Ortalama okuma süresi: 7 dakika

Covid 19 başladığından beri komplo teorileri, sorunlar, sıkıntılar bitmedi. Fakat ülkeden çıkmadan önce negatif sonuç almasına rağmen Almanya’ya, KKTC’ye gittiğinde test edilip pozitif sonuç alınan vakalar olduğu haberleri var. Henüz basına tam yansımadı. Burada bir sıkıntı var.

Covid salgınından itibaren, milletimizin her zaman yaptığı gibi uçlara kaçacağını biliyordum. Yani bazı insanlar dünynaın sonu gelmiş gibi panik olacak, diğerleri de hiçbir şey yokmuş gibi umursamayacak. Sakince ve gereken önlemleri alarak devam eden insan sayısı tabii ki çok az olacaktı. Tahmin ettiğim gibi de oldu. Bu nedenle özellikle dengeyi sağlamak için paylaşımlar yapmaya çalıştım. Fakat nasıl merdivenaltı maskeler konusunda uyardıysam, haberlere pek yansımayan ve kamuoyunda fazla çıkmayan bir şeyi de anlatmam gerek.

Testler Ne Kadar Güvenilir?

Başından beri testlerle ilgili sıkıntı var. Bu konuya geleceğim ancak testin kendisi ve bazı konularda bir şeyler söylemem gerek.

The Wolf of Wall Street filmini bilenler, Jordan Belfort’u bilir, uzun süredir takip ediyorum çünkü doğru sorular sormayı, insanları ikna etmeyi çok güzel anlatıyor. Podcastlerinde neler sorduğuna falan dikkat edin. Neyse, bir podcastinde (youtube üzerindeki videolu söyleşi gibi); “fighting for free speech” yani konuşma özgürlüğü için mücadele başlığını gördüm. Tabii izlemeye başladım.

Amerika’da özgürlüklere çok farklı şekilde bakılır. Algılanması, devlet sistemi için Cenk Toker’in 1 saatlik “Amerikan sistemi” videosuna bakabilirsiniz (başlık Altınbaş Üniversitesi).

David Icke diye bir adamın konuşması ki covid 19, testler ve 5G ile ilgili biraz doğru biraz komplo teorisi niteliğinde bilgiler anlatıyor; bu konuşma Facebook, Youtube ve bir kaç yerden daha KALDIRILDI. Tekar yüklendi, tekrar kaldırıldı. Bu, bayağı olay oldu çünkü Amerika’da bunu yapmak çok büyük sorun.

Ben böyle şeylere karşıyım. Eğer yalna, komplo teorisi falan varsa; çıkar uzmanlar doğrularını anlatır. Kim neye inanmak isterse inanır. Bu endenle David Icke’ın o videosunun bağlantısını vereceğim. Davidicke.com sitesi de google’dan kaldırılmış. Videosu, Türkçe altyazıyla: burada.

David Icke Ne Diyor?

Şimdi burada bir sınır çekmek gerek. David Icke’ın söylediğine göre Covid 19 yok. Ben buna inanmıyorum. Henüz yeni olduğu için bazı şeyler net olmayabilir fakat sorunlu bir durum var. Covid 19 hepimize bulaşacak. Fakat Icke, 5G teknolojisinin bizi etkilediğini ve bu semptomlara neden olduğunu söylüyor. Geri kalanları video ve sitede görebilirsiniz.

Öte yandan söylediği başka bir şey var; covid-19 testinin gerekten test etmediğini söylüyor. Sitesinde “test” olarak arattığınızda özellikle “test not testing” başlıklarında çeşitli uzman ve kurumların “testin güvenirliğine” ilişkin haberleri ve açıklamaları yayınlanıyor. Covid 19’da kullanılan test kitinin 1980’lerde bulunduğunu ve bulanın, “bu salgınlarda kullanılmamalı” dediğini söylüyor ancak ne isim verdi ne bilgi.

Bahsettiği şey sanıyorum nasopharyngeal swab. Bununla ilgili mükemel(!) kaynakçalı yazısı ise “burada“.

Neden David Icke’ı Söyledim?

Burada komplo teorilerinle ilgilenmiyorum. Eminim bir çok insanlar buradaki komplo teorilerine inanacak çünkü bilimsel düşünceden aciz bir milletiz. Eğitime, gelişime önem vermediğimiz için zayıf kaldık demek yerine, “Amariga, 5 büyük ayile, kıskanıyorlar, dış mihrak” demek daha kolayımıza geliyor.

Fakat benim merak ettiğim test bölümü. Testin güvenirliliği… Burada bazı şüphelerim var ancak testin kendisi mi sorunlu, laboratuvarlar mı?

 

Türkiye’deki Sorun Testlerde Mi Laboratuvarlarda Mı?

Türkiye’de test yaptırıp negatif sonuç alan ve Almanya’ya dönen 1134 kişide testlerde pozitif sonuç çıktı  [1]. Diyeceksiniz ki Alamanya bizi gıskanıyor, zaten Sözcü de muhalif gazete o zaman, uluslararası hukuk profesörü hocam olan KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Kudret Özersay’ın CNN Türk’teki konuşmasına bakınız (bağlantı [2]).

Kudret hoca diyor ki; “Türkiye’de test yaptırım, negatif çıkıp KKTC’ye geldiğinde pozitif çıkan vakalar var. Laboratuvar ile ilgili bir sorun veya akreditasyon ile ilgili sıkıntı var. Test işi bir gelir kapısına döndü”. Kabaca böyle dedi.

Kudret Hocamın belirttiği gibi, Türkiye’de para odaklı bir takım laboratuvarlar olabilir. Daha önce maske işinde de belirtmiştim (kötü maske tehlikesi), yeterli denetim ve standartlar olmazsa, para kazanma hırsıyla çok kötü ürünler ve hizmet ortaya çıkar. Devletin görevi maske dağıtmak değil (durumu olmayana destek ayrı), denetimleri sıkılaştırmaktır.

Akreditasyon ve Denetim

Burada maalesef hem testler hem laboratuvarlar konusunda ciddi endişelerim var. Türkiye’de bir çok şey üstünkörü yapılıyor. Eğer bahsedildiği gibi işni iyi yapmayan laboratuvarlar varsa durum ciddi. Yok testlerde sorun varsa ona bir sonraki başlıkta geleceğim.

Bunun dışında bazı hastahanelerden swab analizlerin artık ellerinde kalmadığı ve şüphelilerin yatırıldığı, durum ciddileşirse tomografi çekildiği haberlerini alıyorum. Burada laboratuvar ve denetimi çok sıkı tutmak lazım.

Denetim Konusunda Bir Örnek

İster istemez bir süredir sağlık sektöründeyim (ilaç arge firması kurduk, oturtana kadar yardımcı oluyorum). Sağda solda tanıdıklarla konuşurken öyle şeyler duydum ki sinirlenmemek elde değil. Bir bölümünü söyleyemem ancak söyleyebileceğim bir kaç tanesi var:

1- Bakanlığı kandırma: yetişmemesi veya başka nedenlerle, jenerik ürün çıkacaksa, orjinal ürünü alıp toz edip tekrar kedni zımbalarında basarak Bakanlığa veriyorlarmış. Onay alınınca basılıyor. Kağıt üzerinde ve olması gereken bir sürü test var ancak ne kadar kontrol ediliyor, neler yapılıyor orası bambaşka olay. Mesela eczanelerden rastgele alınıp, bu ilaçlar analiz edilip denetleniyor mu?

2- Satış yerinde denetlememe sorunu: Çıkartırken “bilmem ne sertifikalı” (cilde zararsız şu bu) diye hammadde ve sertifika alıyor. İlk parti böyle yaplıyor. Sonra bakanlığa falan gönderiliyor. Ardından gidip ucuza gelsin diye, sertifikası olmayan hammaddelerle işlem yapılıyor ve sanki sertifikalıymış gibi satılıyor. Burada da sorun, bakanlığın marketlerden, eczanelerden, satılan yerlerden alıp denetlememesi.

**

Dolayısıyla denetim ve sistem konusunda büyük eksikliklerimiz var. Sağlık Bakanlığı ara ara suların analizini yapıyor, yiyecek ve içeceklerin analizini yapıyor ve ara ara “hileli ürünler [3]” olarak yayınlayabiliyor. Bu, takdir edilecek davranış ancak sadece yiyecek değil her konuda ilgili bakanlıklar böyle denetim sürdürmeli ve firma kapatmaya dahi gidebilecek sert para cezası ve önlemler alınmalıdır.

**

Bu listeden sadece bir örnek, “sildenafil” ve “tadalafil” göreceksiniz. Abur cuburlarda, çocukların yiyecekleri şeylerde dahil bu var. Nedir bu? Bilmeyeniniz vardır. Viagra ve Cialis isimlerini duymuşsunuzdur, penis sertleşmesi, prostat vs gibi durumlarda kullanılır.

Kabaca “cinsel güç verecek” bu şeyleri neden abur cuburlar içine koyuyor? Çünkü nefesinize kadar etkiliyor. Fakat sorun şu, sigaraya ve alkole uyarı koyuyorsun da abur cubura “obezite yaratabilir, şeker hastası yapabilir” uyarısı neden koymuyorsun? Bunu da geçtim, çocukların alabileceği ürünlere gizlice nasıl bunları katabiliyorlar?

Denetimlerde ortaya çıkıyor ancak yeterince ceza var mı? Kapatıyor şirketi, başka isim ile açıyor, ona satıyor, devam ediyor. Oysa bu işleri yapan, ikinci tekrarda 5 yıl ilgili alanda iş yapılmaktan men edilmeli.

Bunun gibi neler var, başka zaman anlatırım.

 

Karşılaşmadığımız Durumları Yaşıyoruz

Burada şunu anlamak gerek, daha önce eşi benzeri olmayan, karşılaşmadığımız durumu yaşıyoruz. Evet yüz yıl önce salgın oldu ancak ne biz biliyoruz ne de şartlar 100 yıl öncesi gibi. Dolayısıyla testler, ekonomi, yaşananlar olduğu gibi yeni durumlar yaratıyor. Herkes, özellikle sağlık çalışanları, canla başla uğraşıyor. Bu nedenle bazı acımasız eleştirilerden uzak durmamız gerek.

Sadece devlete ve testlere güvenmeyeceğiz. Dikkat edeceğiz. Söylenenleri yapacağız. İkitelli OSB’deyim ve burada kimse maske takmıyor, dip dibeler. Tanıdıklar var Covid 19 nedeniyle ölen akrabalarına taziye ziyaretine gidiyor, 3-4 gün sürüyor. Yüzlerce, belki binlerce kişi ile görüşyüorlar ve sonra aileden başkaları da Covid 19’a yakalanıyor. Diyorlar ki “Covid 19 ailemizi vurdu”, e gitmeyin diyorum, “her günümüze geldiler, gitmesek olmaz” diyorlar. Bu kafayla işimiz zor.

Fakat devlete yüklenmek, komplo teorileri yerine; kendinize dikkat edeceksiniz. Bu kadar basit.

Denetleme Denetleme Denetleme…

Bakanlıklar, gereken denetlemeleri yapacak.Burada çok büyük eksiğimiz var. Denetlemeyi beceremiyoruz. Oysa milleti, denetleme ile disiplin altına alabiliriz. Burada disiplinden kastım “istediğimiz gibi yaşasınlar, biz belirleyelim” değil, kurallara uymaları.

  • Yaya geçidi için 2 hafta herkese ceza yazıldı, şidmi birine yol veriyorum, yanda arka taraflarda olan araç iyice hızlanıyor önce geçsin diye. Polisin gözü önünde ve umursamıyor.
  • Arabada sigara içene ceza geldi (ki çoks açma bir yasa idi), 2 hafta denetlendi fakat şimdi polisleirn arabada sigara içtiğini bol bol görüyorum. Önünde makas atan adama müdahale etmiyor, arabada sigara içiyor, şerit değiştirirken (aciliyeti yok) sinyal vermiyor. E polis uymazsa nasıl olacak bu iş?
  • 2. ayda 500 tane küçük ambalaj aldık. Faturalı falan her şey. Muhasebeci aradı, “kaç tane kullandığınızı bildirmemişsiniz, 22 bin cezası var” dedi. Yahu kimseye satmıyoruz, stabilite testleri için kullanıyoruz. Uyanmasak, denetlense 22 bin ceza yiyeceğiz. Öte yandan adam sertifikalı ürünleri ilk parti yapıp sonra kötü kaliteli hammaddeleri sertifikalı gibi gösteriyor. Yıllarca üretiyor. Nasıl kaçıyor denetlemeden?
  • OSB’deyiz, millet koridorlarda sigara içiyor. Matbaa falan var, kimyasallar ile ilgilenen firma var, tekstilciler var ve koridora yanan sigarayı atıyorlar. Sigara rüzgardan oraya buraya gidiyor ve bazı yerler depo, altında eşik yok. İçeri girse tutuşturacak yangın çıkacak. Yönetime söyledim “uyarıyoruz ancak yaptırım yetkimiz yok yine devam ediyorlar” diyorlar. CİMER’e bildirdim, ne olacak göreceğiz.

Bunun gibi nice örnek var. Yasanın orada olması, kuralın olması önemli değil; denetleyip, uymayanlara yaptırımlar uygulamak önemli. Avrupa’da Amerika’da sinyalsiz şerit değiştirerek gitsen kaç gün gidebilirsin? İstanbul’da ise hayat boyunca sinyal verme, yine ceza yemezsin. Bu işler böyle olmaz.

Sağlık konusunda da bir sürü kontroller yapılacak, fakat amaç ilkinde uyarı ve bilinçlendirme olacak ancak tekrarları halinde ağır para cezaları ve 2-3 yıldan başlayarak o sektörde çalışmayı men etme olacak; gıda, iletişim ve her konuda da böyle devam edecek.

Denetleyeceksiniz! Devletin güçlenemsinin yolu denetimdir. İktidarın, kabinenin, kurumların, özel sektörün, insanların denetlenmesidir. Denetlenecek. Denetlendikçe, yaptırımlar geldikçe insanlar kendine çeki-düzen verir.

Sıkıntılı Bölümü de Söyleyeyim

Üretim yapmaya çalışıyoruz, bir sürü saçmalık. Para kazanmadan bir sürü para ödüyorsunuz, yok küresel konum bilmem nesi, yok etiket bir şeyi… Bunları da geçtim, üretim için başvurusu şusu busu, acayip bürokratik saçmalıklara maruz kalıyor. İSTOÇ’a gidiyorum, adamlar getirdiği şeyi burada üretmeye çalışıyoruz, “aylardır boğuşuyoruz” diyor. BOĞUŞUYORUZ, nokta! Devlet resmen “üretim yapma” diyor sana.

Büyük şirketleri bir kenara koyun; esnaf, lokantacı, züccaciyeci, küçük ve orta ölçekli girişimci, üretici, bunlara yatırım yapanlar eğer vergiden, bürokratik saçmalıklardan kendini kurtaramazsa ya hile hurdaya başvurmaya çalışır ya da ülkeden kaçar. Evet bazıları karaktersiz fakat genelinde vergi ödemesi ve bürokratik adımlar ve yönetmelikler yüzlerine kapı gibi çarpıyor.

Oysa bunlar kapatırsa, işsizlik artar. Burada üretime kadar vergiler daha uygun olacak. Eğer para kazanacaksanız, denetlemelerden para kazanın. Yani böyle bir kafa olmaz.

Şu videoyu izlemeniz gerek:

**

Trump

Bizim ülkede Trump sevilmiyor. Evet cinsiyetçi, ırkçı, ülkesini de kutuplaştırıyor. Fakat şunu söyleyeyim, Amerika’daki ekonomiyi düzeltti. İşsizlik Korona patlayana kadar %4’lerin altındaydı. %4 altı demek “işsizlik yok” olarak kabul ediliyor. Meksikalı göçmenler dahil, işçiler uzun zamandır aldıkları en yüksek maaşları alıyor. Vergiler indi, üretici ve yatırımcıların önü açıldı. Yukarıda Cem Toker’in söylediği gibi, işyeri açıldığı için insanlar iş buldu. Bir noktada işyeri açanlar, çalışan bulamadığı için yüksek maaş verip, çalışanları almak için uğraştı.

Nisan’da Covid 19 salgını patladı ve işsizlik 14’e fırlamıştı ancak adım adım inerek yine %10’un altına düşmeye başladı. Peki bunu nasıl yaptı?

İş dünyasın karşısında çıkan “standartlar, yönetmelik” benzeri kısıtlamalar. İş yapmayı zorlaştırıyor, girişimciliği ve üretimi zorlaştırıyor. Yanılmıyorsam günümüzde 243 bin sayfa idi. Bunları hep eledi.

**

İşin ekonomik boyutu neden anlattım? Testler, maskeler, sorunlar sadece tek taraflı bakılamaz. Üreticiye, girişimciye, yatırımcıya destek verilmezse sorun. Bu destekler verildi, denetimler yapılmazsa; yine sorun. Bunlar olmadığı zaman hile, hurda, vergi kaçırma ve bir sürü sıkıntı ile boğuşacağız. bunlar çözülmeli.

Millet olarak üzerimize düşen şey de, kendimize dikkat etmek; Sağlık Bakanlığı bildirilerini ve uzmanların uyarılarını dinlemek.

 

Kaynaklar

[1] Ali GÜLEN. Türkiye’den giden 1134 insanda Covid-19 çıktı: Corona virüsünde İspanya ve İtalya’yı geçtik (20 Ağustos 2020). https://www.sozcu.com.tr/2020/dunya/son-dakika-turkiyeden-giden-1134-insanda-covid-19-cikti-corona-virusunde-ispanya-ve-italyayi-gectik-5996768/

[2] Kudret ÖZERSAY. BÖLGEDE OYUN KURUCU OLMAMIZA ENGEL OLAMAYACAKLAR (18 Ağustos 2020, 15.24) https://www.facebook.com/kudretozersay2020/posts/3094948510618120

[3] Taklit ve hileli ürünlerin listesi: Tarım ve Orman Bakanlığı 386 hileli ürünü açıkladı (17 Ocak 2020). https://www.ntv.com.tr/galeri/turkiye/taklit-ve-hileli-urunlerin-listesi-tarim-ve-orman-bakanligi-386-hileli-urunu-aci,E8fpswsJ_0KaZ4DmNrVo_A

United States Unemployment Rate. https://tradingeconomics.com/united-states/unemployment-rate

 

Son Değişiklik: 20/08/2020 - 15:52
Kategori: Genel - Hayat