Başlık, yeni parti anonsu gibi olsa da değil. Normalde “yerel seçimler, Türkiye’nin değişen politik durumu” ile ilgili bir yazı yazmaktayım. Fakat “ilham perisi” gelmedi. Yazmak için zorluyorum, zorlamamak için yazmayı bıraktım. Neden zorlandığımı da yazının sonunda anlayacaksınız.

**

Bu sabah 6’da kalktım (her yerde kar var) ve önce blogun arşiv sayfasını ekledim, ardından Youtube’da önplana çıkan illerde halka sorulan sorulara bakıyordum. Bir videoda, soru soruluyordu; önce kime oy vereceksiniz, sonra X hakkında ne düşünüyorsunuz şeklinde. Sonra millet yarış “A partisi ile B partisi arasında geçer” demiş. Tabi sevgili Yuğtup kanalımız zahmet edip adayları eklememiş. Dedim ki, parti sayfalarına gidip bakayım…

Olması gereken:
Parti websitesi > 2019 Yerel Seçimi > Adaylar > Şehir > Aday hakkında bilgi.
Olan:
Parti websitesi > Genel başganımıza kurban olun > Burada da genel başkan resmi > biraz daha genel başkan > Genel başkan çocuk öptü > genel başgan gül dağıttı > genel başkan sevgililer gününü kutladı…

İşte bunları görünce, blog yazısı aklımda belirdi. Bazı şeyler zorlasanız bile olmaz. Fazla zorlamayın. Çünkü zamanı gelmemiştir. Fakat zamanı geldiyse, şartlar oluştuysa; sadece bir adım atarak kıtaları aşabilirsiniz. Haliyle, daha webitelerini incelerken yazının yapısı aklımda netleşti.

 

Mevcut Partilerin Durumu

Ülkemizde her şey birer ego tatmin aracına dönüşüyor. Partiler, parti içindeki makamlar, sosyal medya… Örneğin trafikte istediğiniz kadar tecrübe olalım, hepimiz hata yapıyoruz. Araç kör noktada olabilir, başka bir şey olabilir. Fakat araçtan inip diğer sürücüyle dialog içine girdiğimizde “kusura bakma görmedim” diyemiyoruz. Çoğumuz bu kadar egolu. Haksız iken hâlâ tartışmaya devam eden nice tipler gördüm. Kusura bakma görmemişim diyemiyor. Zor geliyor hatasını kabul etmek.

Anne ve babamızın yetiştirme tarzından kaynaklanan bir durum. 3-5 yaşlarında masaya çarptığınızda, aileler “al sana masa” diye masayı dövüyor. Oysa masa orada yıllardır var, suç masada mı? Böylece çocuklar sorumluluk almayı, hataları kabullenmeyi öğrenemiyor. Üzerine herkes çocuğunu prens/prenses gibi yetiştirdiği için; sorumluluk almayan, hataları kabullenmeyen, egolu ama içten içe kendini bilen, ne kadar boş olduğunu bildiği için bunları kompleks yapan insanlar ortaya çıkıyor.

Politika ve iş dünyasında; iki yüzlü, yalancı, dedikodu yapan, insanların kuyusunu kazan psikopatların üst kademelere çıkması normal. Çünkü iki alanda da saldırganlık, acımasızlık kol geziyor.

**

Fark ettiniz mi, şimdiye kadar hiç partilerden bahsetmedim, sadece milletin yapısı ve yetiştiriliş tarzımızın çok ufak bir bölümünü anlattım. Çünkü partileri, insanlar oluşturur. Bir organizasyonun başındaki insan, sistemi yapılandırır. Başındaki insan nasılsa, o organizasyon/kurum; başındaki insan gibi şekillenecektir. Organizasyon ve kurumlarınların da karakterleri, huyları vardır. En başındaki insandan, en altındaki insana kadar herkes; bulunduğu konum ve altındaki mevkilerin yapısını belirler.  Yani sorun partiler değil, partileri yönetenlerde.

Altta, partilerin sitelerini dolaştığım bir video var:

 

düzenleme: İyi Parti’de manşetler var ama oklar yok, altta noktalara tıklamak ise sanırım animasyonu oluşturan javascript kodu nedeniyle işkence çünkü pat diye geçebiliyor. Manşetteki 10 görselden 6-7 tanesi Akşener’e ait.  Durum yine aynı:

 

Videodan sonra ne demem gerek bilemedim. AKP ve CHP, birbirinin kopyası gibi. MHP ve HDP ise 1990’lardan, hadi taş çatlasın 2000’lerin website tasarım mantığından kalmış gibi. Saadet Partisi’nin website tasarımı hakkında bir şey demek bile istemiyorum! İyi Parti konusunda ise hâlâ kararsızım.

Sizlere video sonunda Amerika, İngiltere, Kanada, Rusya ve Çin’den partiler gösterdim. Hangi birinde bu kadar megoloman, bu kadar egolu lider mevcut? İnsanlar var, yaptıkları kampanyalar var; parti veya yaptıkları sosyal yardım kampanyaları için sık sık bağış istiyorlar. Fakat “lider lider lider lider, biraz daha lider” mantığı yok! Bizde var bu iğrençlik.

Tabi burada şunu anlamak gerek; mevcut liderlerin çoğu interneti anlayabilmiş değil çünkü bizim nesil gibi küçüklükten itibaren internet ve bilgisayar içerisinde büyümediler. Yani birileri, başka birilerine tasarlattı websiteleri. Peki bu liderler merak edip siteleri hiç açmadı mı? Şu bizim siteyi açın bakalım demedi mi? Yurt dışındaki sitelere bakmadılar mı? Çünkü adım gibi biliyorum ki, parti sitelerini kodlayan tasarımcılar, açıp yurt dışındaki sitelere bakıp “esinlendi”. Fakat içeriği de esinlenseydiniz keşke!

Ya websitesini yapan şirketler ya da o şirketlere yaptıran parti içindeki insanlar, yalakalık yapsınlar diye bol bol lider resmi koymuş olmalılar. Başka açıklaması yok bu işin.

 

Bir Şeyler Yolunda Gitmiyor

Markalaşma; küçük bir blogdan teknoloji devlerine, politik fikirlerden sosyal kampanyalara, şirketlerden partilere kadar her şey için önemlidir. Hatta sizin adınız ve soyadınız bir marka. Bunu geliştirmek elinizde.

Pazarlama ve reklamcılığı bir kenara koyarsak, bahsettiğimiz anlamda markalaşma nedir? Bunun için en iyi örnek arabalardır. Araba markalarına baktığımızda, özellikle bir sözcüğü ellerinde tuttuklarını görüyoruz. Ne gibi?

Mercedes – konfor
Volvo – güvenlik
BMW – sürüş dinamiği
Tesla – elektrikli, “cool” araçlar
Sadece bunlar değil; Bentley, Ferrari, Smart, Ford, Audi…. Hepsi bir kavramı ve sözcüğü çağrıtırıyor.

**

Politikaya dönecek olursak; herkese kucak açmanın doğru olduğuna katılıyorum (kitle partisi) fakat bazı konulara odaklanmak gerektiğini düşünüyorum. 2030’da yeni parti kurup iktidar olma isteğim var. Şimdiden sağlıktan eğitime, kültür&sanattan teknolojiye, tarıma bir çok alanda projelerim mevcut (uzmanlarla oturup son hali ortaya çıkar). Fakat sadece bu değil! 2 reklam filmim, çok farklı mitingler, daha da önemlisi ülkeyi nasıl bir yer yapmak istediğim ve bunları anlatan en net kavramlar… Hepsi şimdiden hazır. Daha da önemlisi, hangi sözcükler üzerinde durulacak, hangi kavramlar insanlara anlatacak, bunların hepsi üzerinde çalışıyorum. Çünkü amacımızı ve hareketi doğru aktarmak önemlidir. Tabi burada olmayanı olmuş gibi göstermek değil; gerçekten ne demeye çalışıyorsanız, bunu iyi aktarabilmek gerek, yoks insanlar hemen anlayacak.

Partiye baktığınızda size bir şeyler ifade etmeli. Bir anlam ifade etmeli. Bir sözcük, kavram çağrıştırmalı. Ne yazık ki mevcut partiler din, Atatürk, milliyetçilik, etnik milliyetçilik sınırlamasından kurtulabilmiş değiller! Bizim gibi ülkelerde bunu başarmak zor fakat ezberciliği bir kenara bırkamak şart!

Bugün desteklediğini parti veya sevmediğiniz parti dendiğinde aklınıza ne geliyor? Hangi kavramlar? Eğer kavramları siz yönetmezseniz, yani markalaşmazsanız; rakipleriniz bunu sizin yerinize yapacak ama “size zarar verecek” şekilde yapacaktır.

 

Politikada ARGE Yok!

Gençlerden uzak, hâlâ sosyal medyanın değerini anlayamamış, geleceğin nasıl bir şey olduğunu tayin dahi edemeyen insanlar yerel seçim ve genel seçimlerde aday oluyor. Kampanyaları ortada, sözleri ortada.

Obama’nın “By the people: the election of Obama” (2008) belgeselini izleyin. Obama ile dolaşan kameraman, çalımanın ve çabanın, emeğin nasıl harcandığını anlatan bir belgesel. Bizde neden yapılamıyor? Parti başkanlarını falan geçtim, bugün istersen Türkiye’nin en küçük ilçesi Çelebi’nin belediye başkanı ol, istersen İstanbul Büyükşehir’in fark etmez; yiğenine, eşine, dostuna bir tane kamera verip beni takip et desen; işi bilen birisine bunları montajlayıp seçimden 3-4 ay önceden başlayarak her hafta bir video Youtube’a atsan, yine oy kazanacaksın. Hiç değilse tanınırlığını anlatacaksın.

Fakat bizim politikacılarımız yeniliklere açık değildir. Deneysel şey yapmazlar, üretim yoktur! Oysa politikada (sadece partiler değil, aday ekiplerinde de), ARGE yapacak insanlar olması gerek. Yeni fikirler, yeni şeyler önerilmeli; ne kadar saçma gözükürse gözüksün, üstünde düşünülmelidir. Fakat bizde kişilik savaşı haline getirilip, köşe başını kapan dinazorlar tarafından daha başta “olmaz, imkansız” diye kestirip atıyorlar. Böyle olmaz.

Yenilik yoksa, üretim yoksa; sen belediye, şehir ve ülkeye ne katacaksın? Daha kendi kampanyanı, kendi partini geliştiremiyorsan ve yenilikçi işler deneyemiyorsan; bu ülkenin arge sorununu nasıl çözeceksin?

 

Yerel Seçim İşi

Burada yorum yapmayacağım fakat elinizi vicdanınıza koyup, tarafsızca söyleyin; hangi parti organize çekilde ve planlı programlı yerel seçim çalışması yürüttü? Adayları takır takır açıklayıp yoluna devam etti? Bir düşünün. Böylece başarının tesadüfi olmadığını göreceksiniz.

 

Website ve Koordinasyon

AK Parti ne yapmış? Akadaylar diye site kurmuş ve burada bütün iletişim stratejisi, yazı tipi, şarkılar ve filmler, kampanya kimliği eklenmiş. Her seçim öncesi AKP’nin böyle çalışmaları olduğunu biliyorum ve öğrenebileceğim ne varsa öğrenmek için hepsini inceliyorum. Fakat bütün adaylar ve ekipleri için yol gösterici oluyor. Burada kilit bölüm şu; eğer zorlarsan olmaz, fakat “bu işi böyle yapabilirsiniz” diye bilgilendirmek için koyuyorsan, doğru hareket. Yani diğer partiler oturup burayı incelese, bir şey öğrenebilirmiş en azından.

HDP’nin websitesini sevmesem de, üst tarafta “yerel seçim materyalleri” direkt göze çarpıyor. Pankart, afiş logo vs her şey buradan yayınlanmış.

İyi Parti’nin de kurumsal kimlik bölümü mevcut.

Saadet, CHP ve MHP’de bunları göremedim. Bu satırları yazarken saat 11.47, ki bugün 6’da kalktım. Yani bir kaç saattir (yarım saatlik kahvaltı hariç), websiteleri dolaşıyorum. Yani göremediysem, muhtemelen milletin çoğu da göremeyecek. Bu şekilde zor yere konmuş.

Bu tür şeyleri ana sayfa altında göstermeyin. Ya “yerelsecim2019.parti.org.tr” ya da “adaylarparti” veya “2019parti” gibi farklı bir uzantı alıp burada tutun. Yani bir siteye girdiğimde, parti anasayfası hariç bütün bağlantılar; o site ile ilgili olması gerek. Anasayfada da, görünecek yere konulmalıdır.

 

Manifestolar

Kaçınız parti tüzüğü, manifesto, beynname vs gibi şeyleri okuyor bilmiyorum ancak; mitinglerde söylenilenler politik, başka şeyler politiktir. Fakat saydığım bu belgeler, partiyi şekillendiren belgelerdir. Yasal olarak değerleri de olmakta. Bu yüzden partilerin bir seçimde ne yapacağını anlamak istiyorsanız; manifesto, beyanname, anlaşma vs gibi isimlerle yayınlanan belgelere bakmanız gerekiyor.

AK Parti manifestosu

İyi Parti manifestosu

HDP yerel seçim bildirgesi

CHP Beyannamesi (yani birisi de şu beyanname butonunun altta kaldığını ve bir kez çarpıya bastıktan sonra bir daha bulmanın imkansız olduğunu söylemedi mi acaba?)

MHP ve Saadet Partisi’nin websitelerinde, yerel yönetim 2019 için ayrı bir bildiri, manifesto vs bulamadım.

Şimdi yukarıdaki tabloya bakınca farklı bir kaç şey ortaya çıkıyor. Beni en çok şaşırtan şey; HDP’nin “bildirge” derken, İyi Parti’nin (milliyetçi!) ve AK Parti’nin beyan ve manifesto demesi. CHP konusunda hiç söz etmesem mi?

 

Sayfanın görünen kısmı, 1366×768 ekranda bu! Tasarımcılar, kendi kocaman bilgisayarlarından değil; Google Analytics gibi bir şey kullanıp, burada en çok girilen 3 ortalamaya uygun yaparlarsa, daha rahat eder gelenler. Buradaki kutucuğu bir kez kapattığımızda, bir daha bulmamız imkansız hale geliyor!

*

Tabi bunların haricinde partinin gideceği yönü öğrenmek için 2018’in materyallerine de bakmanızı öneririm:

AK Parti 2018 beyannamesi (AK Parti sitesinde bulamadım, TGRT’den olanı veriyorum)

CHP 2018 seçim bildirgesi

MHP 2011 beyannamesi

İyi Parti 2018 beyanı

HDP 2018 seçim bildirgesi (Hürriyet üzerinden)

Saadet partisinin bulamadım.

 

Muhalefet Ne Yapıyor?

Şunu kabul etmek gerekir ki, 2018 seçimleri ile AKP kan kaybetti, eğer sistem değişmeseydi; şu an koalisyon gerekiyordu! Çoğunluğu kaybetmişlerdi. MHP, AK Partiyi kurtardı. Fakat kay kaybediş halen devam etmekte. 2019 yerel seçimlerine yaklaşırken, AK Parti ekonomik durumu ne kadar kontrol altında tutmaya çalışsa da işler karışıyor.

Dahası, artık kendi seçmenleri bile AKP’nin mevcut durumundan rahatsız. FETÖ, kandırıldık, dış mihraklar gibi kalıp söylemler ise artık insanlarda işlememeye başladı. Sadece kemik seçmeni etkiliyor ki onlar da zaten ne söylense kabul edecek. Fakat kemik olmayan seçmen kitlesi rahatsız.

Kaldı ki yaza doğru yeni bir parti kurulursa, bu partide bazı eski AKP’li isimler yer alırsa işler karışacak. Çünkü alternatif olmadığı için AKP’ye oy atan bir kitleye, alternatif sunulmuş olacak. Fakat daha kötüsü, eğer bu parti cidden Gülen’e yakın eski AKP’li isimler tarafından kurulursa; gerçekten Gülen’ci bir hareket olsa dahi bunu insanlara anlatamayacaklar. Yani Meral Akşener’e FETÖ’cü dediler, bu sefer gerçek FETÖ’cüler bir parti kursa; halk inanmayacak. AKP’liler, kendi kuyularını kazmak ile meşguller.

**

Konumuza dönecek olursak; AKP bu kadar zayıf iken, muhalefet güçlenebilecek iken, tıpkı AKP gibi muhalefette kendi kuyusunu kazmak ile meşgul.

CHP’liler, CHP’nin adayına tepki için yürüyüş yapıyor [1],
Mersin’de güçlü bir aday, liste YSK’ya geç teslim edildiği için aday olamıyor [2],
Muhalefet cephesinde bir sürü sorunlu aday, tepki, istifa mevcut… Sırf bunun için ayrı bir konu yazmam gerek.

Görünen tek bir şey var; AKP bu kadar zayıfken, muhalefet sanki “yok ben gururluyum, eşit şartlarda yarışmak için biz de kendimizi zayıflatalım” diye bir düşünceye kapılmış. Eskiden MHP ve CHP’nin AKP’ye çalıştığını düşünürdü insanlar. MHP sonra bunu kanıtlar nitelikte adım attı. Eğer AKP daha zor durumd akalırsa, CHP’nin de AKP ile ittifak kuracağından korkar olduk. Hoş zaten AKP ne zaman dara düşse, CHP doğrudan ya da dolaylı şekilde yardım etti, bundan büyük ittifak mı olur?

Bazı yerlerde ise CHP-HDP kapışacak, bazı yerlerde CHP-DSP.. İşler gerçekten ilginçleşecek. Daha muhalefeti birleştiremeyen bir CHP var. Hal böyle olunca, ülkeyi yönetme konusunda tabi ki insanlarda soru işareti olacak.

Seçime doğru daha nasıl saçmalayacaklar göreceğiz. Yazık. Gerçekten yazık. İktidarın en zayıf olduğu dönemde resmen gücü ellerinin tersiyle itiyorlar!

 

Sonuç Olarak

Şunu net bir şekilde söyleyebilirim ki, AKP’nin seçim çalışmaları gayet profesyonelce ve koordinasyon yerinde. AKP haricinde, İyi Parti’de güzel işler yapıyor fakat birazcık dikkat etmesi gerek.

CHP’nin bazı konularda ne yapmaya çalıştığını anlayabilmiş değilim. Türkiye’nin en köklü partisi. Görsellik kötü olsa ama materyaller tam olsa, tamam diyeceğim; bir yapılageliş (teamül) var ve devlet kurumu mantığında “yapılıyor mu? yapılıyor”. Fakat ne materyal, ne tasarım iyi! Üstelik websitesi kullanışlı değil.

HDP ise biraz “linux dünyası” gibi çözüm üretmiş. Açık kaynak ve özgür yazılım mantığında; evet alternatif program var, evet her şey var ama tasarım ve kullanılabilirlik konusunda biraz sıkıntılı. Yani website daha profesyonel olabilir (dünyayı takip edin). Ancak HDP’nin içeriği düzenli girmesi, gerekli materyalleri sağlamadı düzgün hareket.

Saadet Partisi ise atanamamış Avrupa partisi websitesi gibi. Tam her şey güzel olacakken mahvetmişler. Telefon için iyi belki ama masaüstü için kullanışlı değil. Örneğin kutucuklar içerisinde metinler var ve kutucuklara tıklayınca bir şey olmuyor. O koskoca kutu içindeki sözcüğü tıklamak gerekiyor. Olay ne?

<div …> <a href=””>PARTİ</a></div> yerine
<a href=””><div …>Parti</div></a> yazsaydı eğer tasarımcılar, o zaman kutucuğa tıkladığında da bağlantı verirdi!

MHP’ye gelirsek… Boş bir arazide çürümeye terk edilmiş araba gibi.

 

Etkileşimli Siteler Gerek

Ben parti sitelerine girdiğimde biraz daha haber portalı gibi bir şey bekliyorum. Liderin sadece bir köşesi olsun. Diğer bölümlerde ise partiye, sosyal sorumluluk projelerine, kampanyalara, partideki diğer görevlilere ve diğer şeylere ilişkin bilgiler verilsin.

Örneğin Ak Partinin şu bölümünün solunda Erdoğan ile ilgili haberler var (ilerlemeli), sağ tarafında ise parti ile ilgili haberler var:

 

 

Ütopik Fikir: Bakış Açıları ve Makaleler

Bir “uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi” mezunu olarak; partilerin websitelerinde analiz ve makale tarzında yazılar görmek isterim. Partiye çalışan akademisyenler her partide mevcut. Bu insanların sorunlara ve çözümlere ilişkin yazınlarını okumak isterim. Partilerin ve parti içindeki grupların bakış açılarını anlamamda yardımcı olur. Fakat gazeteye propaganda yazısı verir gibi değil, akademik bir dergiye (journal) makale gönderir gibi yazılmalı. Tabi bunlar “henüz” ütopik şeyler.

Dışişleri Bakanlığı websitesine gittiğinizde; Dış politika > temel dış politika konuları bölümüne tıklarsanız bir sürü konu hakkında Türkiye’nin tutumunu görebilirsiniz. Örneğin Kıbrıs bölümünde her türlü materyal ile birlikte, sorunun Türk tarafından algılanışını görebilirsiniz. İngilizceniz varsa harika, Yunan Dışlişleri’nin websitesinde olan “Kıbrıs sorunu” bölümünden, onların bakış açılarını okuyabilirsiniz.  Hatta bununla da kalmıyoruz ve KKTC’nin Dışişleri Bakanlığından Kıbrıs sorunu bölümünden tarihi perspektif yazısını okuyabilirsiniz. Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin Dışişleri Bakanlığı‘ndan da Rumların bakış açısını öğrenebilirsiniz (ben henüz bu konuda sinirlerime hakim olacak kadar soğuk kanlı olamadım ama Yunan bakış açısını okudum).

İşte diplomasi ve uluslararası ilişkiler konusunda böyle bir güzelliğimiz var. Fakat partiler bu şekilde bakış açılarını yayınlayamıyor! Bu çok büyük yanlış. Hem propaganda, hem markalaşma hem de profesyonel tutum gibi konularda büyük yanlıştır bu! Tabi yarın başlasalar 2 haftada istediklerini almayacaklar. Oturup, bu şekilde profesyonel çalışmalarının zamanı geldi bence!

Kısaca şöyle söyleyebilirim; bir parti websitesine girdiğimde, gördüğüm materyaller beni onların bakış açısına alabilmeli. Bir akademisyenden bir çiftçiye herkes için materyal olmalı. Genci ve yaşlısına animasyonla, daha bilinçli kitleye akademik makalelerle anlatılmalı. Süreklilik olmalı! Yani Suriye sorunu çıktığında bir makale yazılmalı ve bakış açıları, eleştirileri olmalı en basitinden. Diğer yanda partinin Edirne’deki bir ileçesinden Hakkari’deki bir ilçesine kadar her yerdeki gençlik kolları, kadın kolları ve teşkilatlarının çalışmalarını okuyabilmem gerek (yaşlıları ziyaret, sosyal sorumluluk, ağaç dikimi vs). Ne varsa! Eğer bunlar yoksa, zaten sorun.

 

Teknoloji Çağı

21. Yüzyıldayız ve 2010’ların sonuna geldik. Artık her şey sosyal medya, mobil cihazlar demek, Youtube demek, vlog demek… Bakıyoruz partiler, liderler ve adaylar bu konuda da geri kalmış durumda. İşin kötüsü, nasıl toparlayacaklarını bildiklerini düşünmüyorum!

 

Son Söz

Diyebileceğim tek bir şey var,

Lliderler, adaylar ve partiler bu halde iken; Türkiye’yi mevcut partilerin ve yeni parti kurulsa dahi geleneksel anlayışa sahip olan organizasyonların kurtacağına inamıyorum!

Gençlik gerekiyor, dinamizm gerek, geleceği anlayan insanlar gerek. Yeni bir hareket gerek; sokaklardan değil, belki sosyal medyadan olmalı. Ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı; kin, nefret, öfke dolu bir dil değil, aksine birleştirici, bütünleştirici ve barıştırıcı bir dil kullanan yeni bir hareket gerek.

Fakat halk içinden gelmeli. Halk içinden nasıl gelecek? Herkes bir kurtarıcı arıyor. Ancak düz duvara göz göre göre çarpacağız, şok geçtikten sonra kendimize gelip “ne yaptık biz” diye soracağız ve bundan sonra halk içinden yeni bir hareket çıkacak. Ben bunu düşünüyorum, bunu söylüyorum.

Yıllardır televizyonda haber izlemiyorum. Türk basın kuruluşları rezalet, doğru düzgün haber sitelerine bakmıyorum. Katlanamıyorum! Her yeri dolduran reklamlara, bir kaç “tık” için cinselliğin kullanılmasına, kandıran başlıklara, taraflı ve etik nedir bilmeyen haber içeriklerine katlanamıyorum!

Kim bilir, belki okuyamadığım için yazmaya başladım.

Gerekirse site içerisinde adayları gösterecek bir modülü kodlarım. Gerekirse Youtube kanalı açarım.
Gerekirse 2030’da yeni hareketi başlatır ve yeni partiyi kurarım!

Çünkü ben bu saçma sapan insanlara, ahlaksız zihniyetlere, halkı sömürenlere karşı kimsenin ses çıkartamamasından, mecliste herkesin danışıklı dövüş şeklinde gelişen ilişkilerinden bıktım! Yerel seçim konusunda bir şeyler yazmak bu yüzden zor geliyor! Ne olacak diyorlar… Ne olacak? Ankara’yı alsalar bile İstanbul’u kaybetme riski var muhalefetin. Hatta kesin kazanacakları yerleri dahi kaybedebilirler.

Her yeri kazansalar ne olacak? Atatürkçü olduklarından emin misiniz? BİRİLERİYLE aynı efendilere hizmet etmediklerinden? Peki bu ülkeyi kurtarabileceklerinden emin misiniz? Bunu yapabilecek bir kişi var; ülkeyi kurtaracak, insanlara hizmet edebilecek bir kişi. SEN! Başka kimse değil.

 

Dipçe: Sabah 6’da başladığım blog bakımı ve 7-7.30 gibi başladığım bu yazıyı gönderirken saat şu anda 13.06. Böyle bir yazıya bile harcanan emeğini anlatabilmek istedim. 2739 sözcük mevcut. Diyeceğim o ki, keşke partiden birileri, benim şu bloga 4 yıldır verdiğim emeğin 10’da 1’ini parti websitesine verebilyseydi… Çünkü değişim, ufak ufak gelir.

 

Kaynaklar

[1] – Evrensel. CHP’lilerden ‘temiz siyaset’ yürüyüşü. 8 Şubat 2019, https://www.evrensel.net/haber/373136/chplilerden-temiz-siyaset-yuruyusu

[2] – Haber Türk. İYİ Parti’nin Mersin adayı Burhanettin Kocamaz aday olamadı. 19 Şubat 2019, https://www.haberturk.com/iyi-parti-nin-mersin-adayi-burhanettin-kocamaz-aday-olamadi-2378788