Ortalama okuma süresi: 12 dakika

İstifa Geldi (18 Mayıs 2020)

“Onurum ve gururum incindi” diyerek istifa etmiş [4]. Yunanlıların İzmir’e çıkışı olan 15 Mayıs’ta böyle bir karar alındı ve Atatürk’ün İstanbul’dan Samsun’a yola çıktığı ve denizde geçirdiği süre boyunca da DENİZCİLER içerisinde bir opersayon başlatıldı gibi duruyor. Şaşırmadım. “Çeşitli gruplar işbaşında” konusunda, tekrar bir Ergenekon sürecine benzer yapılanmaya bizzat hükumetin içinden girişildiğini yazmıştım.

Bu kin, nefret, öfke ve hınç ile 19 Mayıs’ta farklı haberler alabiliriz. Bunlar nabız yoklamadır. Atatürkçülere, vatanseverlere karşı nabız yoklama. Nereye kadar? Türkiye Cumhuriyetinin istiklâli yani tam bağımsızlığı ancak ve ancak Türklük üzerine oturtulmuş, Atatürk devrimleriyle çevrelenmiş demokratik bir yapıdan geçer. Türk Silahlı Kuvvetleri ise Latin Amerika ve Orta Doğu ülkelerinden biri olmamızın önündeki en büyük engeldir. ABD’nin ve ABD destekli yapılanmaların, AB kurumlarıyla işbirliği içerisine girmiş çeşitli STK’ların amacı TSK’yı yıpratmaktır.

İstiklâl Mücadelesi’nde de değişmedi; gerici ve bölücü hareketleri kullandılar, şimdi de aynı zihniyetleri kullanıyorlar. Hürriyet ve İtilaf’ın devamı İkinci Grup’un devamı olan bu kirli zihniyet, tıpkı o günlerde olduğu gibi yine Türklüğe ve Atatürkçülüğe karşıdır. Yine gericiler ve bağnaz kafalar kullanılıyor, yine etnik milliyetçiler kullanılıyor; yine bu grupların hizmet ettiği kişiler aynı.

Buradaki en büyük sorun sanıyorum bizde. Vatansever, Türklüğü benimsemiş ve Atatürk devrimlerine inanmış kişiler olarak karşımızda bir blok var. Kulüpler, localar, cemaatler, STK’lar adı altında siyasi ve ekonomik güç sağlayan; teşkilatlanarak, en önemli noktalarda kadrolaşan ve yurt dışı bağlantıları olan bu cemiyetlere karşı Atatürkçüler ayrık, farklı ve cılız ses çıkartmaktadır.

Birleşmediğimiz, teşkilatlanmadığımız; Atatürk’ün adını kullananlar başta olmak üzere, bütün bu cemiyetlere karşı direnmediğimiz sürece Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne bu maşa cemiyetlerden insanlar sızacak ve Türkiye Cumhuriyeti’nin güvencesi olan Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yıpratacak, Türkiye Cumhuriyeti’ni bir arada tutan İstiklâl Mücadelesi ve kahramanlarını, Atatürk’ü, Türklüğü ve laikliği yıpratarak, yasaklayarak, sindirerek; tıpkı örneği görülen ülkelerde olduğu üzere işgale zemin hazırlayacaklardır.

Atatürkçüler ise bu süreçte bahane üretmeye, birilerini suçlamaya, yapamayız imkânsız demeye devam ediyor. Ne yazık ki Köy Enstitüleri dahil bir çok oluşum kapatılarak, Amerikan Koleji’nde okuyanlar, aralarından çıktıları cemiyetlere hizmet etmiştir. Bunun gibi nice örneği var. Fakat Atatürkçü ve vatansever insanlar biraraya gelmemiş; bu bölücü ve gerici, yurt dışı destekli maşa cemiyetlere karşı direnememiştir.

Eğer Atatürkçüler aklını başına toplamazsa, bahane üretmek yerine harekete geçmezse; yukarıda saydığım amaçlar için Atatürk’ü de kullanacak kadar yüzsüzleşmiş bazı cemiyetlere direnmezse, korkarım bazı şeyler için çok geç olacak. Demokrasi ve hukuk çerçevesinden bir an bile sapmadan yürütülecek böyle bir mücadele, kesin zafer sağlayacaktır.

