Ortalama okuma süresi: 5 dakika

Hiç merak ettiniz mi; Irak ve Suriye neden üçe bölünüyor?

Zülfü Livanel’nin CNN Türk’e (Hafta Sonu programı) konuk olduğu üç program var ve hepsini çok severim. Fakat 19 Mart 2016 programında söylediği şeyi hiç unutmuyorum. Bu bölümü kesip, Youtube kanalıma koymuştum. Videoları kesip koyduğumda (ki 2 dakika uzunlukta), altına da program bilgisi ve bağlantısını veriyorum. CeNeNe Türk (ya da Siğ eN eN Türk) ısrarla telif atıyor. Niye atıyorsun anlamıyorum? Zaten telifli videolar var, para kazanacağımdan değil de telif atıldığı için kanalla ilgili sıkıntı yaşanıyor ve videoların başkalarına ulaşması konusunda sorun yaşanıyor. Ben de buraya yükleceğim.

**

Yazı olarak, “Ortadoğu’da sorunalrın kaynağı: cetvelle çizilen ülkeler (Irak ve Suriye)” başlığında bir bölümünü bulabilirsiniz. Daha önce Osmanlı vilayetlerine baktığınızda bugün olduğu gibi “Irak” veya “Suriye” yoktu. Hatırladığım kadarıyla Osmanlı öncesinde de böyle vilayetler ve bütünlükler yok.

Almanca, İngilizce, Türkçe kaynaklardan ve görsellerden alıp düzenlediğim şu haritayı ekleyeyim, ne demek istediğimi anlayacaksınız:

Devletimiz ve bakanlıklar, görebildiğim kadarıyla Osmanlı ile ilgili kurum ve kuruşlar böyle yarım asırlık ve önemli olaylardan sonra Osmanlı vilayetlerin haritasını yayınlamıyorlar. Bunu ben yaptım, bazı yerler yanlış olabilir ancak 1900’lerin başındaki Osmanlı vilayetlerini göstermek istedim.

Elazığ’ya El-Aziz demek isteyenler Bursa’ya “Hüdâvendigâr” demiyor nedense… Neyse.

Bakın Irak’ta ne var? Musul, Bağdat, Basra. Peki Suriye’de? Halep, Şam, Deyri zor. Hiç merak ettiniz mi neden üçe bölünmüş? Sonra İngiliz ve Fransızlar gelip (diplomat ve asker) neden cart diye mezhep, köken, kültür bakmadan; tamamen harita üzerinde “şurası senin olsun, burası benim olsun” mantığı ile ayırmış buraları? Şimdi bunların acısını çekiyoruz.

Hemen Zülfü Livaneli’nin anısını vereyim:

**

Ne diyor?

Bir program yürüyor, bu programı biz biliyoruz ancak uygulanıyor. Orta Doğu’yu üçe bölüyorlar.

Kissinger ile bir yemek yedik (Kriz ve Dünya Düzeni kitaplarını okuyunuz çok sağlam diplomattır). Ahmet Ertegün yemeğe davet etmişti. Kissinger demişti ki: “ben her sabah Osmanlı haritasına büyük bir hayranlıkla bakıyorum”. Dedim ki ben, herhalde bizi biraz onurlandırmak için söylüyor bunu, Türkiye’de konuk ya…

Ne için dedim, yok şaka falan yapmıyorum dedi. Bu Orta Doğu kadar belalı bir coğrafyayı beş yüz sene nasıl yönettiklerinin sırrını anlamaya çalıştım ve anladım dedi, anladık dedi.

Nedir dedim bu,
Biz karşımızda büyük bir İslam bloku gördük; mollalar var, bilmem neler var ve canlarını feda eden insanlar var. Sonra inceledik, Osmanlı şöyle yönetmiş burayı; üç bölgeye böldüğün zaman bu iş rahatlıyor. Yani sünni, şii ve Kürt bölgeleri.

Kısaca böyle demiş. 1- anladık demesi, 2- bölgeleri üçe bölmek.

Biraz dikkat ettiğiniz zaman İsrail karşıtı her lider ülkesinin başından gitti ve ülkesi üçe bölündü. İsrail’e karşı olan ülkelerde bunlar yapıldı. Şahsen İsrail’e toplumuzun baktığı gibi bakmıyorum. Evet Filistin’e yaptıkları nedeniyle cezalandırılmalı ancak her fırsatta arkamızdan vuran (Çin’in Türkistan politikasını destekledi, bize karşı olan ülkelerin yaptığı gaz forumuna katıldı) Filistin’in çıkarlarını korumak için İsrail ile ilişkileri de kopartmam. Örneğin İsrail ile yapılacak MEB antlaşması bizim için çok önemlidir. F-35’leri engelleyen, ABD senatosunda çok güçlü lobisi olan İsrail’dir. Veya Mısır’ın iç işleri beni ilgilendirmez. Sisi, Mursi falan beni ilgilendirmez. Devrim olabilir, ben yine aradaki bağa ve MEB’e bakarım. Belki ülke yönetmediğim için, sorumluluğum olmadığı için bu kadar kolay konuşuyorum ancak Türkiye’deki Museviler, Ermeniler, Rumlar da Türk vatandaşıdır; bu insanları da incitmemek gerek, aynı zamanda İsrail ile, batı ve Avrupa ile arayı bozmanın da hiçbir getirisi yok. Denge politikası farklı.

Neyse Suriye gitti, Saddam ve Irak gitti, Libya gidiyor. Fakat İsrail yanlısı Mısır şimdilik federasyon ile yönetilmiyor, ilginçtir. Açıkçası başka planların olduğunu düşünüyorum Mısır konusunda (içine Türkiye’yi dahil ediyorlar) fakat göreceğiz.

Federasyon (Vilayetler) ve Uluslararası Hukuk

Bir ülkenin ülke sayılabilmesi için, 1933 “inter-American” anlaşması maddeleri uluslararası hukukta geçerli sayıldı. Nedir bunlar?

1933 Montevideo Sözleşmesi Madde 1:

  1. kalıcı nüfus
  2. belirlenmiş bölge (sınırlar)
  3. hükumet
  4. diğer ülkelerle iletişime geçme yetisi

Bu dört madde varsa, devlet olarak belirlenebilir.

Şimdi buraya dikkat! 2017 yılında yazdığım “kültürümüze sahip çıkmıyoruz, işte örnekleri” yazısında bir şey söylemiştim;

Nasuh Mahruki’nin Orhun yazıtları ile ilgili yazdığı bir köşe yazısında belirttiği üzere [1],

“Eski Türklerin egemenlik anlayışında devleti 4 prensip meydana getirir;

  1. Millet (Budun),
  2. Devlet (İl),
  3. Toprak (Yer),
  4. Kağan.

Yani millet, devlet, vatan ve lider. Eski Türklerin en büyük yazılı eseri Orhun Abideleri, 1300 yıl öteden Türk Milleti’ne seslenir, atalarımızdan bugünümüze ışık tutacak çok değerli öğütler verir…”

Gördüğünüz gibi 1300 yıl önce, Amerikalıların söylediği şeyi bizim atalarımız söylemiş. Böyle bir devlet kültürümüz ve tarihimiz var. Fakat hangi uluslararası hukukçu bunları araştırmış? Bizim akademisyenlerimiz varsa yoksa Avrupa kafası… Bilinen teorilerle, Türk tarihi, Türk kültürünü araştırmak yok.

Uluslararası hukuk hocam, şimdi KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Kudret Özersay idi, Montevideo sözleşmesin anlattığında ders sonrası çıkıp söylemiştim. Budun, il, yer, kağan. Sadece kağan farklı. 1300 yıl önce de diplomasiden çok kağan önemliydi!

Türkiye’de Federasyon İsteği

Bunları neden anlattım? Türkiye için. Bazıları federasyon istiyor. Eyalet, vilayet, federasyon… İstedikleri özünde aynı şey. Türkiye; Amerika, Rusya gibi büyük, dolayısıyla zor yönetilecek yer değil. Avrupa’daki gibi din ve farklı kütlür çakışması yok; tam tersine kültürler birbirini tamamlıyor. Dolayısıyla federasyon burada mantıklı değil. Belki belediyelere, hizmet açısından daha fazla yetki verilebilir ancak güvenlik gibi önemli konularda değil.

Türkiye’de ve Orta Doğu’da federasyon isteğinin tek nedeni vardır. Yuakrıda gördüğünüz gibi, ülke olarak bağımsızlığın kazanıp kabul ettirebilmek için; toplulukların “sınırları belirlenmiş” devlet ya da eyaleti olması gerek. Bu, uluslararası hukuk anlamında ellerini daha da güçlendirir. Ne için söylüyorum? Irak, Suriye, Türkiye ve Iran ortasında; Arap olmayan ve İsrail’e yakın olacak devlet kurma hayalleri olanlar için söylüyorum.

Dolayısıyla federasyon bu anlamda tehlikelidir. Özgürlük ve demokrasi açısından Kürtçe konuşmaları veya bina girşinde değil ancak bahçe ve önünde daha ufak bir tabelda başka dillerde binanın adı yazmaları da uygun. Ancak federasyon olayı tamamen zararlı bir konu.

Federasyon isteği tamamen özerklik ve sonrasında gelecek bağımsızlık için hazırlanılan bir plandır.

Sonuç Olarak

Henry Kissinger gibi bir adam (ki PSIR öğrencileri kitaplarını okusun ancak diplomasi ve tarihi beğenenler diplomasi için Kriz kitabını ve insanlık tarihi ve gelişim için Dünya Düzeni kitabını kesinlikle okumalı), Osmanlı tarihini ve politik gelişmelerini incelerken; maalesef çok sevdiğim ve çok şey öğrendiğim siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler alanında eğitim veren hocalarım bile Avrupa’nın peşine takılarak “Türkiye’de sosyalist açıdan bilmem ne konusu” veya Kıbrıs’ı realist bakış açısıyla incelemek gibi anlamlandıramadığım işlerin peşine gidiyorlar.

Eğitim ve okuldan bu kadar nefret etmeseydim (buna rağmen DAÜ PSIR bölümü ve hocalarını çok seviyorum, siyasal görüş açısından anlaşamadıklarımı bile), Türk kültürü ve tarihi ile günümüzdeki politik benzerlikleri ve temeller üzerine bir sürü araştırma yapıp, Göktürkçe bilgimi iyice ilerletip, Orhun yazıtlarını vs inceleyip, yeni makaleler yazabilirdim.

Henry Kissinger, Amerika ve akademik boyutu böyle.

İngiliz ve Fransızların ne kadar rezil yönettiği de zaten ortada (cetvelle şak diye ayırmışlar toprakları). Zaten eski İngiliz sömürgelerinin hepsinde arıza var. Fransız, İngiliz gibi sömürgeler; sömürdükleri yeri karıştırırlar ve asimile ederlerdi. Osmanlı bugün asimile etmediği için kültürlerini korudular ve karşı propagandada kötü olduğu için Osmanlı’dan nefret ediyorlar. Oysa Fransızlar gibi sömürüp, asimile etseydik bugün Afrika’dan Ortadoğu ve Balkanlara tüm eski sömürgeler Osmanlı ve Türk hayranı olurdu. Oysa 9 yıl KKTC’de yaşamış ve çoğunluğu bu bölgeden gelen 6 bin yabancı öğrenci içerisinde Türk azınlık olarak uluslararası ilişkiler okumuş biri olarak söylüyorum ki; Osmanlı’yı sevmiyorlar. Sömürdüğünü, bölge halkını katlettiğini düşünüyorlar. Bazı şeyler doğru fakat Osmanlı asla Fransız ve İngilizin yaptığı gibi katliam ve sömürgecilik anlayışını benimsemedi.

Bitirirken, Hatay Devleti belgeselini izlemenizi öneriyorum:

 

Kaynaklar

[1] Nasuh MAHRUKİ. Bilge Kağan’dan Türkiye’nin bugününe 1300 yıl geçmişten öğütler (24 Ocak 2017). http://www.sozcu.com.tr/2017/yazarlar/nasuh-mahruki/bilge-kagandan-turkiyenin-bugunune-1300-yil-gecmisten-ogutler-1639952/

Son Değişiklik: 09/08/2020 - 15:35