Ortalama okuma süresi: 5 dakika

Kendisini tanımıyorum fakat “çok farklı alanlarda” tanıdığım insanlar kendisi hakkında iyi konuşuyorsa, başka bir şeye ihtiyaç duymuyorum. Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu, Koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetmiş. Yeri uçmağ olsun. Tüm sevenlerine başsağlığı diliyorum.

Sayın Taşçıoğlu gibi yeterince tanıyamadığımız nice kahraman şu anda bir savaş vermekte. Evet sosyal medyadan “minnet duyuyoruz” yazabiliriz, hatta bu işin farklı türde olan bir savaş olduğunu; ailelerini korumak için ailelerinden ayrılan, sabahtan akşama kadar insan üstü çabayla “savaşan” ve hastalık kaparak sevdikleriyle bir daha sarılamadan ölme ihtimaline rağmen canla başla çalışıyorlar.

Ben bu durumu anlatabilecek durumda değilim. Keşke bir kamera ekibi daha ilk günlerden itibaren işin bu taraflarını da çekse ve bu salgın yavaşladığında, seriler halinde insanlara gösterebilsek… Çok değil bir kaç ay öncesine kadar saldırdığımız ve buna rağmen, “kendi hayatlarını riske atarak” başkalarının hayatını kurtarmaya çalışan insanların neler yaşadığını şu an sadece tahmin edebiliriz.

Yazarken bile içim sıkılıyor, ruhum daralıyor. Türkiye’nin cihaz ve yatak kapasitesi belli. Salgın bu şekilde ilerlerse ki ilerleyecek, hastahane ve doktor kapasitesinin üzerinde ihtiyaç olursa ki olacak; o zaman sağlık çalışanları dikkatini ve performanslarını yitirecek, hastalanacak, hayatlarını kaybedecek… Dolayısıyla sağlık çalışanı sayısını arttırmakta zorlanacağımız gibi, azalacak.

Bu nedenle Yılmaz Büyükerşen’in de dediği üzere, lojistik ve planlama çok iyi yapılmalı. Şöyle demişti [1]:

1- Yurdumuzun birçok yerinde olduğu gibi Eskişehir’de de tüm hastanelerimiz pandemi hastanesi ilan edilmiştir. Ancak bu diğer sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde sorunlar yaşanmasına yol açmaktadır.

2- Pandemi hastanelerine acil medikal sorunu olanlar, tramvalar, trafik kazası yaralıları ve doğumlar için giden vatandaşlarımızın da Covid-19 enfeksiyonunu kapmaları olasıdır.

3- Covid-19 salgını dışında diğer sağlık hizmetlerinin yürütülebilmesi için ‘hizmet hastanelerine’ ihtiyaç vardır. Örneğin şehrimizde Eski Devlet Hastanesi ve boşaltılmış diğer hastanelerin yeniden hizmete alınmasıyla 1500 hasta için ek yatak kapasiteleri yaratılabilecektir.

4- Hizmete alınacak bölge pandemi hastanesi civar illerimize de hitap edecektir. Bu yapılamıyorsa da şehrimizdeki bir hastanenin ‘hizmet hastanesi’ yapılması ihtiyacı vardır. Diğer şehirlerde de Şehir Hastanesine taşınma bahanesiyle kapatılan hastaneler tekrar hizmete açılabilir.

 

Sağlık Bakanı

AKP iktidarı boyunca beğendiğim iki bakanın ikisi de şu anda yönetimde. Biri Milli Eğitim Bakanı diğeri Sağlık Bakanı. Bir sürü eleştiriler oldu ve olacak, hatta korona sürecinde Şubat sonundan Mart ortasına kadar gelen herkesi 3 haftalığına karantinaya alsalardı, bu iş önemli ölçüde çözülebilirdi. Fakat sadece bizim bakanlığın değil, dünyanın hazır olmadığı bir salgından bahsediyoruz.

Ne ekonomik sistemimiz, ne sağlık sistemi, ne milletimiz, ne de herhangi bir şey hazırdı. Tamamen hazırlıksız yakalandık. Türkiye’ye daha geç gelmesiyle, diğer ülkedeki önlemler izlenebilir ve/veya Çin ile bağlantı kurulup, fikirleri alınabilirdi. Fakat eminim bunlara benzer adımlar atıldı. Çünkü bu iş, çeşitli ulusal politikanın dışında.

Sağlık Bakanının bugün yaptığı konuşmayı izlediniz mi bilmiyorum fakat üzerindeki baskı ve yaşadığı durumun dışa vurumuydu. Eleştiriler, hastalıklar, ölümler… Belki Sağlık Bakanının tercihi başka yönde (sokağa çıkma ve karantina konusunda) bilemiyorum, ancak şu an sadece milletimiz, ekonomi falan değil; aynen doktorlar gibi Sağlık Bakanlığı da çok zor bir süreçten geçiyor. Üzerine hiçbir şeyin beğenilmediği bir durum. Sokağa çıkma yasağı alınsa, o da beğenilmeyecek. Eleştiri sürekli gelecek ancak her alanda elde edilebilecek en doğru kararı almak, işin zor bölümü.

Sadece Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca değil, tüm bakanlık çalışanlarına da sabır diliyorum. Eminim Bakanlık çalışanları da olağanüstü mesai harcıyordur.

Biz ise sadece oturduğumuz yerden, çeşitli veriler ile konuşup en doğrusunu kendi bakış açımızla vermeye çalışıyoruz. Üzerimizde hiçbir baskı yok, hiçbir canın sorumluluğunu taşımıyoruz. Fakat Sağlık Bakanı, bakanlık çalışanı tüm sistemin ve “her ihtimalde gelecek olan” eleştirilerin sorumluluğunu taşırken; muhtemelen 10 gün içinde sağlık sisteminin yetersiz hale gelmesiyle, doktorlar çok zor kararları da vermeye başlayacak. Kim yaşayacak? Kime solunum cihazı gerekecek? Kimin durumu daha önemli, kimi kurtarmak gerekir?

ekleme (2 Nisan 2020): Prof. Dr. Ziya Mocan: “Çapa Tıp Fakültesi’nden hayatını kaybeden 3 profesör var” [2]. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dali eski Öğretim Üyesi Prof. Dr. Feriha Öz koronavirüs sebebiyle 87 yaşında hayatını kaybetmiş [3].

Zor Kararlar

Otobanda hızla giderken, öndeki arabanın çarpıp 8 metre kadar önüme savurduğu kedi yavrusunu takla atmak harici yapılacak her şeyi yapmama rağmen kurtaramadım ve gaz/fren ile dengeleyerek arabanın altından belki geçiririm diye uğraşıp, arabayı eğmeme rağmen bağını alttaki demire vurmasına neden oldum ve hemen can verdi. Hayatımda yaşadığım en iğrenç günlerden birisidir. Kaç kediyi kurtardık, veterinerlerin %25 şans verdiği ve ameliyattan sonra “umutlanmayın” dediği hayvanı ekstra çabalarla iyileştirdik, kanser olan kedimi kurtamak için her şeyi yaptık; aylarınızı veriyorsunuz, çaba harcıyorsunuz, belki yaşatabiliyor belki yaşatamıyorsunuz ancak otobanda giderken 30 saniyelik kısa sürede can alabiliyorsunuz… Hâlâ hatırladığımda içime oturuyor.

Bunu neden anlattım? Muhtemelen 10 gün içinde doktorlar yoğunluk ve yetersizlik nedeniyle kimin daha acil olduğuna karar vermeye başlarsa (ki belki henüz başlamadı), nasıl bir ruh halinde olacakları ve bu durumdan psikolojik açıdan bir daha nasıl kurtulacaklarını tahmin bile edemiyorum. Aileleriyle bir daha sarılamayacak olma ihtimallerine rağmen onlardan ayrılıp, hastalara yardım etmeleri de cabası!

Biz sadece konuşuyoruz. Sorumluluğumuz olmadığı, bire bir olayların içinde olmadığımız için; bu zamana kadar okuduğumuz, araştırdığımız, dünyanın tecrübe ettiği her şeyi bir araya getirip, en doğru karar olduğunu düşündüğümüz kararları, kendi bakış açımızla sunuyoruz. Hepsi bu.

Doktorların, sağlık çalışanlarının, üretim tesislerini salgınla mücadeleye ayıranların, bakanlığın ve çaba gösteren herkesin elinden öpüyorum. Şu anda yapabileceğimiz en iyi şey, bu insanların canla başla çalıştıklarını ve en doğru kararı vermek için sabahtan akşama kadar uykusuz günler geçirdiğini bilmek. Ben inanıyorum ki, mevcut durumda herkes en doğru kararı alıyor. Elde hiçbir veri olmadan, hiçbir şeyi bilmeden, sıfır noktasında olmadan “280 karakter ile” insanları yargılamak çok kolay.

Sadece bu insanların dediklerini yapın ve en doğru kararı verdiklerini bilin. Hiçbiri sorumluluğu altındaki insanların ölmesini istemez. Bu anlamda işleri askeri yöneticiler yani komutanlardan daha kötü durumda. Çünkü sorumluluğu altındaki insanlar ölecek, bu konuda mutlaka eleştiri gelecek bu insanlara da. Yapmayın.

Kırılma Noktası Olacak (Mı?)

Sizi temin ederim ki bu işin sonunda yüz binlerce kişi hastahanelere bir şekilde gitmiş olacak, on binlerce kişi yoğun bakımdan geçmiş olacak ve bir kaç bin insanımız ölecek. Eğer bir şeyleri doğru yaptıysak Nisan’ın 10’undan itibaren “artışta azalma” olur ve Haziran’a kadar korona ile mücadeleyi önemli ölçüde atlatırız ancak 2 yıl içinde eski yaşamımıza geri döneceğimizi sanmıyorum.

En büyük korkum, bir kaç milyar kişiye bulaşarak, mutasyona uğraması ve 2 yıl içerisinde tam “rahatladık” derken tekrar salgın haline dönüşmesidir. Küçük ihtimal dahi olsa, korkum budur.

Aşının geleceğini düşünmüyorum. Maalesef insanlar ölecek, hastahane ve sağlık çalışanı bakımından zorlanacağız. Fakat millet olarak (hiç lafı dolandırmanın anlamı yok), aptallık yapmadıysak; 15 Mart’ta gelen karar ve 22-23 Mart’tan itibaren insanların ciddiye almasıyla birlikte Nisan’ın 10’undan sonra artışta azalma olması gerekir. Bu anlamda büyük ölçüde umutluyum. Fakat geçen hafta ciddiye alınmış gibi görülse de, bu hafta insanlar rahatlamış gibi. Geçen hafta tatil yaptınız, bu hafta bıraktınız anlaşılan. Eğer durum bu ise, Nisan’ın 10’undan sonra 1 hafta 10 gün işler iyi gibi görünüp, sonra patlayabilir. Bu nedenle lütfen uzmanların ve yetkililerin açıklamalarına uyun!

**

Sadece mevcut salgında değil, her zaman işlerini yapan; kendi canlarını ortaya koyarak başkalarına yardım eden tüm sağlık çalışanlarına ve sağlık çalışanlarını düşünürken sesi titreyen, onlar ve milletimizin hayati güvenliği için canla başla çalışan tüm yetkililere; sağlık çalışanlarını rahatlatmak, salgınla mücadeleye katkı sağlamak ve milletimize yardımcı olmak için tüm imkânlarını seferber eden kişi, kurum ve firmalara saygı, sevgi ile minnetlerimi sunuyorum…

Milli birlik ve beraberlik, yardımseverlik ve azim ile bu süreci aşacağız; ben inanıyorum.

Başkalarını uğraştırma uğuruna hayatını kaybedenlerin de yerleri (mekanları) uçmağ (cennet) olsun.

**

 

Önemli İnsanlar yetiştiren hocaya, öğrencileri veda etmiş 😐

 

Son Değişiklik: 02/04/2020 - 15:31
Kategori: Genel - Hayat - Politika
%d blogcu bunu beğendi: