Ortalama okuma süresi: 7 dakika

Geldik bir başka konuya daha…

Gün geçmiyor ki bir konuda da kutuplaşmayalım, kamplaşmayalım, birbirimizi yemeyelim. Muhalif düşüncenin her şartta kötülemesi ve iktidar düşüncesinin her şeyi mükemmel görmesi arasında gerçekten durum nedir?

Her zaman söylediğim gibi; siyasette hiçbir şey göründüğü kadar iyi, söylendiği kadar da kötü değildir.

Dolayısıyla Türkiye’nin yerli otomobili ile ilgili durum nedir? Mümkün olduğu kadar objektif şekilde değerlendirmek gerekir.

 

Tasarım İtalyanların Mı?

Buradan başlamak istedim. TOGG Ceo’su Mehmet Gürcan’ın anlattığı üzere; 3 farklı ekiple çalışılmış ve bu ekipte yerli helikopterleri de tasarlayan mühendisten Murat Günak gibi önemli isimlere kadar bir çok insanın emeği mevcut. Peki bu “İtalyanlara tasarlatılmış” sözü nedir?

Otomobil ile içli dışlı olanlar (ve seksi İtalyan otomobillerini sevenler) Pininfarina firmasını duymuştur. Mehmet Gürcan şöyle aktarıyor; “yaptığımız çalışmada, Pininfarina’nın Türk çizgilerini güzel yansıtacağınız düşündük. […] Tasarım Pininfarina’ya ait değil, Pininfarina’nın da içinde bulunuğu 3 tasarım evi ve mühendislerimizin de birlikte olduğu büyük bir ekibin sonucudur”.

Kişisel olarak sevdim. Gerçekten sevdim. Fakat tam fikir için canlı görmem gerek.

 

Otomobil Projesi Hakkında Görüşlerim

Aslında başlık başlık gidersem belki daha doğru olacaktır.

 

Sorun Çözücü Mü?

Mühendisler, tasarım, aracın içi, her şey iyi. Fakat daha önce de söylediğim üzere, bir tane ufak araç çıkarılması şart! Tam tasarım : Smart ForTwo. İstanbul’da her gün çile çekiyoruz. Koca koca araçlara binen tek kişiler, saçma sapan mühendislerin tasarladığı X yollar (bknz: trafik sıkışlığının nedenleri), kuralları bilmemek ve nicesi.

Kalabalık şehirlerde, çok sıkıntılı yerlere git gide büyük araçların girişi yasaklanmalı. Bu nedenle Fiat 500, Hyundai i10, ve Swatch saatleri ile Mercedes’in gücünü birleştirip yaptığı Smart’ın ForTwo modeline benzer bir ufak araba bekliyordum. Trafik sorununa çözüm olması açısından.

Tabi böyle bir aracı hibrit bekliyordum. Türkiye’nin elektrik altyapısı, insanların bilinci ve alışkanlıkları nedeniyle 20 yıldan önce elektrikli araçların büyük ölçüde kullanılabileceğini sanmıyorum. Bol bol LPG+hibrit kullanılacak. Bu nedenle Smart ForTwo benzeri bir hibrit araç bekliyordum. Geçiş dönemini kolaylaştıracak, büyükşehirlerde trafiğe ve parka çözüm olacak bir araç olabilirdi.

Peki mevcut tasarımlar? Onlara geleceğim.

 

Mantıksal Açıdan Prototipe Bakış

Tasarım gayet güzel. TOGG ve ekibi iyi hazırlanmış. Neden böyle diyorum?

  • Tasarımda sadece görünüş değil işlev ön plana çıkmış
  • Tasarımda minimalizm fikri oldukça iyi kullanılmış (bknz: minimalizm nedir?)
  • Tasarımda İtalyan firmasının da katkı sunması ve Murat Günak gibi bir ismin katkı sunması da ateşli tasarım olmasına neden olmuş, gayet güzel bir fikir
  • Türk milleti ve dünyanın gidişi nedir? Elektrikli ve SUV araçlar. Haliyle bunların üzerinde durulmuş ve pazar için mantıklı iş olmuş.

Prototipe bakınca sevmediğim iki konu var. Birincisi sevmediğim değil ancak kokpit biraz fazla sade gibi:

 

Dikişler bordo vs olabilir, spor araç gibi bir hava katılabilir miydi ya da havalandırmanın olduğu bölüm değiştirilebilir miydi bilmiyorum. Çok fazla önemli değil ancak böyle her şey tamam fakat son bir dokunuş eksik gibi geldi. Hepsi bu.

İlkine “sevmediğim” diyemem, böyle bir baharat eksik ama lezzetli yemek gibi olsa da ikincisini sevmedim. Türkiye’nin otomobili diyoruz ve kapı açma düğmesinde ne yazıyor?

 

Demek “open”? İşte bizim süper otomobilimiz, öyle süper ki “Selçuklu deseni var kapı içinde” dediğimiz bölümün hemen yanında “open” diye tuş koymak. Tebrik ediyorum.

Bir millet daha ne kadar sömürge olabilir bilmiyorum. Bakınız: Türkiye kültürel olarak bir sömürgedir. Bu fikrimi de çok iyi destekliyor. Zaten hedef kitlesi de böyle olduğu için; şehirlerde çarşıya inip tabelalara baktığınızda “lavash, bee loqma, çanta house” gibi saçmalıkları bol bol görebileceğimiz için, Selçuklu deseni yanında open tuşu beni şaşırtmadı.

 

Proje ile İlgili

Buraya kadar prototip… Peki proje nedir? Beni esas ilgilendiren bölüm bu. TOGG Ceo’su Mehmet Bey, “araba eğer satılacağı insanlardan bir parça barındırmıyorsa, o zaman ilgi görmez” demişti. Hedefimizi belirledik ve hedefimiz yalın ama prestijli, keskin hatları olan dinamik bir araç istiyor dedi.

Tasarımdan ve Mehmet Gürcan’ın anlattıklarından anladığım, lüks bir araç olacak. Ki böyle olmalı. Doğrusu budur. Neden budur diyorum?

Elon Musk’un açıklamalarını ve Tesla sürecini yakından takip eden biri olarak (ki Elon Musk’ın verimlilik takıntısını taşımaktayım); elektrikli araçlarda pil vs nedeniyle fiyatları aşağıda tutamıyorsunuz. Bugün Almanya’da 1550 Euro asgari ücret alırken Ford Fiesta’yı 12 bin euro civarında sıfıra alabiliyorsunuz. Elektrikli araçları bu paraya satmak imkânsıza yakın. Çünkü maliyet.

Fakat bir seviyeyi geçtikten sonra, en lüks süper araçların yaptıklarını, onların 10’da 1 fiyatına yapabilirsiniz. Ne demek bu? Şu demek:

**

Sadece araçlar değil, önümüzdeki yıllarda kurmayı planladığım glutensiz ürünleri üreten şirket için de aynı şeyi düşünüyorum; yeni pazara girecek teknolojik ve arge ürünü herhangi bir şey için de…

  1. Önce kaliteli ve üst segment ürünleri üret
  2. Sonra buradan gelen parayı kullan
  3. Devamında (halk arasındaki tabirle) “sürümden kazanacağın” ürünleri çıkart

Serbest meslek aksine, zengin insanlar bir işletme kurarken sistem kurar. Haliyle sistem kurmak önemlidir. Peki bu yerli arabanın sistemi nedir?

Evet 2,2 milyarlık bir yatırımdan söz ediliyor, araçların fiyatlarının da Range Rover gibi olmayacağını (ona benzese de) fakat Volvo’nun da (XC60) yarısı kadar olamayacağını öngörüyorum. Elimizde doğru düzgün bir veri yok.

Diyorlar ki, 2022’de Ncap standartları değişiyor ve en iyi puanları almak istiyoruz. 2022 için hazırlık yapıyoruz. Bu da iyi.

**

Proje meselesine geri dönersek; Elon Musk proje insanı. Sadece elektrikli araç yapmadı, sıkıntıları biliyordu; SolarCity’den tutun, şarj istasyonlarına kadar bir çok şey ile uğraştı. Türkiye’de devletin başka alanlarda destek olması gerekecek (şarj istasyonları, vergiler, yedek parça vs üreticilerine teşvikler gibi).

Eğer bu iş sadece araba tasarlama ve fabrika açma ise, ilk 5 yıl iyi gidecek ve sonra torunlarımız bize diyecek ki “yahu dede bu Devrim arabaları ve TOGG’un markası neden battı?”… Sistem şart! Sadece üretim, pazarlama değil; Türkiye’de kullanıcıların olumsuz bakmasına neden olan şeyleri de temizlemek gerek. Ben Erzurum’da, Van’da, Artvin’de, Muğla’da ne kadar kullanabileceğim? Şarj istasyonları nedir? Bu araç sadece İstanbul-Ankara-İzmir için mi üretilecek? Şarj istasyonları, bakım ve diğer konular ne olacak? Sistemden kastım budur.

Elon Musk gidip SpaceX’te roket tasarımı yaptırıp, sonra buradaki malzemeyi alıp CyberTruck’ta kullanabiliyor. Üstelik araçların da prestij yerine “verimlilik” öne çıkıyor fakat tasarımdan ve yeniliklerinden ötürü bir prestij söz konusu.

Bu tarz gözle görünmeyen bir ton problemi çözmek şart.

 

İsim Ne Olacak?

Devlette devamlılık esastır. Sedan arabanın adının Devrim olması bence en doğrusudur. Hatta Devrim projesinde çalışan mühendislerin soyisimleri bu araçların model isimleri olmalı.

Türkiye’nin arabası diyorsak, kültürümüze ve tarihimize katkı sağlamış önemli insanların soyisimlerini vermeliyiz. Sadece mühendisler değil; fazla bilinmeyen ama çok önemli işler yapmış insanların soyisimleri verilebilir. Fakat Devrim arabası unutulmamalıdır!

 

Vergiler Vergiler Vergiler

TL’nin değerinin 2013’ten bu yana düşmesiyle birlikte, vergiler herkesin belini daha da bükmekte. Dolayısıyla “lüks ev vergisi, benzine vergi, şu vergisi bu vergisi” gibi yeni kaynaklar sağlamak bir noktada işleri daha da zorlaştıracaktır. Evet fikri olan ancak parası olmayanlara destek sağlamak şart. Fakat “sen-ben-bizim oğlan” mantığı ile devleti sömüren tiplerin engellenmesi ve bundan da önemlisi üretilen malları satın alacak insanların olabilmesi daha önemlidir.

Araba lüks segmentte çıkmalı. Doğrusu budur. Fakat en geç 2025’te aile araçları da olmalıdır. Üreticiye destek yanında, alıcıya da destek olunmalı. Böylelikle daha fazla araç satın alımı olacaktır.

 

Sonuç Olarak

Bu araç devlet destekli bir proje olmamalı. Satıcıları bulunmalı ve ilk 5 yılda en az 7-8 ülkeye satılmalı.

Muhalefetin keskin karamsarlığına ve iktidar yandaşlarının aşırı olumlu olmasının yanında; ben projeyi görmeden, fiyat ve süreci görmeden bir şey söylenemeyeceğini düşünüyorum.

Söyleyebileceğim kesin şeyler şunlar; mühendislerin ve tasarımcıların eline sağlık. Güzel düşünceler var, ince detayları düşünmüşler. Her şeyi dikkatle yürüttükleri ortada. Normal şartlarda başarılı olabilecek proje. Böyle projeler desteklenmeli. Projenin başında olumsuz bakıyordum, fakat beklediğimden çok iyi bir iş çıkartmışlar ancak bu prototip.

Facebook ve Youtube yorumlarında yazılanları göründükçe anlamakta zorlanıyorum. Kimisi “İtalyanlar tasarlamış” diyor kimisi şimdi Avrupa düşünsün diyor… Birader adamlarda Mercedes var MERCEDES! Volkswagen dediğin grubun arge harcaması, Türkiye’deki özel+kamu+üniversite (yani tüm kurum, kişi ve şirketlerin harcamasının) iki katından fazla. Kaldı ki onların ürünlerinden daha başarılı ürün ortaya çıkarsa, alıp inceleyip geliştirirler.

Kusura bakmayın da; lale figürü, Selçuklu deseniyle Avrupalıya araç satamazsınız! Üç ekran kullanılması mı yenilik? Böyle de bir durum var. Araç tasarım olarak güzel, yerli olması zaten güzel fakat benim için Jaguar, Mercedes vb markaların elektrikli araçlarından da farklı gelmedi. Tesla ilk çıktığında farklıydı. Sonra? CyberTruck farklı… Farklı dediğim, farklı bir şeyler getiriyor tasarım olarak, kullanım olarak, fikir olarak… Bizim araç? Yerli olması mı olay? Bu Avrupalının gözünde bir avantaj değil ki!

Dünyanın en güvenli, en verimli, en donanımlı aracını yapmak marifettir. Proje böyle çıkarsa, Avrupalı alır, gocunmaz, kıskanmaz… Fakat Mercedes’in, Jaguar’ın, Tesla’nın yaptığı aracı, aynı fiyata yaparsan; onların araçlarına fazlasıyla benzerse (Ncap, donanım, kalite, konfor, performans vs konularında), satacağını pek sanmam. Sadece Türklere satmak için kurulduysa o da sıkıntı…

Proje dediğim bu… Türk otomobili, “Türklerin yaptığı otomobil” olmak dışında neyi temsil ediyor? Çevreye daha az zararlı, verimli, donanımlı, güvenli vb gibi bir şey olması gerek.

Mercedes-> Konfor
BMW-> Sürüş keyfi
Volvo-> Güvenlik
Ferrari->Performans ve seksilik

Daha sayılabilecek çok marka var. Bir alanda oturmuşlar. Mercedes, Volvo’dan daha az mı güvenli? Değil. FAkat bu öne çıkmış. Yapılan gerçek kazalara bakınca anlarsınız (biri Türkiye’de diğeri de kamyon ile çarpışma var, en basitinden bunlar).

Eğer bunlardan hiçbirine yönelemezseniz, İTalya’nın dar sokakları için üretilen Fiat 500’üne bakacaksınız. Türkiye’deki sorun nedir?

  • Yakıtın pahallı olması (hoş yakıt tüketimini azaltmayı devlet istemez)
  • Araçların pahallı olması (eh vergisini aldığı sürece devletin işine gelir)
  • Trafik sıkışıklığı (ki İstanbul CHP’nin ise prblem yok suçu at, AKP’nin ise yine sorun yok benzin kullanımı artar)

Eğer bunun gibi Türkiye’deki sorunlara çözüm olmuyorsa (ki aksine büyük araçlarla sıkışıklığı arttıracaksa), işte orada işler biraz karışacaktır.

Bizim gibi şekilci bir millet için durum bundan ibaret. Para konusunu bir kenara bırakırsak mantıksal açıdan iki arabam olsun isterim; bir tanesi aile ve uzun yol aracı olarak Mercedes GLS-GLB veya Volvo XC ancak bunların hibrit olanı, diğeri ise İstanbul trafiği için güçlü ama ufak Smart ForTwo (tabi hibrit olursa ne iyi!).

**

Emeği geçenlerin eline sağlık ancak dediğim gibi sistem önemli. Ürününü sattırmak için sistemi kurmak gerek. Elektrikli aracı çıkartmadan önce, şarj istasyonlarını ve sistemi (ücretlerini) kurmak gerek. Bu nedenle ilk 5 yılda 7-8 ülke diyorum. Yedek parçasından şarj istasyonuna her türlü sistem oturacak ki, aracını sat. Eğer bir soruna çözüm olmuyorsa bile en azından bazı konularda diğerlerinden çok daha iyi olmalı.

Bu konularda ne düşünüyorlar yeterince fikrim yok. Aracın görünüşü ve CEO’su ile söyleşiyi de alta bırakıyorum.

 

Düzenleme (31.12.2019)

Yurt dışındaki görüşlere, Youtube yorumlarına baktığımızda Türkleri seven ülkeler (Bosna, Kosova, Pakistan, Hindistan ve bazı Arap ülkeleri gibi ülkeler) ilgi göstermiş. Yıllardır yumuşak güç dediğim bu. Amerika ve Avrupa’ya laf yetiştireceğimize bu ülkelere destek verip, ilişkileri geliştirip; bu ülkelerle çalışmalar yapabilirdik. Haliyle Türkiye’nin gücü artacak. Geç değil, tren kaçmış değil!

Dediğim gibi araç süper; Volvo, Mercedes, BMW üretimi gibi yüksek kaliteli. Hiçbir problem yok. Fakat üretim maliyetleri iyi hesaplanmalı. Lüks araç olacağından ve güvenlik, konfor yanında Tesla gibi yapay zeka ve sürüş donanımları olacağını da düşünüyorum. Ekibe bakarsak burada da sıkıntı çekmeyeceğiz. Fakat dediğim gibi elektrik altyapısı, yedek parçası şunlar bunlar hesaplanarak yola çıkılmalı. Elektrikli araçlarda araç kadar destekte önemli. Samsun’dan Mersin’e, Edirne’den Muğla, Rize, Erzurum, Van, Hakkari’ye kadar şarj istasyonları açmadıkça bu araç satışı sınırlı kalır. Bu şarj istasyonları, diğer araçlara da yarayacak. Öyleyse bir plan ve proje gerek. Herkes elini taşın altına koyacak, devlette elektrikli araçları alınabilecek seviyeye getirecek!

Bu işin çözümü budur! Bunlar gözden kaçarsa, güzel araba sadece güzel araba olarak kalacak.

 

 

**

 

 

Son Değişiklik: 31/12/2019 - 11:49
%d blogcu bunu beğendi: