Ortalama okuma süresi: 8 dakika

7 Haziran 2020 Düzenlemesi: Linç kültürü ve saçma bir zihniyet üzerine…

Twitter tarihindeki iyi etiket olması muhtemel “erkekyerinibilecek” etiketinden sonra konu yine patlama yapmış. Kurdele kötü şansı koruyorsa niye erkek takmıyor demişler, takıyor. İslam adı altında Araplaşırken, Batı ve özellikle Amerikan özentiliği ile yozlaşıyoruz. Okumayan, araştırmayan, karşısındaki insanı dinlemeyen nesiller yetiştirdik. Dolayısıyla bir takım insanlar işi “kurdele bekarettir” diye taktıtırken, diğerleri ise bütün olayın kurdele olduğunu ve bekareti temsil ettiğini düşünüyor.

En büyük sorun burada başlıyor. Buradaki sorun kırmızı kurdele değildir. Buradaki sorun, çağdışı kalmış gerici bir zihniyettir. Bu zihniyet ile mücadele de eğitim ile olur, bilgiyle olur. Birlikte ve akılcı hareket ile olur. Bugün kurdele takılmasa, bu zihniyet başka bir şey bulacak ve oradan devam edecek.

Ne yazık ki konuşmalara baktığımda, feminizmin kavramını bilmekten aciz bir takım insanların da işe müdahil olup, tamamen duygusal tepki ile önüne gelen insanı linç etmeye çalıştığını gördüm. Hatta beni kadın düşmanı ilan edecekler. Oysa arama bölümüne kadın yazmaya zahmet etseledi, “maaşlardaki cinsiyet eşitsizliği ve Tükriye’de kadının durumu“, “kadınlara karşı yürütülen baskıcı kampanyaya karşı çıkın” gibi çeşitli konuları da görecekler idi. Fakat okumaktan, karşısındaki insanı almaktan aciz kişiler sadece dindar değil. Görüldüğü üzere çağdaş gibi görünen insanlarda da mevcut. Bu nedenle yıllardır yobaz demenin sadece din ile ilgili olmadığını; Atatürkçü yobaz, milliyetçi yobaz, veya kadın hakları konusunda dahi yobaz olabileceğini söyledim. İkinci anlam olarak, bir düşünceye bağnaz şekilde bağlanandır.

Örneğin feminist hareketin ve kadın haklarının ne zaman başladığına dair haberleri dahi yok! Türk kültürü dediğimde, “kültürünüz kadınları öldürüyor, diliniz ötekileştiriyor” demiş birisi. Yobaz düşünceye geleceğim ancak buradaki “kültürünüz, diliniz” sözcüklerine dikkatinizi çekerim. Görünürde Türkçe konuşan, isimleri, cisimleri belli olmayan ve attığı tweetlerin saniyeler içerisinde onlarca bot tarafından beğenildiği bu hesaplar kime ait? Kültürümüzde ve dilimizdeki bu yanlışlar düzeltilmeli demek yerine, “kültürünüz ve diliniz” diyerek Türk kültürü ve Türkçeyi kendilerinden görmeyen bu zihniyetin neyin eseri olabilir?

Bunun dışında, kadın hakları hareketleri Dünya Savaşlarında başladı. Erkekler savaşa gidince kadınlar, erkeklerin yerine çalışmaya başladı. Tabii bunun öncesinde 8 Mart 1857’de “eşit ücrete düşük maaş” grevleri (ABD), bu işin başlangıç noktasıdır. Fakat Mad Men’i izleyenler görecektir, ne yazık ki 1950’lerden sonra bile, Amerika’da kadına bakış açısı değişmedi. Kadınların sosyal hayata katılmaları maalesef 40-50 yıllık bir olay.

Eğer siyaset bilimi olarak yaklaşacaksak, 1800’lerdeki akımlara bakmamız gerekiyor. Şaşırtmayacak şekilde İngiltere’de ortaya çıkmıştır. Yanılmıyorsam velayet üzerine bir yasa idi. Daha sonra yine çiftlerdeki mülkiyet üzerine bir yasa çıkartıldı. Yani İngiltere sadece 1215’te Magna Carta ve ilerleyen süreçte Bill of Rights gibi çeşitli sözleşmelerle değil; aynı zamanda 1700’lerin sonuna doğru “A Vindication of the Rights of Woman” (herhalde kadın haklarının korunması/dayanağı gibi çevirebiliriz) yazarı Mary Wollstonecraft gibi önemli insanlar teoriyi oluşturmuş ve 1800’lerde İngiltere’de bu konuda yasalar çıkartılmış ve Amerika’da da bunlardan etkilenip grevler yapılmıştır. PSIR öğrenci ve mezunları; John Lock ve Adam Smith gibi liberal yani özürlükçü teorisyenlerin de bu dönemden önce yaşayarak “liberal düşünce” fikrini şekillendirdiklerini de unutmasınlar. Yani birden kadın hakalrı hareketi çıkmıyor, zaten devlet müdahalesi ve bireyin bağımsız ve özgür olma fikirleri ortadaydı. Ardından bu kadın haklarına uyarlanmaya başlıyor.

