Politika (siyaset) ile ilgili güzel şeyler bulmak zordur. Gerçekten zor. Politika ile ilgili şeyler izlemek isterseniz, kimileri size Game of Thrones verir. Dizi olarak güzel, evet politik tekniklerde var ancak işin mutfağının yani HOUSE OF CARDS’ın yanından bile geçmeyecektir.

Seçimler ile ilgili bir sürü şey duyacaksınız, izleyeceksiniz. Ancak Elections’ı izlediğinizde olayların ne kadar ilginç olduğunu göreceksiniz.

Kısaca, uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi öğrencisi olarak size bayılarak izlediğiklerimi vereceğim. Hepsini değil, biraz beğendiğimi değil. Beğendiklerimi vereceğim. İçinde bolca politika, ayak oyunlar, yasa/hukuk var. Bazıları durağan olabilir, bazıları fazla hareketli. Ancak hepsi mükemmel.

Hadi başlayalım.

House of Cards

house of cards

Hayatımın dizisi diyebilirim. Hiçbir dizi (evet Game of Throne ve Breaking Bad dahil) bu dizinin üzerinde değil. Breaking Bad ile birinciliği paylaştıklarını itiraf edebilirim ancak House of Cards, politika alanında baş yapıt.

Tanımı: Frank Underwood (Kevin Spacey), Beyaz Sarayın (Washington’daki) basamaklarını bir bir çıkmaya çalışıyor. Partisinin seçimlerini kazanmasını sağlıyor ancak söz verildiği gibi O’nu Dışişleri Bakanı yapmıyorlar. Underwood ise, Başkanlığa kadar yükselecek. Hemde bir oy bile almadan. 3 sezonda olanlara kısaca özet.

Sevdiğim Yanları: izlerken fark edeceksiniz, o kadar düzenbaz, o kadar kurnaz bir adam ki; işini düzgün yaptığı ve iyi yaptığı için saygı duymamak elde değil (evet bunca düzenbazlığa rağmen). Bütün sezonları 3-4 kez izledim.  Bazı yerleri ilk izlediğimde kaçırmışım, 2. kez izlediğimde fark ettim. Dizide her olayın bir nedeni var.

İşin mutfağını hiçbir yapım bu kadar iyi anlatamadı (ayrıca eşini izlerken ister istemez hayranlık uyanacak).

 

Diziyle tanışmam ve 2019’dan gelen düzenleme: Diziyi nasıl duydum hatırlamıyorum fakat 2 sezon yayınlanmıştı ben duyduğumda. Gece yatağın yanına alıp, izlerim demiştim. İlk akşam izlemeye başladım, uyumuşum. İkinci akşam yine izlemeye başladım, yine uyumuşum. Üçüncü akşamda direttim ve daha erken izlemeye başladım. Önemli not: ertesi sabah iş/okul/önemli bir şey varsa bunu yapmayın! Çünkü tüm sezonu sabaha bitirip, sabaha karşı uyudum ve okulu kaçırdım. Ertesi gün, diğer sezonu bitirdim.

Görüntüleri, dialogları, Kevin Spacey’nin mükemmel oyunculuğu, olaylar, işleyiş tarzları… Mükemmel idi. Fakat şimdi dönüp baktığımda, sanki Trump’ı iktidara getirmek için bir hazırlama imiş. Çünkü anketlerde, Frank Underwood başkan olsun mu veya Obama vs gibi adayların yanında da Frank Underwood konulup kim sorusu sorulduğunda; Underwood birinci çıkıyordu. Haliyle bazı konularda farklı bakış açılarım var.

ilk 3 sezonu mükemmel, sonrasında ise iniş var. Tabi herkes diziyi yermiş. Ben de 5. sezonun 10. bölümünden sonra izleyemedim, dayanamadım. Fakat ilk 3 sezonun hatrına izlenir. İlk 3 sezon, mükemmel ötesidir, farklıdır. 4’te izlenir. Sonrası size kalmış.

 

***

 

Borgen

 

House of Cards’ın sezonları birden yayınlanıyor ve bitiyordu. Tabi devamında “benzer dizi” arayışı başladı fakat bulmakta zorlanıyordum. Yabancı forumlarda Borgen diyenler olunca, hemen izlemeye başladım. Tabi basın, demokrasi, saygı, tartışma vs gibi şeyler “olması gerektiği gibi” olunca ve olay Danimarka gibi bir yerde geçince; bizim millete fazlaca ütopik gelebilir.

Konusu: Bir kadın (Nyborg), beklenmedik şekilde güç kazanıyor ve devamında koalisyon için müzakereler başlanıyor. Tabi Nyborg’ün başarısı beklenmiyor. Fakat güzel adımlarla Başbakan oluyor ve koalisyonu kuruyor. Bu süreçte ise en büyük yardımcısı spin doctor dediğimiz (bir nevi sağ kol), Kasper Juul (Kasper Yuuğl).

Müzakere, diplomasi, basın işlerini yönetme, konuşma… Bu konularda çok farklı bakış açısı kazanacaksınız eminim.

 

Recount (2008)

recount

Bu da, hayranlık duyduğum filmlerden birisidir. Amerika’da seçimler yapılır ve bazı yerlerde sonuçlar çok çok yakındır. Bu yüzden tekrar sayım istenir.

Filmde sevdiğim şey ise; hukukçuların çekişmesi ve oy sayımlarının ne kadar “kesin olmadığı”dır. Neler olabileceğini gösterir. Sistem Türkiye’dekinden farklı ancak Türkiye’de de belgesel çekilse, benzer saçmalıkların olacağını göreceksiniz.

Gerçek hikayeymiş sanırım tam hatırlamıyorum. Ancak politik yapım seviyorsanız, pişman olamayacaksınız.

**

İron Lady (2011) – Demir Leydi

demir leydi

Yer İngiltere, parti Muhafazakâr Parti, kişi Margaret Thatcher namı diğer Demir Leydi…

Kişisel imge (imaj) ve yapılandırması hakkında çok güzel bir film. Film zaten başlı başına süper. Tavsiyedir. İzlemelisiniz.

**

Conspiracy (2001)

conspiracy 2001

Bu film gerçekten enteresandır. Nazilerin birimlerine ışık tutar (SS’lerin saldırgan olması vs gibi). Öte yandan biraz sakin geçen, tam olarak nesini beğendiğimi anlatamayacağım ancak bana farklı bir şey kazandırdığı için sevdiğimi düşündüğüm film.

Olay şu; Yahudiler öldürülerecek. Ancak sayıları fazla. Hukuksal yoldan geçerli bir şey bulmaya çalışıyorlar. O sırada birimler arası geçen tartışmalar falan var. Gerçekten ilginç bir filmdir. Kesinlikle tavsiye ediyorum.

İçinizden bazıları Nazilerin propaganda ve hukuk kısmını küçümseyebilir yada önemsemeyebilir. Ancak Naziler bu konuda çok uzmandı.

Yani bir ölüm, katliam nasıl yasal yönden kabul ettirilebilir ki? İlginç. Şöyle düşünebilirsiniz;

Teröristler dağdaysa, vurmanızda sıkıntı yok. Sabahtan akşama kadar operasyon düzenlersiniz ve kimse ses çıkartamaz. Ancak şehirlere inerlerse ve oralarda örgütlenirlerse; şehirde vurduğunuz her teröristi, “yabancılar” vatandaşlarını vuruyor diye gösterebilir. Çok tehlikelidir.

İşte bu tarz propaganda, psikolojik savaş ve hukuksal durumlar ince çizgide seyir eder.

Bu yüzden, bu filmi seyredin (evettt kelime oyunu).

**

 

Ides of March (2011)

ides of march

George Cooloney’in de oynadığı bir film. House of Cards gibi bir şey beklemeyin ancak politikanın içinde ilginç bir film. Çıtır çerez dediğim, canınız sıkıldığında atıştırmalık bir filmdir.

**

Hotel Rwanda (2004)

hotel rwanda

Ruanda (Rwanda) Soykırımı [wiki] ile ilgili bir yapımdır. Etkileyicidir. Tutsi ve Hutu arasında yaşananları anlatır (kısmen).

Bu da etkileyici bir film.

 

Frost Nixon (2008)

 

Bir gazeteci, sözde başka konuları sormak ama özünde Watergate skandalını sormak için eski Başkan’ı konuk eder. Bir kaç bölümden oluşacak söyleşide çeşitli anlaşmalar yapılır (ilk söyleşide sorulmayacak vs) ve çekimler başlar. Gazeteci, sözde ilk yumruğu atıp, Başkan’ı sersemletecektir. Bu nedenle sormaması gereken şeyleri sormaya başlar. Fakat politik anlamda deneyimli olan Başkan, gazeteciyi sersemletir. Süleyman Demirel edasıyla, konuşmaya başlar ve konuyu bol bol saptırır. “Daha önce Nixon’a oy vermemişler bile”, Nixon bir daha aday olsa, oy verecek kıvama gelir. O derece kontrolü ele almıştır. Gazetecinin başarıları sorgulanır. Derken işler değişir ve gazeteci, itirafı alır.

Gerçek bir olay, sinemada karşımıza çıkıyor. Güzel bir film.

 

***

 

Bridge of Spies (2015)

 

Tom Hanks’in başrol oynadığı bu film tam olarak politik sayılır mı bilemiyorum fakat; avukat olan Tom Hanks, yakalanan bir Sovyet casusuna karşılık, yakalanan Amerikan pilotu ve bir öğrencinin takas müzakeresini yapmaya çalışır. Tabi burada Alman Demokratik Cumhuriyeti (Doğu Almanya), ABD tarafından tanınmadığı için, kendilerini tanıtma çabasına girerler. Rusların sıkı pazarlığını göreceksiniz. Bir sürü ayak oyununu göreceksiniz.

Yine gerçek bir hikayedir ve Tom Hanks’in rolü canlandırdığı Donovan, sonrasında “rehine müzakerecisi” görevini üstlenerek; savaş öncesi, sırası ve sonrasında bir çok rehinenin kurtarılmasında rol oynamıştır.

Soğuk Savaş ve casus filmlerini sevenlere öneridir. Sovyetler Birliği dekorları (veya çekildiği yerler) gerçekten o havayı size yansıtıyor.

 

***

Politik Belgeseller

Politik izleti ve belgeseller var, tabi ki yine mutlaka izlemeniz gerekenleri vereceğim.

Putin’in Rusya’sı

Putin, sosyal medya hesapları: facebook, twitter, instagram

Kaç kez izledim bilemem. Putin’in başa gelişi, Oligarkları devirişi, Amerika ile müzakere (çekişme) süreci, Gürcistan Savaşı vs gibi şeyleri anlatır. Rusya politikasının mutfağıdır. 4 bölümdür. Hatta iyilik yapıp bağlantıyı vereyim (:

2,3 ve 4. bölümlerini dailymotion’da bulabilirsiniz.

**

By the People: The Election of Barack Obama (2009)

obama secim belgeseli

Belgeselin yanı sıra videolog olmuş. Seçim sürecinde sürekli Obama ile birlikteler. Neler yapıyorlar, halkla görüşmeler falan filan var. İşin mutfağını gösteren başka bir yapım. Youtube’da olması gerek.

Ayrıca altyazısıda var : http://altyazi.org/sub/m/24358/By-the-People-The-Election-of-Barack-Obama.html

30 dakikalık başka bir belgesel/izleti karışmı bir şey var youtube’da, ancak altyazısı yok ve bunun kadar iyi değil.

 

The Final Year

 

By The People belgeseli, seçimi ve kampanya sürecini anlatıyor. Şu an adını anımsamadığım 40 dakikalık bir belgesel daha vardı yine aynı tarz. Netflix’te The Last Year belgeselini gördüm, Türkçesiyle “Son Yıl”. Obama’nın son yılını anlatıyor. Trump’ın da dahil olduğu seçim sürecini, bu süreç yaşanırken ve herkes Trump’ın tweet’lerini konuşurken; arka planda Obama’nın ekibinin önemli görüşmeleri bu kadar konuşulmuyor, önemli işler ve olaylar bu kadar konuşulmuyor.

Oldukça güzel bir belgesel. “İşin mutfağı” diyebileceğimiz bu tarz belgesel ve filmleri ben seviyorum.

 

 

**

Öldüren Karizma Dark Charisma

olduren karizma - dark charisma

BBC’nin yaptığı belgeselde, Hitler’in milyonlarca insanı nasıl kendine inandırdığı ve yaptığı bunca gariplikleri nasıl yaptığı ile ilgili bir izleti. Tabi karizma hakkında madde madde açıklamaları falan var. Güzel bir belgesel.

*********

Şimdilik bu kadar. Beğendiğiniz yapımları yorum olarak ekleyebilirsiniz.

Sadece sevdiklerimi ve aklımda olanları yazdım. Aklıma geldikçe, izledikçe eklerim.

İyi seyirler.