Bu konuda geçerli tek bir parola var: ya istiklâl ya ölüm…
Geçerli tek bir yol var: Atatürk’ün, “açtığı yolda gösterdiği hedefe yürümek”.

Çok geç olmadan iktidar da Atatürkçüler de gerekenleri yapmalıdır.

Şu videoyu da ekleyeyim ayrıca:

**

yukarıdaki satırları eklemek istedim

**

15 Mayıs 2020 tarihinde, Tümamiral Cihat Yaycı hakkında bir karar ortaya çıktı, ilginç bir atama. 15 Mayıs ve/veya Cihat Yaycı hakkında bir bilginiz yoksa, çok yüzeysel bir haber olarak görebilirsiniz. Kısaca bazı şeyleri anlatayım…

15 Mayıs 1919… İngilizlerin verdiği vize, cesaret ve destek ile Yunan askerleri İzmir ve Ege bölgesi için karaya çıkıyordu. İşte bu nedenle 15 Mayıs ve Yunanistan olayını unutmayın, buna sonra geleceğim.

Doğu Akdeniz Mavi Vatan ve Libya M.E.B Mutabakatı

Bildiğiniz üzere Doğu Akdeniz’de bir gerilim var. Zaten demokrasi, özgürlükler, insan hakları gibi konularda sıkıntılı hale gelen Türkiye Cumhuriyeti’ni sıkıştırmak isteyenler ve Türk düşmanlığını asırlardır içlerinde barındıranlar; yıllardır Yunanistan’ı şımartanlar ve Güney Kıbrıs Rum Kesimine yıllarca arka çıkanlar, Türkiye’nin üzerine gelmek için bu fırsatı da kaçırmıyor…

Peki bu gerilimin nedeni nedir?

Doğu Akdeniz’de keşvedilen hidrokarbon rezervleridir. Bugünkü tüketim miktarıyla Türkiye’nin 572 yıllık doğalgaz ihtiyacını karşılayabileceğinden bahsediliyor.

**

Tabii bir yerde bu kadar rezerv varsa, sömürgeciler üşüşecektir. Devam eden Kıbrıs sorunu ve gerilimi üzerine, şimdi nur topu gibi bir de doğalgaz gerilimi eklendi. Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Avrupa Birliği tarafından (aslında tüm dünya tarafından) Kıbrıs adasındaki tek yetkili merci olarak görülüyor. Adadaki Türk varlığı neredeyse reddediliyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün taç (korona) virüsü raporlarında farklı bölgelerin dahi adı geçiyorken, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yer vermediler bile. Oysa salgın sürecini KKTC hükumeti çok iyi yönetmiştir. Neyse bu başka konu.

Rum terör örgütü EOKA ve Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanma düşüncesi olan ENOSIS gibi olayları; EOKA rehberimizdir diyen Rum kesiminin lideri Anastasyadis ve “Rumlar düşmanımız değil ortak gelecek kuracağımız ortağımızdır” diyen KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı ile ilgili yazıyı 12 Mayıs 2020’de yazdığım “Kıbrıs Türkleri karar vermeli: EOKA mı takip edilecek?” gönderisinde biraz bahsetmiştim. Buraya da göz atabilirsiniz.

Güney Kıbrıs, tek yetkili olarak herkese lisans dağıtıyor (objektif gözle bakarsak, elini güçlendirmesi için doğru hareket) ve sömürgeci güçleri buraya çekmekle kalmıyor, deneme-yanılma yaparak KKTC’nin bölgesini de kendi bölgesi sayıyordu. İş burada patladı ve gerilim yükseldi. İtalyan Eni, Amerikalı ExxonMobil, Fransız Total şirketleri dahil olmak üzere bir çok ülke (Ruslar da dahil) buralarda çalışma yapıyor.

Çeşitli askeri tatbikatler, cevaplar, gerilimler… İşin içinden nasıl çıkılacak?

Politikacıların Bulamadığı Çözümü Bulan Tümamiral

Küçüklükten beri asker olmak isteyen biriydim. Lisedeki mezuniyetimde bile arkadaşlar bunu belirtmiş. Fakat dersleri sevmezdim, eğitim sisteminden tiksinirdim ve mevcut eğitim sisteminin bana göre olmadığını söylerdim. Dolayısıyla yeterince çalışmadığım için askeri liseye girememiştim. Fakat “sivil olarak ordumuzun akademisinde siyaset bilimi öğrenmek isterdim” başlıklı konuda, neden asker olmak istediğimi neden asker olmasa bile sivil olarak siyaset bilimini ordu disiplini ile almak istediğimi, neden TSK’nın her an her şeye hazır olduğunu biraz olsun anlattım. Liyakatin olduğu, krizlerde sakin kalarak çözümlerin üretildiği bir kurumdan bahsediyoruz.

