Ortalama okuma süresi: 4 dakika

Emir Timur, benim Fatih Sultan Mehmet’ten sonra sevdiğim lider/komutandır. Stratejik dehasına hayranım. Adam başlı başına “Savaş Sanatı”. Elimde Atayurt Yayınevi’nden çıkma, Umut Berhan Şen’in yazdığı “Sahipkıran Emir Timur” kitabı var ve bugün başlayıp neredeyse bitirdim. Başındaki bir bölümü sizlere aktarmak istedim.

Emir Timur; dehası, taktikleri, stratejik düşünmesi gibi “askeri ve politik” alanda yaptığı önemli ve hesaplı hareketleri ile çok sevdiğim Türk liderleri arasındadır. Tarihimizde bu gibi bir çok lider mevcuttur. Varsıl (zengin) fakat kıymetini bilmediğimiz bir tarihimiz var. Kendi tarihimiz varken, böyle insanlar varken; başka kahramanlara gerçekten gerek yok.

**

Sizlere önce Wikipedia’dan aldığım fakat biraz düzenleme yaptığım (iyi görünmemesi nedeniyle), Ankara Muharebesi planını vereceğim, sonra kitaptaki bölümü. Ardından Ankara Muharebesi ile ilgili youtube videolarını (animasyon yapan çok değerli kanallarımız mevcut). Fakat öncesinde, Timur’un nasıl bir deha olduğunu Celal Şengör’den dinleyelim:

 

 

 

Ankara Savaşı

 

*

Türk-Moğol ve İslam coğrafyalarını tek çatı altında toplamayı ülkü edinen Emir Timur, Ankara Savaşı’na bir adım kala planını büyük oranda tamamlamıştı. Çin ve Anadolu’nun bir kısmı hariç, Cengiz ve hanedanının hüküm sürdüğü toprakları fethetmeyi başaran bir askerdi.

(…)

Timur 1399’da Bağdat’ı ele geçirir ve Timur’un yolladığı çocuk denecek yaştaki erkek elçiye tecavüz eden Celayirli Hükümdarı Sultan Ahmet ve Karakoyunlu Türkmen reisi Kara Yusuf Osmanlılara sığınır. Bu durum Timur’un Osmanlı Devletine müdahale etmesi için bir koz niteliğindeydi. Bu komutanların iade talebi Yıldırım tarafından reddedildi ve Timur ile Bayezid arasında tehdit dolu mektuplaşmalar başladı.

(yazara göre Timur gayet diplomatik mektuplar gönderirken, Haçlı ordusuna karşı büyük zafer kazanan Bayezid, hakaret ve tehdit içeren mektuplar göndermiştir)

(…)

Timur, 160 bin kişilik bir ordu hazırladı. Bu orduda Timur’a destek veren irili ufaklı yirmi sultanlıktan askerler ve Hindistan’dan temin edilen 32 adet savaş fili de bulunuyordu. Bayezid, Timur’un taaruza giriştiği haberini alınca, himayesi altındaki Türk Beyliklerinden oluşturduğu orduları hazırladı. Fakat bu ordu, Timur’un ordusunun karşısında sayıca oldukça zayıf kalıyordu.

Yıldırım Bayezid, kendi askerleri yetersiz kalınca Sırplardan asker desteği alarak ordusunun gücünü 85 bine çıkarttı ve Timur’un ordusunu karşılamak üzere Ankara’ya doğru harekete geçti.

Bayezid, Ankara’ya ulaştığında Timur’un tokat cenahına yöneldiği haberini aldı. Bunun üzerine zaten sayıca az olan ordusunun mevcut gücünü de bölmek zorunda kaldı ve yaya güçleri dağlık bölgelerdeki stratejik noktalara yerleştirerek süvarilerden oluşan güçlerle ormanlık araziye konuşlandı. Bu hareket timur için büyük bir avantaj sağladı. Hızlı hareket kabiliyetine sahip olan güçleri, bu mücadelede Timur’un ordusunu yenilmez kılmaya yetiyordu. Bayezid’in hareket düzenini ve savaş tertibatını öğrenen Timur, şaşırtmak amacıyla güçlerini güneye, Kayseri’ye doğru kaydırdı. Bayezid Timur’u Tokat ve Sivas istikâmetinden beklerken, Timur kayseri üzerinden Ankara’ya doğru ilerleyip şehri kuşattı.

Timur’un Ankara’yı kuşattığını öğrenen Bayezid, Savunma savaşı yapacakken taaruz etmek zorunda kaldı ve büyük bir askeri hata yaparak Temmuz ayı sıcağında ordusunu Ankara’ya yürüttü. Hem sayıca az olan hem de Temmuz sıcağında susuz ve yorgun düşen Osmanlı ordusu, Ankara’ya ulaştığında, Timur beklemediği bu manevra karşısında kuşatmayı kaldırarak daha kuzeye, yani Ankara Meydan Muharebesinin gerçekleşeceği Çubuk Ovasına çekildi. Bayezid, Timur’un ordusunu çok hızlı bir şekilde takip ederek kuzeye yöneldiğinde, Timur’un ordusunu emniyetsiz ve askerlerin istirahat ettiği bir anda yakaladı. Ancak Bayezid’in ordusu yoğun sıcak altında sürdürdüğü sürek takip sonrasında yorgun düşmüş ve susuz kalmıştı. Durumu mahiyetiyle istişare eden Bayezid, derhal taarruz edip sonuç alma tekliflerine karşın, bu hareketin mertçe olmayacağını düşünerek, askerlerini dinlendirmeyi tercih etti.

(..)

İki tarafta tüm hazırlıklarını tamamlayıp 20 Temmuz 1402 sabahı, sabah namazından sonra savaş düzenini aldılar. Bayezid, Niğbolu savaşında kullandığı Kurt Kapanı (Hilal) taktiğini uygulamak için ordunun en önünde yer aldı. Bayezid, kendisine bağlı Azaplarla birlikte çalılık ve otluk bir düzlük üzerinden hücum ederek ilk taarruzu başlattı. Bodur ağaçlar ve çalılıklar, ileri taarruz için hızı yavaşlatan bir etkendi. Öncü kuvvetleirn taarruza kalktığını gören Timur, ilk karşılığı okçularla verdi. Timur’un ordusundan gelen yoğun oklar, çalılıklar ve otluklar sebebiyle yavaşlayan Azaplar üzerinde etkili olunca Azaplar, ağır kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kaldı.

İlk hamlesi başarılı olamayan Bayezid, Yeniçeriler ve Sipahilerden oluşan güçlerine taarruz emri verdi. Timur, ilerleyen yaya kuvvetlerine karşı savaşçı fillerini ve ormanlık alan içerisinde gizlenen süvarileri görevlendirince avantaj yine Timur’a geçti. Miran Şah’ın birlikleri de Süleyman Çelebi komutasındaki birliklerin üzerine taarruz edince zor durumda kalan Süleyman çelebi birliklerine merkez güçte yer alan Yeniçeriler yardıma gitti.

Sayıca az olan Osmanlı ordusu, Yeniçerilerin ordu merkezinden ayrılmasıyla ikiye bölündü ve Timur’un savaşçı fillerini daha da ileri sürmesiyle sağdan, soldan ve ön cepheden hücum eden güçlere karşı yeterli direnişi gösteremedi. Üstelik Osmanlı ordusu, savaşçı fillerle ilk kez karşılaşıyorlardı. Fillere karşı nasıl bir taktik izleyeceğini bilmeyen Osmanlı ordusu, karşı koyulmaz fillerin taarruzları karşısında disiplin ve düzenini kaybetmeye başlamıştı.

Bunun üzerine Bayezid, büyük bir hata yapıp kurt kapanı taktiğini tekrar uygulayarak Sipahilerle filleri karşı karşıya getirdi. Savaşın en kanlı ve şiddetli anı o an idi. Yeniçerilerin ok atışları ve Sipahilerin başarılı taarruzlarıyla filler etkisiz hale getirilebilmişti ancak hem Sipahiler hem de Yeniçeriler çok ağır kayıplar verdiler. Fillerinin devre dışı kaldığını gören Timur, Ömer Mirza komutasındaki birliklerini Yeniçerilerin üzerine gönderdi. Bayezid, bu hamleye karşılık olarak Anadolu beyliklerinden toplanan askerleri ve Kara Tatarları takviye etti. Kara Tatarlar, Timur ile savaş öncesinde anlaşmışlardı. Yeniçerilerin yanına gitmek yerine Rumeli ve Sırp askerlerinin arkasından ok atışlarıyla saldırdılar.

Miran Şah ile Süleyman Çelebi birliklerinin arasında geçen çarpışmalarda takviye olarak gelen güçlerden Anadolu Beylikleri taarruz etmekteyken, Timur’un ordusuna bağlı Anadolu Beylikleri kendi bayraklarını açınca Bayezid’e bağlı Anadolu beylikleri de Timur’un ordusundaki Anadolu Beylikleri safına geçerek Osmanlı ordusundaki dengeleri alt üst ettiler. Yeniçeriler ve Rumeli birlikleri, önce Kara Tatarlar, sonrasında Anadolu Beyliklerinin Timur’un safına geçmesiyle savaş alanındaki insiyatiflerini kaybederek ağır kayıplar vermeye başladılar. Rumeli ve Sırp birlikleriyle Yeniçeriler dışındaki güçlerin kendilerine sırt çevirip Timur’un tarafına geçmesiyle Bayezid tam anlamıyla hayal kırıklığına uğradı.

Osmanlı ordusunda, yalnızca Sırp birlikleri Bayezid’e sırt çevirmemiş ve savaşın sonuna kadar onun yanında kalmış ve savaş sonunda Sırp kuvvetleri, Emir Timur komutasındaki Türk ordusu tarafından tamamen imha edilmişti. Adım adım mücadeleyi kaybeden Osmanlı ordusu, mağlup olunan cephelerden çekilmeye başladılar. Timur, son emrini vererek Bayezid’in sağ ele geçirilmesini emredince sonuç almak için son taarruz başladı. Vezirler İsa Çelebi, Süleyman Çelebi, Mustafa Çelebi ve Mehmet Çelebi; kuşatmayı yararak kaçmayı başardılar. Şehzadelerin kaçtığını fark eden Sırp Birliklerinin komutanı ve Bayezdik’in kayınbiraderi olan Stefan Lazareviç, Bayezid’e çekilmesi için tavsiyede bulunsa da Bayezid mücadele etmeye devam etti. Çatalpete’de emrinde 300 kişilik askeriyle atının sırtında çarpışarak Timur tarafından yakalandı ve esir edildi. Ankara Savaşı, Osmanlı Devleti için büyük bir hezimet olarak tarihe geçti [1].

***

 

Kaynak kitap: [1] Umut Berhan Şen. Sahipkıran Emir Timur. Atayurt Yayınevi. 2019, Ankara.

Son Değişiklik: 24/02/2020 - 10:31
Kategori: Genel - Politika - Tarih