Ortalama okuma süresi: 7 dakika

Erdoğan’ın, “IMF Türkiye’den borç para istedi, 5 milyar verin dedim” sözleri üzerine LDP’nin önceki Genel Başkanı Cem Toker, IMF’ye mektup yazmıştır. Konuyu ve mektubu vereceğim. Fakat öncelikle bazı şeyleri yazmam gerek.

Giriş

Türkiye’de en temel siyasi düşünceler dahi bilinmemektedir. Yıllar önce, “Türkiye’deki solcular aslında liberaldir: siyasal düşünceler ve farkları” başlıklı yazımda buna değinmiştim. Merak edenler bakabilir. Fakat çok kısaca vermem gerekirse, “basın özgürlüğü, fikir özgürlüğü, kişisel hak ve özgürlükler, sivil haklar, laiklik, liyakat, güçlerin ayrılığı” gibi bir çok kavram, LİBERAL TEORİNİN ürünüdür. Bugün sivil hak ve özgürlükler, aslında klasik liberallerin “tanrı vergisi haklar” tanımından çıkmaktadır. Dolayısıyla, Türkiye’de solcuyum diyenlere “neden solcusun” diye sorduğumda üstte saydığım kavramları sıralıyorlar. Ayırca sol nedir? “Komünizmin kanlı tarihi ve anlatılmayan yüzü” başlıklı konumda bulabilirsiniz.

Komünizm veya herhangi bir düşünce ve eleştiriye karşı siyah beyaz, 1 ve 0 gibi değil; gri ve kübit (aynı anda 1 ve 0 olabilen kuantum bilgisayar biti) olarak bakıyorum. Dolayısıyla Karl Marx’ın haklı eleştirilerini de bir kenara almak gerek. Fakat demokrasi ve cumhuriyete inanan birisi olarak, “işçi diktatörlüğü” olan komünizmi mevcut haliyle kabul etmem imkânsız. Ancak bu, liberal ekonomi yani kapitalizmin mükemmel olduğunu iddia edeceğim anlamına da gelmiyor. Özellikle sivil haklar ve sosyal alanda liberal düşünceye tamamen katılırken; ekonomik alanda sosyal demokrasiyi, yani anlayacağınız şekilde “Ecevit’in uyguladığı” sistemi doğru buluyorum. Bu da bambaşka konuda konuşulacak bir şey ancak olaylara ve görüşlere normal bir insan gibi keskin ayrımlarla bakmadığımı bilmenizi isterim.

Korona salgının değişme neden olacağını “insanlığın ihtilali korona salgını ile başlayacak” başlıklı yazımda biraz değinsem de biraz daha siyaset bilimine uygun bir yazıyı çok yakında yazacağım. Fakat komünizm destekçilerinin beklediği gibi sosyalizm gelmeyecektir. Fakat Cem Toker’in twitter’da yazdığı gibi “sistemin eskisine döneceğine” de inanmıyorum. Nasıl ki 1970’lerde neo-liberalizm çıktı, liberaller; “tüketim için işçi vb grupların durumunun iyi olması gerektiğini” savunarak çeşitli iyileştirmelere gidildi, şimdi de böyle bir sürece girileceğini düşünüyorum. Fakat (en azından) önümüzdeki 200-300 yıl süreç için liberalizm alternatifinin çıkacağını sanmıyorum. Yani Fukuyama haklı idi Tarihin Sonu hâlâ geçerli.

Bu işin bir sosyal bir ekonomik yanı var. Sosyal yanda liberal düşünceyi tamamen destekliyorum. TAMAMEN! Fakat ekonomik anlamda “bırakın yapsınlar” düşüncesine katılamayacağım. Hele hele Türkiye gibi her türlü boşluğun suistimal edildiği, denetlemenin olmadığı, insanların bilinçli olmadığı, refah seviyesinin yüksek olmadığı ülkelerde durum kötüleşir. “En iyi yönetim, az yönetilendir” sözüne katılmıyorum.

Kısa not; neo liberalizm ile toplum, yoksullar önemsenmeye başladı ve “devlet tarafından yönetilen” ekonomi alıgısı ortaya çıktı. Zaten modern liberalizme, “sosyal liberalizm” deniyor. Herhalde “Karl Marx ve Engels”in fikirlerinden bir şeyler öğrenildi değil mi? Şimdi de öğrenilecektir. Hele hele internet ve teknoloji çağında 1970’lerden kalma ekonomik ve yönetim modellerine geri döneceğimizi düşünmek herhalde biraz hayalcilik olacaktır.

Salgın sonrasında da liberal düşünce ve sistemlerin, bu anlamda daha ilerleyeceğini düşünüyorum. Artık ülkeler yaraları sarmak için askeri yatırımları azaltıp, küresel çapta “pandemi ile mücadele” için çeşitli oluşumlara girecek ve sağlık alanında daha doğru adımlar atılacaktır. Yani eğitim, sağlık gibi alanlarda ve hatta kültür&sanat gibi konularda “özelleştirmeyi” doğru bulmuyorum. Neyse bu olaya ve korona salgını etkisine geleceğim…

Beni de koyu bir liberal düşünmeyin. Her fikre, her tartışmaya açığım. Sosyal haklar, kadın hakları, devlet yönetimi (yani Cumhuriyet ve demokrasi) gibi bir çok konuda liberal görüşe yakınım fakat tarih, kültür, dil konusunda da oldukça muhafazakar (dini anlamda değil, siyaset bilimi teorilerindeki muhafaza, yani koruma anlamındaki muhafaza-kârlıktan bahsediyorum). Hearts of Iron oynarken bile “faşizm-komünizm” seçeneklerinden uzak duranlar vardı… Ben ise “yararcılık” (pragmatist) düşünceyi daha doğru buluyorum ve hedefimiz için gerekenler neyse, bu adımları atmanın doğru olacağına inanıyorum.

 

Atara Atar Gidere Gider Bir Salgında Pilim Biter

Yıllardır “ekonomi ve dış politika incelik gerektirir” diyorduk, ulusal politikada eyy, uyyy, hayt huyt tutar ama dış politikada tutmayacağı gibi yapılacak yanlış sonraki nesillere mâl olur diyorduk… Daha neleri uyardık değil mi? Emre Çetin Blog 5 yıldır açık:

2015: Ekonomik Kriz Yaklaşıyor

2015: 2002’den 2015’e Türkiye’nin ekonomisi (göründüğü kadar iyi olmadığını anlattım)

2016: 2017-2018 Türk ekonomik krizi

2017: Tüketmeden önce üretmenin önemi

2018: Zengin yaşamaya çalışan bir milletin ekonomik çöküşü ve vergiler

2019: Sürdürülebilir Ekonomi Vergiler ve Türkiye’de Yaşamanın Ekonomik Ağırlığı

Bile bile lades demişiz değil mi?

**

4 Mart 2020’de, Cumhurbaşkanı diyor ki “Suriyelilere 40 milyar dolar harcadık, gerekirse bir 40 milyar dolar daha harcarız” [1]. Ne oldu? Türklere gelince mi para bitti? Hiç yok muydu?

2017’de ise bizden borç istediler diyor [4], Kasım ayında ise şöyle bir sözü var [2]:

2013 IMF’ye borç kaldı mı? Kalmadı, bitti. IMF bizden borç istedi 5 milyar dolar. Arkadaşlara ‘Verin’ dedim. Baktılar ki Türkiye veriyor, vazgeçtiler.

**

Cumhurbaşkanı Erdoğan, parti toplantısında ise yukarıdaki açıklamasından tam 2 yıl sonra Kasım 2019’da şöyle söylüyor [3]:

**

Burada dikkatimi çeken şey şu, “verin dedim” diyor ve bekliyor… Gülüşmeleri duydunuz mu? Görünen o ki artık Erdoğan’ın yanında olan insanlar bile eskisi gibi iştahlı değil. Tamamen çıkar nedeniyle yanındalar ve gülüyorlar. Yarın öbürgün Erdoğan’ı yüzüstü bırakacak insanlar bunlar olacak. Eğer hâlâ yapmadılarsa…. Dolayısıyla AKP’deki çözünmenin de bir göstergesi gibi. Gülüyorlar, sonra tabi çılgınca alkışlama geliyor.

 

Bu Olayın Gerçekliği Var Mı?

Cem Toker, bu olaydan sonra diyor ki “IMF’ye mektup yazıp soracağız” [5], ve soruyorlar. Cevapta geliyor [6].

Mektupları ekleyeyim:

Mektupta verdikleri adres hatalı çıktı ve archive.org’dan ulaşamadım (http://www.imf.org/en/About/Factsheets/Sheets/2016/08/05/17/55/IMF-Standing-Barrowing-Arrangements).

Yeni adres ise şu: https://www.imf.org/external/np/exr/facts/gabnab.htm?mod=article_inline

**

İngilişçe bilmeyeler olabilir. Kabaca çevireyim (yanlışlar çıkması muhtemel, takılmayın bütünlüğe odaklandım):

Cem Toker’in mektubu:

(…)
Değerli Mr. Seshadri;

Türkiye’deki bazı medya kaynakları; Türkiye Cumhurbaşkanının 29 Ekim 2017’de “IMF’nin Türkiye’den borç istediğini” belirtti.

Bu iddiayı doğrulamak istedim, eğer doğruyla Türkiye Cumhuriyeti hükumetinden ne kadar para istendi ve ne zaman?

(…)

IMF’nin cevabı:

(…)
Sorunuza kapsamlı cevap verebilmek adına, IMF’nin tarihsel yapısına değinmek gerekir, aşağıda belirttik. Umarım yardımcı olur.

Öncelikle şunu bilmek gerekir ki; IMF, uluslararası bir kamu kurumudur, finans kaynağı da (Türkiye’nin de dahil olduğu) üye ülkelerdir. Ayrıca bu ülkeler, “Yönetim Kurulu” aracılığı ile IMF’yi yönetirler. [2008 krizini falan anlatarak o dönemdeki yoğunluğu falan bahsetmiş]. Türkiye, 2008 krizine karşı koyabildi (kriz teğet geçmiş), bunun nedeni de güçlü makroekonomi yönetimine geçiş yapmasıdır. Ayrıca Türkiye, G20’deki manevi desteği ve IMF’nin yönetim kurulunda olmasıyla; IMF’nin kaynaklarının genişlemesi konusunda da yapıcı rol oynamış.

Nisan 2009’da ise G20, IMF’nin kaynaklarının önemli ölçüde yükseltilmesi ilkesinde anlaştı. Bu artış, “çoklu anlaşmalar” ile sağlandı ve IMF ile 38 ülke ve kurum arasında imzalandı (adına NAB, tam çevrilebilri mi bilmiyorum ancak Gugıl Tıranslate gibi çevirecek olursak; “Borç Üzerine Yeni ve Genişletilmiş Anlaşmalar” adı verilmiş). NAB, Mart 2011’de ilk kez aktif edilmiş (burada aktif edilmeyi umarım “enter into force” yani yürürlüğe girmek anlamında kullanmamışlardır fakat yazı gidişatı öyle gibi). Bu anlaşma, IMF’ye üye ülkelerin “istedikleri takdirde” katılmaya uygun olduğu destekleyici bir borçlanma düzenlemesidir. Kasım 2017’den başlıyor, IMF’nin Yönetim Kurulu ve Türkiye’nin de katılımı ile NAB’ın bir 5 yıl daha yenilenmesine de karar verilmiştir.

NAB’a katılan ülkeler ve kurumların listesi, önerdikleri finans desteği ve kolaylıkları alttaki bağlantıda bulabilirsiniz

(bağlantı, fakat bu aktif değil)

(Lütfen not edin, bugün 1 dolar = 0,71 SDR’dir)

IMF, Türkiye dahil tüm üye ülkelere verdiği destek nedeniyle minettar, falan filan….

Sinem Mengüç,
Ofis Yöneticisi

Tekrar ediyorum: yazdığımı okumadım bile canlı çevirdim çünkü şu yazıyı yazmak bile 2 saatimi alıyor; yanlış olan yer varsa, doğrusunu iletisim@emrecetinblog.com’a yollayabilirsiniz. İlla ki vardır, genel olarak üstünden geçtim.

Buradaki Bir Kaç Ayrıntı

SDR dediğimiz yapı, Türkçesiyle “özel çekme hakları” olarak geçiyor. Ne olduğuna Wikipedia ve diğer yerlerden bakabilirsiniz ayrıca hesaplamasını ise IMF’deki “SDR Valuation” bölümünden bakabilirsiniz.

**

Öncelikle IMF’den gelen mektuptaki dili anlamakta zorlandım. Nedeni şu, Süleyman Demirel gibi bir dil kullanılmış. Ne anlatmaya çalıştın, ne demek istedin; nereden girip nereden çıktın? Çok perdelenmiş bir şekilde “Türkiye’nin manevi katkıları” (moral support) diyor. Türkiye’nin önemi, G20 üyesi olduğu, IMF’ye destek verdiği, karar verme mekanizmasında olduğu falan gibi bol bol şişirilmiş cümleler var.

Applied ya da enter into force anlamlarında mı “activated” denildi anlamadım, olayı da tam bilmiyorum. Yani 2009 kararları ve anlaşmalar 2011’de uygulanmaya mı başladı? Uygulanmaya başladıysa aktive edildi denmez. Neyse buraya da çok takılmayalım…

Mevzubahis anlaşma, IMF Standing Borrowing Arrangements olarak “bu adreste [7]  verilmiş. Katkı yapanlar ve miktarları veriliyor. Türkiye’yi bulamadım. Mektupta uzatıldığı söylenen bu anlaşmanın 2017 raporunda ise [8], burada da bulamadım.

Daha sonra düşündüm dedim ki bu 5 milyon nedir acaba? Yani nereden çıktı ne oldu? IMF’nin Türkiye sayfası var.

**

Gördüğünüz gibi burada 4,6 milyon SDR’den bahsediliyor. IMF’nin SDR Valuation sayfasına gittiğinizde 1 SDR’nin karşılığını göreceksiniz. Burada dolar cinsinden eşiti 0.732113 diyor. Yani 1 SDR = 1.365910$. Dolayısıyla yukarıdaki sayıyı çarparsak; 4,6 milyon X 1,366 = 6.363.. gibi bir şey çıkacak. Yani 6,4 milyon dolar.

Peki bu nedir? IMF Quotas sayfasına baktığımızda detaylı açıklama var. Fakat Türkiye Cumhuriyeti Hazine ve Maliye Bakanlığı sayfasında, G20 ve IMF Sıkça Sorulan Sorular bölümü var ve burada yazıyor. Türkçe!

Aynen şöyle diyor:

Bir ülke IMF’ye üye olduğunda ekonomisinin küresel ekonomideki payına göre bir kota belirlenmekte olup, bu süreçte ülkelerin ekonomik büyüklükleri, dışa açıklık oranları, sermaye hareketlerinden etkilenme durumları ve rezervlere ilişkin değişkenlerden oluşan bir kota formülünden de faydalanılmaktadır. Kotalar genellikle her beş yılda bir gözden geçirilmektedir. Kotalar üye ülkenin oy gücünü, IMF’den sağlanacak finansal desteğin miktarını (erişim limiti dâhil olmak üzere) ve SDR tahsisatlarında alınacak payları da belirlemektedir. 2016 yılı Mayıs ayı itibarıyla IMF’nin toplam kotası 476,8 milyar SDR olup, ülkemizin kotası 4.658,6 milyon SDR’dir.

İlla IMF’den okumak istiyorsanız Türkçe olarak, İMF Kotaları adresinde pdf belge var.

 

Sonuç Olarak

Sadece merakımı gidermek için bir göz attım. İnsan evladıyım, yanlışım olmuş olabilir. NAB anlaşmalarına ve garantilere baktığımda ben 5 milyon gibi bir rakamı “verdiğimizi” görmedim. Zaten Cumhurbaşkanı’da, “baktık veriyoruz, kabul etmediler” demiş bir yerde.

Ancak iş kota olayına geldiğinde değişiyor çünkü kota bir “garanti” yani gerektiğinde şu kadar para verebilirim diyorsun. Buna ve bazı değişkenlere bağlı olarak oy hakkı gibi bir sürü dağılım ortaya çıkıyor. Burada da 5 milyon Avro mu Dolar mı değil; 4,6 SDR ve yanlış hesap yapmadıysam dolar cinsinden 6,3 milyon dolar (TL bazında 42-43 milyon kadar) para verebileceğimizi beyan etmişiz. Fakat baktığım bazı durumlarda ülkelerin bu beyanlarından daha azını verdiğini gördüm.

**

Bakıp söylemi doğrularken, aynı zamanda sizlere de neler yaptığımı göstermek istedim. Sizler de farklı bilgilere bu şekilde ulaşabilirsiniz. Dünya Bankası, IMF, CIA vb gibi bir çok kurum; bu tür bilgileri ve raporları düzenli olarak veriyor. Bazılarını okuyorum, yararı oluyor. Fakat ben verilen 5 milyon gibi bir şey göremedim. Zaten Cumhurbaşkanının, “baktık veriyorlar, kabul etmediler” sözünden verilmediğini de anlıyoruz. Ancak Erdoğan bunu söylediğinde gülenler var… Cumhurbaşkanının yerinde olsam bu insanlara pek güvenmezdim. O alkışları desteğin değil, çıkarları için gösterdikleri sahte sadakatin bir göstergesi. Bunlar da kandırmasın!

Bir yerde yanlış, gözden kaçırdığım bir şey varsa mail atın; düzeltirim. Mail: iletisim@emrecetinblog.com

 

 

Kaynaklar

[1] EFİL, Göktuğ. Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Mültecilere 40 milyar dolar harcayan Türkiye, evelallah bir 40 daha harcar (4 Mart 2020). https://www.ortadogugazetesi.com/gundem/cumhurbaskani-erdogan-multecilere-40-milyar-dolar-harcayan-h12341.html

[2] Erdoğan: IMF bizden 5 milyar dolar borç istedi, biz verince vazgeçtiler(18 Kasım 2017). https://www.sabah.com.tr/ekonomi/2017/11/18/erdogan-imf-bizden-5-milyar-dolar-borc-istedi-biz-verince-vazgectiler

[3] Erdoğan: IMF 5 Milyar Avro Borç İstedi, Arkadaşlara Verin Dedim (5 Aralık 2019). https://m.bianet.org/bianet/siyaset/215384-erdogan-imf-5-milyar-avro-borc-istedi-arkadaslara-verin-dedim

[4] Erdoğan: IMF borcumuzu sıfırladık, şimdi onlar bizden borç istiyor (29 Ekim 2017). https://tr.sputniknews.com/turkiye/201710291030795507-erdogan-imf-borcumuzu-sifirladik/

[5] Cem Toker [@tokcem]. (ÖÖ 11:20 · 30 Eki 2017). Tweet “Bugün IMF’ye mektup yazıp soracağız… “Türkiye’den borç istiyormuşsunuz, ne kadar lazım?” diye… Bakalım ne yanıt gelecek..” https://twitter.com/tokcem/status/924913763878342656

[6] Cem Toker [@tokcem]. (ÖS 1:57 · 20 Kas 2017). Tweet “IMF’ye yazdığım mektup ve yanıtı… Ingilizce bilenler için…” https://twitter.com/tokcem/status/932563656092643328

[7] IMF Standing Borrowing Arrangements. https://www.imf.org/~/media/Files/Factsheets/English/Standingborrowingarrangement.ashx

[8] Consents and Adherences to the Proposed Expansion of the Fund’s New Arrangements to Borrow (NAB) (son güncelleme: 28 Temmuz 2017). IMF. Erişim tarihi: 2 Nisan 2020, https://www.imf.org/external/np/fin/misc/nab.htm

Son Değişiklik: 02/04/2020 - 13:09
%d blogcu bunu beğendi: