Bir kaç kez bu konuyu yazmak istedim. Yazmaya başladım, fakat o kadar fazla şey var ki anlatacak. Ben de bu alanda uzman değilim. Yazıları tamamlamadan sildim. Fakat Türk firmalarından, mühendislerinden ve çalışanlarından gurur duyuyorum. Haliyle bir şekilde savunma sanayide geldiğimiz noktayı ve ürünleri anlatmam gerektiğini düşündüm. Hepsini bu yazıda anlatamayabilirim veya detaylıca anlatamayabilirim. Ancak anlatabileceğim özellikle bir bölüm var: savunma sanayinin önemi. Politik ve uluslararası alandaki önemi.

İsteyenler için güzel videoyu buraya bırakayım:

Ejder Yalçın, Amazon, Cobra, Kirpi, Ural gibi çok önemli araçlarımız var. Mercedes G serisi, Mercedes tarafından askeri amaçlar için yapılmıştı. Fakat İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi tarafından sivil olanını istedi ve 1979’dan sonra sivil olanları çıktı. Geçmişten günümüze kadar tasarımı fazla bozulmadan, geliştirilerek geldi ve Mercedes G sınıfı, siviller tarafından da çok sevildi.

**

Youtube’da Otopark kanalından Sinan Koç’un Mercedes G ile iligli videosu da şans eseri dün yayınlandı. Onu da ekleyeyim izlemek isteyenler için:

**

Neden bunları anlattım?

Çünkü bir isteğim var; yukarıda saydığım Ejder Yalçın, Amazon, Cobra, Kirpi, Ural gibi bir takım ZPT’lerin (zırhlı personel taşıyıcı), Mercedes G gibi sivil satışının da olabileceğini düşünmem. Tabi ki insan taşımak için değil. Yüksek araç ve arazi aracı olarak yapılabilir. Zırhsız olabilir. Ve tabi ki mevcut boyutlarında bunların olması çok zor. Çünkü fazla büyükler.

Fakat serbest piyasa için, boyutları biraz daha küçültüp sonrasında cam ayarlanıp; lüks bir araca dönüştürülebilir mi? Ben bunun olabileceğini düşünüyorum. Örneğin Cobra 1 ve 2’nin “günlük hayatta kullanılacak” versiyonu üretilebilir:

***

Eğer ben Cumhurbaşkanı olsaydım, bunları veya BMC’nin geliştirilen Vuran modelinin “sivile uygun” halini isteyip yani geniş camlı, konforlu ve makam aracı olabilecek versiyonunu isteyip; yine zırhlı şekilde Cumhurbaşkanı makam aracı olarak kullanılırdım.

Yerli yapım, zırhlı, gösterişli… Daha ne olsun? İlla limuzin, Mercedes falan mı olacak?

 

Savunma Sanayinin Önemi ve Stratejik Sektörler

Gelelim savunma sanayinin önemine. Bir ülke için 4 tane stratejik başlık vardır:

  1. Savunma
  2. İletişim
  3. Gıda (hayvancılık ve tarım)
  4. İlaç

Eğer bunlarda tek başınıza ayakta duramazsanız, kendi kendinizi döndüremezseniz; dışa bağımlı olmuşsunuz demektir. Yıllardır burada iktidarı bu yüzden eleştirmiştim. İletişimde Turk Telekom yabancılara satıldı. Şu an Turkcell görünüyor yerli olarak ama git gide kötüleşiyor. Gıda konusunda rezil durumdayız. Bakın Türkiye dünyanın 7. en büyük soğan üreticisi [1]. Gelin görün ki soğan konusunda ne haldeyiz! Hiç lobi şu bu demesinler. Bu tamamen tarım politikasındaki sorunlardan kaynaklıdır.

**

Tarım ve hayvancılıktaki sorunları “lobi, dış mihrak, FETÖ” diyerek başkasına yıkmak ve sorumluluktan kaçmak kolay. Oysa bu blogda, gerek archive.org gerek Google kayıtlarından ve eski konulardan görebileceğiniz üzere:

Taa 2015’te yazdığım yazıda 2020’lerde beklediğimi fakat devam eden yazılarda “politik olarak saçmalandığı için”, erkene çekildiğini ve 2020’de krizin en dip noktasını yaşayacağımızı söylemiştim. Nedenlerini, dolayısıyla nelerin değişmesi gerektiğini yazmıştım.

Ne yazık ki hiçbiri yapılmadığı için tıpkı iletişimde olduğu gibi tarım ve hayvancılık yani gıda da patladık.

**

İlaç konusuna gelecek olursak…

İlaçlar saklanıyor mu? Türkiye’de ilaç sektörünün arka planı” başlıklı yazımda, Türkiye’deki ilaç sektörüyle ilgili geniş bir açıklama yapmıştım. Tabi ki bunları nereden biliyorum? Annem Türkiye’nin 3 büyük ilaç firmasında çeşitli yöneticilik kademelerinde çalıştı ve en son 4 yıl önce kendi ilaç arge şirketimizi kurduk. TÜBİTAK’tan Sağlık Bakanlığı’na kadar sorunları yıllardır canlı şekilde görmekteyim. Üstelik annemin 14 yıllık ilaç sanayi tecrübesine ek olarak 27 yıllık akademik tecrübesi var.

Bütün bunlara dayanarak diyebilirim ki; ilaç sektöründe rezil bir haldeyiz. Hatta işin içinde olanlara söylemem gerekirse, “10. jenerik ilaçlar üretiyoruz”.

 

Savunma Sanayi Ne Durumda?

Yargının bağımsızlığından ekonomiye, diplomasiden diğer 3 stratejik konuya ne kadar dibe battıysak; bu konularda da o kadar iyi durumdayız. Şaşırtıcı şekilde! Türkiye’de bir şirket veya bir alan ilerlediğinde ya “başkaları tarafından yerleştirilmiş” yöneticilerle rezil ediliyor (ki ilaç sektöründe birçok kez denk geldim) ya da bir şekilde satılıyor.

Fakat savunma sanayinin sımsıkı durmasının bir nedeni var elbette. ÇOK ŞÜKÜR, iktidar savunma sanayinin önemini başta Suriye operasyonlarında anladı. Bu nedenle pek dokunmuyor. Diğer yandan savunma sanayi tarihi, Cumhuriyetin bile öncesine dayanıyor.

 

Kısa Tarih

Kurtuluş Savaşı’nı çok büyük zorlukla kazandık (bknz:Kurtuluş ve Cumhuriyet dizileri). O dönemde “Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü” kurulmuştu. Tüfek, mühimmat, top, barut, çelik gibi bir çok fabrika o dönemlerde açılmıştı. Amaç, Kurtuluş Savaşı’nı kazanmak idi. Peki bu kuruma ne oldu? MKE adını, alana yakın olanlar duyacaktır. Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu oldu.

Tabi ki bununla da kalmamıştır. Savaş kazanıldıktan ve Cumhuriyet ilan edildikten sonra yerli üretime devam edildi. Atatürk, çalışmalarının sonucunu görememişti fakat o’nun çalışmaları sonuçlanmış ve Etimesgut Uçak Fabrikası (1939-1950) kurulmuştu. Bu uçak fabrikasında DC-3 Douglas askeri taşıt uçağından 12 adet yolcu uçağı haline çevrildi. 1947-1949 yılları arasında Milli Savunma Bakanlığı için 263 adet ve THK Havacılık Dairesi için 48 adet uçak onarılmıştır.

Peki neden kapatıldı?

Banu Avar ile Dünya Düzeni, 1. sezon 2. bölümünü izlerseniz şunları öğreneceksiniz:

Amerikalı uzman Max Weston Thornburg, 1947’de Türkiye’ye gönderilir. Ameirkan devletine verdiği raporun adı “Türkiye’ye Niçin Yardım” adını taşıyordu. Atatürk ile başlayan sanayileşme atılımları devam ederse, Türkiye’de komünist bir tehlike yükselebilir diyordu.

Thornburg raporu sonunda, Türkiye, Amerikan yardımını aldı. Amerikan yardımıyla Türkiye; yargı, ekonomi, politika, savunma konusunda Amerika’ya bağlanmıştır. İşte o yardımın maddeleri:

1- Türkiye, Amerikanın arzuladığı yasal düzenlemeleri yapmak zorundadır.
2- Yardımlar sadece Amerikan hükümetinin izni kapsamında kullanılabilir.
3- Amerika Birleşik devletleri memurları, basın ve istihbarat mensupları; yardıı denetlemek üzere Türkiye’ye istediği an girip çıkabilir.

Türkiye hükümeti, bu yardımın propagandasını basın yoluyla yapmayı kabul etmiştir.

Atatürk’ün ölümü üzerinden sadece 9 yıl geçmişti! İşte böyle sömürgeleşmeye başladık…

 

Yerli Devrim arabaları ve Etimesgut Uçak Fabrikası başlıklı gönderimi okuyabilrisiniz detay için. Adında da olduğu üzere 1969’da 4 tane yerli Devrim arabası yaptık. Beyazı güzelce gitti. Fakat siyah olanına benzin konulmamıştı. Arba durdu. Üretimine devam edilebilirdi ancak “baskı” ve/veya “cebini düşünen” politikacılar zaten projeyi durdurmak için bahane arıyordu. Benzin konulmadığı için durmuş olması, bu bahaneyle projenin iptali anlamına geldi.

Bana göre vatan hainliğidir. Ve bu hainler, Türkiye’yi yönetmiştir! Bu nedenle 50 yıl sonra kimin hain, kimin kahraman olacağını tahmin etmek zordur. Kahramanlar hain, hainler kahraman olabilir. Gerçekler er ya da geç gün yüzüne çıkar.

**

Marshall yardımlarına değinmek için başlı başına bir konu açmak gerek. Özellikle Amerika’dan gelen her türlü yardıma dikkat etmek gerek. Süt tozunu bu ülkeye nasıl soktular, mısır şurubu nasıl girdi? Marshall yardımları ile neler engellendi, hepsi anlatılmalı aslında. Fakat zaten akademik makaleler bile bulabilirsiniz.

Bknz: Yılmaz Özdil’in Süt tozu, ekmek, Soner Yalçın’ın hafızayı kaybetmek köşe yazıları. Özellikle “Oltadaki Balık Türkiye” kitabını öneririm. Aynı şekilde Banu Avar’ın programlarını ve Necmettin Erbakan’ın sözlerini de Youtube üzerinden bulabilirsiniz. Marshall planı ve sömürgeleştirmemiz üzerine.

Sömürgeleştirme üzerine zaten çeşitli konular yazmıştım. Sömürgeleşiyoruz.  Banu Avar’ın kuklalık üzerine konuşmalarını dinleyiniz:

**

Ne diyor? “delege sistemi nedeniyle kaybettik” demişler. Delege sistemini partilerde de size şöyle anlatayım (burada yazmıştım):

CHP İzmir’de 1 milyon 264 bin oy alıyor, 47 delegesi var.CHP Manisa’da Kocaeli’de Isparta’da Mersin’de Muğla’da toplam 1 milyon 173 bin oy alıyor, 84 delegesi var

CHP Yalova’da 44 bin oy alıyor.4 delegesi var.CHP Rize’de 30 bin oy alıyor.6 delegesi var.

CHP Ankara’da 1 milyon oy alıyor.57 delegesi var.CHP Kocaeli’de Konya’da Malatya’ya Kayseri’de Samsun’da toplam 690 bin oy alıyor.96 delegesi var.

CHP İzmir’de 1 milyon 264 bin oy alıyor, 47 delegesi var.CHP Manisa’da Kocaeli’de Isparta’da Mersin’de Muğla’da toplam 1 milyon 173 bin oy alıyor, 84 delegesi var.

CHP Tunceli’de 14 bin oy alıyor.4 delegesi var.CHP Van’da 6 bin oy alıyor.15 delegesi var.

**

Konuyu dağıtmak istemiyorum fakat Türkiye’deki partiler bu haldeyken, parti başındakiler birilerinin kuklalığını yaparken; iktidara kimin geldiğinin bir önemi yoktur. Erdoğan gider, yerine gelecek olan aynı şekilde devam eder. Sen bunu anlayıncaya kadar 5-10 yıl geçmiş olur.

Biz, elimizi taşın altına atmalıyız. 1938’den sonra Türkiye Atatürkçülükten sapmıştır. Bugün, Atatürk’ün kuruculuğunu yaptığı ve Türkiye Cumhruiyeti’nin kurucusu olan CHP dahi Atatürkçü çizgiden sapmıştır. Bizzat el atmadığımız sürece savunma sanayinin de akıbeti, diğer sektörler gibi olabilir.

 

Kıbrıs Barış Harekatı ve Savunmanın Öneminin Anlaşılması

Kıbrıs’ta yaşananları, Türkiye Cumhuriyeti görüyordu. Fakat ne bir çıkartma gemisi vardı ne de çıkartma yapabilecek gücü. Her gelen hükümet, bu konuda hassas davrandı ve bütçenin gerekli olan bölümünü ayırdı. Yıllarca Kıbrıs için hazırlanıldı. Paraşütçü birliği yetiştirildi. Türkiye Cumhuriyeti kurulurken, “topraklarımız için” savaşmıştık. Kıbrıs bizim toprağımız değildi fakat orada yaşayan Türklerin toprağı idi. Hakları vardı. Haliyle Kıbrıs Türklerinin canları ve hakkı için savaşmamız gerekiyordu ve ilk kez sınırların dışında bir hareket olacaktı.

Haşhaş ve Kıbrıs olayları, Türkiye’ye karşı ambargoya neden olmuştu. Bakınız: ABD’ye tepki böyle gösterilir: 21 ABD üssü kapatılmıştı. Ankara’da okuyan Kaddafi bize benzin sağladı. Ambargoyu deldi. Yıllar sonra Türkiye ise Kaddafi’nin yanında değildi. İktidarda, Türklüğü ve milliyetçiliği ayaklar altına alan; tarihimizi 1919’dan önce kabul eden, ümmetçi bir iktidar vardı.

1973’te TUSAŞ (Türk Havacılık ve Uzay Sanayii)
1975’te ASELSAN (Askerî Elektronik Sanayii)
1982’de HAVELSAN
1998’de de ALP Havacılık kuruldu. Eskişehir’de gerek çalışanlar ve yöneticilerini tanıyordum.

Tabi Eskişehir küçük olunca, rastgele bir yerde tanıştığım birisi (görevi, ismi, işi bende saklı kalsın); Hürkuş’un motorunu geliştiren ekibinde. 18 yıl emek var dedi. Bunları öğreniyorsunuz görüyorsunuz. Bir motor için 18 yıllık ARGE! Ve sona yaklaşmış bulunmaktadır.

Tabi OTOKAR, BMC (adı Biritiş Motor Kampani yani İngiliz Motor Şirketi olsa da %100 Türk’tür şu anda) gibi bir çok savunma sanayi şirketimiz var.

**

Bunları neden anlatıyorum? Savunma sanayinin ve yerli üretimin önemi özellikle:

  1. Kurtuluş Savaşı
  2. Kıbrıs Barış Harekatı
  3. Suriye operasyonlarında ANLAŞILMIŞTIR!

Türk Savunma Sanayi, Cumhuriyet öncesinde kurulmuştur. Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında önemli rol oynamıştır. Yetmemiş, Kıbrıs Barış Harekatında önemi bir kez daha anlaşılmış ve yine operasyonda önemli rol oynamıştır. Suriye operasyonlarında da önemi tekrar anlaşılmış ve başarılı rol oynamaktadır!

Dolayısıyla Türk Savunma Sanayinin gelişimi bu nedenle diğer 3 stratejik alan gibi olmasa da, ne yazık ki çeşitli özelleştirme ve satış girişimlerini görüyoruz (bknz: palet fabrikası). Bazı şeyler dedikodu olarak bana geliyor, gerektiğinde açıklayacağım fakat; umuyorum ki savunma sanayinde “para uğuruna” yabancı ortaklıklar ile ilgili duyumlarım doğru değildir!

Malûm, günümüzde ekonomiyi düzeltmek için 250 bin dolar veren herkesi vatandaş yapan bir sistem getirdiler. Şimdi ortaklıklar ile beli düzeltmeye çalışabilirler. Fakat bu, savunma sanayimiz için felaket olur. Tabi iktidar gider, sonra düzgün birileri geldiğinde bunca tecrübe ve bilgi yine değerlendirilir. Ancak vakit kaybedilir.

**

Savunma sanayi mühendisleri ve çalışanları milliyetçidir. Günümüzde bir çok genç ve uzman yurt dışına kaçarken, bu insanlar Türkiye’de kalarak, ecnebilerin ürünleriyle yarışacak işler yapmaktadır.

 

BMC Motorunun Önemi ve Yerli Tank ile İlişkisi

Doğan Kabak’ın videosunda, BMC’nin yaptığı motorun, araçlarda kullanılması ile ilgili çalışmalarda önemli yol katedildiği söylendi. Henüz 5 ay önce yerli motor yapılmış, çalıştırılmıştı [2]. Duyunca şaşırdım tabi.

Rusya’daki gelişimi yakından takip ediyordum (blogu takip edenlerin bileceği üzere, Putin’i çok yakından takip ediyorum). Sadece Putin döneminde değil, Kızıl Devrimden sonra nasıl ilerlendiğini ve İkinci Dünya Savaşı’nda tankların vs durumunu da az çok biliyorum. Çünkü İkinci Dünya Savaşı ve özellikle dönemin tanklarına hayranlığım var.

Örneğin T-34, IS, KV’lerde kullanılan Kharkiv motorları, aslında Kharkiv lokomotif fabrikasının eseridir. Yani bir alanda üretilen motor, kazanılan bilgi ve tecrübe; diğer alanlara kolaylıkla sıçrayacaktır.

*

Türkiye yerli araba, yerli motor üretemez mi? Üretir. Bugün araba; şase, saç, kablolar, çeşitli parçalardan ibaret. Fakat en önemli donanımlarının başında motor ve yazılım geliyor. Dünyaca ünlü araba fabrikaları bazen başka firmalardan motor temin ediyor. Yani motor işi biraz garip iş. Örneğin Opel, Fransız PSA grubuna satıldı. Neden? Opel’in motorları çok iyidi. Fakat AB’nin getirdiği Euro standartlarına uyamadı. Fransız motorlarda (Renault vs grubu), hem uyabiliyor hem de az yakıyor. Görebileceğiniz gibi motor işi birazcık ilginç

Bununla da kalmıyor. Motorun yanında yazılım önemli. Bakın yazılım olabilecek en uç noktası Tesla’dır. Bugün Volkswagen, Mercedes gibi büyük firmalar ve gruplar (Fiat vb), Tesla’nın yazılımını yakalayabilmiş değil. Evet iyi yapanlar oldu ama otomatik pilot gibi alanlarda Tesla yazılımı gerçekten önder.

Üstelik Volkswagen grubunda şu araçlar var:

  • Volkswagen
  • Audi
  • Seat
  • Skoda
  • Porsche
  • Lamborghini
  • Bentley
  • Bugatti
  • Ducati
  • Man
  • Scania

Ayrıca Volkswagen’in ARGE rakamını vereyim size:

**

Fiat grubu:

  • Fiat
  • Ferrari
  • Abarth
  • Alfa Romeo
  • Maserati
  • Lancia
  • Chrysler
  • Jeep
  • Dodge

Hani bilmem anlatabildim mi?

Tesla geldi, yapılmaz denileni yaptı. Aslında biz de yapmıştık. Bakınız 21. yüzyılın Devrim arabası yerli EVT S1 ve sonu.

**

Görebileceğiniz üzere büyük markalar, güçlü motorlar üretse bile; yazılımda gidiyor. Haliyle motor ve yazılım önemli. Motor tabi ki üretilebilir fakat 1- kalitesi, 2- rekabet durumu ne olacak?

Türkiye’de yerli araç ve yerli motor yapılamaz değil. Yapılır. Mühendislerimiz, imkanlarımız var. Fakat özel sektörde “rekabet” ayrı bir olacaktır. Hadi ÖTV’yi Türkiye’de alma (ki WTO ve antlaşmalar nasıl uygulanacak bilmiyorum) , Türkiye’de satılsın. Yurt dışında ne olacak?

İşte bu nedenle, özel sektöre yönelik değil de; savunma sanayi için motor yapılması mantıklıdır. Çünkü maliyeti iki katı dahi olsa; yurt dışından almak yerine Türkiye’de yapılması, olası ambargo ve sorunlardan etkilenmemesine neden olacak. Yani iş özel sektörde olduğu gibi fiyat değil, stratejik olacaktır.

Üstelik burada üretilecek motorlar, ileriki süreçte kamyonlara, otobüslere, tanklara konulacak ve buralardan elde edilecek tecrübelerle uçak ve helikopter motorları da yapılacaktır. Bütün bunlar yapıldıkça, seri üretim oturdukça; maliyet düşecek ve sonunda yerli arabalar için uygun fiyata ve belki dünya ile rekabet edebilecek fiyata yerli motor üretilebilir.

Hatta kim bilir, günün birinde Formula 1 araçları için Honda, Renault, Mercedes, Ferrari’nin yaptığı gibi; motor üretebiliriz. Dayanıklılığımızı ve gücümüzü gösterebilmek için! Bunlar şimdilik hayal ama dünün hayalleri bugünün gerçekleridir. Bugünün hayalleri ise, yarının gerçekleri olabilir!

 

Savunma Sanayinde Diğer Alanlar

BMC’nin motoru ile ilgili heyecan duyuyorum. Çünkü BMC, OTOKAR gibi bir kaç firma, yavaş yavaş “tank-vari” araçlar geliştirmeye başladı. Eğer Türkiye’de tank geliştireceklerse, bu şekilde “evrimleşen işler yapan” firmalar geliştirebilir. Buralarda kullanılacak motorlar, tanklarda kullanılabilir. Bu yüzden heyecan duyuyorum.

Üstelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bunun önemini anlaması; savunma sanayine ağırlık vermesi ayrı güzellikte. Yoksa gıda, iletişim ve ilaç gibi bu sektörde kötü hale getirilebilirdi. Fakat şimdi helikopterleri, ZPT’leri, silahları satarak; bütçe konusunda da önemli adımlar atabiliriz.

**

ZPT’leri ve BMC motorunu bir kenara koyarsak; Türkiye’de İHA ve SİHA, MPT (milli piyade tüfeği), füzeler, KMT’ler (kundak motorlu tank) gibi nice önemli başarılara imza atılıyor. ASELSAN’ın yaptığı şeyleri söylememe gerek yok. Hoş şunu belirteyim sadece,

30 kişilik mühendis grubuyla 19 Mayıs 1999’de piyasaya çıkan Aselsan 1919’dur.

Tabi ki uçak fabrikası, traktör fabrikası ve Devrim arabalarına ne olduysa aynı akıbete uğruyor.

**

Bugün SİHA ve İHA’lar hem terörle mücadele hem de Suriye’de önemli görevler üstlenmiştir. Üstelik insansız araçların önemi git gide yaygınlaşıyor. Rusya ve bir kaç ülkedeki insansız araçlara bakınca cidden özeniyorken, bugün İHA ve SİHA’nın üretilmesi, çok yakında deniz insansız aracı ve belkide Rusya’daki Uran gibi insansız tank ortaya çıkacak olması sevindirici. Bknz Rusya’daki insansız tank, Uran 9

**

Hava, deniz, kara taşıtlarında insansız araçları kendi başımıza üretebilirsek; kumanda merkezinden terörle mücadele ve tehditleri engelleme eylemleri için asker zahiyatı vermeden savunabilir. Üstelik gelecek bunlar ve yapay zekada! Bu nedenle vatoz projesi (veya vatozz idi tam adını hatırlamıyorum) ve henüz bir açıklama olmasa da gelecek olması muhtemel insansız tank projesi gerçekten önemldiir. En az ZPT’ler, MPT, BMC motoru, yerli tank ve yerli helikopter kadar önemli. Ve hatta insansız olması göz önüne alınırsa; gelecekte bunlardan daha da önemli olacaktır.

Atak helikopterimizin görüntüleri, dünya medyasında paylaşılmıştır. Gurur verici.

***

İşte bütün bu çalışmalar ve dahası; Türkiye Cumhuriyetinin gücünü göstermekte ve göğüsümüzü gururla kabartmaktadır! Üstelik bu projelerde çalışan mühendisler, yöneticiler ve çalışanlar; yurt dışına gitmek, kaçıp kurtulmak şöyle dursun, Türkiye Cumhuriyeti’nin gelişimi için önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle ayrıca takdir etmek gerekir.

Tüm Türk Savunma Sanayi çalışanları, canla başla çalışarak ülkemizin geleceği için yatırım yapmaktadır. İktidarın da bu konudaki önemi fark etmesi ve gerekli desteği vermesi sevindiricidir. Umarım diğer stratejik alanlarda da benzer adımlar atılır.

Türkiye, “her konuda” kendine yetebilecek bir ülkedir. Tarım ve hayvancılıktan savunmaya, iletişimden ilaca, eğlenceye… Yeter ki tüm bu nefret, kavga, gürültü, kin, öfkeyi bir kenara bırakalım, yabancı hayranlığından uzaklaşalım ve özümüz olan; saygı, sevgi, hoşgörü ile dolu Anadolu kültürünü benimseyerek birbirimize kenetlenelim.

Ben bunu başarabileceğimize inanıyorum. Bu, bizim kültürümüz. Türkiye üzerinde bu kadar baskı varken, bu kadar tehdit varken; normal bir Avrupa ülkesinin bile Suriye, Irak, Libya gibi olabileceği bir konumda; Türkiye Cumhuriyeti hâlâ sapasağlam ayaktadır ve bunu milletin özverisine borçludur.

Umarım Türkiye’deki siyasilerde bunun farkında olur ve nefret dilini bir kenara bırakarak; herkesi kucaklayabilir. Türkiye’nin kurtuluşu ancak ve ancak yukarıda bahsettiğim gibi yani özüne dönerek ve halk birbirine kenetlenerek olabilir.

Bunları da özgürlüğün tesisi, yargının bağımsızlığı ve üstünlüğü, yasama-yürütme-yargı dengesi; devlet içinde liyakatin tesis edilerek diplomaside güçlenmesi gibi adımlarla sağlanabilir. Ayrıca saydığım 4 stratejik alanda, çok önemli adımlar atılmalı ve bu konuda üreticiler (çiftçilerden ilaç firması sahiplerine, savunma sanatinden Türk iletişim firmalarına) herkes güçlendirilmelidir. Uluslararası piyasa ile rekabet edilmelidir.

Bunlar içinse, “eğitimli ve arge zihniyetine sahip” çalışanlar gerekiyor ki bu çalışanlar yurt dışına gitmeyi düşünüyor. Önce eğitim ile bu insanları yetiştirmeli; ardından özgürlük ve refah sağlanarak, bu insanlar ülke içinde tutulmalı ve hatta yurt dışından insanlar için çekim merkezi olmalıdır Türkiye.

Hiçbiri imkânsız değildir. Daha önce başardık, yine başarırız. Yeter ki temellere yani Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhruiyeti’ne ve Atatürkçülüğe sahip çıkalım!

**

Ayrıca bknz:

 

 

Kaynaklar

[1] Food and Agriculture Organization of the United Nation (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü). 2017 soğan üretim sayıları. http://www.fao.org/faostat/en/#data/QC/

[2] Zehir, Emre Ömer. BMC’nin Yüzde Yüz Yerli Motoru Başarılı Şekilde Çalıştı(29.10.2018). Webtekno. Erişim tarihi: 27.04.2019, https://www.webtekno.com/bmc-nin-yuzde-yuz-yerli-motoru-basarili-sekilde-calisti-h56089.html

Kapak görseli, Doğan Kabak’ın “Türk yapımı mayına dayanıklı | zırhlı askeri araç kullandık” videosundan alınmıştır.

Kategori: Ekonomi - Genel - Politika
%d blogcu bunu beğendi: