Ukrayna’daki durum çok ilginç bir noktada. Televizyonları açtığımda bazı uzlanların(!), “Yunanistan’a yapılan yığnağın Ukrayna ile ilgili olmadığını” söylemekte. Bu konuya geleceğim.

Öncelikle bu anlaşmazlığı incelerken aklımızdan çıkartmamız gereken bir kaç durum var, kısa kısa değineceğim ancak başında şu durumları bilmek ve aklımızda tutmak lazım gelir:

  1. Ukrayna bu durumda kesinlikle haklı taraf. Kırım’ın ilhakı, Donbass ve Minsk bölgelerinde Rus destekli kuvvetlerin ülkenin bütünlüğünü bölmesi kesinlikle Ukrayna’nın haklı olduğu durumlardır
  2. NATO ve ABD, Rusya’nın etrafını çepeçevre sarmış, nükleer dahil füze sistemleri, radarlar ve üsler ile Rusya’yı sıkıştıran bir provakatif hamle atmaktadır. Rusya’ya verilen sözler tutulmamakta (NATO genişlemesi vb), dolayısıyla Rusya’da bu durumdan rahatsız olmaktadır. Bu konuda da Rusya’yı haklı buluyorum (dikkat edin bu ile Ukrayna durumu aslında birbirine bağlı ancak haklılıklar konusu farklı)
  3. Gürcistan ve Ukrayna’daki durumlar ve Batını sahte destekleri
  4. Montrö
  5. Son olarak: Putin’in, gerginliği kontrollü tırmanıp, asimetrik savaş tekniklerine başvurup istediğini alıp daha sonra dialog ile ortamı yumuşatacağını düşünüyorum. Yani Putin, burada Amerika veya Batı ile savaşmaz. Ancak Batının da, Ukrayna’da Rusya ile açık ve direkt savaşmayacak kadar akıllı olduğunu umuyorum.

Bunları aşağıda inceleyeceğim. Fakat Ukrayna’da neler oluyor buna bakalım.

Fakat öncesinde

Putin’in Rusyası : BBC Belgeseli

Batının Gürcistan’daki yenilgisi, Putin’in adımları ve yükselişini anlamak ve bunlarla birlikte mevcut sorunlara bakmak daha doğru olacaktır. Çok sevdiğim belgesel olan BBC’nin “Putin, Russia and West” (Putin, Rusya ve Batı) belgeselini izlemenizi ISRARLA öneriyorum.

İngilizce diyebilirsiniz, Türkçe altyazısı, “Putin’in Rusyası” olarak mevcut. Buyrun bağlantısı (toplamda 4 bölüm var, diğerlerini takip ederek izleyebilirsiniz):

Hadi amme hizmeti olsun: 2’inci Bölüm, 3’üncü Bölüm, 4’üncü Bölüm

**

Bu belgesel çok önemli. Çünkü benzer durumları o dönemde Gürcistan (Güney Osetya ve Abhazya) ile yaşamış, Batı yine destek vermiş ancak Putin, 2 günde neredeyse Gürcistan’ın başkenti Tiflis’e ulaşmıştı. Bununla ilgili Youtube kanalımda şöyle bir video var (ilgili belgeselden) ve Putin’in uyarıları ve adımlarını görebilirsiniz:

 

 

A. Geçmiş: Ukrayna’nın Durumu ve Yaşananlar

Belki bunu anlayabilmeniz için 2016’da yazdığım “Sovyetler Birliğinin çöküşü ve Sovyetler sonrası Rus politikası” yazımı okumanız daha doğru olabilir.

Aslında geniş bir durum. Belki Stalin dönemine kadar gitmek gerekiyor. Komünizmin kanlı tarihi ve anlatılmayan yüzü başlıklı konumda Holodomor katliamlarında SSCB’ye direnen 4-7 milyon Ukraynalının 1933’te öldürüldüğünü, NAZİ’lere buğday gönderen ve Ukraynalıları açlığa mahkûm eden Stalin nedeniyle toplamda 10 milyona yakın insanın açlık ve katliamda öldürüldüğünü yazmıştım. Hatta Nazileri, kurtarıcı olarak görmüşlerdi.

Fakat buralardan anlatmaya başlarsak, sanıyorum konu iyice uzayacaktır. Dolayısıyla biraz daha yakın tarihe gelelim.

Renkli Devrimleri duydunuz mu? Putin’in Rusyası belgeselinde, Kremlin danışmanının mücadele ettikleri kitlenin arasından geçerken turuncu atkı ile (ki bu harekete karşı savaş vermişlerdi), yanlarından geçtiklerini anlattıkları devrimdir.

Kısaca: Renkli Devrimler

2000’de Sırbistan, 2003’te Gürcistan, 2004’te Ukrayna ve Romanya’da, 2005’te Lübnan’da ve 2005’te Kırgızistan’da başlayan hareketlere “Renkli Devrimler” denir.

Bu devrimler, ABD’nin girişimleriyle Rusya’ya ve demokratik olmayan(!) hükumetlere karşı başlatılmıştır. ABD ve Batı yanlısı, örgütlü hareketler ve bunların karşısında Rusya yanlısı hareketlerdir (bunlar da örgütlenmiştir). Tüm taraflar, finanse edilmiştir.

Sırbistan’da Miloseviç’e karşı Kostunica, Gürcistan’da Şvardnadze’ye karşı Saakaşvili, Ukrayna’da Kuçma’ya karşı Yuşenko.

Bu hareketlerin ardında da George Soros’un parmağını görmekteyiz. Center for American Progress, Moveon, DeOpen Society İnstute, Democracy Alliance gibi oluşumlar bu hareketlere destek vermiştir.

Saynur Giray Bozkurt (2006), Bağımsız Devletler Topluluğu’nda Renkli Devrimler – Kırgızistan Örneği makalesinde şöyle diyor 1.

Kırgız sivil toplum örgütlerinin aktiviteleri tamamen ABD kuruluşları ve ABD’nin Uluslararası Gelişim Ajansı (International Development Agency) tarafından finanse edilmişti. Demokrasinin tanıtım ve gelişimini sağlamakla sorumlu 170 kadar sivil toplum örgütü ya ABD’nin kurdu ğu ya da finansal olarak desteklediği örgütlerdi.

Makale çok güzeldir okuyabilirsiniz. Amerika’nın 1980’lerde, Soğuk Savaş dönemindeki devrim denemelerinden Kırgızistan’daki sürece kadar güzelce anlatmış. Görülebileceği üzere, Arap Baharı öncesinde zaten böyle denemeler yıllardır yapıldı, yapılıyor ve yapılacaktır.

Saakaşvili, Rusya tarafından ağır yenilgi aldıktan sonra Gürcistan’dan Ukrayna’ya gitti, orada vali oldu, Gürcistan vatanaşlığından çıktı, orada da başarısızlıklardan sonra hapse girdi. Yuşenko’da zehirlendi ve şu anda inzivaya çekildi.

 

Ukrayna-Rusya Çekişmesine Geri Dönelim

Yanukoviç, 2013’te AB Ortaklık Antlaşmasını askıya aldığında, Ukrayna’da kıvılcım çakılmıştı. Rusya, “arka bahçesi” saydığı ve NATO’ya karşı son direniş olarak gördüğü (ve hatta Ukrayna düşerse, Moskova düşer gibi söylemleri de zaman zaman Rus yanlısı kaynaklardan okuduğum üzere), Ukrayna’yı elde tutmak için var gücüyle çalıştı.

Kanın gövdeyi götüreceği Maidan yani Meydan olaylarının fitili buradan ateşleniyor. “Batı yanlısı” olarak söylenilen ancak bana göre “Batını desteklediği” (ikisi arasında fark var) Yanukoviç, ülkesini Rusya güdümünden çıkartma, AB ve NATO’ya girme peşindeydi. Güvenlikleri, Rus baskısından kurtulmaları için çözüm yolu olarak bunu görüyordu. Böylece örgütlü hareketler ve protestolar başladı.

Ülke, Rus ve Batı yanlısı olarak ikiye bölündü. Kuçma’nın sertliği, olayları daha da ileri boyuta taşıdı ve daha fazla insan protestoya katıldı (devlet liderleri nedense, sertliğin sonunda protestoların artacağını fark edemiyor, gerçi sonunda protestolar bir şekilde sonlanıyor ama tehlikeli!).

 

 

 

**

10 binden fazla sivilin yaşamının sonlandığı, 1,5 milyon insanın yerini kaybettiği (göç, savaş hattından çekilme), 450 km’lik cephenin bulunduğu olaylar böyle başladı 2.

Kırım İlhakı

16 Mart 2014’te yapılan Kırım referandumu öncesinde 25 Şubat 2014’te, yaklaşık 400 kişilik Rus yanlıları, Kırım meclisini bastı ve bağımsızlık referandumu için karar alınmasını istedi 3.

Bu süreçte ise bayrağı, arması yani kimliği bulunmayan yeşil adamlar ortaya çıktı. AK-100 tüfek kullanan bu yeşil adamlar, Rus yanlılarının elinde tuttuğu bölgelerdeki devlet binalarında, ve Rus referandumu öncesi ve sırasında her köşe başındaydı ve önemli binaları ele geçirmişti.

**

Kim oldukları bilinmeyen(!) yeşil adamların gölgesinde geçen referandum sonrası, Kırım Rusya’ya bağlanmıştır. Fakat Dışişlerimizin, yayınladığı mesajda 4, bu referandumu geçerli saymıyoruz (referandumda %93 oranıyla, Rusya’ya bağlanma kararı çıktı).

Bu süreçte Rus yanlılarının yolcu uçağı düşürmesi gibi çeşitli olaylarda gerçekleşti ancak fazla ilerlemeyelim.

 

Donetsk ve Luhansk | Minsk

5 Eylül 2014’te, Minsk Protokolü imzalandı. Türkiye’de bu maddeleri çevirmiş bir mecra yok, süper. Bu işler de bana kalabilir anlaşılan. Neyse. Bu protokol içeriğinde ilginç olan bazı maddeler var 5.

Madde 3 yaklaşık olarak şöyle diyor: öz yönetimin uygulanacağı Donetsk ve Luhansk bölgelerinde özel durum yasası (özerklik) yasasını geçici şekilde çıkartmak üzere adem-i merkeziyetçiliğin (merkez yönetim) uygulanması.

Son bir kaç haftada diplomatların yazdığı kitapları ve hayat hikayelerini okuyorum. Örneğin Hasan GÖĞÜŞ’ün Zor Başkentlerde Diplomasi kitabında yazdığı ve İngiliz diplomatın inceleyip geri gönderdiği, ancak bir kaç ufak sözcük değişimi ile yeni anlam kazanan anlaşma ve emekli Büyükelçi Uluç ÖZÜLKER’in “Kıbrıs’ta İngilizlerin antlaşmaya eklediği masum(!) bir cümle ile Kıbrıs Cumhuriyeti bugün adanın tamamını temsil edebiliyor” demesine bakarsak yukarıdaki cümle çok şey anlatıyor.

Merkezden yönetimin uygulanması diyor ancak self-government yani özerkliği de içerecek öz yönetimden bahsediyor ve “Law of Special Status” diyor, yani özel durum yasasıyla ilgili bir belirleme var. E nasıl merkezi yönetim değil mi?

Kısacası, güzel laf kalabalığı ile bu bölgelere farklı bir statü verildi. Bu neden önemlidir?

1933’te, “Inter American Montevideo Convention” adında bir konvansiyon imzalandı. Bu sözleşme aynı zamanda “devlet” olarak kabul edilme unsurlarını da belirledi. Ülkelerin hak ve sorumlulukları başlıklı bu sözleşmenin 1’inci maddesi şöyle 6:

Uluslararası hukukun bir parçası olarak ülke, aşağıdaki yetkinliklere sahip olmalıdır:

  1. kalıcı nüfus (ikâmetgâhı orada olan kişiler)
  2. belirlenmiş sınırlar (azalıp artmamalı)
  3. hükûmet
  4. diğer devletlerle ilişki kurabilme kapasitesi

Benim üzüldüğüm konu nedir biliyor musunuz? “Kültürümüze sahip çıkamıyoruz işte en büyük örnekleri” başlıklı yazımda belirttiğim üzere,732 ve 735 yıllarında yazılan Orhun Yazıtlarında şöyle bir ifade vardır:

Eski Türklerin egemenlik anlayışında devleti 4 prensip (ilke) meydana getirir:

  1. millet (budun)
  2. devlet (il)
  3. toprak (yer)
  4. kağan

Görüyor musunuz? Neredeyse aynı. Peki Türklerin 700’lü yıllarda yazdığı bu ilkeleri neden biz değil de Amerikalılar bulup, uluslararası hukuka böyle geçti? Çünkü bizim akademisyenlerimiz kendi tarihi, kültürü, dilini araştırmayı bırakıp; batı yanlısı bir bakış açısıyla ilerledi.

**

Konumuza geri dönecek olursak, “merkezi yönetimden” ayrılarak, özerk bir hâle gelen bölgeler, “belirli toprak parçası” vasfına sahip olur ve bu da mevcut ülkeden ayrılması için uluslararsı hukuk açısından elini epey güçlendirir.

 

B. Ukrayna’da Mevcut Durum ve Gerilim

Günümüze kadar olan süreçleri, antlaşmaları tamamen yazmayacağım. Günümüzde durum nedir buradan devam edelim.

Yunanistan, kendini Amerika’nın sömürgesi haline getirecek adımları attı. ABD ise Yunanistan’da üsler açtı ve binlerce aracı yığdı. ABD Büyükelçisi Pyatt şöyle diyor 7:

(Dedeağaç limanı için) Burada inen askeri araç ve personelin bir bölümü Batı Trakya’da kalırken bir bölümü tren ve TIR’larla Bulgaristan ile Romanya ve diğer Avrupa ülkelerine sevk edilecek. Bulgaristan ve Romanya’nın Dedeağaç arasındaki demiryolu bağlantısı olması nedeniyle artık boğazlar devre dışı bırakılmıştır. Buraya gelen daha önceki askeri teçhizatın bir bölümü yine Avrupa’daki ülkelere nakletmiştik. Savunma anlaşmasının kuralları gereği Yunanistan ile askeri alandaki işbirliğimizi hızla geliştiriyoruz.

Gördüğünüz üzere, buradaki ABD askerlerinin ve araçların bir bölümünün Bulgaristan ve Romanya’ya gideceği söyleniyor. Diğer Avrupa ülkeleri demiş.

Şimdi buradaki bir takım olayları anlayabilmek için bazı uzmanların yorumlarına da bakmakta yarar var. Örneğin emekli hava pilotu Korgeneral Dr. Erdoğan KARAKUŞ’un açıklamaları, videosunu alta bırakıyorum. Kısaca şöyle diyor:

Yunanistan, Fransa’dan uçak alıyor çünkü olası bir savaşta, 1-2 Fransız filosu gizlice Yunanistan’a gönderilebilir ve Yunanistan’ın hava sahasını bunlar korur. Üzerindeki bayrak hemen değiştirilebilir. Fransızlar aktif savaşa ve bombalamaya katılamaz çünkü uçak düşerse Fransız pilot bulur. Fakat Yunanistan’da, Yunan hava sahasını korur ve uzaktan atışlar yapabilir.

 

 

Şimdi bu açıklamadan sonra dönüp Ukrayna durumuna bakarsak bazı şeyler daha iyi anlaşılabilir. Yunanistan > Bulgaristan > Romanya üzerinde, olası bir savaş durumunda Ukrayna’ya techizat, araç, mühimmat vb destekler hemen verilecektir diye düşünüyorum.

Dolayısıyla, ABD’nin Yunanistan yığınağını doğal olarak üstümüze aldık. Fakat görünen o ki, Türkiye dışında 1 numaralı öncelik Rusya’yı kuşatmak ve Ukrayna olayıymış. Tabii üstlerin Yunanistan’da durması, Rus gemilerinin geçişleri ve Rus güvenliği açısından epeyce sorun yaşatacaktır.

NATO içerisinde bulunduğumuz sürece Yunanistan ile doğrudan çatışma ihtimalini az buluyorum, fakat Yunanistan’ın küstahlığı ve şımarıklığını, Türk nefreti ve fobisini yabana atmamak gerek. Güçleri dengelemek şart.

Rusya’nın Haklı Serzenişi

Ukrayna, toprak bütünlüğü konusunda sonuna kadar haklıdır. Fakat burada dikkatli bir ayrım yapmak gerekiyor. Bunu anlatabilmek için kendimizden örnek vermem daha doğru olacaktır.

Yunanistan’ın; Ermenistan, Gürcistan, Suriye, Irak, İran’da üsler açtığını, buralara radar ve füze sistemleri yerleştirdiğini düşünün. Buna izin verecek misiniz? Göz yumacak mısınız?

 

Özellikle sondan 2’incide, Rusya-ABD(NATO) önleme ve sonuncusunda askeri hareketlilik haritalarına dikkat. Güncel olmayan yukarıdaki haritalara baktığınızda başka şeyleri göreceksiniz, NATO’nun Rusya’ya karşı baskısı.

Rusya’nın yerinde olsaydım, Küba Krizi Bölüm -2 yürürlüğe girerdi. Amerika’nın burnunun dibinde Rus üssü ve Rus füzelerini gören ABD ne hissedecek acaba?

 

ABD ve Montrö

Burada emekli Büyükelçi Uluç ÖZÜLKER’in konuşmasından bir parça vereceğim ve sonra bunu biraz yorumlayalım çünkü çok önemli 8:

Batılılar teşvik ediyor, destek veriyor ancak (sadece söz), Gürcistan’da Osetya ve Abhazya gitti, Ukrayna’da Kırım gitti. Şimdi Donbass…

Moskova’da bir karar alındı, Rus ordusu savaşa ne ölçüde hazırlıklı bunun tespit edilebilmesi için, Sibirya’dan başlayıp Batıdaki sınırına kadar gözlemciler gönderdi. İlla olacak diye bir şey yok ama muhtemel bir savaşta ne kadar hazırlıklıyız diye muhtemel bir kontrol yapılıyor.

Beyaz Rusya (Belarus) ile Ukrayna, kolay kolay Rusya’nın vazgeçebileceği yerler değil, arka bahçesidir.

Almanlar’ın teklifi şudur (Donbass bölgesi ile ilgili olarak): burada federasyona yakın bir özerk bölge yapalım, federasyona yakın bir sistem içerisinde yine Ukrayna’nın toprağı olarak kalacaktır ancak kendi içerisinde özerk bölge olarak kalacaktır. Almanların bu teklfiini Rusya kabul etti (Minsk grubu olarak ki antlaşmada bu kabul edilmişti zaten).

Şu sırada Ukrayna’nın yapabileceği en iyi şey, Rusya’nın fazla ayağına basmadan ve Amerika’nın veya başkalarının kendisine yardım taviz ve tekliflerine çok fazla güvenmeden, kendi rehine olabilecek şekilde suretle bu işi sonuca bağlamaktır.

Amerika Birleşik Devletler Ukrayna’ya, seni NATO’ya alıyorum, Rusya buna da karşı, ve sana topyekün desteği vermeye amedeyim diye bir tutum içerisine girdi. 350 tonluk bir silah taşıyan ABD gemisi, Ukrayna’ya gitti (ilgili haber 9).

Bunun ötesinde yine mücadeleyi sürdürebilmesi için hem eğitici olarak oraya bir çok kişiyi göndermiş vaziyette hem de aynı zamanda silah sistemleri ve cephanesiyle, mühimmatıyla doğrudan doğruya yardım götürebilmek için mücadeleye girmiş oluyor. Bunun önündeki en büyük engel nedir? Boğazlar, Montrö.

ABD ile Rusya arasında savaş çıktığında, Boğazların kapatılması Türkiye’nin hakkıdır ancak Amerika’nın işine gelmiyor. ABD, Türkiye’ye şu sırada ciddi anlamda bir baskı uygulamaktadır. Hatta o kadar ki, 15 günlük bildirimde bulunma sorumluluğu altında olan ABD, “15 günü falan bırakın, NATO müttefiki olarak konuşuyorum sizinle, açın Boğazları, gideyim buradan” demektedir ve bunu da yaptılar (2 gemi geçirmişler).

ABD’nin Rusya Büyükelçisi, Rusya’da bir televizyon kanalında açıklama yaptı. Yaptığı bu açıklamada Montrö bizim için çok önemlidir ve kesinlikle Montrö ile dokunulup oynanılmaması Rusya’nın temel politikasıdır dedi.

Ben size tarihten bir şey hatırlatmak istiyorum. Aslında Atatürk’ümüz dahiyane bir tutumla, 2’inci Dünya Savaşı’na giderken 4-5 yıl uğraşarak Montrö’ye gitmiş ve başarı sağlanmıştır. Amerika, Montrö’ye taraf değildir (Lozan’ın da tarafı değildir, ki Ermeni lobisi eş antlaşmayı engellemişti). 1942 yılında, Barbarosa Harekâtı başlayınca Hitler, Türkiye’ye müracaat etti, Boğazları açın ve denizaltılarım Karadeniz’e geçsin diye. Türkiye, hayır dedi. Hitler’de Tuna nehri üzerinden demonte edip, sahilde montajını yapıp Karadeniz’e soktu. Bu gemilerden 3 tanesi batırıldı. 3 tanesi de kendisini batırmıştır savaş sonrasında.

1945 yılında, Montrö’nün değişimi için ilk müracaatı yapan, İngiltere ve ABD’dir. Soğuk Savaş’a giderken, bunu değiştirmek için. 2 tane nota verilmiştir İngiltere ve Amerika tarafından. 1946 ve 1947 yıllarında 2 tane de Sovyet notası varıdr. Kars-Ardahan ve Boğazlarda hak iddia etmişlerdi.

İş nereye gitti? 20 yıllık antlaşmayı fesih etmek için 2 yıl öncesinden müracaat etmeniz gerekmektedir. 2 tane de hüküm var: 1- herhangi bir şekilde yer alan ticari gemilerin serbest geçiş hakkı önlemeyecek bir kaidedir, 2- fesih ettiğiniz takdirde, yerine ne koyacağınız hususunu görüşmek üzere bir uluslararası konferans toplayacaksınız diyor.

1953 yılında büyükelçimizi davet edip, “bizim aklımız başımıza geldi, bundan sonra Montrö bizim için olmazsa olmaz haldedir ve en ufak bir değişiklik istemiyoruz” demişlerdir.

Bütün bunların sonunda, ABD’nin derdi ne? Karadeniz’de barışı bozmak ve orada kendi hakimiyetini bozmak için uğraşıyor. Bu yüzden Montrö’yü bozmaya çalışıyor (Kanal İstanbul’a dikkat).

Yaklaşık 20 dakikalık konuşmadan bunları aktardım.

**

Büyükelçinin bahsettiği görsel budur. “Kırmızı ışıkda durmayız” diyerek paylaşıyor, Boğazdan geçerken. Muhtemelen izin verilmeyen, 15 gün önceden bildirilmeyen bir geçiş.

Amerika’nın saklamadığı 350 tonluk silah, cephane vs taşıyan geminin gitmesi 9, ABD’nin Montrö rahatsızlığı ve Kanal İstanbul ile bunu delme girişimi (ki Erdoğan’ın bastırma nedenlerinden birisi bu olabilir) bu yüzden ortaya çıkıyor.

Montrö ile Boğazlar konusunda sorun yaşayan Amerika ne yapacak? Elbette Yunanistan’da üsler açıp, hem Ege’de Rus gemileri kontrolü hem de Bulgaristan > Romanya > Ukrayna’ya sevkiyat ve destek sağlayacak ve öte yandan yukarıdaki haritalarda gördüğünüz gibi Baltık Devletleri (Estonya, Latviya, Litvanya) üzerinden hem Belarus hem Rusya’ya baskı kurmaya çalışacaktır.

Atatürk’ün ileri görüşlülüğü, Montrö’nün önemi ve İstanbul’u savunmasız bırakacak, köprüler ve geçişlerle çile çekmemize neden olacak, kanal ve boğaz arasında ileride Vatikan benzeri özerk ve dini bölge istenmesine de neden olacak ucube projeye neden karşı çıktığımızı da böylece anlayabilirsiniz.

 

Ukrayna Krizinin Derinliği ve Önemi

Bu kriz nereye gidecek? ABD, Karadeniz’de uçuşlar yapıyor, Kırım’a yaklaşıyor ve “burası Ukrayna’nın” diyerek Rusları kışkırtıyor, Yunanistan’da üsler kuruyor, yeni deniz üssünden binlerce araç ve askeri Bulgaristan ve Romanya’ya kaydırıyor, Rusya’ya yaptırım tehditlerinde bulunuyor…

Putin; 2000’den bu yana Clinton, Bush, Obama, Trump ve son olarak Biden’ı ABD Başkanı olarak görüyor. Gürcistan, Ukrayna gibi bir çok krizi atlattı. Hatta 2014’te ciddi yaptırımlar başlatmışlardı ve “Rus ekonomisi çökerse dünya ekonomisi çöker” gibi iddialı başlıkla bir yazı yazmıştım (geleceğim).

Havan topu ve gelen istihbarat verilerine göre(!), Washington Post’ta çıkan bir yazıda 10, Rusya’nın 175 bin asker ile Ukrayna’ya operasyon yapacağı haberi yapılmıştı. Tabii Putin’in asimetrik savaş tekniklerini kullanması, KGB’den gelmesi ve yukarıda saydığım başkanlar ve Avrupalı liderler ile nice olaylar yaşamasına rağmen Rusya’yı tekrar ayağı kaldırmasıyla bazı şeyleri tekrar düşünmek gerekebilir.

**

Ukrayna’daki krize baktığımızda, ABD’nin sert ve atılgan tutumu ile Rusya’nın NATO temsiliğinin askıya alınması planlı bir hamle olabilir. Rus Dışişleri Bakanı Lavrov şöyle demişti 11:

NATO ittifakı, adil bir diyalog kurmaya yanaşmıyor

ABD, ülkedeki Rus diplomatlara ve ailelerine vize vermemişti. Gerilimin tırmanma nedenlerinden birisi de bu. NATO içerisinde de saldırgan tutum devam edince, Rusya karşılık verdi. Bütün bu süreç sonunda Rusya, NATO’nun dialog kurmak istemediğini belirteler temsilciliğini askıya aldı.

Normal şartlarda ciddi bir durum olacağını düşünmüyorum. Putin, olayların ciddi bir aşamaya gelmeden yumuşaması için adımlar atabilecek kadar tecrübeli bir politikacı fakat ABD’yi bu süreçte saldırgan buluyorum. Öte yandan Ukrayna bölünecek, belki Ruslar saldıracak. Buna karşı yapılabilecek bir şey yok gibi! ABD belki bu nedenle sert oynuyor. Fakat Ukrayna’ya bu kadar destek yetecek mi?

Rusya’ya ödeme konusunda ekonomik yaptırımdan bahsediyorlar. İyi de bütün Avrupa, Rusya’dan gaz alıyor ve madenlerine muhtaç. Ne olacak? En son yaptırımlar olduğunda, Avrupa en soğuk günlerini yaşarken Ruslar Ukrayna’yı bahane ederek gazı kesmiş, günlerce dondurmuşlardı. Bu yüzden yeterli değil.

Bütün bunlara rağmen, tarih; gerizekalı politikacıların boş özgüvenleri ve saldırgan tutumları ile başlayan savaşlarla dolu. Biden ise böyle bir hataya sürüklenmekte.

Türkiye Tehdit Altında

Çok şükür Yunanistan, bizden daha beter antlaşmalarla, bizden daha büyük ABD sömürgesi oldu. Bizdeki NATO ve ABD üsleri, radarları ve ülkemizde ABD’lilerin tuttuğu nükleer füzeler tehlikedir. Rusya’nın ilk hedefi haline geliyorsunuz. Sevindiğim nokta şu, Yunanistan’a karşı Montrö, MEB, karasuları gibi konularda Ruslar bizi destekleyecektir.

Biden, Ukrayna’da olayları bu kadar yükseltiyor fakat Donbass’ın kaybedilmesi durumunda, 2’inci dönemini dahi tehlikeye atıyor. Türkiye, jeostratejik nedenlerle önemli bir müttefikken, Erdoğan’ı sevmiyorum dedi, Putin’e katil dedi. Dolayısıyla Türkiye’yi elinin tersiyle itme peşinde. Fakat Türkiye, Orta Doğu’dan Avrasya’ya, Afrika’dan Avrupa’ya her yerdeki sorunlar ve olaylar karşısında jeostratejik olduğu kadar askeri ve kültürel bağlarıyla da önemli bir ülkedir.

Gerginlik tırmandıkça, Türkiye zora girecektir. Boğazlar, Montrö, Rusya ve ABD arasında kalma… Olası savaş durumunda Rusların Boğazları kapamamız için baskısı, ABD’nin açmamız için baskısı; Türkiye’den Rusya’ya olası bir saldırıda Rusya’nın karşılığı…

Bu salak gerilimden uzak durmak yararımıza fakat arabulucu olmak? İşte o biraz uzak kalmamız gereken konudur.

 

Rusya Tarafından Bakalım

Türkiye’de bitaraf olduğum için hem muhalefet hem iktidar seçmeni tarafından linç edilmemin yanında; Ukrayna krizine de biraz objektif yaklaşmaya çalışalım (elbette Batı medyasından zihinleri bulanan insanlar zor anlayacaktır) fakat, Ukrayna’ya verdiğimiz Bayraktar İHA’ları ile ne yaptılar dersiniz?

Anadolu Ajansı: Ukrayna, Donbass’ta ilk kez Bayraktar kullandığını açıkladı

Rus yanlılarının ve özerk bir statüde olan Donbass’ta obüs vurulmasına Rusya’nın tepkisi ne oldu dersiniz:

Kremlin Sözcüsü Peskov 12:

Ukrayna’ya yapılan drone satışının bölge barışına katkısının olmayacağını söyleyen Peskov, “Bu silahlar (Ukrayna) ordusunun eline geçtiği andan itibaren bunun Ukrayna bölgesinde (Donbas) kullanma potansiyelinin olduğunu ve bir istikrarsızlığa yol açabileceğini gördük.” diye konuştu.

Peki doğru mu? Doğru. Fakat Ukrayna ile İHA antlaşması sonucunda hem İHA hem uçaklar için birlikte motor geliştirilecek mi? Bu da doğru. Fakat arada kalacağız ve tamamen işi bilen diplomatlar tarafından, “sosyal medya demokrasinin en büyük tehdidi” diyen bir aklın bu işten uzak durarak sorunların çözülmesi en doğrusudur. Yoksa büyük sıkıntılar ile yüzleşeceğiz ve Ukrayna, Rusya, ABD arasında kalan Türkiye tükenecektir.

 

En Son Gelişmeler

Kısaca son zamanlardaki bir kaç açıklamayı aktarayım:

  • Rusya Dışişleri: Batı ile ilişkiler kritik noktaya geldi 13. Açıklamada, Rusya ile Batı ülkeleri arasındaki ilişkilerin bozulmaya devam ettiği ve kritik noktaya geldiği zamanda, böyle bir diyaloğa acilen ihtiyaç duyulmaktadır.” ifadesi kullanıldı. ABD’nin, Karadeniz’de “kışkırtıcı” uçuşlar yaptığına dikkat çekildi
  • Donbass’ta Rusya’nın önemli adımları, önemli olduğu için alt liste yapıyorum 14. 15 Kasım’da imzalanan kararname şunları içeriyor:
    • Donetsk ve Lugansk bölgelerindeki ürünler, Rus ürünleriyle denk statüde sayıldı.
    • Bölgeye kömür ve metal ürünleri Rusya tarafından ithal edilecek.
    • Bölgeye 600 binden fazla Rusya pasaportu verildi
  • G7 ülkeleri: Rusya, Ukrayna’ya saldırırsa sonuçları büyük olur 15.
  • Moskova, 2008 yılında yapılan Bükreş Zirvesi’nde Ukrayna ve Gürcistan’a verilen üyelik vaadinin geri çekilmesini ve ittifakın Rusya’nın güvenliğini tehdit edebilecek ülkelere silah yerleştirmeyeceğinin sözünü vermesini istedi 16. (yani NATO üyeliği açıklamasından vazgeçilmeli)
  • NTV’ye konuşan Türkiye’nin Ukrayna Büyükelçisi Vasaly Bodnar, “Kimseden asker göndermesini istemiyoruz. Askeri ve teknik hazırlık istiyoruz, siyasi ve yaptırım desteği istiyoruz” dedi. Konuşmasının devamında Ukrayna Büyükelçisi, “zaten de facto (fiili) olarak Rusya’nın işgali söz konusu” derken, en büyük tehlikenin sınırdaki Rusya askerleri olduğuna dikkat çekti. Rusya’nın sadece askeri değil, siber ve bilgi yayma saldırılarının da devam ettiğini belirtti (zaten asimetrik savaştan bahsetmiştim) 17.
  • Türkiye’nin Rusya Büyükelçisi Aleksey Yerkhov ise, “NATO’nun doğuya ilerlememesi için garanti istiyoruz” ifadelerini kullanırken, “Biz hiç kimseye saldırmak niyetinde değiliz” şeklinde konuştu 17.

 

Sonuç Olarak

Sanıyorum hem tarihi hem de güncel olayları ana hatlarıyla verebildim. Rusya’nın, Ukrayna ve Donbass’ı milli bir mesele olarak gördüğü; Gürcistan, Ukrayna ve Belarus’a doğru NATO’nun genişleme ihtimalini engellemek için her türlü şeyi (buna savşa dahil) göze aldığını düşünüyorum. Yaptırım, engelleme vb şeyler Rusya’yı durdurmayacaktır.

Açıkçası Rusya’nın NATO ve AB rahatsızlığını anlıyorum, haklı buluyorum. Rusya’nın, Rusya dışındaki askeri üs sayısı:

 

ABD hiç de masum değil. Öte yandan dünyanın süpergücü ve tek kutuplu dünya açısından da tabii müdahale gerekecek. Cem TOKER’in çok güzel sözü vardır, ABD neden Irak ve Orta Doğu’ya müdahale ediyor? Diyor ki, zaten ABD, petrol üretimi konusunda çok iyi (ki doğru, buradaki habere göre 18, ABD, günde üretilen varil petrol bazında Rusya’dan sonra 2’inci olacak diyor). Orta Doğu petrollerine ihtiyacı yok (doğru). Fakat buradaki petroller IŞİD üzerinden kime gidecek, Rusya ve Çin’e mi yani rakiplerine mi gidecek veya kimler alacak bu onlar için önemli (ki bu da doğru). Yani rakipleri yerine, ABD’nin müttefiklerine gitmesini isteyecek (e bu da doğru).

Yani elimize ne geçiyor:

  1. Realist biz bakış açısıyla kaos olan dünyada ABD, dünyanın polisi rolüne soyunuyor ki petrolün vb kime gideceği konusunda endişeleniyor ki bu konuda haklı
  2. Ukrayna, toprak bütünlüğü konusunda ve güvenliği ve iyi şartlar için AB ve NATO isteğinde haklı
  3. Rusya ise ABD’nin sözlerine rağmen NATO’nun genişlemesi ile NATO ve ABD’ye güvenmiyor, Belarus, Ukrayna ve Gürcistan’ı kırmızı çizgi kabul ediyor ki Rusya’nın çevrelenmiş olduğunu düşünürsek onlar da haklı

Ee, bu kadar haklının arasında ne yapacağız? Arabuluculuk bizim için fazla zor bir görev. Uzak durup, denge politikası gütmeye çalışmalıyız.

2022 ile birlikte Rusya’nın operasyonlarını görebiliriz. “ABD-Çin Ticaret Savaşı ve Çin’in güncel durumu” başlığında anlatmıştım; Çin gittikçe büyüyor ve ABD, Pasifik’te Çin’e karşı yetersiz durumda. Kovid ile birlikte bir çok şirketin Çin’den uzaklaştığı ve yeni hammadde kaynaklarına yöneldiğini bizzat gördüm. Hindistan ilk durak ancak Çin çok büyük üretici ve bu işi iyi yapıyor. Yerini Hindistan ve hatta Türkiye falan dolduramaz.

Çin ise Kaşmir, Tayvan, Güney Çin Denizi gibi alanlarda operasyonlar yapmakta ve yapacaktır da. Rusya ile birlikte başlayabilecek bu tür operasyonlara karşı ABD, NATO ve BATI yeterince cevap veremeyecektir. Daha doğrusu cevapları, yetersiz kalacaktır. Peki savaşacak mı? 21’inci Yüzyıl’da eski tip savaşların büyük devletler arasında olabileceğini düşünmüyorum.

**

İşin özü, Türkiye’nin tarihsel, askeri ve coğrafi durumu nedeniyle Kafkasya, Türkistan (Orta Asya), Kuzey Afrika, Balkanlar, Karadeniz, Doğu Akdeniz, Orta Doğu gibi bölgelerde ağırlığı büyük. Buralarda mutlaka olayların bir parçasıyız. Bu hem bize avantaj sağlıyor hem de bizi zora sokuyor. Eğer dışişleri, diplomasi, uluslararası, ordu gibi çeşitli konularda zayıflık gösterirsek veya aklın, mantığın, gerçeklerin yerini başka şeylerle doldurursak büyük ve geriye dönülmez zararlar verir.

Yunanistan’daki durum, Türkiye’den çok Rusya’ya karşıdır. Montrö’yü savunan, Suriye’de işbirliği içerisinde olduğumuz Rusya ile YPG’ye silah ve eğitim veren, Yunanistan’ı Türkiye’nin önünde tutan, Doğu Akdeniz’de bize karşı NATO müttefiki bir Amerika arasında kaldık gibi. Yani düşmanlık yapan eski dost ile çıkarlarımızın çatıştığı yeni dost… Tabii ülkelerin dost, düşman gibi kavramları yoktur, duyguları yoktur ve olmamalıdır. Çıkarlara uygun konumlar ve adımlar vardır.

Dolayısıyla denge politikası ve ortamı yatıştıracak adımlar ve antlaşmalar şart. Arabulucu olmamamız gerek, açıkça söylüyorum HADDİMİZE DEĞİL! İngiltere ve hatta İsrail gibi diplomatik olarak güçlü işler yapabilecek bir ülke değiliz.

3,5 saat ayırdığım bu yazımı şöyle sonlandırayım; Putin, hayatıma etki eden insanlardan birisidir ve hayatını, fikirlerini, adımlarını inceleyerek çok şey öğrendim. Dolayısıyla Putin’in adımları hem bu yüzden hem de Batı-Rusya gerilimi, bitirdiğim bölüm olan uluslararası ilişkiler bölümü açısından çekirdeğimi alıp izleyip, çok şey öğreneceğim bir DERS gibi.

Bahsettiğim üzere; umarım aklın, mantığın, bilim olan siyasetin parçası uluslararası ilişkilerden uzaklaşarak gurur, özgüven ve aptalca adımlar ile bölgeyi ve dünyayı ateşe atan aptallar olmaz.

 

Kaynaklar

1. Saynur Giray Bozkurt, 2006. Bağımsız Devletler Topluluğu’nda Renkli Devrimler- Kırgızistan Örneği. Akademik İncelemeler Dergisi Sayı:1 Cilt:1 Yıl:2006. Bağlantı: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/17904

2. Conflict in Ukraine. Council on Foreign Relations – Global Conflict Trackter. https://www.cfr.org/global-conflict-tracker/conflict/conflict-ukraine

3. Kırım’ın yasa dışı ilhakı 7 yıl önce ’26 Şubat olayları’ ile başladı. 26 Şubat 2021. Anadolu Ajansı, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/kirim-in-yasa-disi-ilhaki-7-yil-once-26-subat-olaylari-ile-basladi/2157735

4. Dışişleri Bakanlığı., No: 74, 16 Mart 2020, Kırım’ın Yasadışı İlhakının Altıncı Yıldönümü Hk. https://www.mfa.gov.tr/no_-77_-6-mart-2014_-kirim_daki-son-gelismeler-hk.tr.mfa

5. Protocol on the results of consultations of the Trilateral Contact Group (Minsk Agreement). Birleşmiş Milletler. https://peacemaker.un.org/UA-ceasefire-2014

6. Convention on Rights and Duties of States. https://www.ilsa.org/Jessup/Jessup15/Montevideo%20Convention.pdf

7. Yaşar ANTER. ABD, Batı Trakya’ya, 1000 askeri araç ve 120 helikopter getirecek, 8 Kasım 2021. Sözcü. https://www.sozcu.com.tr/2021/dunya/abd-bati-trakyaya-bin-askeri-arac-ve-120-helikopter-getirecek-6756399/

8. CNN Türk. (2021, April 9). Uluç Özülker: “Ukrayna-Rusya arasında çıkan savaşta en çok zararı Türkiye görecektir” – Akıl çemberi [Video]. YouTube. https://www.youtube.com/watch?v=-tBtSGoYVIA

9. 350 ton askeri teçhizat taşıyan ABD gemisi Ukrayna’ya vardı, 23 Mart 2021. https://haber.sol.org.tr/haber/350-ton-askeri-techizat-tasiyan-abd-gemisi-ukraynaya-vardi-28717

10. Shane Harris & Paul Sonne. Russia planning massive military offensive against Ukraine involving 175,000 troops, U.S. intelligence warns, 3 Aralık 2021. https://www.washingtonpost.com/national-security/russia-ukraine-invasion/2021/12/03/98a3760e-546b-11ec-8769-2f4ecdf7a2ad_story.html

11. Rusya NATO temsilciliğini Kasım’dan itibaren askıya alacağını açıkladı, 18 Ekim 2021. https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-58960467

12. Rusya, Bayraktar TB2 SİHA’larının Ukrayna’da kullanılmasından rahatsız Access to the comments, 28 Ekim 2021. https://tr.euronews.com/2021/10/28/rusya-bayraktar-tb2-siha-lar-n-n-ukrayna-da-kullan-lmas-ndan-rahats-z

13. Dmitri Chirciu. Rusya Dışişleri Bakanlığı: Batı ile ilişkiler kritik noktaya geldi, 10 Aralık 2021. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/rusya-disisleri-bakanligi-bati-ile-iliskiler-kritik-noktaya-geldi/2444407

14. Rusya’nın Ukrayna’nın Donbas bölgesindeki nüfuzu artıyor, 17 Kasım 2021. https://www.aa.com.tr/tr/info/infografik/25708

15. G7 ülkeleri: Rusya, Ukrayna’ya saldırırsa büyük sonuçları olur, 12 Aralık 2021. Anadolu Ajansı. https://www.ntv.com.tr/dunya/g7-ulkeleri-rusya-ukraynaya-saldirirsa-buyuk-sonuclari-olur,xR57d7-ab0uURFerPxPBSw

16. Rusya: “Ukrayna’ya NATO Üyeliği Vaadinden Vazgeçilsin”, 10 Aralık 2021. Reuters. https://www.amerikaninsesi.com/a/rusya-ukraynaya-nato-uyeligi-vaadinden-vazgecilsin/6349545.html

17. Ukrayna – Rusya gerilimi sürüyor: Ankara büyükelçileri NTV’ye konuştu, 10 Aralık 2021. NTV. https://www.ntv.com.tr/dunya/ukrayna-rusya-gerilimi-suruyor-ankara-buyukelcileri-ntvye-konustu,Ilgph9u1KES9V9yfYTL-yA

18. US expected to become world’s top oil producer next year, 9 Mayıs 2019. https://www.ny1.com/nyc/all-boroughs/ap-top-news/2018/07/13/us-expected-to-become-worlds-top-oil-producer-next-year

 

Hilâl Atikenur ÜNLÜER, Renkli Devrimler sunumu. Bağlantı: https://slideplayer.biz.tr/slide/2917159/

 

Son Değişiklik: 12/12/2021 - 20:49