İşte Doğu Akdeniz’de böyle bir kaos varken; bir denizci, farklı bir bakış açısı ile Libya’nın komşumuz olduğunu söyledi. Bunun ne kadar önemli olduğunu anlamayabilirsiniz, bu nedenle size “Mavi Vatan” haritasıyla vereyim:

[andıç: bir kaç harita vardı ancak çok sorunlu haritalar, yani hem ilgilisi yok hem yanlış. Dolayısıyla haritayı kaldırdım]

**

Mavi Vatan kavramına geleceğim fakat maalesef haritayı doğru bulmuyorum, KKTC adında Kıbrıs adasını kapsamak doğru değil.

Kıbrıs Adasını Girit ile birleştirmeye çalışan (yine Münhasır Ekonomik Bölge dahil çeşitli uğraşlar ve hatta EOKA ile); böylece Türkiye’yi tamamen çevrelemeye çalışan bir Yunanistan vardı. Bugüne kadar Yunanistan’a karşı diplomatik ve politik mücadelede de iyi değildik. Ancak askeri gücümüzden korktukları için ve 1974 Kıbrıs Barış Operasyonu, 1996 Kardak Kayalıkları gibi askeri operasyonlarla birlikte karşı durabiliyorduk.

Aksini savunan varsa; yerden göğe kadar haklı olduğumuz Kıbrıs davasını neden dünyaya kabul ettiremediğimizi düşünsün! Atatürk ve İsmet İnönü gibi kahramanlar olsa bugün bu iş çoktan bitmişti!

Konuya geri dönecek olursak… Tümamiral, Libya ile komşu olduğumuzu anlattı. Aslında bunların bilinebilmesi için uluslararası hukuku, münhasır ekonomik bölge/kıta sahanlığı vb gibi bir sürü kavramı açıklamam gerek ancak konu uzayacak.

Anadolu Ajansı’ndaki “Mavi Vatan’ı savunmak” yazısını mutlaka okuyunuz. Buradan bir kaç bölüm ekleyeyim, daha anlaşılır olsun:

1982 yılında uluslararası hukukun gündemine gelen MEB kavramı, bir ülkeye kıyılarından 200 deniz mili (yaklaşık 350 kilometre) mesafeye kadar olan alanda petrol, doğal gaz aramak/çıkarmak, deniz canlılarını ekonomik açıdan değerlendirmek için tanınan egemenlik haklarını ifade ediyor.

(…)

Bu süreçte Yunanistan da boş durmayıp (Doğu Akdeniz ve Kıbrıs ile sınırlı kalmayarak) Adriyatik denizi ve Girit adasının çevresini kapsayacak şekilde, deniz alanlarını genişletecek hamleleri gündeme getirdi. Girit’in güneyi ve İyon denizi 3 Aralık 2011 tarihinde AB’nin Resmî Gazetesi’nde ilan edilmek suretiyle, 2014 yılından itibaren sismik araştırmalara ve hidrokarbon ihalesine açılmış durumda. Yunanistan’ın özellikle Girit adası çevresindeki hak iddiası “adaların kendi Münhasır Ekonomik Bölge hakları olduğu” tezine dayandırılıyor, ki bu iddia Kaşot, Çoban, Rodos ve Meis adalarını kullanmak suretiyle, Türkiye’nin 189 bin kilometrekarelik MEB alanını 41 bin kilometreye indirmek için yürütülen diplomatik ve hukuki gasp operasyonunun da temelini oluşturuyor. Yunanistan Girit adası çevresindeki egemenlik alanını genişletmek suretiyle yalnızca Türkiye’ye ait 8 bin 900 kilometrekarelik deniz alanını işgal etmekle kalmayıp, Libya’ya ait olan asgari 39 bin kilometrekarelik alanı da -ki bu alan Libya’nın münhasır ekonomik bölgesinin yaklaşık üçte birine karşılık gelmektedir- gasp etmiştir.

Şu bölüm bile Türkiye’ye karşı nasıl bir girişim olduğuna ilişkin güzel bir örnek sanıyorum. Türkiye’nin karasuları ve denizdeki özgürlüğü kısıtlanmak isteniyor. İşte böyle kamaşa içerisinde Tümamiral Cihat Yaycı Libya ile komşu olduğumuz ve M.E.B. üzerine yoğunlaşmamış gerektiği fikriyle geldi ve Türkiye için bir nefes oldu, kurtuluş oldu.

**

Ayrıca Mavi Vatan ile Doğu Akdeniz konularını daha iyi anlamak için Milli Savunma Üniversitesi Deniz Harp Enstitüsü yayınladığı “Mavi Vatan’dan Açık Denizlere” dergisinin Yıl 1 Sayı 1 içeriğine bakmak gerek. Buraya tıklayarak çevirimiçi haline erişebilirsiniz. Ayrıca Tümamiral Cihat Yaycı’nın yazdığı “Libya Türkiye’nin Denizden Komşusudur”, “Doğu Akdeniz’in Paylaşım Mücadelesi ve Türkiye” kitaplarını mutlaka okuyunuz!

Politikadaki Rezalet

Böyle bir fikir neden askerden geldi? Nerede bizim ülkenin diplomatları, uluslararası hukukçuları, politikacıları? Politika sadece şov işi değildir! Bu nedenle teknoktrat yapı olmalı ve ilgili bakanlıklara ve makamlara, ilgili alanlarda çalışmalar yapan insanlar getirilmeli.

Yıllardır önce loca, kulüp vb topluluklar; sonra cemaat ve şimdi tepeden inme vasıfsız tiplerin köşe başlarını tutmasıyla ekonomi ve siyaset zor duruma girdi. AKP ile gelen “liyakat yerine sadakat” fikrinin bir sonucu olarak, üreten ve sorunlara çözüm bulabilen insanlar ya sessizleştirildi (ki bu saçmalıklara tahammül edebilecek kişiler çok az) ya da istifa etti, kumpas davalarıyla yargılandı ve başlarına olmadık iş geldi.

Uluslararası hukuk, yerel hukuktan farklıdır. Pek bilinmez ancak Türkiye Cumhuriyeti bir çok önemli dava ve antlaşmada gidip İngiltere’den uluslararası hukuk profesörleri getirir, yüklü miktar öder, bakımını yapar… Bu insanlar profesyonel olsa da ne kadar “milli” bakış açısına sahip olduklarını size bırakıyorum.

Türkiye’de uluslararası hukukçu, iki elin parmaklarını geçmez (şansıma birisi hocam idi). Doğu Akdeniz ve gelişmeler ile ilgili herke bir şeyler konuşuyor. Fakat bu konuda esas konuşacak insanlar deniz hukukçularıdır, uluslararası hukukçulardır. Bunlardan bir tanesi de Hüseyin Pazarcı’dır mesela! Bununla ilgili bir videoyu da aklıma gelmişken bırakayım:

**

 

Cihat Yaycı Operasyonu

Youtube üzerinde Yunan medyasından çeviriler yapan Wights of Salem, havacılık alanındaki gelişmeleri bizlere anlatan tolgaozbekcom, denizcilik alanındaki gelişmeleri bildiren Küresel Savaşçı Türkiye gibi kanalları ne kadar takip ediyorsunuz bilmiyorum. Fakat takip edin. Bunların yanında haftada bir, ayda bir girip göz attığım bazı düşünce kuruluşları var. Bir bölümünü istek üzerine dün internetten vermiştim (tarayıcıdaki kitaplığın ekran görüntüsü) fakat bunlara göz atabilirsiniz.

**

Biraz Yunan medyası ve raporları takip ediyorsanız başta Yunanistan olmak üzere Avrupa ve dünyanın bu Libya mutabakatından oldukça rahatsız olduğunu görürsünüz. Tepkilere bakalım [2] [3]:

– İsrail Dışişleri, Yunanistan’a desteğini açıklarken, “İsrail Türkiye’nin Akdeniz’deki son hamlelerini endişeyle takip ediyor” ifadelerini kullandı.
– Fransa Cumhurbaşkanı Macron “endişe verici” derken Avrupa Komisyonu anlaşmayı kınadı.
– Avrupa Komisyonu Sözcüsü, “Avrupa Konseyi’nin sürekli olarak vurguladığı ve en son Haziran 2019 metninde belirttiği gibi, Türkiye’nin tüm AB üye ülkelerinin toprak bütünlüğüne ve egemenlik haklarına saygı göstermesi gerekiyor” dedi.
– ABD’den Türkiye-Libya mutabakatına tepki: ‘Faydasız ve kışkırtıcı’

Bunların yanın “Tümamiral Cihat Yaycı’nın yazdıkları Yunan spikeri korkuttu” ve “Yunan medyasında gündem Tümamiral Cihat Yaycı” videolarını izlemeniz için ekliyorum:

 

**

 

FETÖ Metre

Bütün bunların üzerine, FETÖ metre algoritması geliştirerek, çok önemli şekilde FETÖ’cüleri temizleme adımı atılmıştır. Tabii ki FETÖ’cüler bundan rahatsız idi. Size bazı haber başlıkları vereceğim:

  • Sabah, “FETÖ’nün korkulu rüyası Tümamiral Cihat Yaycı”, 2017
  • Yeni Şafak, “Hainlerin hedefinde FETÖ metre var: Karalama timi kurdular”, 2018

Haberlerin içeriğine alttaki kaynaklar bölümünden ulaşabilirsiniz. Özellikle bu iki gazeteden verdim! Görebileceğiniz üzere her türlü Türklük düşmanı odağın karşısında kaldı bir anda. Devletin desteklemesi gerekirken ne yaptı dersiniz?

Şimdi size FETÖ’cü hesaplardan yayınlanan bilgiyi vereyim [4]:

**

Eski askerler ve önemli kişiler ne demiş, şu yazıdan okuyabilirsiniz: “YAŞ’a iki ay kala neden? Cihat Yaycı’nın tasfiyesine kim ne dedi?

 

Her 15 Mayıs’ın 19 Mayıs’ı Vardır!

Çeşitli gruplar işbaşında: Atatürkçülere karşı çirkin imâ” başlıklı yazımda olayların yine tersine döndüğünü; birilerinin yeni bir operasyona başladığını anlatmıştım.

FETÖ, Amerika’nın da istemiyle Türkiye’de ılımlı İslam modeli için harekete geçmiş; Irak tezkere krizinden sonra TSK’ya yüklenmiş, zaten 1980’den sonra her türlü iktidarın destek verdiği bu oluşum TSK’ya sızmıştı. Hatta sağdan soldan gençler içeri atılır ve asılırken, bugün FETÖ dediğimiz oluşum liderleri o dönemlerde serbest idi ve memurluğa, çeşitli organizasyonlara girdi, boşaltılan kadroları bunlar doldurdu.

TSK’nın yıpratılması gerekiyordu. Türkler için önemli olan “Ergenekon” adı kullanıldı. İktidar, saçmalık denecek şekilde suikast algısıyla yönlendirilirken, Atatürkçü ve vatansever askerlerin üzerine gidildi. Şu anda da darbe söylemleriyle bu yapılmaktadır.

İktidar dün suikast bugün darbe söylemleriyle bir algı içerisine itilirken; politik davalar ve yargı kullanılarak Atatürkçü avı başlatılmasına tabii ki ses çıkartmadığı gibi destek verildi. Bugün de aynı süreç başlamak üzere fakat sadece TSK değil, Atatürkçüler hedefte anlaşılan.

Bu kez, eskisinden farklı olarak “silahlı mücadele” söylemleri kullanılıyor. Çeşitli odaklar işbaşında konumda yazmıştım. Atatürkçüler hem yargı yoluyla bezdirilmeye çalışılacak, hem internet üzerinden ve çeşitli insanlarla “silahlı mücadele edileceğiz” vurgusu yapılarak psikolojik savaş boyutunda yeni bir aşamaya gelinecek. Tepki beklenecek. Sürekli dalga geçilerek üzerine gidilen ancak fiziksel temasta bulunulmadığı için bir şey yapılmayan çocuğun; dalga geçenlere bir gün patlayarak saldırması gibi bir ortam hazırlanıyor anladığım kadarıyla.

İktidar bu yemi yine yutacak mı? RTÜK başkanından ve Erdoğan’ın sözlerinden anladığım kadarıyla yuttu yutacak!