Peki hangi tarihlerden bahsediyoruz? 1700’ler, 1800’ler… Tomris Hatun’u bilir misiniz? Millattan Önce 6. yüzyılda tek başına boy yöneten dul bir kadındır. Avrupa’da daha kadının adı yokken, Araplar kızları diri diri toprağa gömerken; Türk kadınları boy yönetiyordu, hakan ve hatunlar boylarda eşit idi, kadınların kararlarda etkisi vardı. Yani Türk kültürü kadını ayrıştırmayı, öldürmeyi bırak; kadın el üstünde tutuluyordu. Tabii batı özentiliği ile Türk kültürünü hiçe sayanlar veya çeşitli siyasi amaçlarla trol hesaplar açan bazı Türklük düşmanlarının feminizm ve kadın haklarını Avrupa’dan ibaret sanması süpriz değil.

İstiklâl mücadelesinde kadınların çabası, kendi haklarını kazandırdı. Türk kültürü ve tarihini çok iyi bilen Atatürk ise; Türk kadınlarını,  tıpkı tarihte olduğu gibi önplana çıkartmak için uğraştı. Türk kadını ne çarşafa bürünüp sosyal hayattan çekilecek ne de cinsel obje haline gelecekti. Becerisiyle, bilgisiyle, zekasıyla önplana çıkacaktı. Atatürk’ün istediği buydu, Türk kültüründe de olan budur. Ne yazık ki günümüzde bakıyorsunuz, bir bölümü Arap kültürü etkisinde sosyal hayatta sessizliğe bürünürken, diğer bölüm ise aşırı batı özentiliği ile milli bilinçten yoksun yetişmiş.

İnsanlar sorunun kurdele, türban, etek vb olduğunu düşünüyor. Sorun bunlar değil. Sorun çağdışı zihniyetin yetişmesi, ahlaksız ve şımarık erkeklerin büyütülmesi. Peki sadece erkekler mi? Bir nesil, bir millet kültüründen, tarihinden, dilinden uzaklaşırsa; çöker. Feministler beni linç etmeye kalkmış ya, bir zahmet dönüp şu kızların nasıl erkekler yetiştirebileceğini de sorgulasın (DİKKAT KÜFÜRLÜ!):

İşte sorun burada başlıyor. “Kadına şiddet” diyorlar, “hayvana şiddet” diyorlar… Yani sorun şiddet değil, kadın ve hayvana yapılan şiddet mi? Ben ise ayrıştırmayın, şiddet gösteren psikopattır. Aciz gördüğü her şeye saldıracaktır diyorum. Sorun insanlık ile ilgili.

  1. Özgür irade
  2. Doğarken seçilmeyen veya sonradan seçtiğimiz şeyler yüzünden yargılanma
  3. Farklılıklara tahammülün olmaması

Şu an sildim çünkü eleştiriyi kaldıramayan ve paylaşımları “linç kültürü” ile yapan bir takım zihniyet; “kadın erkek eşit değildir, devlet buradaki dezavantajları gidermek üzerine yasa çıkartır” gibi bölümleri alıp erkek düşmanı ilan etmiş. Oysa toplumun içine giderseniz, köy ve kasabaları dolaşırsanız; “kadın ve erkek eşittir” sözcüğünün henüz kadınlarda dahi benimsenmediğini göreceksiniz. Burada “iyi de eşit değil” diyen zihniyete bir şeyler anlatmak gerek. Evet güç olarak eşit olmaya bilir fakat sosyal yaşamda, adalet önünde ve algılarda EŞİT OLMAK ZORUNDADIR. Bu ne demek? Erkeğin çalıştığı yerlerde kadın da çalışabilir, erkeğin aldığı maaşı kadın da alabilir; erkeğin yaptığı işi kadın da yapabilir. Birileri, erkke ve kadın “yaradılış açısından” eşit değil diyor ve bunun arkasına sığınarrak Arap kültürünü İslam adı altında hayatımıza sokmaya çalışıyor. Kadınları sosyal hayattan uzaklaştırmaya, eve hapsetmeye çalışıyor. Doğru sözcüklerle, doğru şekilde mücadele edilmezse, ancak twitter’dan benim gibileri linç ettiğinizle kalırsınız ve beni linç ettikçe, çağdışı zihniyet sizleri gösterip “işte böyleler” diye kadın hakları konusunda atılan adımlara da set vurmaya çalışacaktır.

Bataklığı kurutmak, bu çağdışı zihniyetle savaşmak yerine; bu zihniyetin bir yansıması olan “kurdele bekarettir”, “kadının o saatte orada ne işi var”, etek, türban gibi sembollerle mücadele edilmeye çalışılıyor. Yani amaç bataklığı kurutmakken, sivrisinekler ile tek tek mücadele edilmeye çalışılıyor.

Fakat 2 günde blog yazısı üzerine gelen bir kaç yorumu ve davranışları gördüm;

1- gençler tamamen milli bilinçten uzak
2- tamamen batı özentileri mevcut
3- sadece bu kadar da değil; Türklük düşmanı çeşitli zihniyetler buralarda yine sahte hesaplar ile çeşitli amaçlar peşinde ki en çok buna şaşırdım. Gezi Parkı vb gibi dönemlerde yapılan kara proapgandayı gördük ancak kadın hakları gibi bir konu üzerinden dahi Türk düşmanlığı yapılıyor. Bu da mücadelede ne kadar yetersiz kaldığımızın göstergesi gibi.

 

Türk Kültürü ve Kurdele

Özellikle konu bir ulus ise; coğrafya ve tarih bilmemiz gerek. Yetiyor mu? Yetmez. Etkileşimde bulunduğu kültürleri de tanımamız gerek ki ilgili milletin kültürünü tanıyalım. Mesela Türkler için Persleri, Arapları bileceksin. Ancak Rusları, Fransızları da bilmek gerek. Konu Türklerin etki ettiği yerlere gelirse iyice uzayıp gider.

Bunlar hakkında bilgisi olmayan insanların kalkıp Türk milletini övme ya da karalamaya çalışması veya kültüründen gelen bir şey olduğunu bilmeden başka anlamlar çıkartması kişiyi komik duruma düşürebilir.

Loğusa Kadın ve Kırmızı Kurdele

Loğusa kadın, kırmızı bir kurdele takar kafasına. Bu kurdelenin, çocuğu albız denen iblisten koruduğuna inanılır.
(İbrahim Sarı, Şaman Türkleri, s. 60). Yanılmıyorsam bazı yörelerde kollara da takılıyor ancak aynı amaç için mi bilemiyorum.

 

Neden takıyorlarmış? Nedenlerinden bir tanesi eski Türk inanışında Alkarısı denilen ve yeni doğum yapanlara musallat olduğu inanılan bir iblis/ruh. Yeni doğum yapan kadını ve çocuğu boğmaya uğraşıyormuş. Lohusa kadınlar yalnız bırakılmaz, kırmızı kurdele takar ve İslam’dan sonra başında Kuran olur. Annem, ben doğduktan bir iki gün sonra kurdele takmamış, tabi ne olacak diyerek. Yalnız başına yataktan kalkınca, birden ayağımın altından balyoz darbesi gibi bir şey aldım ve başıma kadar çıktı, savurdu beni resmen diyor. Konuşamamış, bir süre hareket edememiş ve titreme gelmiş. Ağustos ayında yatağa götürüp 3 kat yorgan örtmüşler. Ki annem bilim insanı. Tabi sonradan 40 çıkana kadar taktım kırmızı kurdeleyi diyor. Albasması durumu oluşabiliyor yani eski inanca göre (ki hala devam ediyor). Bilimsel açıklaması vardır belki ancak atalarımız bunu açıklayamadığı için Alkarısı falan demiş. O da şöyle bir şey (korkmayın :D):

 

Dikkat edin, lohusa kadında kırmızı kurdele var, alkarısı da kırmızıyla tasifir ediliyor. Başında kuran var sanırım, bu Müslüman olduktan sonra yapılan tasfir olması gerek. Sanırım Şaman dönemde şöyle tasfir ediliyordu:

 

 

İnançlarımızda Kırmızı Kurdele

Alevilik, İslam’da Türk kültürünü ağırlıkta olduğu bir mezheptir. Bektaşilikte aynı şekildedir. Türk kültüründen, Türk adetlerinden fazlasıyla esinti görürsünüz. Aleviler, başlarına kırmızı kurdele bağlar:

**

Aleviler için Kızılbaş deyimi de kullanıyor. Ben buradan geldiğini düşünüyordum, ancak Büyük Osmanlı Tarihi’ne göre (Hammer, Joseph, Von. Büyük Osmanlı Tarihi, Cilt II, İstanbul, 1989) başa geçirilen Sepuştu isimli kavuğa benzer şeyin kırmızı olmasından geliyormuş sanırım.

Neticede, Türklüğün ve hatta Şamanlığın kalıntılarını bolca bulurum. Örneğin İslam’da kadın din insanı olamaz (imam gibi) ancak Gök Tengri inancından kadınlar Şaman olabilirdi. Hatta çoğu şaman idi. Alevilerin ibadetlerinde ise kadın-erkekeğin bir olduğunu görürsünüz.

Arabın kızları gömdüğü, kadının adının olmadığı dönemlerde; taa Milattan Önce boy yöneten Türk kadını (Tomris Hatun) ve Çin ile anlaşma imzalayan Hatun (Metehan’ın eşi) vardı. Mad Men izlediyseniz, 1960’larda daha İngilzi ve Fransızlardan ayrılma Amerika’da bile kadın eşitliği bu derece yoktu (buradan kendi tarihini bilmeden Avrupa’ya ağzı açık bakan Türk feministlere selamlar).

Haliyle Alevi ve Bektaşiliğin bu yanlarının Türk kültüründen geldiğini düşünmüşümdür hep.

 

Gelinlik ve Okuyan Çocuk

Yine nazar ve uğursuzluktan korkulduğu için gelinler kırmızı duvak kullanabiliyor. Eski dönemlerden gelme. Ayrıca gelinin üzerine bağlanan kırmızı kurdele (kuşak), nişan törenlerinde yüzüklerdeki kırmızı kurdele tek bir şeyi temsil eder; UĞUR ve KISMET! Ayrıca kötü ruhlardan korunma anlamını da taşır. (İbrahim Sarı, Şaman Türkleri, s. 37)

BELKİ şununla karıştırılmış olabilir; bazı yörelerde Türk kızları evlenene kadar kırmızı başörtüsü, evlendikten sonra beyaz başörtüsü takarmış. Ancak kurdele değildir!

Yeni okuyan çocukların yakasına da kırmızı kurdele takılırmış ancak bilmiyordum. Fakat bu adeti çocuğumda devam ettireceğim.

***

Bitti mi? Bitmez durun daha!

Kırmızının Diğer Kullanım Alanları

Kağan seçimi: Hunlarda Kağan öldüğünde, yeni kağan seçilirdi. Şu yemin ettirilirdi ve ardından kırmızı elbise giydirilirdi:

“Yukarıda Güneş’e bak, baki olan Tanrı’yı itiraf eyle. Sen onun gölgesisin. Kendi tedbirini O’nun muradına uydur. Aksi halde sana sadece bu siyah keçe kalır.”

(Halil Cin ve Ahmed Akgündüz’ün Türk Hukuk Tarihi kitabında sanırım ancak ben Aybars Pamir’in Türkler’in Geleneksel Dini Şamanizm’in Orta Asya Eski Türk Kamu Hukuku’na Etkisi çalışmasından okudum, isyeyenler için e-yayın).

**

Şamanlarda kırmızı külah: “Şamanlar ayinleri esnasında hayvan derisinden bir göğüslüğü olan açık cübbe ve üzerinde dağ tavuğu tüyü bulunan kırmızı bir külah giyerler” (Radlof, W. (1976). Sibirya’dan (Seçmeler), Çev. Ahmet Temir, İstanbul: Milli Eğitim Basımevi, s.234).

Türk kültüründe kırmızı: Türk kültüründe kırmızı, gücü temsil eder. Kırmızı aynı zamanda yönü (Güney) temsil ediyor.

 

Son Olarak Kırmızının Kutsallığı

Aslında kırmızı değil al ya da kızıl denirdi. Güneş doğuş ve batımında görüldüğünden Türkler için özeldir, kutsaldır. Türkmenlerin eski inançlarında koruyucu ruh, “Al Ateş” tanrısı idi. Türk kağanları hem kutsallığı hem de kötü ruhlardan koruduğu için bayraklarında sıkça kırmızı rengi kullanmıştır.

Kaynak (diğer anlamlarını ve Türk dünyasında renkleri okuyabilirsiniz): Mehmet Yardımcı, Renk Dünyamız ve Türk Kültüründe Renkler.

***

Şamanizm ve Gök Tengri ile elimdeki kitap ve arşatırmalardan bazılarında vardı ancak notlarım Kıbrıs’ta kaldığı için veremiyorum. Şunların bazılarında olması gerek:

Şerafettin Turan – Türk Kültür Tarihi
Abdülkadir İnan – Tarihte ve Bugün Şamanizm
Jean Paul Roux – Turklerin ve Mogollarin Eski Dini
Hacettepe Ün. Türkiyat Araştırmaları Ensitüsü – Yaşayan Eski Türk İnançları
Samire Mömin – Şamanizm ve Günümüzdeki Kalıntıları
Kürşat Koçak – İslamiyet’ten Önceki Türk Devlet Geleneklerine Göre Tahta Çıkma Yöntemleri
İlhami Durmuş – Bozkır Kültür Çevresi Türk Tarihi Araştırmaları ve Kronoloji
Yaşar Kalafat – Altaylar

***

Haliyle tek bir şey diyorum; ne olursanız olun, öyle bilginiz, fikriniz olmadan; hele hele eleştireceğiniz kültürü, coğrafyayı, tarihini falan tanımadan atıp tutmaya kalkmayın. Koca koca akademisyenlerin üniversitelerde “kadınları bakire diye paketliyorlar” şeklindeki söylemlerine denk geldim.

Uzman olmadığımı sık sık söylüyorum ancak en azından kendi kültürümü, tarihimi ve dilimi araştırıp sahip çıkmaya çalışan biriyim. Bir kültür, bir toplum hakkında ileri geri konuşmadan önce açıp okuyun öğrenin. Boş yere ne eleştirin, ne övün ne de feministlik yapın derim. Çünkü yanlış bilgi vermekten başka hiçbir şeye yaramıyor.

Artık boğazıma kadar geldi, o yüzden bu yazıyı yazma ihtiyacı hissettim. Biraz sert olduysa iyidir, sert olsun ki böyle saçmalıklar tekrar tekrar yapılmasın, bir milletin aklı bulandırılmasın!

Düzenleme

Bir şeyi eklemem gerek, ki yanlış anlaşılmaya mahal vermeyeyim; Türk kadınlarına karşılık bakirelik için “çarşaf serme”den tutun, Türk kızlarının özgürlüğüne kadar bir sürü şey tehlike altında. Özellikle son dönemde kadınlarımız birer cinsel obje olarak görülmektedir. Bunlarla mücadele edilmesi başta Türk kültürü ve tarihini araştıran, bilen insanlarca yapılmalıdır. Çünkü bizim kültürümüzde cezası 4 at tarafından parçalanmak olan tecavüz gibi pislikçe davranışlar bugün Araplaşmanın ve yozlaşmanın bir sonucudur. Türk kadını ne çöp torbasına girecek, ne de cinselliği ile iş yapacaktır! Türk kadını at biner, ok atardı. Haliyle şimdi Türk kadını üniversitelerde, bilim merkezlerinde, önemli şirketlerde ve devletin en önemli organlarında görev yaparak; erkeklerin beceremediği uzlaşıyı ve erkeklerden farklı görüşlerini kullanmalıdırlar.

Burada sözünü ettiğim olay “kurdele” ile ilgilidir. Yanlış bilinen, sıkça yanlış kullanılan bir olaydır. Üniversite mezunu üst düzey şirket çalışanlarından politikacılara, akademisyenlerden STK’lara kadar yanlışlık dillendirilerek; toplumda zaten yanlış bilinen bu davranış pekiştirilmektedir. Eleştirdiğim nokta burasıdır. Türk kadınına gerek Türk kültüründen, gerek Atatürkçülükten gelen her türlü eşitlik ve özgürlük tanınmalıdır ve tarafımca desteklenilerek tanınacaktır. Fakat Türk kültürünü bilmeden, yalan yanlış bilgileri herkese aktararak yanlış bilgiyi doğruymuşçasına perçinleyenlerle de mücadelem sürecektir.

Son Değişiklik: 07/06/2020 - 09:52