği, bakanlık, parti genel başkanlığı ve en son Cumhurbaşkanı’ndan sonra protokolde en yetkili kişi olarak gelen “TBMM Meclis Başkanı” sıfatlarını yerine getirmiş biri olarak; henüz kritik sürede çıkıp “kazandık” demesi devlet insanlığına (devlet adamı demiyorum, cinsiyetçi olmaması için) hiç yakışmadı!

2- Erdoğan’ın bir çok politikasını ve kararını eleştiriyorum, siz de eleştirebilirsiniz. Ancak seçim gecesinde çıkıp “İstanbul’u aldık” demedi! Bakın bu çok önemli bir davranıştır. Devlet insanına yakışan bir davranıştır. Garanti olmadan böyle bir şey söylemedi. Karakteriyle ilgili bir mesajı da vermektedir. Her zaman dediğim gibi, politikada “taraftar” olmayın. Her liderin, her partinin, her hareketin doğru ve yanlış yanları vardır. Erdoğan’ın garantici kişili ve aceleci olmaması takdir edilecek davranıştır.

 

Medya Algısı

Tekrar konumuza dönecek olursak; görebileceğiniz üzere başından beri Yıldırım önde gözüküyordu, teşekkür konuşması yayınladı, yandaş kanallarda kazandık havası vardı. Üzerine Yıldırım’ın kutlaması ve yandaş kanalların bangır bangır vermesi, AA’nın veri akışını GİRMEMESİ, sabah ise yandaş köşe yazarlarının Binali Yıldırım’ın kazandığını söylemesi ve yandaş gazete manşetlerinin İstanbul’u yine aldıklarını söylemesi insanlarda algı yarattı.

Anadolu Ajansı’nın sürekli olarak AKP’yi ve AKP’li adayları önde göstererek, sonra düşürmesine alıştık. Bu hareketlerine “kırsaldaki oylar daha hızlı geliyor ve kırsal AKP’li” gibi bahanelerle karşılık verilebilir. Fakat açıkça görüleceği üzere, CHP’li belediyelerin oylarını girmeyip, 23’ten sonra veri akışını keserek; İstanbul’ın Yıldırım tarafından kazanıldığı algısına zemin hazırlamışlardır. Burada bilinç vardır. Bedelini de ağır şekilde ödeyecekler. Şimdi değilse bile, adaletin tekrar özgür ve bağımsız olduğu ilk aşamada; önce bunlar hesabını verecek. Olayı biraz olsun yumuşatmak için, AA’dan BAZI YETKİLİLERİN istifa etmesi gerekmektedir.

AKP’li gibi düşünmeye çalışın. İzlediğin kanallar belli. Bırakın A Haber, ATV vs gibi habercilikten nasibini almamış kanalları; TRT gibi devlet kanalları bile Ekrem İmamoğlu’nun açıklamalarını vermedi. Böyle bir terbiyesizlik olmaz. OLAMAZ! Eğer interneti takip etmediyseniz (ki orada da her seçimde çarpık bilgiler oluyor), Fox TV gibi gerçek haber yapabilen bazı kanalları takip etmediyseniz, İstanbul’da İmamoğlu’nun konuşmasını ve dolayısıyla CHP’li bölgelerden verilerin girilmediğini, buna rağmen iki adayın %48 olduğunu, girilecek oylarda İmamoğlu’nun öne geçeceğini bilmeniz imkansız.

Buradan [3] görebileceğiniz üzere; Star, Sabah, Milliyet, Hürriyet, Türkiye, Yeni Şafak, Akşam, Akit (paçavra), Yeni Birlik, Milat, Türkgün, Karar gazeteleri, İstanbul’u AKP’nin kazandığını yazmıştır.

Üstelik yandaş basının yandaş gazetecileri ise “gazetecilik etiği ve ahlakına” uygun olmayacak şekilde davrandı (hoş yandaşlık karakterine uygun olarak); Binali Yıldırım İstanbul’u kazandı şeklinde köşe yazıları yazdılar. Örneğin Mehmet Barlas, Sabah gazetesindeki köşesinde “Binalı Yıldırım’ın belediye başkan adaylığı İstanbul için bir şanstı””Binalı Yıldırım’ın belediye başkan adaylığı İstanbul için bir şanstı” başlıklı yazısı, sanıyorum içeriği anlatır şekilde.

İşin özü:

  • Bırakın yandaşı, ulusal kanalların Ekrem İmamoğlu’nun açıklamalarını vermemesi,
  • AA’nın veri girişini yapmaması,
  • Yıldırım’un kutlama yapması,
  • AA’nın veri girişini durdurarak algı ve süreci Yıldırım lehinde tutması,
  • Yandaş medya ve gazetecilerin, İstanbul’u kazandıklarını ilan etmesi,

AKP’li seçmenlerde İstanbul’u kazandık algısı yaratmıştır. Tıpkı Fenerbahçe’nin yanlış şampiyonluk kutlaması gibi, AKP’lilerin de aslında kazanmadığını kabul etmemesi zor olacaktır hatta şiddete ve öfke patlamalarına sevk edebilecektir.

Burada Erdoğan’ın sakin ve garantici tutumu, yukarıda dediğim üzere önemlidir. Arka planda herhangi bir karar ve emir vermiş olabilir. Ortaya çıkarsa, eleştiririz. Fakat Erdoğan’ın bu tavrı, tekrar ediyorum: takdir edilecek bir tavır idi!

 

Oylar Nasıl Çalınıyor?

Oylar, çuvallarda değişim vs gibi şeylerle çalınmıyor. En azından ben böyle bir şeye denk gelmedim ve sosyal medyada gördüklerinizin çoğu yalan haberdi. Sosyal medyada takip ettiğiniz hesapların, sizi yönlendirdiğini daha önce “takip ettiğiniz hesapların ve hakkınızda bölümünün önemi” başlı yazımda belirtmiştim. Tek tip, tek düze ve bilgiyi doğrulamadan veren saçma sapan hesapları takip etmeyiniz. Elimden geldiği kadar doğruladıktan sonra bilgi vermeye çalışsam da benim de gözden kaçırdığım ve sizlerin mail ya da twitter ile beni uyardığınız bir çok yanlış bilgi oldu. Hatta çok büyük kurum ve kuruluşlar dahi bu hatalara düşebilmekte. Ancak seçim döneminde, “bilinçli şekilde” yalan bilgiler yayılmaktadır. Bu nedenle takip ettiğiniz hesapları iyi seçiniz.

**

Kişisel tecrübelerim ve duyduklarımı yazacağım burada. Karşılaştığım, çok güvendiğim insanların karşılaştığı bazı şeyleri… Önce YSK’nın da tavrından kaynaklı olabilecek sıkıntılardan başlayalım.

 

1- Mühürsüz zarf ve pusulaların kabulü

Öncesi dedikodu. Ben de bir çoğunuzun duyduğunu duydum: mühürsüzü alıp cebine koyuyorsun, mühürlü zarfı falan getirirsen para veriyorlarMIŞ, mühürsüzde ise istedikleri oy varmış gibi şeyler mevcut. Fakat dediğim üzere DEDİKODU. Fakat YSK’nın “mühürsüzler geçerli” kararı çok yanlış bir karardır!

*

Yıllar önce Youtube’a yüklediğim videoda görebileceğiniz üzere, referandumda önceden evet basıldı ve sonra zarfları mühürlediler. Kolay iş. Tabi bunlara yaptırım oldu mu, araştırıldı mı, ceza verildi mi? Seçim sonrasında böyle davalar göremiyoruz.

Mühürsüz zarf, oy pusulası vs kabul etmek HIRSIZLIĞA DAVETİYEDİR! Bu nedenle YSK büyük bir yanlış yapmıştı referandumda. Tabi referandumda evet çıktı; daha önce söylediğimiz üzere başkanlık ve tek adamlık en çok Erdoğan’ı tüketiyor. Daha fazla uğraş veriyor ama daha da dibe batıyor. İlber Ortaylı’nın da dediği üzere, o sistem burada tutmaz, geri döneriz.

 

2- Doğu Bölgesindeki Sorunlar

Aşiret veya devlet güvenliğinin yoksunluğu büyük sıkıntılara neden olmaktadır. Bölgede görev yapan bazı devlet memurlarından duyduklarım şok edici. Terör örgütü mensuplarının ellerinde silahlarla sokaklarda “oyunuzu HDP’ye vereceksiniz” diyerek dolaştığını duydum. Bu seçimde değil, ancak önceki seçimlerde böyle durum var. Tabi bizzat görmediğim ve görüntüler olmadığı için bu bilgiyi ancak dedikodu olarak değerlendirebilirsiniz. Fakat şu an bulamasam da, muhtar ve devlet görevlilerini tehdit edenlerin ses kayıtları vardı.

İkinci bir durum aşiret olayları. Aşiret reyisi kim ise, oylar ona gidiyor. Bu bilinen şey. Sandık görevlileri ise CHP, AKP, DP olabilir ama özünde herkes aşiretin adamı. Dışarıdan olanlar da sesini çıkartamıyor. Bu nedenle şöyle olaylar yaşanbiliyor:

**

Buraya kadar olanlar “gerçek anlamda çalma”. Buradaki sıkıntıları devlet çözecek, çözmeli. Çünkü bunlar direkt olarak güvenlik, Erdoğan’ın deyimi ile “bekâ” sorunu.

 

3- Çirkeflik Çirkeflik Çirkeflik

Yargıdan yasamaya, yürütmeden YSK’ya, medyaya kadar her yer AKP baskısı altında. Buna Milli Eğitim Bakanlığı dahil! Aklınıza neresi gelirse, AKP’nin kontrolünde veya baskısı altında. Bu bilgiyi cebimize koyalım.

Hatırlarsanız, Erdoğan 2018 yılı seçiminden önce yaptığı konuşmaların birisinde şöyle diyor:

  • Fakat hepsinden ötesi, seçim “sandıkta kazanılır”. Peki nasıl kazanılır?
  • Sandık kurulu üyesi arkadaşlarım, seçim günü, diğer siyasi partilerden önce sandık mahallinde yerini almalıdır. Yani bizim arkadaşlarımızdan önce onlar gelmemeli.
  • Sandık müşahitlerimiz, müşahitler noktasında, sandık kurulu üyelerinin dışında, sandık müşahitleriyle bizim oraları takviye etmemiz lazım. Olur ya, diğerlerinden gelmeyen olursa, bu defa sandık kurulu başkanı kimse, oradan kimi alacak? Müşahitlerden kim varsa, önce gelen kimse, o onun hakkıdır. O, sandık kurulunun ikinci veya üçüncü üyesi olabilir.
  • Burada bu defa neyi kazanırız? Sandık kurulundaki hakimiyeti, biz elde etmiş oluruz. Yani burada çok hassas olmamız lazım. Bu işi hiç hafife almamamız lazım.
  • Eğer bunu sağlama alırsak, İstanbul’da başlamadan işi bitirmiş oluruz.

 

**

Erdoğan burada, sandıklarda hakimiyeti, sayılsal olarak ele geçirmek gerektiğini söylüyor. Ki ittifak yasasıyla, bunu AKP’nin aleyhinde kendisi bozdu, o da ayrı konu… Neyse, konumuza geri dönersek; neden böyle dedi? Çok basit, sandıkta çirkeflik.

Bunu hem bizzat yaşadım, gördüm hem de etrafımdaki çok önemli insanlardan daha gariplerinin yaşandığını duydum.

 

Sandıkta Oy Nasıl Çalınıyor?

Seçimlerde oy çalınmıyor, Oy ve Ötesi gibi gruplarda bunu söyledi. Yani ıslak imzalı tutanaklar partililerin eline geçiyor ve bunu Genel Merkez’e yolluyorlar. Genel Merkez’in elinde, tıpkı İmamoğlu’nun elindeki sayılar nasıl bire bir örtüşüyorsa, bu şekilde bire bir örtüşen sayılar var. Aradaki sıkıntı, partinin örgütlenememesidir. Yani partililer, YSK’dan ve AA’dan önce, ne olduğunu bile bilecek güce sahip. Eğer bununla ilgili yazılımları ve örgütlenmeleri iyi değilse, sorun partinin kendisindedir.

İmamoğlu, bu sıkıntıyı çözdü. Muhtemelen CHP’de ders aldı ama geçen seçimlerde bu kadar iyi değildi. Haliyle bu seçimden anlayabileceğimiz üzere İmamoğlu’nun elinde tam sayılar ve mevcut durum vardı. Göz açtırmadı, YSK’da İmamoğlu’nun elindeki sayıları doğrular nitelikte konuştu.

Yani ıslak imzalı tutanaklar verildikten sonra bir çalınma söz konusu olamaz. Çok güçtür. Peki nasıl olacak?

 

Çirkeflik

Burada iki yol var aslında,

1- Mührün biraz taşmış olduğu durumlar olabilir. Burada eğer AKP’nin “lehine ise”, AKP’li görevliler hemen psikolojik baskı kurarak “bu sayılır” diyor. AYNISI muhalefet partilerinin başına gelince, “bu sayılmaz” diyor. Eğer kararsızlık varsa, görevlilere soruluyor ve burada sayısal çoğunluğun oyu önem taşıyor. AKP’nin görevlileri çoğunluktaysa, aynı durumdaki mührü, AKP’nin lehinde ve muhalefetin aleyhinde değiştirebiliyorlar.

2- En önemli bu bölümdür ve eminim her sandıkta hiç değilse 3-4 kere yaşanmıştır. Eğer uyanık olanlar varsa fark edecek, yoksa gidecektir.

Oylar sayılırken, sandık başkanı oyu eline alıp, tüm görevlilere gösteriyor ve “AKP, CHP, veya neyse o” diye söylüyor ve oyu, ait olduğu yere koyuyor. Yani AKP’ye oy ise, AKP bölümüne koyuyor. Normal şartlarda böyle. Fakat bazen gerçekten karışmadan kaynaklı (tüm gün oradalar), veya art niyetle oylar karışabiliyor. Benim gördüğüm ise 10 karışmanın 8’inin AKP’nin lehinde olmasıdır! Eğer sandık görevlileri (Müşahitler yani) yeterince dikkatli değilse, oy gidecektir.

3- Bu aslında 2. yolun da devamı. Oylar sayılırken, sayan kişi içinden sayabiliyor. Sessiz sayıyor ve “227” (örnek) diyor. Fakat gerçekten 227 mi? Sesli saymaları gerek.

Eğer 2 ve 3’te uyanık olmazsanız, oylar kaçacak ve sonra önünüze gelen kağıtları imzalayıp, Genel Merkez’e yollayacaksınız. Böylece Genel Merkez’deki ve YSK’daki oylar eş olacak, Oy ve Ötesi, “binde 5 gibi önemsiz bir fark var” diyecek ve nasıl oy çalındığını anlamayacaksınız.

İstanbul’da 31 bin 186 sandık var imiş [5]. (düzenleme: sandık sayısını eski seçimlerden almıştım)

2. ve 3. madde söylediklerim nedeniyle 3 oy çirkeflikle veya yanlışlıkla (veya art niyet ile) bir parti lehine sayılsa; 31.186*3 = 93.558 ediyor! Bakın 28 bin oy ile seçim kazanıyorsunuz. Kaldı ki neredeyse oyların 3’te 1’i konusunda çatışma yaşanan sandıkları biliyorum.

Ülke genelinde sanıyorum 194 bin 310 sandık var, haliyle 194310*3 = 582.930 bin oy değişecektir.

İşte muhalefetin anlamadığı, insanlara bir türlü anlatamadığım olay bu. Yani iş, sandıkta bitiyor. Erdoğan’ın dediği gibi sandık hakimiyeti önemlidir.

***

CHP, bu olayı yıllardır anlayamadı. Haliyle CHP’nin oy çalabileceğini düşünmek gerçekten kısa bir fıkradır (:

 

ekleme: Görevlilerin ellerinde kağıtlar oluyor ve buraya çarpı atabiliyorlar. Bir sürü şey oluyor. Yani oturup “nasıl çalınamayacağı” konusunda sayfalar dolusu şey anlatılabilir. Ancak teori ve gerçekler var. Bakınız Kadıköy’de düzeltme durumu [6]:

**

Düzeltme nedenini gördünüz mü? CHP’nin oyları, Vatan Partisi’ne kaydırılmış. 224 oy gitmiş! AK Parti’ye 34 oy yazılmış ve bu tek sandıktan. Üstelik burası Fatih değil, Kadıköy!

Görebileceğiniz üzere sandıklarda 3 oy söylemim, fazlasıyla iyimser. Yani geçersiz sayılması gereken oyların AKP’ye olmasından kaynaklı geçerli sayılması (müşahit baskısıyla) ve geçerli olması gereken muhalefet oylarının CHP’ye olduğu için geçersiz sayılması; İmamoğlu’na gitmesi gereken oyların, başka partilere “ışınlanması” gibi bir sürü durum var.

3 oy, çok iyimser. 5 oy dersek; İstanbul’daki 31 bin sandıkta 155 bin oy yapıyor.

Sayım oldukça, İmamoğlu farkı açacaktır. Güzel güzel…

 

 

Kaynakça

[1] Aktan, Sertaç. İstanbul’da seçim gecesi neler oldu? Saat saat gelişmeler ve yaşananlar (1 Nisan 2019). Euronews. Erişim tarihi: 2 Nisan 2019, https://tr.euronews.com/2019/04/01/istanbul-da-secim-gecesi-neler-oldu-saat-saat-gelismeler-ve-yasananlar

[2] Yıldırım, Binali (BY). 31 Mart 2019, 20.15. Erişim tarihi: 2 Nisan 2019, https://twitter.com/BY/status/1112403031570763779

[3] Hangi gazete seçimleri nasıl gördü (1 Nisan 2019). OdaTv. Erişim tarihi: 2 Nisan 2019, https://odatv.com/hangi-gazete-secimleri-nasil-gordu-01041902.html

[4] Barlas, Mehmet. Binalı Yıldırım’ın belediye başkan adaylığı İstanbul için bir şanstı (2 Nisan 2019). Erişim tarihi: 2 Nisan 2019, https://www.sabah.com.tr/yazarlar/barlas/2019/04/02/binali-yildirimin-belediye-baskan-adayligi-istanbul-icin-bir-sansti

[5] YSK yerel seçim sonuçları hangi parti hangi ilde kazandı – 31 Mart 2019 YSK seçim il, ilçe sonuçları son dakika haberleri (1 Nisan 2019). Takvim. Erişim tarihi:2 Nisna 2019, https://www.takvim.com.tr/guncel/2019/04/02/ysk-yerel-secim-sonuclari-hangi-parti-hangi-ilde-kazandi-31-mart-2019-ysk-secim-il-ilce-sonuclari-son-dakika-haberleri

[6] Odabaşı, Şerdil Dara (@serdildara). “Özür dileriz @ekrem_imamoglu başkan gözümüzden kaçmış 424 oy daha bulduk. Nöbet devam ediyor, devamı da geliyor” . 2 Nisan 2019, 13.44. https://twitter.com/serdildara/status/1113029382896058369

%d blogcu bunu beğendi: