Ortalama okuma süresi: 11 dakika

Normalde hayvanlara karşı yapılan şiddet görüntüleri ve videoların bakamıyorum, içim kaldırmıyor. Fakat bir tanesini bugün vereceğim. Hayvanın sesini de, görüntüleri de unutmayın! Nedenine geleceğim.

2018’de yazdığım “suçla mücadele – Türkiye’de artan suçlar” başlıklı yazımda ATO’nun suç raporu kaldırılmış. 2015 ve 2016’da Türkiye’nin ekonomisine ilişkin yazdığım yazılarda resmi kurumlardan çeşitli belgeler, haberler falan vermiştim. Bunların da bir bölümü kaldırdı. WordPress, kırık bağlantıları otomatik sildi (eklenti). Bunu iptal ettim ve artık sadece bağlantı değil, sonunda da akademik makale gibi kaynakça ekliyorum.

Türkiye, suç konusunda rezil bir yere gidiyor. AKP iktidarında on kattan fazla arttığı yetmedi, Türkiye’deki 5,5 milyon Suriyelilerin bir bölümü de organize suçlara bulaştı. Bknz:

Kars’ta üç Suriyeli, 11 yaşındaki çocuğun gözünü oydu [1]. İnternette de çocuğun videosu var. Su almaya gidiyor, ayağına su sıçramış. Kızmışlar. Gelip çocuğun gözüne sivri cisim batırmışlar. Gaziantep vb bölgelerde de bol bol mafyalaşan yapılara şahit olduk.

Özal döneminde 1,5 milyon kadar peşmerge Türkiye’ye gelmiştir [2]. 1 milyonun İran’a, 500 bine yakının Türkiye’ye geldiğini yazmış kaynaktaki kişi fakat İran’ın sınırları kapatması üzerine bir çoğu Türkiye’ye gelmiştir.

Bir diğer kaynaktan aynen aktarıyorum [3]:

[…] Bu süreçte yaklaşık 260.000 nüfusa sahip Şırnak ili birkaç gün içerisinde toplam nüfusa eşit sığınmacıya; 175.000 nüfusa sahip Hakkâri ili de 200.000’den fazla sığınmacıya ev sahipliği yapmıştır.

Sonuçları:

Iraklı Kürtlerin Türkiye’ye göçü PKK’nın manevra gücü açısından dönüm noktası olmuştur.
1991 Temmuz’undan itibaren Iraklı Kürtleri, İncirlik’ten koruma kararı PKK için de güçlenme
anlamına gelmektedir. Zira “Çekiç Güç”, Iraklı Kürtleri Saddam Hüseyin’in saldırılarından
koruma ve insani yardım desteğine başladıktan sonra Türkiye’de PKK’nın faaliyetleri büyük
artış göstermiştir.

**

Sağolsun bizim milletimiz de Suriyelileri sömürdü, sigortasız ve ucuz şekilde çalıştırdı. Bir sürü parayla fuhuş olayı duydum. Haliyle bir bölümü de haklarını aramaya çalışıyor. Bunun dışında mafyalaşma, çeteleşme falan da var.

Bir gün gerçekten haklı olan insanlar “sigorta istiyoruz” diye yürüyüş yaparsa, milletin tepkisini düşünün. “size biz bakıyoruz” falan deyip şiddet yükselecek. Ya karşılığında? 5 milyon Suriyelinin yarısı Suriye’ye dönerse şanslıyız. Özal döneminde 1,5 milyon peşmerge geldi ve terör örgütüne de katılanlar oldu ve Erdoğan döneminde 5,5 milyon Suriyeli geldi, çeşitli suç oluşumları başladı. Yarın öbür gün başka bir terör örgütü kurabilir, PKK’ya katılabilirler. Katılırlar mı? Olur olur! Garantisi yok.

Üstelik Suriyeli çocuklara bakamıyoruz. Düzgün eğitim alamıyorlar. Eğitim veremediğimiz her Suriyeli çocuk, büyüdüğünde başımıza büyük bela olacak. Sadece Suriyeli de değil, bu dünyada eğitim veremediğimiz her çocuk; cahillik, hastalık, güvenlik gibi bir sürü konuda devleti daha fazla uğraştıracaktır. Daha fazla yatırım gerekecek. Bu nedenle cahilliğe savaş açmamız gerek.

 

Sadece Bugün Duyduğum Suçlar ve Yaşadıklarım

Sabah, dükkanına alıp 1 ay boyunca tecavüz edilen köpek haberini gördüm [4]. İşten gelirken, evin altındaki bir dükkana 1 hafta önce hırsız girildiğini öğrendim. Görüntüleri gösterdiler, beyaz VW Caddy geliyor, kapıyı açıyorlar, alarm çalıyor ve çalınıyor. Derken alttaki görüntüleri Twitter’da gördüm. Olay Gölbaşı’nda… Normalde bu görüntüleri izlemem ama hayvanın sesini ve görüntülerini izleyin! UNUTMAYIN!

 

Devlet En Temel Görevini Yapmıyor! Biz Mi Yapalım?

Vergi vermeye gelince eşek yüküyle vergi veriyoruz. 5 yıldır ilaç arge firmasını oturtmaya çalışıyoruz; TÜBİTAK’ta 2 projemiz reddedildi ve başka firmalara vermişler. Panele de annemi hakem olarak çağırdılar. Dava açacaktık, “bir daha devletten destek alırken sıkıntı olur” dediler. Zaten alamıyoruz! Öte yandan 10 milyon projelere bakanlık bünyesinden 150 milyonun nasıl verildiğini ve bize de çeşitli insanların gelip, “size 5 milyonluk destek alacağız ancak şu kadarı kesilecek” diye birilerine pay edileceğini utanmadan söylüyorlar. Alınteri ile para kazanalım diyoruz, reddettik!

Maaşlarda vergi, hammadde alırken vergi, benzinde vergi, arabada vergi… Bir ton borç ödeme, istihdam sağlıyoruz ama tonla sorun… Annem akademisyen ve Bulgaristan’da eğer ilaç arge şirketini kursaydık, projelerimize Avrupa Birliği destekleri gelirdi. İlle vatan, ille millet dedik ve bu ülkeye değer oluşturalım, istihadam oluşturalm istiyoruz ama milliyetçilik yaptıkça, şerefli davrandıkça; bu ülkede kimsenin burnu boktan çıkmaz!

Evimize hırsız girdi, 10 ayda iki kez girdi; polisler “parmak izini aldık, yakalanır” dedi hikâye. Eşek köpeğe parçalattırılır, minik köpeğin bacakları kesilir, köpek köpeğe parçalattırılır; hiçbir ceza alınmaz.

**

Adalet Bakanı, Cüneyt Özdemir’e çıkıp aynen şöyle dedi:

Hayvanlara karşı olan suç, mala karşı olan suç gibi değerlendiriliyor. Bizim yaklaşımımız, “bu bir mal değildir candır, cana karşı işlenen suçlar arasına alınsın diye çalışmalarımız oldu. Ayrıca hayvana eziyet, kötü muammele ile ilgili idari para cezası var, bunun hapis cezasına dönüşmesi için çalışma yaptık, umarız bu konuda da parlamentoda da komisyon kuruldu, çok gecikmeden de adım atılacağına inanıyorum”

Demet Akalın sorusu üzerine söyledi, canlı yayın ve haber sitelerinden videoyu görebilirsiniz.

18 yıldır AKP iktidar, neden önceden muhalefettelermiş ve bir yıldır iktidardalarmış gibi konuşuyorlar? Yargı ve devletin bir çok kademesinde kadrolaştılar. Meclis, AKP+MHP koalisyonu kontrolünde. Hangi yasa çıkmayacak? Özellikle hayvan, kadın, çocuk, doğa gibi hangi haklar korunacak da muhalefet desteklemeyecek? Anlamak GÜÇ!

Sistem Değişmeli

Kimse kusura bakmasın, idamın çözüm olacağına inanmıyorum. Kimse bir günde psikopat olmuyor. Bakın cinayetlerde de diğer suçlarda da görüyorsunuz; “BEN GELİYORUM” diye bas bas bağırmış. Polisler bir şey yapmıyor, mahkemeler bir şey yapmıyor.

Birisi, diğerini öldürdü. İdam etsen ne olacak? Çocuğa, hayvana tecavüz ve tacizlerde, kadına tecavüzlerde kimyasal hadımı sonuna kadar destekliyorum. Fakat idam çok saçma geliyor ve çözüm olmayacak. Karşılığında ne yapılabilir?

1- Psikopatların Tespit ve Tedavisi

Yine “2030 proje: suçla mücadele” ve “suçlunun erken tespiti ve tedavisinin önemi” konularında yazmıştım, isteyen bakabilir fakat kısaca:

Hayvanları tekmeleyen, kadın döven, kırmızı ışıkta geçen tonla psikopatı biliyoruz, görüyoruz. Bunların ruh ve akıl sağlıklarına bakılmalı. Toplum içinde yaşaması sıkıntılı olan bu insanlar, başkalarını da zehirlemeden ve başkalarının hayatını karartmadan önce tespit edilecek ve tedavi edilecek. Bunun başka çözümü yok!

2- Kadı Usulü Şipşak Mahkeme

Şimdi size birkaç görsel vereceğim:

**

Bizim balkon teras gibi. sürekli sigara izmaritleri, peçete, ekmek kırıntıları, erik ve zeytin çekirdekleri var. Siliyoruz, bir haftada ufak buzdolabı poşeti çöp çıkıyor. Yan komşunun terasına kullanılmış bebek bezi atıldı örneğin. Deliriyoruz. Üstte gördüklerimize söyledik, yönetime defalarca söyledik, yok. En son ben ipad’i açtım, kaydı açtım, bir kaç gün sabahtan akşama kayıt yapıp yakaladım.

Sigara atanlar, sofra bezi silkenler, halı silkenler… Bazılarının yüzlerine kadar görünüyor. Daire daire mesaj çektirdim. Yani bu konuda tahammülüm yok. Adam köyde yaşar gibi apartmanda yaşıyor. Koridorun ortasına kadar ayakkabıları duruyor, sofra bezi silkiyor. Zaten duvarlar rezalet ve üstte 10-12 kişilik Suriyeliler yaşıyor. Sabah uyuyor, gece yaygara. En son 5’te güm güm sesler, kahkalar geliyordu, dövmek için çıktım. Defalarca uyarmıştık anlamamışlardı, kapılarını başlarına yıkacaktım yine de açmadılar. Sonra yönetime o gelmesin demişler. Gecenin köründe yine aynısnı yapınca annem çıktı bu sefer. Kadınlar var, açtılar kapıyı. Yine kapıyı kıracak gibi davranmış. Sonra bir fırça, bir daha ses yok.

Haberlerde “komşusu gürültü yaptığı için çıkıp silahla vurdu” gibi şeyleri görünce “vay psikopatlara bak ya” falan diyordum, fakat o kadar anlıyorum ki… Sadece komşular da değil; bu duvarı bu kadar ince yapan mimar, müteahhit, mühendis kim varsa yedi sülalesine küfür ettiğim gibi, onları da gidip vursan yeridir.

**

Konumuza geri dönecek olursak, yahu yönetime şikayet ediyorsun anlamıyor. Kapısına gidiyorsun anlamıyor. Ağzını burnunu kırsan, seni mahkemeye verir sen uğraşırsın. Belediyeye söylüyorum ilglenmiyor. Mahkemeye versem 8-10 ay süre verecek, bir sürü hikaye, ne çıkar bilmiyorum. Çözüm ne?

Kadı usulü şipşak mahkeme! Düşündüm ve bu çözümü buldum. Elimde delil var mı? Ses, görüntü vb bir şeyler? Hemen şikayet edeceğim ve şipşak mahkemeye hemen o gün veya o hafta gideceğiz. Beni dinleyecek hakim, karşı tarafı dinleyecek ve ceza verecek. Mesela sokakta yere sigara mı atıyor, çöp mü atıyor? O bölgeyi 2 gün temizleyecek. Temizlik görevlisi dikeceksin başına, temizlesin bak bakalım ne olacak. Gürültü mü yapıyor? Kesecek cezayı. Bir daha yaparsa daha ağır ceza. Hem gürültü yaptığı için, hem komşusunu rahatsız ettiği için hem de devleti oyaladığı için ceza kes geç. İtiraz ederse yine mahkeme süreci başlasın. Fakat suçlu taraf itiraz eder ve mahkemede yine suçlu bulunursa, daha ağır ceza kesilsin.

Bu işin çözümü ancak böyle olur!

Hoş Hangi Polis Hangi Devlet Hangi Mahkeme?

Ayının biri yolda gidiyordu, telefonla görüşüyor. Üstüme çıkacaktı, korna bastım şeridine girdi. Sonra diğer tarafına polis geldi. Işıklarda duruyoruz. Dedim hahh şimdi telefon nedeniyle ceza keser. Kesmedi. Işıklardan kalkarken polisi görmedi, üzerine sürdü. Polis sadece korna bastı.

İstanbul’da polisin gözü önünde makas atan, güvenlik şeridinden giden, sigara içen, telefonla konuşan tonla insan gördüm ve hiçbir polis buna müdahale etmedi. İstanbul’da sinyali hiç kullanmadığını varsayalım! HİÇ KULLANMIYORSUN, ne zaman ceza yersin? Ben eminim hayatın boyunca bir kez ceza yersen şanslıyız. Avrupa ve Amerika’da sinyal kullanmadan şerit değiştir, dönüş yap; kaçıncı gün ceza yiyeceksin bakalım!

Bugün bir minibüs bir de minivan iki tanesi, trafikte sağdan soldan geçiyor, milleti kaza yaptıracaktı. Üstüme kırdı. Dedim ağzınıza sıçacağım. Trafikte böyle tiplerle ders vermeye bayılıyorum çünkü polis bunu yapmıyor. Herkes benim gibi yapsa biraz düzelir. Fırladım, önüne geçtim. İki parmak mesafeden geçtim, frene de abandım. Sonra kornaya basıp el kol yapıyor. Yavaşladım, yanımdan geçiyordu, dursa kavga için inecektim, geçti gitti.

Işıkta durmayan, makas atan, emniyet şeridinden giden, dönüşerde sıranın dışından kaynak yapan vs bir sürü insana kılım ve bunlar için hiçbir şey yapılmıyor. Yurt dışında, iş giriş-çıkış saatlerinde böyle ayrımlra polis dikiliyor ve kaynak yapmaya, güvenlik şeridine izin verilmiyor. Kaynak yapmaya çalışırken kilometrelerce ileriden dönünce bir daha sıraya girmeyi öğreniyorlar.

“Efendim polisin işi gücü var, yetişemiyor”. O zaman polis alınacak! Halkı kin ve düşmanlığa bıdı bıdısından millete ceza yağdıracağınıza, bunun için siber ekipler özellikle uğraşacağına bir zahmet toplumu terbiye edecek!

3- İspiyonculuk Sistemi

Bu da diğer bir önerim; araç kameralarında vergiyi indirin, zorunlu hale getirin. Araç kamerasından yakalanan cezayı ben emniyete yükleyeyim. Kesilen cezalardan %5-%10 bana versin emniyet. Bu kadar da zor değil bence?

Bak bakalım herkes nasıl sinyal verecek,  her türlü kurala uyacak! Günde 100 liradan 20 ceza kestirsek (ki İstanbul’da bir günde daha fazla kestirirsin); günde 200 lira. Ayrda 6 bin lira. Allah bereket versin. Devlete de bir sürü gelir.

Türkiye’de ancak ispiyonculuk sistemi olur.

 

Devlet Bizi Değil İktidarı Koruyor

Şirketlerin amacı kâr yapmaktır. Bu kadar, sadece kâr yapmak. Doğa, insan, çocuk vb gibi her türlü çaba ve girişim de yine kâr yapmak ve kendilerini tanıtmak için yapılır. Kimse kusura bakmasın, olayın özü budur!

Devlette böyle. Artan suç ve sorunlar, milleti korumak için değil, devletin düzenini ve iktidardakilerin koltuklarını korumak için ele alınıyor. Devletin Anayasa’da yazılan görevi HALKININ GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMAKTIR! Dün çok güzel hârekat ile terör yuvaları bombalandı. Suriye ve Libya’da önemli adımlar atılıyor. Hepsi süper. Peki İçişleri? Peki Türkiye’deki iç durum?

Güvenlik sadece terör değildir! Eğitemediğin her Suriyeli sorun. Suçla mücadelenin sürekli artması sorun. Ben paşa paşa gidiyorum vergimi veriyorum, her şeyi yapıyorum; gecenin üçünde kırmızı ışıkta kimse olmasa da bekliyorum, emniyet kemerini her zaman takıyorum, kanunsuz fatura vs hiçbir şey kesmiyorum, bir tek otobanda hıza uymuyorum, tek karşı çıktığım ve uymadığım bu fakat karşılığında ne alıyorum?

Evimize hırsız giriyor, devletin kurumu TÜBİTAK’ta projelerimiz reddedilip sonra başkalarına veriliyor ve cihazlardan referanslara kadar, yönteme kadar her şey aynı sadece ilaç ismi değişiyor; resmen çalınıyor. Biz 200 bin destek almak için yırtınıyoruz ve egoist akademisyenlerle, bir sürü şeyle boğuşuyoruz diğer tarafta süt firması, yerli milli bıdı bıdı yaptık diye 160 milyon destek alıyor ki o tesis taş çatlasın 10 milyona üretilir. Hiç kusura bakmayın, bu iş böyle yürümez!

Devlet bu ülkede hayvanın, ağacın, çocuğun, insanın güvenliğini sağlayamıyor. Kaz Dağlarından tutun, katledilen eşeğe kadar hiçbir güvenlik sağlanamıyor. Kadın tacize uğrayınca; “ne giydin, o saatte ne yapıyordun” diye soruluyor, kesin hak etmiştir deniyor. Bu iş böyle olmaz.

Devlet yapamıyorsa, millet yapar. Biz çıkar, silahlanır, kendi güvenliğimizi sağlarız. O zaman ne olur biliyor musunuz? Kaos çıkar. Kaos çıkmaması, iç savaşa sürüklenmemek için bireysel silahlanma olmamalı ve devlet; mülkün temeli olarak adaleti sağlamalı. Mülk dediğimiz ev değil, devlet toprakları üzerinde olan her şeydir. Canlısı, cansızı, insanı, hayvanı, ağacı… HER ŞEY!

FAkat devlet işi gücü bırakıp herkesden ağır vergi alıyor, çalışanların beli bükülüyor, yanlış politikalar nedeniyle alım gücü düşüyor; karşılığında valiler, belediye başkanları, saçma sapan ünvanları olan insanlar en lüks araçlara biniyor. Toyota Corolla Hibrit neyinize yetmiyor da 1,5-2 milyonluk araçlara biniyorsunuz? Biraz daha az benzin yakalım, daha dayanıklı araçlara binelim demek yok!

Üstelik devlet ve belediye başındaki zümrelerin eşi, dostu, yeğeni bakıyorsunuz zengin oluveriyor… Yasa çıkacak tak pos cihazları, yumurta bilmem ne üretimleri ve fabrikaları aylar öncesinden kurulmuş. Bu böyle olmaz efendiler!

**

Benim artık boğazıma kadar geldi. Hırsızı, arsızı, uğursuzu şikayet ediyorsun; sen kararkolda ifade vermekle bilmem neyle uğraşırken, bunlar senden önce serbest bırakılıyor. Twitter’da gündem olursa, zahmet edip tutukluyorlar. Aktroller hedef gösterirse, hemen gereğini yapıyorlar! Benim davamda (bknz: adıma açılan dava), polis dosyayı inceleyip “suç unsuru yok” diye geri yolluyor ve savcı beyefendi “ifadesi alınsın” notuyla tekrar geri gönderiyor. Jet hızıyla mahkeme açılıyor! Arkadaş avukat, Eskişehir’de bu kadar hızlı dava açıldığını nadiren gördüm diyor. Savcılıktan döneceğini düşündüğümüz olay, savcılığın “ifadesi alınsın” ibaresinden sonra hızla davayı açmaya gidiyor. Beraat alındı ancak bakalım, savcının (ki galiba yeri değişti), canı isterse ya da bir yerlerden çeşitli talimatlar gelirse yine temyize falan gidilir. Belki yine twitter ve blogdan bulup bir şeyler karalarlar ve dava açarlar.

Adam düşüncesini belirtiyor, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” falan deyip içeri atıyorlar. Kimseye alenen zararı olmamış, içeride. Küfürden, hakaretten, saçma sapan şeylerden içeride. Bakıyorsun tacizci, tecavüzcü, hırsız, arsız, köpeklerine hayvan parçalatan, köpeğe tecavüz eden psikopatlar, ahlaksızlar, hepsi dışarıda. Serbest dolaşıyor. Olacak iş değil.

Benim artık sabrımı taşırıyor, benim kanıma dokunuyor bu şeyler. Bu böyle gitmez!

BU BÖYLE GİTMEYECEK!

Bu ülkede insanın değeri yok. Belirli zümre zengin oluyor, keyfi yerinde. Halk yoksullaşıyor. Yolsuzluk, rüşvet, ahlaksızlık, kuralsızlık her yerde. Milletin parası nasıl ve kimlere gidiyor anlatsam ben içeri girerim. Fakat susmaya da gönlüm razı değil.

Bütün bunların üzerine insanların, kadınların, çocukların, hayvanların, ağaçların başına gelmeyen kalmıyor. Para uğuruna doğaya siyanür basılıyor. Kanadalı şirket talan ediyor. Bildiğiniz sömürge olduk. Millete bakıyorum, sessiz ve sakin.

Benim artık kanıma dokunuyor. Ben artık dayanamıyorum. Müslüm Gürses, “yakarsa dünyayı garipler yakar” demi. Ben garip değilim, dünyayı da yakar mıyım bilmiyorum ancak böyle giderse; psikopatlar, ahlaksızlar, rüşvetçiler, şerefsizler bu kadar cesur olur ve hayvana, kadına, çocuğa, ağaca, doğaya bu kadar zarar verirse birilerinin canını yakmak için yasal şekilde harekete geçeceğim. Ben artık bunları kaldıramıyorum.

Ufacık çocuklara tecavüz, hayvanlara işkence ve tecavüz; insanların (kadın da demiyorum insanların) giyimleri, yaşam tarzları, hangi saatte ne yaptıkları üzerinden baskı… Benim artık boğazıma kadar getirdi. Sinirlenip komşuları falan vurmam ancak sinirlenip bu sistemi tepetaklak ederim. 2030 için bunu planlıyordum, fakat biraz daha böyle giderse; şerefin, ahlakın, adaletin, dürüstlüğün hüküm süreci bir sistem için, yani mevcut sistemi tepetaklak etmek için elimden gelen her türlü yasal adımı da atacağım.

Yani bu yaşananlara karşı nasıl sakin olabiliyorsunuz anlamıyorum!

Bunlar bilinenler! Köpeğe, eşeğe tecavüz eden; köpeklere hayvan parçalatan, hayvanların uzuvlarını kesen, ağaçları kesen psikopatlar her yerde. Otobüste, sokakta, iş yerinde, AVM’de, HER YERDE! Sevdiklerinizle yan yana, omuz omuza. Başlarına hiçbir şey gelmediği, devlet hiçbir şey yapmadığı için cesurlar. Bir iki tanesi Twitterda, medyada, televizyonlarda görünüyor; bazıları az ceza ile kurtuluyor. Adalet ve mahkemeler değil de hapise gidenlerin vicdanı gerçek adaleti getiriyor. Bu pislikler orada temizleniyor!

Fakat böyle olmamalı. 18 yılda suç arttı, katlandı. Bir noktada suçu böyle açıklamamaya başladılar. Demek ki İmam Hatipler, camiler, dini baskı çözüm değilmiş değil mi?

Yıl İşlenen Suç
2002 295.828
2003 321.805
2004 353.578
2005 487.761
2006 785.510
*** ***
2010 3.320.676
2012 3.285.925

 

2014 verisine göre suçların dağılımı ve eğitim durumları [6]:

Hırsızlık: 31 bin 518
Cinayet: 27 bin 22
Uyuşturucu: 26 bin 764
Yağma ve gasp: 17 bin 984
Yaralama: 17 bin 931
Cinsel suçlar: 12 bin 546
Sahtecilik: 6 bin 577
Dolandırıcılık: 3 bin 140
Fuhuş: 2 bin 23
Adam öldürmeye teşebbüs: bin 941
(bu veriler 2014 verisidir)

Eğitim durumları?

İlkokul mezunu: 64 bin 193
Ortaokul mezunu: 28 bin 221
Lise mezunu: 22 bin 218
İlköğretim: 17 bin 765
Okul bitirmeyen: 6 bin 776
Okuma yazma bilmeyen: 5 bin 311
Yükseokul: 3 bin 932 ile yüksekokul
Lisans: 68
Doktora: 14
(bu veriler 2014 verisidir)

**

Geri kalan istatistikler için : “Türkiye’de artan suçlar“.

Bu ülkede bir değişim olursa, bir ayaklanma olursa ne ekonomiden ne politik bir olaydan olur. Çocuk, kadın, ağaç konusunda olur. Çünkü iktidarın umursamadığı konular bunlar ve milletin içine de en çok dert olan konular bunlar. Bu yüzden tavsiyem, İçişleri Bakanlığı’nı da Adalet Bakanlığı’nı da yenilemekle başlayıp; tüm adalet sistemi ve anlayışı değiştirmektir…

 

Ekleme: 16 Haziran 2020

Tecavüzcünün Sonu

600₺ ceza kesilmişti. Bugün ne mi oldu?

Dün dedim değil mi? Milletin artık canına tak etti. Pisliklerden tiksiniyor ve devlet bu konuda hiçbir şey yapmıyor. 18 yıldır iktidardalar ne yasa çıkartıyorlar ne de muhalefet gerekeni yapıyor. Ne oldu?

Bugün ağzını burnunu kırmışlar tecavüzcü şerefsizin! Ellerinize sağlık. Dediğim gibi devlet gerekeni yapmazsa millet yapar. Fakat bu iyi bir şey değil. Kaos çıkar.

Devlet acilen reformları yapmalı ve önlemleri almalıdır!

 

Erkek Terörü Bitmeli

Ekleme : 19 Haziran 2020

Annem babam hakkını helal et. Üzülmeyin. Beni Ragıp vurdu. Kurtuldum

Kadını eşi vuruyor. Öleceğini zannederek kanıyla yere yazı yazıyor. Üzülmeyin diyor, Ragıp vurdu diyor ancak son sözü? Öleceğini düşünerek “KURTULDUM” yazması..

Kadın cinayetleri arttıkça artıyor. Arttıkça artıyor! Devlet, meclis, adalet… HİÇBİR ŞEY OLMUYOR! Kadın can güvenliğim diye polise sığınıyor, hiçbir şey yok. Böyle olmaz. Bir şeyler artık değişmeli.

 

 

 

Kaynaklar

[1] Kars’ta 3 Suriyeli Minik Yusuf’un Gözünü Oydu Kaynak: Kars’ta 3 Suriyeli Minik Yusuf’un Gözünü Oydu (9 Haziran 2020). Lider Haber Ajansı. https://www.lha.com.tr/karsta-3-suriyeli-minik-yusufun-gozunu-oydu-19886h.htm

[2] Alptan ULUTAŞ. 1. ve 2. Körfez Savaşı’nın Türkiye’ye Etkileri. İzmir. 2006. Çevirimiçi erişim: http://acikerisim.deu.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/20.500.12397/6711/186302.pdf?sequence=1&isAllowed=y

[3] Gökhan Kavak. Birinci Körfez Savaşı Sonrası Irak’tan Türkiye’ye Göç ve Sonuçları. II. Türkiye Lisanüstü Çalışmaları Kongresi – Bildiriler Kitabı II. Sayfa: 435-444. Çevirim içi : https://www.academia.edu/19620445/Birinci_K%C3%B6rfez_Sava%C5%9F%C4%B1_Sonras%C4%B1_Irak_tan_T%C3%BCrkiye_ye_G%C3%B6%C3%A7_ve_Sonu%C3%A7lar%C4%B1

[4] Büyük skandal! Dükkanında 1 ay boyunca köpeğe tecavüz etti Kaynak: Büyük skandal! Dükkanında 1 ay boyunca köpeğe tecavüz etti. https://www.gunboyugazetesi.com.tr/buyuk-skandal-dukkaninda-1-ay-boyunca-kopege-tecavuz-etti-54155h.htm

[5] youtube: savage montage. Cüneyt Özdemir adalet bakanına sert çıktı. https://www.youtube.com/watch?v=HAdSpbbOGbk

[6] Cezaevleri doldu taştı, işte Türkiye’de en çok işlenen suç(31 Kasım 2014). http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yasam/210756.aspx

Son Değişiklik: 19/06/2020 - 21:23
Kategori: Genel - Hayat - Politika
Etiketler: , , , ,