Ortalama okuma süresi: 9 dakika

Çok hareketli günler geçiriyoruz. 28 Mayıs’ta “Libya’daki olayların gelişimi ve son durumlar” başlıklı bir yazımda biraz değinmiştim. Fakat Libya dışında, Türkiye bambaşka bir seviyeye geçti.

Son Gelişmeler ve Türkiye’nin Durumu

Blog açıldığından beri iktidarın yanlış bulduğum politikalarını eleştirdim ve sadece iktidar değil, muhalefeti de sert şekilde eleştirdiğim dönemler oldu. Kimseye ve hiçbir şeye bağlı olmadığım için özgürce söyleyebildim. Ancak doğru yapılan şeylere de doğru dedim. 2014 yılından itibaren özellikle iktidarın ekonomi, dışişleri, eğitim politikalarını eleştirdim. Zaman zaman trafikten teknoloji konusunda kadar bazı şeyleri yazdım. En büyük rahatsızlığım da devlet imkânlarının sadece sınırlı bir kesime akmasıydı.

Sadece bu da değil, olağanüstü durumlarda yurtdışı destekli bazı grupların ve terör örgütlerinin nasıl kara propaganda yaptığını gördüm ve yer yer sosyal medyadan yer yer blog üzerinden bunlarla elimden geldiğince mücadele etmeye çalıştım. Bunlara örnek olarak:

Gibi politik ve basının saçmalıkları ile uğraştım. Özünde, 2016’da yazdığım “yurtdışı destekli topluluklar ve özel amaçlı tv programları” yazısı var. Bunlardan epeyce çektikten sonra, ısrarla devletin bunlarla mücadele etmesi gerektiğini her fırsatta söyledim. Çünkü benim gibi insanlarla olacak iş değildi.

Milli İstihbarat Teşkilatı, bu yapıda değişime uğradı ve olması gerektiği gibi sadece istihbarat değil; propaganda ve karşı propaganda alanlarında da aktif olarak çalışmaya başladı ki olması gereken buydu.

Dış Politika Değişimi

Dış politikada ise sıfır sorun rezilliği sonucunda Türkiye çok sıkıntılı noktalara geldi. Bunda sadece Davutoğlu’nun suçu yok, aynı zamanda Avrupa ve dünyaya karşı “eyyy” denilen politika da çok tehlikeli bir politikaydı. Fakat Bakan Mevlüt Çavuşoğlu’nu severim, gerçekten usta bir diplomattır.

Özellikle son iki yılda, Türkiye Cumhuriyetinin dış politikasını şahsen beğeniyorum, doğru ekip kurulmuş gibi. Kimlerden oluşuyor bir fikrim yok ancak Libya, Suriye, Doğu Akdeniz ve Yunanistan ile ilgili savunma adımları nokta atışıdır!

Atatürk’ün Trablusgarp’a gidişini ve orada yapmaya çalıştıklarını çok iyi biliyorum çünkü daha önce söylediğim gibi 2019’dan itibaren, İstiklâl Mücadelesinin 100. yılı olduğu için; İstiklâl Mücadelesini, kahramanlarının hayatından ve fikirlerini anlamaktan başlayarak, mücadelenin her alanda (diplomatik, kültürel, askeri, ekonomik vs) anlayabilmek için önceki dönemlerinden başladım. Bu bölgelerde (ve Filistin, Suriye cephelerinde) halkı örgütlemek için neler yaptığını da biliyorum. Dolayısıyla, bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin o bölgede MİT üzerinden çeşitli faaliyetlerinin olması muhtemeldir.

Libya, Yunanistan ve Yunanistan’ı sürekli olarak şımartacak şekilde destekleyen Avrupa’nın dayatmaya çalıştığı bazı şeyler konusunda (Münhasır Ekonmik Bölge, sınırlar vs) çok önemli. Yapılan anlaşma çok önemliydi ve devamı gelecektir, eminim. Mısır olmak üzere baız ülkelerle çeşitli çalışmalar olduğunu biliyorum. İtalya ile yakınlaşma çok önemli örneğin. Bu açıdan Dışişleri ve diplomatlarımıza, askerlerimize güvenim sonsuz.

Sonuç olarak iktidarın özellikle son 2-3 yıldaki çalışmalarını etkili buluyorum. Doğru adımlar atılıyor.

Ancak….

Sert güç ve askeri müdahaleler diplomatik adımlarla ve anlaşmalarla, birlik ile tamamlanmadığı sürece benim açımdan büyük anlam ifade etmiyor. Bu nedenle diplomatik adımlar hayati önem taşımaktadır! Umarım bunca çaba ve ileride alınacak olan başarılar, diplomatik şekilde de taçlandırılır.

Olası Savaş Durumlarını Kısaca Değerlendirelim

Türkiye’nin karşısında bir çok ülke var ancak sıcak şekilde görünen; Yunanistan, Fransa, Mısır, İsrail, Rusya ve bir kaç devlet daha eklenebilri ancak bunlar sahada, vekalet savaşları sırasında karşımıza çıkabilecek ülkelerdir. Fakat size özellikle iki görsel vereceğim:

***

Birleşmiş Milletler’de Çin’in Doğu Türkistan politikasına destek veren 28 ve 29. ülkeleri gördünüz mü? Hadi Pakistan, şu an Hindistan-Pakistan-Çin sorunları nedeniyle stratejik davrandı. Ya Filistin? Hani ümmet kardeşiniz falandı ya… Osmanlı döneminde İngilizler ile anlaşarak Osmanlı askerlerini arkadan vuranlar, 2020’de de vurur 2500’de de vurur. Bunların kültürü, yapısı böyledir. Ayrıca Türkiye’nin karşısındaki ülkelerle gaz forumuna katılacak… Mısır, İsrail’in de içinde olduğu gaz forumuna… Bu nedenle Filistin’den bana bahsetmeyin.

Savaş Üzerine Beyin Fırtınası

Sürekli dediğim gibi, uzman değilim, bu işin içerisinde de değilim. Dolayısıyla buradakileri sadece uluslararası ilişkiler mezununu bir bireyin düşünceleri ve bakış açısı şeklinde algılayın ki okulla da aram her daim sorunlu olmuştu.

Öncelikle Türkiye ile Fransa, Yunanistan, Rusya gibi bir ülkenin direkt olarak savaşabileceğini düşünmüyorum. Yunanistan’ın zaten buna kabiliyeti yok ancak başka şeyleri göz ardı edersek; bir saldırı yapıyorsanız, gücünüz yaklaşık 3 kat daha fazla olmak zorunda. Sadece ülke olarak düşünmeyin, bir cephede saldırıya kalkıyorsanız; toplarınız, uçaklarını, tanklarınız açısından gücünüz eşit olarak bunu yapamazsınız. Yunanistan’ın gücü de bırakın eşit olmayı, aşağıda. Üstelik Türkiye olarak muazzam bir askeri kültüre sahibiz. Binlerce yıllık geçmiş, inaılmaz bir deneyim. Dolayısıyla bir ülkenin Türkiye’ye karşı şu şartlarda savaş açabilmesi için delirmesi gerek. Bunun dışında Balkan Savaşlarını hatırlayın, Bulgaristan çok fazla toprak aldı diye tekrar savaş çıkmıştı. Türkiye’ye karşı girişilecek bir hamlede, dengelerin bozulmaması için birileri illa ki müdahale edecektir. Bu nedenle sıcak savaş ihtimalini düşünmüyorum.

Yunanistan medyasına baktığımda kendilerini çok büyük görüyorlardı. Fakat Suriye ve Libya operasyonlarından sonra işler değişti. Çünkü bir gemiyi Libya açıklarına gönderdiler ve bir hafta sonra geri çekmek zorunda kaldılar. Şimdi Malta’da, NATO üssünde eğitim alıyorlar. Türk gemileri ise Libya açıklarında ve Doğu Akdenizde, üstelik 43 gün limana uğramadan görev yapmaktalar. Sıcak yatak uygulaması, duş ve tuvalet kısıtlılığı gibi şeyleri göze alırsak; bırakın askeri operasyonları, normal bir yaşam için oldukça güç. Haliyle askeri operasyonun 43 gün limana uğramadan yapılması İNSAN ÜSTÜ BİR ÇABADIR! Fakat Türkiye Cumhuriyeti’nin bunu yapabilecek kabiliyeti vardır.

Ayrıca Türkiye’den kalkan uçaklar, 250 kilometre menzilden geçip Libya’ya ulaştı. Yani gerektiğinde filoyla gelip, bombalarız mesajjını da verdik ve geri döndük. Bu, 7 saat kadar süren bir tatbikat idi. Gemilerin de katıldığı buna benzer bir çok tatbikat mevcut. Bunları yapabilecek ordu sayısı 5’i geçebilir mi bilmiyorum. Yunanistan’ı falan zaten geçtim de, Fransızların böyle bir şey yapabileceğinden şüpheliyim.

Neler Olabilir?

Sıcak savaşın olabileceğini düşünmüyorum. Fakat ordudaki hareketlenmelere ve açıklamalara bakarsak Yunanistan’a karşı da bir hazırlık var. Sadece Yunanistan değil; Libya, Doğu Akdeniz, Yunanistan, Suriye, Irak’ı içine alacak ve geniş kapsamlı tatbikatler yapılıyor. Bana göre ciddi bir planın içerisindeyiz. Yunanistan’ın el koyduğu Eşek adasından, silahlandırmaması gereken ancak silahlandırdığı 16 adaya kadar hem açıklamalar hem de Türk jetlerinin müdahalelerinden anladığım şey; Yunanistan’ın başı dertte.

Yunanistan, sürekli olarak bizle kendini eşdeğer tutuyordu fakat ilk kez Suriye, Libya, Akdeniz operasyonları ile birlikte resmen köşeye sıkıştılar. Böyle hissediyorlar. ATMACA korkutuyor, SİHA’lar korkutuyor, gemilerimizin modernizasyonu ve kendi gemilerimizi yapmamız korkutuyor… Öyle ki uçaklarımızı, gemilerimizi, eylemlerimizi Avrupa Birliği’ne şikayet etmekten başka bir şey yapamıyorlar ve gerçek anlamda geride kaldıklarını kabul etmeye başladılar. Yunan kanallarında profesörler çıkıp “Türkiye haklı” diyor, askeler çıkıp “Türkiye ile mücadele edemeyeceklerini” anlatıyorlar. Tabii bu kadar açık değil, çünkü inanılma boş bir milliyetçilik var. Fakat çok yakında hezimete uğrayacaklar gibi. Ekonomik kriz üzerine bu, inanılmaz darbe vuracaktır. Yıllardır gemilerini modernize edemiyorlar ve iki gemi için sadece 50 milyon euro ayırabildiler.

Aynı F-16 modelleri olsa bile ASELSAN’ın modernizasyonu, TÜBİTAK SAGE füzeleri vs düşünüldüğünde bile Türkiye, Yunanistan’dan çok üstün durumda ve önemli olan başka şey: ASKERİ KÜLTÜR! Biz, 50-60 yıllık, 200-300 yıllık bir ülke değiliz. 1923’te sadece Cumhuriyet ilan edildi, rejim değişti. Oysa devlet, askeri kültür vb gibi yapılar aynıydı. Fakat 1300’de Osmanlı kurulduğunda da Türk askeri kültürü vardı. Yani binlerce yıllık askeri kültürün parçasıyız. Bu ne demek?

Bir uçak görüyorsunuz, SoloTürk ve süper değil mi? Peki marifet sadece pilotta mı? O uçağı bir saatlik uçuşa hazırlamak için belki günlerce çalışma yapan yer ekibi var. İnanılmaz emek veriyorlar. Bu teknikerleri yetiştiren okullar var. İçinde bulundukları askeri kültür var. Aynı şekilde pilotları yetiştiren askeri okullar, hocalar, eğitmenler ve yine TSK kültürü… Milyarlarca insan bu ordunun elinden geçmiş.

Size çok basit bir örnek vereyim; eskiden Türk donanmasında görev almış birisi “Küresel Savaşçı Türkiye” diye bir youtube kanalında, Rus gemisi izleme görevini anlatıyor. Takip edilip, rapor edilecekmiş. Arkasına girmişler ve sabah olana kadar Rus gemisi bizimkileri fark etmemiş. Rus komutanlar, yerlerinde olmuyormuş (tatbikatlerde) ve alkol alıyorlar. Haliyle Rusya dahi bu durumda. Yunanistan vb gibi ülkelerin askeri anlamda küçümsemeyin tamam ancak çok da gözünüzde büyütmeyin. ASker ve askeri disiplin olarak dünyanın en güçlü ordusuyuz ve Türk ordusu olarak (ekipmanlar vs), NATO içinde ABD’den sonra ikinci en güçlü orduyuz.

edit: videoyu buldum,

 

Vekalet Savaşları

Peki Yunanistan’dan falan korkmayacağız ancak neler olabilir? Özellikle Libya’da…

Libya’da hava ve deniz üssü kurmak mantıklı anack BAE’nin saldırısı, bize o kadar da güvenilir olmadığını gösterdi. Özellikle Libya’daki kabilelere ne kadar güveniyoruz? Libya, Mısır, Tunus, Filistin, Suriye, Irak… Bu bölgelerde yaşayanlar İngilizlerin oyunuyla bizlere sürekli olarak ihanet etmiştir. Tunus, Lübnan gibi ülkeler tamam ancak Libya, Filistin, Suriye gibi ülkelerin vatandaşlarına tam anlamıyla güvenmem. Buraya giderken çok dikkatli olmak gerek. Çünkü hava üssü kursak bile, olası bir saldırı durumunda bizim uçaklarımızın oraya ulaşması bir kaç saati bulacaktır. Dolayısıyla çok güçlü şekilde Libya’ya gidip güveni sağlarsak bu sefer, adımıızı engellemek için diğerleri ellerinden geleni yapacak. Kimseyi ürkütmeden, yavaş yavaş gücü arttırmak gerekiyor.

Libya’da vekalet savaşları olacak. Suriye, Afganistan, Kore vs gibi; Libya’da da ülkeler, çeşitli grupları destekleyecektir. Bir bölümünü size vermiştim, tekrar vereyim:

**

Rusya, eskiden beri burada olmadığı için Suriye’deki gibi güçlü olmayacaktır. Fakat Mısır’ın sınır komşusu olması nedeniyle Mısır üzerinden çeşitli girişimlerde bulunabilirler ki bu da Mısır olayına konuyu getirdi…

En büyük çekincem: Mısır – Türkiye savaşı

Türkiye’ye F-35’ler verilmiyor. Bu da önümüzdeki 10-15 yıllık süreçte gitgide sorunlar yaşayacağımı gösteriyor. Kaddafi, Saddam vb gibi örneklerle gördüğümüz gibi; bir ülke biraz güçlenirse, başka küçük ülkelerle savaşa sokturulup, zayıflatılıp, sonra DEMOKRASİ GETİRMEK İÇİN uğraşıyorlar.

Osmanlı’dan bize 4 fabrika kaldı ve 100 yıl içerisinde bütün ekonomik ve siyasi krizlere rağmen çok önemli başarılar elde ettik. Dolayısıyla olası bir Mısır-Türkiye savaşı beni korkutmuyor. Fakat İsrail’in Mısır’a saldırması muhtemeldir. Öte yandan Mısır şu anda kaynıyor. Gerçekten kaynıyor ve Suriye gibi 2-3’e bölünecek potansiyel var.

Babamlar Mısır’a gittiklerinde her yerde polis görmüş ve sürekli kontrol noktaları varmış. Tam bir polis devleti diyor. Üstelik polislere o dönemde 4’te 1 maaş veriliyormuş ve 6 saatte bir görev değiştiriliyormuş. Ekonomi bu kadar kötü durumda. İstenildiği kadar BAE, Sudi Arabistan vs parasıyla desteklensin; Mısır dediğiniz ülke sömürge ve bağımsızlığını yeni kazanmış bir ülkedir. Evet Osmanlı döneminde otonom yapıda idi ancak günümüzde ekonomisi o kadar güçlü değil. Nüfusu vs nedeniyle güçlü görünüyor ancak olası bir çatışma durumunda gemilerinin, uçak sayısının ve başkasının parasıyla Fransız silahları almanın; askeri kültür ve disiplinden üstün olmadığını anlayacaklardır. İsrail’in topraklarına girmelerinden önce mi anlarlar sonra mı bilemiyorum.

Global firepower’da Mısır-Türkiye sayfasına girdiğinizde ohoo neredeyse bizle denkler. Zırhlı araçlar, gemiler, uçaklar, KMT’ler… Fakat Mısır’ın bu kağıt üstündeki gücünün, olası bir çatışmada hızla eriyeceğini biliyorum. Nereden mi?

Savaş gemisi, terör örgütü tarafından kaçırılan bir ülke istediği kadar bir şeyler satın alsın, onları kullanamadıktan sonra hiçbir işe yaramayacaktır. Fakat savaş olana kadar bunları anlayacak konumda değiller sanıyorum.

Libya’da Mısır, bizzat sahaya iner mi? Mısır karışık, gösteriler oluyordu. Milliyetçilik duygularının aşılanması ve birleşim için politik anlamda bu yapılabilir. Fakat Mısır içerisindeki bir takım uzmanlar, Türk ordusunun Avrupa’yı fetih ettiğini, geçmişteki başarılarını anlatıyor ve Mısır ordusunun İsrail başta olmak üzere bölgedeki savaşlarda başarılı olamadığını, Türkiye’ye karşı üstn olmayacağını kabul ediyor. MISIR’DAKİ YORUMCULAR! Öte yandan Mısır’da Türkleri seven gruplar da var ve MİT’in çalışmalar yapması da olası. Bu nedenle Mısır’ın Türkiye’ye karşı Libya’da atağa kalkması, Mısır açısından hayırlı olmayacaktır ve İsrail’in saldırısıyla da sonuçlanabilir.

Doğu Akdeniz ve Avrupa

Buraları çok karışık… Mısır’ı ikna edip, yapabildiğimiz kadar MEB anlaşması yapmak ve ülkelerle arayı ısıtmak gerekiyor. Her zaman diyorum, KKTC’de bir kaç uluslararası şirket için ruhsatlandırma yapılırsa, bu ülkeleri yanımıza çekebiliriz. Türkiye petrol ve doğalgaz arayacak. Tamam da çıkartabilecek mi? Yıllar geçti, sonuç var mı? Dolayısıyla özel firmalar üzerinden politik güç kazanılaması doğru adım olabilir.

Açıkçası başından beri, çeşitli sorunların bir kenara bırakılarak İsrail ile anlaşılması taraftarıyım. Mısır ve İsrail ile anlaşılabilir. Burada siyasi değil, “teknik” anlaşmalar yapılmalı. Evet sorunlarımız var, ancak bu sorunların dışında taraflar için yararlı olacak anlaşmalar var, bunları imzalayabiliriz. Üstelik Filistin’in yukarıda nasıl sırtımızdan bıçakladığına bakarsak (ki benim için süpriz değil, başından beri Filistin’in ne hali varsa görmesi taraftarıydım, Osmanlı’ya karşı yaptıklarının bedelini ödüyor), bazı politikalarımızı değiştirebiliriz.

İngiltere burada önemli. Amerika’nın Türkiye’ye olan yaptırımları ve sıkıntılarının arkasında İsrail ve İngiltere var. Açıkçası Amerika 1919’da da bize düşman idi, 1970’lerde de düşman idi, 2000’lerde düşman. Görünürde stratejik ortak ancak operasyon yapmak istediğimizde bize karşı çıkıyor, uçak vermiyor, ambargo uyguluyor, İHA vermiyor, patriot vermiyor, engelliyor… Kan Uykusu belgeselini hatırlayın; PKK’nın 300 sözde lider kadrosu toplantıdayken, ABD uçakları BM helikopterini vuryor ve bizimkiler “üzerimize kalmasın geri dönün” diyor. Böylece PKK kadrosunu kurtarıyorlar. ASELSAN vb gibi nice kurum da bu ambargolardan sonra bağımsızlığı kazanmak için kuruldu. Bu yüzden Amerika’nın bizim dostumuz ve müttefikimiz olması tamamen bir yalandan ibaret.

Almanya, İtalya, İngiltere gibi bir kaç ülkeyle farklı zeminde (tank, füze, uçak, helikopter, motor vb gibi) ortaklık kurulabilir. Bir projede ne kadar fazla ortak varsa, o kadar güçlenir çünkü ambargo uygulanması zorlaşır. Bu nedenle evet %100 yerli bir şeyler yapabiliriz ancak bu zamana kadar hem vakit hem de nakit anlamında daha uygun şekilde projeler bir kaç devlet ile geliştirilebilir.

Avrupa Birliği bize karşı çeşitli yaptırımlara girecek ve Fransa zaten buna başladı. Türkiye, artık Türk Birliği konusunda söylemleri bir kenara bırakmalı ve icraate geçmeli. Azerbaycan başta olmak üzere diğer ülkelerle birlikte ortak projeler geliştirmemiz gerekiyor. Hindistan, Pakistan ile çeşitli ortaklıklar şart. Gelecekte BRICS güçlenecek, artık güç konusu ABD’den Çin’e geçiyor, AB hem eskisi gibi bir değil hem de hantallaştı. Bütün bunlar iyi okunmalıdır.

Sonuç Olarak

Uzamaması için çok genel yazdım fakat söylemek istediğim şu; Libya, Suriye, Irak, Doğu Akdeniz derken bence Türkiye’nin esas hedefinde Yunanistan’ın gasp ettiği ada, adacık, kayalıklar var çeşitli girişimler başlatılacak. Avrupa Birliği ve dünyanın korona ve sonrasındaki ekonomik krizin vurduğu dönemde böyle adımlar atmak çok doğru. Fakat tekrar tekrar uyarıyorum; DİPLOMATİK BAŞARI, anlaşmalar, birlikte şart… Yani politik olarak güç kazanıp taçlandırılmadığı sürece askeri hareketler sabun köpüğü gibi uçabilir ya da Kıbrıs’taki gibi tam bir muammaya dönüşebilir.

Tanrı Türk ordusu ve Türk milletinin yanında olsun.

 

 

Görsel kaynağı (üzerinde oynadım): lehorselessman. Turkey and its EEZ claims “Blue Homeland” (20 Haziran 2020). Reddit  https://www.reddit.com/r/MapPorn/comments/hcsvm3/turkey_and_its_eez_claims_blue_homeland/

Son Değişiklik: 09/07/2020 - 21:32