Ortalama okuma süresi: 5 dakika

Ekleme 16 Nisan:

Bir süredir Korona Virüsü istatistiklerini paylaşmadım ama not tutuyorum. Günlük yeni vaka/test oranı gösterildiği gibi. Tahmin ettiğim üzere 10 Nisan’dan sonra artışta azalma var. Yani “normal şartlarda” her şey düzgün olacaktı. Taa ki Cuma günü yapılan saçmalık ve maske dağıtım rezilliğine kadar. Cuma günü bu iş koptu, maske dağıtım ağı kurulmadan önce maskelerin parayla dağıtımı yasaklandı ve 48 saat sonra insanlar “tamam bitti” diyerek rehavete kapıldı. Dolayısıyla ay sonunda, Türkiye’nin esas korona salgın mücadelesi başlayacaktır. Bu hafta ve önümüzdeki hafta devlet yardım ederek, kısıtlı yasak ilan edilmeli, toplu taşıma yasaklanmalı ve ağır tedbirler alınmalıydı. Bunların hepsini Mart ortasından beri blogda belirttim. Sokağa çıkma yasağına başından beri karşı olsam da, Pazartesi günü durumu görünce acil kısıtlama gelmesi gerektiğini söyledim. Ne yazık ki yapılmadı. 2-3 hafta sonra, bugün yaşadıklarımız “fragman” haline gelecek. Yazık…
Umarım ben yanılırım. Yoksa, hepimizi zor bir kaç ay bekliyor ki zaten 2 yıldan önce eski hayatımıza dönemeyeceğiz ve 5 yıldan önce 2018 Türk ekonomik krizi + salgının sıkıntısını atlatamayız. Hele hele bu zihniyette bir iktidarla zaten imkansız.

İşte grafik:

 

**

En başından beri sokağa çıkma yasağına gerek olmadığını, “insanlara neler yapmaları gerektiğini” anlatarak, bilinçlendirerek; bu işten sıyrılabileceğimizi düşünmüştüm. Cuma gününe kadar da büyük ölçüde böyle olmuştu. Fakat Cuma günü millet paniğe sevk edildi, açıklama yetersizdi. Sürece nederen bakarsanız bakın rezalet.

Bugün hem ev hem işin bir kaç haftalık ihtiyaçlarını almak için Metro Market’e gittim… Durum şöyle:

Bugün hem trafik çok kalabalıktı hem de Metro market, “normalde gördüğümden daha kalabalık”. Fakat herkes maske takıyor ve mesafe kurallarına uyuyordu. Diyeceğiz ki, “sırada mesafe var ondan kalabalık”, değil. Sürekli alışveriş yaptığımız için normal bir günden daha kalabalık gördüğümü söyleyebilirim.

Maske İşi Komünizme Benzedi

Komünizmde herkese eşitlik vaad ediliyor. Bizim maske işi de buna benzedi. Parayla satılmayacaktı, herkese dağıtılacaktı. Şimdi ortada maske yok. Pitta maske denilen şu siyah maskelerden takmış herkes. “Kullanılması gereken maskeler ve kötü maske tehlikesi” başlıklı konumda bahsetmiştim, pitta maske denilen maskeler “sadece toza” karşı koruyor. Örgü maske giyen vardı 😐

Bilmiyorum ki, işi doğal seleksiyona bırakmak daha mantıklı belki de?

Örgü maskeler, pitta maskeler, kağıt maskeler sadece toza karşı korur! Atkı, şal takın daha iyi.. Maske takanların yarısı “Gotham şehri” suçluları gibi dolanıyor. Tehlikeli bölüm burası, BU MASKELER KORUMUYOR!

**

Bu nedenle devleti maske dağıtacağı için eleştirmeyeceğim. Düzgün koşullar sağlanılarak yapılmış maskeleri dağıtması çok hayırlı olacak. Fakat üstte bağlantısını verdiğim maskede, Türkiye’deki bir çok maske üreticilerinin rezil maske yaptıklarını da söylemiştim. Bunlara da denetleme gelmeli.

Fakat bir sorun var; herkes maske alacak, hem de ücretsiz derken iş komünizme döndü. Şimdi kimse maske bulamıyor. Bir iki kişi bu yüzden kumaş maske takmış; hiçbir yerde yok, kaç tane eczaneye baktım yok diyor

Sokağa Çıkma Kısıtlamasının Gerekliliği

Cuma günü yaşananlar ve Süleyman Soylu istifası ile ilgili detaylı yazım: “İçişleri Bakanının istifası komplo teorileri ve salgının durumu“.

Süleyman Soylu’nun açıklamasına göre Cuma günü 250-300 bin kişi sokağa çıkmış [1]. O gün insanların maskesiz ve sosyal mesafe olmadan nasıl dışarıya çıktığını hatırlayalım (yasak kararı ancak bu akdar basiretsizce alınabilirdi):

**

Ekmek almışlar, sigara almışlar, alkol almışlar… Yahu yapmayın; isteyen sigara içer isteyen alkol alır isteyen luppo ve kola alır. Doğru ben de kızdım fakat olay bu değil!

Bakın 22 Mart’tan itibaren insanların dikkat ettiğini görüyordum. Toplum psikolojisini düşünerek, sokağa çıkma yasağının gerekmediğini düşünüyordum. Sağlık Bakanı’nın yaptığı açıklamalar da bunu gösterir nitelikte. Fakat Cuma günü her şey tersine döndü.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun dediği rakam demek, 300 bin kişinin birbirine bulaştırması demek. Fahrettin Koca, İstanbul’da 1 kişi 16 kişiye bulaştırıyor demişti [2]. Tamamen toplumun yüzdesine göre 300 bin kişiyi dağıtırsak, İstanbul’da 50 bin kişi dışarıya çıktı demektir. Bu insanlardan kaçı hastadır, kaçına bulaşır? Hiçbir fikrim yok fakat bin kişiye bulaşsa ve taşıyıcı olsa… Kısıtlamalar nedeniyle 10 kişiye bulaştırdığını varsayarak, bugün ve bu hafta işe gidecek insanları düşünürsek; bugün 10 bin kişiye bulaşmış demektir. Yarın 100 bin, böyle giderse 2 hafta içerisinde patlayacak mı?

Tabi ki hastalığa kapılanlar, kısıtlamalar vs nedeniyle bu kadar çok olmasa da, 2 hafta içinde vaka sayısının artacağını kabul etmek, tedbir olacaktır.

Sokağa çıkma kısıtlaması alınmalı!

**

Neler Yapılmalı?

Belediyelerden ilgili kurumlara herkesin ve her birimin ne yapması gerektiği iyi şekilde organize edilip, siyasi çıkarlar bir kenara bırakılmalı. Yasak değil, fakat sert tedbirler alınmalı. Noter vb gibi yerler çok kötüydü, hâlâ kapatılmadıysa kapatılmalı. Devlet işleri, ve işleyiş olabilecek en asgari düzeye çekilmeli. Ben ciddi anlamda toplu taşıma araçlarının en azından 10 günlüğüne durdurulması gerektiğini düşünüyorum.

Bunların hepsi ekonomik maaliyet. İşveren ve işçiye yardım edilmezse gerçekten işler zora girecek. Senetler, çekler, her şey en azından 1 ay ertelenmeli.

Bknz: “korona salgını siyaseti ve güncel değerlendirme“. Burada da yazdığım üzere, ödemelerin ertelenmesi “faiz karşılığında” oluyordu. Ayrıca kredi verilecek deniyor, krediye bakıyorsun; Findeks değeri karşılayamıyorsa adam kredi çekemiyor. Yahu bu adamlar zaten zor durumdaydı, bu nedenle findeks olmuyordu; şimdi daha da zor duruma girecek.

Marketler, halkın ihtiyaçları, ödemeler, faturalar, borçlar… Bunların hepsi planlanmalı. Halk mağduriyet yaşamamalı.

Sonuç Olarak

48 saatten bahsediyorlardı, ben 48 saatin “değerli” olduğuna inamıyorum, 10 gün değerli!

Haftasonu gelen ve acemice yönetilen yasaktan sonra, bugün insanlar “nasılsa yasak oldu, her şey bitti, hava da güzel” mantığına girmişler. Millet alışverişe koştu. Depolamaya başladı. Korktuğum gerçekleştirildi ve insanlar tedbirliyken Cuma günkü rezaletten sonra ya panikle bir şeyler depolamaya ya da “yasaktan sonra her şey düzelmiştir” mantığı ile işlerine geri döndüler.

Çok net söyleyebilirim ki, TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN KORONA VİRÜSÜ MÜCADELESİ DAHA YENİ BAŞLIYOR!

Yurt dışından gelenleri 3 hafta karantinada tutmadık,
Şubat sonu, Mart başından itibaren disko, konser vb şeyleri kapatmadık (15’inde kapatıldı),
Bu süreçte yavaş yavaş tedbirler alarak işleri düzeltecekken şu an her şeyi karıştırma ihtimalimiz var.

**

Başından beri direttiğim sokağa çıkma kısıtlamasına gidilmesi gerekiyor. Fakat insanlar mağdur edilmemeli. Bırakın belediyeler para toplasın, bırakın yardım yapsın. 10 gün-2 hafta sokağa çıkma kısıtlaması gelsin ve bu süreç boyunca kimse mağdur olmasın!

Cuma günü yaşananlar olmasaydı, bu ay sonuna kadar rahatlayacaktık. Fakat Haziran’a kadar ciddi süreçlerden geçeceğiz gibi duruyor. Önümüzdeki 10-14 gün boyunca önlem almak, sonra “neden almadık” demekten daha kolay olacaktır. Evet ekonomik, sosyolojik yükü büyük olacak ancak korkulan senaryo gerçekleşirse; sonrasında daha büyük sorunlarımız olacak.

Marketler, halkın ihtiyaçları, ödemeler, faturalar, borçlar… Ne yapılacak, nasıl yapılacak? Hepsini düşünmek gerek.

Tekrar ediyorum; toplu taşımanın olmadığı, dışarı çıkanların iyi gerekçe sunması gerektiği (ama izne tabii değil); gerekirse bazı önemli işler ve alışveriş merkezlerine “randevu ile” gidildiği bir sisteme dahi geçilebilir.

Fakat Türkiye’nin korona ile en kritik süreci Nisan 10’una kadar diyordum (Mart ayında), maalesef şimdi 2-3 hafta kritik geçecek.

Başta sağlık çalışanları ve Sağlık Bakanlığı çalışanları olmak üzere; düzeni sağlamakla görevli tüm kolluk kuvvetlerimizin ve yüce Türk milletinin Tanrı yardımcısı olsun!

 

[1] HAKAN, Ahmet. Bakan Süleyman Soylu özeleştiri yaptı: Eleştirileri aldım kabul ettim
(12 Nisan 2020). https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/bakan-suleyman-soylu-ozelestiri-yapti-elestirileri-aldim-kabul-ettim-41492464

[2] İstanbul’da 1 kişi 16 kişiye bulaştırıyor (4 Nisan 2020). Sabah. https://www.sabah.com.tr/gundem/2020/04/04/istanbulda-1-kisi16-kisiye-bulastiriyor

Son Değişiklik: 16/04/2020 - 23:15
Kategori: Genel - Hayat
Etiketler: , ,