**

RAND Corporation’ın ABD Silahlı Kuvvetleri’ne sunduğu bu raporu iktidar açıp okumamış mı? Eğer sakin ve objektif kafayla okursanız Atatürkçü askerleri ve CHP’yi değil; tam tersine eski AKP’liler ve AKP ile ilişiği olanları kast ettiğini anlayacaksınız.

Eski AKP Milletvekili ve Star gazetesi yazarı Mehmet Metiner :

Yazdığım yazıda ve devamı olan “devlet görevini yapmazsa çok geç olacak” başlıklı yazılarda da bunlara dikkat çekmiştim.

 

Cihat Yaycı Kararına Dönelim

Yunanistan’da olay olan, Avrupa’da tepkiyle karşılanan, tehditler alan, FETÖ’cülerin de sevmediği bu kişiye karşı neden böyle bir karar alındı? Avrupa ve dünya karşımızda ise, çok doğru ve akılcı bir hamle yapmış demektir. FETÖ’cüler bunu önceden bildirdiyse ve sevmiyorlarsa, karardan sonra da bayram ediyorlar ise; bu kararın ardında kimler vardır? Bu karar kimlere yaramıştır? FETÖ, hangi devlet siyasi kademeden ne kadar temizlendi?

Karar sizin.

Henüz Genelkurmay’da pozisyonu nedir, durum nedir bilemiyorum, zaman gösterecek.

Ölüm tehditleri alıyormuş, çeşitli tehditler zaten alenen yapılıyordu. Bazı askeri hesapları ara ara takip ediyorum, Yunan-Türk atışmaları sürekli oluyor, hatta Yunan’a bu atışmaların bir bölümünde İstanbul için geleceklerini ve barbar olduğumuzu falan söyleyince; ülkemizde 5 milyon mülteci barındırdığımızı, 50 binini gönderdiğimizde dahi ülkelerinin karıştığını söyledim. Bırak askerimizi, silahsız 5 milyon mülteciyi gönderdiğimizde bile onlara yeteceğini söyledikten sonra; “İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün” Yunanistan’ın mültecilere yaptığı “barbarlık” raporunu da verdikten sonra ses seda çıkmadı.

**

bu tür Yunan hesaplarında sürekli Mavi Vatan, Libya mutabakatı vb gibi olayların rahatsızlık yarattığını net şekilde görebiliyorduk.

 

15 Mayıs varsa 19 Mayıs’ta Vardır!

Yunanlıların İzmir’e çıktığı 15 Mayıs’ta böyle bir kararın alınması bana göre hiç tesadüfi değildir! Fakat her 15 Mayıs’ın 19 Mayıs’ı da vardır!

15 Mayıs’ta Mustafa Kemal ve gemisindekiler, Samsun için gereken izinleri alarak 16 Mayıs’ta yola çıktı. 19 Mayıs’ta Samsun’a ulaştı ve her alandaki İstiklâl (bağımsızlık) Mücadelesini başlattı.

Türk düşmanlarının kontrol ettiği, yönettiği; Atatürk, Atatürkçülük ve Türklük düşmanı herkes bilsin ki, Mustafa Kemal’ler ölmez. Artık bu topraklarda Atatürk devrimlerini geri götürebilecek oluşum çıkmaz. Gelip gelebileceğiniz en dip nokta burasıdır. Buradan sonrasını zorlarsanız, esnemez kırılır.

Az süreniz var. Çok az kaldı. Her zaman dediğim gibi milleti birleştirerek, yeni bir partı ve önümüzdeki yüzyıllara ışık tutacak politikalar ile Türkiye’yi bölgede ve dünyada model ülke haline getirmek için 2030’da geleceğim. Gerici, bölücü, yırt dışı destekli her türlü cemaat, STK, loca, kulüp vb her hareket ise bugün Atatürk ve türklük düşmanı tutumlarının karşılığını en sert şekilde alacaktır!

Türk Silahlı Kuvvetleri, Türk milletidir, Atatürk devrimidir, Türklüktür… Bu topraklarda bitirilemez, yıpratılamaz, zayıflatılamaz. Hele hele Latin Amerika ve Orta Doğu’da olduğu gibi orduyu zayıflatarak işgal başlatmaya çalışanlar, burada büyük hayal kırıklığına uğrayacaktır.

Ayrıca belirtmem gerek; İlker Başbuğ’un Ahmet Hakan ile 15 Temmuz söyleşisi ve “15 Temmuz öncesi ve sonrası” kitabında, 2012’den sonra Erdoğan’ın FETÖ ile mücadelede yalnız kaldığını söyledi. FETÖ ile mücadele ettiğini söyledi. Bugün alınan kararlara bakınca, FETÖ ve yurt dışındaki Türk düşmanlarını sevindirecek kararlara bakınca; maalesef İlker Başbuğ’a katılmıyorum. Aksine şu an kabine ve iktidara yakın kişiler arasında sadece FETÖ’cüler değil, AKP’den ayrılan oluşumlara bağlı bir çok insanın olduğunu ve bu kişilerin başta TSK olmak üzere, Atatürkçü ve vatanseverlerin üzerine giderek iktidarı da böyle çökertmeye çalıştığı düşüncesindeyim. Dolayısıyla herkese uyarıyorum, özellikle Erdoğan ve X/Y arasında kalırsam X veya Y’yi seçerim diyen eski kişileri özellikle uyarıyorum; farkları olmadığı gibi daha kötüler ve yağmurdan kaçarken doluya tutuluruz!

 

Yolunuz Yolumuzdur!

  1. 9. Ordu Müfettişi Tümgeneral Mustafa Kemal
  2. Kurmay Başkanı Albay Kazım (Dirik)
  3. 2. Başkan Yarbay Mehmet Arif
  4. 1. Şube Müdürü Binbaşı Hüsrev
  5. Topçu Komutanı Binbaşı Kemal
  6. Sağlık Başkanı Albay Dr. İbrahim Tali
  7. Sağlık Başkan Yardımcısı Binbaşı Dr. Refik Saydam (bknz: imkansızlıklar ve Hıfzıssıha)
  8. Başyaver Yüzbaşı Cevat Abbas
  9. Emir Subayı Yüzbaşı Ali Şevket
  10. Karargâh subayı Yüzbaşı Mümtaz
  11. Karargâh subayı Yüzbaşı İsmail Hakkı
  12. Karargâh subayı Yüzbaşı Mustafa Vasfi
  13. İaşe subayı Üsteğmen Abdullah
  14. Yaver Teğmen Muzaffer
  15. Kurmay Başkanı yaver Üsteğmen Hayati
  16. Şifre kâtibi Faik
  17. Şifre memuru Memduh
  18. 3. Kolordu Komutanlığı’na atanan Albay Refet Bele
  19. Emir subayı Üsteğmen Arif Hikmet

İşte Bandırma bu kadro ile kalktı. Marmara’da İngilizler aradı. Atatürk ise arasınlar diyerek şunları söyledi:

Bunlar işte böyle yalnız demire, çeliğe, silah kuvvetine dayanırlar. Bildikleri şey yalnız madde! Bunlar hürriyet uğruna ölmeye karar verenlerin kuvvetini anlayamazlar. Biz, Anadolu’ya ne silah, ne cephane götürüyoruz; biz ideali ve imanı götürüyoruz!

Atatürk’ün, Samsun’a çıkmadan önce geçirdiği 6 ay çok önemlidir. “Her Türk gencinin okuması gereken kitap: 6 Ay” gönderisinde biraz bahsetmiştim.

İşte bu kafa, bu vapurla “İSTİKLÂL” için çıktı. Dönemin süpergüçlerine, maşası olan Ermeni ve Rumlara, bunlara teslim olan Osmanlı hükumetine, gericilere ve bölücülere karşı yola çıktı. Para ise “ya istiklâl ya ölüm” idi. Ben de Atatürkçü bir Türk genci olarak, sadece bu parolayı ve Atatürkçülüğü yol gösterici olarak aldım. Dolayısıyla ülke içerisinde Türklük ve Atatürkçülüğü yıkmak için girişimde bulunan her türlü odak ile mücadele edeceğim. Sonuna kadar.

Ekonomiden meclise, teknolojiden kültüre, dilden sanata, eğitime kadar her alanda tam bağımsızlık arzuluyorum. Başaracağız. Atatürk’ün açtığı yolda, gösterdiği hedefe yürüyerek başaracağız. Her türlü odağın çabası ise er ya da geç sonuçsuz kalacaktır!

TSK’nın yıpratılmasına, Atatürkçülerin hedef güdülmesine artık son verin! Türkiye için en büyük tehdidin etnik milliyetçiler, siyasi ve ekonomik amaçlar güden cemaatler, yurt dışı bağlantılı STK’lar ve devlet içinde devlet yapılanmasına giden çeşitli localar, kulüpler olduğu gün gibi ortadadır!

Atatürkçülerin ve vatanseverlerin böyle bir oluşumu MAALESEF YOKTUR! Olsa idi, devlet içerisinde bu zihniyetler giremezdi. Aksini iddia ederek Türk ordusunu zayıflatmak, ancak Orta Doğu ve Latin Amerika ülkesine çevirir bizi. Başka da bir adım ilerlenemez.

**

Tümamiral’in Genelkurmay’a bağlanma nedeni nedir? Ecnebi tepkileri mi, FETÖ’cülerin rahatsız olması mı? Mavi Vatan kavramı mı rahatsız etti, Libya anlaşması mı? Yoksa bu fikirlerin hiçbir iş yapamayacak ve zırcahil olan politikacılardan gelemeyip, tüm yıpratılmaya rağmen TSK mensubundan gelmesi mi rahatsız etti?

Türk ordusunu yok edip, yıpratamayacağınızı anlayacaksınız. Sadece iktidar içerisindeki çeşitli odaklar ve Türkiye Cumhuriyeti içerisindeki çeşitli yapılanmalar değil; yurt dışındakiler de anlayacak! Türk ordusu, Türk milleti demektir. Bu nedenle Türklüğe ve Atatürkçülüğe saldırdığınızı biliyorum. Ancak biz 50 yıl önce bağımsızlığını kazanmış bir millet değiliz. Tarihte her zaman var olan Türk milletiyiz. Bir ara unutturulmaya çalışılsa da 1923’ten sonra bu gerçeği tekrar hatırladık ve bir daha hiç unutmayacağız!

İslam adı altında Araplaşmaya,
Medeniyet adı altında başka kültür ve dili benimseyerek yozlaşmaya da karşıyız.

Türk kültürünü, Türk tarihini ve Türk dilini öğreneceğiz, koruyacağız, öğreteceğiz. Atatürkçü devrimler ışığında Türkiye Cumhuriyetinin ve yüce Türk milletinin tam bağımsızlığı için uğraşacağız.

 

Kaynaklar

[1] Mehmet A. KANCI. Mavi Vatan’ı savunmak(26 Kasım 2019). https://www.aa.com.tr/tr/analiz/mavi-vatan-i-savunmak/1655862#

[2] Ferhat ESNEK. Türkiye ve Libya arasındaki anlaşma dünyayı rahatsız etti(6 Aralık 2019). Basın İlan Kurumu. https://www.bik.gov.tr/turkiye-ve-libya-arasindaki-anlasma-dunyayi-rahatsiz-etti/

[3] ABD’den Türkiye-Libya mutabakatına tepki: ‘Faydasız ve kışkırtıcı’ (21 Aralık 2019). https://tr.euronews.com/2019/12/21/abd-den-turkiye-libya-mutabakatina-tepki-faydasiz-ve-kiskirtici

[4] Saygı ÖZTÜRK. Son dakika… Tümamiral Cihat Yaycı istifa etti!(18 Mayıs 2020). Sözcü. https://www.sozcu.com.tr/2020/gundem/son-dakika-tumamiral-cihat-yayci-istifa-etti-5821127/

Dış Basında Türkiye [youtube]. Yunan Medyası Cihat Yaycı’nın Görev Değişimini Nasıl Gördü? Mavi Vatan’ın Mimarı Cihat Yaycı (16 Mayıs 2020). https://www.youtube.com/watch?v=yE9wnqAzfRk

Hainlerin hedefinde FETÖ metre var: Karalama timi kurdular. https://www.yenisafak.com/gundem/hainlerin-hedefinde-feto-metre-var-karalama-timi-kurdular-3402985

Ceyhan TORLAK. FETÖ’nün korkulu rüyası Tümamiral Cihat Yaycı. https://www.sabah.com.tr/gundem/2017/12/04/fetonun-korkulu-ruyasi-tumamiral-cihat-yayci

Saygı Öztürk. Amiral Cihat Yaycı neden görevden alındı? (17 Mayıs 2020). Sözcü. https://www.sozcu.com.tr/2020/yazarlar/saygi-ozturk/amiral-cihat-yayci-neden-gorevden-alindi-5819003/

Son Değişiklik: 22/05/2020 - 16:18
Kategori: Genel - Politika
%d blogcu bunu beğendi: