Demokraside 3 temel vardır derler; yasama-yürütme-yargı. Bunlar dengeli olmalıdır. Fakat benim de desteklediğim üzere 3,5 olduğunu düşünen bir görüş vardır. Buradaki buçuk, haber ve medyadır.

Eğer ana akım medya güvenilir ve güçlü (bağımsız ve özgür!) olmaz ise, insanlar günümüzde sosyal medyaya yönelecek. Fakat burada yeteri kadar filtre olmadığından, kötü niyetli kişi ve hesaplar (ki başka ülkelerin desteklediği bir takım gruplar dahil), yanlış algı yaratmak amacıyla propaganda faaliyetleri yapacaktır.

bknz: Medyanın önemi: ana akım ve sosyal medya

 

Bu yüzden ana akım medyanın güçlü, güvenilir, bağımsız, tarafsız olması önemlidir! Ne yazık ki Türkiye’de medya patronlarının başka işleri olduğu ve ihaleler, korku vb gibi nedenlerle tarafsız olmadığını biliyoruz. Daha da kötüsü herkes bir taraf tutmuş durumda. Özellikle muhalif kesimler Sözcü, Halk TV gibi bir takım basın organlarını sürekli takip edebilir ama yandaş medya ne kadar taraflıysa, bu gruplar da o kadar taraflıdır!

Dünyada en fazla tutuklu gazeteci ve medya çalışanı, Türkiye’dedir! [1]. Hepsine geleceğim yavaş yavaş.

 

1980’den Başlayan Medya Yozlaşması

Cem Yılmaz’ın gösterisinde görünce şaşırdım; 1980 darbesiyle birlikte gazeteler politik konulara fazla giremez oldu. Fakat her gün yayın çıkartacaklar. Peki ne yapacaklardı? Tabi ki magazinsel hale getirildiler, televole kültürü ile milletimizde yozlaşma çalışmaları başlatıldı.

1980 darbesi, gayet planlı bir iş idi. Önce sağ-sol ile ülke kutuplaştırıldı ve günümüz sağcılarından daha fazla milliyetçi olan solcular da o dönemin yine kitap, şiir, yazı okuyarak kendini günümüz solcusuna göre daha aydın hale getiren sağcıları da öldürüldü, hapse atıldı. Peki sağ ve soldan gençlere kıyılırken, insanlar hapse atılırken, devlet kadrolarından boşaltılırken kimler sokakta serbest yürüyordu? Fethullah Gülen, tarikatı ve benzer tipler. Peki boşalan devlet kadrolarına kimler hakim oldu? Herhalde anlamışsınızdır.

Aynı zamanda 1980 darbesiyle birlikte, dünyada başlayan neoliberal politikalar da işlenmeye başladı. Zaten 24 Ocak kararları diyerek sivil hükümet tarafından kararlaştırıldı fakat uygulama konusunda da milletin direnç göstermemesi gerekiyordu. Haliyle darbeciler, bu kararları ve daha fazlasını uyguladı. Ardından gelen Turgut Özal ise liberal adımları açarak, Türkiye’nin dışa bağlanmasını sağlayan tüm altyapıyı hazırlamış oldu. Ak Parti iktidarı ise tüyü dikti.

 

Gazeteler Pornografikleşiyor

Cem Yılmaz’ın da dediği gibi, iç çamaşırlı ve uzanan bir kadın resmi altına “Türk erkeklerine bayılıyorum” gibi şeyler yazarak gazeteler pornografik hale getirildi. Siyasi içerikler engellendikçe kadın fotoğrafları görmeye başladık. Magazin görmeye başladık.

 

Para İçin Aynı Gelenek Devam Ettiriliyor

Ne kadar fazla insan siteye gelir, ne kadar fazla bağlantıya tıklarlarsa, o kadar fazla para kazanacaklarını düşünen gazete ve medya kuruluşları, internet siteleri üzerinde sürekli pornografik diyebileceğim saçma sapan görselleri yerleştiriyor.

Alışkanlık nedeniyle (2000’den beri), Mynet‘e bakıyorum. Fakat aldatan başlık, magazinsel başlık (acaba ne dedi, bakanlık açıkladı, darbe oldu vs), pornografik içerik…

En sevdiğim çevirimiçi haber sitesi El Cezire Türk idi. Tabi ki bu ülke için bu kalite fazla imiş. Analizler, kronolojik bilgiler, toplantı ve görüşmelerde saat saat eklemeler… Şimdi bu şekilde olan Sputniknews var. Tabi bunlar da ne kadar tarafsız tartışılır fakat içerik kalitesi ve sunum şeklini seviyorum.

Mynet’te üstteki 6 önemli manşetin bir tanesinde, adını buradan yazmak istemediğim ama eşcinsel olması dışında doğru düzgün hiçbir meziyeti olmayan birisi hakkında “karşı cins ile birlikte oldu mu?” diye bir manşet vardı.

Bakın şu an böyle, hatta alta doğru devamını da vereyim:

 

**

Üşenmeden saydım, anasayfada 13 tane bu şekilde cinsellik temalı görsel mevcut. Bunları yasaklayalım falan demiyorum. Fakat adult siteleri engellerseniz, böyle sütyenli kadınları haber sitelerinde bol bol görürüz, bilmem anlatabildim mi?

 

Aptala Anlatır Gibi Sürekli Tekrar

Editörlere çok kılım. Bir belediyenin medya ekibi haberleri ajanslara geçiyor. Mail yazıyorlar, haber içeriğini ve görselleri/videoları atıyorlar. Eğer mailde bir yanlışlık varsa, tüm sitelerde aynı yanlışlığı görüyorsunuz. Çünkü kopyala/yapıştır yapıyorlar. İçeriği okuma, kontrol etme yok.

Blog üzerinden bana da 3-4 haberci ulaştı. Haber yapacakmış. E tamam dedim. Zaten kocaman, 4-5 bin sözcüklük yazı yazmışım, kaynaklar da var. Ne istiyorsunuz? Söyleşidir, şudur budur. Fakat soru sormuyorlar. Biraz daha açacakmışım konuyu. Yani yazım orada, hiç soru sormuyorlar; ben ne sorabilirler diye tahmin edeceğim ona göre yazacağım! Eee bitti mi? Bitmedi. Görsel de göndereceğim.

Yani hanımefendi/beyefendi haber grubundan bilmem kaç lira maaş alacak ama tek yaptığı ofisindeki koltukta göt üstü oturup, Google’a yazdığında ilk çıkan 3-5 site sahibiyle görüşüp, onlardan bilgi alıp, onlardan görsel alıp; soru bile sormadan tüm verileri gazeteye/dergiye bastırmak! Emek yok, uğraşı yok…

**

Tabi bu da bitmiyor. Şimdi size Hürriyet’ten bir haber [2] (okuyup sinir olup bu başlığı açtım):

**

Soruyorum size, papağan gibi aynı şeyleri tekrarlayacak ne var? Daha neler tekrarlanmış hepsini bire bir alsam; tüm yazı rengarenk olacak.

(andıç: savcıya da helal olsun!)

Yani koskoca haberde aynı şeyleri okutup durmuşlar. Olayı anlayacağınız yer ise “hakarette bulundu” başlığı ile verilen bölüm. Bir tek orası yazılsa da olurmuş. Şu haber normalde hakarette bulundu bölümünün başı ve sonuna 2-3 cümle eklenerek yapılabilir. Fakat olmaz. Aynı şeyleri defalarca tekrarlamak gerek.

 

Olması Gerek (Keşke)

Anadolu Ajansı, Sputniknews, NTV gibi kaynaklar tamam ama yine de tam istediğimi vermiyor. Peki nasıl bir şey olmalı?

D&R’da çıkan, Diplomatique Turquie gazetesini çok seviyordum. Dünyanın her bölgesinden analizler veriliyordu. Öyle 3 cümle değil uzun uzun yazılar. Gel gelelim bizim ülkede bunları okuyacak kitle tabi ki az olacağından, insanlar teknolojik haber falan katmaya başladı, ben de almamaya başladım.

Olması gereken budur!

Ben siteyi, gazeteyi, dergiyi açtığımda; dünyanın her yerinden önemli gelişmeleri görmek istiyorum. İktidarı, muhalefeti, partileri, ekonomisi, çevresel gelişmeleri vs… Bizim haberlerde Allah diyen aslan(!), internet sitelerinde bikinili kadın gibi şeyler yerine; şu an Çin’de, Küba’da, Hindistan, Güney Afrika Cum. gibi ülkelerde; daha da önemlisi Türki Cumhuriyetlerde neler oluyor?

Kıbrıs’ta okurken Türkmen arkadaşlar falan vardı (Kırgız, Özbek şu bu bir sürü var). Türkmenistan’da şeker konusunda sıkıntılar yaşanıyor mesela, bizim haberlerde hiç geçmiyor!

Bu işi yapan (Türki Cumhuriyetler, Türkiye, Rusya, Orta Doğu, Avrupa’dan haberler veren) en güzel siteler Azerbaycan siteleri: Oxu.az, Qafqazinfo.az, Musavat.com, azerbaijan-news.az gibi. Hepsini değil de, haftada 2 kez girip 1-2 tanesini takip ediyorum. Başta anlamakta zorlanabilirsiniz ama süreklilik sonunda Türkçe okuyor gibi Azerbaycan lehçesini de okuyacaksınız. Yine Kırım Haber Ajansı‘ndan takip edebilirsiniz haberler.

 

Yorumsuz ve Tarafsız Olmalı!

Tamamen örnek açısından abartarak yazıyorum burayı:

Yerli araba yapılıyor, yandaş medyaya bakıyorsunuz; “Avrupa şokta, işte bağımsızlık, Türkiye kalkınıyor, liderimiz Erdoğan, milli irade, FETÖ şaşkın, Amerika’lılar korkuyor”….

Bakıyorsunuz muhalefet, “yerli araba yandaşa verilmiş, yandaş yandaş, izin verilmiyor, orasında bu var, çamurluğu yamuk”…

Yahu ben böyle şeyler görmek, okumak istemiyorum. Muhalefet olarak şunu yaz EVT S1’e neden destek verilmedi diye sor, rektör bu projeyi neden iptal etti diye sor (bknz: 21. yüzyılın Devrim arabası, EVT S1). Fakat çok saçma bir muhalefet var.

Tabi ana akım böyle rezil olunca, millet sosyal medyada bilmem kaç yüz binlik hesapları takip ediyor. Hesapların birinde şu vardı: “25 kuruşun 15 kuruşu devlete gidecek, Suriyelilere fon oluşturulacak”. İnananların sayısı binler. Bu yüzden ana akım medyayı güçlendirmek şarttır!

 

Sonuç Olarak

Ana akım medya güçlenmedikçe, bağımsız ve tarafsız olmadıkça işimiz zor! Güveni yeniden tesis etmek ve habercilik kalitesini yükseltmek gerek. Birisinin hakkında bir iddia yazıyorlarsa, açıp yorumu sormadan yazmamaları gerek. Aksi halde ağır cezalar gelmeli. En azından yorum yapmadı diye belirtecekler, yorum yapmazsa ilgili taraf.

TRT 3’te idi sanıyorum, saat 10 veya 15 gibi dünyadan haberler veriliyordu. Bir ekran karışında bir kadın ve bir erkek, farklı ülkelerde haberleri (gazete haberlerini) okuyorlardı hızlı hızlı. 30 dakika civarı idi. Fakat artık yok. Böyle programlar, böyle gazete/dergiler, böyle internet siteleri olmalıdır.

Ben zaten takip ettiğim için haftalık yorumları yazmayı düşündüm fakat ben haberci değilim, benim işim değil açıkçası. İletişim bölümünde okuyan ve alana  ilgili arkadaşlar bir blog açabilir. Blogspot vs olabilir, en azından haftada bir dünyadan haberleri derleyebilirsiniz. Bugün bir tek İngilizce bilseniz, bir sürü ülkeden haber takip edebilirsiniz.

Örnek: France24 (Fransız), Spiegel (Alman/karışık), Riotimes (Brezilya), Indiatoday (Hindistan)…

İletişim öğrencileri bir araya gelip, belli başlı 15 kadar ülke seçip (örneğin 5 kişi, 3’er ülke alır) ve haftada 2 gün girip, okuyup, Türkçe’ye çevirip kısaca yazar ve haftasonu bunlar yayınlanabilir. Buradan para da kazanılır fakat para işine bakmayın. Hem tecrübe hem de adınız duyulacak. Türkiye’de önemli iş yapmış olacaksınız. Fakat biz genelde boş işler peşindeyiz.

Gidin bakın iletişim öğrencileri de bi sürü şeye söyleniyor. Haberciliğe söyleniyor, ona söyleniyor, buna söyleniyor. Çözüm üretmek gerek, fikirlerle çözüm üretmek gerek, sonra bunlardan bazılarını denemek gerek. Neyin olup olmadığını gözlemleyip, geliştirmek gerek. Yoksa işimiz zor.

Bu bağlamda, politik düşüncesinde bazı yerlere katılmasam da meslek olarak gazeteciliği çok farklı noktaya götürdüğünü düşündüğüm Cüneyt Özdemir’in Youtube Kanalını beğeniyorum. Böyle içerikler gerek.

**

Gözünüzü karartıp blog, youtube üzerinden projeler yapmaya başlayın! Eleştirecekler, hem de acımasızca. Küfür edecekler, hakaret edecekler. Bunların profillerini biraz incelediğinizde hayatla ilgili hiçbir amacı ve hayali olmayan asalaklar olduğunu göreceksiniz. Fakat ne pes edin, ne vazgeçin. Devam edin, motivasyonunuzu kaybetmeyin. Bana da küfürler edildi, hakaretler edildi, tehditler edildi… yetmedi blog şikayet edildi, youtube kanalım şikayet edildi ama hepsini atlattım. İnsanların saçma eleştirilerini duymamayı öğreniyorsunuz fakat düzgün eleştirilere de, doğru yerdeki doğru eleştirilere de kulak kapatmamak gerek.

İlk blogunuz, ilk kanalınız tutulmayabilir. Fakat en az 2 yıl sürdürün. Proje, hangi alanda iyi idi, hangi alanda kötü idi bunları ölçüp biçin ve daha iyi nasıl yaparım diye düşünerek yeni projeye başlayabilirsiniz.

Biz genelde gaza gelip, projeleri başlatıp 2 hafta sonra bırakıyoruz. Böyle olmaz! Bir şeye başlayıp, düzenli olarak devam edeceksiniz. Her hafta içerik girilecek! Şu an biyoteknolojik silahlardan savunma sanayine, yerel seçimlere kadar 5 tane konum vardı, hasta olduğum için yazamadım. Fakat oturup bu yazıyı yazdım. Hiç hesapta yoktu.

Yapmaktan zevk aldığınız her ne varsa, bununla ilgili blog açın, Youtube kanalı açın. Diğer insanlara tanıtın. Uzman olmanıza gerek yok, yeter ki uzmanmış moduna girmeyin. Kendi bakış açınızı, kendi fikirlerinizi yazın. Siz de hem eleştirilerle hem araştırırken gelişeceksiniz, başka insanlara da örnek olacaksınız.

 

Haberleri Nereden ve Nasıl Takip Edeceğiz?

İktidar yandaşı veya muhalefet olsun fark etmez; habercilikten çıkıp, her haberde birilerini savunan ve taşlayan medyaları değil, gerçek haberleri arıyorum. Bu sıralar haberleri nereden takip ediyorum?

Türkçe:

BBC Türkçe, EuroNews, Sputniknews ve DW Türkçe‘den takip edebilirsiniz. Gözde sitem: EuroNews ve EuroNews Youtube Kanalı da çok güzel işler yapmaktadır. Kısa videoları izliyorum. Yine BBC Türkçe ve DW Türkçe’nin youtube kanalları da takip edilebilir.

Eskiden AA, İHA ve DHA gibi ajansları takip etsem de artık hevesle açtığımı söyleyemem.

Ecnebi:

Washington Post, Der Spiegel, Reuters, Foreign Affairs gibi yayın organları yine önerimdir.

 

Yeni ve Güzel Oluşum

Benim gibi bu durumdan bıkan birileri, Limon Haber adında bir twitter hesabı açmış. İsteyenler: @limonhaber adresinden takip edebilir.

Ne yapıyor peki bu Limon Haber? Saçma sapan ve tuzak başlıkları (clickbait) sıkıyor. Merakınıza oynayıp, yarım verilen haberleri kısaca açıklıyor. Bir şeyi ne kadar az anlatırsanız ve üzerinde çalışırsanız; mesajınız o kadar direkt olur. Twitter bu amaçla kuruldu. LimonHaber için olabilecek en iyi mecra Twitter idi. Fakat Twitter ile eş şekilde çalışıp, bir websitesi açabilirler. Veriler oraya girilir, Google’dan takipçiler de çekilebilir. Umarım pes etmezler ve iyi planlayarak, bu oluşumu para kazanıp büyütecekleri bir şekle sokarlar ve Türkiye, habercilik konusunda biraz da olsa rahat nefes alabilir.

Ayrıca görsellerde görebileceğiniz üzere, siz de Limon Haber’e ekleme yapabilirsiniz.

 

 

**

Andıç:

Ek olarak yazayım, Türkler olarak zevk ile keyif arasındaki farkı bilmiyoruz maalesef. TDK direkt yardımcı olur:

Keyif: Vücut esenliği, sağlık, canlılık, tasasızlık, iç rahatlığı.
Zevk: Hoşa giden veya çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu, haz

Keyifler nasıl diyebilirsiniz fakat “keyif aldınız mı?” değil, zevk aldınız mı onun doğrusu!

Kaynaklar

[1] Türkiye Gazeteciler Sendikası. 139 Gazeteci ve Medya Çalışanı Cezaevinde. 30 Ocak 2019, https://tgs.org.tr/cezaevindeki-gazeteciler/

[2] Hürriyet. Savcıdan tacizci kadın doktora görülmemiş ders!. 1 Şubat 2019, http://www.hurriyet.com.tr/gundem/savcidan-tacizci-kadin-doktora-gorulmemis-ders-41101737?utm_referrer=https%3A%2F%2Fzen.yandex.com